Türkiye Aktivitesi
4361 ziyaret
1 online
Bulut Sever
geçer gider / okur / karalar

Türkiye Puanı

4397 puan Sarı Kalem

Derecesi

4 [Toplam 1608 kişi]

Türkiye
Dinî(5)
Pinledikleri(0)
Bulut Sever yazdı, 3 misafir olmak üzere 15 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
20 Haz 15 22:00

Bulut Sever

Puan: 4397

Ramazan Ayına Kavuşmak Bir Kez Daha

Hep böyle oluyor sanki. Yanılıyor olamam. Ramazan ayı geldiğinde Allah-ü Teâlâ, bu çok sıcak olması gereken günlerde, merhametiyle muamele ediyor oruç tutan kullarına. Ya yağmurla başlıyor bu kutlu ay, ya hoş bir serinlikle. Niyeti rızayı ilahi olanlar için, Ramazan hep kolay.

Bu sene de mübarek Ramazan ayına kavuşmanın sevincini yaşıyoruz. Aynı zamanda hüznü içerisindeyiz. Geçtiğimiz sene de aynı sevinci ve hüznü yaşadık. Geldiği için bize bu ay, kavuşmak nasip olduğu için çok sevinçliyiz lakin bir daha kavuşamazsak diye hüzünlü.

Geçen sene Ramazan-ı Şerif’i yaşayan, bayramını çoluk çocuğuyla mutlulukla karşılayan tanıdık/akrabalarımızdan bazıları şimdi toprak altında. Hesap sorulacağı kesin olan hesap gününe kadar, hüsnü zan ediyoruz ki iyi haldeler inşallah. Ama ayrılık işte… Ya bu Ramazan ayı, bizim de son Ramazanımızsa…

Ölüm hakikati, ensemize tutulmuş buz torbası gibi soğukluğunu her daim hissettirmeli. Bu ay, ölüm hakikatini bir nebze olsun idrak edişimize vesile olmalı. Bundan ötürü bu mübarek ay, hem ölümü kalbimizden hiç çıkarmamaya hem de içinde bulunduğumuz nimetlerin farkına varmaya vesile, şükrünü eda edebilmek için fırsat olmalı.

***

Ramazan ayı, açlık ayıdır. Açlık ise kötü hal ve huylara ket vurmanın diğer adı. Nefsimizin devamlı surette açlık hissettiği kötülüklere, mubah olan hallere ve nimetlere karşı sabretmesidir. Yeni bir sayfa açma ayıdır hayatımızda. Kibrin ve şımarıklığın terk edilme, acziyetimizi anlama ayıdır.

Bakmayın siz sahurda şunu yerseniz sizi bütün gün tok tutar, iftarda şunları yer, şöyle uyursanız rahat ederseniz diyenlere. Ramazan acı çekme ayıdır. Açlıktan miden kazınacak, yemeyeceksin. Susuzluktan kırılacaksın, bir yudum su içmeyeceksin. Canın acıyacak. Yoksa acısını bilmiyorken, açın-susuzun halinden nasıl anlayacaksın?

Acı çekmek olmasaydı, mükâfatı bu kadar tatlı olabilir miydi? O kadar çok müjdeler verilmiş ki oruç tutanın alacağı sevaba dair. Zor şartlar altında tutulan oruç, hâsıl olacak sevabı ziyadeleştirir. Ne mutlu!

Peygamber Efendimiz’den (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerif yazarak bu yazıyı bereketlendirelim: (Allah-ü Teâlâ’nın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.) [Taberani]

***

Sofralarımız şenleniyor bu ay. Sahurlarımız ayrı bir şen, iftarlarımız ayrı. Namazlarımız daha derli toplu. Teravihler ise aramızdaki mesafeleri sıklaştırıyor. Çaylarımız daha demli, daha açık. Namaza müteakip çaylı sohbetlerimiz daha neşeli.

Bunca neşenin içinde kalbimiz bir yerlerden buruk. İşte sınır komşularımızda yaşananlar, işte Asya’dan Ortadoğu’ya Müslüman kardeşlerimizin çektikleri... İşte bu sebeple, gönlümüzde de hayat bulması için bu hallerin, sofralarımızı gariplere açmaya çalışmalı. Sofralarımız açılamıyorsa, ceplerimiz muhakkak açılmalı.

Birilerinin, Ramazan’a bir ay kadar kala muhacir kardeşlerimizi zulmün tam ortasına geri gönderme (kovma!) vaatlerinden sonra; gözümüzün önünde Ramazan ayı gelmiş diye hiçbir kutsal bilmez, kendine Müslüman diyen fakat kâfirin ayakları altında saltanat sürmekten şeref duyan zalimlerin zulmü altında Ramazan’da oruç tutmaya çalışan garip Müslümanlar…

(Allah’tan sakının ki şükredebilesiniz.) [Nisa 123] ve (Allah-ü Teâlâ, şükredene bol bol nimet verir.) [Fâtır 30] buyuruluyor Kuran-ı Kerim’de mealen. Dünyada ki Müslüman kardeşlerimiz bu kadar zor şartlar altında yaşıyor ve oruçlarını tutmaya çalışıyorken bizlerin şükrü nasıl olmalı, düşünmek lazım.

