Türkiye Aktivitesi
1766 ziyaret
1 online
Detroitli Kızıl
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

8 puan Açık Yeşil Kalem

Derecesi

8 [Toplam 1568 kişi]

Türkiye
Tümü(21)
Pinledikleri(0)
Detroitli Kızıl yazdı, 494 kez açıldı , 10 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
3 Eyl 15 22:00
Twitter'ın Reklamları Açması ve Yaklaşan Seçimler

Sosyal medya konularını masaya yatırdığımız bir WhatsApp grubumuz var. Aşağı yukarı sosyal medyayla ilgili her konuyu tartışıyor ve fikir alışverişinde bulunuyoruz.

Bu gruptaki duayen isimlerden birisi ile geçen gün hafif sözlü bir polemik yaşadık. Bir kanaldaki konuşmacının sarf ettiği "önümüzdeki seçim sosyal medyada geçecek" sözü üzerine açıldı konu.

Ben işin o kadar uzun boylu olmadığını söyledim. Henüz o kadar uzun boylu olmadığını. Sonra orta yolu bulduk. Sosyal medya partilerin olmazsa olmazı. Bu konuda netiz. Fakat kampanyanın bir parçası olarak görülmeli. Kampanyanın tamamını buraya kanalize edenler büyük yanılgıya düşerler.

Seçim giderek yaklaşıyor. Sosyal medya ajanslarında da kartlar yeniden karılıyor. Dosyalar ve projeler havada uçuşuyor. Merdiven altı ve merdiven üstü her ajans bu büyük pazardan bir pay alma uğraşında.

Seçim yaklaştıkça saflar iyice belirginleşecek. Ortam sosyal medyada daha da sertleşecek. proje hesaplar açılacak. Takipçiler alınıp satılacak. Yeni yeni sosyal medya uzmanları ortaya çıkacak.

Bu arada bugün ilginç bir gelişme oldu. Twitter Türkiyeli kullanıcılarına da Reklam ekranını açacağını duyurdu. Reklam ekranını açtı veya yakında açacak. Henüz inceleme imkanı bulamadım.

Bunun anlamı nedir?

Düşük bütçelerle bile reklam verilebilecek. Yani Twitter Facebook'un yaptığını yapacak. Facebook cep harçlıklarıyla bile reklam verilip sayfa büyütülen bir yer haline geldi. Twitter ise henüz bundan çok uzak.

Türkiye'de bir ajansa dünyanın parasını verip reklam yayınlatabiliyordunuz Twitter üzerinden. Şimdi anlaşılan aracısız şekilde bir panelden düşük bütçelerle reklamlar verilebilecek.

Yakın zamanda sürekli reklamlar göreceğiz Twitter'da.

Bu hamlenin sosyal medya ajanslarında da değişik yansımaları olacak. Rekabet daha da kızışacak. Pazar daha da daralacak.

Günde 1 tweet atıp ayda 10 bin lira alınan markalar bu işin bu kadar pahalı olmadığını farkedecek.

Önümüzdeki günler sosyal medyada ilginç gelişmelere gebe.

İşini düzgün yapan ve müşteriye değer katan sosyal medya ajansları ayakta kalacak. Twitter reklamları açtığında ak koyun kara koyun belli olacak diyebiliriz.

Detroitli Kızıl yazdı, 638 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi , 2 yorum yapıldı.
11 Ağu 15 16:00
Şok Fiyata Mucizevi Ürünler

İhtiyar bir amcanın durduğu doğal süt satan bir dükkandayım. Benden bir süre sonra kargocu girdi içeri. İhtiyar amca kapıda ödeme ile aldığı 5 kavanoz balın parasını verdi. Yanında hediye olarak geleceği vaat edilen Hürrem yüzüğü ve kolyesini de aldı. Kargocuya bu ballardan çok satılıp satılmadığını sordum. “Her gün yüzlerce koli satılıyor” dedi. Satılan şeyin ne kadar bal olduğunu tartışmaya gerek yok sanırım. Köyde eniştemin ve amcamın petekleri var. Gram şeker yedirmedikleri arıların ballarını alıyorlar. Bal gerçekten “bal gibi” kokuyor. Bu balın 5 kavanozunu 100 liraya satarlar mı? Bu sorunun cevabı satılan “şeyin” ne olduğunu da ortaya koyuyor aslında. Hürrem yüzüğü ve kolyesi dedikleri ürün de İstoç’ta 5 liradan satılan çakma ürünlerden.

Berberdeyim. Berber “bilmem ne otu yağı” aldığından bahsediyor. 4 kutusuna 50 lira vermiş. Leş gibi kokuyordu diyor. Üstelik alırken vaat ettikleri gibi “tüyleri de dökülmemiş”. Koktuğu yanına kar kalmış. Mahalleden bir adamdan bahsediyor berber. “Afyon 6” sipariş etmiş 150 liraya. Telefon kılıfı gelmiş sadece. “iksperiya” da satılıyor 150 liradan. Dini radyonun buğulu sesli spikeri bir gün evinizi her türlü beladan koruyacak dua satıyor 50 liraya. Ertesi gün aynı adam çarşaf satıyor 6 tanesi 60 liradan. Çarşaf alırsanız sevaba girecekmişsiniz gibi bir ses tonu var damın. Uhrevi mi uhrevi bir adam.

Köydeyim. İnternetim yok. Telefonum çekmiyor. Bu yazıyı harmanın ucuna koyduğum masadan komşunun wi-fi hattına bağlanarak yazıyorum. Whatsapp’a 5 mesaj grubundan 250 tane mesaj gelmiş. İletişim imkanım yok. Türkiye güllük gülistanlık.

Evdeki televizyon uydu yayınını alıyor. 500’den fazla kanal var. Bu kanalların en az 400 tanesi gece gündüz bir şeyler satıyor. Bitkisel ürünler… Hayal bile edemeyeceğimiz şeyleri 50 liraya veriyorlar. Bu kanallardan en az 5 tanesinin kavanoz balcıya ait olduğuna eminim. Kavanozcuya ait olmayanlarda var elbette. Kemal Sunal filmleri veya arabesk klipler var sürekli. Zikirli ilahiler yayınlayanları var, Kürtçe yayın yapanları var. Birden araya giriyor satıcı. Mutlaka almamız gereken bir ürünü tanıtıyor. 1 alana 5 bedava.

Radyodan televizyondan internetten. Her yerden bir şeyler satılıyor. Satıcılar üstümüze üstümüze saldırıyor. Siz uyarsanız bile dinlemiyor insanlar. Satıcılar cebini dolduruyor. İnsanlar sürekli bir şeyler alıyor.

11 Ağu 16:06

abi ben bir radyo da tecavüz ilacı sattıklarını duydum.

Detroitli Kızıl yazdı, 472 kez açıldı , 8 kişi beğendi , 4 yorum yapıldı.
29 Tem 15 16:00
Periscope; Ne Yapmalı Nasıl Yapmalı

"Sosyal Mecralar artık zirveye ulaştı, yeni bir sosyal mecra zor" diye düşünenler olabilir. Ama sosyal mecralar günden güne gelişiyor ve gündemimize yeni bir sosyal medya sitesi giriyor.

Yeni gözdemiz Periscope. Periscope canlı yayın yapmaya yarayan bir sosyal medya ortamı. İstediğiniz anda kamerayı çalıştırıp takipçilerinizle anlık canlı görüntüler paylaşabiliyorsunuz. İletişime geçebiliyorsunuz.

Periscope aslında Twitter tarafından alındıktan sonra çok büyüdü. Twitter Periscope'u 100 milyon dolara satın almıştı. Fakat bugün marka değeri ve ulaştığı kullanıcıları hesaba katarsak oldukça fazla bir para edeceği aşikar.

Periscope'u sporcudan sanatçıya, Twitter fenomeninden siyasetçiye herkes kullanıyor. Mesela Galatasaray kulübü resmi hesabından yayınlar yapıyor.

Fenerbahçe Robin van Persie'nin basın toplantısını Periscope üzerinden de yayınladı.

Ahmet Davutoğlu seçim döneminde aktif olarak Periscope kullandı. Cumhurbaşkanı danışmanları da Periscope kullanan siyasetçilerden.

Periscope'ta takipçi toplamak ve sevilen bir kullanıcı olmak için bazı ipuçları var.

Yayın açmadan önce yayın başlığını çok iyi seçin. takipçileri yanıltıcı başlıktan kaçının. İnsanları toplayacağım diye yayınınız ile alakası olmayan başlıklar açmayın. Mesela "Fenerbahçe stadından maç yayını" gibi bir başlık açıp, evinizden akvaryum göstermeyin.

Yayın konusunda ilginç ve orijinal olun. Artık herkes her şeyi izlemek istemiyor. Cidden ilgi çekebilecek konulara odaklanın. Kendinize bir konsept belirleyip konsept hesap da yapabilirsiniz.

Çekim kaliteniz iyi olsun. İnternet bağlantınızın iyi olması gerekiyor bunun için. Ayrıca kullandığınız aygıt da oldukça kaliteli olmalı. Donmadan net bir yayın yapabilmelisiniz.

