Türkiye

Yıl 3 Sayı 1
Aylık ücretsiz blog dergisi
www.geornalist.com
OCAK 2017

Ozan Bilican

Pkk, Bir Yokoluş Hikayesi

İÇİNDEKİLER

Pkk, Bir Yokoluş Hikayesi
Ozan Bilican / İSTANBUL
Mavi Marmara
Salieri Alt Tire / İSTANBUL
Halep Düşerken Manasız Bir Çaba 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Ayy Bakamıyorum Ben Öyle Videolara!!!
Sıla Münir / İSTANBUL
Başka Türkiye’Miz Yok!
Merve Çelik / AKSARAY
Sicim Teorisi
Lagari Alıntılar / İSTANBUL
Halep’İn Sahibi Hâlâ Biziz!
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
İran Bizim Neyimiz Olur
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Son Toprak
Fevzi Altınok / AKSARAY
Fitnenin Büyüğü Bize Ulaşmadan 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Tarihe Geçmişiz Haberimiz Yok
Kerem Yüksel / İSTANBUL
Yılbaşı Geceside Milli Olsun!
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
Saddam Hüseyin
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Teşkilatı Mahsusa'nın Fedaisi: Yakup Cemil
Mehmet Sezer / DENIZLI
Karanlık Madde Ve Karanlık Enerji
Lagari Alıntılar / İSTANBUL
Yalnız Kurt
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Fikir Adamı: Seyyid Ahmet Arvasi
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Kitap Okumak Biraz Risklidir!
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
Propaganda Niçin Önemli ?
Mücahid Cesur / İSTANBUL
57 İslam Ülkesine Şikayet Mektubu
Muharrem Morkoç / İSTANBUL
Şen Olmadı Halep Şehri
Kerem Yüksel / İSTANBUL
Adı Yok Yiğit, Ebedi Şehit !
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
Halep İçin Yola Çıktık!
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
Evren 11 Boyutlu Mu?
Lagari Alıntılar / İSTANBUL
Profesyonel Algı Makineleri Hala Devrede 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Komisyondan Halkçı Nümayişler
Bulut Sever / İSTANBUL
Türkiye Batı’Ya Olan Bey’Atını Bozdu Mu?
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
Zalimleri Bebeklerin Feryadı Helak Edecek!
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
Topumuzun Başını Bir Kılıçla Çıkarmadan [Uçurmadan] Nereye?
Muharrem Morkoç / İSTANBUL
Toplum, Neo Osmanlıcılık, Tarih
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
<B>Devlet-İ Aliyye</b>
Muhammed Reşit Duran / BARTIN
Küfür Dili
Sıla Münir / İSTANBUL
Neden Girmiyoruz?
Seyfullah Özel / ANKARA
Büyük Meseleleri Tartışmak
Fatih Kaymakçı / İSTANBUL
Demokrasi Hayatımızın Neresinde ?
Fatih Kaymakçı / İSTANBUL
#aladağ-2
Ömer Poyraz / İSTANBUL
Dolar Hesabı
Mehmet Sezer / DENIZLI
Düşük Dozda Mantık
Recep Yılmaz / İSTANBUL
Rotamız
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
Siyaset Ve Devlet Düşmanlığı Arasındaki İnce Çizgi
Mücahit Kılıç / İSTANBUL

Lagari Alıntılar

Puan: 5.18

Sicim Teorisi

Lagari Alıntılar yazdı, 1196 kez okundu, 36 misafir olmak üzere 40 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
Einstein’ın teorisi gezegenler, yıldızlar, karadelikler gibi dev boyuttaki şeylerin mekanizmasını açıklıyor ama kuantumu açıklayamıyordu. Kuantum teorisi de, atomaltı parçacıkların davranışlarını, tabuları yıkan bir anlayışla açıklıyor ama konu makroya geldiğinde duruyordu. Her 2 teori de ispatl
21
okuma modu
devamı...

