Türkiye

Yıl 3 Sayı 2
Aylık ücretsiz blog dergisi
www.geornalist.com
ŞUBAT 2017

Ozan Bilican

Partili Ve Cumhursuz Cumhurbaşkanlarımız

İÇİNDEKİLER

Partili Ve Cumhursuz Cumhurbaşkanlarımız
Ozan Bilican / İSTANBUL
Işid'i 90 Sene Önceden Tanimak
Ozan Bilican / İSTANBUL
Partisiz Cumhurbaşkanı
Reşit Akpınar / ERZURUM
Mahcup Hayırcılar 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Çıkış Noktası 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
<B>Reisçiyiz Ulan!</b>
Osman Batur Akbulut / KIRIKKALE
Chp'nin Söylem Değişikliği 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Başkanlik Nedir Ne Değildir ?
Mücahid Cesur / İSTANBUL
<B>Türkiye'nin Dönüşümü, Anayasa Değişikliği Teklifi</b>
Alpay Gökçe / İSTANBUL
Evet Hayir Ve Mhp
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Ben Bunları Ünlü Olmak İçin Anlatmıyorum 2
Sıla Münir / İSTANBUL
Küresel Terör Türkiye’Ye Diz Çökecek Mi?
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
Yeni Nesil Kitle İmha Silahı: “Yaşam Tarzı”
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
"he Ya!" Diyenler, Parmakları Görelim!
Sıla Münir / İSTANBUL
Hepimiz Anadolu Çomariyiz !
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Hesabı Kapatıyoruz 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Müslümanlar Ve İletişim
Mücahid Cesur / İSTANBUL
Durun Kalabalıklar Bu Cadde Çıkmaz Sokak!
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
Kurtlar Vadisi Mizah
Sıla Münir / İSTANBUL
Almanya’Nın Savaşı (2)
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
Bile'den İncinir Karınca Ve Dahî
Sıla Münir / İSTANBUL
Hakikatin Bedeli... (I)
Abdurrahman / ANKARA
Almanya'nın Savaşı
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
Antitez
Nida Tandoğan / ADANA
Socrates'i Dün Kim Katletti?
Aşağı Tırmanan Adam / ANKARA
Aydınlanma Ve Sağlıklı Kuşkuculuk-Bölüm 1
Dio Pane Libertà / KOCAELI
Sabahattin Ali Bey
Faruk Aslan / İSTANBUL
İdrâkimize Pranga Vuran Hamaset Üzerine
Timur Timurlenk / ÇANKIRI
Gocuklu Babalar Ve Ayağı Öpülesi Analar
Sıla Münir / İSTANBUL
<B>Yüzüp Yüzüp Kuyruğuna Gelemediklerimiz</b>
Turfan Şam / ANKARA
Anayasalcılık Ve Hayal Kırıklığı
Dio Pane Libertà / KOCAELI
Kitaplar İnsanın Cihetini Belirler
Sıla Münir / İSTANBUL
Referanduma Dair
Sezer Emlik / BARTIN
Daeş Nasıl Bir Örgüt
Reşit Akpınar / ERZURUM
Türkiye Daeş'le Mücadelesi
Reşit Akpınar / ERZURUM
Miras
Anonim / KIRKLARELI
Trump Ve Yaşananlar Üzerine / Değerler
Dio Pane Libertà / KOCAELI
Neden Trump?
Pallor Mortiss / GAZIANTEP
Tarihten Notlar-1 (Samet Kuşçu Olayı)
Reşit Akpınar / ERZURUM
Başkanlık Mı?  Mutlak Monarşi Mi?
Nötrinov / İSTANBUL

Osman Batur Akbulut

Puan: 4.47

Reisçiyiz Ulan!

Osman Batur Akbulut yazdı, 903 kez okundu, 20 misafir olmak üzere 26 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
Bunlar yeni türemiş bir ekip değil, bayağıdır varlar. Şahsen bunların yaptığı işten ziyade yapış biçimlerinden rahatsız olduğumu en baştan belirtmeliyim. Yani bir insan savunacağı konuyu seçer ve savunur niye bunu savunuyorsun demek istemem fakat bence asıl mesele ki kişinin karakterini gösteren nok
21
okuma modu
devamı...

