Türkiye Aktivitesi
543 ziyaret
1 online
Ahmet
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Edebiyat Puanı

397 puan Koyu Mavi Kalem

Derecesi

15 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(11)
Pinledikleri(0)
Ahmet yazdı, 1 misafir olmak üzere 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
22 Şub 16 01:00

Ahmet

Puan: 397

Ardına Bakman Boşuna

Kolay değil sevmek. Ne büyük, ne uzun bir sözdür seviyorum demek.

Gizli saklıdır uzun bir süre, iç ısıtan sıcak bir çaydan bahsetmiyorum.

Kışı atlatamadı. Ayazı kalbin dört bir yanını çatlatmış bir şekilde kış mevsiminde hâlâ.

Kolayına kaçmayın hiçbir şeyin. Kolaya kaçmak basit insan işidir. Ağır olsun verdiğiniz değerler sevgiler. Karşınızdaki ya altında ezilir yada başa çıkıp sizi hak edebilir.

Söylenmemiş sözleriniz düğümlendiğinde anlarsınız zorluğun can acısının ne olduğunu. Siz ağırı koyun ortaya sonrasında bu durumu yaşamayın diye.

Sahte sevgiler kolayca kazanılmış bir para gibi buruşturulup atılır kenara.

Sahtelik demişken, insanlar şaşırtmak için birbirleriyle yarışıyor. Şaşırtmak için artık ölmeyi bile göze alacak duruma geldiler. Üzülüyorum dostum.

Üzülüyorum ama elimden bir şey gelmiyor bu daha çok üzüyor.

Sevmek çok zor demiştik, zorluğunun ortaya çıktığı zaman ise vazgeçmeye çalışmak ve vazgeçmektir. O sevgi nasıl boşa harcanırdı. Nasıl kendi ellerinle deliği açıp denizin dibine yollanırdı o güzel gemi.

Demek ki güzel gemilerin batması daha güzel gemilere yol açılması için.

Sol yanımızın çarptığını her daim hatırlamak ümidiyle çıktık yola, yolumuz açık gönlümüz ferah ola...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 1 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
6 Şub 16 05:00

Ahmet

Puan: 397

Yaptıkların Karşılaşacaklarındır

Can kırığıyım.

Cam kırığı değil. Ben cam kırığı gibi kesmeyi bilmiyorum. Öğretmediler bana. İyi ki de öğretmemişler. Cam kırığı kesiyor insanı. Ben kesemem, defalarca kırılsam da kesemem kimseyi, yaralayamam. Canımı orta yerinden kırdılar gıkım çıkmadı. Çıkartmadım, üzemedim hiç bir can kırıcımı. Belki bu yüzen çok kaybettim ama aslında kaybettiklerimle beraber çok şey kazandım. Ya kaybettiren o ne yapsın. Bazen onlara çok acıyorum kazanmanın ne demek olduğunu göremeyecekler.

Gözlerini kapatıp hayallere daldığı zaman gülümsemesi oluyor kaybederken kazananların. Bu umuttur, bu hayallerle bile mutlu olmaktır. Hayalimizi elimizden alsalar da hayallerin sonu yok. Sahte yaşamaktansa hayallerlimle mutluyum ben.

İnsan kendisine sormalı ne ile mutluyum ben diye. Bunun cevabını bir insana bağlıyorsan çok bir mutluluk bekleme.

Çok zamandır hayalimde olup düşündüğümde yüzümü gülümseten bir şey var demeli insan benim dediğim gibi.

Can kırıklarımı toparladım artık bir bütün halinde. Son bir kırığı kaldıramaz ama.

Vakit boşa harcanmayacak kadar değerli. Bu, emeklerin bir hiç uğruna ve sonrasında sadece can kırıklıklarıyla karşılaşıldığında anlaşılıyor.

Asıl anlaşılması gereken ise senin kalbin nasılsa en sonunda öyle bir kalp ile karşılaşılacağı. O yüzden geçip giden kırıklıklara takılmayın, o kırıklar kalbinin doğruya gitmesi içindi. Herkes layık olduğunu yaşar, buna göre yaşayıp buna göre hayatını düzene sokmalı insan.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 1 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
4 Şub 16 09:00

Ahmet

Puan: 397

Yağmurdan Okyanusa Topraktan Güle

Toprağa düşen yağmur damlasını seviyorum, Arkasından toprak kokusunu getirecek diye.

Gülün dikenininin elime batmasını da seviyorum bana gülün kokusunu verecek diye.

Sonra dönüp bakıyorum ya bir bekleme ya da bir acıdan sonra güzel şeyler yaşıyorum.

