Türkiye Aktivitesi
884 ziyaret
1 online
Atç
acz ederim

Edebiyat Puanı

293 puan Koyu Mavi Kalem

Derecesi

22 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(13)
Pinledikleri(0)
Atç yazdı, 10 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
5 Nis 17 01:00

Atç

Puan: 293

Beklemek ve Kaybetmek

Yaşamak zorunda olduğum bu karanlık dünya, acı sonlarıyla ağır ağır yaklaşıyor bana.

Ve bende acı sonları bekliyorum.

Üstelik bekliyor olmak güzel bir şiir yazmaya yarıyor sadece.

Uykusuzluğa, belki ağlamaya.

-

Bu simsiyah yer de, siyaha sarınarak,

Bembeyaz kalmaya çalıştım bunca sene.

İnsanlar sarındığım şeye aldanıp yanımdan bile geçmediler,

Bunun bedelini yalnız kalarak verdim belki de.

-

Bunca şeyi anlatmak için sakallarımın çıkmasını bekledim.

İnsanlar sakalım yok diye beni dinlemezler gibi geldi belki de.

Ve kitabımın kapağında sakallarımı okşadığım bir fotoğrafım olsun istedim.

Sakallarım hala çıkmadı ve böylelikle farkında olmadan beklemeyi anlatmayı da bekledim.

-

Küçükken sinekler peşimi bırakmayıp, her yanımı sardığında,

Kanım tatlı benim der,gülerdim.

Şimdilerde çürüdüğümü düşünüp,ağlıyorum.

Hayat insanı ne hale getiriyor.

-

Hayat insanla sınırlı da kalmıyor,dünyaya da dokunuyor.

Örneğin dışarıda oluk oluk kan akıyor ben beklerken,

Çocuk cesetleri üst üste duruyor,

Ve hiç biri altta kalanın canı çıksın diye bağırmıyor.

-

Öyle mahalle maçları da olmuyor artık,

Çocuklar genelde topa değil,birbirlerine vuruyor.

İnsanlık birbirini yiyor bir hiç uğruna,

Bakıyorum herkes barış istiyor,ama kimse barışmıyor.

-

Her şey bu kadar kötü giderken, bende kendime yakışanı yapıyorum.

İstikrarlı bir şekilde devam ediyorum kaybetmeye,

Bütün insanlar görmezden gelse de,

Bu kadar çocuk ölüyorken mutlu olmak yakışmaz benim gibilere.

-

Önceden uyanıkken gördüklerim uyurken gördüklerimden kötü değildi.

Artık uyurken gördüğüm kabuslar,uyanıkken gördüğüm gerçekliklerden daha cazip geliyor.

Ve sonunda tek dileği,bütün bunları düşünmekten kurtulup uyuyakalmak oluyor insanın.

Kabuslarla başı dertte değilse eğer, hemen kapatıyor gözlerini dünyaya.

-

Uyku,vicdanlı insanların tek dayanağı,

Beklemek ve kaybetmenin yürekli annesi.

Çekip alıyor çocuk cesetlerinin üzerinden beni,

Diretmiyorum ben de,sabaha karşı sarılıyor bana.

-

Beklemek ve kaybetmek,hiç durmadan büyüyen iki küçük kardeş.

Beklemek abisinden korkar hep, hiç gelsin istemez yanına.

Araları da pek iyi sayılmaz ancak,

Bayılırlar sonu hüsran olan oyunları oynamaya.

-

Bir rivayete göre,bu iki kardeş ne zaman kavga ederse,

Anneleri o zaman çocukları terk eder.

Bir gerçeğe göre,insan beklediğini ne zaman kaybederse,

Uyku insanı o zaman terk eder.

-

Ve gecenin en kör saatinde,insan böyle çocukça bir denklemin içinde kaybedebilir kendini.

Ölümle haşır neşir,oldukça çaresiz,her yer karanlık ve sessiz.

Sabah gözlerimi açacağımı bildiğim hayat ise,

Uykusuz ve annesiz!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 12 misafir olmak üzere 17 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
7 Ara 16 18:00

Atç

Puan: 293

Yedi Aralık
5c002ca30f88a2c711610f135809943c1481116593

Boş bir sayfaya ne kadar çok bakılabilirse o kadar çok baktım
Sayfa da milyonlarca harf varmış da okuyormuşum gibi baktım
Boş sayfaya baktığımı yazdım
Başka da bir şey yazamadım.

Duvarda asılı takvim yaprağı canımı acıtıyor,
Ve biliyorum ben yırtıp atmadan düşmez asla.
Sanki asılan kağıt parçası değil de benmişim gibi acıtıyor,
Bir kere daha biliyorum biri beni gelip almadan kurtulamam asla.

