Türkiye

Yıl 2 Sayı 2
Aylık ücretsiz blog dergisi
www.geornalist.com
ŞUBAT 2016

Abdullah Fakiroğlu

Ümmetin Vahdeti

İÇİNDEKİLER

Ümmetin Vahdeti
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Akit, Cumhuriyet, Kutsamanın Keyfi
Bulut Sever / İSTANBUL
Özkök'ün Fetvası, Rol-Modellerden İslamcı Gençliğe
Bulut Sever / İSTANBUL
Akademi Türkiye, Kuşum Aydın
Kerem Yüksel / İSTANBUL
Akademisyenmiş De Barış İstiyormuş!
Bulut Sever / İSTANBUL
Hdp Demişken
Osman Batur Akbulut / KIRIKKALE
Erdoğan Odtü'lüleri Mescide Saldırttı
Müsemma Şahin / İSTANBUL
Hendek Siyaseti
Süleyman Askeri Bey / İSTANBUL
Kanaat
Sıla Münir / İSTANBUL
Bir Mehmet Dede Habersiz Göçerken
Bulut Sever / İSTANBUL
I. Charles’In İdamı Ya Da Kalbin Düşüşü
Kürşat Koyuncu / ANKARA
Enflasyon, Böcek Ve Bizim Çocuklar
Kerem Yüksel / İSTANBUL
Madaya'da Ateşböcekleri Nereye Gömülür?
Kürşat Koyuncu / ANKARA
Fahreddin Paşa'nın Çekirge Diyeti
Kürşat Koyuncu / ANKARA
Mektup
Deniz Demir / İSTANBUL
Nasa Da Nasaymış Ha! - Şiir
Kerem Yüksel / İSTANBUL
Nutuk'u Bile Okumamış Atatürkçülerden Çektiğimiz
Müsemma Şahin / İSTANBUL
Ben'li Şiir
Burhan Çekici / ORDU
Bir Medeniyet Yıkma Aracı Olarak Tuz
Kürşat Koyuncu / ANKARA
Vatan'a Yer Yatağı Atmak
Yusuf B. Ketenci / BURSA
Yeni Binbir Gece Masalları
Meyzen Ruha / İSTANBUL
Oğluma Mektuplar - 9
Mümtaz Fuat / BURSA
Amerika Dedikleri
Ahmet Demir / İSTANBUL
Teröristsen Başım Gözüm Üstüne
Osman Batur Akbulut / KIRIKKALE
İyi Denemeydi Montaigne
Kürşat Koyuncu / ANKARA
Almanlar Ölünce Biz De Ölmüş Sayıldık
Kadir Kol / ANKARA
Paçozlaşmak-Barzolaşmak Veya Sağ Cenahta Neler Oluyor
Osman Batur Akbulut / KIRIKKALE
Başkanlık Sistemi Vatandaşa Nasıl Anlatılır?
Ali Turan / İSTANBUL
O Kadın
Nida Tandoğan / ADANA
Kaderin Aynası-Bölüm 4 (Roman Tadında)
Yahya Cengiz / NEVŞEHIR
Bir Mısra Ayrılık
Burhan Çekici / ORDU
Nerede O ‘Yeni Yıl’Lar!
Fatma Nur Sarı / ANTALYA
Suçlar Hiyerarşisinde Darbe Ve Hırsızlık
Müsemma Şahin / İSTANBUL
İdrak Muavini
Yusuf B. Ketenci / BURSA
Domuz Gribi=Grip
Hatice Kara / ANTALYA
Akademi
Müsemma Şahin / İSTANBUL
Defne Efsanesi
Hatice Kara / ANTALYA
Yandaşlar Kutuplaştırıyor
Müsemma Şahin / İSTANBUL
Pkk'ya Akademik Kalkan
Müsemma Şahin / İSTANBUL
Mezarlık
Rümeysa Yağcı / İSTANBUL

Osman Batur Akbulut

Puan: 4.47

Hdp Demişken

Osman Batur Akbulut yazdı, 655 kez okundu, 3 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
1 Kasım akşamına değin, geleceğin sabetayisti olmaya çalışan cemaatçilerimiz, Demirtaş’ı Kürt Obama’sı mı yoksa Gandhi’si mi diye satmaya çalışmalıyız kafa karışıklığıyla HDP’yi parlatan beyaz Türk medyamız, kurma kolunu bırakınca Amerika Milli Marşını söyleyen sol liberal fedailerimiz HDP adına çok
21
okuma modu
devamı...

