İyi Yazarlar
İyi Okurlar
İstanbul

Ozan Bilican

6 / Puan: 7.6

İstanbul

Mücahid Cesur

7 / Puan: 6.37

İstanbul

Abdulhamid Osmanoğlu

13 / Puan: 4.52

İstanbul

Sıla Münir

17 / Puan: 4.04

İstanbul

Muharrem Morkoç

43 / Puan: 2.58

İstanbul
Konya

Mücahit Kılıç

128 / Puan: 1.25

İstanbul

İremgül Gürcüm

139 / Puan: 1.13

İstanbul

Fikir Teri

349 / Puan: 1

Ankara

Muhammet Tan

404 / Puan: 0.7

Kayseri

Faruk Aslan

421 / Puan: 0.67

İstanbul

Taner Bay

438 / Puan: 0.57

Bursa

Esra Şengül

472 / Puan: 0.4

Adana

Ali İşeri

486 / Puan: 0.33

İstanbul

M Asaf Ağar

498 / Puan: 0.2

Bursa

Mustafa Şen

500 / Puan: 0.18

Çanakkale

Edibe Toğaç

503 / Puan: 0.17

Adana

Afşar Kaplan

504 / Puan: 0.17

Kahramanmaraş

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 07 dakika kaldı.

Esra Şengül yazdı, 4 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
26 May 01:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Kara Yürek

O yağmurda, gözlerine sığınırken dedim:

"Sevdanın rengi, kara..."

O kara sığınağa hapsolmuş gözlerim;

Bırak, hürriyet nedir bilmesin...

Ey sevgili, söylesene!

Kara yüreğinden mi aldın:

Gözlerinin karasını?

Yoksa bu denli zifiri nasıl bakarsın gözlerime?

Esra Şengül yazdı, 11 kez okundu, 1 misafir olmak üzere 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
24 May 21:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Bir Bıçak

Bir bıçaktır dizelerin;

Yüreğimi dilen...

Yâr, var git;

Dilinden düşmeyenini,

Kaleminden dilen...

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 99 kez okundu, 1 misafir beğendi, 3 yorum yapıldı.
24 May 13:00
Mesele Mehmet Görmez Değil Hala Anlamadın mı?
3010517061824dc17b43f20f7c7446a01495624251

3010517061824dc17b43f20f7c7446a01495624251

Ne oldu da Mehmet görmeze ait olduğu iddia edilen bir mektup haber piyasalarına bir anda ve ivedilikle sürüldü?

Bu "mektup Haberini" neden TGRT ve Solcu  Haber siteleri dışında hiç bir muhafazakar ve Hükümete yakın kanallar ve haber siteleri haber yapmadı?

Mehmet görmezin;

"Hilali gözetleyen Müslümanlar hakkında "bedevi" benzetmesi..."

"Hz. Mehdi inancı ile ilgili: “Mehdilik konusu Kur'an-ı Kerim'de hiçbir ayette yer almaz. En temel hadis kitaplarımızda da bu kavram yoktur.” diyerek devirdiği çamlar..."

"Hadisleri ayıklama girişimi ile ilgili yanlış işleri..."

"İran ziyareti ve bir Şii mollanın arkasında namaz için saf tutması..."

Ve daha başka meselelerdeki yanlış ve hatalarını savunacak değiliz...

Ancak mesele başka...

Başbakan binali yıldırımın fetö ile mücadele tarihi olarak verdiği 17/25 Aralık 2013 tarihinden 6 ay önce yazılmış bir mektup ile hangi gizli emel ve arzular perdeleniyor?

TGRT'te yayın yapan Cem Küçük'ün 17/25 aralık operasyonlarından sonra (dikkat edin önce değil sonra) fetö ve hoca efendeye! methiyeler dizdiği ortadayken, Görmeze fetö'cü yaftası vurma pişkinliğini doğrusu anlamak pek mümkün değil!

Bu itibarsızlaştırma ve ardından görevden uzaklaştırma kumpasları, Fetö'nun en iyi yaptığı "alan açma" hareketiydi...

Peki bu itibarsızlaştırma operasyonu kim ne niçin yapıyor?