Gece o kadar karanlık ki ne duvardan düşen takvim yapraklarını görebilirim ne de kendi yazdıklarımı.
O yüzden gözü karanlığa alışık biri gelip hangi senede olduğumuzu söylesin.
Kaç yaprak birikti bu tarihi gösteren,bileyim.
Bende ona göre içimde kaç ceset biriktirmişim onu söylerim.

Yazımı benden başka birisi okuyabilseydi,
Her şeyi bu kadar anlatmazdım belki de.
Şu anda ben bile okuyamadığıma göre ortaya bir facia çıkmasında sorun yok.
Çıksa bile haberimiz olmayacak tıpkı içimde biriken cesetlerden kimsenin haberi olmadığı gibi.

Daha önce dünyanın en kısa şiirini yazarak birisini mutlu etmiştim,
Bu gece en uzununu yazarak kendimi mutsuz edeceğim.
Kendimi mutsuz etmek hobidir bende,
Kimsenin olmadığı yerlerde afet gibi gezerim.

Kendime yaşattığım depremlerim,sonrasında kıyılarıma vuran dalgalar.
Biri başımı ağrıtır diğeri gözlerimden yaş olur akar.
Sonuçta şehirlerim darmadağan ve kumsala vurmuş ölü çocuklar.
Ve içimde her seferinde aynı duvarda aynı ağacın önünde ağlayan bir çocuk var.

Bunlar var olanlar,bir de yok olanlar var.
Çocukluk gibi,masumiyet gibi iyi olan şeyler bunlar.
Duvar da çocuk ağlarken potanın altında ki bankta öpüşenler yok artık.
Üstelik o banktan ayrıldıktan sonra birbirlerinden de ayrılmışlar.

Bir çocuk ölür ve başka bir çocuk onun yerine doğar.
Zaten bir çocuk başka bir çocuk öldü diye doğar.
Bütün bu ölen çocuklar,yok olan iyi şeylerden sonra,
Benim bir hikayem var.

İnsan o gün güzel bir şey olacağını hayal ederse kendince,
O sabah kalkar ve dişlerini üç dört defa fırçalar.
Saçını defalarca yıkar,
Dört beş gömlek dener kendisine ve en kötüsünü seçer her seferinde.

Sonunda bir şekilde evinden çıkar ve geç kalır gideceği yere.
O sabah evden çıkarken dinlediği müzikler her zaman dinlediğiyle aynı olmaz.
Yolda ona bir şeyler çarpacağını ve o güzel günü yaşayamayacağını düşünür durur.
Karşıdan karşıya geçerken sağına da soluna da dört beş kez bakması da bu yüzdendir.

Gece uyumamıştır kesin,ama hiç bu kadar da güçlü hissetmiyordur kendisini.
Mavi seçmiştir gömleğini,mavi genelde sonsuzluğu temsil eder gökyüzünden olsa gerek.
Her zaman söverek çıktığı yokuşu bu sefer koşarak çıkar.
Son bir kez kendisine bakar,ve kavuşmayı bekler beklediği her neyse.

Böyle hikayelerin sonu güzel olmaz bilir herkes,
Çünkü hikayenin sonu güzel olsaydı,başından başlamazdı kimse anlatmaya.
Geriye sanki ilk kez yapıyorlarmış gibi öpüşen bir çift kalır.
Ve sanki onları ilk kez görüyormuş gibi ağlayan o çocuk.

Çocuk orada kavuşmayı beklediği yerde sırtını duvara vermiş bir şekilde ölür.
Ve bir daha güzel bir şey olacağını hayal etmez kendince.
Saçını da bir kere yıkar sadece.
Gömlekleri iliklemekle pek uğraşmaz artık bulduğunu giyer çıkar dışarı.

Yine de geç kalır gideceği yere,o hiç değişmez.
Zaten her şey bir kere geç kalmasıyla başlar,bir daha da hiçbir yere yetişemez.
Müzikleri hiç olmadığı kadar yavaşlatır ve onları hiç susturmaz.
Yolda ona bir şeylerin çarpmasını diler ve bakmaz sağına soluna.

Geceleri yine uyumaz,ama çok güçsüz hisseder kendisini her zaman.
Siyah seçer her bir giydiğini,siyah genelde sessizliği temsil eder geceden olsa gerek.
Yokuşları çıkmaz,varsa eğer iner sadece.
Kendisine defalarca bakar ve nasıl bu hale geldiğini düşünüp durur öylece.