İzleyici ile iletişim kurmak önemli. Soruları cevaplamak önemli. Ama gizemli bir Twitter kişisi iseniz Periscope'da başarılı olmanız zor.

Periscope açtığınızı duyurun Twitter hesabınızdan. Eğer güçlü bir hesabınız yoksa arkadaşlarınızdan duyuru rica edebilirsiniz. Veya Periscope üzerinden takipçilerini size çağırmalarını rica edebilirsiniz.

Yaptığınız yayınları kaydedin ve arşivde durmasını sağlayın. Böylece sizi yeni keşfedenler eskiden neler yayınladığınıza bakabilirler.

İstikrarlı olun ve mecraya özen gösterin. Düzenli yayınları yapın. Gittiğiniz gördüğünüz ilginç yerlerden yayınlar yapın.

Periscope yeni bir mecra dedik. Henüz kendi fenomenlerini oluşturmadı. Erken kalkan yol alır. Eğer kuvvetli bir mekan tanıtımı hesabı vb hesap yaparsanız Periscope'da kolayca büyürsünüz ve aranan fenomenlerden olursunuz.

04 Ağu 17:59

Okunur abi neden okunmasın.

30 Tem 13:15

yakında abdullah fakiroğlu. yakında inşallah :) yazarsam okunur mu acaba...

Detroitli Kızıl yazdı, 623 kez açıldı , 2 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
10 Tem 15 22:00
Sosyal Medyadan Kitap Çıkarmak

Sosyal medya kullanıcılarının kitap çıkarması Türkiye açısından konuşursak ilk defa Ekşi Sözlük'te oldu diyebiliriz.

Kendisi de sözlükte yazar olan ve yayınevi olan bir yazar, sözlüğün eli kalem tutan ve yazdıklarını geniş kitlelerin beğendiği yazarlarıyla görüştü. Sonra ortaya bir öykü kitabı çıkardılar.

Ekşi Sözlük Yazarlarından Ekşi Öyküler adını taşıyan kitap arka kapağında şu tanıtım yazısıyla çıktı.

"Yüzlerce yazar arasından seçilen 62 yazarın öyküsünden oluşan kitap, aşktan ölüme, ayrılıktan düşlere, şiirlerden yalnızlığa kadar birbirinden şaşırtıcı kısa öykülerin bir araya gelmesiyle oluştu.

Yeni yüzyılın genç insanlarının dış dünyasının nasıl olduğunun, sözcüklerle olan ilişkisinin nereye vardığının bir kanıtı olan proje nesiller boyu birlikteliğin somut bir kitaba dönüşmesiyle de aynı zamanda bir ilke imza atıyor.

Geleceğin genç yazarları bu kitapta saklı.."

(Kitap şu an bulunmuyor, yayında ve satışta değil, şanslı olanlar sahaflardan bulabiliyor)

Sonraları Facebook ve Twitter yaygınlaştı. Facebook ve Twitter hesaplarını büyüten "fenomenler" oldu.

Sosyal Medya ve kitap ilişkisi artık daha sıkı fıkı olacaktı. Nitekim oldu da.

Okuyan Us yayınları bu alandaki "fırsatları" erken gördü. Sosyal medya feneomenlerine "Dizüstü Edebiyatı" dizisiyle kapılarını açtı. Arka arkaya kitaplar gelmeye başladı.

Bugün bu diziden çıkan kitap sayısı 25. Bazı kitaplar tek baskıda kaldı ama bazıları 20 baskıyı çoktan geçti ve "çok satanlar" listesinde kendisine her zaman yer buldu.

Daha sonraları ise bireysel çabalarıyla kitap çıkaranları gördük.

Sosyal medyada sağda solda dillenmiş sözleri toplayan kitap yapıyordu artık. Üstelik "okur" bu kitaplara müthiş ilgi gösteriyordu. Kitaplar herkesin dilindeydi. Tüm internet sitelerinde çok satanlardaydı.

Okuyucular Facebook ve Twitter'da yoruma boğuyordu her paylaşımı. Hatta "Siz Necip Fazıl'dan sonra okuduğum en iyi şairsiniz" diye yazanı bile gördük bu kitaplardan birinin yazarına.

Bugünlerde yine sosyal medyadan parlayan yazarların kitapları revaçta.

Kitap çıkaranlar sosyal medyada popüler figürler olunca haliyle bu kitapları sert şekilde eleştirenler de sosyal medyacılar oluyor.

Kolayca reklamı yapılan kitaplarda kimse "edebi zevk" aramıyor.

Yazıya İsmet Özel'in Yıkılma Sakın şiirini nasıl yazdığına dair anısı ile son verelim.

Ekşi Sözlük'ten alıntılayarak...

"o sırada ataol, trabzon’dan malazgirt’e sürgün ve hapis gitmişti. ve elden, bana yıkılma sakın adlı şiirini gönderdi. askerdi, yedek subay. bir subaya karşı gelmekten hapsedilmişti. muş’a gelen malazgirtli orhan adlı bir çocuk, ataol’un şiirini getirdi bana. ben de ona bir şiirle cevap vereyim dedim. ama nasıl yapacağım? hem askerlik hem şiir olmuyor? hemen bir formül buldum. diş çektirene üç gün istirahat veriyorlardı. ağzımda da diş kökleri vardı. dişçiye çıktım, üç diş kökü aldırdım ve üç gün istirahat aldım. üç gün uğraştım, didindim, ama şiir bitmedi. bitmeyince gene dişçiye çıktım, dedim ki “şu dişleri çek.” çürük olan ama tedaviyle kurtarılabilecek olan iki dişimi çektirdim. dolayısıyla üç gün daha dinlenme imkanı doğdu ve altı gün içinde şiiri bitirdim. "

Detroitli Kızıl yazdı, 412 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
3 Tem 15 22:00
Sosyal Medyanın Ramazan'ı

Ramazan geldi. Yaz Ramazan'ı. İmsakiyeler bir gram bile yerinden kıpırdamıyor. 20.49'da başladık. Ramazan'ın ortası geldi hala 20.49'da iftar ediyoruz. Ramazan'ın ilk gününde son orucun iftar saatine bakanlar derneğinde hafif hüzün hakim.

Seçimlerden sonra girdiğimiz Ramazan ikliminde hayat adeta ağır çekim akıyor. Bir sanat yönetmeni filmi gibi. Yaz, sıcaklar, oruç bir araya gelince ortaya böyle bir etki çıkıyor demek...

Sosyal medyanın da Ramazan'ı var tıpkı gazeteler ve televizyonlar gibi. Gazeteler Ramazan sayfası yapıyor, televizyonlar Ramazan programı. Sosyal medyada ise Ramazan durağanlığı var.

Gün öğleye doğru başlıyor. Çalışmayanlar o saatte uyanıyor çünkü. Çalışanlar ise o saatte ayılıyor. Zaten iftar bitmeden sahur geldiği için uyku düzeni allak bullak.

Sosyal medya ve sahur denilince Abdulaziz Bayındır'a parantez açmadan olmaz. Yine ateşli bir erken sahur yapıyoruz tartışması dönüyor. Diyanet ise bu konuda gördüğüm kadarıyla suskun. Bizi ciddiye alıp bir cevap veya açıklama bile yayınlamıyor. Yayınladıysa da ben görmedim.

Gezi Parkının imamı bu Ramazan ayında da formunda. Aynı konuları döndürüp döndürüp sunuyor. Alıcı bol. Kitlesi belli artık. Çok tartışılan konularda ve "yürüyüşlerde" hoooop devreye girip yandaşlarının vicdanlarını "dini" açıdan rahatlatıyor. İlginç şekilde.

Sosyal medya ajanslarının da (küçük ve orta büyüklükte olanlarının)gündemi Ramazan. Ramazan ile ilgili içerikler üretiyorlar ama gördüğüm kadarıyla onlarda yavaş çekimde çalışıyor.

Aslında Ramazan ayında her yere bir sükunet ve dinginlik hakim. Sokağa, camiye, iftar yemeklerine yansıyor bu.

Ben de normalde daha uzun yazılar yazıyorum buraya ama iftara 4 saat kalmışken zihnimi toplayıp uzun uzadıya yazamıyorum. Sosyal medyada dolaşan camilerde sere serpe yatmış Müslümanlar gibiyim. Tek farkım ayakta olmam.

Yazıyı bir not ekleyerek bitireyim.

Geornalist günden güne yenileniyor. Artık Twitter ile kaydolmak ve yazılan yazıları beğenmek çok kolay.

Sizler de bu mecrada yerinizi almak isterseniz bir kaç tıklamayla kayıt olabiliyorsunuz. Twitter şifreniz güvende. Asla ve asla sizi zora sokacak bir yetkilendirme istemiyor geornalist.

Herkese huzur dolu Ramazanlar dilerim.

