Türkiye

Yıl 3 Sayı 1
Aylık ücretsiz blog dergisi
www.geornalist.com
OCAK 2017

Ozan Bilican

Pkk, Bir Yokoluş Hikayesi

İÇİNDEKİLER

Pkk, Bir Yokoluş Hikayesi
Ozan Bilican / İSTANBUL
Mavi Marmara
Salieri Alt Tire / İSTANBUL
Halep Düşerken Manasız Bir Çaba 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Ayy Bakamıyorum Ben Öyle Videolara!!!
Sıla Münir / İSTANBUL
Başka Türkiye’Miz Yok!
Merve Çelik / AKSARAY
Sicim Teorisi
Lagari Alıntılar / İSTANBUL
Halep’İn Sahibi Hâlâ Biziz!
Abdulhamid Osmanoğlu / İSTANBUL
İran Bizim Neyimiz Olur
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Son Toprak
Fevzi Altınok / AKSARAY
Fitnenin Büyüğü Bize Ulaşmadan 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Tarihe Geçmişiz Haberimiz Yok
Kerem Yüksel / İSTANBUL
Yılbaşı Geceside Milli Olsun!
Abdulhamid Osmanoğlu / İSTANBUL
Saddam Hüseyin
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Teşkilatı Mahsusa'nın Fedaisi: Yakup Cemil
Mehmet Sezer / DENIZLI
Karanlık Madde Ve Karanlık Enerji
Lagari Alıntılar / İSTANBUL
Yalnız Kurt
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Fikir Adamı: Seyyid Ahmet Arvasi
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Kitap Okumak Biraz Risklidir!
Abdulhamid Osmanoğlu / İSTANBUL
Propaganda Niçin Önemli ?
Mücahid Cesur / İSTANBUL
57 İslam Ülkesine Şikayet Mektubu
Muharrem Morkoç / İSTANBUL
Şen Olmadı Halep Şehri
Kerem Yüksel / İSTANBUL
Adı Yok Yiğit, Ebedi Şehit !
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
Halep İçin Yola Çıktık!
Abdulhamid Osmanoğlu / İSTANBUL
Evren 11 Boyutlu Mu?
Lagari Alıntılar / İSTANBUL
Profesyonel Algı Makineleri Hala Devrede 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Komisyondan Halkçı Nümayişler
Bulut Sever / İSTANBUL
Türkiye Batı’Ya Olan Bey’Atını Bozdu Mu?
Abdulhamid Osmanoğlu / İSTANBUL
Zalimleri Bebeklerin Feryadı Helak Edecek!
Abdulhamid Osmanoğlu / İSTANBUL
Topumuzun Başını Bir Kılıçla Çıkarmadan [Uçurmadan] Nereye?
Muharrem Morkoç / İSTANBUL
Toplum, Neo Osmanlıcılık, Tarih
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
<B>Devlet-İ Aliyye</b>
Muhammed Reşit Duran / BARTIN
Küfür Dili
Sıla Münir / İSTANBUL
Neden Girmiyoruz?
Seyfullah Özel / ANKARA
Büyük Meseleleri Tartışmak
Fatih Kaymakçı / İSTANBUL
Demokrasi Hayatımızın Neresinde ?
Fatih Kaymakçı / İSTANBUL
#aladağ-2
Ömer Poyraz / İSTANBUL
Dolar Hesabı
Mehmet Sezer / DENIZLI
Düşük Dozda Mantık
Recep Yılmaz / İSTANBUL
Rotamız
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
Siyaset Ve Devlet Düşmanlığı Arasındaki İnce Çizgi
Mücahit Kılıç / İSTANBUL

Ozan Bilican

Puan: 7.6

Pkk Bir Yokoluş Hikayesi

Ozan Bilican yazdı, 1673 kez okundu, 210 misafir olmak üzere 213 kişi beğendi, 21 yorum yapıldı.
Hatırlayanlar vardır; 7 Haziran 2015 akşamı seçim sonuçları açıklandığında HDP artık Türkiye’nin bir gerçeğidir yazmıştım. O günden sonra HDP bu gerçekliği ve arkasındaki desteği meşru yolda kullanıp teröre karşı bir duruş sergileseydi belki de bugün çok farklı bir noktada olabilirdik. HDP ise bu s
1
okuma modu
devamı...

