Türkiye Aktivitesi
589 ziyaret
1 online
Aykırı Genç
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Edebiyat Puanı

308 puan Koyu Mavi Kalem

Derecesi

19 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(9)
Pinledikleri(0)
Aykırı Genç yazdı, 6 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
30 Oca 16 05:00
Babama Mektup

Canım babam,

Sen bu mektubu okuyabilir misin gittiğin yerde bilmiyorum ama ben bunları daha fazla içimde tutmak istemiyorum.Ben sana layık bir evlat olamadım. Üzdüm seni kırdım incittim. Benden o kadar basit şeyler istemiştin ki seni mutlu edecek küçücük şeyler.. Ben beceremedim baba. Senin benden isteklerini hep erteledim. Başkalarının fikirlerini seninkilerden çok önemsedim. Onlar korkar onlar üzülür diye seni üzdüm babam.

Seninle değil onlarla vakit geçirdim. Ama onlar küçücük şeylere takılıp ... Neyse baba. Bütün suç benim. Kimseyi şikayet değil derdim. Çok canım acıyor babam. Zamanında seninle dertleşmediğim konuşmadığım her an kor olup içimi eritiyor. Sana son bir kez sarıldığım yere yatıp atın toprağı üstüme ben de burada babamla kalayım demek geldi içimden ama anam kardeşlerim gözümün önüne geldi. Senin öğrettiğin gibi dik durdum acımı içime akıttım babam. Kaç gün oldu kaç zaman geçti hala içime içime akıyor gözyaşlarım. Hıçkırıklarım boğazımda düğüm düğüm. Erkek adam ağlar mi deyişin kulaklarımda. Sanki çıkıp gelecekmissin gibi bekliyorum. Hanı ben okuldan habersiz çıkar gelirdim ya. Sen de öyle gelsene babam. Söz üzmem seni ne olur gel babam ne olur gel...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Aykırı Genç yazdı, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
19 Oca 16 01:00
Dönüşler Üzerine

Dönmek kelimesi dilimizde ve kültürümüzde pek de hoş karşılanmayan davranışları tanımlamak için kullanılır. Vazgeçmek, pes etmek, tövbe etmek, gibi değildir dönmek.

Vazgeçene, pes edene bir tür acıma ve şefkat gösterilebilir mesela, tövbe eden takdir edilir ama dönen hain ilan edilir hemen. Peki neden?

Cevabı çok basit aslında... Birisi size hizmet etmekten, size uymaktan sizinle aynı fikri paylaşmaktan vazgeçmiş olamaz da ondan. İşimize öyle gelir çünkü. Bir insan bizimle aynı fikre geldiyse; aydınlanmış doğru yolu bulmuş ve takdir edilmeyi sonuna kadar haketmiştir. Ama gelgelelim bizimle o ya da bu sebepten ters düştüyse haindir dönektir ve hatta alçaktır! Çünkü herkes O büyük dava için ! çalışırken o davasına ihanet etmiştir. Yol arkadaşlarını sırtından vurmuş ve harcanan tüm emekleri boşa çıkarmıştır.

Büyük bir ikilemdir yaşanan.. Yanlış bir yolda olduğunu farkeden insanın fikirleri hareketleri hatta nefes alışı ile verişi birbiriyle savaşır. Bu kadar zaman belki de ölümü göze alarak savaştığı davası yanlış olabilir mi? Yoksa bu zamana kadar hain dediği karşı durduğu, direndiği , gözünü kapattığı, görmediği, görmezden geldiği insanlar doğru söylüyor olabilir mi ?

Dönek damgası yemek pahasina, gerçekler, doğrular haykırılabilir mi ? Uyarmıştı onu hep yol arkadaşları ' Dikkatli olması diğerlerine kanmaması konusunda '... Nasıl da keskindi fikirleri. 'Tek yol bu' derken sanki dünya önünde diz çöküyor gibi hissederdi.

Ama ne olduysa bir anda bir sürü yol göründü. Hep mi vardı bu yollar, oradalar mıydı ? Yoksa bir anda bu kadar çoğalmış olamazlardı..

Neyse çok düşünmeye de gerek yoktu aslında . Dünya var oldukça yollar da fikirler de Tek değildi.

Ve bunu kabul etmeyen illa ki birilerine göre Dönekti..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Aykırı Genç yazdı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
14 Eki 15 02:00
Ben Böyle Değildim

Her insan değişir zamanla...

