Türkiye Aktivitesi
688 ziyaret
1 online
Berat İlhan
Şiire yakın, şair'e uzak...

Edebiyat Puanı

184 puan Eflatun Kalem

Derecesi

30 [Toplam 182 kişi]

Edebiyat
Tümü(8)
Pinledikleri(0)
Berat İlhan yazdı, 10 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
18 Eki 16 06:00

Berat İlhan

Puan: 184

Bilmiyorum

Yerde karıncasından, gökte kuşuna kadar bi'hüzün. Sanki nefes değil de keder alıp veriyorum. İçim yüzyıllar boyu harla kaynayan bi'tencere... Vücudumun 3'te 1'ini geç - 3'te 3'ü su olsa, bu yangını söndüremez. İnsanları anlayamıyorum, hangi dilden konuşursa konuşsunlar kalbime "kırgınlık" olup düşüyorlar. Ağzına kadar suyla dolan bi'kap nasıl kabullenirse bozuk bi'musluğun hüznünü, nasıl yaşlanırsa o yaşlarla biraz daha, öyle bi'sessizlikte/öylesine sessizce gün gün ekleniyor, gün gün yaklaşıyor üzerime ölüm. Bir yere giderken nasıl elinden tutulursa küçük bi'çocuğun, dakikalar/saniyeler/saliseler girip de elime, öyle götürüyorlar beni ölüme. Ve herkes kapılırken kendince bi'yalancı telaşeye, onların meşguliyetlerini taciz edeceğim diyerek göğe bile yüz çeviriyor/çoğunlukla ben, yaşamayı unutuyorum.

Oysa "ressam olacak bu çocuk" derlerdi küçükken, şimdi hangi maviliğe elimi atarsam atayım soluk bi'siyahlık alıyorum. Ne kimseyi anlayabiliyor ne kimseye anlatabiliyor ne de hüzne çalan bu gramafonu, durdurabiliyorum. Yalnız ve yalnız kopkoyu bi'hüzün yaşıyorum, dünyanın bütün göçmen kuşlarını katletmişim gibi kalbimin kafeslerinde. Yalnız bi'tiksinti duyuyorum, dünyanın bütün renklerini karartmışım gibi ben. Yanlız bi'yalnızlık duyuyorum -damarlarımdan iliklerime- dünyanın bütün insanları/hatta ve hatta ruhum tarafından bile, terk edilmişim gibi alabildiğine...

Ne söylemeliyim şimdi? Sokup başımı devekuşları gibi toprağın en dibine -görünmeyecekmişim gibi- koyup başımı dizlerime, öylesine/ölesiye ağlasam çocuklar gibi/boşansam sağanaklar gibi, ne fayda? Ne fayda eder ki? Bi'devinim var içimde, kabul etmiyor içimin sığınakları beni bile. Birine olsun diyemiyorum hamileyim ben, anbean hüzüne.

-

Böyle işte. Issız bi'gecenin sessizliğinde, alıp bi'dedektör; kalbimin altında, "hayat" aramalıyım belki de. Ya da çekip göz çeşmelerimden vinçlerle, su çarpmalıyım umudumun yüzüne. Yoksa kazımalı mıyım spatulayla hissetmeyen yerlerimi, vurmalı mıyım balyozlarla bebeklerine gözlerimin? Bi'düşünce deryası doldurdum kafamın tasına, attı kafasının tası. Bi'kaşık suyu bilemiyorum da, kendi göletimde boğulacağım. Gemilerimi su bastı, şehirlerim yıkık, aynalar ilelebet bana yabancı: Ayıp deseniz, ayıp değil bu. İtiraf deseniz, itiraf değil bu. Ben... Yüzme, bilmiyorum...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
19 Kas 00:44

Misafir

Yazmak isteyip de yazamadığım kelimeler size kaçmış.Elinize sağlık.Okurken hislerimi anlayabiliyorken yazı bittiğinde tarif edemedim.Bu yazının kalitesindendir vesselam.Daha iyi yazılara inşaAllah.