3230266d7b5cca0f39e28efbeedf6eb91481568988

Einstein’ın teorisi gezegenler, yıldızlar, karadelikler gibi dev boyuttaki şeylerin mekanizmasını açıklıyor ama kuantumu açıklayamıyordu.

Kuantum teorisi de, atomaltı parçacıkların davranışlarını, tabuları yıkan bir anlayışla açıklıyor ama konu makroya geldiğinde duruyordu. Her 2 teori de ispatları yapılmış, bilim çevrelerince kabul görmüş çok önemli, devrim niteliğindeki teorilerdi ama sanki bir şey eksikti. Evreni tamamen kapsayan, her şeyin açıklamasını bilimsel olarak yapan, mikro ve makroyu birleştiren başka bir teoriye ihtiyaç vardı. Bu noktada karşımıza stephen hawking çıktı ve “herşeyin teorisi” olarak da bilinen m-teorisini ya da sicim (tel) teorisini geliştirdi.

Hawking, bu teoriyle makro boyutu açıklayan Einstein’in teorisi ile mikro boyutu açıklayan kuantum teorisini tek teoride birleştiriyordu. Bu teorinin özünde, atom altı parçacıkların nokta şeklinde maddesel değil, sürekli titreyen tel (sicim) gibi olduğu kabulü vardı. buna göre, evrendeki istisnasız her şeyin özünde enerji vardı ve her şey hareket halinde, çok çok küçük boyutlarda sürekli titriyordu. 

Herşeyin özünde enerji olduğunu bilim yakın zamanda keşfetti, ancak spiritüel açıdan durum farklı. çünkü bazı dinlerin temelinde bu var. Mesela, budizm'de her şeyin temelinde enerji vardır. Nirvanaya giden yolun en temeli “boşluk"tur, bu boşluğun özü ise enerjidir. antik mısır’da da benzer durum var. mısırlılar, her şeyin temelinde "çekirdek" dedikleri titreyen şeyler olduğunu düşünürlerdi. Kabala’da da durum farklı değil. Kabala inancının temelinde “ışık” vardır, ancak bildiğimiz anlamda değil, tanrı’nın "sınırsız ışığı"dır. islam’da ise tasavvuf anlayışında benzer durum var. İbn-i Arabi’nin her şeyin özü dediği cevher-i ferd, titreyen tel (sicim) ile aynıdır. Tasavvufa göre, cevher-i ferd ilk olarak herşeyin başı olan elif harfinde başlar, önce harfi, sonra kelimeyi ve kainatı oluşturur.

Enerji konusuna devam edelim ancak bunlar bilimsel olarak kanıtlanmadı. Meşhur bilim adamı Nikola Tesla şöyle demişti: evrenin sırlarını öğrenmek istersen herşeyi enerji, frekans ve titreşim olarak düşün! Tesla’ya göre evren büyük bir titreşimden (enerjiden) başka bir şey değildi ve bizler de bu titreşimin küçük birer yansımalarıydık ve biz dahil canlı cansız her şey, düşüncemiz bile bir tür enerjiydi (telepati?) ve her şeyin ama her şeyin özünde enerji vardı

Tesla’nın bu düşüncesine benzer şekilde, insanın ve evrenin bir tür enerji olduğunu farklı inançlar farklı tanımlamalarla anlatmıştı. Buna göre, insan bedeninin çevresinde, sıradan insanların göremeyeceği bir tür enerji alanı ya da meşhur tabirle "aura" var! Üstelik aura sadece insanlarda değil, canlı cansız herşeyin etrafında var ama canlılardaki hareketli, cansızlardaki sabit. Bu enerji alanı ya da auranın ismi değişiyor. Hintlilerde prana, çinlilerde çi, kabala’da nifiş diye geçiyor. Biz ise "nur" diyoruz.

Sonuç olarak, sicim teorisine göre her şeyin özü titreyen çok küçük sicimlerdir. Yani katı sandığımız şeyler bile çok çok küçük boyutlarda, sürekli titreyen bir tür enerji yumağından (sicimden) oluşur. bu sicimlerin boyutu o kadar küçük ki, bir sicimin bir atomun büyüklüğüne oranı, bir atomun bütün güneş sistemi’ne olan oranına eşit!