Maviler siyah olur,şarkılar yavaşlar.
Ve bir günlüğüne dört beş kere fırçalanan ağızlar,sonra ki senelerde hep kokar.
Bir masalın bittiği yerde,başka bir masal başlar.
İşte bir çocuğun öldüğü o yerde başka bir çocuk böyle doğar.

Ve hikayenin sonunda yerime doğan çocuk,neden öldüğümü bir gün gidip sorar.
Muhattabı katilimdir,onu bulur ona ''ellerinle öldürdüğün birinin karşında olması nasıl bir şey'' diye sorar.
Aldığı cevap doğrudur,hiç bir şey yapmamıştır onu öldürmüş olan.
Çocuk ''Hiç bir şey yapmadığın için öldüm zaten'' der ve uzaklaşır oradan.

Geriye kalan bir defter şiirdir ve mezar sayılabilecek bir duvar.
Dört tane yapraktır,yaprakların ortak yönü ise üstlerinde yedi aralık yazması.
Birinin doğum,diğerinin ölüm günü.İkisi de her seferinde gülümseyerek anlatır.
Dinleyenler şanslıdır dinlemeyenler sabırsız.

Hiç gitmedim ama ben sabırsızlıkla dinlemiştim bir arkadaştan.
O duvara bir takım büyüklükler ve kısaltmalar kazımışlar,
Rüzgarla aşındıkça her sene bir daha gidip bir daha kazımışlar.
Ve altına da her şeyi anlatacak bir cümle bırakmışlar,

''Seni güneş saydım kendimi ay. Tutulmalıydım, tutulmalıydın..''

5c002ca30f88a2c711610f135809943c1481116593

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 15 misafir beğendi, 2 yorum yapıldı.
17 Eki 16 06:00

Atç

Puan: 293

Bir Melek Ölürken
3AvbexGZ

3AvbexGZ

Son sefer yazmak için sonbaharın gelmesini beklemiştim
Bu sefer de kışın gelmesini bekleyecektim,
Sonra yılda dört kere yazarak yazdıklarımın bir kitap bile etmeyeceğini fark ettim,
Ve yine aldım kendimle beraber düşürdüğüm kalemi elime,geldim.

Yanlış hatırlamıyorsam iki mevsim önce bir söz söylemiştim,
'Kalem düştü diye , beni de düştü sandılar' demiştim. 
Her zaman olduğu gibi bu sefer de kimse üzülmesin diye yalan söyleyeceğim,
Ben düşmedim,sadece düşürdüğüm kalemi almak için biraz eğilmiştim.

Saatlerce ders çalışan bir çocuk nasıl oluyor da beş dakika oyun oynarken yakalanıyorsa babasına,
Siz de beni eğilirken yakalayıp güçsüz sanmışsınız.
Güçsüz değilim,şansızım.
Saatlerce oyun oynayıp beş dakika ders çalışırken babasına yakalanan bir çocuk olamadım sadece.

Yaşım bu kadar ayrılığı kaldıramayacak kadar küçük olabilir,
Ve kendime soruyor da olabilirim Allah neden bu acıları bana bıraktı diye,
Ama her soruya bir cevabım var, boyum yeterlidir belki de
Yürürken ardımda bıraktığım gölgem yeter acı çekmeye.

Kimi şans der kimi kader fazla mühim değil,
Benden kopup giden her neyse bende onunla birlikte giderim.
Kapı arasından bana bakıyorsanız ve ben yerin dibindeysem bilin ki,
Benden düşen bir şeyi geri almak için düşmekteyim.

Tabii kimse hayal etmiyor benim gibi birlikte düşmeyi,
Birbirini seven herkes birlikte uçmak istiyor.
Zaten o yüzden bu kadar ayrılık ya,
Biri düşünce diğeri onun peşinden gitmiyor.

Bir meleği seviyorsunuz,bir meleği çok seviyorsunuz.
Ve aslında hiç sevmediğiniz o kötü şarkı da dediği gibi melek ölüyor,
Zaten şarkı da melek öldüğü için şarkıyı sevmiyorsunuz.
Ama meleğin ölümünü nasıl izliyorsanız şarkıyı da öyle dinliyorsunuz.

Benden yana bir sıkıntı yok ben o şarkı da hep ölen taraf oldum,
Üstelik izleyen de bendim zaten izlediğim için öldüm.
Siz şimdi uçmak istiyorsunuz ve uçmak için sevmişsiniz bir meleği -meleklerin kanatları olur ne de olsa-
Ama hatırlamıyorsunuz bir günah işlemeden şeytanın da melek olduğunu hatırlamıyorsunuz.