1 Kasım akşamına değin, geleceğin sabetayisti olmaya çalışan cemaatçilerimiz, Demirtaş’ı Kürt Obama’sı mı yoksa Gandhi’si mi diye satmaya çalışmalıyız kafa karışıklığıyla HDP’yi parlatan beyaz Türk medyamız, kurma kolunu bırakınca Amerika Milli Marşını söyleyen sol liberal fedailerimiz HDP adına çok çalıştı, çok yoruldu fakat vazgeçtiler. Öyle bir vazgeçtiler ki artık Demirtaş’ı ana akım medyada göremiyoruz. Bunda paralel kanallarına yapılan kuduz aşısının da etkisi var tabi. Buna bir çeşit normalleşme dersek eğer Demirtaş ve ondan yana olan HDP’liler durumun vahametini düşündükçe ürperiyor mudur?

Normalleşme önemli bir yere işaret ediyor aslında. Pek çok insan Demirtaş’ın direniş veya Kürdistan sözlerine kızıyor fakat bu sözler aslında Demirtaş’ın normalleştiğini gösteriyor. İnadına barış deyip canlı bombalarla polis/asker karakollarına saldıran bir örgüt savunusunun ne kadar anormal olduğunu, barış kelimesinin anlamını yitirdiğini anlatmakla geçen günlerden sonra bayağı rahatlatıcı geldiğini bile söyleyebilirim. Aslında Demirtaş, kendisini manipüle eden Türk solunun vaat ettiği günlere kavuşamayınca kürkçü dükkânına, PKK’ya dönüyor fakat PKK Selo’yu pek sevmiyor gibi. Belki Türkiyelileşme numarası adına Demirtaş’ın söylediği bazı sözlere kırılmış olabilirler, kim bilir.

Basitçe ifade etmek gerekirse Demirtaş, partinin şahin kanadından olmadığı hâlde öyleymiş gibi davranmaya çalışıyor. Buna benzer çıkışları, HDP içerisinde iyi kötü tutarlı diyeceğimiz şahıslarda da görüyoruz. Hatta bu mizansene dönüşüyor. Kobani’ye kereste, çimento gitmesine hükümetin taş koyduğunu, meclisi çalışamaz hâle getirdiğini, cezaevi ziyaretine gidemedikleri için meclisin bir hükmünün kalmadığını, Kürdistan dedik diye bize kızmayın cumhurbaşkanı da dedi, verin bir dilekçe vatana ihanetten yargılayalım gibi sözleri bu mizansenlere örnek olarak verilebilir. Sanki HDP’li vekillere PKK, ne yapın ne edin tutarlı düzgün bir tartışma düzlemi oluşturmayın emri vermiş gibi hepsi bir ağızdan saçmalıyor.

Bu durum HDP’de yeni bir dönemin yaklaştığına işaret ediyor. Artık daha şahin bir ekibin, gözünü Akparti ile açmış bir Kürt siyasetçi kadronun HDP’ye sokulmasına, daha uslu ve Kandil’in sözünden hiç çıkmayacak, siyasi amaç gütmeyecek bir HDP’nin oluşturulması dönemine gidecek gibi duruyor. Siyasi amaç gütmeyen siyasi parti… Megafon olmak zorunda kalan fakat kendine politikacı diyen insan… Gerçekten acıklı, tek parti döneminin bazı kurumlarını andırıyorlar. Durumu Kandil’deki bir politbüro sizin adınıza düşünüp sizi özgürleştiriyor gibi açıklıyor olsalar gerek. Bunu da Selo’ya Kamuran izah ediyor olabilir. Seni öldürüp yerine beni koyacaklar demez herhalde.

