İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Abdulhamid Osmanoğlu

13 / Puan: 4.69

İstanbul

Alpay Gökçe

23 / Puan: 3.57

İstanbul

Muharrem Morkoç

44 / Puan: 2.54

İstanbul

Fevzi Altınok

348 / Puan: 1

Aksaray

Atç

365 / Puan: 0.88

Eskişehir

Sevdaşrn

398 / Puan: 0.71

İstanbul

Kumru

499 / Puan: 0.2

Adana

Afşar Kaplan

504 / Puan: 0.17

Kahramanmaraş

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 09 dakika kaldı.

Sevdaşrn yazdı, 9 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
18 Ağu 21:00

Sevdaşrn

Puan: 0.71

Miyavlı Yanak
5350bb9f327451c909cb71443b99acd51503088657

5350bb9f327451c909cb71443b99acd51503088657

Kendimi bildim bileli kediseverim.Ellerime bıraktığı tırnak izlerine zevkle bakarım.Çünkü o izler bana sevginin göstergesidir.Tombul yanak,ince bıyık,bilye göz,fındık burun kedileri…Hiçbir zaman kedileri severken cinsiyetini merak etmedim.Cinsiyetine göre sevmedim.Sanırsam kedilerin cinsiyetten de önde gelen bir duruşları olduğu için.Şöyle ufak bir araştırma yaparsınız kedileri en az benim kadar seversiniz.Onlar kalabalıklar halinde gezmeyi sevmezler.Sizin ona sevgiyle şefkatle baktığınızı anladıklarında hemen yanınıza yaklaşır ve sevilmeyi beklerler.

Söylendiği gibi nankör de değillerdir.Hiçbir nankörlüklerini görmedim hatta çok dobradırlar.Siz açıkmış bir kedi görüp hızla gidip marketten,bakkaldan o an aklınıza ne geldiyse alır ve verirsiniz.Kedicik önce koklar sonra hoşuna giderse yer.Yemeyince de nankör diyebilirsiniz.Oysa kediler kimse için rol yapmaz.Biz bize düşeni yapar ve iyiliğin karşılığını kediden değil Allah(c.c)’dan bekleriz ve kimse nankör olmaz.

Kedileri bu kadar sevmemin bir sebebi de bebek gibi olmalarıdır.Hele ufak olanları ufacık tırnaklarıyla size tutunmaya çalışırlar.Başını okşarsınız gözlerini yumarak memnuniyetini dile getirirler..Keşke bir de gülebilselerdi ne güzel olurdu.Ya da benim bilgim eksik.Hayvanların duyguları olduğuna inanıyorum belki gülümsüyorlardır da kendi hallerince.

Allahu Teala,hayvanlar benim sessiz kullarım buyurmuştur. Bunca sessiz kul bizim için yaratıldı.Onları ürkütmeden sevelim,koruyalım,değer verelim özelikle bıyıklı minnoş kedilere.

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 76 kez okundu, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
04 Ağu 21:00
" İman ve İmkan Meselesi "
7b816ddd4d1b9dc6e5230ca7324408231501867618

7b816ddd4d1b9dc6e5230ca7324408231501867618

Erdoğan Mescidi Aksanın önemini anlatmak için körfez ülkelerini gezdi..

Erdoğan Aradığı neticeyi bulamamış olacak ki:

“Müslümanlar İçin Mübarek Beldelerimizi Korumak İmkân Değil, İman Meselesidir” dedi.

Çünkü Körfez ülkelerinde ki Arap yöneticiler, olayın vahametini ya anlamıyorlar yada ısrarla anlamak istemiyorlar...

Erdoğanın mescdi aksa konusunda desteksiz kalması, şımarık siyonistleri dahada cüretlendirip, cesaretlendiryor.

ve olan oluyor: Mescidi aksa siyonist yahudiler tarafından bir gece ansızın işgal ediliyor...

şimdilik bu zilleti anlımızda ve boynumuzda taşıyoruz!

Ama yarınlarda sadece Mescidi aksa değil Kudus'te özgürlüğüne kavuşacak..

Bu bir hayal değil hakkattir...