2c49409eac854eef43087d883474ebbc14834989

Hatırlayanlar vardır; 7 Haziran 2015 akşamı seçim sonuçları açıklandığında HDP artık Türkiye’nin bir gerçeğidir yazmıştım. O günden sonra HDP bu gerçekliği ve arkasındaki desteği meşru yolda kullanıp teröre karşı bir duruş sergileseydi belki de bugün çok farklı bir noktada olabilirdik. HDP ise bu sûni gücünü “sırtını dayadığı” PKK/PYD’nin bir anda çözüm sürecini bitirip başlattığı ayaklanmanın legal görünümlü savunuculuğu üzerine kurmaya yönelik siyaset izledi ve tabii kendileri kaybetti.

Şuan Türk halkında pek dile getirilmese de terör olaylarına karşı son derece doğal bir bıkkınlık var. 1.5 senedir peşisıra patlayan bombalar “yenilmiyoruz ama yenemiyoruz da” hissiyatı oluşturuyor insanların içinde. Peki gerçekten öyle mi? Bunu cevaplamak için PKK’nın 30 senede geçirdiği evrimleri iyi okumak gerekir. İlk başta Türkiye’nin Güneydoğusu,Irak ve Suriye’nin kuzeyini kapsayan bir Kürt devleti amacıyla kurulan örgüt,zamanla önce Irak daha sonra Suriye ve Türkiye üzerindeki devlet hedeflerinde tamamen başarısızlığa uğrayarak yeni bir hedef belirledi ; Özerklik.

Devlet hedefinde başarıya ulaşamayacağını anlayan terör örgütü artık konseptini değiştirerek Türkiye’nin Güneydoğu illerini kapsayan bir özerk devlet istiyordu. Öcalan’ın yakalanması sonrası Kandil ve İmralı arasındaki iktidar mücadelesi de izledikleri politikaları etkiledi.

Bu noktada ilk önce Eski İçişleri Bakanı ve devlet kademeleri üzerinde her daim etkisi bulunan Mehmet Ağar tarafından dile getirilen “düz ovada siyaset” terimi ve dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner ile başlayan örgütün üst düzey yöneticileriyle yapılan müzakereler ile birlikte bir devlet projesi olan çözüm süreci devreye girdi. Bugün toplumun büyük çoğunluğunun mutabık kaldığı dönemin AK Parti iktidarının çözüm sürecinde yaptığı büyük hatalar belki de terörün dozunu tetikledi ama işin bir de Kürt halkı boyutu var.

93 senelik ülke tarihinde belki de ilk defa devletten bu kadar haklar elde edebilen;devletten hizmet alabilen;eğitim,sağlık ve ulaşım gibi temel insani ihtiyaçlarını her vatandaş gibi devletinden temin edebilen Güneydoğu başta olmak üzere tüm Kürt halkı,devletin babacan yüzünü yeni yeni tanıyabiliyordu. Bu da halkın devlete güvenebilmesine ve örgütün taban desteğini büyük ölçüde yitirmesini sağlamıştı. Geçtiğimiz sene şehirlerde yaşanan hendek süreçleri,örgütün başlattığı gerilla ayaklanması ile sivil halkın örgüte desteği ise neredeyse tamamen son buldu. Özel Kuvvetler Komutanlığı,Jandarma Özel Harekat ve Polis Özel Harekat öncülüğünde şehirlerde büyük kayıplar veren PKK,çareyi Suriye’deki kantonlarına çekilmekte buldu. Yani PKK,kuruluş amacı olan Kürt Devleti ideasından sonra ikinci ideası olan özerklikte de başarısızlığa uğramış ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları üzerinde herhangi bir toprak ve iktidar hakkı ileri süremeyeceğini anlamıştı.

Peki şuan durum ne?

Suriye’deki iktidar boşluğundan faydalanıp Afrin,Menbiç ve Kobani şehirlerinde kanton ilan eden PYD/PKK,şuan bu bölgelerde kendi kendine devletçilik oynuyor.