Uğraşmadan acı çekmeden kolay yoldan güzel şeyler oluyor olmasına ama ne kadar uzun sürebilir?

Savaş yüzyüze, fesatlığın olmadığı şekilde canı uğruna gözünü kırpmadan en dürüst şekildeydi eskilerde. Artık öyle bir savaş kalmadı, şimdiki savaşlar akılda oluyor hep. Her savaşı kafamızın içerisinde yaşıyoruz. Neredeyse kimsede adam gibi savaşacak yürek kalmadı. Savaşmak istediğinin sırtını dönmesini bekliyor ki bıçak sergisine bir bıçak ekleyip sergidekileri zenginleştirmek için.

Çok zengin olmaya başladık, bu zenginlik kalp kırıklığı, yürek yaraları ile doluyor taşıyor.

Savaşta yanında sandığın arkanı döndüğün an neye uğradığını şaşırtıyor sana.

Artık gül için dikene katlanmaya korkuyorsun. Bu durum daha da vahim şekilde ilerliyor.

Kendini liman sanan iki tahtadan oluşup gemisini bekleyen...

O gemi o limanı terketmeye cesaret edip gittiyse bekleme iki tahtadan oluşup kırıp dökmeyi huy edinmiş liman, kendini denizin ortasında yakar gözünü kırpmadan.

Denizin dibini boylar, ta ki bir dalgıç onu bulup çıkarana kadar.

Eline dikeni batmış bir gül ile denizin dibinde seni bulup çıkaran birisi gelene kadar.

Kaybedersin liman senin için okyanusu bir avucun içindeki su kadar gören gemiyi öyle bir kaybedersin ki bir ömür gelen tüm gemilerin bir parçası eksik olarak kalır yanında...

Kolay kazandıysan nankörü olma, zor kazandıysan da kıymet bil.

Bil ki ömrünün bir parçası yarım kalmasın...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 8 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
1 Şub 16 01:00

Ahmet

Puan: 397

Vicdan Önemli Azizim

Bulanık sularda da yüzer insan. Dibe dalmaya çalışır ama dibinde ne olduğunu göremez. Kalbin temizse o suyun bulanıklığı sadece sana bir görüntüden ibarettir.

Her şey aslında bir görüntüden ibarettir. Bizi bağlayan ise kalbimizde hissettiklerimizdir.

Kalbinde hissettiğin bir kötülüğe inan.

Kalp yalan söylemiyor.

Defalarca gördüm kalbimde hissettiklerim iyi veya kötü hep karşıma çıktı.

Kalbime inanmayı seçtim duyduğuma değil.

İnanırken iki defa düşünün yine de.

İnanmak, ah bu işte bizi bataklığa sürükleyen. Görüntülere aldanıp dibe doğru giderken battığımızı farkettirmeyen.

Kalbinde sızlama varsa karşına çıkacağı bekle gör.

İnsan batmadan yaşamanın ne demek olduğunu anlamaz.

İnsan kaybetmeden kazanmayı öğrenemez.

İnsanın canı yanmadan yaktığı canın değerini bilmez.

Asi bir insanın bir anda sinirlenip kırıp dökmesinden sonraki duyduğu pişmanlıklar yaşamak istemiyorsanız, kimsenin canını yakmayın.

Bırakın can yakan taşlaşmış kalpler karaktersizlikleriyle rahat etsin.

Yüzlerce mutluluk, başını yastığa koyduğundaki vicdan rahatlığının yanından bile geçemez.

Bulanık suyun sonunda vicdan var.

Bataklıkta da kalsan vicdanın rahatsa istediğin kadar bat.

Elbet mutlak güç sahibi seni o bataklıktan tertemiz çıkartır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 1 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
30 Oca 16 09:00

Ahmet

Puan: 397

Gönlü Güzel İse

Gören göz istiyor yürekler. Bakıp çıkacağım değil, görüp kalacağımı diline dolayan.

Dili güzel, gönlü güzel, bakışı anlamlı, parça parça işlenmiş kaldırım taşları misali yerine otura otura kalbin kapılarını aralayıp içeri giren.

Ben misafir değilim deyip baş köşeye kurulan.

Tabi bunları yaparken geçip öylesine kurulmak değil, ben buraya geliyorsam hakkını veririm dercesine baş köşeye oturururum şeklinde.

Öyle gelene kalbimizin kapıları ardına kadar açık, öyle gelmeyene ise, kapılar kilitlendi ve anahtarları çoktan kayboldu.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 1 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
27 Oca 16 09:00

Ahmet

Puan: 397

İmtihanlar Dünyası

İmtihanlar ömrümüzün en güzel zamanları, isyan etmek ne haddimize şükürler olsun.