Berat İlhan yazdı, 5 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 Eki 16 06:00

Berat İlhan

Puan: 184

İbare/t

Mutsuzlaştığımı hissediyorum güldükçe

Ve hiçbir şeyde, ama hiçbir şeyde

Bulamıyorum samimiyet.

İçimin içinde bi'yabancı,

Sanki içim; uzun koridorlardan,

Karmaşık labirentlerden,

Çıkmaz sokaklardan ibaret.

Ve kayboluyorum git gide, gittikçe bende.

En gerek anında; bi'anda, kaybolan eşyam

Gibi bir şey bu...

Kalbimin hangi çekmecesini

Açarsam açayım

O huzuru bulamıyorum.

En iyi, tek bildiğim dilde dahi

Kendimi anlatamaz oldum.

Süslü/afili sözcüklerle cakasını arttırmak

İsterdim bu keder halinin; ama,

Kapılarımızı açıp sokağa adımımızı attığımız

Anda şehrin eline düşüyoruz; soluyor,

Kuruyoruz, ey ahali!

Dökülüyorum en diri yerlerimden,

Çekiliyor hayat, git gide gözlerimden.

Güneşi alıp göğsümde taşımak isterdim;

Ay, ruhumla ışısın isterdim.

Bi'kabri dolduracak kadar ''var'' olamadım,

''Hiç'' denebilecek kadar, zerre kalamadım.

Nefes alabileceğim bin bir muhit

Buldum da yeryüzünde;

Sarınabileceğim tek yeşil dal

Bırakmadım kendimde.

Artık biçilen benim yerde çim yerine,

Budanan benim; ağaçta dal yerine,

Vurulan ben, gökte kuş yerine;

Sığdırmak isterken uçsuz fezayı

Şuncacık yüreğime,

Bi'idamlık darağacı oldum;

Bundandır intiharı içimin çocuğunun.

Yeşerin göğsümde duvarlar, yeşerin!

Dirileceği varsa baharın, beton duvarlar

Arasında dahi açar; kaldırımıydı,

Sokak taşıydı, hiç dinler mi?

Hangi buzul güneşe karşı gelir?

Dirilecekse bu benliğimin enkazı,

Söker de yüreğimi, tohum yerine ekerim!

Bana bir ''yokluk'' eleyin eleklerden,

Süzün geceler, süzün beni kendimden.

Getirin en ala karanlıkları;

En ağır misafiri oldum çıkmaz sokakların,

Yeter israf ettiğim yıldızları, yeter;

Gece mi kabirden, kabir mi ağır geceden?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Berat İlhan yazdı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
15 Şub 16 01:00

Berat İlhan

Puan: 184

Sakin'ce

Bir yolcu daha uğurluyoruz, gayba giden bir tren bu...

Bir şahısa özgü, geriye kalan vagonlarda neşesi, kederi, korkusu;

Gidiyor annelerin annesi, gidiyor gözlerinde yarınlar, gözleri parıltı abidesi,

Gidiyorsun anne, adın gibi sessiz bir gecede; sakin'ce.

-

Yaş olsak dökülsek bulutların gözlerinden,

Gece olsak kaplasak şehri çepeçevre,

Ve hakkındır deyip, yıldızları toplayıp gökten,

Bağlasak boynuna gerdanlık diye, neye yarar? -Ne desek az...

Gidiyorsun anne, adın gibi sessiz bir gecede; sakin'ce.

-

Sokaklar ayrı ıssız kalacak, biz ayrı; gün ayrı ıssız doğacak, biz ayrı,

Nasıl bir katardır bu, içerisinde gülü ayrı, papatyası ayrı,

Bir tren ki, dünya istasyonunda öksüz çocuklar bıraktı da kalktı,

Gittin anne, adın gibi sessiz bir gecede; sakin'ce...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Berat İlhan yazdı, 2 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
22 Ara 15 05:00

Berat İlhan

Puan: 184

Sökük

Gidile gidile varılır mı gökyüzüne,

Var mıdır bir geçiş ulvi ülkelere?

Yollar ki, halı gibi serili; binalar kabir taşlarını andırır,

Ve dağlar; dört yana çit gibi örülmüş, insanlar mıdır bu örgünün söküğü?