Suriye’de Esed rejimi Rusya ve İran’ın,IŞİD İngiltere ve İsrail’in,PYD/PKK ise Amerika ve Avrupa’nın menfaatlerini kolluyor diyebiliriz. Şuan dünyanın büyük güç odaklarının gözünü diktiği Suriye topraklarındaki paylaşım sona ermeden de bu dağınık yapı sona ermeyecek tabii ki.

PKK/PYD/YPG/HDP/TAK artık adı her ne ise,bu örgütün şuan Türkiye’de,Türkiye halkında,sokakta hiçbir somut karşılığı yok. Bu örgütün artık Türkiye’de hiçbir egemenlik hakkı ileri sürecek ne gücü kaldı,ne de dermanı. Artık ülkemizdeki tek varlık gayeleri Suriye’de Amerika’nın politikalarına uymayan hamlelerimize karşı bir cevap olarak kendini patlatan gerizekalılar yetiştirmekten başka bir şey değil.

Peki terör neden bitmiyor? Türkiye’de terör bir gün biter mi? Bu soruların yanıtını da bir sonraki yazıda konuşuruz inşallah.

22 Ara 20:40

Misafir

Suriye ve Irak'taki toprakları birleştirmek içinde tek engel barzani eğer barzani bu aşiretçilik anlayışını bir yana bıraksa bunlar her iki bölgeyide birleştirip bağımsızlıklarını ilan ederler...

22 Ara 20:34

Misafir

PKK'nin 30 yıldır amacı sosyalist birleşik bir kürdistan devleti kurmaktı.ve bu devlete ırak, Suriye, Türkiye ve İran arasında osmanlı zamanındaki kürdistan toprakları içerisindeydi.örgüt Irak'taki yönetimi elde edemeyince.straji değiştirdi...

2

Salieri Alt Tire

Puan: 10.77

Mavi Marmara

Salieri Alt Tire yazdı, 1578 kez okundu, 152 misafir olmak üzere 158 kişi beğendi, 7 yorum yapıldı.
Türkiye ile İsrail arasında varılan anlaşma ile Mavi Marmara ile başlayan sıkıntılar aşılmış oldu. İki ülke karşılıklı fedakarlıklar ile anlaşmayı sağladı. Türkiye, İsrail'den hem tazminat hem de özür aldı. Buna karşılık da dondurduğu ilişkileri yeniden başlattı. Karşılıklı büyükelçiler atandı f
3
okuma modu
devamı...

Türkiye ile İsrail arasında varılan anlaşma ile Mavi Marmara ile başlayan sıkıntılar aşılmış oldu. İki ülke karşılıklı fedakarlıklar ile anlaşmayı sağladı.

Türkiye, İsrail'den hem tazminat hem de özür aldı. Buna karşılık da dondurduğu ilişkileri yeniden başlattı. Karşılıklı büyükelçiler atandı filan. Buraya kadar her şey tam da olması gerektiği gibi oldu aslında. Devletler arasında çıkarlar vardır ve düşmanlıklar da çıkarlar başladığında biter.

Normal olmayan ise Türkiye'nin bu anlaşmaya, saldırıdan direkt zarar gören insanların adalet arama hakkını da katması. Ortada devletler arası işlenmiş suçlar olduğu kadar özellikle işlenmiş cinayetler de var. Uluslararası sularda gemine çıkmasını, kendi limanına çekmesini o devlete tazminat ödeterek, özür dileterek kapatabilirsin ama bir metreden sıkılmış tek kurşunla alnından vurularak şehit edilen Furkan Doğan cinayetini kapatamazsın.

Çünkü bu özel tim operasyonu için normal değil. Hiçbir operasyon için normal değil. Bir metreden, karşındaki insan silahsız olduğu halde alnından ancak isteyerek vurursun.

Üstelik bu tek bir olay da değil. Tamamı silahsız 10 vatandaşın, uluslararası sularda öldürüldü. Bunlar operasyon sırasında yanlışlıkla öldürülmedi.

Gemide başka milletlerden onlarca insan olduğu halde sadece Türk vatandaşları öldürüldü. Gemiye çıkan İsrail askerlerinin elinde, zarar verilmemesi için batılı ülke vatandaşlarının fotoğrafları vardı.

Bu cinayetler belli ki ibreti alem olması için işlendi. Batıyla da aralarını bozmamak için dikkat edildi. Onlarca görgü tanığı var. Hem de uluslararası sularda işleniyor bu cinayetler.