Detroitli Kızıl yazdı, 1023 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi , 6 yorum yapıldı.
23 Haz 15 22:00
Twitter'da Virüslerden Nasıl Kurtulurum

Virüsler hepimizin belalısı. İnternet ile beraber büyüyen ve yayılan zararlı yazılımlar. Sosyal medya siteleri yayılınca virüs yayılımı da en azından sosyal medya için şekil değiştirdi.

Günümüzde en fazla "virüs yayılımı" Twitter üzerinden gerçekleşiyor. Aslında bu yapılan "virüs yayma" değil ama genel kabul ve kullanıcı aklı bunu virüs olarak algıladığı için ben de virüs diyeceğim bu yazıda.

Öncelikle şunu söyleyeyim. Twitter'da sizin adınıza işlem yapanlar "sizden izinsiz" işlem yapmıyor. Siz onlara "benim hesabımla istediğinizi yapın" diyorsunuz.

Peki bu nasıl oluyor? Neden oluyor?

Bu işin olmasının tek sebebi "ticari". Sizin hesabınız bir ticari meta olarak kullanılıyor. Gerekirse Trend Topic yapımında kullanılıyor. Gerekirse takipçi olarak diğer kullanıcılara satılıyor.

Gelelim bu işin nasıl yapıldığına...

Sosyal medya kullanıcılarının ilgisini çekecek bir konu belirleniyor. Hesabınızı kim gezdi, gelecekteki bebeğiniz nasıl olacak, profilinizi kim stalkladı, Günlük takipçi istatistiğiniz, bu fotograftaki sen misin, sana bir şarkı armağan ediyorum tıkla dinle....

Bu ve buna benzer onlarca konu. Hatta cinsel içerikli paylaşımlar. Bunlardan birisine muhakkak denk gelmişsinizdir. Sonra bununla ilgili uygulama yazılıyor. Hesabınız virüs tarafından değil bu uygulama sayesinde çalınıyor. Yani siz hesabımın tüm haklarını sana devrediyorum diye izin veriyorsunuz.

Ana hesabımdan değil de yan hesaplardan birinden oldukça yaygın olan bir cinsel içerikli Twitter virüsünün "içeriğine" bakmak için linki tıkladım. Bu linkler genelde link kısaltma servisiyle gizlenmiş linkler. Zokayı kolay yutmanız için.

Cinsel içerikli virüse tıkladığınız zaman bir ekran geliyor. "18 yaşından büyüksen buraya Twitter kullanıcı adını ve şifreni gir" diyor. Tam bir tuzak.

Peki bu virüslerden nasıl kurtulurum.

Aslında bu uygulamalardan kurtulmak oldukça basit. Bir bilgisayardan Twitter'a giriş yapın. "Uygulamalar" bölümünü açın. Orada hesabınıza erişim izni olan uygulamalar var. Bunlara bakın. Bu kurnaz virüscüler burda da bir cinlik yapıyor. Twitter for İphone, Twitter for Windows Phone gibi adlar veriyorlar yazdıkları uygulamalara. Siz bunları güvenli sanıyorsunuz oysa tamamen tuzak.

Uygulamalar kısmından bilmediğiniz uygulamaların erişim iznini kaldırın. Eğer hangisinin zararlı yazılım olduğunu bilmiyorsanız izin verme tarihlerinize bakın. Oradan da anlayabilirsiniz.

Burada bir uyarı daha yapmak lazım. Bazı uygulamalar var. Hesabınızı ele geçiriyor ama asla adınıza tweet atmıyor. Sizi başkasına takipçi olarak satmıyor.

Sizin hesapla birlikte milyona yakın hesabı panelde bekletiyor. Kendi fenomen hesaplarına "takipçi olarak yüklüyor." Bu işi yapanların kim olduğu da aşağı yukarı belli zaten. Kısaca Fotoşop fenomenleri dediğimiz bu şahısların "istatistik" sitelerine karşı da uyanık olmanızı öneririm.

Hayırlı Ramazanlar.

26 Haz 18:44

Aklı kullanma eğitimi şart..

24 Haz 09:51

Yine en başa eğitim konusuna dönmemiz gerekir diyenler olabilir. Değil. En eğitilmişler bile tıklıyor bu linke. İnternet ve internet bilgisi ile güvenliği bambaşka bir şey. Ayrı bir eğitim gerekiyor ve ayık olma hali.

Detroitli Kızıl yazdı, 738 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi , 4 yorum yapıldı.
18 Haz 15 22:00
Sosyal Medya Orucu ve Dilin Kemiği

Yazıya giriş yaparken Ramazan ayında internetten ve sosyal medya mecralarından biraz uzak kalma ile ilgili bir şeyler yazayım diyordum. Arama motoruna konuyla ilgili neler yazılmış diye "sosyal medya orucu" yazdım.

"MEB şube müdüründen Sosyal medyayı sallayan Atatürk ve oruç mesajı" haberi önüme geldi.

Bu haber burada dursun. Sosyal medya orucu konusu da.

Seçim dönemiydi. Twitter oldukça yoğun kullanılıyordu. Bir partinin vekil adayının bir paylaşımı dikkatimi çekti. Başka bir partinin kaza yapan aracıyla ilgili bir paylaşımdı. Ortak tanıdıklarımıza "acilen" bu tweeti silmesi için ulaşmaları gerektiğini yazdım. Ben yazana kadar ise belli başlı haber siteleri çoktan tweeti haber yapmıştı.

Seçim bitti. Bir milletvekili içinde bazı meslek dallarının adı geçen bir tweet attı. Sonra da yanlış anlaşıldığını bildirdi.

Sosyal medya ve temsil...

Sosyal medya ve dilin kemiği.

Eğer siz bir misyonu veya bir kurumu temsil ediyorsanız veya sosyal medya sizi bir kurum veya hareketle özdeşleştiriyorsa üç defa düşünüp bir defa yazmak zorundasınız.

Gerçek kimliğinizle veya takma isimle yazsanız bile bu böyledir. Yoksa günler önce veya yıllar önce yazdığınız bir şeyi, attığınız bir fotoyu getirir önünüze koyarlar. Bu size güvenen ve sizinle iş tutan kişileri de zora sokar. Toplum nezdinde de zora sokar, hukuk nezdinde de zora sokar.

Bugün bahsedilen paylaşımda bir ilçemizin milli eğitim müdürlüğünde şube müdürü olarak çalışan birisinden bahsediliyor. Paylaşım ise Mustafa Kemal ve Oruç eksenli bir paylaşım. Komik deseniz komik değil. Faydalı deseniz faydalı değil. Üstelik toplumun bir bölümünü rencide edebilecek bir paylaşım. Hal böyle olunca da medyanın ilgisini çekiyor. Sonra da yönetilemez bir kriz haline geliyor. Büyüyor, can sıkıyor... (Haberde adı geçen yetkili hesabının ele geçirildiğini ve paylaşımları başkasının yaptığını belirtmiş. Bunu da eklemeden geçmeyeyim)

Yani toplum içinde dilimize 1 sahip olacaksak sosyal medyada 5 sahip olmalıyız.

Bu kişiler için de böyle kurumlar için de böyle. Zamanlama hataları, toplumu derinden sarsacak paylaşımlar vb durumlardan uzak durulmalı..

Gelelim sosyal medya orucuna. Bundan 3-4 sene evvel Ramazan aylarında Twitter'a mola veriyordum. Tweet atmıyor, sık sık siteye giriş yapmıyordum. Epeyce de verim aldım kendimce. Sonra bunu uygulayamadım. Kendimce de geçerli sebeplerim vardı. Bu Ramazan'da bunu uygulamam mümkün değil.

Fakat buna gücü yeten varsa denemesini tavsiye edebilirim. En azından 1-2 sene denediğim için verdiği manevi huzuru ve artırdığım zamanı çok iyi biliyorum.

Geçenlerde bir dergide okumuştum. Amerika'da bazı insanlar bir gün boyunca teknolojik aletlere ellerini sürmüyorlarmış. Buna benzer bir haberdi. Oldukça ilgimi çekti. Kendinize bu tarz kısıtlamalar yaptığınız zaman kendi "bağımlılık seviyenizi" de test etmiş oluyorsunuz.

Herkese huzur ve bereket dolu bir Ramazan ayı dilerim.

23 Haz 02:21

Misafir

ösym sınavları olduğu gün, yarım gün de olsa teknolojiden uzak duruyoruz ya, oh mis. sırf bunun için bile o paralar helal olsun osym'ye.

19 Haz 14:57

Secim yorgunlugu sayin Fakiroglu

Detroitli Kızıl yazdı, 660 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi , 6 yorum yapıldı.
4 Haz 15 22:00
Seçimlerde Oy Çalacakların Listesi ve Seçimlerde Oy Çalmak

Kendi halinizde bir vatandaşsınız. Evden işe işten eve gelen, sosyal medyayla alakası olmayan, tek derdi ailesinin geçindirmek olan bir vatandaş. siyasi görüş olarak da Ak Parti'ye yakınsınız. Halkın %50'si gibi...