Kanaatim şu:

Bugüne kadar Diyanet'te fetö'den temizlenen en üst düzey insanlara baktığımızda 1 il müftüsü ve 5 ilçe müftüsü karşımıza çıkıyor...

Henüz Diyanet'te kapsamlı bir fetö temizliği başlatılm(a)dı.

Bu operasyonu gören ihlas / Hakikat taifesi Diyanetin üst düzey kadrolarında kendine alan açıyor kanaatindeyim...

ve Bu mektup ile Mehmet Görmeze Baskı ve şantaj yapıyorlar...

Mehmet görmezin şahsında Diyanet teşkilatına çekilen bu operasyon, Erdoğan'ın bir seyahat veya açılış toplantısında Mehmet Görmezi ön taraflara oturtması ile sona erecek...

Bu tablo karşısında Günlerce Mehmet Görmeze hain diyenler hem mektubu hemde haini unutacaklar!

Hamiş: Bu operasyona tarihçi Ahmet Şimşirgil'in katılması beni üzdü. Kendisini severim sayarım.

Bununla birlikte Diyanetin ehli sünnete ters ve muhalif söylemler geliştiren müftü, vaiz, prof ve Hoca'ların  faaliyetlerine acilen neşter vurulmalı...

Bu yazının asıl maksadı Diyanet Teşkilatını tebriye ve tezkiye etmek değil, siyasi bir operasyona dikkat çekmektir...

24 May 20:30

Misafir

Dinimiz hurafelerden arınmalı, kur'ana uygun Peygamberimiz nasıl yaşamış ise bu din o şekilde yaşanmalı. Tarıkatçılar tarafından birtakım beşeri kaynakların bizlere din diye yutturmaları engellenmeli. Diyanet gibi gözümüz gibi koruduğumuz kurum yıpra

24 May 13:40

"ne yazık ki" diye belirttiğiniz üzüntü ve hüznünüze katılamayacağım. Selamlar..

Esra Şengül yazdı, 22 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
23 May 17:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Beklemiyorum

"Beklersen gelmem!"

En güzel "O" bilirdi avutmayı...

Beklemiyorum, gelmelisin!

Tam da, bu sebepten...

Ahmed Gündüz yazdı, 11 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
23 May 05:00

Ahmed Gündüz

Puan: 0.13

Kurtlar Vadisi Erdoğan

Polat'ı Erdoğan,Çakır'ı Erbakan Hoca olarak düşünürsek bu dizinin Abdülhey'i kim?

Abdülhey;Aslan Akbey tarafından gerektiğinde Polat'a yardımcı olması,hata yaparsa düzeltmesi ve birşey olursa Polat'ın yerine geçmesi için görevlendirilmişti.

Memati'yi Erdoğan'ın sadık adamları/dostları olarak düşünülebilir.Ona yardımcı olan,eli kolu olan dostları.Ama Polat'a birşey olursa yerine Memati değil hep Abdülhey geçti.

Bu dizinin Abdülhey'i İbrahim Kalın'dır.

Diziye genel olarak baktığımızda Polat Çakır'ın yanına yerleştirilen,onun yanında pişip bu vadiyi tanıyan ve yavaş yavaş yükselen birisi.Yani bir nevi Erdoğan.O da bütün engellemelere rağmen yavaş yavaş ilerleyerek kazandı.Polat başa geçtiğinde bütün düşmanlarını bitirmişti.Yani konseyi.Ve tek güç olmuştu.Peki Erdoğan kimleri bitirdi/bitirecek?Erdoğan ise bütün siyasi isim ve kişileri bitirdi/bitirmek üzere.Erdoğan'ın görevi de bu.Bütün siyasi partileri bitirmek.(Sebebi uzun.Onu başka yazıda açıklayalım.)

Konseye dair bir şey ekleyeyim.Hatırlarsanız Polat konseyin başına geçip konseyi bitirmesini devlet istediği gibi konseyi kuran güç de istiyordu.Yani konseyi kuran güç kendi kurduğu konseyini kendi yıktı,bunu da Polat'ı başa geçirerek yaptı.Polat'ın yolunu baronluk yolunda açan bizzat kendileriydi.