Belki yaşadığı olaylar karşılaştığı insanlar gördüğü manzaralardır veya sadece zamanın kendisidir bu değişimin sebebi...

'Bir insana sen çok değiştin ' demek sadece kelimelerle olmaz haliniz tavrınızla bu düşüncenizi gözüne sokarsınız resmen ama anlamadığını düşünürsünüz çoğu zaman...

Onun suçu olacaktır bu en sonunda bilir ve görmezden gelir sizin bu tavrınızı , ta ki siz ona bunu haykırıp bazı şeylerden vazgeçtiğinizi söyleyene kadar ...

Haykırın suratımın ortasına sen çok değiştin diye ...

Ben de size haykırayım cümlelerinizi dağın suratınıza çarptığı gibi kelimeleri ..

Koca dünyada o kadar şeref yoksunu, acımasız insana rağmen suçlu benim!

İyi kalmaya iyi davranmaya çalıştığım için değişen benim ?

Sizi anlamak için size benzemeye, empati yapmaya çalıştığım için...

Haklısınız..

Bu dünyada en gerizekalı insanların bile bir yolunu bulup insanları kullanıp biyerlere ulaştığı, bu pislik çukurunda, herkes gibi davranmadığım için değiştim..

O pisliğin içinde kamufle olmaya çalışmadığım için değiştim.

Bir başkasının her ne ırk dil din mezhepten olursa olsun üzülmesin incinmesin diye dua ettiğim çalıştığım hayatımı b.k ettiğim için değiştim..

Ben çalışırken sizin bana destek olmak yerine sürekli engel olduğunuz için değiştim ...

Tanrıdan defalarca insanların acısını çaresizce izlemek yerine ölmeyi istediğim için değiştim..

Kendi işimi kendim yapıp ölemediğim için değiştim..

Lanet olsun ki hiçbirşeyi değiştiremediğim için DEĞİŞTİM...

BEN BÖYLE DEĞİLDİM... SİZ YAPTINIZ...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Esra Haksal yazdı, 1 kişi sahiplendi, 10 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
2 Eyl 15 14:00

Esra Haksal

Puan: 37

'Az Az Ölüyoruz Her Gün'

Nasıl kırılıyoruz her yanımızdan? Nasıl bu kadar nariniz, nasıl bu kadar alçısı dökülmüş her yanımızın? Terk ediyoruz alışkanlıklarımızı, öncesinde alışkanlığa dönüştürdüğümüz kimselerimizi. Terk ediliyoruz herhangi bir kimse olduğumuz kimseler tarafından. Nasıl bu denli parçalanıyoruz aynı ademden gelip, nasıl bu kadar kabiliz nasıl bu kadar acımasız.

Bir yola çıkıyoruz onu yol zannederek. Kaç km yakıyoruz içimizin duble yollarında. Hangi yolu yol belliyoruz, hangi yolları -haram değmemiş beldelere çıkar diye- koşuyoruz? Kimi çok seviyoruz da sonra bin pişman oluyoruz. Gidenin arkasından nasıl çakılıyoruz yere? Nasıl kök salıyoruz. Ölenin arkasından nasıl yığılıyoruz yere feryat figân.

Mecbur kalıyoruz sevmeye, mecbur bırakıyoruz sevilmeye. Cici abla cici kardeş bak sev arkadaşını. Cicii cici. Başımız okşanıyor bir parkta. Bir parktan 4 yaşında bir kız çocuğu alınıyor 4 şerefsiz tarafından. Tertemiz günahsız masum bir yavrunun hayatı alınıyor elinden. Nasıl küçücük, nasıl kıyıyorlar? Sonra bir çocuk ağzına sokulmuş namludan kurtulmaya çalışıyor çaresiz elleri yumruk, ufak yumruk elleri. Bir kız nefes nefese kaçıyor kör sokaklarda peşinde yakası paçası dağılmış, gözü dönmüş itler. Sonra biri elinde molotofu bilmem hangi köyden, altında basma etek yüzünde maske. Sonra biri tam davasının alnından vuruluyor, biri adına özgürlük dediği ideolojisinden. Daha ne oluyor, neler oluyor. Mülteciler geliyor, mülteciler ölüyor, mülteciler göçüyor. Herkes mülteci, sığınıyor bir yerlere. Kimini anası şehit diye doğuruyor, kimi dünyaya şehzade olmaya geliyor. Birini babası toprağa gömüyor, biri henüz 2 aylık toprak ağası. Sonra biri daha hiç sevemeden kimseyi, kurşunlarla tanışıyor bedeni. Gassalların mermeri soğumuyor her an bir yenisi geliyor da uzanıyor, sonra bir yenisi, bir yenisi daha. Üç sonsuz bir sayı oluyor ve gazetenin her yaprağı üçüncü. Irkıyla doğuyor herkes. Irkıyla yaşayabilir sanıyor. İzmler üretiyor her gelen. O ölüyor savaş devam ediyor. Lidyalılardan bu yana üstüne başkanların kabartılmış parlak yüzleri, bundan kavgalar, petrol diye diye başımızdan aşağı yağan bombalar. Annelerinin bu göğün altında son kez öptüğü çocuklar.