Muharrem Morkoç yazdı, 57 kez okundu, 20 misafir olmak üzere 22 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
19 Tem 13:00
Ortadoğu'nun Kaderi
a60eccbccf5dbc42ce36a53f0189aebf1500460403

a60eccbccf5dbc42ce36a53f0189aebf1500460403

           Osmanlı yedi düvelde savaşırken en zor cephe Filistin-Hicaz cephesiydi. Arabistanlı Lawrence bölgedeki aşiretleri Osmanlıya karşı kışkırtıyor Büyük Özgür Arabistan vaadini yayıyordu. Ürdün Eski Başbakanı Maruf Bahid çıktığı programlarda tarihi anlatırken Osmanlıda Türk-Arap ayrışmasından devamlı söz ettiğini takip ettim. Yüreğindeki yangını şu şekil dile getirdi: “ Osmanlı Devletinin yıkılışından sonra her şey değişti. Önceleri Osmanlı tüm halkların üzerine İslam şemsiyesini açmıştı. Sonra milletçi akımlar baş gösterdi. Bu dalga Araplara da sirayet etti. Özellikle Sultan İkinci Abdulhamid’ten sonra bölge iyice parçalandı.”

İngiltere ve Fransa Başkanlarının adlarını taşıyan Sky-Picot Antlaşması Osmanlıya hedefleyen gizli bir anlaşmadır. Osmanlı toprakları harita üzerinde İngiltere ve Fransa arasında paylaşıldı. Emir Hüseyin’e para ve silah desteği sağlandı ve Arap ayaklanmaları başladı. Dört ay geçmeden Arap ülkelerinin kralı olduğunu ilan etti.

20.yüzyılın başında Ürdün diye bir ülke yoktu. Bu ülke 100 yıl önce BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) çerçevesinde kuruldu. Sınırları İngiliz cetveli ile çizildi ve Şeria Nehri’nin doğusunda dertlere gark oldu. Bugün Ürdün’de yaşayan 5 milyon kişi Filistinli. Ortadoğu’nun kaderi belki de Ürdün ile belirlendi.

Bir asır önce İngiltere, Osmanlıya karşı Arap aşiretlerini ayaklandırmıştı. Bu bölgelerde sınırları değiştirilmiş ülkeler meydana getirdi resmen. Ayrı sınırlar arasında hapsedilmiş ülkeler ne zaman bir araya gelmeye kalksa aralarına nifak tohumu saçar uzun bacaklılar. Kızılderili atasözü zaten nifak tohumlarını başarılı bir şekilde anlatıyor. “Eğer bir nehirde iki balık kavga ediyorsa, bilin ki oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir”. Zaman değişti ve ikinci dünya savaşından sonra İngiltere’nin yerine Amerika geldi. İlginçtir ki bugün Ürdün, Amerikan’ın Ortadoğu’da en önemli müttefiklerinden biridir. Hatta İsrail ile barış antlaşması sağlamış iki Arap ülkesinden de biri.

Ürdün kraliyet ailesi zaten batıyla kaynaşmış bir aile. Kral Abdullah’ın annesi bir İngiliz. Babası Kral Hüseyin, son eşini ABD’den seçmişti. Batı kuklası demek yanlış olabilir çünkü batının ta kendisiydi. Bir yandan Batı-Suudi sermayesine dayanıyor öteki yandan ise 60 yıldır Filistinli göçmenleri topraklarında barındırıyor. Arap-İsrail sorununu en çok Ürdün halkı yaşıyor desek yanılmayız.

Dünya paylaşım savaşı vilayetlerde devam etti ve çok büyük katliamlar yaşandı ve çağımızda hala devam etmekte. Global sermaye oluşturularak ekonomik savaş ilan ettiler. Bu sefer oyuna iki kişi daha dâhil oldu: Rusya ve Almanya. Ortadoğu’nun kaderi tekrar kanla çizilmeye devam ediyor. Hedeflerinde Siyon Devleti var ve İsrail’e yeni yerler oluşturuluyor. Hedef Türkiye…

19.07.2017

MUHARREM MORKOÇ

Kumru yazdı, 53 kez okundu, 1 misafir olmak üzere 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
18 Tem 01:00

Kumru

Puan: 0.2

Hazanın Biçaresi

Severdim sarıyı; bilirsin, sen gibi...

Hazanın ürperen yapraklarında...

İlkbaharın, nazlı papatyalarında...

Ama yüzünde değil yâr!

Yüzünde değil...

Bırak, sarı kalsın iki mevsimde.

Gel, etme beni hazanın biçaresi!

Bilmezsin ki: Kaç hazan, kaç hüzün soludum.

