Türkiye Aktivitesi
199 ziyaret
1 online
Abdurrahman
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

29 puan Koyu Mavi Kalem

Derecesi

138 [Toplam 1582 kişi]

Türkiye
Tümü(2)
Pinledikleri(0)
Abdurrahman yazdı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
7 Oca 18 13:00

Abdurrahman

Puan: 29

Akl-I Selim'den Partizanlığa

1999-2000 yılları Türkiye'nin sosyal medya dediğimiz kavramla tanıştığı yıllar oldu.  Ekşisözlük'ün kurulması ve Zurna gibi chat sitelerindeki kitlelerin kalıcı web siteleri oluşturmasıyla beraber insanlar öyle veya böyle düşüncelerini internet üzerinden tanıdıkları ve tanımadıkları insanlarla paylaşmaya başladılar.

Ortaokul öğrencisi olarak dahil olduğum bu sürecin yıllar içerisinde gelişimini, insan hayatına ve insanların düşünce yapılarına olan etkisini çok yakından görme fırsatı edindim. Kendi görüşümde ve tamamen zıt görüşlü insanlarla dolu, sanal ve gerçek ortamlarda bulundum.

Bu ortamlarda en çok dikkatimi çeken şey insanların aklıselim'e davet eden bir güruhun, hiç değilse bir iki kişinin daima bulunduğu idi. Sanırım 15 Temmuz 2016 bize bu aklıselim insanların sesini kaybettirdi. İçimizdeki hain ve şerefsizlere olan öfke, aklımızı esir aldı. Eskiden beri tanıdığım, öyle veya böyle hasbihal ettiğim bir çok insan inanılmaz bir şekilde tahammülsüz ve düşüncesiz bir hal almış. Kendilerine en basit bir uyarıyı 'devletin bekası'na saldırı olarak görüyorlar.

Bu partizan tavır, bu saldırgan halet-i ruhiye hepimizi bitirebilecek büyüklükte bir sorun. Zaten aklıselim sahibi insanlar bu mücadeleden bir bir vazgeçip ya partizan bir tavır takınıyor ya da topluluklardan uzaklaşıp ashab-ı kehf hayatı yaşıyorlar.

Soruyorum size, gerçekten eleştiri kabul edemeyecek kadar kritik halde miyiz? Tenkit edilemez insanlar mısınız? Gördüğümüz çarpıklıkları ve sapkınlıkları 'devlet bekası' adı altında kabul mu edeceğiz? Zamanında gariban insanlara sahip çıkanlar, neden  hiç bir çıkarları yokken (!) güç odaklarının yanındalar? Bizim zalimimiz başka gavur zalimlere karşı çıktığı için zulmünü yüzüne vurmayacak mıyız?

Sizce bu yazı dergimizin Şubat sayısında yayınlansın mı?
Mutlaka yayınlansın.
Yayınlansın.
Fark etmez.
Yayınlanmasın.
Abdurrahman yazdı, 5 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
6 Oca 17 14:00

Abdurrahman

Puan: 29

Hakikatin Bedeli... (I)

İnternetin dünyaya kaybettirdiği en önemli şey nedir diye düşünüyorum. Çünkü çok şey kaybettirdi, insanlığımızın çoğunluğunu bu mecrada yitirdik. Önceleri ICQ, MSN, MIRC gibi mecralarda başlayan 'kendini kaybetme' süreci şimdi gördüklerimize göre nisbeten masum kalıyor. Sonraları Facebook'la bambaşka bir kişilik ortaya koyduk, 'aslında olmak istediğimiz' kişiler olabiliyorduk, ya da rol kesebiliyorduk orada.

Şimdilerde Twitter en revaçta olan sosyal mecra. Her türlü bilgi anında yayılabiliyor. Bilgi dediğime bakmayın, söylenti desem daha doğru olur. Çoğunlukla iyi veya kötü niyetli uydurma haberler bir propaganda aracı olarak insanlar tarafından paylaşılmaya başlıyor. Büyük ihtimalle bu konuyu çalışan sosyalbilimciler ve mühendisler vardır ama bu paylaşımlar artık 'exponential' dediğimiz büyüme oranından da ileride galiba.

Bu mecralarda paylaşılan bilgilerin doğruluğu ya da yanlışlığı, faydası ya da zararı çok sorgulanmıyor. İki tip tepki verme mekanizmamız var. Hoşumuza giderse 'yürü be aslanım retweeti', hoşumuza gitmezse 'allah belanızı versin retweeti. Akıl alır gibi değil. Kimse bir şeyin gerçekliğini ve o gerçekliğin değerini sorgulamaz oldu. Hani şu başa bela olan 'merak' bile değerini yitirdi çünkü artık 'bilgi' diye bir şey yok.

Bu çağda en çok zorlananlar da hala 'hakikat'in ve 'hakikate şahitlik etmek' isteyenler. Misalen, doğrudan bir olayın öznesi ya da birebir şahidi olan kişinin sözleri olaydaki yere gitmeyi ya da duruma hakim olmayı bırakın sadece duyduğu isimlerin yaptığı çağrışımlar üzerine yazdıklarından daha az değerli.

Zaten bütün bunlar böyle olmasa televizyonlarımızdaki, gazetelerimizdeki, internetteki bu kalitesizlik bu kadar prim yapmazdı.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
06 Oca 16:37

"Akıl alır gibi değil. Kimse bir şeyin gerçekliğini ve o gerçekliğin değerini sorgulamaz oldu."