7 Haziran seçimleri için sandık kurullarında görev almak için başvurdunuz. Hem sandıklarda bulunurum hem elime 3 kuruş para geçer dediniz.

Ama bir akşam hayatınız değişti. Adınız Twitter'da oy çalacaklar diye dolaşmaya başladı. Adınız bir meczup tarafından yayınlandı ve takipçileri tarafından olay büyütüldü. Anlı şanlı medya kuruluşları da sizi hedef tahtasına koydu haber yaparak.

Son günlerde yaşadığımız şey tam olarak bu. Twitter'dan bir liste paylaşıldı ve haber siteleri bu isimleri sorgulamadan yayınladı. Bu listeye dikkatleri çekti.

Neydi bu liste?

Güya oy çalacaklar listesi. Yani birileri siyasi ihtiraslar uğruna yüz kadar adamı linç edilmesi için toplumun önüne attı.

İşin aslı ne?

Memur üye, veya sandık başkanı ve sandık kurulu üyesi aslında bu kişiler.

İlçe seçim kurulları hariç bir yerden de sızması mümkün değil sanırım. En azından benim bildiğim bu.

Bilmeyenler için seçimler nasıl yapılır anneye anlatır gibi anlatalım.

Bir sandıkta devlet memuru başkan ve üyeler olur. Bunların çoğu zorla yazılmıştır. Görevi devretme imkanı olsa devrederler. siyasi görüşleri vardır ama bunu bir partiye menfaat sağlayacak şekilde asla kullanmazlar. Ama kötü niyetli olsalar bile kullanamazlar. Çünkü tüm gözler başkan ve memur üyenin üzerindedir.

Sandık kurulunda partili üyeler de olur. Bunlar genelde büyük partilerden görevlendirilir. Sandık kurulu yemin ederek göreve başlar.

Her şey kayıt altındadır. Kaç pusula var. Kaç zarf var. Kaç imza var...

Oylar kullanılır. İmzalar atılır. Akşam olur. Oylar sayılmaya başlar. Oy sayılırken herkes izleyebilir. Sandık kurulu kötü niyetli ise itirazlar yapılabilir. (Trafo ve kedi içerikli espriler tam burada yapılacak)

Sonra bu oylar tutanaklara geçer. Bu tutanakları herkes imzalar.Tutanak isteyen her partiliye verilir. Sonra sandık kurulu başkanı ve bir üye oyları ilçe seçim kuruluna götürür. Burada bekleyen memurlar tutanaklara bakarak sisteme girer. Böylece oylar sayılmış olur. Sonuçlar açıklanır.

Oy çalındı iddiasında olanlar bu sistemin neresinde oy çalınıyor bunu asla açıklayamazlar. Çünkü işlerine gelmez. Türkiye'nin en büyük partilerinden birisi sandıklara adam yollamaz mesela. Tutanak toplamak için. Sonra gelir sosyal medyada tutanak arar.

Gelelim bu sistemde olabilecek hatalara.

YSK sistemine giren memurlar dalgınlıkla bazı hatalar yapabilir. 10 yerine 100 yazmak gibi. Fakat bunu bilinçli bir şekilde yapan ve organize bir oy hırsızlığına çeviren adamın hayatı kayar. Çünkü seçimden sonra tüm sandıklardan kime ne kadar oy çıktığını açıklar YSK. Partiler elindeki tutanaklara bakarak karşılaştırma yapabilir. Net delillerle davalar açabilir.

Türkiye'de ise bu takip kimsenin işine gelmez. Çünkü muhalefet her seçimde yenilgi sebebini başka yerlerde arar. Fanatiklerini "oy çalınıyor" iddiası ile avutur.

Seçime kaldı 3-4 gün. Hala Twitter'dan müşahit arıyor mesela bazı partiler. Organizasyon ve gönüllülük yok. Ciddiyet derseniz o hiç yok.

Bu yazının altında yorumlarla tartışılabilir bu mevzu. Buyrun.

05 Haz 00:31

Misafir

Onur- geçen seçimde ben akparti temsilcisi olarak polis eşliğinde oyları ilçe seçim kuruluna götürürken muhalefet partili okul sorumlularına nerdeyse yalvardım. Otobüsle bizimle gelin diye. Kimse gelmedi, buhar vurdum duymazlar.

05 Haz 00:26

Misafir

Onur-Oy kullanmaya başladığım her seçim de görevli oldum bu 10. Seçim. 7 sinde sandıkta görev aldım. diğerlerinde ve bu seçimde ok sorumlusu oldum. Muhalefet partilerin organizasyon eksikliği hep had safada oldu.

Detroitli Kızıl yazdı, 1098 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi , 8 yorum yapıldı.
31 May 15 22:00
Sandık Seçimler ve Kime Oy Vereceğim

Seçimler iyiden iyiye yaklaştı. Son haftadayız. Her zamanki gibi heyecan dorukta. Herkes tetikte. Hesaplar yapılıyor, ortam tartılıyor, analizler analizler üstüne biniyor...

Siyasetle ilk defa ortaokulda tanıştım. Ailem milliyetçi bir aileydi ama evde pek oy muhabbeti yapılmazdı. Büyük amcamın etkisiyle herkes Türkeşçiydi sanırım. Sonra da Muhsin Yazıcıoğlu etkisiyle Büyük Birlikçi.

Ortaokulda Türkçe öğretmenimiz sıkı bir Erbakancıydı. Hepimize namaz kılmayı öğretti desem yeridir. Sürekli bir şeyler anlatırdı bize. Kitaplar okuturdu. Hocamızın da etkisiyle Milli Görüşçü oldum diyebilirim o zamanlar. Ailemde ise hala siyaset konuşulmuyordu.

Sonra rahmetli Erbakan Hocamız iktidara geldi. Sivas'ta yatılı okuldaydım o zamanlar. Yurt yemekhanesinde öğrencilerin yemekten bıktığı klasik yemekler çıkmamaya başladı. İlk defa döner kesildiğini gördüm yemekte. Haftada iki defa et döner. Izgaralar vs. İktidarın değişmesiyle artan ödenekler mi vardı bilemem.

Muhsin Yazıcıoğlu meclise girmişti. Erbakan Hoca iktidardaydı. Keyfimiz yerindeydi.

Sonra 28 şubat oldu. Okulumuzun başörtülü edebiyat öğretmeni görevden atıldı. Sessiz sakin kendi halinde bir hocaydı. Politize bir liseli olmamama rağmen ortalığın karışık olduğunu anlayabiliyordum.

Sonra üniversite. Milli görüş yurtları ve evleri. Teşkilatlar. 28 Şubat'ın artçı etkileri sürüyordu. Perukla okula giriyordu arkadaşlarımız. Derslerde hocalar sürekli propaganda yapıyordu ama sesimiz çıkmıyordu. Çıkamıyordu.

Lisede zulmün sembolü edebiyat hocamdı fakültede ise babası tarafından dövülen üst dönemdeki bir kız. Zorla okula göndermek istemiş babası o kabul etmemiş. Başörtüsünü çıkarıp girmedi okula. Babası geldi okulda dövdü diye anlattılar üst dönemdekiler.

Sonra Ak Parti kuruldu. Koskoca yurtta 400 kişiydik öğrenci. 5-10 kişi kaldık Refah çizgisinde devam eden partide. Ak Parti ise hızlı büyüdü. Çok hızlı.

Oyumu Milli Görüşün devamı olan partiye verdim o dönem ama Ak Parti birinci çıkınca içten içe sevindim.

Sonra Ak Parti daha da büyüdü. Bugünlere geldi.

Okul bittikten yıllar sonra başörtüsü tüm devlet daireleri ve üniversitelerde serbest oldu. Yüksek lisans başvurusu için gittiğim üniversitemde bahçede dolaşan başörtülü öğrenciler gördüm.

Fakülte sekreteri denilen adi insanın sınıf arkadaşlarıma hakaret ettiği o kantinde oturdum. Etrafa baktım. Çaresizce ağlamıştı o gün arkadaşlar. Elimizden gelen bir şey yoktu. Devlet tüm imkanlarıyla abanıyordu o zamanlar üzerimize.

Lise edebiyat hocam göreve döndü mü bilmiyorum. Dönmüştür inşallah.

Bugün yine seçim ortamındayız. Benim için ekonomiden, kalkınmadan çok daha önemli olan başörtüsüyle okula ve çalışan olarak devlet dairelerine girme özgürlüğü.

Çocuklarımın geleceğini düşünüyorum bir baba olarak.

Diğer partiler ise ısrarla inanç özgürlüğü garantisi veriyor. Açıkçası ben pek inanmıyorum. İnanan varsa da yolları açık olsun diyorum.

Ailemde ise hala siyaset konuşulmuyor. Babam muhtemelen MHP'ye oy verebilir. Valide ise sıkı Ak Partili.

Ben de bu seçimde oyumu Ak Parti'ye vereceğim. Şu şartlarda beklentilerimi karşılayacak başkaca bir siyasi hareket bulunmuyor.