Bir an olsun, kesmedi rüzgâr hızını.

Alamadı, yapraklardan hıncını.

Yüzünde, sarıyı gördüğüm her günde;

Rüzgârda savrulan yapraklara karışır yüreğim...

Gel, etme beni "hazanın biçaresi..."

Esra Çalgaz yazdı, 37 kez okundu, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
17 Tem 17:00

Esra Çalgaz

Puan: 0.13

Sizin Ev

Sizin kapıyı severdim boyası geçmiş kırmızı demirleri boyadığınız günde dahi ordaydım bilirsin

Yıkıldımı bu sokaklar

Adını yazdığın duvar

Oysa yaşayacaktılar

Damda ki güvercinler

Vuracağım derdin bulursam bir rovalver

Nereye koydum cidden hatırlayamadım o gülleri

Bahçesi papatya dolu evinizin yıkıldıktan sonra durur mu hala uykuya daldığın hamak

Her kış su dolardı kaldırımda ki çukurlar bilir misin bir tek kırmızı botumla sıçratırdım üstüne kirli sular

17 Tem 21:25

Misafir

Bu şiir yarım kalmış Yarım kalmış herşey seni hatırlatıyor gözlerin uçurumdu kaç kere düştüm gökyüzünden saymadım Adın eskisi gibi değil şimdi farklı anlamlara geliyorsun.

Kumru yazdı, 51 kez okundu, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
16 Tem 21:00

Kumru

Puan: 0.2

Umut Ülkesi

Bulutlar, umut ülkesiymiş gibi gelir bana hep.

Ne zaman baksam onlara, umudun türküsünü mırıldanır kar dudakları...

Bakmak değil, kanat çırpmak istiyorum:

Gözlerimin daldığı, seçtiği ülkeye...

Gözden yitip gidişine izin vermeyesim geliyor.

O yüzden; gözlerimin bu takılışı, bu ısrarı...

İskân etmek istiyorum, yalnız gözlerimle bile olsa...

Oysa ülkem, gözlerimi bile kabul edemeyecek kadar hızla yok oluyor...

Alpay Gökçe yazdı, 99 kez okundu, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
16 Tem 13:00

Alpay Gökçe

Puan: 3.57

Asalet Yürüyüşü
becc4b9ec719eae9d6828547f5abc02f1500207497

15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında yapılan etkinliklere hepimiz ya katıldık, ya bir şekilde şahit olduk. Televizyonumuzdan izledik, veya bizzat gidip yaşadık. Yurdun dört bir yanını saran bu büyük anma töreni, gerçekten çok güzel görüntüler çıkarttı ortaya. Türkiye bir ve beraber olduğu zaman nasıl da kenetlenme ruhunu daha güzel yaşadığı, nasıl ki bu sözde ayrışmış toplumu bir araya getirdiğini gözlerimizle gördük.

becc4b9ec719eae9d6828547f5abc02f1500207497

Sabah mecliste yapılan programdaki vaziyeti elbette atlayamayacağım. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sn. Kemal Kılıçdaroğlu çok garip bir konuşma yaptı. Tıpkı sözde adalet yürüyüşünün sonunda yapılan muhtıra kıvamında bir konuşmaydı. Madde madde elindeki kağıtlara hazırlanmış, sanki kendini kanıtlama çabasında olan biri gibi aşağılayıcı ve kinci bir yüz ifadesiyle bir; şunu yapın, iki;şunu yapacaksınız şeklinde konuşmalar yaptı. Açıkçası bu durum bence CHP için büyük bir talihsizlik oldu. Zaten sokaktaki karşılığı azalan CHP, Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu tavrıyla kendini iyice ayrı bir konuma düşürüyor. Her ne kadar "ayrımcılık" lakırdısını devlet yapıyormuş gibi davransalar da, aslında millet onların kendini ayrı tutmaya çalıştığını, farklı bir konumda durmak istediğini görüyor. Geçtiğimiz 1 haftada bu iki konuşma ile, sanıyorum ki milleti iyice karşısına aldı. Allah'tan gece yapılmış olan, Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı TBMM Başkanı Sn.İsmail Kahraman ev sahipliğinde yapılan törende kendisi bulunmadı ve doğal olarak konuşmadı. Yoksa Allah korusun, oradaki halk kendisini pek hoş karşılamazdı.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sn.Devlet Bahçeli ise, meclisin sabah programında, dillere destan konuştu. Özellikle "öleceksek adam gibi, kahraman gibi ölelim" vurgusu, hem kendi partililerine, hem de diğer vatandaşlara bir mesaj olmuştur. Duruşunu ve tutumunu devam ettireceğini belirten, devletin yanında olduğunu açıkça söyleyen Sn. Bahçeli, büyük bir devlet adamı duruşu sergilemeye devam etmektedir. Mutabakatın en kuvvetli ismi olmakla beraber, mücadeleciliği de milletin gözünde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız ile birlikte en samimi olanıdır. Boğaziçi Köprüsü'nde de, diğer illerimizde de Milliyetçi Hareket Partililer, tutumunu ortaya koymuş, devletinin yanında olmuştur.