Bunlar yeni türemiş bir ekip değil, bayağıdır varlar. Şahsen bunların yaptığı işten ziyade yapış biçimlerinden rahatsız olduğumu en baştan belirtmeliyim. Yani bir insan savunacağı konuyu seçer ve savunur niye bunu savunuyorsun demek istemem fakat bence asıl mesele ki kişinin karakterini gösteren noktadır, nasıl savunduğudur. Şuan medyamız biraz da bununla çalkalandığından ve bir yıl kadar önce yazdığım son yazıyla ilintili olduğundan yeniden yazma ihtiyacı duydum.

Evvela bu tayfanın kendinden menkul saygınlığıyla başlamak istiyorum. Evet, bu insanları üç-beş sene öncesine kadar tanıyoruz. Daha öncesi olanlar da var fakat o zamanlar bu taraklarda bezleri olmadıkları için tutumlarını bilmemekteydik. Nedir bunları bu denli kıymetli kılan çözebilmiş değilim. Anlaşılan o ki iyi ekipçiler. Birbirlerini iyi tutuyorlar, birbirileriyle alakalı tweet'leri rt'lemekte ve fav'lamakta pek mahirler. İyice ayyuka çıkan hırçınlıkları yüzünden de tam anlamıyla gündeme oturdular.

Öncelikle hangisi pelikandır, hangisi albatrostur tam olarak çetelesini tutmadığım için genel bir tespitte bulunmak niyetindeyim; bunların ortak özellikleri tespit ve tahlillerinde paçoz olmalarıdır. Kast ettiğim grup, sağ cenahın basın organlarında yuvalanmış ve bizi savunduğunu söyleyip bütün saygın basın kurumlarımızın içini absürtlükleriyle boşaltan ekiptir. Tabi bunları pelikan taraflarından vurmak ayrı bir lezzet ihtiva ediyor olabilir fakat Reisçilik asabiyeti altına sığındıklarından daha geniş alacağım.

Reina saldırısını İngiltere kraliçesine, Mehmet Ali Alabora'ya bağlayan kardeşlerimiz elimizdeki basın aygıtlarının saygınlığını perişan etmiyorlar mı? Yahut ali kıran baş kesen bir tavırla "siz bittiniz oğlum, çıkışta bekle" tarzı liseli, yeni yetme kabadayı pozları keserek medyayı kendince dizayn eden zatı muhteremler bizi nasıl bir üsluba çekiyor? Binaenaleyh bu adamlar hangi yetki ve yasa ile birilerini bitiriyorlar? Senin filanca tanıdığın Fetöcü demeyi bugüne bırakanlar şimdiye dek bunu demeyerek tetiği çekeceği anı kollayan birer tetikçiyken nasıl bizim görüşlerimizi temsil ediyormuş gibi pazarlanabilirler? Etyen Mahçupyan son zamanlarda muhalif olacağım derken malamat oldu, ayrı bir mesele lakin Hrant Dink'in öldürülmesinde parmağı var diye haber yapmak hakikaten bizim dediğimiz medyaya yakışıyor mu? Döviz üzerinden yediğimiz operasyonlara karşı aklı başında açıklamalar yapması gereken medya organları "Türkiye'ye 2 trilyon dolarlık yatırım" haberlerini göndere çekerek meseleyi vulgarize edip sulandırırken, tüm bunlar olup biterken (geliyoruz diğer meseleye) ağzını açmayanlar nasıl basınımızı kurtaracak?

