Ahmet Demi̇r

Türkiye Puanı

Turkuaz Kalem

Derecesi

26 [Toplam 1649 kişi]

Çocuklar gibi.
Türkiye
Ahmet Demi̇r yazdı, 11 kez açıldı, 7 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
25 Mar '16 20:00

Ahmet Demi̇r

İstanbul

Bizi İstanbul'a Bırakmayın

Bugün İstanbul'un acı bir yüzünü daha gördüm. Yağmurlu bir havada saatlerce trafik çektikten sonra İstanbul'un ücra bir köşesine geldik. Çamurlu yollardan yürüdük, sağda solda birkaç gecekondu. Beklemeye başladık.

Tanıdığım bir kişi değildi, yıllar önce memleketini bırakıp gelmiş, İstanbul'a yerleşmiş sizin bizim gibi bir insandı muhtemelen. Sadece bizden büyüktü.

Önce akrabalarını gördük. Sonra belediyenin yeşil arabasıyla kendisi geldi. Omuzlara alıp, daha önce hazır edilmiş mezarının yanına koydular. 30-40 kişi ancak vardı. İmam, elinde taşınabilir bir hoparlörle biraz yüksekçe bir yerden yönlendirmeler yaptı. "İçeri iki kişi girsin, kapağı yavaşça kaldırın, kuşaklarından tutup indirin, kuşakları çözün..."

İstanbul'un bu dereli tepeli yerinde, çamur içinde zor bir görevdi bu bence. Bir an cenaze canlansa, "durun, beni nereye gömüyorsunuz, burası neresi, babam-dedem nerede" dese yeriydi.

Ortalıkta bir avuç insan vardı, bir de benim gibi alakasız bir güruh.

Bana sorarsanız, bu adam doğduğu topraklarda olmalıydı, eğer ata bindiyse at koşturduğu topraklarda, koyun otlattığı, çeşmelerinden kana kana su içtiği yerde defnedilmeliydi.

Bu grup içinde ben olmamalıydım. Çocukluk arkadaşları, komşu köylerin ahalisi, köyün delikanlıları, 7 kuşaktan akrabaları olmalıydı.

30 köyden insan olmalıydı burada, 30 kişi değil.

Ey gurbetin şekil bulmuş hali İstanbul! Niçin bu kadar insanı köklerinden koparıp, hayallerinle kendine çağırdın. Bak, insanlar sahipsiz, kalabalık içinde yalnızlığı çektikleri yetmiyor, şu son yolculuklarında bile yalnız.

Utan kendinden.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

27 Mar '16 22:55

Teşekkür ederim, dönüş yolunda yazmadan edemedim.

CEVAPLA
27 Mar '16 20:51

Sempatik, duygusal, hoş bir yazı olmuş.

CEVAPLA
Ahmet Demi̇r yazdı, 5 kez açıldı, 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
20 Eyl '15 01:00

Ahmet Demi̇r

İstanbul

Ahmed'in Saati Amerika'yı Gerdi

Geçtiğimiz günlerde Amerika'nın Texas Eyaleti Irving kasabasında 9. sınıf öğrencisi Ahmed Muhamed, okula kalem kutusundan yaptığı bir saatle geldi. Saati gören öğretmenlerinden biri saate el koyup, bomba şüphesiyle polisi çağırdı. Polis, Ahmed'i kelepçeleyerek göz altına aldı ve sorguladı. Ahmet serbest bırakılmakla beraber 3 gün okuldan uzaklaştırıldı.

Olay Amerika'da başta sosyal medya olmak üzere geniş yankı buldu. Ağırlıklı olarak Ahmed'i destekleyen, ırkçılığı, İslamafobiyi lanetleyen ifadeler yer aldı. Obama, Mark Zuckerberg gibi önemli bir çok isim yapılan yanlışlıktan dolayı Ahmed'e destek verdi. Ahmed'i Obama Beyaz Saray'a, Marc Zuckerberg Facebook'a, Kanadalı bir astronot da bir aktivite için Kanada'ya davet etti. Twitter'da #IStandWithAhmed (Ahmed'in yanındayım) hashtag'i açıldı. MIT'de mühendisler destek pankartı açtı. Bir anda meşhur olan Ahmed, başına gelenleri kameraların karşısında anlatma fırsatı da buldu.