Ben şimdi tam bu anda,sizin yürüdüğünüz yerlerin altından uçuyorum.
Ne kanatlarım var ne de gökyüzü,sizin hayalinizin düşüp kırıldığı yerde ben yükseliyorum.
Şimdi sorsalar ne istersin diye,herkesin güzel sevmeyi öğrenmesini isterdim.
Tıpkı benim yaptığım gibi,bir melek ölürken öyle sessiz durmanızı değil onunla birlikte ölmenizi isterdim.

Aslında kendimizi bu kadar da yıpratmayalım,
Biliyorsunuz yerde olanın sevdiği gökte,gökte olanın sevdiği yerde oluyor.
Ben birlikte nasıl düşülür onu biliyorum onu anlatıyorum.
Birisi de bana nasıl uçulur gökyüzünde onu anlatsın,sevdiğim meleğe yetişemiyorum.

Daha fazla söyleyecek yalanım yok,
Bahsettiğim o kötü şarkının bizi ortadan ikiye bölen yeriyle bitireceğim geceyi.
Sabah kalktığınız da sizin yapacağınız ilk iş diğer parçanızı bulmak olsun.
Ben birden çok parçaya ayrılıyorum,
Birini bulup,diğer kaybolanları da ona aratıyorum.
Bu şarkıyı bu sefer bizim için değil de bizim öldürdüklerimiz için çalıyorum.

Veda etmeden gidilmezdi çocuk,
Bu vedadan sayılmazdı çocuk,
Bir melek ölürken,
Öyle sessiz durulmazdı.
Çocuk...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 17 misafir olmak üzere 19 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
31 Ağu 16 22:00

Atç

Puan: 293

Son İhtimal "Sonbahar"

Sırf daha az kırılsın diye kalbim,

Olabildiğince olabildiğince az insan sevmiştim.

Ağustos, ah ağustos !

Sevdiğim az sayıda insandan

Biri öldü onu kendi ellerimle bana gömdürdün

Birinin sadece hayatta olduğunu biliyorum ve istediğim zamanlarda bile göremem onu

Diğeri başka bir şehre gitmek üzere

Bir tek canımı almadın

Ve şimdi tek bir sokağının adını bile bilmediğim bir yere götürüyorsun beni

Biliyorum yardım edemeyecek kimse ama anlatmak zorundayım

Durup durup kendime bu sene diyorum hayatının en kötü senesi

Bu ay ağustos , ağustos hayatının en kötü ayı

Bugün diyorum bugünü asla unutamazsın bundan kötüsü yok,

Oysa ne seneler vardı hiç geçmedi zaman

Oysa ne aralıklar vardı ne haziranlar vardı çocukluğumu duvarlara gömdüğüm

Ayın yedileri vardı yirmi birleri yirmi dokuzları vardı

On üç hiç yoktu ve olmasının gereği de yoktu

Oldu ve ben emin oldum

Aslında hayatımızın her senesi,

Aynı zamanda hayatımızın en kötü senesi.

Tek tesellim daha kötü şeylerin de olacak olması

Ve bu bir insanın erimesi için yeterli bir teselli

Herkesin sorunlu olduğu günleri rakamları ayları vardır elbet

Ama ben sorunum olmayan günleri düşünüyorum artık

Diğer türlü say say bitmiyor ve bu da bir insanın eriyip gitmesi için yeterli

Bu yazıyı yazmak için on yedi gün bekledim çünkü biliyorum sonbahar çıkaracak bu çukurun içinden beni

Ve anlatmak hiç bu kadar kolay olmamıştı

Hiç bu kadar sade basit kelimelerle anlatılmamıştı bir hikaye

Ama insan herşeyini kaybedince neyi anlattığına bakıyormuş , nasıl anlattığına değil

Yani gözleriniz üstümde olmasa da olur ve yazılanları beğenmeniz de umrumda değil

Hatta bu dizeden sonra çekip gidebilirsiniz

Bazen hiç anlam veremediğim şarkılar oluyordu benim,

Onları da anlıyorum artık.

"Ayrılıktan zor belleme ölümü" diyordu Mihriban'a

Görmeyince sezilmiyormuş gerçekten

Ölümle gelmeyen hiçbir şeye ayrılık diyemez artık beni tanıyan her kimse

Her ne ise her kimse ve hayatta ise umarım ağustos onu öldürmez

Ve ben de en güzel dizelerimi herkes gitti diye en sona sakladım

Yarın olduğunda eylül olacak

Ve ben dalından erken düşen bir yaprağı

Sırf sonbahar gelmeden düştü diye

Yırtıp atmayacağım

Çünkü kopup düşmek yasak olmayacak

Ve son olarak sizler de kendinize dikkat etmeyin,

Kime kendine dikkat et dediysem ona bir şeyler oldu çünkü

Size olmasın ve dalından düşmeyen yaprakları da siz düşürün artık

Çünkü yarından itibaren kopup düşmemek yasak olacak.