22

Payitaht İstanbul

Puan: 4.63

Halep'in Sahibi Hâlâ Biziz!

Payitaht İstanbul yazdı, 2503 kez okundu, 50 misafir olmak üzere 52 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
Mısırda darbe olduğunda, Türkiye’de Gezi kalkışması vardı. Muhammed Mursi ile birlikte Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmeye çalıştılar. Mısırda başarılı olan Ehli küfür / Üst akıl, Türkiye’de başarısız oldu! 17/25 Aralık darbe girişimi, hem biriken birçok hesabın kapatılmaya çalışması, hem de Başbakan R
23
okuma modu
devamı...

4e9d16f3533f2cc32effaa3fd08ea1a51481636748

Mısırda darbe olduğunda, Türkiye’de Gezi kalkışması vardı. Muhammed Mursi ile birlikte Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmeye çalıştılar. Mısırda başarılı olan Ehli küfür / Üst akıl, Türkiye’de başarısız oldu!

17/25 Aralık darbe girişimi, hem biriken birçok hesabın kapatılmaya çalışması, hem de Başbakan Recep Tayyib Erdoğan’ın aynı yıl içerisinde Gazze’ye yapılan saldırılardan sonra sarf etmiş olduğu:” İsrail bir terör devletidir” sözünün bedelinin ödetilme çabasıydı!

15 Temmuz öncesi Halep şehrine yine büyük saldırılar olmuştu. 15 Temmuz darbe girişimi yaşandığında ise Halep Şehri düşmüştü! Ertesi gün darbecileri yendiğimizde ise Halep Şehri tekrardan kurtulmuştu!

Peki, niye anlattım bu kadar şeyi?

Mısır, Suriye, Filistin veyahut başka memleketler bizim bakiyemiz, mirasımız ve bizden kopan bir parçadır da ondan…

Ehli Küfür, bu mazlum memleketlere her saldırdığında aslında bize saldırmış oluyor!

Evet, Halep tekrar düşerken, İstanbul’da bombalar Patlıyor ve 44 insanımızı ebediyete uğurluyoruz!

Sanki Halep’in intikamını, mücahitlerden ve muhaliflerden değil, bizden (Türkiye’den) almak istiyorlar!

Çünkü Halep’in sahibi hâlâ biziz! Bugün orayı koruyup muhafaza edemesekte biziz! Bunu ehli küfür bizden çok daha iyi biliyor! 

15 Ara 03:09

Misafir

Yanlı..israil ile işbirliği ve mavi marmara ve israile ihtiyacımız vs.açıklamalar nerede.ortada bir yangın var ve yazıkki Türkiye de savruluyor bazen amerikancı bazen rusçu oluyor.konuşmak sadece konuşmak dışında RTE birşey yapmıyor

24

Mücahid Cesur

Puan: 6.37

İran Bizim Neyimiz Olur

Mücahid Cesur yazdı, 1330 kez okundu, 62 misafir olmak üzere 64 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
Bu soruyu İslam alemi yıllardır birbirine soruyor. Vahdet vahdet diye bağıranlar, İran’da Müslüman ayrılık olmasın diye yıllardır haykırıyorlar. Şimdi onları ekranda görüyormusunuz ? Yok, çünkü onlar ruhlarını Ayetullah gibi sahte mollara satmışlar. İran’ın tarihine kısa bir göz atalım. Geçmişten bu
25
okuma modu
devamı...

3399ceb050090adecdda4c875c25d5b01481882148

Bu soruyu İslam alemi yıllardır birbirine soruyor. Vahdet vahdet diye bağıranlar, İran’da Müslüman ayrılık olmasın diye yıllardır haykırıyorlar. Şimdi onları ekranda görüyormusunuz ? Yok, çünkü onlar ruhlarını Ayetullah gibi sahte mollara satmışlar. İran’ın tarihine kısa bir göz atalım.