99ca77cc784a195f35946123b7facaa31500207544

Böylesine önemli bir günde, telefon operatörlerinden tutun, sokaktaki en ufak işletmeci bile bu günü layıkıyla yaşadı ve andı. Bu anma gününün kesinlikle amacına ulaştığına inananlardan biriyim. Fark ettiyseniz, kimse sokaklarda kaç kişi olduğunu da kanıtlamaya çalışmadı. Üstelik sadece 2 günde tertip edilen bu anma töreni, anıt açılışları programları, gayet mütevazi şekilde yapıldı, ve Aziz Şehitlerimiz, kahraman vatan evlatları, saygı ile anıldı.

Bu konuların yanında, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü için düzenlenen bu organizasyonlar, 30 Ağustos, 29 Ekim, 19 Mayıs gibi özel tarihlerde de hazırlanırsa, uydurulmuş sözde ayrışmacılık kavramı da ortadan kalkacaktır. Ne zaman ki devlet bu gibi organizasyonlara kalkıştığında, özel tarihlerimizin suistimali ve ayrıştırmacılık konularında eleştiri odağı olmaktadır. Bunun önüne geçmekteki çare, tüm günlerde bu tip anma törenlerinin ve programların yapılmasıdır.

Başta bu vatan için şehit olanlara Allah'tan rahmet, gazilerimize, yakınlarına, polisimize, askerimize, yüce Türk Milleti'ne sabır dilerim. Allah yürüdüğümüz kutlu yolda, bizi muvaffak kılsın.

Fevzi Altınok yazdı, 124 kez okundu, 16 misafir olmak üzere 17 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
14 Tem 01:00
Vicdan Üzerine

Vicdan insanoğlunun mahkeme salonudur. Evet ben bu şekilde tanımliyorum.

Bu kompleks yaşamın karşımıza çıkardığı olaylar karşısında verdiğimiz kararları sorguluyoruz, kendimizce bu doğru bunu yapmalıyım ya da hayır bu yanlış yapmamalıyım gibi basit komutlar veriyoruz.( basite indirgenmiş haliyle anlatıyorum.)

Vicdan bunu beyinle ortaklaşa yapıyor bir yanda mantık çalışıyor bir yanda ise duygular çalışıyor.

Ama materyalist dünya gözümüzü öyle bir boyamıs, gözümüzün önüne öyle bir perde indirmiş ki mahkememizin sadece mantıksal kısmı çalışıyor.

Hepimiz hızlı kararlar veren robotlar haline dönüşmüş durumdayız.

Kendi çıkarlarımız için çalışan, sadece olayların maddi yönünü düşünen, asla doymayan ve bu kadar işle uğraşırken hiçbir duyguyu hissetmeyen zekası olan hayvanlar haline geldik.

Durum böyle olunca insanlar mutsuz, agresif ve geçimsiz oldular.

Bugün hangi şehirde olursanız olun yolda yürürken çok basit bir olay yüzünden birbirine düşmancasına saldıran insanlar görebilirsiniz.

Bunun sebebi o basit olay değil insanları bu duruma getiren bu sistem.

Ve bunun farkında olmadıkları için öfkelerini birbirinden çıkartıyorlar.

Ülkemiz de şiddet oranı gün geçtikçe artıyor.

Kadınlara ve çocuklara olan şiddetse daha hızlı artış gösteriyor.

Bu çok acı bir durum ve buna karşı önlem alamamak sadece oturup izlemekse daha da acı verici.

Bugün mendil satan bir çocuğun sadece Suriyeli olduğu için dayak yediğine şahitlik ettik arkadaşlarla.