Her şeyden önce sahurlarda ve iftarlarda, zalimlerin zulmü altında olan kardeşlerimizin hali pür melalini düşünerek aşırılıktan kaçınmak gerekiyor. Aşırılık göreceli bir kavramdır pekâlâ. Şöyle ifade edelim, belki daha sade iftarlar, sahurlar ve de davetler olmalı dersek, meramımızı anlatmış oluruz.

Ne imkânlarda olursak olalım, itidal üzere bir Ramazan ayı geçirirsek, halimizle ve dilimiz ile de bol bol şükredersek, inşallah içinde bulunduğumuz nimetleri Rabbimiz bizlerden almaz, arttırır ve kardeşlerimizin rahata ermesi için de sebepler yaratır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Mustafa Karayel yazdı, 1 kişi sahiplendi, 1 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
15 May 15 16:00

Bulut Sever

Puan: 4397

Miraç Aklın Bittiği İmanın Başladığı Yerdir

Mekke'den Kudüs'e, Kudüs'ten yedi kat göklere; Arş, Kûrsi, Ruhlar âlemi, Kâbekavseyn makamına gitmek; Cennet, Cehennemi gezmek yani Mirac mucizesinin tamamı tek ân içinde olmuştu. Öyle kısa bir zaman ki "ân" bile aslında mânayı ifade etmiyor.

Seyyidil Mürselin, Ümmü Hani'nin evine gelince Burak da ayrılıp kayboldu. İçeri giren büyük Peygamber leğendeki abdest suyunun hâlâ çalkalanmakta ve yatağının soğumamış olduğunu gördü. Ümmü Hâni de dışarıda herşeyden habersiz uyuyordu.

Her şeye muktedir olan Cenab-ı Hak Resulüne uyanık olarak ve dünya gözü ile böyle bir mucizeyi yaşatmıştı.

Recep ayının yirmiyedinci Pazartesi gecesi vuku bulun zamanın zamansızlık noktasındaki bu büyük mucizeyi Resulullah ertesi sabah Kâbe yanına giderek yine risalet görevinin icabı oradakilere anlatıp onları islam dinine çağırmak istedi! Fakat müşrikler, her şeyi akıl ve mantık süzgecinden geçirdikleri için duyduklarından müthiş şekilde şaşırdılar..

Böyle şey olur mu? Mekke ile Kudüs arası bir aylık yol! O ise bir gecede bu kadar yola gidip-geldiğini söylüyor... Kahkahadan karınlarını tuta tuta gülüyorlar. Şamata gürültü diz boyu.

-Amma laf! Bir aylık yolu bir gecede git gel.

-Peygamber ya! Bizi akılsız sayıyor... Yoksa böyle bir sözü nasıl söyler.

-Hadi Ebu Bekr'e gidelim. Efendisinin dediğini haber verelim; bakalım böyle olmayacak bir iddiaya ne diyecek.

-Ebu Bekr akıllıdır, O'nun bir yalancı olduğunu artık kabul eder.

Hazreti Ebu Bekr'in kapısındalar; telaşla kapıyı çalıyorlar. İslamın büyük kahramanı kapıda görünüyor. Soran gözleri müşriklerin üzerinde:

-Hayırdır...

-Şer şer... Bak efendin işi nerelere kadar vardırdı.

-N'olmuş efendime?

-Sen bilirsin; Mekke-Kudüs arası kaç günlük yoldur?

-Bir ayda alınır.

-Yaşşa Ebu Bekr. Ne doğru söyledin.

-Ama Muhammed ne diyor biliyor musun?

Sevgili Peygamberimizin ismi geçince Ebu Bekr, radıyallahü anh, dikkat kesildi.

-Ne diyor?

-Bu gece, bir anlık zaman içinde Kudüs'e gidip geldim, diyor.

-Hem sadece Kudüs'e değil; yedi kat göklere de gitmiş güya!.

Beklediler ki kendileri gibi Hazreti Ebu Bekr'de aklın dar kalıplarını aşamasın; ama O, en büyük hürriyetin teslimiyette olduğuna inanıyordu. Cevabı ile müşrikler buzdan hayret heykelleri haline geldi:

-O diyorsa doğrudur!!! Bir ânda gidip gelmiştir...

link

....................

Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bulut Sever yazdı, 1 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
13 Nis 15 16:00

Bulut Sever

Puan: 4397

Kutlu Doğum Haftası?

Son yıllarda Kutlu Doğum Haftası tabirini çok sık duyar olduk. Nedir bu Kutlu Doğum Haftası peki?