Geçmişten bu yana müslümanlara engel oldu.Küffarla savaştığı, müslümanın yanında devede kulak kalıyor. Hepimizin bildiği gibi Halep’te İslam’a karşı Ruslarla ittifak kurdu. Ermenistan’ı destekleyip, Müslüman Azerbaycan Türklerine ihanet etti. Irak ve Afganistan’da emperyalizmin babası ABD’nin yanında saf tuttu. Ama İran çok yiğittir, nedenini sorarsanız hemen söyleriz. Günde ortalama 12 kere İsrail’i vurmakla tehdit eder, ancak yıllardır bir kurşun attığı görülmemiştir. Mevcut yönetimimiz Batı’ya çıkışacağına keşke İran’a yüklenseydi çok daha iyi olurdu. Doğu hudutlarımız tehlike altında. Bugün Halep’in müslümanlarını katleden İran, yarın Van’a çıkarma yapmayacağı ne malum?

Şimdi Yavuz Sultan’ı daha iyi anlıyoruz. O Batı’ya fetihler yerine Şah İsmail’i devirdi. Onlardan bir şah peydahlandıysa, bizden Yavuzlar doğmalıdır, doğacaktır. 5 yılda öldürdüğü Müslüman sayısı Rusların katlettiklerinden daha fazladır. İran, Rusya’dan daha aşşağılıktır. Firavun bebekleri öldürüp, kadınlara dokunmamıştı. İran Müslüman bacılarımızın ırzına geçiyor. İran Firavun’dan daha aşşağılıktır. İran, Ortadoğunun gayrimeşru çocuğudur. Tüm bunlar yaşanırken yıllardır İran olmayız diyen kemalist amca ve teyzeler şimdi de İran destekli Esed’in sözde zaferini kutluyorlar. Dünya tersine dönüyor, kahpe mollalar bebek öldürmüş çok mu ?

Sonlara gelmeden yine yüksek bir sesle soruyoruz. İRAN SİZCE BİZİM NEYİMİZ OLUR ?  

22 Ara 07:32

Merve Çelik

Puan: 3.25

26

Fevzi Altınok

Puan: 1

Son Toprak

Fevzi Altınok yazdı, 668 kez okundu, 33 misafir olmak üzere 36 kişi beğendi, 6 yorum yapıldı.
Böyle bir dönemde hala cıvık cıvık aşk dizilerinin filmlerinin bu kadar rağbet görmesine anlam veremiyorum. İnsanlar ya çok umursamaz ya da gerçekten bütün ülkenin psikolojisi bozuldu. Özellikle genç arkadaşlarıma sesleniyorum biz bu ülkenin genç dinamikleriyiz, ülkenin teminatıyız. Avrupanın üstümü
27
okuma modu
devamı...

Böyle bir dönemde hala cıvık cıvık aşk dizilerinin filmlerinin bu kadar rağbet görmesine anlam veremiyorum. İnsanlar ya çok umursamaz ya da gerçekten bütün ülkenin psikolojisi bozuldu. Özellikle genç arkadaşlarıma sesleniyorum biz bu ülkenin genç dinamikleriyiz, ülkenin teminatıyız. Avrupanın üstümüze yıktığı ve bir türlü üstümüzden atamadığımız bu rahatlıktan ve vurdumduymazlıktan biran önce kurtulmamız gerekiyor.

Hiçbir sebep bulamıyorsanız eğer bunları yapmaya, sadece harita çıkartın önünüze ve çevremizde ki ülkelerin ne halde olduklarına ve bundan 15 yıl önce ne halde olduklarına bakın. Söylemek istediğim şu Suriye’nin bundan 10-15 sene önce bizden pekte bir farkı yoktu ama bakın bugün Halep’te tek bir tane bina ayakta kalmadı eğer ki içimize giren bu tehlikenin farkında değilsek yarın her şey için çok geç olabilir.