Türkiye ise sanki bir kaza olmuş da tazminatla işi hallediyor gibi davranıyor. En acıklısı da kendi mahkemesinde davayı düşürüyor. Güçlü, insanına kıymet veren bir devlet böyle bir anlaşmanın altına imza atmazdı.

Hadi hem güçlü değiliz hem de insanımız kıymetli değil, hiç olmazsa İsrail'den bu cinayetlerin araştırılmasını, yalandan da olsa cezalandırılmalarını isteseydi. O kadarını bile yapamamışlar.

Allah'a inanmak en çok da böyle zamanlarda hoşuma gidiyor. O adaletin sağlanacağı günün geleceğini bilmek tek tesellimiz.

21 Ara 16:12

Misafir

Güzel bir yazı. herkes aynı şeyi soruyor ama her zamanki gibi sessisiz. Aslında nasıl bir özür dileme şekli oldu bu da tartışılmalı değil mi. Kapalı kapı ardında üzgünüz denmesi özür müdür mesela.

12 Ara 13:17

Misafir

Ağzına sağlık Salieri reis.

4

Abdullah Fakiroğlu

Puan: 19.27

Halep Düşerken Manasız Bir Çaba 

Abdullah Fakiroğlu yazdı, 1462 kez okundu, 82 misafir olmak üzere 86 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
(Yazıyı okumadan, BİMER, Cumhurbaşkanlığı, tanıdığınız Milletvekili, ulaşabildiğiniz Bakan veya olmadı Mahalle temsilcisine Halep'teki durumla alakalı adımlar atılmasını istediğinizi söyleyin. Ve akşam Rus ve İran büyükelçilikleri önündeki eylemlere katılın) “Ehlibeyt Haber Ajansı. Kısaltılmış adıyl
5
okuma modu
devamı...

(Yazıyı okumadan, BİMER, Cumhurbaşkanlığı, tanıdığınız Milletvekili, ulaşabildiğiniz Bakan veya olmadı Mahalle temsilcisine Halep'teki durumla alakalı adımlar atılmasını istediğinizi söyleyin. Ve akşam Rus ve İran büyükelçilikleri önündeki eylemlere katılın) 

“Ehlibeyt Haber Ajansı. Kısaltılmış adıyla ABNA, Dünya Ehlibeyt Kurultayına bağlıdır. Yayın hayatına resmi olarak 2007 yılında başlayan Ehlibeyt haber ajansı ABNA, Şii dünyasının haberlerini 20 dilde okuyucularına yansıtmaktadır. “ Vikipedia’da ABNA maddesinin başında bunlar yazıyor. Aslında İslam dünyası yazıyordu ben Şii olarak değiştirdim. 

Dünya Ehli Beyt Kurultayı 1990 yılında İran’da yapılan toplantıyla kuruldu. Dünya Ehlibeyt Genel Sekreteri Muhammed Hasan Ahteri ,Lübnan’dan Hasan Nasrallah’ın temsilcisi olarak Hasan Hammade, Doktor Mehdi Mustafavi , Doktor Muhammed Bakır Horremşad yüksek konsey yasal üyeleri.

Hamaney’in Güney Azerbaycan temsilcisi ve Tebriz Cuma imamı görevlerini yapan -halen devam ediyor olabilir- Ayetullah Muhsin Müçtehid Şebusteri’de yüksek konsey başkanı.

Biraz daha devam etmek gerekirse, Konsey Genel Sekreteri Muhammed Hasan Ahteri’nin İran’ın eski Suriye büyükelçisi olduğunu söyleyebiliriz. Bir de sık sık Türkiye’ye geldiğini. Birkaç örnek vermek gerekirse, 2015 yılında Şiilerin düzenlediği Erbain törenlerine davet edildiği. Muhammed Hasan Ahteri 27 Ekim 2016 tarihinde Ehlader’in İstanbul’da bulunan ofisini ziyaret ederek bir takım temaslarda bulunmuş.