Olayın mide bulandırıcı tarafını görebiliyor musunuz doğuştan gelen bir özelliğinden dolayı bir çocuk linç ediliyor.

Daha doğrusu benim şahitlik ettiğim bir çocuk genele yayarsak binlerce çocuk, kadın ve ihtiyar...

Şuan ki dünya da en büyük meziyet yukarı da bahsettiğim vicdan mekanizmasını kaybetmemektir.

Dünyevi değerler için o kadar emek harcıyoruz bunu bir ideal, bir fikir çerçevesinde yapmak gerekir. Mal, mülk bunlar büyük ideallerin alt yapılarını oluşturmalı yoksa insan sırf zengin olmak veya koltuk sevdası için uğraşırsa robotlaşır, boşa çabalayıp bir hiç uğruna bu dünyadan geçip gitmiş olur.

Para puşta yakışır biz insaniyetimizi kaybetmeyelim.

14 Tem 11:29

Misafir

Devamını bekleriz..

Kumru yazdı, 49 kez okundu, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
13 Tem 13:00

Kumru

Puan: 0.2

Bir Sonbahar İçinmiş

Bir sonbahar içinmiş:

Umuduma can suyu verişim...

Umudumun da, ilk filizlerini verişi...

Yüreğime sarılışı, yüzüme tebessüm çizgileri armağan edişi...

Bir sonbahar içinmiş...

Sen, gittin ama yâr!

Gidişin, yüreğimden gitmedi.

Umudum yaprak yaprak düştü de yürek dallarımdan;

Gidişin, yaprak dökmedi...

Yeşerdikçe yeşerdi...

Afşar Kaplan yazdı, 28 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
12 Tem 17:00

Afşar Kaplan

Puan: 0.17

Dağ

Dağda bir gün

Dağlara çıkmak oldum olası heyecanlandırmıştır beni.dağlar temizliği anlatır hem fizik hem de metafizik olarak.tertemizdir havası , boldur oksijeni . Toprağın bereketi fütursuzcadır dağlarda, yüzlerce bitki barındırır bağrında ne gübre ister ne sulama sahipsizce özgürce büyür . bitkiler şenlendirdi her yeri ne onların kimseden haberi vardır nede şehrin onlardan, esanslar sürerler taşlara kayaları bal dökerler çiçeklerinden . Arılar konar çiçeklere on binlerce arı ve hiç rahatsız etmezler birbirlerini, ne çiçek esirger balını arıdan ne arı incitir

çiçekleri . Tilkiler gezer umursamadan sizi görse eğlenir aldırmaz hiç. Oda ortaktır çünkü dağlara evidir yurdudur herşeyidir onun. Bakar şöyle bir size bilir sizin oranın canlısı olmadığınızı ama aldırmaz takip eder gezer etrafınızda. Kartallar vardır dağlarda uzun kanatlarını açıp özgürce uçarlar bulutlara yakın. Yuvaları Yalçın bir kayadadır , kanatlanmamış yavrular bekler getireceği yiyeceği sabırsızca. Yükselir kartallar yükseldikçe görüş açıları genişler, gösterişsiz sessiz umursamadan hiçbir şeyi yükseldikçe yükselir. Hedefini tesbit ettiğinde kurşun gibi bırakır kendini hedefine. Aldığı avını getirir koca yavrulara dağlarda herşey hayatta kalmak içindir herşey hiçbir canlı fazlasını istemez hayatta kalacağını alır sadece. Pınarları vardır dağlarda şırıl şırıl akar buz gibidir bitmeden tükenmeden akar sular tüm canlıları yeşertir etrafını sabahları keklikler gelir gün ışımasan Palazlarıyla türküler söylerler birbirlerine nisbet yaparcasına. İnsanların gelmeyeceği bir yere kurarız çadırımızı iki arkadaş iki kafadar . Kafadar değilse dağları çok sevmiyorsa arkadaş dağlara gidilmez. Dağa gidince bizde dağ halkındanızdır artık dağ kanunlarına uyarız. Bizim gibiler için bir mabeddir dağlar. Ateşi yakar çayı kaynatırız közde lıkır lıkır mırıldanır köydeki çay gecenin karanlığında . muhabbet koyu olur kah kuş sesi katılır muhabbete kah cırcır böcekleri kelebekler ölmeden önce dans ederler ateşin başında ve eğlenerek giderler ölüme. Uykusu bir başkadır dağların dağ gibi uyursunuz kuş gibi kalkarsınız sabah. Ne stres vardır ne sıkıntı burda her renk vardır ama hiç biri hiçbirinden üstün değildir. Karıncada yaşar arıda tilkide yaşar kurtta yılanda yaşar kartalda farede yaşar tavşanda.