Benim burada yapmaya çalıştığım şey 50 yaşında ki amcaların kahve muhabbeti değil, çevremizde ki ülkeleri bu hale getirmek için yapılan şeylerin aynısı bizim ülkemizde de yapılıyor bunu söylemeye çalışıyorum.

Sosyal medya da görmüştüm bir Suriyeli kadın şöyle demişti ve sanırım bu anlatmaya çalıştığım şeyin özeti ; “ülkemizde ara sıra bombalar patlıyordu, aldırış etmiyorduk ta ki uçaklar evimize bomba yağdırana kadar” .

Teröre teslim olmayın çalışın, çabalayın, ülkemizi daha güzel bir yer haline getirmek için çabalayın.

Bizim buradan başka gidecek bir yerimiz yok .

27 Ara 10:06

Doğrudur bende etrafımda çok gördüm reis öyle tipleri bu yüzden bu konuya değindim

27 Ara 08:33

Ha bu arada "50 yaşındaki amcaların kahve muhabbeti derken" 50 yaşın çok uzağında olduğunu sanma, şıp diye bir bakmışın 50'sindesin... Tecrübe:)

28

Abdullah Fakiroğlu

Puan: 16.53

Fitnenin Büyüğü Bize Ulaşmadan 

Abdullah Fakiroğlu yazdı, 736 kez okundu, 22 misafir olmak üzere 24 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
“Aslında Suriye’de teröristlerin özellikle Halep kentinde hezimete uğraması bu canileri destekleyen Batılı devletleri derinden kaygılandırıyor ve şimdi bu devletler destekledikleri teröristleri kurtarma yollarını arıyor ve bu çerçevede teröristlere yeni yardımlarda bulunmaya çalışıyor.” Parstoday si
29
okuma modu
devamı...

“Aslında Suriye’de teröristlerin özellikle Halep kentinde hezimete uğraması bu canileri destekleyen Batılı devletleri derinden kaygılandırıyor ve şimdi bu devletler destekledikleri teröristleri kurtarma yollarını arıyor ve bu çerçevede teröristlere yeni yardımlarda bulunmaya çalışıyor.”


Parstoday sitesinde yer alan “ABD ve İngiltere’nin teröristlere yardım ulaştırması” başlıklı haberde yer alan birkaç cümle yazıya başlamak istedim.


Şii imparatorluğunu kurmak için yola çıkan İran’ın Türkçe yayın yapan birçok sitesi var. Bir kaçını saymak gerekirse, Parstoday, ABNA, Fars Haber Ajansı, İRNA, İBNA, Mehr News Ajans, Caferilik, Sistani.org u sayabilirim. Tabi kalbi İran için artan onlarda yerel ulusal site, gazetelerde köşe yazarı vs eklemek gerekir.


İslami Camiamız içindeki İran zehrini temizlemek, İran’ın tehlikelerine dikkat çekmek, bunlara önlem alınmasını sağlamak, İran yayılmacılığını durdurmak bütün bunları yaparken Suriye’de yaşananlara son vermek için çalışmak zorundayız.


Bugün Halep’te “kazandıkları zafer” sonrası yaptıkları yorumlarda Çaldıran Savaşını, Yavuz Sultan Selim Hanı hatırlatmalarının nedeni basit bir zafer sarhoşluğu değildir. Tarih bize Büveyheoğulları, Fatımiler, Safevi ve son olarak İran Cumhuriyet tecrübeleriyle bir kez daha göstermiştir ki, ŞİA Ehli Sünnete olan düşmanlığını, zayıf olduğu dönemlerde Takiyye ile güçlü olduğu dönemlerdeyse kan dökerek çözme yoluna gitmiştir. Bu gerçeği görmezlikten gelmek, sorunu sulh ile çözmeye çalışmak, kardeşlik ve vahdet söylemlerinde bulunmak tehlikeyi büyütmekten başka bir işe yaramaz.