Muhammed Hasan Ahteri ismini aramaya devam ettiğimde 29 Aralık 2015 Tarihinde Diyanet İşleri Başkanı sayın Mehmet Görmez’in İran’da kendisini ziyaret ettiğini görüyorum. Görüşme kutlu doğum gününde olmuş sitenin haberine göre. Mehmet Görmez’in beraberindeki ekipte EHLADER Genel Başkanı Hasan Kanatlı’da var. http://tr.farsnews.com/world/news/13941013000318 Kanatlı bu ekibin içinde olmaktan o kadar memnun kalmış ki Twitter biosunda hala Mehmet Görmez’li fotoğrafı var.

Bu bilgileri yazmamın nedeni ABNA’da geçen hafta çıkan bir haber. “Suriye Ordusu Erdoğan’ın Namaz Kılmayı Arzuladığı Emevi Camisini Fethetti” başlığıyla yayınlandı haber. Malumunuz Esad İran ve Rusya elbirliğiyle Halep’i ele geçirdiler. Bir kaç mahalleye sıkışmış 100 bin insan ve mücahitler direniyor.  Son gelen haberlerden biri şuydu, “Kadınlara işkence ve tecavüz edildiğinden; erkekler 'kendi anne, kardeş ve eşlerini vurmak için' fetva bekliyor.” Durumun vahametini başka ne anlatır bilmiyorum.

İran Halep’te katliam yaparken bile Recep Tayyip Erdoğan’a laf söyleme derdinde. Oysa Erdoğan’ın o meşhur Emevi Camisinde Cuma namazı kılacağız sözünü ne için söylediğini çok iyi biliyorlar. http://www.hurriyet.com.tr/erdogandan-onemli-mesajlar-21386210

Erdoğan göreve geldiği andan itibaren İran’a yapılan boykotu kaldırmaya çalıştı. Söylemlerinde “vahdeti” hep ön plana çıkardı. İran Ambargosunu delmek için Halkbank’ı devreye soktu, Nükleer takası önerdi, Güvenlik konseyi üyesi olduğumuz dönemde Ambargo kararını veto etti. ŞİA SUNNİ ayrımı yok açıklamalarını da ekleyelim.

Karşılığında İran’dan gördüğü karşılıklardan biri bu. Resmi ajanslarından biri tarafından dalga geçilmek. Haşdi Şabi militanlarının tehdit etmesi, Türkiye’deki Caferilerinin birkaç yıl önce dilini kesmekle tehdit etmesi de cabası. Sanırım artık mezhepçi olmanın zamanı geldi hatta geçiyor. Olmuyor, İran sizin uzattığınız dostluk elini defalarca reddetti. PJAK (PKK'nın İran kolu) ile anlaştı, PKK'yı Türkiye üzerine saldı. Batı bloku ve Rusya'yı arkasına aldı. Artık en azından Halep'te öldürülen kardeşlerimiz, çiğnenen namusumuz (bizim namusumuz, Haleptekilerin değil, ) hatırına İran Şİİ devletinin bizim 1 numaralı düşmanımız olduğunu kabul edelim.

Halep bugün son nefesini veriyor. Bizse hala İran’ın bizim için nasıl büyük bir tehlike olduğunu anlamıyoruz. Sanırım “âlimlerimize, kendi kadınlarımızı tecavüze uğramamaları için öldürme fetvası “ soracağımız zamana kadar anlamayacağız.

Yazıyı hazırlarken Hasan kanatlı sosyal medya hesabından şunları yazıyordu. “Sosyal medyadan anlaşılan o ki, bu savaş örtülü olarak iran ile yapılan bir savaştır. Esad bahane, iran'a saldırı şahane.” Nasıl kızmasın ki, İran’ın neredeyse 20 yıldır bu günler için hazırlandığı ortadayken Sibel Eraslan hâlen daha “Bu kadar çok çocuk cesedi.. Bunca tecavüz edilmiş kadın kız... Mahvolmuş bir Halep. İRAN'a Nasıl bir şeref katacak! YAZIKLAR OLSUN YUH OLSUN” sorusunu sorabiliyor. Yahu daha nasıl anlayacağız İran için şeref Ehli Sünnetin kadınlarına tecavüz etmek, çocuklarını öldürmek, erkeklerini katletmek. Daha ne yapsın adamlar?  

15 Ara 22:45

Misafir

Yaylnlansln

14 Ara 09:35

Misafir

En acısı da burda martavallarin Kemalistlerin bizlere irana gidin burası iran değil demesi....İrana gire kanımız irzimiz malimiz onlara helalken....