Hayat vardır, hoş görü vardır ,özgürlük vardır, bölüşme ,paylaşma ,anlaşma vardır dağlarda.

Kumru yazdı, 56 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
10 Tem 17:00

Kumru

Puan: 0.2

Yürek Sandığım

Çeyiz diye biriktirdiklerim vardı:

Sandıklarımdan, andıklarımdan başka hiçbir şey olmayan...

Çatırdıyor yürek sandığım belki!

Ama iyi saklıyor:

Bunca sandıklarımdan, andıklarımdan artakalan kırgınlıkları, yorgunlukları...

Kumru yazdı, 61 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
09 Tem 01:00

Kumru

Puan: 0.2

Emin Eller

Ülkesinde zulüm gören bir masumum, "Türkiye" denildiğinde;

Yüzünün gülümsemesini, o sevincini gördüm ellerinde.

Ellerin; emin eller ülkesi, Türkiye'm gibi...

Öyle tutulası, öyle sevilesi, öyle imrenilesi, öyle savunulası, öyle yaşanılası...

İnan, bilmiyorsun bunu; bilemezsin!

Bir şefkat, bir huzur, bir umut, bir...

Kumru yazdı, 56 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
07 Tem 13:00

Kumru

Puan: 0.2

Biz Bittik

Hayatımın bütününü adadığım yârimdi.

Canının yarısından başka bir şeyi olamadan "biz" bittik.

Bitmesek; belki "canım" kelimesinden başka kelimeler de, bağıra basılası olacaktı benim için!

Ukte olup düştü yüreğime; kulağıma, gözüme değmeye gücü yetmeyen kelimeleri...

Ondan sonra ukte neymiş?

Yürekte harlanan ateşmiş...

Kumru yazdı, 62 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
04 Tem 13:00

Kumru

Puan: 0.2

İçin İçin

Gecelerce bir adam için;

Ağladım için için...

Öyle ki, gözyaşlarım;

Kordan birer inci gibi saçıldı:

Al yanaklarıma...

Alpay Gökçe yazdı, 106 kez okundu, 4 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
04 Tem 09:00

Alpay Gökçe

Puan: 3.57

Ah Şu "Yeni Parti" Sevdası

15 Temmuz'da yaşanan apayrı vaziyet, ardından 16 Nisan gibi çok kritik bir süreç atlatttı Türkiye. Aylardır tutturulmuş bir yeni parti, merkez sağ parti, ortak bir parti, güçlü bir alternatif, güçlü bir muhalefet söylemleri var ortada. Kendi partilerinde tutunamayan, kendi liderlerine saygısı olmayan ve toplumda kamuoyu yapabilecek gücü olmayan insanlar içinde bulunduğumuz günlerde siyaset yapıyormuş gibi yapıyor adeta. Her gün televizyonlarda söz de almaya başladılar aslında, her ne kadar kamuoyu yaratamıyor desek de, kendi çaplarında bir yaptırım uyguluyorlar, etraflarına, yakınlarına ve medyaya...

Fakat şöyle bir durum var, iktidar partisi olan AK Parti'ye yıllarca alternatif olarak defalarca parti kuruldu. Hem de tam kroşe vurulabilecek zamanda, 17-25 Aralık olaylarından sonra. O zaman daha iktidar partisine alternatif olamamış insanlar ve benzerleri bu günlerde, ana muhalefete alternatif hatta muhalefete alternatif arayış içindeler. Anlamadıkları durum şu, mevcut iktidar partisi bu düşünülenlerin yanında fazlasıyla kozmopolit bir parti. Eksik kalınan nokta bu.

Son günlerde televizyonlarda fazlaca yer bulan Sinan Oğan, "Yeni partide yokum" şeklinde açıklamalarda bulundu. Daha yeni parti söylemleri var ortada, kuruluş da yok. Beyefendi davet edilmemiş, toplantılar yapmamış, dolayısıyla kırgınmış ki, yeni partide yokmuş. Daha parti kurmayı düşünürken, bakın kuruyorken bile diyemiyoruz, anlaşamayan insanlar, Türkiye'ye alternatif bir siyasi hareket mi olacaklar? Açıkçası düşünmek bile istemiyorum.