Sonra bizzat şifreli belgeyi çözüp (kripteksi) onların bütün kirli çamaşırlarını bildiğini eğer anlaşmazlarsa herşeyinizi deşifre ederim diyip onlarla pazarlık yapan da Polat Alemdar'dı.

Peki dizinin devamı nasıl olacak?Biraz spoiler verelim :)

İlk başta şunu söyleyim.Dizi 2019'da final yapacak nasipse.O zamana kadar bize 100 yıl önce atılan en büyük fitne,en büyük kazık olan bütün siyasi partiler bitecek inşallah.Dizi bitecek diye üzülmeyin başka bir isimle dizi bomba gibi devam edecek inşallah.

Bu süreçte dizinin bütün oyuncuları da değişmiş olacak.Yeni dizide eski dönemden kimse kalmayacak ve full milli isimler olacak inşallah.Dizinin son iki senesi biraz hareketli geçecek.Ee kolay değil diziye yeni oyuncuların katılması gerekiyor.Ama dizinin finalinde bütün millet olarak sevineceğiz inşallah.

@karununhazinesi

Esra Şengül yazdı, 25 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
21 May 13:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Ama Bir Gün'aydın ile Ama Bir Şarkı ile

Ve her sabah birileri:

"Günaydın" der.

Güç bela yüreğimde yatıştırdığım sensizliği de apar topar uyandırıp...

Ne gün'aydın deyin.

Ne yüreğime değin...

Kasıtsız yaşatıyorlar işte; güç bela yüreğine gömdüğünü...

Ama bir şarkıyla, ama bir "gün'aydın" ile...

Esra Şengül yazdı, 22 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
20 May 01:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Sağanaklar

Geceye yağmur,

Yüreğime de hüzün çiselerken;

Seni sevişimi düşledim, şu buğulu cam önünde.

Ah, ne gözü kara sevmiştim; gözlerinin karasını yüreğinden alan adamı...

Böyle bir sağanaktı yine:

Bir çocukluk edip, buğulu cama o sihirli cümleyi kondurmuştu ayaza kesmiş parmak uçlarım.

"Seni seviyorum..."

Seni öyle sevmek; o sağanakta, en sevdiğim o yağmurda kaldı.

Dudağımda şimdi sadece acı tebessümü kalmış.

Seni aklıma, yüreğime sağanak sağanak düşürmese şu sağanaklar;

Diyeceğim: "evet, adamakıllı unuttum adamı..."

Faruk Aslan yazdı, 12 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
19 May 21:00

Faruk Aslan

Puan: 0.67

Her İnsan 

Her insan sever.En kötü insan bile bir şeyi mutlaka sevmiştir.Çünkü : sevmek kabiliyeti insana bahşedilmiştir.Lakin gel gör ki sevginin büyüklüğü herkeste aynı değildir.Evet her insan sever ama her insan aynı sevmez.

Sevgisi büyük olan insan sevdiği kadar da üzülür.Yani ne kadar yüksekten düşersen o kadar canın acır.Bu durum bir çok meselede gerçekleşir. Fakat'' işte bu insanda benim gibi ''dersin ve öyle olmadığını görürsün ya işte o acının tarifi çok zordur.Böyle sanki her dakikanın otuz saniyesi kalbin pres makinesinde sıkıştırılır.Sonra ne oluyor filan derken akıl bu sefer o makineye girer,otuz saniye de o sıkışır.Nasıl dersin nasıl olur?Bir insan seviyorum deyip bunu yapar mı?Bir insan dostum deyip,satar mı?Yalnız en acı gerçekle en son yüzleşilir.Bu İşin suçlusu yoktur.Sizin tek hatanız inanmaktır onunda sizin gibi sevdiğine.Siz de suçlu değilsinizdir. Çünkü:Her insan sever ama her insan aynı sevmez.