Kutlu Doğum Haftası, Osmanlı zamanında olmamış, Cumhuriyet tarihimizle başlamamış, geçmişte resmi olarak belli bir tarih atanmamış, 1989 senesinde, Türkiye Diyanet Vakfı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından organize edilmiş ve kutlanmaya başlanmış bir haftadır.

Her yıl Kutlu Doğum diye ifade edilen hafta, Nisan ayının 14 ile 20’si arasında kutlanıyor. Kutlu Doğum, Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhisselam) doğumunu (Miladi 571 senesi, Rebiülevvel ayının 12.gecesi) miladi olarak içine alan haftaya deniyor. Her yıl artan bir ilgiyle kutlanılan bu hafta eskiden sadece Türkiye Diyanet Vakfı ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından organize ediliyordu. Artık okullar, belediyeler, camiler, dergiler, dernekler tarafından da her sene büyük bir coşkuyla kutlanılıyor.

Mesele Nedir?

Dinimizde bütün mübarek geceler, hicri yıla göre kutlanır. Bütün ibadetler ve dini faaliyetlerde kameri aya göre yapılan hesaplar esas alınır.

Hac, oruç, kurban ve bayram günleri kameri aylara göre hesap edilir. Bu hesaba göre insanlar ibadetlerini yapar. Misal, haccı Allah-ü Teâlâ’nın bildirdiği Zilhicce ayında yapmayıp da hep Ocak ayında yapmak; orucu Ramazan ayında değil de, hep Şubatta tutmak, Kadir gecesini bu misale göre hep Şubat ayında aramak dini bozmak olur.

Bırakın ilim adamlarını, her Müslüman bilir ki, İslamiyette güneş yılı hesabına göre mübarek bir gece, mübarek bir gün ya da mübarek bir ay yoktur.

Evet, Kutlu Doğum yukarıda zikredildiği üzere Rebiülevvel ayının 12. gecesi olmuştur fakat o gün, miladi hesaba göre her sene başka bir güne denk gelmektedir. Her sene “20 Nisandır” diyerek Kutlu Doğumu sabitlemek abesle iştigal etmek olur. “Niyetimiz iyi. Her yıl farklı güne tekabül ettiği için muhtelif sebeplerle bu günü sabitledik.” denilirse, “lütfen Ramazan ve Kurban bayramlarını da ülkemizde sabitleyin; böylelikle Kurban bayramlarını yaza, Ramazan ayını da kışa denk getirerek Müslümanları büyük bir müşkülattan(!) kurtarmış olursunuz?” diye bir soru sorulabilir mi?

Buradan da anlaşılıyor ki, dinimize uygun olmayan bir husus için “Niyetimiz iyi” lafzı bir anlam ifade etmemektedir.

İnşallah bu hata bir an önce düzeltilir ve iyi niyetli sebeplerin ardına saklanmadan bir daha bu ve benzeri işlere tevessül edilmez.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
17 Nis 22:34

Terslik düzeltilerek, her yıl Rebiülevvel ayının 12. gecesini içinde barındıran haftada kutlanmasının daha isabetli olacağı kanaatindeyim.

13 Nis 22:36

Bulut Sever

Puan: 4397

Site gittikçe gelişiyor ve güzelleşiyor. Elinize sağlık, çok teşekkür ederiz.

Bulut Sever yazdı, 14 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
15 Şub 15 03:00

Bulut Sever

Puan: 4397

Cami ve Cemaat

Cemaatin/bireyin cahilce davranışları cemaati ve camiyi terketmeye ve tahkir etmeye mazeret olamaz. Bu halin ıslahı için sorumlu kurumların çalışma yapması elzem olmakla birlikte misalen cami adabı ve temel fıkıh bilgilerini öğretmek için namaz aralarının değerlendirilebileceği ifade edilebilir. Bu uygulamayla dini bozan, içi hurafelerle dolu ehli sünnet dışı cemaat, tarikat ya da şiddete meyilli grupların da müslümanlar üzerinde oluşturabileceği baskılar engellenmiş olacağı gibi, bu uygulama, yeni nesillerin geçmişiyle sağlıklı bir ilişki kurabilmesinde de fayda sağlayacaktır. Müslüman bir insanın cahil olamayacağı ısrarla ve büyük bir sorumlulukla vaazlarda anlatılmalı ve cami görevlileri hususi sohbetlerinde meselenin önemine binaen bu mevzudan mütemadiyen bahsetmelidirler.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
10 Nis 08:26

Günümüzde iki tane dini mesele söylediğimde beni allame-i cihan sanıyorlar. Temel dini bilgilere sahip olmayan bireylerde, saçma sapan insanları sorgulamadan, biraz ağlayana, biraz milleti coşturana kul köle oluyorlar.

10 Nis 08:23

Teknik olarak bahsettiğiniz olay güzel, faydalı. Ancak öncelikle İmam-Hatiplerimizi yetiştirmeliyiz kanaatimce. Sorulan sorulara İşkembe-i Kübradan değil sağlam kaynaklardan, nakilleri aktararak cevap vermeyi bilmeliler.