Üzülerek belirtmek gerekir ki İslami Camianın İran ve Şii tehlikesine karşı hassas olduğunu söylemek zordur. Evet mübarek Suriye Cihadı İran gerçeğini bütün çıplaklığıyla karşımıza çıkarmıştır. Karşımızda kendi hinterlandından topladığı katiller ile Irak ve Suriye’de katliam yapan bir İran var. Bu ülke AB, ABD, Çin ve Rusya ile işbirliği içinde. Üstelik yalanı bir itikadi zorunluluk olarak görüp profesyonelleştiği için istediği gibi manipülasyonunu da yapıyor. Bütün bunlar gençler arasında görülmekte. Fakat İslami Camianın entelektüelleri, yazarları, ilahiyatçıları için İran hala Müslüman mahallesinin haylaz çocuğu. Derdini dinleyip biraz “empati yapılırsa” meselelerin bir çoğu hallolacak.


Birkaç örnek vermemiz gerekirse, “Suriye’deki muhalefet icat edilmiştir ve imal edilmiştir.Yani emperyal güçler tarafından imal ve icat edilmiştir.Muhalefetin icat edildiği günden bu yana Muhalefet silahlandırılmış ve parayla desteklenmiştir.Kendilerine hala İngiliz, Fransız,Amerikan, Kanada güçleri ve Türkiye tarafından eğitim verilmektedir." cümlelerini kurmuş Türkiye İslamcılarının fikir önderlerinden Atasoy Müftüoğlu’nun halen İslami Camia içindeki saygın konumuyla başlamak gerekir. Halep’e yardım kampanyası düzenleyen Marmara İlahiyatta birkaç gün sonra "Müslüman Gençliğin gündemi ne olmalı” başlıklı sempozyum verebilmektedir. Üstelik bu mühim olayı Halep’e yardım toplayan gençleri ziyaret eden Dekan Ali Köse kendi hesabından paylaşmakta. Normal şartlarda görüşlerinden pişmanlık duyduğunu söylemediği sürece Müslüman Mahallesine Cuma namazı hariç yaklaşması yasaklanması gerekirken hala saygı duyulan bir isim olması yaşamakta olduğumuz tehlikeyi halen anlamadığımızı gösteriyor.


Diğer örnek Yıldız Ramazanoğlu. Kendisi hakkında o kadar çok şey yazıldı ki. Buna rağmen iki toplama 15 temmuz kitabı, gazete yazıları, islami camianın bütün seçkin yazarlarının yazılarının yer aldığı dergilerde yazıları yayınlanan bir isim. CİNS, İTİBAR, LACİVERT, GENÇ dergileri son 1 yılda yazdığı dergilerden bazıları. Yıldız Ramazanoğlu eminim bu dergilere yazılarını ricayla yazmıştır.


Karşımızda bütün gücüyle Müslümanlara saldıran, bunun için ittifaklar yapan bir İran var ve biz bırakalım bu tehlikeyle yüzleşmeyi henüz Suriye Cihadı konusunda İslami Camiaya fitne tohumları salan isimleri bile dışlayamıyoruz.


Bir diğer örnek Hüseyin Hatemi. İstanbul Ticaret Üniversitesinde Hukuk derslerine giren bu isim sosyal medya hesaplarından açıkça Hizbullah, İran, Esed ve Irak şii yönetimini savunmakta. Ama eski Başbakan Yardımcısı Nazım Erken’in rektör olduğu üniversitede ders vermekte. Daha da acısı Beştepe’ye davet edilip Cumhurbaşkanı ile aynı masada poz verebilmekte.


Velhasıl, daha gidilecek çok yolumuz var. Vaktimiz yeter mi, yoksa Suriye Müslümanları gibi yaşayarak mı öğreneceğiz göreceğiz.  


Yazımı bir İran sitesinden alıntıyla başlatmıştım. Yazıda kullandığım resim de bir sonraki yazımın konusu olsun inşallah. 

81ae02282dc6db31bafae76e351501441481136090


08 Ara 13:53

Misafir

Mala anlatır gibi anlatmışsın

08 Ara 00:36

Şiir gibi bir yazı...

30
Kapat