Neyse ki, Sinan Oğan'ın yeni kurulacak partide olmadığını açıklamasından sonra, Meral Akşener ve Ümit Özdağ yeni partinin kurulacağını dün belirtti. Güçlü bir alternatif olgusunu kullanarak konuştu Akşener. MHP defterini kapattığını, o konuda artık konuşmayacağını da belirtti. Aslında MHP defterini o kapatmadı, onun MHP'deki defteri kapatıldı. Tabi bu durumu kabullenmesi zor, zamanında bakanlık yapmış bir kişi ne de olsa(!) Ümit Özdağ zaten bu konularda çok yorum yapmıyor, konu mankeni gibi. Seçim zamanı da YSK rezaleti diye bahsettiği konuları da sanırım unuttu, yoksa kanıtlayacaklarını, ellerinde kanıt olduğunu ve seçimi iptal ettireceklerini söylemişlerdi günlerce. Anladığım o ki bence onlar kabullenmiş, partinin başına geçecek olan kişiyi ve gelecek seçimlerdeki Cumhurbaşkanı adayını belirlemişler bile.

Keşke bu günlerde yeni parti, alternatif parti, merkez partisi vs. söylemleri yerine, mevcut muhalefet partilere bir baksanız. Aynı şekilde iktidar partisinin hatalarını düzeltmeye çalışsanız da, Türkiye rahata erse. Bu şekilde malesef iktidar partisi de çok zorlanıyor yanlışlarını görmek için. Sözde adalet yürüyüşleri, terör örgütü mensuplarının siyasi kanadıyla birlikte neşeli pozlar, Türkiye muhalefetine yakışacak hareketler değil. Alıştık tabi, ayrı konu...

Atç yazdı, 76 kez okundu, 3 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
03 Tem 05:00

Atç

Puan: 0.88

Selim Işık İçin

Bir çocuk,

Aşkını geç,ölümü erkenden buldu.

Arkasından intihar etmiş dediler.

Öldüğüyle kaldı.

Öldü diye değil,çocukları doğamadı,kendisine bir ev alamadı diye değil,

Onu bir daha göremeyecekleri için üzüldü insanlar.

O kadar yüzsüz ve bencillerdi çünkü.

Öldüğüyle kaldı.

Sevgilisi,arkadaşları,ailesi,doğmamış çocukları,bakıp da tutmadığı evleri,

Yürümediği yollar,gitmediği şehirler.

Hiç biri onun neden bu dünyadan gitmeye karar verdiğini anlayamadı.

Öldüğüyle kaldı.

Unutulan iyilikler ve hatırdan hiç çıkmayan kötülükler,

Ardı arkası kesilmeyen yalanlar,verilen ama tutulmayan sözler,

Kitaplarda filmlerde kavuşup koklaşan insanlar,her biri onun temiz kalbine yük oldu,

Öldüğüyle kaldı.

"Çok da gülerdi,aslında mutlu biriydi. Niye canına kıydı anlayamadık" dedi sevenleri.

Yanılıyorlardı çünkü daha önce onu hiç dinlememişlerdi.

Harfleri yutmadan kibarca ve kusursuzca konuşurdu bilirlerdi,ama neyi anlattığına dikkat etmezlerdi.

Öldüğüyle kaldı.

Çirkin bir manzarayı bile öyle güzel anlatırdı ki,insanlar anlattığı yere gitmek için can atardı.

Belki de kötüyü böyle güzel anlattığı için insanlar onun içinin nasıl zavallı bir halde olduğunu anlayamadı.

Ölümü de sanki her an gelebilirmiş gibi anlatırdı.

Öldüğüyle kaldı.

Sonuncusu da dahil yaptığı her işi en güzel o yaptı.

En güzel o sevdi,en güzel o bekledi,en çok o istedi ve en çok o haketti. En güzel o intihar etti.

Bütün bunlar,dünyanın en acıklı ölümüne sahip olmasına engel olamadı.

Öldüğüyle kaldı.

Çok okudu,çok yazdı. Çok araştırdı.

Bu hayatta ki en büyük başarısı ölmek oldu çünkü ölümü koca bir kitaba konu oldu. Ancak ne yazık ki bütün bunlardan haberi olmadı.

Öldüğüyle kaldı.

Sevdikleri,o gittikten sonra onu sevebildi.