6

Sıla Münir

Puan: 3.67

Ayy Bakamıyorum Ben Öyle Videolara!!!

Sıla Münir yazdı, 512 kez okundu, 26 misafir olmak üzere 31 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
"Ben öyle görüntülere bakamıyorum, haber izleyemiyoruuuuum!!!" tarzında bir yapıya sahipseniz, henüz 2-3 yaşlarındaki Arakan'lı çocuğa, bir askerin  (af buyurun hayvanın) şok tabancası ile yaptığı işkencenin videosunu izlememelisiniz. Bir insan iseniz, kahrolursunuz. Bir çocuk iseniz, korkudan ö
7
okuma modu
devamı...

"Ben öyle görüntülere bakamıyorum, haber izleyemiyoruuuuum!!!"

tarzında bir yapıya sahipseniz, henüz 2-3 yaşlarındaki Arakan'lı çocuğa, bir askerin  (af buyurun hayvanın) şok tabancası ile yaptığı işkencenin videosunu izlememelisiniz.

Bir insan iseniz, kahrolursunuz.

Bir çocuk iseniz, korkudan ödünüz kopar.

Bir baba iseniz, ciğeriniz yanar.

Ama bir anne iseniz, gözyaşları ile Allahü teâlâ'ya, o adamın daha beter hale gelmesi için dua ve niyazda bulunursunuz. Aklınıza her  geldiğinde... Zaten aklınızdan çıkmaz!

Halep'de bombalanan evin enkazında, ayağı sıkışmış on aylık bebeğin videosu da size göre değil. Ay hele sizin de o boylarda çocuğunuz varsa yerine koyar koyar darlanır ve çılgına dönersiniz. Kahvaltı yapamaz, yemeden içmeden kesilirsiniz. Sakın ha!

Kıyıya cesedi vuran Aylan bebek eskidi bile.

Haa bir de bombardımandan kurtarılıp ambulansta yaşadıklarının şokunu bir yana itip, kanlanan elini silme telaşı ve fakat koltuğa silince kızarlar mı gibi bir masumiyeti o an bile yansıtan Ümran'ın videosu da..

Kimseyi yadırgamıyorum...

Ne böyle bir hakkım ne de haddim yok elbette.

Bir anne olarak bu yaşananların ağırlığı ve sarsıcılığı bunları yazmaya itti beni.

Dua etmekten başka yapacak birşeyim yok.

Ama inşallah ümid ediyorum ki, o günahsız çocuklar zerre acı çekmeden ruhunu teslim ediyorlar. Görüntüleri bize bir ibret.

Allahü Teâlâ ihmal etmez, imhal edermiş.

Kimsenin yaptığı yanına kalmaz.

Az buçuk tarih bilgime dayanarak söylüyorum ki, dinimize, tarihimize, vatanımıza sahip çıkmazsak, ihaneti bırakın, ihmal ve isyan edersek, korkarım bizim ve bizim evlatlarımızın videolarını da izleyecek başkaları. Kah ağlayıp dua ederek, kah umarsızca ve belki çerez eşliğinde merhametsizce...

Tarihte hep öyle olmuştur.

Nitekim, bir Hadis-i Şerif'de;

"Siz nasıl iseniz, öyle idare edilirsiniz."

[Cami-us-sagir] buyurmuştur Resulullah 'sallallahü aleyhi vesellem' efendimiz.

Dinimizin, vatanımızın kıymetini bilelim ki, o kıymet nisbetinde  idarecilerimiz çoğalsın.

Çünkü değil devlet idarecileri, evladını karşılıksız sevdiğini iddia eden her anne baba bile layık olduğu kadar değeri verir, ona göre muamele eder her evladına.

Not: Fotoğrafdaki şiir, üstad Necip Fazıl Kısakürek'in Öfke Ve Hiciv adlı eserinde yeralmaktadır.

08 Ara 18:26

"Ama inşallah ümid ediyorum ki, o günahsız çocuklar zerre acı çekmeden ruhunu teslim ediyorlar. Görüntüleri bize bir ibret." duanız duamız...

8

Merve Çelik

Puan: 3.25

Başka Türkiye'miz Yok!