04 Haz 10:45

Misafirimize kına tutalım arkadaşlar. Düşmanlığın bu boyutu tedavi gerektiriyor, haberiniz olsun!

02 Haz 01:27

soy soyladı.. boy boyladı.. koyunun oyunu aldı.. boyun koyunu çaldı.. artık baş nereye götürürse.. çobanımız S ülü idi.. oldu B ülü.. onlar yukarıda masayı ve pastayı bölüşürken biz yoksulluğu ve yoksunluğu ÜLÜŞECEĞİZ...

Detroitli Kızıl yazdı, 365 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
20 May 15 16:00
Panellerin Savaşı Seçimler ve Patlayan Botlar

"İki gün önceydi. Sosyal Medya ile ilgili ara ara sohbetler ettiğimiz bir arkadaşım Twitter'dan DM attı. Söylediğine göre Twitter tüm panelleri patlatmıştı yine."

Eğer sosyal medya ile biraz içli dışlıysanız ilk paragraf size bir şeyler anlatmıştır. Eğer satıcı değil de kullanıcıysanız konuyu biraz daha ayrıntılı anlatayım.

Twitter üzerinde bazı uygulamalar vardır. Bunlar Twitter'ın izin verdiği ve göz yumduğu uygulamalardır. Fakat bu uygulamalara "halis" niyetle kullanılacağını düşündüğü için izin vermektedir bu site.

Biraz daha açalım. Twitter için geliştirilen uygulamalara sizden bazı izinler ister. Siz de bu izinleri vermek zorunda kalırsınız uygulamayı kullanmak için. Bu izinler arasında "sizin yerinize takip yapmak, tweet atmak" gibi izinler vardır. Kabul ederseniz bu uygulamanın sahibi sizi bir panele sokar. Bu panelden sizin adınıza tweetler ve DM'ler atmaya başlar.

Siz kafayı yersiniz. Bir gün B partisi için tweet atarsınız, ertesi gün C partisi için. Veya hesabınızdan Şevval Duru adında bir kişinin videsounun internette yayınlandığı bilgisi geçilir. Sizin üzerinizden linke tıklayanlar da panelcinin ağına düşer.

Bu panelcilerin en önemli silahı "merak" silahıdır. Bazen bebeğini gör, bazen de tweet istatistiklerim uygulaması ile sizi çekerler.

Bazıları ise çok uyanıktır. 3-5 kuruşa takipçi satmaz. Kendisini fenomen yapmak için bu paneli kullanır. Sadece kendi markasıyla açtığı hesaplara takipçi yükler. Bu şekilde fenomen olan birisinin sitesini inceledim. 20 dakikada 100'den fazla yeni kullanıcıyı ağına düşürüyordu.

Gelelim bu işin ticari boyutuna. Bu paneller TT ve diğer çalışmalar için markalar ve kişiler tarafından kullanılıyor. Burada çok büyük bir ekonomi var. TT fiyatları 250 liradan başlıyor. Herkes tutturduğu fiyata keklik avlıyor. Takipçi satışları da öyle. Sürekli müşteri buluyor panelciler.

Gelinen noktada Twitter çoğu panelin canına okumuş durumda. Panelciler acıdan ağlıyor. Ellerinden ciddi miktarda takipçi kaçtı ve bu işten kazandıkları para kaynakları kesildi.

Twitter TT ekranları ise rahatladı. Gerçekten gündem olan konuları görebiliyorsunuz. Olması gerektiği gibi yani.

Organikçiler ise Twitter'da kararlı ve doğal yürüyüşlerine devam ediyorlar. İçerik üretiyorlar. İnsanları BOTÇULARA karşı uyarmaya devam ediyorlar.

Son BOT patladığında, son panel dağıldığında sosyal medyacılar ve markalar organiğin kıymetini çok daha fazla anlayacak.

Detroitli Kızıl yazdı, 493 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi , 2 yorum yapıldı.
11 May 15 16:00
Twitter ve Haklıların Suskunluğu

Henüz tam olarak "gergin" siyasi ortama girememiş olsak bile sosyal medyanın şu an en önemli gündemi 7 Haziran Milletvekili seçimleri.

Hatta Yurtdışında yaşayan seçmenler oy kullanamaya başladı bile. Yavaş yavaş sosyal medyaya bununla ilgili görüntüler düşüyor.

Bildiğim kadarıyla seçim kampanyasını dijital mecralarda profesyonel destek alarak yürüten 2 parti var. İktidar partisi Ak parti ve bir türlü iktidara gelemeyen uzman muhalefet partisi CHP.

MHP profesyonel bir ekiple çalışıyor mu bilmiyorum. Fakat bunu resmi ağızdan ilan etmediler. Ettilerse bile ben duymadım. HDP ise gönüllülerinin üzerinden bir kampanya yürütüyor. Sosyal medyada Müzmin muhalif tayfa HDP için gönüllü çalışıyor. O yüzden seslerinin çok çıktığını söyleyebiliriz. Toplumda bu seslerin bir karşılığı var mı seçimde göreceğiz. Açıkçası herkes gibi ben de çok merak ediyorum HDP'nin oy oranını.

Gelelim konu başlığımıza.

Ak Parti ilk yıllar itibariyle "Anadolu'nun iktidara yürüyüşü" olarak yorumlandı. Ama o dönemin popüler sosyal medyası Ekşi Sözlük'te Ak Parti'ye oy vereceğini açık açık beyan edebilecek kimse yoktu neredeyse. İnternet siteleri üzerinden toplumu okumaya kalksak CHP'nin ezici bir üstünlüğü olduğunu düşünebilirdik.

Oysa işin aslı hiç öyle değildi.

Uzun zamandır Twitter üzerinde de gözlemlediğim bir konu var.

Ak Parti'ye oy verenler de aşırı derecede bir sessizlik hakim.

Örnek vereyim.

Bir Ak Partili bakan rakiplerini eleştiren bir tweeti RT ettiği zaman anında 15-20 hesap eleştirmek için tweetin altında yerini alıyor. Fakat Ak Parti'ye oy verenler asla burada kendini göstermiyor. Yani kendi siyasi hareketlerinin bakanlarına vekillerine 140 karakterlik bir yorumla bile destek olmuyorlar.

Destekten kastım negatif saldırılar değil. Zaten o tarz negatif yazılanların olumsuz puan kazandırdığına eminim. "Evet haklısınız" gibi iki kelimelik bir mesaj bile aslında siyasilere sosyal medya tabanında karşılığımız var dedirtecek. Bundan eminim.

Şu anda internete ulaşamayan, sosyal medya hesabı olmayan çok az kişi var.

Toplum internette ve bu toplumun yarısı Ak partili. Fakat sosyal mecralarda sesleri çok çıkanlar diğerleri.

Burada bir tezat var.

Bunun sebebi nedir tam olarak bilmiyorum. Aklıma Ak Parti ile ilgili olumlu yazanların hemen sosyal medya baskısı altına alınıp sindirildiği geliyor. Fakat sosyal medyada görünür olmak için bunlara alışmak gerekiyor.

Yani muhalifler sayıca kalabalık olmasa bile sesleri çok çıkıyor.

19 May 14:59

Cogu sosyal medyada degil mi

12 May 22:27

Sanırım sadece İstanbul olarak baktınız, Anadolu da yaşayan insanların ne kadarı sosyal medyada ?

Detroitli Kızıl yazdı, 318 kez açıldı , 2 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
30 Nis 15 16:00
Sosyal Medyada Ticaret Yapmak Veya İnstagram

Önce bazı rakamlar vereyim.

2012'de Facebook tarafından satın alındığı zaman İnstagram'ın 27 milyon kullanıcısı varmış. Bu rakam 2014 sonu itibariyle 300 milyondan fazla kullanıcıya ulaşmış durumda.

İnstagramın Türkiye'de 3 milyondan fazla kullanıcısı var. Hafta sonları sitede paylaşılan toplam fotoğraf yaklaşık 40 milyon. (Tüm dünyadan)

Dünya çapında 110 milyon kişinin İnstagram üzerinden alım satım yaptığı tahmin ediliyor.

Siteyi ilk kuranlar bugünleri tahmin edebildi mi bilmiyorum ama bir e-ticaret sitesi kurmak için yola çıkmadıkları kesin. Fakat zaman içinde İnstagram bir ticaret sitesine dönüştü.

Aklınıza gelen her şey satılıyor ama en revaçta olanlar butikler. İnstagram'dan parlayan ve çok ciddi satışlar yapan , büyük cirolara ulaşan insanlar olduğunu artık hepimiz biliyoruz.

Zaten sitede azıcık zaman geçirirseniz muhakkak bir satış hesabına denk geliyorsunuz. Gümüşçüler, ayakkabıcılar, kitapçılar...

Ortada bu kadar ciddi bir pazar olunca profesyonellerin de dikkatini çekti. Markalar bu alanda ciddi yatırımlar yapmaya başladı.