Ne alaka mı? Demirtaş ve diğer HDP’lileri bekleyen asıl tehdidin kendilerinin de kazılmasında yardımcı oldukları kuyuya itilmeler olduğunu düşünüyorum. Şu son, Kandil’in gözüne girelim niyetiyle söylenmiş gibi duran açıklamalarında sebebi bu korkudur belki. Bugün PKK, HDP’yi şekillendirmek adına bir HDP vekilini öldürse ve devlet yaptı dese gözüm açık gider deyişini tecrübe etmiş olurlar herhalde. Kim inanır demeyin, herkes inanır. Hatta başbakanla görüşseydi bunu yapmak daha kolay ve teatral olurdu.

Hâsılı PKK’ya, sahnede kalmak için dilenen bir Kürt siyasal hareketi var karşımızda. Bu duruma da kendilerini beyaz Türklere satarak geldiler. Ne acı ki nice yalanı göndere çekerek bugün PKK’dan zerre miskal irade farklılığı gösterememe hapishanesine düşmüş durumda olan bu siyasal hareket belki de malum yalanlarla son bulacak. PKK’dan özerkliğini alamamış bir siyasal hareket “Devlet”ten özerklik istemektedir, ne tuhaf.

06 Oca 01:43

kesinlikle katılıyorum

05 Oca 10:36

Ömer Poyraz

Puan: 4.93

"PKK’dan özerkliğini alamamış bir siyasal hareket “Devlet”ten özerklik istemektedir, ne tuhaf." Tuhaf hafif kalır. Komik ve pespaye. Adamlığı öğrenemeden adam yerine konma talebi. Kandil'le koklaşarak anlaşan adama hakettiğini vereceksin.

22

Müsemma Şahin

Puan: 3.13

Erdoğan Odtü'lüleri Mescide Saldırttı

Müsemma Şahin yazdı, 372 kez okundu, 4 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
Başlık bir ODTÜ'lünün ağzından aynen alınmış bir sözdür, yani karikatürize etmiyorum, aynen olduğu gibi aktardım. Ama bu sözü duyduğumda en küçük bir art niyet taşımaksızın, gayriihtiyari gülüvermişim. Çok ayıp oldu... Siz siz olun ODTÜ veya SBF mezunu biriyle karşılaşırsanız çok dikkat edin, saygıd
23
okuma modu
devamı...

Başlık bir ODTÜ'lünün ağzından aynen alınmış bir sözdür, yani karikatürize etmiyorum, aynen olduğu gibi aktardım. Ama bu sözü duyduğumda en küçük bir art niyet taşımaksızın, gayriihtiyari gülüvermişim. Çok ayıp oldu... Siz siz olun ODTÜ veya SBF mezunu biriyle karşılaşırsanız çok dikkat edin, saygıda kusur etmeyin. ODTÜ ve SBF mezunlarının ne kadar üstün insanlar olduklarını burada tekrar etmeme gerek yoktur umarım. Zaten onlar da herhangi bir densizliğin önüne geçmek için mutlaka ilk ve takip eden her fırsatta mezun oldukları okulu belirtirler, mutlaka.