Ve umarım bu bahar kimsenin yaşadığı "son" sonbahar olmayacak.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
01 Eyl 20:12

Misafir

Eylülü karşılarken ne de hoş oldu bunları okumak

01 Eyl 03:16

Ne güzel betimlemeler yüreğine sağlık

Atç yazdı, 10 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
10 Ağu 16 06:00

Atç

Puan: 293

Ölmek

Biz bahçesinde renkli çiçekler açan insanlardan değiliz

Yaşımız da o kadar büyük değil ama çok dert gördü bedenimiz

Neyi kazandıysak zor kazandık ve neyi kaybettiysek kolay kaybettik

Ne kadar hüzün varsa yerde hepsini biz kendi ruhumuzla temizledik

Herşeyin sonunda kendimizi her türlü acıya hazır hissettik

Ne yazıkki ölümün bir gün kapıyı çalacağını hissedemedik

Ölüm denince gerçekten her kelimenin harfin kifayetsiz kaldığını

İlk defa ölümle ilgili bişey yazmaya başlayınca anladım

Süslü harfleri büyüleyen kelimeleri güzel olan ne varsa ardımda bıraktım

Çünkü anladım , ölmek denen şey güzel olan ne varsa yanında götürüyor

Yazmak zorundayım çünkü ölmesinden korktuğum bir adamın yatağında yatıyorum şimdilerde

O burada değil çünkü ölmek üzre

Orayı burayı kokluyor hiç bir şekilde onun kokusunu alamıyorum

Kokusunu alsam kokusunu aldım diye ağlarım

Şimdilik "ya bir daha bu hiç kokusunu alamazsam" diyerek ağlıyorum.

Zira konu ölüm olduğunda,ağlamak için sebep bulmaya gerek yok.

Aslında biz herkesin öleceğine herkesten daha çok inanmış insanlarız

Ama ne yazıkki kapalı hatlarımız şu an ölümü içeri buyur edemiyoruz

İnsan hiç karşılaşmadığı birini rüyasında göremezmiş ya

Aynı şekilde insan , bir sevdiği önünde eriyip gitmeden,ölümü anlayamıyormuş

Biz şimdi daha iyi anlıyoruz

- Ne yazık ki ! -

Bugün yazılan dizeler dörtlük değil

Çünkü ya bir eksik oluyor ya da bir fazla

Ölüm bu düştüğü yeri ziyan ediyor

Yazılan kelimeler birbiriyle uyumlu değil

Ve cümleler de kendi haline ağlıyor

Ölüm bu düştüğü yeri mahvediyor

Yan yana gelen o harfler asla bir kelime olamıyor bugün

Çünkü hiç bir harfin bir diğer harfe bakacak hali yok

Ölüm bu düştüğü yeri kurutuyor

Sonuç olarak on sekizinde bir çocuk ölümü anlatmaya çabalıyor bugün

Çünkü yattığı yer kendisinin değil ve asla da olmayacak

Belki de günler sonra istediği tek şey kaybettiği o insanın hala yaşayabiliyorken taktığı o saati takmak olacak

Veya sadece uyumak ve ölümün olmadığı bir sabaha uyanmak

Sonuçta bunu yaşamaya hazır değil

Otuz sekizinde hazır olacak mı

Emin değil

Bildiği tek şey var

Ölüm işte ,

Ölüm bu ,

Düştüğü yeri bir daha yaşatmıyor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
23 Ağu 00:46

Allah rağmen eylesin

14 Ağu 09:52

Atç

Puan: 293

13.08.16 01.30 da kaybettik onu,saati bileğimde.