Ahmed Muhamed'in bu kadar çok ilgi görmesi, Amerika'da toplum mühendisliği yaparak İslamafobiyi körükleyenleri çok rahatsız etti. Buldukları her fırsatta, her olayı İslamafobi için kullanan bu gruplar hemen karşı saldırıya geçtiler.

Eski Alaska valisi Sarah Palin, "Evet, bu bir saat. Ben de İngiltere kraliçesiyim" diyerek öğretmenleri savunan bir açıklama yaptı. Ayrıca Obama'yı, Ahmed'i Beyaz Saray'a davet ettiği için eleştirdi.

Ahmed'in babasının, Florida'da Kuran-ı Kerim'e saygısızlık yapan ve bu yüzden El Kaide'nin ölüm listesinde yer alan papaz ile mücadele ettiği bilgisi yayıldı. Böylece Ahmed ve ailesinin El Kaide ile ilişkili olabileceği algısı oluşturulmaya çalışıldı.

Şahinlerin tetikçisi Fox News, Ahmed'i polis sorgusunda "pasif agresif" bir tavır takınarak fazla bilgi vermemekle suçladı. Buna göre Ahmet, saati mühendislik hocasına getirdiğini veya saatten ailesinin haberi olduğunu söylememişti!

13 yaşında başka bir öğrencinin, Ahmed'i davetinden dolayı Obama'ya hesap soran bir videosu haber yapıldı. Bu çocuğun da Afrikalı olması, bunun bir algı operasyonu olabileceğini akıllara getiriyor.

Hatta bu medya lobisi kontrollerinden çıkan olayı, kontrol altına alabilmek için "Ahmed'in olayı gerçekte ne idi" gibi başlıklarla kaseti başa almaya çalıştılar ama atı alan Üsküdar'ı çoktan geçmiş görünüyor.

İnsanlar bu süreçte sosyal medyada, Ahmet taraftarları ve Ahmed karşıtları olmak üzere ikiye bölündü. Ahmed karşıtları, okul yöneticilerini ve polisleri desteklemek için saate odaklanmış durumdalar. Özelikle resimlerle, kalem kutusundan yapılmış saatin, gerçek suikast çantası ile benzerliğine vurgu yapıyorlar ve "Tabiki de polis çağrılmalıydı, bu bir bomba olabilirdi" demeye getiriyorlar. Bunun yanında direk olarak fikrini zikrederek müslümanları istemiyoruz diyenler de var.

Ahmed taraftarları ise ırkçılık ve İslamafobi karşıtı twitleriyle beraber, olayı ti'ye alan caps ve karikatürlerle karşılık veriyorlar. Yalnız bunların içinde bir tane resimli twit var ki, gördüğüm kadarı ile çok etkili olmuş ve birçok insanı ikna etmiş.

Andy Illes tarafından yazıldığı anlaşılan yazı şöyle:

"Ben dedimki: Öğretmenlerin, çocuğun elinde bir bomba olduğunu düşünmeleri çok üzücü.

O dediki: Onlar, çocuğun elinde bir bomba olduğunu düşünmedilerki.

Ben dedimki: Hayır, düşündüler. Hatta polisi bile aradılar.

O dediki: Onlar sadece küçük bir Afrikalı müslüman çocuğu aşağılamak istediler. Çocukta bir bomba olduğunu hiç düşünmediler.

Ben dedimki: Lüften senaryo uydurma. Tamam, biraz ön yargılı olmuş olabilirler ama eminim çocukta bir bomba olduğunu düşündüler.

O dediki: Tamam.

Ama Onlar okulu boşaltmadılar, bomba olduğun düşünselerdi boşaltmaları gerekirdi.

Bir bomba ekibi çağırmadılar, bomba olduğunu düşünselerdi çağırmaları gerekirdi.

Çocuğun başından mümkün olduğunca uzağa kaçmadılar, bomba olduğunu düşünselerdi kaçmaları gerekirdi.

Çocuğu ve saati bir ofise koydular, bomba olduğunu düşünselerdi ofise koymazlardı.

Daha sonra çocukla beraber polisin gelmesini beklediler, bomba olduğunu düşünselerdi bir arada polisi beklemezlerdi.

Sonra saati polislerle aynı arabaya koydular, bomba olduğunu düşünselerdi aynı arabaya koymazlardı.