ODTÜ'lü aydın kardeşimizin sohbetine dönecek olursak, aslında PKK'nın da Erdoğan'ın ekmeğine yağ sürdüğünü [araya girip 'ama o zaman sürmesinler' demiş bulundum] ama tabii PKK'nın çok aptalca davrandığını da söyledi. Bu daha önce hiçbir yerde duymadığımız orjinal tezlerle dolu sohbetten feyiz almaya devam ettik: Erdoğan ülkeyi kutuplaştırıyor! Eğitim 30 yıl geri gitti ülkede. Bir tek adam gitse bu ülkedeki her sorun çözülür. [Yine araya girdim: 'siz mühendis misiniz, sosyal bilimlerde işler öyler yürümüyor'] evet mühendismiş ama hayır! Hayır! Tabii ki bir kişi herşeyin suçlusu. Dini bu kadar kullanan hiçkimse olmamıştır tarihte. [Vecizeyi de işte bu kontextte patlattı:] "Benim okulum ODTÜ'de bir sürü mescit vardır, kimse kimseye gık çıkarmamıştır, herkes hoşgörü üçünde bir arada geçinir giderdi; Erdoğan ODTÜ'lüleri mescide saldırttı, ülke böyle de kutuplaştırılmaz ki! ODTÜ'lüler bireyselcidirler." İşte orda üzerinize afiyet ben biraz gülüvermiş oldum. Sözün bağlandığı nokta ODTÜ topraklarının ele geçirilmesi için mescit vs. bu tür bahanelerle ODTÜ yıpratılıyormuş. Doğru söze ne denir. Biz de "Ne" dedik.

Ne? ODTÜ'de mi dindar insanlar hoşgörüyle karşılanmıştır? Kendi kampları dışında herhangi bir kişiye bırak saygı duymak, kendileryle eşit görme ihtimalleri var mıdır? Hem bireyselci olduğunu iddia edip hem de içine şeytan kaçmış isterikler gibi "o gitsinnnnnn!"den başka bir protesto üretememek neyle açıklanır? Hani nasıl derler "kafamda deli sorular".

Neyse efendim sohbet tatlı, devam ediyoruz: "Ya ben de köylüyüm, bizim insanımız öyledir, cebine bir paket sigara koy istediğini yaptırırsın." Tabii şimdi ODTÜ farkı; yani makarna, kömür ezberine tenezzül etmiyor, çok özgün bir yaklaşım geliştirmiş: sigara. Hatta belki solculuğun verdiği şeyle olacak Malbora demedi bak. Ne kadar incelikli detaylar, anlayana. Ben artık günlük aptal avutma limitlerimi bu arkadaş sayesinde hızla doldurduğum için izin istedim ayrıldım. Yoksa konu Ankara bombacısına, Suriye'ye, DAEŞ'e falan gelse kim bilir bugüne kadar Sözcü'de, Taraf'ta, Cumhuriyet'te, Zaman'da tefrika edilmemiş, hiçbir yerde duyamayacağımız ne orijinal fkirlerle karşılaşacağımızdan emindim.

Ah ODTÜ'lü kardeş, Sözcü okumaktan beyni haşlanmış niceleri ODTÜ diploması, hatta lise diploması bile olmadan, seninle aynı lafları, aynı sırada ve aynı hızda, bazısı senden bile belagatle o kadar çok tekrar ediyorlar ki... Şahsen eğitimin bir toplumu olduğu yerden yükseğe çıkaracağına inanırım, Türkiye'de dünyanın en iyi üniveristeleriyle yarışan üniversiteler olsun isterim. Ama bu mudur yani, sonuçta bu mu olmalı en okumuş yazmışın durumu? Hiç mi utanıyorsunuz aynı sakızları 4 yıldır, bir de bireyselci demiyor mu :D

05 Oca 10:31

Ömer Poyraz

Puan: 4.93

Niteliğine bakılmaksızın 'eğitimin bir toplumu olduğu yerden yükseğe çıkaracağına' inanmam.ODTÜ,İTÜ her türü bunun canlı örnekleridir.Bu işin metodolijisini öğretenlerde de gördüğümüz üzere,bugünkü eğitim bir fikre/kalıba saplama hatta çakma düzeni!

