Türkiye Aktivitesi
522 ziyaret
1 online
Ahmet Lalbek
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Edebiyat Puanı

378 puan Koyu Mavi Kalem

Derecesi

16 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(2)
Pinledikleri(0)
Ahmet Lalbek yazdı, 15 misafir olmak üzere 16 kişi beğendi, 16 yorum yapıldı.
8 Tem 16 22:00

Ahmet Lalbek

Puan: 378

Gerçektende Her Zaman "Doğru" Bir Tanemidir?

GERÇEKTEN DE HER ZAMAN, "DOĞRU" BİR TANE MİDİR?

Evet başlıktan da anlaşılacağı gibi, bugün hiç hesapta olmayan fakat zaman zaman da yazmayı düşündüğüm bir konuyu kaleme almak istiyorum.

Dedikleri gibi "Doğru" gerçekten "Bir" midir yada her zaman böyle midir. Tarih boyunca insanlar her zaman, altyapısını bu mevzûnun oluşturduğu uçsuz-bucaksız ve belki bir o kadar da lüzumsuz tartışmaların içine girmiş, bir kısmını iyi kötü çözmüş, fakat önemli bir kısmı hakkında da hâla çekişip durmaktadır. Halbuki orantılı bir bakış, tüm bu didişmeleri bir anda kökünden kazımaya yetipte artacak bile.

Özellikle felsefe (ki buna İslâmi konular üzerinde yapılan felsefik tartışmalar da dahil) alanındaki tartışmalara dikkat edin göreceksiniz ki çıkmaz çoğu kez, "birden fazla mümkünün teke indirilmeye çalışılmasının fikri kavgasından" ibârettir.

Oysa biz biliyoruz ki, konusuna göre "doğrunun ve mümkünün" tek olduğu bir çok husus var ancak diğer bir çok hakîkatin de birden fazla doğrusunun ve mümkününün olduğunu/olabileceğini kavramak gerekir.

Matematikle izâh edecek olursak:

2+2=4 (polemik/espri/muziplik olsun diye bazıları buna itiraz edebilir ama biz onları geçelim.)

Evet bu eşitlik doğru mudur? Doğrudur. Buradaki doğru, "Dört" rakamıdır ve bundan başka da bir "doğru" yoktur.

2+2=5-1'de doğrudur denilebilir. Evet bu da doğrudur. Ancak ben ille de bir önceki eşitlikten bahsediyorum.

yani 2+2=4 eşitliği kesinlikle doğrudur ve eşitliğin tek bir doğru sonucu vardır, o da "Dört" tür, ancak;

A Kümesi = (1,2,3) için ne diyeceğiz?

bu ifadenin kaç doğrusu var?

- "Bir" A kümesinin üyesidir.

- "İki" A kümesinin üyesidir.

- "Üç" A kümesinin üyesidir.

Hâtta, " 'Bir', kümenin en küçük, 'Üç', kümenin en büyük elemanıdır" diyebilir miyiz? Evet.

Demek ki, bu kümenin içeriğinin ne olduğu ile ilgili bir değil, birden fazla doğru/mümkün vardır.

Gelin şimdi "İki" rakamı üzerinde polemik yapalım.

Ben diyeyim ki : " 'İki rakamı, kümenin en küçük 'ikinci' rakamıdır".

Siz de deyin ki: "İki rakamı, kümenin en büyük 'ikinci' rakamıdır".

Peki bunlardan hangisi doğru? İkisi de doğru, değil mi?

O halde biz neden yüzyıllar boyunca bunun kavgasını verdik?

Biri çıkıpta şunu söylemedi: "Bunların ikisi de doğru, siz neyin savaşını veriyorsunuz?".

Üçüncü kişiler bunu demek yerine "kendine bir saf bulma" eğilimine/derdine düşünce ortada "İTİDÂL YOLUNU" önerecek, savunacak kimsecikler de kalmamış oluyor.

Meselâ :

Su mu, Hava mı? Hangisi olmazsa olur?

İtidâlli Cevap : İkisi de "olmazsa olmaz".

Anne mi çok sevilmelidir, baba mı? (Cevap göreceli olabilir ancak)

İtidalli Cevap : Her ikisi de.

Kur'an'ın yerel dile çevirisi ve açıklaması mı okunmalıdır yoksa orijinali mi?

İtidâlli Cevap : Her ikisi de okunmalıdır.

Çocuk, eğitimi evden mi yoksa okuldan mı almalıdır?

İtidâlli Cevap : Her ikisinden de.

Müslümanlar cimri mi, müsrif mi yoksa fitneci mi olmamalıdır.

İtidâlli Cevap : Her üçü de olmamalıdır.

Yumurta mı tavuktan yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar?

İtidâlli Cevap : Her ikisi de birbirinden çıkar. (ilk yaratma farklı)

Topraktan mı, bir damla sudan mı yoksa nûtfeden mi yaratıldık.