Dünya bir açık hava zindanı, üsküdar koğuşundan bildiriyorum acılarımızı. Kalbimiz yama tutmuyor artık. Bir şiir düşüyorum kenara köşeye,

ortalık bunca kan bunca gözyaşı

nasıl bunca kuru dizelerim

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Aykırı Genç yazdı, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
31 Ağu 15 02:00
Gece Karanlık Beden ve Ruh Hakkında

Gece neden karanlıktır ?

Karanlık nedir ?

Neden kötü şeyler hep gece karanlığı ile anlatılmak istenir ?

Kötülüklerin hepsinden neden bir pay da geceye , karanlığa düşer hep ?

Onun suçu mudur ışığın ondan kaçması.. Onu çırılçıplak bir yalnızlığa terketmesi ?

Güneşin geceyi bir başına bırakması.. Güneşin mi suçudur yoksa gece yalnızlığı haketmiş midir ?

Daha kötüsü de bunun her defasında tekrar edip durmasıdır.. Her doğan günün sonunda; gecenin aynı aşkla her sabah güneşe sarılmasına rağmen günün sonunda yine yalnızlık,karanlık onu bekler... Bir kere 'gelmez ecel' gece için.. Defalarca defalarca...

Belki de bu koskoca olay birşeyler anlatır insana... En yakın parçan olan 'ruhun' bile terkeder karanlıklarda bırakır insanın 'Bedenini'..

Bekli de bu yüzden ecel tek değildir..

Belki de insanlar defalarca 'ruhlarının' onları terketmesi yerine bir kere 'Bedeninin' 'Ruhunu' terketmesini tercih ederler..

Bazen tekrar tekrar yaşanan acılar daha ağır gelir insana. Küçüktür ufaktır belki ama 'damlalar' değil midir mermeri delen..

Damlalardan kaçan insanlar "okyanuslarda" boğulmayı tercih eder belki de bu yüzden..

İhtiyaç duyar her insan onu bu 'damlalardan' koruyacak, o dalgalara değil de kollarına koşacağı insana.. Bir nefes soluklanmak ister, birkaç 'damla' gözyaşı bırakacak bir omuz arar..

Ve gece çöker bu omuzu kaybetiğinde.. Kapkaranlık bir gece.. Güneşin birdaha doğmayacağını hissettiren bir karanlıkta boğulur insan 'Damlalar' dolusu 'Dalgalarda'...

Ve kimi 'Ruhlar' 'Bedenini' terkeder bir defa daha...

Ve kimi 'Bedenler' 'Ruhlarını' terkeder sonsuza kadar...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Aykırı Genç yazdı, 2 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
22 Ağu 15 22:00
Leyla - Mecnun ve Günümüz Aşkları

Bu günlerde herkes bir Mecnun bir Leyla arıyor ama kimsenin ne Mecnun olmaya ne de Leyla olmaya tahammülü var.

Gitsek bir o zamanlara da konuşsak onlarla tükürmezler mi suratımızın ortasına. Bizim zamanımızda mektup vardı şimdiki gibi değildi ayda bir ya yazar ya yazamazdık o da iletilip iletilmediğini de ancak bir cevap gelirse anlardık.

Sizin gibi değildi yani bir mesaj ona bir twit başkasına yazılıp her yerde ulu orta konuşulmazdı aşk sevgi geçen cümleler.. Kıymetliydi her cümle her kelime..

Yazacaksak içinde sevgi geçen aşk geçen bir mektup sadece ona yazılırdı demezler mi?