24

Süleyman Askeri Bey

Puan: 3.57

Hendek Siyaseti

Süleyman Askeri Bey yazdı, 591 kez okundu, 6 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
Son günlerde CHP'yi yakından takip eden biri olarak, Genel Başkan'dan tutun Gençlik Kolları başkanlarına kadar araştırıyorum. Geçtiğimiz gün yapılan açıklama açıkçası beni şok etti. CHP İstanbul Gençlik kolları başkanı Kenan Otlu terör gruplarıyla omuz omuza mücadele edeceklerini söyledi. Güneydoğu
25
okuma modu
devamı...

Son günlerde CHP'yi yakından takip eden biri olarak, Genel Başkan'dan tutun Gençlik Kolları başkanlarına kadar araştırıyorum. Geçtiğimiz gün yapılan açıklama açıkçası beni şok etti. CHP İstanbul Gençlik kolları başkanı Kenan Otlu terör gruplarıyla omuz omuza mücadele edeceklerini söyledi. Güneydoğu için Kürdistan ifadesini kullanırken güvenlik güçlerimizin mücadelesine faşizm dedi. Biz nasıl Gezi’de yan yana durduysak, nasıl 1 Mayıs’ta birlikte gaz yediysek, Ankara katliamında kanlarımız birbirine nasıl karıştıysa bu zulmün karşısında da yan yana, omuz omuza duralım. Barikatta da, alanda da, faşizme karşı omuz omuza duralım dedi. Savaşın da bir kuralı olduğunu ancak bugün Kürdistan’da savaş hukukunun çiğnendiğini dike getiren Otlu, “Doğuda katliam ve zulüm vardır” dedi. Hatta ve hatta "AKP tarafından, hendek olayı, diğer kesimlere karşı öcüymüş gibi bir malzemeye dönüştürüldü" dedi. Gerçekten duyduklarınıza inanabiliyor musunuz?

Bu duyduklarınızı söyleyen, gerçekten HDP'li veya PKK'lı bir kişi değil. İstanbul CHP Gençlik Kolları Başkanı. Bu kademeye gelirken ne kriterlere göre seçiliyorlar bilemiyorum. Ama anlaşılan o ki Genel Başkan uyuyor. Gerçi ne yalan söyleyeyim, Genel Başkan'ın haberi vardır bu insan müsveddesinden. Kendisi de aynı düşünmeye başladı sanırsak ki bu olaya kayıtsız kalmış. Zaten kendisi de duyduğunuz üzere Rusya konusunda da Rusya'nın yanında bir politika seyretti kendisi ve vekillerinin bazıları ile. Nasıl bir siyasi izlenim yarattıkları zaten ortada, umarım millet bunu görüyordur.

Korktuğum şu ki, devlet katliam yapıyor ve Türkiye IŞİD'e destek veriyor şeklindeki iftiralar bazı insanların kafasında kalacak ve yalanlar silsilesi ile insanlar buna inanacak. O yüzden bunu bertaraf etmek için gereken kesinlikle yapılmalıdır.

26

Sıla Münir

Puan: 3.7

Kanaat

Sıla Münir yazdı, 496 kez okundu, 5 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
Ahşap tabanlı oda, Yerde tahta bir sofra, Bir baş soğan, bir de ayran, Ninem usûlü tarhana... Böylesi bir bereket, Yoktur hiçbir sofrada, Lezzeti anlatılmaz. Kanaat var katığında... Odunla pişmiş somun, İçi sâfi buğday un, Bir dilimi doyurur oy, Kanaat var hamurunda...
27
okuma modu
devamı...

Ahşap tabanlı oda,

Yerde tahta bir sofra,

Bir baş soğan, bir de ayran,

Ninem usûlü tarhana...

Böylesi bir bereket,

Yoktur hiçbir sofrada,

Lezzeti anlatılmaz.

Kanaat var katığında...

Odunla pişmiş somun,

İçi sâfi buğday un,

Bir dilimi doyurur oy,

Kanaat var hamurunda...

Kuzinemde fokurdar çay,

Râyihâsı tomurcuk vay!

Odunum bol tenekede,

Kanaat var alevinde. ..