Merve Çelik yazdı, 581 kez okundu, 28 misafir olmak üzere 31 kişi beğendi, 13 yorum yapıldı.
Asırlar boyunca mukaddes emanetimiz olan bu coğrafya Türk milletinin namusudur. Bayrağının rengini aziz şehitlerimizin kanından alan yerdir bu vatan. Bu topraklar bizim mirasımızdır. Geçmişten bugüne her karış toprağına işlemiş ezan sesidir bu vatan. Binlerce şehidimizin kanının kokusunun sindiği to
9
okuma modu
devamı...

Asırlar boyunca mukaddes emanetimiz olan bu coğrafya Türk milletinin namusudur. Bayrağının rengini aziz şehitlerimizin kanından alan yerdir bu vatan. Bu topraklar bizim mirasımızdır. Geçmişten bugüne her karış toprağına işlemiş ezan sesidir bu vatan. Binlerce şehidimizin kanının kokusunun sindiği topraktır bu vatan. Şehitlerimizin kutsal naaşlarının toprakla bütünleştiği yerdir bu vatan. Toprak uğruna korkusuzca savaşan yiğitlerimizdir bu vatan. Ezani susmasın diye dini uğruna canini verenlerindir bu vatan. Ortak diline, Türkçe’ sine sahip çıkanlarındır bu vatan. Hak yolunda, davası uğruna can verenlerin ta kendisidir bu vatan. İste bu vatan Aziz Türkiye, Büyük Türkiye!

Biz bu vatanin evlatlarıyız. Bu topraklarda doğduk, bu topraklarda öleceğiz. Boğazımızdan geçen her lokma bu topraklardan. Dini, dili, mezhebi, siyasi görüşü ne olursa olsun ayrıştırmadan kardeşçe bu topraklarda yaşıyoruz. Bu kardeşliği bozmaya çalışanlara inat bağlarımızı sıkı tutacağız. Geleceğimizi yüzyıllardır olduğu gibi kardeşlik içinde biz kuracağız.

Büyük Hun İmparatorluğu' ndan Osmanlı İmparatorluğu’ na varıncaya kadar 16 büyük Türk Devleti kuruldu.

1071'de Malazgirt'le Anadolu'nun kapılarının açılmasıyla başlayan bu serüvende defalarca bizi yok etmeye çalışan Haçlıları alt ettik.

Peygamber Efendimizin övgülerine nail olan, müjdelenen o kutlu padişahımız Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul' u fethetmesi vatanımızı vatan yapan başka bir neden.

İslam birliği için çabalayan Yavuz Sultan Selim Han’ın nizam götürmek için topraklarımıza toprak katmasıyla halifeliği devralması koskoca coğrafyayı İslam çatısı altında toplamasıydı vatanı vatan yapan.

Cihad anlayışıyla büyük topraklar fetheden Kanuni Sultan Süleyman’ın adaletiydi vatanı vatan yapan.

Osmanlı Devleti'nin çökmesine ramak kala hala tüm inancıyla onca düşmana rağmen vataninin tek karış toprağını bile kaybetmemek için seferber olup, yiğitçe emanetine sahip çıkanların yeridir bu vatan.

Kurtuluş Savaşı'nda evinde ne var ne yok hepsini askerine götüren hatta savaşan kahraman analarımızın namusudur bu vatan.

Şu an özgürce, korkusuzca dalgalanan şanlı al bayrağımızın gölgesinde yaşayabiliyorsak vatanının istikbali için gözünü kırpmadan şehadete koşan göz nurumuz şehitlerimize borçluyuz.

Ve şimdi...

Türkiye Cumhuriyeti'nin emin adımlarla büyüdüğüne şahidiz. Batılı güçlerin işine gelmeyen bu hızlı gelişme onların canlarını sıksa da...

Hep birlikte kardeşçe yaşadığımız bu topraklarda, namusumuz gördüğümüz bu vatanı kendi elimizle bölmemizi istiyorlar. Bunun için hiçbir alçaklıktan geri kalmıyorlar. Açıkça teröre desteklerinden mi bahsedelim, eğittikleri canlı bombaları mı, yoksa hain darbeyi mi?