En sonunda da fotoğrafını çektiler.

Ben dedimki: Kahretsin! Gerçekten de bir bomba olduğunu hiç düşünmemişler!"

Polis şefi de zaten polislerin Ahmed'i tutuklarken ortada bir bomba olmadığını bildiklerini kabul etmiş.

Bu olay, Amerika ve Avrupa'daki İslamafobiyi yok etmeyecek ama en azından etkisini azaltmak için olumlu bir gelişme olacak. Bodrum'da sahile vuran Suriyeli çocukta olduğu gibi, medyanın ne kadar etkili olduğunu ve rüzgarın yönünü hızla nasıl değiştirebildiğini bir kez daha görmüş oluyoruz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Ahmet Demi̇r yazdı, 7 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
24 Mar '15 12:00

Ahmet Demi̇r

İstanbul

Geride Kalanlar

- "Bu evde bir amca ve karısı, filancalar otururdu, tanır mıydın onları?"

- "Hayır, ilk defa sizden duyuyorum."

***

Bugünlerde bilgisayar başında çalışırken aniden dalıyorum. Dedem ve ninem geliyor aklıma. Önce sanki yaşıyorlarmış gibi oluyor sonra içimi bir hüzün kaplıyor. Hayatlarının son virajlarında hayattan beklentileri, benim için temennileri, son zamanlarda bana söyledikleri ve aniden gidişleri..

İçimi en çok yakan ise unutulup gitmeleri. 50 yıldır her tarafı dolaşan, herkesin bildiği adamı, sanki hiç yaşamamış gibi bilmemezlikten geliyorlar. Yaşadıkları ev, evden son çıkışları gibi capcanlı duruyor. Ama önünden geçen insanlar tamamen yabancılaşmış. Biliyorum, bir delikanlıyı durdurup, "Tanır mıydın onları?" desem, alacağım cevabı biliyorum. İşte en çok bu düşünce yıkıyor beni.

Bizler sıradan insanlarız. Bizden sonraki kuşakların her gün bizim ismimizi söylemelerini, kitapların bizden bahsetmesi kastetmiyorum. Hem, her gün ismini andığımız adamlara, "Edison, elektriği bilmem şu kadar denemeden sonra bulmuş." dememizin mesela, ne faydası var onlara. Hayırla yad edip, dua etmedikten sonra. Benim bahsettiğim hayatın vefası, belki hafızası. Hani, sıcak bir su kabını olduğu yerden alırsınız da bir süre sıcak kalmaya devam eder, aniden soğumaz, onun gibi bir şey.

Gerçi, ben eskileri ne kadar hatırlıyor ve yad ediyorum? Mesela ilk çocukluğumdaki, benden 3 kuşak önceki komşu nineyi? Ben daha yeni yeni dünyayı keşfetmeye çalışırken, o dünyayı çoktan bitirmişti bile. Ve mekana benim yeni yeni gölgem düşmeye başlamışken, onun kokusu her yere sinmiş olmalıydı. Ama ben onu hatırlıyorum, ne zaman sokağa çıkmış olsam, ölüm yatağında iken camdan bana son kez seslenişi ve eve daveti, benim ise dinlemeyip arka bahçeye top oynamaya gidişim aklıma geliyor. O an bende kazınmış, ikindi vaktinin altın renkli güneş ışığı ile.

Daha söylenecek çok şey var ama neye yarar. Allahu Tealadan ahiret saadeti diliyorum tüm tanıdıklarıma, ahiretleri iyi olsun.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

24 Mar '15 15:22

İçten, samimi.. Çok güzel ifade edilmiş, o bibirine giren hatıralar. Teşekkürler yazı için.

CEVAPLA
Emre Keleş yazdı, 1 kişi sahiplendi, 16 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
19 Mar '15 06:00