Bir kapı gerek şimdi bana; anahtarsız da açılan.

Yahut, uzunca bir merdiven; göklerden.

Bırakıp değer eden her şeyi, her nesne ve kimseyi;

Hatta bırakıp kendimi, yüreğimi de söküp gidesim var!

İlişmesin iyi ya da kötü, istemem artık ne baharı, ne de güzü.

Her yer yıkıntı, her yer döküntü; artık gelse ne fayda Leyla'nın yüzü?

Bir kere sıyrılmış bu ok; yayına küs, rotası yok,

Gideceği yer gelse ayağına; yok kardeşim, artık yok!

Yalnız bir kapı arıyorum; ulvi ülkelere açılan,

Yalnız bir merdiven; sonsuz göklere uzanan,

Var ve yok'tan olabildiğince ırak;

Yalnız bir ''yaşamak'' istiyorum, yalnızca bir yaşamak...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Berat İlhan yazdı, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
7 Kas 15 06:00

Berat İlhan

Puan: 184

Savaş

Ağır yollardan geçiyorum,

Üzerimden de ağır zırhlı araçlar...

Sanki her insan, her varlık, her somut can;

Üzerimden geçen en heybetlisinden dev bir tank!

Parçalarcasına eziyorlar yüreğimi, pervasızca...

Paletlerine yol kalbim;

Bedenim bihaber, çıkıyor ruhumun pestili...

''Durun'' demek istiyorum, ''durun!''

Bir an da olsa durdurun dünyayı, durulun!

''N'apıyorsunuz?'' diye mavzerler gibi bir nara savurmak istiyorum yüreklerine,

Yürekler tank gibi olduğundan, mavzerler de nafile...

''Yaşanmaz kılıyorsunuz bu yüzyılı!'' demek istiyorum,

Ölenler geliyor gözlerimin önüne:

''Hiç yaşayamadık ki...'' diyorlar, ''bu yüzden yaşamıyoruz.''

Söz, suküta eriyor;

Nihayetine...

Katledercesine bir savaş sona eriyor sükut içerisinde.

Ve ben yine aklımın savaşlarının birinde,

Ve yine hasarların en onulmazı yüreğimde,

Diyorum:

Durmayın, devam edin!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Berat İlhan yazdı, 2 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
26 Eyl 15 06:00

Berat İlhan

Puan: 184

Sarmaşık

Sarmaşık misali dolandım suskunluğa.

Bertaraf edildim.

Dört bir yandan saldırılar...

Yeri geldi düştüm, yeri geldi kalktım.

Tuhaftır biraz,

Yardım eli beklediklerim yıktılar bu kaleleri.

Zaman da eşlik etti, hırpaladılar bedenimi.

Hasar büyük, iflasın eşiğindeyim.

Yakındır, göz kapaklarım indirir kepenklerini.

Bir sala, bir ezan ile gönderirler ebediyete,

Kaybolur var ile yok arasındaki benliğim.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Berat İlhan yazdı, 2 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
6 Eyl 15 10:00

Berat İlhan

Puan: 184

İçimdeki Yangınlar

Göğün kudreti, bulutların kasveti,

Ve havanın her kapanışıyla oluşan zulmet;

Benzerliğimiz var.

Yüreğimin kudreti, çehremin kasveti,

Ve içimin kapanıklığıyla oluşan karanlıklar;

Benzerliğiniz var.

Neticemiz yağmur mu ki?

Şimdi ağlasam gökler dolusu,

Tenimde kurak uzuv kalmayacak şekilde,

Geçer mi onca yılın mahzunluğu?

Erir mi dersiniz onca yılın buzulu?

Ve tekrar doğar mı güneş bu gözlerde,

Ve gönlümde asılı kalır mı dersiniz kavs-ı kuzeh?

Söyle bana gök, söyle bana yer, söyle bana ey evren!

Göğe asılı bu bulutları yüreğime sığdırsam,

Ve aralıksız yağmur yağsa,

Söner mi bu içimdeki yangınlar?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Berat İlhan yazdı, 2 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
27 Ağu 15 06:00

Berat İlhan

Puan: 184

Pay

Artık ne Mecnun kaldı, ne Leyla.