Aman dikkat!Bu acının beklenen yan etkisi ise bünyede ve ruhta hissizleşme ve sevgisizleşmedir.Evet umduğunuz kişilerden, umduğunuz karşılığı görememiş olabilir,ummadığınız anda tepe taklak bulabilirsiniz kendinizi.Her şeyden el ayak çekmek,unutmak isteyebilirsiniz.Ama siz böyle gerçek sevmeye devam edin.Sevgiye küsmeyin!Size değer verenlerin sizi bu yan etkiye yakalanmış şekilde görmesine izin vermeyin.Artık akıllandınız sizin gibi gerçek sevmeyen insanlardan uzak durun.Unutmayın! Gerçekten sevenler unutmayın!Her insan sever ama her insan aynı sevmez.

Esra Şengül yazdı, 34 kez okundu, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
18 May 01:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Bir Çocuk Gibi

Tek oyun arkadaşının;

okuldan dönmesini bekleyen bir çocuk gibi bekliyorum gelmeni.

Kırılmış dizlerimde;

Yüzümü avuçlamış ellerimle,

Yoluna dalmış gözlerimle...

Bir o kadar biçare,

Bir o kadar umutlu...

Sıla Münir yazdı, 35 kez okundu, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 May 01:00

Sıla Münir

Puan: 4.04

Asabi Kimseler

Öfkem büyük ve derin,

Asabi kimselere,

Hiç sevimli, hiç şirin,

Olamaz asabi kimse.

Kaşları çatmak zinhar;

Yakışmaz müslümana,

Kalp kırmak ki denk olmuş,

Beytullah'ı yıkmaya...

Aslında acınacak

Haldeler böyleleri,

Nasıl taşır kalbinde,

Bunca öfkeyi ve kini...

Herkesi yaralıyor,

Her bakışı her sözü,

Herkesten âh alıyor,

Nasıl gülecek yüzü.

Etrafındaki kimseler,

Gazabından korkarak,

Hep müdara ederler,

Heyhât, kendisi bilmez,

Hiç kusurunu görmez,

En yakınları bile,

Onu yürekten sevmez!!!

Esra Şengül yazdı, 39 kez okundu, 2 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
16 May 13:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

O'ysa

Oysa ben;

Ya "O'ysa" diyerek uyanmıştım:

O sisli rüyalardan...

Gecenin bilmem kaçında...

Sensizlik, telaşlı bir yürekmiş biraz da...

Esra Şengül yazdı, 30 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
15 May 01:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Rüya ya

Zifiri mi zifiri gece...

Yağmur yağıyor ince ince...

Bir adam;

Gece gibi sükûta çekilmiş...

Öylece duruyor:

Umarsız, umursamaz...

Islatmayan yağmurdu.

Üşütmeyen geceydi sanki.

Sırtı, bana dönüktü.

Yüreği, hüzne...

Mırıldanarak şiir okuyordu.

Değiyordu kulaklarıma her mısrası...

Unutuyordum sonra.

Rüya ya...

Esra Şengül yazdı, 41 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
13 May 21:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Dizlerim

Dizlerim vardı;

Başını bir ömür koyabileceğin...

Ama gel gör ki:

Kader, "dizelerimde" yaşlandırdı seni...

Esra Şengül yazdı, 43 kez okundu, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
12 May 17:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Elma Çekirdeği

Bir elmadan bile, geriye çekirdeği kalıyor.

Bir elma çekirdeği değildik; toprağa düştüğümüzde filiz verecek!

Biz insanlar; gittik mi tam gidiyoruz aslolan dünyamıza...

Bu yüzden, bir elma çekirdeği kaygısızlığı taşımadan; bir kereliğine bize sunulan hayatı, binbir türlü lüzumsuzluklardan sıyrılarak layığıyla sürdürmeli insanoğlu...

Esra Şengül yazdı, 49 kez okundu, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 May 13:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Pişmanlıklar

Yazmadığın, ışık hızında uzaklaşıyor senden.

Muamma ülkesine akın eden göçmen kuşlar misali...

En nihayetinde; kâğıda dökmediklerin, aklının en ücra köşelerinde beklemeye mahkûm eder seni...

Israrla beklersin; belki bir kanadından tutup kondururum diye...

Ama ne çare!

İnat edip yazmadığın da, sana kafa tutar.

Ve pişman olursun; hesap sorarsın aklına.