Atç yazdı, 15 misafir olmak üzere 16 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
30 Haz 16 18:00

Atç

Puan: 293

Gökyüzünde

İnsanlardan bir hayli uzakta

Bulutlara ise olabildiğince yakında

Sahte kanatları geçirip kollarıma

Takındım kendime kuşumsu bir hava

-

Vedalaşmaya zorlandığım sevdam

Vedalaştığımı bilmeyen sevgilim

Hızlı koşmam gerek deyip kayboluşum

Ve arkamdan gözyaşı dökenler - kızgınım onlara-

-

Özlediğim anne kokum

Ve bizi bir yıl götürecek kadar peynir

Peygamberin başucu

Ve cennetten bir toprak ellerimde olan

-

Kaybettiklerim ise kazandıklarımdan azdır

Ama sorsalardı onlardan vazgeçemezdim

Neyse ki sormadılar

Hesaba çekilmeden çırpındı kanatlarım

-

Siyahı seven bir adama göre fazla beyaz kadın

Ve onun kızgın babası - kaybettiklerime dahil değil-

Birkaç dost ve geride kalan

Cennetten olmayan toprak

-

En sonunda bir yağmur bulutunun içindeyim

Birkaç gün sonra sırılsıklam olursa şehrin

Bil ki ben yaptım

Kapama gözlerini ve şemsiyeni de kullanma o vakit

-

Ve şimdi de bir çölün üzerinden geçmekteyim

Birkaç ay içinde sıcak olursa her bir yanın

Bil ki onun da sebebi benim

Açma gözlerini şemsiyeni kullan o vakit

-

Ve bambaşka bir gün

Gökkuşağı açarsa sabah uyandığında kapında

Onun da sebebi benim

Bir sabah gökkuşağıyla birlikte

Çıkagelirim

-

Bir gece olur işte o gece birkaç gün sonra ki gece

Bir sıcak olur işte o sıcak birkaç ay sonra ki sıcak

Sıra sıra hepsini ben yolladım sana

Bilirsin yağmurdan sonra güneş doğunca gökkuşağı çıkar.

-

Ve bende güneşin orda doğduğu o gün

Geceden çıkarım yola

Çünkü bilirsin

Güneş burda oradakinden erken doğar .

-

Belki birgün gökkuşağı orda da burda da aynı anda yağar .

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 8 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
27 Nis 16 14:00

Atç

Puan: 293

Ben Bu Şiiri Tersten Yazdım

Çocukken kanatlarımı kesip bana gökyüzünü hediye ettiler

Ve ben çok yüksekten düşünce anladım

Uçmak için kanatlara gerek olmadığı şiirlerde geçen bir yalandı

O günden sonra bir daha şiir okumadım

Ve çocuk kandıran bütün şairlere inat ben doğru şiiri yazdım

Gökyüzü bana dar geldi nefesimi dört duvar arasında aldım

Bütün güvercinleri özgür bıraktım bunu kanatlarını incitmeden yaptım

Ve aslında ben bu şiiri tersten yazdım

Özgürlüğü hediye ettiğim güvercinler hissizleştiğimin haberini bana yollamışlar

Nasıl yaptılarsa benim yazımdan yazıp aynı ben gibi imza atamamışlar

Uzun zaman oldu düşürdüm kalemi elden

Kalem düştü diye beni de düştü sanmışlar.

Uçmaya ilgili olanlar bilir bir tek beyaz güvercinler yanılmaz

Beni sevmeyenler bile bilir hiçbir şeyim beyaz olmaz

Benim kuşlar siyah yaratıldıkları için doğuştan yanıldılar

Beni bir daha sevmez sanıp gökyüzünde korkuya mahkum oldular

Ancak ben yazmayı bıraktım sevmeyi değil

Göze hoş gelen sözleri bıraktım güzel gözleri değil

Kimse yokken kendimi kendim topladım ortalık perişan değil

Ve şimdi tekrardan yazdım , bu sefer ki sevgiliye değil.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
02 May 15:14

Tebrik ederim, ziyadesiyle beğendim :)

Atç yazdı, 12 misafir olmak üzere 17 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
24 Şub 16 05:00

Atç

Puan: 293

Kendine İyi Bak

İlk yanılışımıza kadar herşeyi bildik sandık

Bir yanılttılar bir daha da kendimizden başka kimseye doğrulamadık

Sessizliği yalnızlığı korkaklığı ve diğer bütün alçak duyguları öğrendikten sonra