Ne sevda kaldı, ne de ömürlük bir aşk.

Mecnun eğlence peşinde; züppe ve ayyaş,

Leyla ellerin kollarında; yeri göğü izdivaç.

Kardeşim; yok sevmeye değer kimse,

Uğruna ölmeye... Sevme!

Leyla yakar, güzelliği caka,

Aslını gördüğün an; Leyla da hava!

Bana bir aşk gerek; gerek ilahi, gerek manevi,

Zerre ’’ben’’ bırakmayacak yüreğimde,

Bana bir aşk gerek;

Beni benden edecek, beni bende öldürecek.

Yanmak istiyorum, silin dünya izlerini yüreğimden.

Bileyin körelen duygularımı,

Eleyin eleklerde beni Mürşid’im,

İşitin beni, Allah aşkına işitin!

Sessizliğim en şiddetli nara,

Haykırışlarım en şiddetli sessizlik zamana.

Ve ben çağın en değersiz taşıyım,

Ezin beni, ezin beni; zerre değer edeyim Aşk’ın yollarında.

Sökün damarlarını da alıp kalbimi,

Bu kalp, kiriyle atacaksa eğer; işlevini yitirsin!

Ama iyileştirin, iyileştirin, iyi edin, ve çevirin;

Siyahları siyazlara, siyazları beyazlara, anestesiz dahi olsa; silin karalarını yüreğimin!

Ya bugün kesilirse nefesim, ya bugün durursa dünya saat’im?

Nasıl eğrilir boynum, nasıl durabilirim dik?

Sürünsem yerlerde bir yılan gibi; ’’ki yılan dahi benden zehirsizdir,’’

Başım, vurulmaya değer bir baş eder mi?

Efendim, efendim gerçekten bekleyecek misiniz bizi sıratta, beklenecek o ümmet miyiz biz?

Sadık kalamadığımız o emanete, o vedaya rağmen,

Beklenmeye değer miyiz,

O bahsettiğiniz ümmet biz miyiz Efendim, biz miyiz?

Duyulmuyorum, çünkü bağırmıyorum.

Benim o günahkar, benim o had bilmez kalp!

Şiirler dahi yazdıklarımla kirleniyor; kalem dahil.

Dokunduğum her şey, her şey benim günahlarımla nakş eyliyor.

Ey göklerin, yerlerin, alemlerin Rabb’i; asıl sevgili,

Bezm-i Elest’te verdiğimiz sözleri de biliyorum,

Biliyorum çoğu şeyi, bilme yetisini de sayende edindiğimi.

Her şeyi biliyorum da, hiçbir şey bilmiyorum, bunu da biliyorum.

Bir meczup kadar akıllı değilim, bir günahkar kadar ak,

Bir eğri kadar da düz değilim,

Bir yalan kadar da samimi,

Ben bir, bir edecek kadar bir değilim.

Nasıl diyebilirim af eyle, lütf eyle, merhamet eyle;

İsyan eşiğinde dayandığım rahmet kapısını,

Lütf ettiğin aklı hiçe sayarak;

Kaç kere tekmelemeye kalktım hadsizce?

* * *

Ey sevgili,

Senin bir ’’doğ’’ deyişin yeter.

Güneş varlığını, sıcaklığını hiç esirger mi bizden?

Sen ''kal'' dersin de, ay hiç yalnız bırakır mı bizi bu karanlık gecelerde?

Her yerdesin; yeryüzünde, gökyüzünde,

Nefeste, akılda, kalpte, şiirde...

Duyarsın sesimi her daim bilirim,

Bilirim bana lütf ettiğin kadar.

Ve Rabb’im, bilirim, ay umut ışığıdır; bir gece dahi olsa bırakmaz payını karanlığa.

Güneş sıcaklığın kaynağıdır; bir gün esirgemez sıcaklığını, bir an...

Ümit kesilmez senden, senden ümit kesilmez bir an,

Ömür de bitse, güneş de doğsa batıdan...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.