Şimdi demezler mi hayatta kaç kişiye sana aşık oldum, olabilirim, dedin diye?

Ben demedim Mecnun dan başkasına Leyla'dan başkasına diye..

Rüyamda bile Leyla dan başkasını görsem o uykuya bir daha dalmam o gece demez miydi Mecnun..

Şimdi her geçen kıza bakıp yorum yapan, ağzından "salyalar" akıtan sizler ne diye benim aşkımı kirletirsiniz dese.. Ne diyebiliriz ki..

Demez mi Leyla ben Mecnun'a aşık olmakta buldum özgürlüğümü.. Herkese herşeye kapattım kendimi.. Benim aşkım için, mutluluğum için, sadakatim için katlandığım herşeye siz şimdilerde 'mal' muamelesi görmek diyorsunuz yazıklar olsun dese hiç mi kızarmaz yüzlerimiz... Modern dünyanın özgürlük diye tüm değerlerimize ahlâkımıza saldırdığını evlerimizi ailelerimizi darmadağın ettiğini görmez miyiz acaba? Bu dağınıklığın içinde yetişen neslin pis iğrenç ilişkiler sapkınlıklar dolu bir gerçek sevgiden uzak sadece arzularını tatmin edebilmenin yollarını arayan bir nesil olduğunu kör müsünüz görmüyor musunuz dese.. Uyanır Utanır mıyız?

Herhangi biri için düşer miydi o yollara Mecnun .. Herhangi biri için süslenir miydi Leyla, yada herhangi birine dokunur muydu Mecnun.. Yolda kaldırır bakar mıydı kafasını "Ne güzel .... diye başlayan yorumlar yapar mıydı "..

Ya da bir başkasına söyler miydi aynı sözleri aynı şiirleri..

Ya onlar anlamadı aşkı ya da biz sonsuza kadar kaybettik onların yaşadığı aşkı..

Biz kaybettiysek yoket bizi Allah'ım helak et..

Aşkı bilmeyen insanların dünyasında kimseye huzur yoktur..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Aykırı Genç yazdı, 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Ağu 15 04:00
Bir Daralma Hissiyatının Dile Vuruşu

Yine uzun bir yola çıkıyorum. Gece vakti yanı boş bir koltuk istiyorum hem de cam kenarı olan. Sen yoksun ya yanımda bir tarafım boş diğer yanımda da tersten ustume ustume gelen araçlar olsun istiyorum tıpkı senden uzaktaki hayatın terslikleri gibi..

Bir de ön koltuktaki teyze yatırıyor koltuğu sonuna kadar.. Hakkı var sonuçta birşey diyemiyorum. Bir parça daha "daraliyorum"

Biraz rahatlamak için koltuğumu ben de yatırayım diyorum arkamdan bir ses duyuyorum "Evladım ben daraliyorum da az düzeltsen koltuğu "

İyi bilirim "daralmayı" deyip düzeltiyorum koltuğu..

Devam ediyorken içimde "deli soruların" meydan muharebesi bir de küçücük yere sıkışıyorum.

Ve hemen ardından bir soru daha : " İnsanın içi mi daralır yeri dar olduğunda ya da yeri dar olduğu için de daralır mı içi?"

Kurcalamak için kafasını insanın sorular yerinin en dar olduğu anları mi bekler??

Bunun için mi en büyük hesabın mezarda başlayacağını söylerler?? En zor soruların orda sorulacağına inanılır?

İnanmak bir kaçış mıdır yoksa bir ihtiyaç mıdır ?

Korkularından kaçmak için mi inanır insan yoksa inanmak da bir korkunun başlangıcı,kaynağı mıdır ?

İnandığımız herşey bizi yokluğuyla korkutmaz mi mesela ?

Sevmek, aşık olmak örneğin; o kadar güzel hislerin yokluğu korkutmaz mi insanı??

O zaman bizi korkutan şeyler kötü olmayabilir mi ?

Ama kötü şeyler de korkuttuğuna göre iyilerin ne farkı var ?

Korku da arada kalmış bir his tıpkı korkan insanlar gibi..

Nerden çıktı bu kadar sorular yerleri dar gelmiş insanlar gibi durmadılar kaçtılar..

Korkup dağılan kalabalıklar gibi..