Ama ne çare?

Bilirsin; ne dönüşü olmayan gidişe umut bağlanırdı, ne de son pişmanlık fayda ederdi!

Ali İşeri yazdı, 27 kez okundu, 2 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 May 01:00

Ali İşeri

Puan: 0.33

Hatırlar Mısın ?

Zaman, değer, verim, doyum , gün ışığı , tebessüm eden bir çift göz , kızgın bir yüz ifadesi , dargınlığın simgesi omuz silkmek , farkında olmak,“Haydi yeter artık “nidaları , kana kana içilen su , zenginlik

Bu sözcükler tanıdık geldi mi ? Aslında çokta uzak olmayan anılarımızdaki bir fotoğrafın parçaları. Çocukluğumuzdan, mahallemizde, köy meydanında oynadığımız oyunlardan arkadaşlarımızla geçirdiğimiz vakitlerden bir fotoğrafın parçaları.

Bu parçaları bir arada görmek epey zorlaşmış vaziyette bana göre şu zamanlarda. Tek tük beliriyor bu fotoğraf mahallelerde benim gözüme. Halbuki o kadar çocuk var diyorum kendi kendime. Ama top peşinde koşuşturan,toprakta oynayan , ip atlayan , “Hadi sobelendin cık artık” diyen çocuklar çok az görünüyorlar .Boş sokaklar …

Elbette köylerimizde hala sokaklarda aynı haz ve coşkuyla devam ediyor bu kültür , hala sokakta terliyor çocuklar, ve ne güzeldir ki toprak kokusu duyabiliyorlar hala.Çakıl taşını özleyeceğimi bilsem kızar mıydım hiç ona ayakkabımın içine giriverdiğinde ,yakalamaç oynarken yazlık ayakkabımın ayağımdan çıkmasıyla yakalanmama üzülür müydüm hiç ?Bu duygulardan yoksun büyüyorlar parke taşlarının üstünde oynayan geleceğimiz.

Futbol konusunda bende her erkek kadar hırslıydım çocukken.İki kale kurardık direkleri taş ,başlardık koşuşturmaya.Gol olmasıyla başka bir film başlardı sanki.Gol mu değil mi tartışması daha eğlenceli gelirdi bizi izleyen abi ablalarımıza.Bize göre gol değilse taşın üstünden geçtiğini yahut kalecinin boyunu aştığını anlatmya çalışırdık rakip takım oyuncularına. En etkili sözcük ise “ Ekmek çarpsın gol değil” oluyordu . En çok da ona gülerlerdi seyircilerimiz.Şimdilerde bu tartışmalar hala yaşansa da şanslı sokaklarda ,çoğu yerde gol tartışması şöyle sonuçlanıyor: “Hadi bas ‘start’ a ”.

Ne yapabiliriz ?

Anlatabiliriz onlara , hissettirebiliriz sokakta oynamanın tadını.Belki de oynayamayacaklar yine sokaklarda gezen tehlikeler yüzünden ama hatırlayacaklar oyunlarımızı , unutmayacaklar ,belki bir gün onlar da anlatacak başka çocuklara.Belki bir gün o güvenli ortam sağlanacak ve yeniden şen şakrak olacak sokaklar .

Biz anlatmaya başladık bile

Esra Şengül yazdı, 44 kez okundu, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 May 01:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Son Mum

Kopkoyu bir gecedeyim...

Karanlığa teslim şehrim...

İşin kötüsü, bu son mum:

Sensizlik nöbetindeyken...

Şimdi, tükenmeden mum;

Alt etmeli sensizliği...

Şu aksi gecede;

Tutmuşken şairliğim...

Esra Şengül yazdı, 32 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
08 May 21:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Neyin Nesi

Bugünlerde yine gribim.

Bir başıma bile derdim.

Hastalık, bedenin zekatı; bilirim.

Sensizlik, neyin nesi; bilemedim.

Yokluğun da, burnundan solurmuş.

Senden sonra, ben gibi...

Sensizlik, ittifak da kurarmış.

Bugün, burnumdan soluyamadığımdan belli...