Ara ara ajans işleri yapan arkadaşlarla bu konular üzerinde konuşuyoruz. Artık sosyal medya reklamcılığının İnstagram'ın lehine geliştiğini kabul ediyor bazıları. Bazıları ise hala Facebook'un önde olduğu konusunda hemfikir. Twitter ise güç kaybediyor.

İnstagram'da reklam tarifelerinin fazla olmasının sebebi hesap büyütmenin zorluğu. Sitenin kendine has dinamikleri var ve bu oyunu kurallarına göre oynayamazsanız etkili bir hesap yapmanız çok zor. Fakat 70-80 bin doğal takipçisi olan bir hesap her türlü ajanslardan reklam içerikleri alabilir ve ciddi bir getiri sağlayabilir diyor bu işin mutfağındaki kişiler.

İnstagram'ın bu ticari büyüklüğü devletin dikkatini çekecek mi bilinmez. Fakat ikinci el satış yapılan sitelere gelen vergi denetimlerinin buralara da geleceğini düşünmemek aşırı iyimserlik olur. Bu yüzden isim yapmış ve belirli bir aşama katetmiş kişiler markalaşmaya ve şirketleşmeye büyük önem veriyor İnstagram'da. Bu yönde çalışmalar yapıyor.

Burada bu sitelerin reklam yöntemlerine de değinmek gerekiyor. İnstagram'da reklam yapmak isteyenler büyük hesaplarla iletişime geçiyor. Belirli bir fiyat tarifesi oluşmuş değil.

Facebook ise son kullanıcıdan markalara kadar herkese kolayca reklam yapma imkanı sağlıyor. Ayrıca reklam verenlere büyük kolaylıklar sağlıyor.

Twitter ise Türkiye'de reklam işlerini büyük bir ajansa devretmiş durumda. Başka ülkelerde bireysel kullanıcılar Twitter'a girip sponsorlu reklam verebiliyor. Türkiye'de henüz bu özellik aktif değil. Muhakkak partner oldukları ajansla iş yapmanız gerekiyor. Bu da Twitter reklamı yapmak isteyen ama çok bütçesi olmayanları büyük hesaplara yöneltiyor doğal olarak.

30 Nis 17:26

Sayın kızıl tam bir sosyal medya canavarı olmuşsunuz.Yazınıza bir not düşeyim. İnstagramda hediye kazanmak için hesap açanlar ve hergün onlarca yarışmaya katılan hesaplar.

Detroitli Kızıl yazdı, 668 kez açıldı , 3 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
21 Nis 15 16:00
Troller Kaç Para Maaş Alıyor?

Türkiye'de bazı haberler hiç değişmez. Mesela baharın ilk günlerinde erik fiyatlarının fiyatı haber yapılır. Bir adet eriğin kaç liraya geldiği konuşulur. Erik tezgaha düşünce bir yıl boyunca unutulur bu haberler.

Sonra Ramazan gelir. Sakız çiğnemek orucu bozar mı üzerine onlarca haber yapılır. Sakız üzerinden habercilik sürer de gider.

Sosyal Medya ile birlikte "sakız" haberler artık yıllık değil aylık piyasaya sürülmeye başladı. Bu sakızlardan en kıvamlısı ve müşteri bulanları da TROLL MAAŞLARI.

Troll ne demek bu konuda net bir tanım yok. Bazıları adı sanı belli olmayan herkese troll demeyi tercih ediyor. Benim tanımım ise "bilerek" manipülasyon yapan ve bundan keyif duyan kişiler Troller.

Ak Troll ise Ak Parti destekçilerine verilen isim. Adınız, yaşınız, işiniz önemli değil. Ak Parti'ye oy veriyor ve biraz da sosyal mecralarda savunuyorsanız Ak Trollerin büyülü dünyasına hoş geldiniz. Ak Troll kelimesini kim kavramsallaştırdı bilmiyorum ama millet epeydir severek ve hakaret etmek amacıyla kullanır oldu. Olsun.

2-3 gün önce bir gazeteci şöyle bir tweet attı.

"Yarın sabah 3000 Aktrol sosyal medyada hakaret ve küfür etmesi için ayda 1500 lira ile işbaşı yapıyor... Haberiniz olsun..."

3200 kişi de bunu RT etti. Bunun yarısı makarasına RT etti desek bile 1600 kişi bu komediye inanıyor. Yani insanlar sizin bir odaya toplanıp Ak Parti'yi savunduğunuzu ve bundan maaş aldığınızı düşünüyor.

Peki sosyal medyada Ak Parti'yi veya diğer partileri savunanların derdi nedir? Parasız mı bu işi yapıyorlar?

Burada şunu belirtmek lazım. Seçim dönemine girdik. Hal böyle olunca dijital mecralar da kampanya yürütülen alanlar olarak ön plana çıkıyor. Yani artık Seçim Koordinasyon Merkezlerinde sosyal medya odaları var. Vekil adayları sosyal medya ajanslarıyla çalışıyor. Dijital PR her yerde yapılıyor.

BU işi yapanlara Ak Troll demek ne kadar doğru? Ya da CHP Trolü olunmuyor da neden Ak Troll olunuyor.

Buna verecek cevap yok aslında. Herkes işine geldiği ve inanmak istediği gibi inanıyor.

Mesela bir partinin seçimlerden önce çok büyük Facebook sayfaları aldığını ve buralardan insanlara propaganda yapacağını duydum. Gayet güzel bir kampanya. Ama bu TROLLÜK değil. Adı üstünde seçim kampanyası.

Seçim yaklaştıkça maaşlı troll iddiaları daha da artacak. Biz gülüp geçeceğiz ama bu temcit pilavının her zaman bir alıcısı bulunacak.

Ama sizi temin ederim Ak Trollüğün öyle büyülü bir dünyası yok. Ben eve gidince mercimek çorbası ve MAKARNA yiyorum yani.

Detroitli Kızıl yazdı, 237 kez açıldı , 4 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
10 Nis 15 16:00
Milletvekili Adaylarına Sosyal Medya Rehberi

Aday adaylığı süreci bitti. Listeler belirlendi. Listelerle ilgili analizler yapıldı. Tam olarak seçim atmosferine girmek üzereyiz. Zaten seçimlere de 2 aydan daha az bir süre kaldı.

Aday adaylığı sürecinde oldukça fazla kullanılan sosyal mecralar artık daha da fazla ve "hedefe yönelik" olarak kullanılmaya başladı. Yani aday adaylığının belirsizliği ortadan kalktı.

Siyasi partiler sosyal medya merkezlerini kurdu seçim koordinasyon merkezlerinde. Stratejiler belirlendi, hedefler ortaya konuldu.

Söz uzun, laf bol. Fakat ben sözü uzatmadan milletvekili adayları için bazı kritik sosyal medya tüyoları üzerinde durmak istiyorum.

Maddeler halinde biraz da maddeleri açarak devam edeyim.

- Sosyal medyada şeffaf ve dürüst bir iletişim tarzını benimsemek önemli. Bu yüzden size sorulan sorulara cevap vermeyi ihmal etmeyin.

- Tartışmalardan uzak durmayı tercih edin. Israrla kışkırtma peşinde olan hesaplarla şahsi polemiklere girmeyin. Sorusuna cevap verin ama kavga çağrısını görmezden gelin. Asla saldırgan ve kavgacı bir profil çizmeyin.

-Tutarlı olun. Daha önce yazdığınız şeylerle bugün yazacağınız şeyler arasında paralellik olmasına dikkat edin. Dün A dediğinize bugün Z demeyin.

-Seçildiğiniz takdirde yapacağınız çalışmaları anlatın. Şehriniz için ortaya neler koyacağınızdan bahsedin. Planlarınızı, programınızı, hedeflerinizi anlatın.

- Partinizin hassas olduğu konularda fevri çıkışlar ve uç yorumlar yapmaktan kaçının.

-Sosyal medya hesaplarınızı parti bültenine çevirmeyin. Sadece yaptığınız ziyaretleri paylaştığınız bir "bilgi ekranı" olarak kullanmayın. Sıcak ve samimi olun. İletişim kurun. İnsanların ilgisini çekecek paylaşımlarda bulunmayı ihmal etmeyin.

- Toplumsal olaylarda infial çağrısı değil sağduyu çağrısı yapın. Nefret söylemlerinden uzak durun. Yapıcı ve net mesajlar verin. Yanlış anlaşılacak, rakiplerinizin istediği şekilde kullanıp manipüle edebileceği mesajları asla yazmayın.

- Zamanlama hatası yapmayın. Tweet veya Facebook iletisi yazmadan önce gündemle ilgili bir araştırma yapın. Kaçırdığınız bir şey var mı dikkat edin. Eğer toplumu derinden sarsan bir olay varsa ve siz bunu okuma imkanı bulmadan "düğünden halay fotoğrafı" atarsanız tepki çekmeniz ve eleştirilmeniz gayet normal olacaktır.

Şimdilik bu kadar ile yetinelim. Ömrümüz ve imkanımız olursa seçime soğru ısınacak siyasete ve sosyal medya kavgalarını da değiniriz.