Rabbim sevdiği kulunu imtihansız bırakmazmış kalbim öyle söylüyor okuduktan sonra.

Ne için yaşadığını bilmeyen insanlar karşına çıkacak ki ne için yaşadığını bilmen için.

Artık bu ifadenin ne kadar önemi olduğunu düşünemeyen insanlar karşımıza çıktıkça şükrümüz artıyor.

Binlerce kez şükür ki imtihanımız eksik olmuyor, ne için yaşadığımız defalarca hatırlatılıyor bize.

Akıldaki sorular aslında yaşadıklarımızda gizli değil midir esasında.

Çok şey öğrendik ne için yaşadığını bilmeyenlerden, ne güzel ki bu imkanımız var.

Ya olmayanlar, bu imkanları hor kullanıp ne yaptığını bilmeyen, egoist düşüncelerle kendisini kaplamış insan türünün acınası kişilikleri.

Hep aynı manzaraya bakmayalım, bakmayalım ki günlerin nasıl geçtiğini görelim.

Zaman boşa harcanacak kadar değersiz değil.

Sahte gülüşlerle, sahte insanlarla geçiştirmeyelim güzel ömrümüzü.

Ne çok güzellikleri, mutlulukları hakedecekler var etrafımızda, boşa harcanmamalı, altının bile yanında kıymeti olmadığı zamanımızı.

İmtihanlarla geçecek ömrümüzde, altından kalkılamayacak imtihanın da olmayacağını bilerek huzurun imtihanları başarı ile geçmekte olduğunu her zaman aklımızın bir köşesinde bulunduralım.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 3 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
25 Oca 16 05:00

Ahmet

Puan: 397

Denizin Kokusu Çok Kirlendi

Deniz kokusu kirlendi. İstenmeyen elvedalarla, istenmeyen ayrılıkların çamuruyla.

"Koku kirlenir mi?" diyeceksin temiz ne kalıyor ki.

Kirlenmek dediğimiz, umudumuzun kırılması, kalbi geçiyorum. Zaten onu paramparça etmekten kimse kendini alıkoymuyor.

Kalbin kırılması bir insana oluyor ama umudun kırılması işte bu çok farklı.

Umudunun kırılması insanın hayatını etkiliyor hemde çok derinden.

Umudu kırılanlara bir bakın.

Baktıklarınız hep kendisinden alıp karşısındakine verenler.

Hata değil bu gönül zenginliği, gönlü zengin olan insanlar yavaş yavaş terkediyor insanlarla ilişkisini, böyle insanların tamamen bitmeyeceğini umut edip bile kendini rahatlatabilirsin.

Böyle rahatlıyorsan eğer sende onlardan birisin zaten.

En ufak umutlarla bile mutlu olan insanlar var.

Sevda, adının ne anlama geldiğini bilmeyen karakterlerini idam etmiş insanların elinde harcanıp gidiyor.

Bu kadar aciz insanlar ne zaman çoğaldı? Ne zaman insanlar bu kadar aciz oldu?

Canı yanıyor diye başkasının canını yakıyor, bu mu olmalı insanlık?

Deniz kokusundan huzur alamaz olduk, huzuru aramayı biliyorsan huzurlusun.

Bulmak ise umutlarının bittiği yerde yeniden umutlarını çoğaltmaya başlarsan bir nebze olsun yakalayabilirsin. Lakin eski defterlerde burada bir bir kapanmalı.

Ne kaybettiğinle ilgilenirsen kazanacaklarına ihanet edip kaybetmiş olursun kazanacaklarını. İnsan ne kadar başarırsa, ne kadar kazanırsa huzur bulur.

Gönül kazanmak senin elinde ne kadar gönül kazanırsan o kadar gönül zenginliğin olur.

Bu durum da seni tekrardan denizin kirlenmiş kokusuna götürebilir.

Pes edersen sende denizi kirleten kokuyu arttırmıl olursun, pes etmek acizlerin kaçış yoludur.

Güzelliklere, iyiliklere ihtiyacı olan çok fazla insan var ve kırıp dökselerde bir gün iyiliğin ne anlama geldiğini görene dek, deniz kokusunu kirletmeyenlere pes etmek olmamalı...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
23 Oca 16 17:00

Ahmet

Puan: 397

Köşe Başında Yalan Var

Yalanlara prangalanmış yüreklerle karşılaşıyoruz artık her bir köşe başında.