Esra Şengül yazdı, 42 kez okundu, 2 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
07 May 09:00

Esra Şengül

Puan: 0.4

Eylül

Masadaki takvimine dalar gözlerin.

Bir an için, eylülde durur bakışların.

Bir çırpıda da geçerdi günler;

Kalemi alıp eline, günleri çize çize.

Kalemle tükettiğin eylül;

Onu yaşamaya benzer mi hiç?

Hüzünle yoğurur her yirmi dört saati.

Bize, yine davete icabet etmek düşer sonunda.

"Eylül" dediğin; hüzün yağmurlarının gözlere karışmasıdır.

Yeşermiş her umudun, sarardığına tanıklıktır.

Yârine, yarenine vuslat için; yine yeni umutlar ekmektir.

Gönül yorgunluğunun ikiye katlanmasıdır.

O, eylül ki; kafası karışık beyinlerin en zor sınavı.

Hazanın ilk en ağır darbesi.

Ekimi, kasımı da kanıksar;

Eylüle düşmüş hüznün en acemisi bile...

Afşar Kaplan yazdı, 34 kez okundu, 4 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
06 May 13:00

Afşar Kaplan

Puan: 0.17

Termal

Termal deyince Türkiye'de yaşayanların aklına gelecek ilk yerlerden biridir herhalde Kozaklı.

İçanadolu bozkırında Nevşehir e bağlı 7500 nüfuslu bir ilçe Kozaklı.

Kozaklı'da bir termal otelde çalışan bir gençle sohbet ediyoruz. Askerden yeni gelmiş 20-25 yaşlarında bir genç Bahadır. Üniversite mezunu bilgisayar proğramcılığı okumuş, bilgisayar proğramcısı Kozaklı nın yerlisi. Devamlı övündüğümüz genç nüfusumuzun örneklerinden, pırıl pırıl yetenekli bir genç olduğu, gözlerinden, duruşundan, kibarlığından belli Bahadır 'ın.

Bahadır termal otelin bünyesinde bir kafede garsonluk yapıyor asgari ücretle. Günlük 12-14 saat arası çalışıyor kafenin yanı sıra aynı ücrete oyun makinalarının bakımıyla tamiratıylada uğraşıyor. Geleceğe bakışındaki korkuyu yansıtıyor ağzından çıkan geleceğe dair kelimeler, düşleyeceği şeyler olması gerekirken .

Kimin umurunda başkanlık sistemi, el bab , suriye , sabah kahvaltısına kavurma isteyen! millet vekili, genel başkan arayan parti, koltuk değneği olduğunu kendisinden başka herkesin bildiği halde koltuk değneyi olmayacağını söyleyen genel başkan, ABD ye giden üç silahşör, okyanus ötesinde karnını kaşıyan zerzevat, Kabe'de bastonlarla kavga eden koca koca cemaat erbabları, gemicikler, gezi parkı, işçi bayramı ,İngiltere'de çekilen fotoğraf, Rusya'yla yapılan iş birliği, pyd ile ABD ve Rusya askerlerinin verdiği poz .

Onun ve onların hayalinde insanca yaşayacağı, alnının teri soğumadan hakkaniyet ölçüsünde ücretini alacağı eğitimini aldığı , severek yapacakları bir iş, evde kendisinden destek bekleyen anne babasını Mutlu etmek, kardeşlerine yol göstermek yardım etmek, hayal dünyasını dolduran yavuklusuna romantizm dolu şiirler yazmak, geleceğe dair planlar yapmak, yazı iple çekmek, sinemaya gitmek,bozkırlarda birkaç arkadaş kamp kurmak kısacası mütavazi bir yaşam.

Buyurun beyler sizin olsun zenginlikleriniz ,siyasetiniz , anlaşmalarınız , anlaşmazlıklarınız ,gemileriniz, arabaların, otelleriniz, başkanlığınız, mejlisiniz, siyasi partileriniz, sendikalarınız, cemaatlerinzi, dernekleriniz, ağaçlarınız , işçi bayramınız milliyetciliğiniz , sosyal devlet anlayışınız , hukukunuz, adaletiniz , Bahadır ve bahadırlar mutsuz olduktan sonra .