Bizim yapacağımız tek şey bir olup, üzerimizde oynamaya çalıştıkları oyunu alt etmek. Türk-Kürt dediler bölmeye çalıştılar, elimizden topraklarımızı almaya çalıştılar ve hala son bir umut çabalıyorlar. Doğuda PKK ya yıllardır binlerce şehit verdik lakin tek karış toprak vermedik, vermeyiz!

Vatanı bölünmeye sürükleyen, hatta darbe planları bile yapabilme haddinde bulunan dış güçlere rağmen; Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız !

Türkiye sevgisi imandandır dedik düşmanlara kul olmadık, tek dostumuzu Hak bildik. Yazarın da dediği gibi: " Bizim marifetimizden değil, bize rağmen, Allah bu ülkeyi muhafaza ediyor şuurundaki Türkiye sevdalılarının kalplerindeki iman nuruna emanetiz..." Bu ülkeyi sevmeyi iman bilenlerin hürmetine Türkiye yıkılmaz !

Pkk, Pyd, Daeş, Fetö her türlü terör örgütü bizim kadim tarihimizi bilmeden bize musallat olmaya çalışsalar da onlara kim olduğumuzu o gece hatırlattık. 161 şehit verdiğimiz o gece, 15 Temmuz gecesi...

Onlar planlarıyla, silahıyla, tankıyla, uçağıyla geldiler. Ya biz? Biz Allah'tan gelen müthiş cesaretle, elimiz bomboş ama gönlümüzdeki koskoca imanımızla karşılarına çıktık. O köprü, o sokaklar imanlı insanlarla dolup taştı. Sabaha kadar aralıksız okunan ezanlar, salâlar bize güç verdi. Tüm millet tek yürek dualara sarıldık.

O gece korkusuzca tankın üzerine çıkan insanlar gördük. Nereye ateş açıyorlarsa, nereyi bombalıyorlarsa oraya koşan insanlar gördük. Arabaları çiğneyip geçen tanktan korkmayıp durdurmak için karşısına çıkan hatta önüne yatan insanlar gördük. Meclisimiz bombalandı, cumhurbaşkanımıza suikastta bulundular, biz tek millet olarak karşılarında durduk. Bu hadsizliği yapanlara aziz milletimiz adeta Kurtuluş Savaşı’ndaki muazzam ruhla karşılık verdik. "Biz biriz, gerekirse vatanimiz için canimizi vereceğiz." deyip evden çıkarken kimisi anasından, babasından; kimisi eşinden, evladından helallik alıp çıktılar. Tereddüt etmeden!

İşte bu yüce yürekli insanlarımız sayesinde bizle başa çıkamadılar, muvaffak olamadılar. Felaket gecenin hiçbir sahnesini unutmayacağız, unutturmayacağız. Çünkü "Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz." diye Bakara suresinde bizlere bildirilmişti. Ve biz "Şehitler ölmez, vatan bölünmez! "anlayışıyla yaşayan milletiz. Evladını vatan uğrunda şehit veren anaların "Düşmanı sevindirmeyeceğiz." diye dik duruşu başka vatanda görülmez.

Geleceğimizi şehitlerimizi unutmadan biz inşa edeceğiz. Ne diyordu Rahmetli Muharrem Ertaş: " Aşkınan çalışan yorulmaz! " Biz de bu vatanin evlatları olarak canla başla aşkla çalışacağız.

Vatansız insan köksüzdür. Namusumuza, mukaddes emanetimize yüzyıllardır olduğu gibi şimdi de tek yumruk halinde sahip çıkacağız. Ana gibi yâr, vatan gibi diyar olmaz...

Başka vatanımız yok !

Başka Türkiye’miz yok !

27 Ara 23:19

Merve Çelik

Puan: 3.25

Kesinlikle mevzu begenilip begenilmemesi degil benim için . Saygı duyuyorum görüşünüze elbette teşekkür ederim kardeşim ..

27 Ara 23:16

Vatanı için elinden geldiğince bir şeyler yazmaya çalışan birine neden saygısızlık yapılsın ki. Dikkat ederseniz, "Kısa ve öz" sözümden sonra yazınızla ilgili eleştirim bitmiştir. Sonraki cümle genel durumumuzu anlatmaktadır. Yine de özür dilerim.

10
Kapat