İtidâlli Cevap : Her üçünden de.

İnsan sosyal bir varlık mıdır yoksa biyolojik mi?

İtidâlli Cevap : Her ikisi de.

Müslüman kul mudur yoksa ümmet mi?

Her ikisidir.

Gördüğünüz gibi bir çok konuda, "birden fazla" doğru sıralayabiliyoruz.

Elbette doğrular arasında "önem ve öncelik" farkı olabilir. Ancak bunları tartışmaya bir başlamaya görün; artık o zaman bu farklar da önemini yitiriyor ve toptan, katı ve keskin redler, inkârlar, kavgalar ve döğüşler giriveriyor devreye.

Felsefe dalının tartışmalarını ve fikir, sanat ekollerinin itişip- kakışmalarını bir inceleyin, farkedeceksiniz; çoğu faydasız ve kuru tartışmalardan ibâret.

"Sanat sanat için midir, halk için mi?"

Biri de çıkıp dememiş ki, "Her ikisi için de olabilir."

Aha bunu da ben diyorum, hadi bakalım... :)

Unutmadan! Dinimiz tüm kaynaklarıyla; en itidâlli, en dengeli ve en ilkeli seçenek olan "Orta Yolu" emretmektedir.

Ahmet LALBEK / 08.07.2016

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet Lalbek yazdı, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
19 Nis 16 06:00

Ahmet Lalbek

Puan: 378

İçimden Geldiği Gibi.. (1)

Gözündeki yaş kalbine akar; taş kalbin ıslanır ve yumuşamaya başlar; İşte o zaman merhamet eder, sevgiyle bakarsın tüm canlılara ve hatta cansızlara bile...

YAZIMI BURAYA KADAR YAZACAKTIM AMA NE YAPAYIM, GERİSİ KENDİLİĞİNDEN GELDİ...

Allah yaratmış diye, "haşındır yakar ama" güneşi bile seversin. Yıldızlar sempatik gözükür gözüne; dağlara baktığında bir iç çekersin, gözyaşların yağmura karışır. Bir meyve alırsın eline, olur ki bazen yiyemezsin; yersin, yediğini yutamazsın; Onu Yaratan'a duyduğun hayranlık boğazını düğümler, yutkunup durursun.

Bir hayvanî (!), "masum ve dilsiz bir kula" işkence yaptığında, o masumla göz göze gelirsin; sana, "ben size ne yaptım" der gibi bakar ve sen Resulullah'ı hatırlar, utanırsın insanlık adına. O'nun merhameti karşışında; çok kötü hissedersin, yumruklarını sıkarsın o zâlim insansı'ya (!).

Kelebek kendini sana gösterirken, şöyle söyler: "Senin için, benim bu desenlerim, senin için" der. Başka ne için, kimin için olacak? Onları, çiçekleri ve kokularını, kuşların renklerini ve seslerini Allah kimin için yarattı? Onlardan gelen bu zevkten, bizim gibi anlayacak başka bir mahlûk var mı?

Hele Arı'yı, onu hiç söylemeyin. O böceğin adı bile içimi titretiyor. "Arı" dediğin şey hakkında, bir ansiklopedi yazsan yetmez. Bu nedenle, bir şey demeden geçeceğim. Karıncalar da öyle, ya örümcek? Aramızda onlara saygı duymayan var mı?

Arı, tavuk, inek ; bunlar kendilerinin ve yavrularının ihtiyacından fazlasını üretirler, kimin için? Namaza erinerek kalkan, bizler için (!).

Göğe baktığında, başın döner. Ancak benim başımı daha çok "ATOM" döndürüyor. O ne yav. Bildiğimiz çok şeyin, tersi var orada. Ben atomu göremiyorum ama, aklımla bakıyorum ona, aklım almasa da.

Ey Toprak!.. Sana ne demeli? Senin içinde yok, yok. Elma, armut, odun, kömür, ev, araba, uçak, kedi, kuş, böcek ve hatta insan bile, nihayetinde senden çıkıyor; sen nasıl bir şeysin öyle? Sana ekilen tohumu tanımayan için, senden gelen tam bir sürpriz. Sen tam bir macerasın Ey Toprak!

Bir hücrenin içindekileri kalbinle bilsen var ya! Coşarım diye, gerisini yazmak istemiyorum ama; sen bir DNA'ya bak yeter. Hiçbir şey söyleme SUS. Çünkü biliyorum; hayranlığın tavan yaptıysa, sarsılırsın, konuşamazsın, sadece susarsın ve öylece bakarsın.

Evrenin yaratılışından beri, hiç durmadan evreni anlatsaydım, yine de bir katre dahi yol alamamış olurdum.

Üç kelimeyle tadı damağımızda kaldı. Daha sonra yine bu konularda, daha detaylı anlatımlarla buluşuruz inşaallah.

Ahmet LALBEK

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.