Sizin de ekleyecekleriniz olursa yorum bırakmaktan çekinmeyin. Bu yazıyı ve Geornalist'te yer alan diğer yazıları Facebook ve Twitter hesaplarınızdan paylaşmayı ihmal etmeyin :)

Detroitli Kızıl yazdı, 261 kez açıldı , 11 kişi beğendi , 3 yorum yapıldı.
3 Nis 15 22:00
Özgün İçerik ve Geornalist'in Geleceği

Bazen bir yazı için veya bir konuşma metni için bazı kitaplarla veya konularla ilgili araştırmalar yapıyorum.

Hiç bilmediğim, daha önce yolumun düşmediği bloglara yolluyor beni Google. Blogda biraz geziyorum. Yazıları okuyorum. Hepsi de özgün ve üzerinde emek harcanmış yazılar.

Fakat bir süre sonra site terkedilmiş. Düzenli bir şekilde güncellenen site en son bir yıl önce güncellenmiş.

Peki nedir blogcunun şevkini kıran şeyler?

Sitesini yazmaya başlar başlamaz ziyaretçi akınına uğrayacağını düşünüyor. Oysa en az 1-2 yıl düzenli güncelleme yapmayan sitelerin düzgün trafik çekmesi çok zor. Böyle bir güncelleme için de her gün en az 30-45 dakika ayırması gerekiyor kişinin. Buna güç ve imkan yetirmek de zor tabi.

Sitesini yazmaya başlar başlamaz "gelir elde edeceğini" düşünüyor. Bu maddemiz internetten gelir elde etmek isteyenlerle ilgili.. Ama uzun uzun internetten para kazanma yazısı değil. Zaten öyle bir konu başlı başına bir yazı konusu. Bloggerların gelir modeli zaten sınırlı. En bilineni Google Adsense gelirleri. Bunun için de özel bir alana yönelmek ve cidden insanların ihtiyacı olan bilgiler vermek gerekiyor. Kişiler sitenizi sevdikçe siz de ufak tefek paralar kazanmaya başlıyorsunuz. Siteyi açar açmaz kazanç beklemek hata. En az 1 yıl düzenli güncellemek ve gelir modelleri aramak lazım. r10 gibi wmaraci gibi forumlarda zaman geçirip işin ince noktalarını öğrenmek lazım. Gerisi kendinden gelecek şeyler.

Sosyal medya siteleri neden bu kadar başarılı oluyor peki?

Çünkü tüm içeriklerini kullanıcılar oluşturuyor ve hepsi de özgün içerikler. İnsanlar orada zaman geçirmeyi seviyor. Arama motorları o sitelere ziyaretçi yollamayı seviyor.

İnternet sitelerinin çoğu birbirinin kopyası durumunda günümüzde. Haber siteleri ajanstan gelen haberi aynı şekilde yayınlıyor. Üzerinde emek olan ve özel içerikler üreten siteler ise bir adım öne geçiyor elbette. Listeleme tarzı haber sitelerinin başarılı olmasının sebebi de bu. Özel ve orijinal içerik.

Bu noktada Geornalist'in önümüzdeki dönemlerde neler yapabileceğini de konuşmak lazım. Gördüğüm kadarıyla siteye eklenen içeriklerin en az %90'ı özgün içerik. Sadece burada okunabilecek ve başka yere eklenmeyen yazılar. Hal böyle olunca arama motorları ve kullanıcılar bu içeriklerin kıymetini elbette farkedecek ve uzun vadede hakettiği değeri verecek.

Bakalım neler olacak...

(sizin de yorumlarınızı bekliyorum bu konuyla ilgili) Buyrun

04 Nis 10:05

internet ve sosyal medya kullanımının tehlikeleri konusunda yazdığım yazıları son bir yazıyla bitirecektim aslında: Yeni bir internet mümkün mü ? önce şu kutsal meslek meselesini bir yazayım sıra ona da gelecek.

04 Nis 00:46

Teşekkür ederiz, önemli bir noktaya değinmişsiniz. Ekip olarak bizim temel motivasyonumuz, üretken kişileri keşfetmek ve onların ülkemiz ve yaşadıkları şehir ile ilgili fikir, düşünce ve çözümlerinden herkesin istifade etmesini sağlamaktır.

Detroitli Kızıl yazdı, 248 kez açıldı , 7 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
27 Mar 15 15:00
Twitter'dan Seçim Kazanılır mı?

Refah Partisi'nin beklenmedik(!) seçim zaferi, zaferin hemen ardından ve sonraki yıllarda sıkça konuşuldu. En sık dile getirilen tez köy kahvelerine kadar girerek halkı ikna ettikleriydi.

O zamanlar dijital kampanyalar yoktu. Bugün video paylaşım sitelerinin işlevini elden ele dağıtılan teyp bantları görüyordu.

Teknoloji kendini göstere göstere gelişti.Seçim ortamına da girdik. Haliyle Twitter bir dijital kampanya merkezi olarak ilk akla gelen yerlerden.

Burada bir örnek olay anlatayım.

Aday adayı olan arkadaşlarımız, tanıdıklarımız var. Twitter ile ilgili bir mesele olunca sorularına cevaplar veriyorum. Bir ağabeyim kendisine gelen mesajı gösterdi. "Sayın hocam sizi de 100 bin takipçi bantına çıkaralım. Fiyatımız 5000 lira diye".

Mesajı atanı ve takipçilerini inceledim. Bot diye tabir ettiğimiz robot hesaplar. Webmaster forumlarında 80-100 lira. Mesajı atan "sosyal medya uzmanına(!)" "ilgilenmiyoruz" diye mesaj attım. Biraz bozuldu. Bu takipçi yükletme numaralarını hâlâ yiyenler var mı bilmiyorum.

Seçim ve Twitter denilince akla ilk gelenlerden birisi de Obama. Herkes Obama'nın sosyal medya başarısını konuşuyor.

Geçen gün bir arkadaş sohbetinde konu oldu yine. Obama'nın danışmanları kampanyayı başlatacağı zaman gazetelere ilan vermiş."İyi bir kariyer fırsatı" şeklinde. Maaş vb konulara hiç girmeden gizemli bir ilan. Bu ilana çok ciddi başvurular olmuş. Büyük şirketlerden istifa edip gelen çok zeki kişiler olmuş.

Bugün Obama'nın başarısı ile ilgili bir haber daha okudum.

Berber salonlarından ibadethanelere kadar siyasetin konuşulduğu her yere girilmesi gerektiğini belirten Barack Obama'nın Ulusal Saha Direktörü Jeremy Bird, “Berberi yanınıza çekebilirseniz, siyasetin konuşulduğu bu yerlerde daha fazla kişiye ulaşabilirsiniz" diyor.

Obama'nın Digital Kampanya Direktörlüğü görevini üstlenen Teddy Goff da,“İnsanlar eskisi gibi CNN izlemiyor, Facebook ve Twitter'da daha çok vakit geçiriyor" diyor.

Peki Türkiye'de sosyal medyadan bu kadar başarılı bir kampanya yürütülebilir mi?

Bugün biz sosyal mecraları çok ciddi kullanıyoruz. Burada gördüğümüz şeylerden etkileniyoruz. Sosyal mecralar artık daha fazla ciddiye alınıyor.

Bir siyasetçi arkadaş "Sokaklara bayrak asmak ile Twitter'da parti olarak bulunmak aynı şeye tekabül ediyor, ikisini de yapmak zorundayız." diyordu.

Özetlersek;Şu siyasi ortamda Twitter ve Facebook ile insanların oy tercihlerini değiştirmek çok zor. Fakat en az 10-15 yıllık projeksiyonda sosyal mecraların siyasi tercihleri daha fazla etkileyeceği aşikar.

Şu an bu siteleri kullanan çocuklar o zaman oy verecekler. Bizden çok daha farklılar. Kesin kalıplaşmış siyasi düşünceleri yok. Etkiye ve yönlendirmeye çok daha açıklar.

Yani dijital kampanyaları yapmak elbette gerekli şu anda. Ama günümüz siyasi denkleminde Twitter'dan seçim kazanmayı beklemek hayalcilikten ötesi değil.

Detroitli Kızıl yazdı, 1665 kez açıldı , 2 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi , 5 yorum yapıldı.
17 Mar 15 15:00
Trolleri Kim İfşa Etti

Bu yazıyı olaylar henüz sıcakken yazacaktım.

Geornalist'in teknik imkanları izin vermedi. Bu arada "bir yazıyı sahiplendiğimiz zaman ona ortak çıktığımızı ve bizim adımızla da yayınlandığını" öğrenmiş oldum.

Pazar gününe dönelim. Sabah erkenden kalktım. Acil yetişmem gereken bazı yerler vardı. İşlerimi hallettim. Öğleden sonra umreden dönen kayın pederleri hava alanından aldım. Eve geldim. Twitter'a baktım. "Trolleri sizin ekip mi ifşa ediyor." diye bir DM gördüm. (Herhangi bir ekibim veya bir yerine eklemlendiğim ekip yok. Sadece arkadaşlarım var.) "Ne ifşası, kimin ifşası" diye cevap attım.