Kendimizi bir şey öğrendi sandık

Aslında hiç bir şey öğrenmediğimizi

Birkaç şarkıda öğrendik

Önce sevgiliyi menekşe kokusunda aramak gerektiğini öğretti sevdiklerimiz

Ve biz öyle inandık öyle bildik

Sonra menekşelerin kokmadığını söylediler

Ahmet abimiz söylemek istememişti üstelik

Biz kuşku etmedik şüpheye düşmedik

Gidip de alçakça çiçekçi dükkanına girmedik

Sevdiğimizi arayacaktık ondan da vazgeçtik

Çünkü duyardık bulamayacaktık

Menekşeler sizin olsun

Biz şarkıyı sizin bizi sevmediğiniz kadar sevdik

Nihayetinde biz siz gibi değildik

Kazanamayacağımız oyunlara girmedik

Biz şimdi kaybettik diye bağırırız da

Siz kazandık diye bağıramazsınız

Biz aslında kaybetmeyi sizin kaybetmeyi sevmediğiniz kadar sevdik

İşin başında

Yalnız olmayı kalabalıkta kalınca

Sessiz olmayı herkesler konuşunca

Korkak olmayı gitmek zorunda kalınca öğrendik

Bir çiçeğin kokmadığını sizden öğrenecek değiliz

Baktık menekşe kokmuyor

Bir de gidip bebek özlemeyi deneriz

Ve şimdi işin sonunda

Kardeş selamını alır getirir

Çiçek dışında herşey kokan çirkin masanıza koyar gideriz

Büyüklerimizden böyle gördük böyle biliriz

Gerektiğinde şarkıyı değiştirir

Belaya atlar gideriz

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
08 Mar 20:42

Yüreğine sağlık.

Atç yazdı, 9 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
15 Şub 16 21:00

Atç

Puan: 293

Duvarlara da Veda Edilir

Duvarlar

Duvarlarım

Elimde yine yapmayacak olduğum bir vedanın kağıda aktarılmış ancak yırtılmış parçaları

Evet elimde yine minik kağıt parçaları

Beynimin içinde hissettiğim şiddetli radyasyon

Yanimda yatan kulaklıktan çıkan adamin sesi Kadından çıkmayacak bir çığlık sesi

Kadınımvari.

**

Duvarlar

Duvarlarım

Onlar benim hatıralarım

Atlatamadığım anılarım

Yıkamadığım

Yıktırmadığım

Dokunamadığım

Dokundurtmadığım

Biraz da kimse dokunmadığı için

Acıyan yaralarım.

**

Duvarlar

Duvarlarım

Mahkeme ise sonum

Onlar benim tanıklarım

**

Pencerem

Pencerelerim değil

O tek bir tane .

Izlediğim perdesiz odalarım.

Bir adam bir kadını öper belki diye saatlerce izlediğim odalarım.

Penceremden izlediğim perdesiz odalarım.

**

Çocukluğumdan emanet perdem

Başımın ucunda ki beyaz güller

Kitaplarla dolacak boş koliler

Özür dilerim güller kitaplardan önce gitmişler.

**

Işık kapanınca ne renk olduğu belli olmayan ancak ne renk olduğunu bildiğim

Senin bilmediğin

Beyaz duvarlarım

Her gece bir şairin şiirine baktığı gibi baktığım duvarlarım

Bu gece bir ayrıcalık yapip

Onlara bir de dokunayım.

**

Kapımın camının şeffaflığından içeri giren beyaz ışık

Bu gece bu odada herşey biraz daha beyaz biraz daha masum sanki

Gitmek vakti gelince tabiki

Guzel gelir her metre karesi

Saçını kestirmeye giden on yedi yaşında bir çocuğun

Saçını kestirmeden on yedi saniye önce aynada kendini beğenmesi gibi .

**

O kolilere beni soksalar şimdi

Yeridir.

Bu duvarlar yıkılsa

Benden başka birinin daha dertlerini yüklemese kendine

Hıçkırık seslerine kulak asmasa

Iyidir.

O kadar acı çektikten sonra

Bir de duvarlara acımak var ya

Deli işidir.

**

Olsun duvarlarım

Ne de olsa gitmek

Aslinda terketmek değildir .

Ben sana yumruk vuran

Hıçkırıklarımla seni uyutmayan

Kendi kendisinin katili radyasyonlu adam.

Sizleri yıktırmadan

Gitmem buralardan.

**

Olmasin pencerem

Olmasin seni ben gittim diye perdesiz sanan.

Emanetimi sana emanet eder

Perdemi alip gitmem buralardan.

**

Ben

Kendi kendisinin katili

Yaralarına dokundurmayan adam

Duvarlara kanımla kazıdım ismimi

Penceremden izledim sevip de sevişmeyen kişiliksizleri.

Kitledim de gittim kapımın kilidini.

Bir yemin ettim şimdi

Gitmek terketmek değildir.

Kadınımvari birşeydir.

Kadınımvari birşey ise

Önemli birşey değildir.

Zorundaysan eğer,

Duvarlar da pencereler de kapılar da bırakılıp

Gidilir.

Kalan duvarlar sizin değildir.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 11 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
31 Oca 16 13:00

Atç

Puan: 293

Kabuslardan Kurtulanlar

Tavanımda olduğunu sandığım deprem

Ördüğü ağında sallanan bir örümcekten başka birşey değildi.