İnsanların yalanı seçmesi, sahtekârlık oyunlarıyla kurdukları hayatlarından bir nebze olsun uzaklaşmalarının kendilerine ne kadar faydalı olacağını görmeyecek kadar kararmış kalpleri.

Yalan ve sahtekârlıkla bir yere kadar ilerlersin.

Sonrasında güzel başlayan her şeyin istenmeyen sonuçlarla sonuçlanır.

Ama nedense yine de vazgeçmezler.

Çünkü, doğruluğun rahatlığını tatmamışlardır.

Yalansızca başlamış bir hikayenin güvenini görmemişlerdir.

Karaktersiz insanların seçtiği bu durumlar elbet hak ettiği yere getirir o insanı.

Bu kadar insanın yalnızlığı bu yüzden sahtelikten.

Bu yüzden ayrılıklar, arkalarına bakmadan sessizce gitmeler.

Bavulunu toplayıp yola koyulmalar.

Biz yine de herşeye rağmen her zaman söylediğimiz gibi söyleyelim; iyi kalplilerin her zaman iyi kalplerle karşılaşması dileğiyle...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
24 Oca 23:20

Ahmet

Puan: 397

Teşekkür ederim

24 Oca 14:54

Kaleminize sağlık

Ahmet yazdı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
22 Oca 16 05:00

Ahmet

Puan: 397

Yolculuğun Sonu

Gözlerin güzelliğinden kalbine doğru bir yolculuğa çıktı insan güzel bakanın.

Yolda çok fazla engeller olacaktı ve bu engeller yürek yorucu ve bitkin düşürürcesine uzun ve gizemliydi.

Güçlüydü yolculuğu tamamlarım diye düşündü tereddütsüz bir şekilde.

Derince baktı o güzel gözlere, kendisinden bir şeyler verdi.

İnsan sevdiği bir şey için fedakarlık yapar ya hani o şekilde.

Ama hata yapmıştı ve farkına değildi.

İnsan kendinden eksilttiği herbir şey için karşılık olarak üzülüyordu.

Yolculuk başlamıştı çoktan.

Yollar tenha ve karanlık zor olmaya başlıyordu. Başlamakta olan yorgunluğu umrunda bile değildi çünkü gittiği yer ona güç verecekti.

Derken tüm engeller aşıldı ve bitkin, yorgun bir şekilde yolculuğun son durağı olan yolculuğun başlangıcı olan yerdeki aynanın yansımasının asıl yerindeydi insan. Tüm yorgunluğunu unutmuş kendinden bile bi haberdi.

Gün oldu devran döndü. Hep olduğu gibi...

Misafirlik bitmişti artık gittiği yerin sahibi gitmesi için gözlerine derin bir "git artık" bakışı kondurdu.

Tüm o yollar neden aşılmıştı?

Tüm sıkıntılar neden di?

Ama gitmekten başka bir çare bırakmamıştı o bakış.

Artık geri dönme vaktiydi. Zamanında unuttuğu bitkinlik ve yorgunluğu kat kat artmış bir şekilde geri dönerken yolculuk tamamlanamadan bir kaza oldu.

Ağır yaralıydı yaraların iyileşmesi ne kadar sürer bilinmezdi.

Yolculuğu tamamlamaya gayret etti çok zor bir iş bu düşününce.

Kabuk bağlamaya başlayan yaralarla geri dönüş yolculuğuna devam etti. Çok acıkmış, susamış yorulmuş ve bitkindi.

Yolculuğun başladığı noktaya geldi arkasına dönüp; güzel sandığı bakışların sahibi gözlere şu sözler döküldü gözlerinden:

"Her insan bir yolculuğa çıkar, ben senin kalbine bir yolculuğa çıktım. İçinde ne olduğu bilinmez bir kuyuya atlar gibi. Sen beni o kuyunun en dibine gönderdin. Ben çıktım oradan. Bir gün sende bir yolculuğa çıkacaksın ve o yolculuğun benim kalbime gitmekten başka yolculuk olmayacak. O zaman ben yaralarımı sarmış olacağım ve senin o yolculuğunda benim uçsuz bucaksız uçurumlarıma düşmüş ve ölmüş olman ol(du)cak..."

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
20 Oca 16 17:00

Ahmet

Puan: 397

Hapsedilmiş Bir Sen

İnsan hata yapmayı sever, hatadan ders almaz, hata yapana hasta olur, hata yapmaktan korkmaz bir yapıya sahiptir.

Hayatı boyunca karşısına çıkan mutlulukları sevmeye çalışır.

Sevmeye başladığı an ise o mutluluk terk edip gider.