Umarım sorulardan korkmayan bir yerlerde yankılanırlar.. Ve bir akis de ben duyarım bu daracık yerimde..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Aykırı Genç yazdı, 6 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
14 Ağu 15 22:00
Yanmak ve Usanmak Hakkında

Her insanın içinde bir parça üşengeçlik bir parça bıkkınlık vardır ya da olur bir süre sonra aynı şeyleri aynı şekilde tekrar etmekten.

Her sabah uyanıp makyaj yapıp varsa eşini çocuklarını uyandırıp sonra koştura koştura servise/otobüse/metrobüse yetişen bir hanımefendi her ne kadar çalışmaktan pişman olmasa da her ortamda "ne kadar sıkıldığını/yorulduğunu " dile getirmekten hiç çekinmez.

Eşi uyandırdıktan sonra çocukları ile kahvaltı yapıp onları okula bırakan baba ise biraz daha rahat gibi görünse de o da her sabah erkenden kalkıp ise gitmekten bıkmıştır artık.. Daha en az 10 yılı olan emeklilik planları bile bazen hızını aldıramaz yeni işler yeni atılımlar peşinde koşmaya başlar.

Kısacası sıkılmak için bile yeniliğe ihtiyaç duyarız. Sıkılmak değildir sanki bize rahatsızlık veren, hep " aynı şeylerden sıkılmak " mıdır asıl rahatsız eden ?

Bunları düşünürken geldi aklıma güneşin hali ...

Ya o da bizim gibi olsaydı ..

Milyonlarca yılda ne kadar yanmıştır bizim için ? Uyanmak çalışmak emekli olmak gibi hayalleri takıntıları olsaydı mesela..

Emekli oldum ben dese yanmasaydı kim nasıl ikna edebilirdi ki ..

Bugün canım sıkıldı izne ayrılıyorum istifa ediyorum deseydi..

Sayın galaksi seni çok seviyorum ama biz olmadık ayrılalım deseydi ..

Demedi halen de demiyor ve umarım demez..

Kısacası sizin için yanan şeyleri hafife almayın bir yürekteki yangın da güneş gibi ısıtır , hayat verir insana.. Ve yanan şeylerde yalan, pişmanlık, sıkılma yoktur..

Aşk ile yanan yüreğiniz aşk ile doğan güneşiniz olsun..

Çünkü güneş ne ışığını paylaşmaktan ne paylaşırken yanıp yok olmaktan korkmaz...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Aykırı Genç yazdı, 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
13 Ağu 15 10:00
Yine Yeni Bir Başlangıç

Yenilik yapmak ister insanlar hayatlarında bazen.. Yinelemekten yorulmuş , yinelenmekten yıpranmış ; alışkanlıklarımızdan, etrafında olan bitenden bıkmış ise yenilenmek denen bir yola sapar insan...

Bunun da aslında bir yineleme olduğunun farkına bile varmadan...

Bu defa farklı olacak derken bile aslında bir kere daha yinelenecek hatalarından habersiz...

Hata yapmak için geldiğimiz bu dünyada bundan daha doğal ne olabilir ki zaten. Hata sonra bir hata daha bir daha ...

Bir de bakmış ki insan "dönülmez akşamın ufkunda ve vakit çok geç"...

Tam bu noktada bu hislerin yoğunluğunda bir yerlerden bir kırıntı seslenir insana "bir kere daha dene"...

"Uçurumun kenarında" olduğumuzu mu duymuştu "Hızır" ve belki de bir parça huzur mu getirmişti bu fısıltıyla ...

Bir adım sonrasının nasıl bir yer olduğunu bilmemek mi geri adım attırıp bir daha yinelemeyi cazip hale getiriyordu,bilinmez...

Belki de bilinmezi aramaktı bu istek belki de bilmeden bilinmeyenden kaçarken bilinmezlerle tekrar tekrar yüzleşmek ve yinelerce aynı "akşamın ufkuna" yürümekti...

Belki de insan aklının oyunuydu tüm bunlar garip bir bunalımdı "yenilenmek".. Aslında sadece kendini yinelemek olan boş bir çaba ve sonunda yine aynı hüsran ...

Uçurumun kenarındaki insanım hızır gel fısılda ne fısıldayacaksan bir ne bir adım geri ne bir adım ileri atacak mecalim kalmadı...

Sonunu bile bile söz yineleneceğim yenileneceğim belki de kaderimizden kaçmanın kaçmaya çalışmanın cezasıdır bu...

Bekliyorum " dönülmez akşamın ufkunda " bekliyorum...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.