Sonra kayın pederin evine gittik ailecek. Gece yarısı döndüm. Kızım öksürerek uyandı. Onunla biraz ilgilendim, uyuttum, geri uyudum.

Burası burada dursun. Size hayatımdan bir kesiti neden sunduğuma ileride değineceğim.

Sabah namazında arkadaşların "ifşa olmuşsun" mesajını gördüm. Twitter kullanıcıları tarafından tahminen 38. kez adım soyadım yazılıyormuş.

Olsun, yazsınlar. Herkes mayasının gerektirdiği şeyi yapacak. Ona da itirazım yok.

Twitter'da her siyasi tartışma "Salieri'yi takip edenler beni takip etmesin" "Detroitli ile konuşanlar bana küssün" aşamasına geldiği için artık çoğu şeyi anlayışla karşılıyorum.

Biraz daha geriye saralım zamanı. Bir gazeteci tanıdığa bir çocuk Twitter'dan ağza alınmayacak hakaretler ediyordu. Gazeteci buna hakaret davası açtı. Mahkeme tazminat ödemesine karar verdi. Annesi ve babası "senin bu paraya ihtiyacın yok" diye yalvar yakar davadan vazgeçmesini söylediler. Gazeteci "bu çocuk bu cezayı ödemezse ilerde başına bu taciz ve hakaretlerden daha büyük belalar alacak. O yüzden cezasını çekecek. Ben de o parayı bir hayır kurumuna bağışlayacağım" dedi.

Şimdi;

İfşa edilen Twitter trolleri ise hemen hesabı kapadı gitti. (Bahsedilen kişilerle en ufak bir temasım, kavgam, sürtüşmem ile yoktu bu arada. Çoğunun nickini ifşa muhabbetinden sonra duydum)

Başka bir çocuk ise akıl veriyordu. Başbakana, cumhurbaşkanına hakaretlerinizi silin. İfşa olsanız da bir şey olmaz. Yani herkes sosyal ağlarda ne yaptığının farkında. Kime hakaret ve küfür ettiğinin, yaptığının suç olup olmadığının...

Dönelim en başa.

İfşa edilen Twitter trolleri kimdir necidir bilmem. Olayla alakam olmadığı halde bir şekilde mindere çekilmek isteniyorum ama böyle ucuz kavgalara zamanım ve enerjim yok.

Yetiştirmem gereken işler, yaşadığım bir hayat, sorumlu olduğum insanlar var.

20 yaşında bir üniversite talebesi olsaydım gece gündüz sizinle kavga edebilirdim belki. Bu yaşlardan bakınca o harcadığım zamanlara bile acıyorum.

Özetlersek; Trolleri kim ifşa eti bilmiyorum. Trollerin kim olduğu umurumda da değil.

01 Nis 17:51

beyfendi maşallah size hep likelar bize hep beklemeler. yazdık bir yazı cumaya bir yazı daha yazar arayı kapatırız.

18 Mar 16:55

Türkiye Birincisi olmuşum. Abdullah beyler ve Salieri beyler lütfen biraz daha like toplayın. Biraz daha yazı yazın :)

Ahmed Penah yazdı, 1 kişi sahiplendi, 350 kez açıldı , 5 kişi beğendi , 4 yorum yapıldı.
16 Mar 15 03:00

Ahmed Penah

Puan: 148

Yüksek Gerilim Sınavı

Bugün 1 milyonun üzerinde lise talebesinin hayatını yakından ilgilendiren bir sınav var. Adına da Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı demişler. Yüksek Öğretim dedikleri de üniversiteler olsa gerek. Hakikaten de öyle mi ? Bu soru şurda dursun bakalım.

Herşey 6-7 yaşlarında başladı. Günümüzde eğitimin de Aileden okullara geçtiğini varsayarsak çok önemli bir hal oldu okullar. En önemli unusurunu da öğretmenler ve öğrenciler oluşturuyor. Güzelce başlayan bu serüven ilk darbesini sınıftaki ilk yazılı ile aldı. Zaman geçtikçe 4. sınıfta Bursluluk Sınavı dedikleri biraz daha irice bir darbe yedi çocuklar. Sonrası hızlıca gelişti zaten Orta Öğretimdeki sınavların ardı arkası kesilmedi.

Her sınav öğrencide gerilimler oluşturmaya başladı. Kendine dönüp bakmaya fırsatı olmadı. Sağ ve sol kroşeden aldığı darbeler ile neye uğradığını şaşırır oldu. Sağ cenahta Aileden çalış, başarman lazım telkinleriyle tatlı gibi görünen fakat bir o kadar etkili olan kroşeler yetmezmiş gibi eğitim sistemi ile sol cenahtan gelen kroşeler ile öğrenciler gerilim hattının merkezi haline geldi..

Ve önemli bir sınav olarak görülen sondan bir önceki darbeyi yemek icin sınıflar hınca hınç darbeye alıştırılmış gerilimi yüksek öğrencilerle dolu.

Teşekkürler Eğitim Sistemi..

16 Mar 18:29

Estağfurullah abi :)

16 Mar 11:13

Bir paylaşımı sahiplenirsek bizim oluyormus. Ahmet abi sana ortakci çıktık. Kusura bakma.

Detroitli Kızıl yazdı, 1187 kez açıldı , 5 misafir olmak üzere 15 kişi beğendi , 4 yorum yapıldı.
13 Mar 15 21:00
Listeleme Çılgınlığı ve Liste Siteleri

Türkiye'deki ve dünyadaki liste sitelerinin atası BuzzFeed'in ziyaretçi sayısı dünyanın en çok okunan gazetesi New York Times'ı geçmiş.

İlk okuduğumuzda bizi biraz şaşırtan bu haber İnternetteki trendleri takip edenler için sürpriz değil aslında. Liste siteleri son yılların yeni gözdeleri.

İnternet bu kadar yaygın değilken "Ölmeden önce okumanız gereken 100 kitap" "Ölmeden önce görmeniz gereken 100 yer" gibi listeler çıkardı gazete ve dergilerde. Bugün her şeyin listesi var.

En Popüler Türkçe liste sitelerinden birisine girdim bu yazıyı yazarken.

"Türklerin Ağzından Kerpetenle Bile Alınması Zor Olan 12 Cümle" "Yeni Girişimcilerin Fatura Hakkında Bilmesi Gereken 10 Şey" "Bir Bebeğe Asla Güvenilmemesi Gerektiğini Kanıtlayan 21 GIF" sitede yayında olan listelerden sadece 3'ü. Hepsinin ortak özelliği ise internet kullanan neslin dilini yakalamaları, merak unsurunu tetiklemeleri ve az yazı bol görsel kullanmaları.

Liste sitelerinin bu görkemli dönemi bir zamanların sözlük sitelerini hatırlatıyor. Yüzlerce online sözlük açıldı Ekşi Sözlük'ün peşinden. Uzun vadede ise 3-4 tanesi ayakta kalabildi. Diğerleri atıl bir vaziyette içerik üretecek yazar bekliyor.Büyük sözlük siteleri bile kullanıcılarını sosyal mecralara kaptırdılar ama İnternetin bakir zamanlarında oldukça nitelikli ve özgün içerikle sitelerini doldurdukları için Google aramalarından gelenler sayesinde Alexa sıralamalarını koruyabiliyorlar.

Liste sitelerinin reklam ve pazarlama yönü de var.

Reklamcılar liste sitelerini keşfetmiş durumda. Liste şeklinde içerik reklamlarıyla dolu bu siteler. "Kahve içerken okunacak on kitap" içeriği dünyaca ünlü kahve markaları tarafından sponsorluk bedeliyle yayınlanabiliyor mesela. Bu tarz reklamlar banner reklamlarına kıyasla oldukça etkili ve hedefe yönelik. Bir dönemin popüler siteleri itiraf siteleriydi. Onlar da "itiraf şeklinde reklam" içerikleri girerdi.

Peki yeni liste siteleri mümkün mü?

Bunu tartışmak lazım. Yani yeni liste siteleri "tutar mı?"

İlk aklıma gelen kitaplarla ilgili bir spesifik listeleme sitesi. Sadece kitaplarla ilgili bir liste sitesi Varsa da ben bilmiyorum. Konu alanı geniş. "En sevilen beş çocuk kitabı" "Mustafa Kutlu'nun en çok satan 10 kitabı" "Bu hafta yayınlanan en ilginç 20 kitap"

Sizce nedir bu listeleme çılgınlığının varacağı nokta?

16 Mar 08:42

Listeleme çılgınlığı insanları kategorize ederek devam edecek. İnsanlar uzun uzun okumaktansa hazır hap gibi olanı tercih etmeye devam ettikçe bu liste olayları daha da güçlenecek. İleri de bilgiyi hap olarak alacağız. Çok değil 5-10 seneye olacak.

14 Mar 00:17

Sağ üst taraftaki yeşil butonu kullanarak paylaşım yapabilirsiniz.