Sevmenin ne demek olduğunu bilmeyen kişilerin elinde oyuncak olmuş mutluluklar gitmiyor. Çünkü onlar sevmeyi bilmediği için mutluluğu kaybetmiyorlar. Gerçekten sevmeyi bilenler ise sevebileceği mutluluğu buldukları zaman kapılarını diğer mutluluklara kapatıp, kalbinde o mutluluğunu yaşamak ister.

Akıl mutluluğunun, kalp mutluluğu kadar temiz olmayacağını bilirler.

İşte kaybedilen nokta da bu oluyor çoğu zaman. Sen kalbine aldığın mutluluğun anahtarını mutluluk sarhoşluğuyla kaybetmişsindir çoktan.

Hapse düşmüş bir insan sürekli kaçmak istediği gibi kalbinize hapsettiğiniz mutluluk oradan her defasında kaçmak isteyecektir ve mutlaka bir yolunu bulup kaçıp gidecektir.

O mutluluğu kalbinde birlikte yaşarken daha güzel mutluluklara kapını kapalı tuttun ve onlar her defasında kapını çalıp gittiler. Belki o kapını çalan mutluluk daha uzun belki de daha iyi olacaktı. Ama kalp tek kişilikti. İkinci kişiye yer yoktu.

Sen gelen bütün mutlulukları geri çevirdin.

Günlerden bir gün, kalbinde yaşadığın da gitti.

Kaldın mı içeride tek başına?

Anahtar yok ve yalnız bir hücrede teksin.

Duymuyor kimse seni, duyuramıyorsun sesini, bağırıyorsun sızlanıyorsun, üşüyorsun hatta orada tek başına ama seni anlayan sesini duyan yok.

Bir zaman sonra başa çıkamayacağını anlıyorsun ve sende oradan kaçmak istiyorsun. Çabalıyorsun sende, "o mutluluk oradan nasıl kaçtı?" diye düşünmeye başlıyorsun ve sende aynı yola başvurmaya başlıyorsun.

Bir şey çıkıp gitmene izin vermiyor her gün seni içeride dövüyor her yerinde yara. Kaç gün kaç gece kaçamıyorsun. Haftalar, aylar belki de yıllar sonra artık sana bu kadarı yeter deyip bırakıyor içeride tutan şey ve o hücreden kaçıyorsun.

Ama artık mutluluğu kalpte değilde akılda yaşamanın en doğru olacağını düşünüyorsun.

Şu da var; söylenen hiçbir söz boşuna değildir düşüncesiyle, "gönül ferman dinlemez" tabiri ile yine aynı hataya düşmekten kendini alıkoymakta güçlük çekiyorsun.

Çünkü sen iyi birisisin kimsenin duygusuyla oynamıyorsun, akılla değil kalple seviyorsun. Olsun sen kalbinle en masum şekilde sev seni o hücrede bırakan yansın AKILLA SEVENİN VEFASIZLIKLARINA.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet yazdı, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
19 Oca 16 09:00

Ahmet

Puan: 397

Kaybolmuş Dünler

Dünler dedim, ah şu dünler. Geçişimizi irdelemeye ne kadar da meraklıyız. Kendimizi üzmeye, kendimizi bağladığımız en ufak mutlu olma çabalarımızı anmaktan ne kadarda zevk alıyoruz. Mutluyduk hepimiz dünlerde. Peki neden bu günler bize hüzün getiriyor? Düşündüm de çok mutlu olduk ve sonucu bu oldu diye düşündüm hep. Mutluluklarımız, hep kaybolacak şeyler üzerine kuruluydu ve bu gün kaybolmuştu. Olsun diyoruz bazen güzeldi diyoruz ama bir bakmışız dertten kederden bu güzel günlerimizi kaybediyoruz. Hatta bazen en sevdiklerimiz bizi düşünüp "neden böylesin?" dediklerinde onları bile kırabiliyoruz. Dünümüz kayboldu. İçimizde canavara benzeyen bir duygu o günlerin tekrar olmayacağını düşündürerek bizi içten içe yiyor. Şu an yaşadığımız an bile bitip düne kavuşup kaybolacak ve bir daha geri gelmeyecek.

Dünlerimiz de kaybolanlara benzer şeylerimizi bu gün yine kazansak yine kaybolmuş dün olacak. Ama insanın içini ısıtan en doğru şeyi bulup kendimizi geleceğe "artık kaybolmamış dünlerim var" diyebilmemiz için önce elimizdeki güzel şeylere sahip olmakla başlamanın zamanı geldi bence.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.