Yer minderi, sarman kedi,

Bu tablonun "hah işte "si.

Ahaliyle yer, ses etmez,

Kanaat var mayasında...

Serilidir seccadesi,

İşte evin baş köşesi,

Tevekküldür sermayesi,

Kanaat var hep ucunda...

Not: Fotoğrafdaki şiir üstad Necip Fazıl Kısakürek'in ÇİLE isimli eserinden alıntıdır.

28

Bulut Sever

Puan: 7.5

Bir Mehmet Dede Habersiz Göçerken

Bulut Sever yazdı, 563 kez okundu, 5 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
“Bugün neredeyse bitmek bilmeyen bir gün gibiydi. Gözlerim yaşla dolmadı ama ağlamamak için zor tuttum kendimi.” Belki böyle bir alıntı ile başlamalıyım yazıya. * Biraz olsun okuma-yazma talibi olan bir insan için gündemi takip etmek elzem günümüzde. Siyasetin birçok yüzlü ilişkilerine kendi mah
29
okuma modu
devamı...

“Bugün neredeyse bitmek bilmeyen bir gün gibiydi. Gözlerim yaşla dolmadı ama ağlamamak için zor tuttum kendimi.”

Belki böyle bir alıntı ile başlamalıyım yazıya.

*

Biraz olsun okuma-yazma talibi olan bir insan için gündemi takip etmek elzem günümüzde.

Siyasetin birçok yüzlü ilişkilerine kendi mahallesinden bakmak ve eleştirmek bir meşgaledir artık.

*

Ana muhalefet partisi ‘kurultay’ yaptı. Seçim yenilgilerine bir dahaki seçimde, bir yenilgiden daha başka bir şey vadedemeyen genel başkan… üyelerini ve seçmenini ‘bir kişi’ düşmanlığı üzerinden diri tutmak için her daim karaktersizliklerinin bir gereği olmuş olan hakaret etme şehvetini ve kendileri haricindeki herkese tepeden bakma zihniyetlerini sahneye çıkararak, kendisinin ve aynı zamanda partisinin dahi hayal edemeyeceği bir teveccüh ile halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanına ağzını geleni istifra ederek, aldığı emrin gereği olarak ‘müdürlüğe’ devam etti.

*

Haziran seçimlerine müteakip ülkemizin doğusundaki bazı yerleşim yerlerinde öz-yönetim fantezisini hayata geçirmek adına terör örgütünün bazı il ve ilçelerde başlattığı ‘halk mücadelesi’ , bir tane dahi olsa acısı bu vatanı sevenlerce geçmeyecek şehitler verilerek devam ediyor. Hainliklerinin ve ahmaklıklarının neticesinde hak ettiklerini alan teröristler, haklarını aradıklarını iddia ettikleri ‘halklarını’ asla hak etmedikleri sıkıntılara duçar ederek kazanamayacakları bir mücadeleyi sürdürmeye devam ediyorlar.

*

Gençliklerindeki İslamcılıkları ile İran Devrimi’ni esas alarak ‘bir gün bu ülkede de bir İslam devrimi olabilir’ hayali ile kendinden geçen İslamcı abiler o zamanlar da ‘mezhepçilik’ yapmıyorlardı. Ve zaten pratikte İran’da uygulanan fakat Humeyni’nin ‘Fransa’dan gelişiyle devrim anayasasına koydurarak resmileştirdiği ‘muta’ nikâhını, inandıkları Ehli Sünnete aykırı olduğunu bildikleri halde göz ardı etmişlerdi. Günü geldi, zamanında ölçüsüzlüklerinin ve fanuslarının içinden İran ve Hizbullah güzellemeleri yapan bu abiler, Suriye’de Şia’nın nasıl da ahlaksızca mezhepçilik yaptığını ve bundan mütevellit oluk oluk Ehli Sünnet kanı akıttıklarını müşahede ettiler fakat hala bu ‘küçük’ farklılıkları görmememiz gerektiğini yeri geldikçe samimi muhafazakâr köşelerinden terennüm edebiliyorlar.