Ahmet Demi̇r

İstanbul

Sakallı Bir Gencin Yakın Çevresi Ile Imtihanı

Evet. Sakallı bir genç çevresi ile neden imtihan olur? Neden olsun ki böyle bir şey her insan istediği gibi yaşamakta sakal uzatmakta bıyık bırakmakta özgürdür. "Memlekette ifade özgürlüğü diye bir şey var kardeşim" diye dillere pelesenk olmuş koca bir yalan var malum. Doğru, insan kendini nasıl ifade etmek istiyorsa o şekilde konuşur,giyinir,kuşanır,takınır takıştırır, süslenir saç sakal uzatır bırakır yani kısacası kimseye sıkıntı vermeden rahatsız etmeden yapacağı herhangi bir eylem, hareket kişinin kendisiyle alakalıdır. Fakat nedense kendisiyle alakası olmayan birçok insan bunun böyle olduğunu beylik laflarla beyan ederken bir taraftan da beğenmediği veya kendisinin hoşuna gitmediğini düşündüğü bir çok şeye müdahele etmekten kendini alamaz. Şimdi sakallı bir genç ve bu sakallı gencin sakalına müdahale etmekten kendisini alamayan yakın çevresi arasında geçenleri kısa kısa gözden geçirelim.

Bir yakın arkadaşının annesi

*Oğlum o sakallar ne ? Şey gibi olmuşsun

Genç

-Ney?

*Amaan ne bileyim ya..kes onları ne o öyle.

-Olur mu ya ben seviyorum. Hem daha uzayacak bunlar..

*Yazın düğünümüz var oraya böyle gelirsen vallahi çağırmam seni oğlumun düğününe.

-...?

Genç mahçup oldu ona mi yansın, böyle şaka mı olur (şakaysa tabi) şakaya mı yansın.

Velhasıl öyle böyle geçelim diyelim ama bunla biter mi? Son zamanlarda bazı kesimlerin kıyaslama yaparken dilinden düşürmediği popüler örgüt IŞID anılmadan meseleyi geçmek olur mu? Müslümanlık üzerinden bilip bilmediği her konu hakkında konuşup, herşey de kusur arayan kusuru da 'bende Müslümanım ama' dedikten sonra kendisinde kusur bulmayı kendisine hiç yakıştıramayıp yine kusuru Müslümanlık ta, dinde arayan arkadaş çevresi ve sakallı genç arasında geçen konuş(ama)malar..

*La oğlum şu şeyler var ya IŞID çiler. Onlara benzemişin...

- ..

*Adamlar ne katliam yaptı lan Allah diye diye kafa kesip duruyolar.

- ..

+Cihad yapuyolarmış gardaş.

*Bu nasıl Müslümanlık?

- ..

Evet bu kaçınılmaz cümlelere muhatap kalmazsa olmazdı zaten fakat konu sakaldan oraya nasıl geldi? Sakal mı daha eski yoksa IŞID mi? Sakal bırakıp cihad ettiklerini dünya ya katliam videoları servis ederek ilan eden IŞID mi yoksa savaş sonrasında dönüş yolunda ashabına söylediği rivayet edilen 'Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.' sözüyle cihadın

gerçek manasını anladığımız ve örnek almaya çalıştığımız peygamber (s.a.v) efendimiz mi cihad konusunda gösterilmesi ve konuşulması gereken örnek? Acaba bu yakın çevre bunları söylerken ağızlarından çıkan cümlelerin buralara ulaşabileceğini bilmiyorlar mi? Bu ayrımı yapamıyorlar mı? Yapamıyor veya bilmiyor iseler neden öğrenmek gibi bir çaba göstermedikleri gibi yakını olduğu bir kimseye bu tarz bir yaklaşımı ve söyledikleri sözleri kırıcı ve saygısızlık olabileceğini nezaket sinirini aşabileceği ve karşısındaki insanı üzebileceği ihtimalini ve daha hassas bir yaklaşım sergilemeleri gerekebileceğini düşünemiyorlar mı? Bu şekilde anlatılabilecek daha birçok örnek var bunların hepsini anlatmak mümkün değil belki ama bu tarz meseleler yüzünden toplum içinde sıkıntı çeken insan sayısı az değil. Bu tarz çevrelerin etkisi ve tepkileri ile uğraşmaktan yorulup yıpranan, vazgeçen de var sabır gösterip direnen de.

Arkadaşlara farklı bir öneri; acaba bu sakallı genç arkadaşlar kulaklarına bir küpe taksalar ve aynı çevrenin karşısına bir de öyle çıksalar sorun çözülür mü? Selametle.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

20 Mar '15 23:57

Tecrübe etmeye gerek yok banko diyorsunuz :)

CEVAPLA
19 Mar '15 10:42

Bence problemi çözebilir. Hatta bir hafta kendilerine gelemezler :)

CEVAPLA