Onun adına çeşme bile yaptırdılar.

Çeşme de çocuk gibi kurudu sonra.

Kuruduğuyla kaldı çeşme ve öldüğüyle kaldı çocuk.

Hep sevdiği kadını aradı,buldu.

Ona sarıldı,sarındı. Ona onu nasıl aradığını anlattı.

Sonra öldü ve onu terk etmiş oldu.

Öldüğüyle kaldı.

Ölmek,yaşamaktan daha kolaydı.

Hiç bir kimse başka hiç bir kimseyi onun kadar sevemeyecekti,anladı.

Hayat bir tiyatroydu ve o hep en arka sıradan izledi.

Öldüğüyle kaldı.

Hayat çok kısaydı, onun hayatı ise daha kısa.

Ne beş kuruş borcu vardı. Ne de cebinde beş kuruş parası,ama alacaklıydı.

Tüm insanlık ona iyilik ve özür borçluydu.

Öldüğüyle kaldı.

Yalandı,inandı. Belki bir rüyaydı,uyandı.

Öldü ve artık bu dünyada tek bir izi kalmadı.

Öldüğü için kalmadı.

Öldüğüyle kaldı.

Kumru yazdı, 56 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
01 Tem 17:00

Kumru

Puan: 0.2

Neydi Mutsuzluk

Akşam serdiğin yatağını,

Gözüne, bir damla uyku girmeden;

Sabah, geri toplamaktı mutsuzluk...

Ağrıyan baştı, mahmur bakışlardı, atalete

(eylemsizlik) kucak açmış kollardı...

Ve daha yazmaya üşendiren hâllerin nicesiydi...

Abdulhamid Osmanoğlu yazdı, 143 kez okundu, 8 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
30 Haz 21:00
Adalet İçin Yürümüyorsunuz Adil Olun!

Mit tırları ihaneti davasında, CHP millet vekili Enis Berberoğluna 25 yıl hapis cezası verildi.

Can dündara sızdırılan bilgiler Berberoğlundan gelmişti..

Can dündar korkak bir İT gibi ülkeyi terk etti ve Şimdilik ceza almaktan kurtulmuş oldu…

“CHP ve Adalet” kelimeleri yan yana geldiğinde nasıl bir zulüm işlendiği herkesin malumu…

CHP bu yürüyüşle neyi amaçlıyor?

Kaos mu? Veya İstikrarsızlık mı?

Zayıfta olsa bir karşı devrim derdindeler diye kanaat ediyorum.

Nasıl mı?

Mısırın Tahrir Meydanında sisi yandaşlarının yaptığı karşı devrim gibi bir devrimin peşindeler...

Kemalin bu yürüyüşünden bir Tahrir çıkar mı bilmem ama 15 Temmuzda darbecileri durduran bu millet kemali'de, yapacağı fitneleride durdurmasını bilir!

Evet, derdiniz Adalet değil!

Evet zalimsiniz!

Yürüdüğünüzle kalacaksınız!

Bu milletin Kadim yürüşünü ise asla durduramayacaksınız!

Kumru yazdı, 77 kez okundu, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
29 Haz 17:00

Kumru

Puan: 0.2

Teslimiyet

Çocukken, yeni bir deftere başlamanın sevinciyle dolup taşardım.

Bin bir itinayla tutardım kalemi:

Silgi kullanmak istemediğimden...

O zamanlar; silgi kullanmak, ürkütürdü beni.

Şimdi, yeni bir şeylere başlamanın endişesiyle doluyum...

Hayat defterim söz konusu olduğunda;

Bu kez de, kalem oynatmak ürkütüyor beni.

İnce iş çünkü...

Kalemi ben oynattığımda, "yanlış yazarım" gerilimi kaplıyor tüm benliğimi.

Hayatı geldiği gibi yaşamak,

Alın yazısına boyun eğmek, tam teslimiyet;

Endişesiz...

Kumru yazdı, 67 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
27 Haz 17:00

Kumru

Puan: 0.2

Boş Sayfalar

Yürekler de, boş sayfalar gibidir.

Hangi sevdayı koyu yazarsan yaz;

Bir gün, silmek zorunda kaldığında aşınacaktır yüreğin.

İzi, sildiğinde belli belirsiz olmalı ki;

Yüreğin, aşınmasın...

Bu yüzden; ne kalemi, sayfaya güçlü bastırmalı,

Ne de sevdayı, yüreğe!