Günler bu günlerde diğer günlerin üstüne devrildi

Herkesin bahsettiği o meşhur soğuk tekrardan şehrimize indi .

Müzik kendi evine giren bir hırsız gibi çaldı kendini bu gece

Belli bir vakitten sonra kapattı kendini ışıklar

Güzel günler göreceğiz çocuklar dedi şair

Uyudu inanan çocuklar

Bizimle birlikte ayakta kalanlar ise

Kendi kendisinin hırsızı onurlu adamlar

Ayakta kalmamıza sebep olanlar ise

Çoktan uyumuş olan kör kadınlar

Bahsettiğim bu ayakta kalanlar

Yalnız uyuyup yalnız uyanmazlar

Her gece bir darbe alıp

Her sabah hiç darbe almamış gibi kalkar

İyileşmiş gibi davranırlar

Uyanmadan önce görülen kabuslar

En büyük darbeyi onlar vururlar

Belli bir andan sonra komik gelmeye başlar

O andan sonra bir daha başlamazlar

O kabusları birer birer görecek adam olacak çocuklar .

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 14 misafir olmak üzere 20 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
26 Oca 16 21:00

Atç

Puan: 293

Tam Tersi Bir Şiirin "Sevgilerde"

Zamandan başka kazanacak başka şeyleri olmayan insanlar tanıdım

Zamanlarından başka kaybedecek birşeyleri yoktu .

Kollarında saat yoktu

Neyin neyi nasıl geçtiğinden son derece haberdar olamadılar .

Yetişmeleri gereken bir yer

Onları bekleyen bir sevgili yoktu .

Erkenden kalktıkları bir gün

Geç kaldıkları kahvaltıları yoktu .

Kravatları düz değil

Yamuk denecek kadar yamuktu.

Zamandan birşeyler kazanmak için

Birileriyle zaman geçirmeleri gerektiğinden

Haberleri yoktu .

Yarınları yoktu,

Yolda yürürken

Yanlarından geçen kadınlar

Dünlerin de kaldı.

Kötü değillerdi

En azından saat takıp saatten geçen günlerden

Geçirilen zamanlardan habersiz kalan unutan insanlar kadar acımasız olmaktan kurtulmuşlardı .

Sevgileri yarınlara bırakmadılar.

Yakınları onları yanlış da tanımadı.

İşleri yoktu,bu yüzden bitmeyen işleri de olmadı.

Başlamayan işleri yüzünden bitmeyen işleri olsun istemezlerdi.

Bir bakışta görüp de aşık oldukları kadınlar

Aşık oldukları adamlarla kaldılar

Zamanın çabuk geçeceği

Akıllarına çoktan gelmişti

Dar zamanlarında söyleyecekleri sevgileri yokken

Geniş zamanları olsun isteyemezlerdi zaten.

Bahçelerinin gizli olmamasından dolayı

Çiçekleri ezip geçen çoktu .

Bütün çiçekler ezilip soldu,

Tekrardan sulamaya fırsatları oldu

Ancak halleri yoktu .

Onların vakti var

Ümitleri yoktu.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 13 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
23 Oca 16 01:00

Atç

Puan: 293

Yazamıyor Olmak

Sana ait birşeyi aktarmak isterken kağıda

Bütün kelimeler benim anlamadığım bi anlama çıkıyor

Her zaman en iyi yaptığım iş olan "yazmak"

Bana henüz seni yazacak kadar kabiliyetli olmadığımı gösteriyor.

Sen yanımdayken nedense

Bu senin binip gittiğin otobüsler

Bir türlü geç kalmıyor.

Şair olmak istemeyen -gerçek şairler şair olmak istemez- bir genç için dizelere sığmayacak kadar güzel bir kadını sevmek elbette fazlalık olmamalı

Ancak birşeyler yazabiliyor olmak da fena olmazdı.

Ama biliyorsun

Sen benim

Yazamadığım

Ama yazmaya yemin ettiğim

Zamanla yazacağım

Sonra da sana okutacağım

Şiirlerimsin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 16 misafir olmak üzere 19 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
21 Oca 16 09:00

Atç

Puan: 293

Haydarpaşa'dan Bakmak

Benim gibiler istanbulda büyüdüler

Tıpkı bana göründüğü gibi

Haydarpaşadan o kadar güzel göründü ki onlara deniz

Trenden inip

Haydarpaşa'ya gar değil liman dediler.

Yetmedi , benim gibiydiler.

Aylar geçse bile

Vazgeçmediler

Limana gidip

tren beklediler.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.