*

Bir de bildiri ‘olağan’ hadisesi oluştu ki, hemen herkesin bir-iki kelamı oldu bu mevzuda. Hiçbir alanda dünyada söz sahibi olamamış, bir yenilik katamamış ‘bilim insanı’ olduklarını zanneden bir kısım zümre, on sekizinden itibaren kazandıkları muhtelif unvanlardan sebep kayırmacılığından nemalandıkları devlete sövmeyi ‘özgürlük’ lafzının arkasına saklanarak savundular mahut medyalarındaki arkadaşlarıyla beraber.

*

5 gün önce Burdur’a bağlı bir köyde, o temiz ve gündem değmemiş kalbi yılların verdiği olgunluğun ağırlığını artık kaldıramaz olmuş, bir Mehmet Dede vefat etmişti.

Mehmet Dede, sabahın hayrı ve bereketinin gideceği endişesiyle bu virane dünyadaki can yoldaşı Ayşe Nine ile birlikte evlendikleri günden beri üzerlerine güneş doğmamasına dikkat etmişti.

Çocukluğundan beri baba yadigârı toprakla hemhal olmuş, her sene evladı gibi baktığı nimetlerin fazla değil, bereketli olması için duadan gayrı kalmamıştı.

Çocukları oldu, torunları büyüdü derken işte bir köroğlu bir ayvaz hayat arkadaşıyla sonunda baş başa kalmışlardı. Olduğu kadarına şükredip kanaat ederek yaşadıkları hayatı yine aynı şekilde sürdürmeye devam etmişlerdi.

Namazlarına ve kul hakkına azami dikkat eden Mehmet Dede’ye geç de olsa hac ibadetini yapmak nasip olmuştu.

Çok ve lüzumsuz konuşmazdı. Ceddini bilirdi; olabildiği kadar babasından öğrendiği tarihi, derin bir Osmanlı sevgisi ile birleştirmişti. Gündemi ‘uzaktan’ takip eder, devletin ve milletin selameti için her daim dilinde dua Allah-ü Teâlâ’ya yalvarırdı.

Vakit saat geldi. Yine nasip, Mehmet Dede can yoldaşı hanımının, çocuklarının, torunlarının yanında sanki uykuya dalar gibi; o upuzun derin uykusuna varmadan önce yanında Kuran-ı Kerim okunurken dili ile Kelime-i Şehadet getirerek emaneti hep rızasına uygun yaşamaya gayret ettiği Sahibine teslim etmişti.

Köy yeri işte.

Birbirlerinin çocukluğunu, gençliğini bildikleri arkadaşları ve köy ahalisi bulunan cami avlusunda başlarında yeşil ya da açık kahverengi renkli örme ya da hazır satılan beyaz takkelerden müteşekkil her yaştan cemaat Mehmet Dede’ye son görevlerini yapmak üzere saf saf hazır bulunmuşlardı.

Yağmur yağmıştı o vakit.

Gündemin uzağında, bir mümin daha intikal etmişti ahirete. Gösterişsiz, cenazesine çelenk gönderilmeden, ekranlarda ölüm haberi siyah bantlarla geçmeden, binlerce sahte gözlerin kapadığı siyah gözlüklerin karanlığında cenazesi hapsolmadan, sessizce…

Mehmet Dede musallada bekliyordu; son istirahatgâhına gitmeden önce karşısındaki cemaatte bir tane dahi baştan ayağı siyah giyimli ve/veya fötr şapkalı insan olmadan.

Herhangi biri gibi.

Huzurla.

30 Oca 15:33

Allah, Mehmet dedeye rahmetiyle muamele eylesin.

30 Oca 15:32

Ölümü de hayattan sayan güzel insanlar eksildikçe, hayat aslından biraz daha uzaklaşıyor.

30
Kapat