Bir diğer derdim ve işaret etmek istediğim nokta da burası; "kimse benim Reisçiliğimi sorgulayamaz" tarzı sözlerle ortaya atılan insanlar, bir zamanlar böyle söyleyerek bu işlerin benzerlerine imza atanların ekmeğine yağ sürdüğüne ancak şimdi ayıkıyor sanıyorum (ya da ayıkmıyor, kim durduk yere suçluluk duymak ister ki?). "Yetiş ya Reis" cümleleri kuranlar, "aslında bunları başımıza sen bela ettin, itin yoksa sahibinin hatrı var diye susuyorduk ama yetti gari" mi diyorlar, tam anlamadım? Evet, bazıları için gerçekten Erdoğan'ın müdahale etmesi şart gibi fakat içlerinden, örneğin birinciliği tek farkla kaçıran virüsü çok sevdiği bilinen haşmetli bir abimizin durumu için herhalde 'şikayetlenenler'in bir şeyler yapması gerekir, değil mi? Yahut Suriye politikası üzerinden pelikanlık yapacağım derken "Emevi Camii'nde namaz kılacağız fantazisi peşindekiler nerde" minvalinde tweet atan ve fakat bu sözü Reis'in söylediği hatırlatılınca silen ablamız için de Reis'in bir şey yapmasını beklemek sanıyorum çok tırtılcadır. Hâlâ bu adamlar kendilerini şöyle savunuyorlar; "benim, onun, şunun, bunun, bizim ekiptekilerin Reisçiliğini kimse sorgulayamaz"

Bu sorgulanamazlık yeri geliyor adam asmaca oynar gibi 'seni bitiririm'lere, yeri geliyor "yabancı aşçıların alayı casus" tarzında çılgın komplo teorilerine, çocuğa işkence etsek ne çıkarlara, onu da biliyoruz sırası geleceklere kadar uzuyor. Görünen o ki bu adamları bir yerlere şikayet etmeden sindirebilecek hâlihazırda müstakil bir basın kıstasına ve kalifiyesine ulaşabilmiş değiliz henüz. Böyle giderse de onlar bizi kendilerine benzetecek diye korkuyorum. zira neyi savundukları insanları cezbetmese de nasıl savundukları ve birbirlerini nasıl tuttukları insanları cezbedecektir. Çığ topu gibi büyüyor, 10-15 kişi olmalarına rağmen bütün medyayı hem lekeliyor hem de zapturapt altına alıyorlar. Bizim tayfa da ancak ayyuka çıkınca ses çıkarıyor ya neyse, bu da bir şeydir. Basın gücümüzü içten içe çürütüyorlar velhasılıkelam.

22 Oca 12:21

ben teşekkür ediyorum, çok sağolun

21 Oca 22:18

Yazılarınızı keyifle okuyorduk. Bu vesileyle yeni yazınız için teşekkür eder, arayı bu kadar açmamamızı istirham ederiz. Hürmetler.

22

Abdullah Fakiroğlu

Puan: 16.53

CHP'nin Söylem Değişikliği 

Abdullah Fakiroğlu yazdı, 962 kez okundu, 21 misafir olmak üzere 24 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
Mahcup Hayırcılar başlıklı yazımda, Cumhuriyet Halk Partisinin referandum sürecinde laiklik, rejimin elden gitmesi, halifeliğin gelmesi üzerinden Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin oylanacağı referanduma muhalefet yapacağını bunun da bazı eksi Ak Partili siyasetçileri ve Ak Partiye yakın olan yaza
23
okuma modu
devamı...

Mahcup Hayırcılar başlıklı yazımda, Cumhuriyet Halk Partisinin referandum sürecinde laiklik, rejimin elden gitmesi, halifeliğin gelmesi üzerinden Partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin oylanacağı referanduma muhalefet yapacağını bunun da bazı eksi Ak Partili siyasetçileri ve Ak Partiye yakın olan yazarları rahatsız ettiğini, CHP’ye nasıl muhalefet edeceğinin anlatıldığını yazmıştım.


Geleneksel CHP’liler bir milim sapma olmaksızın bildikleri yoldan devam ediyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu ve onun temsil ettiği esnek Kemalist zümre kendisine yapılan uyarıyı anlamış görünüyor.


“İslam'da istişare vardır, esastır. Oturur, konuşursunuz. Burada öyle bir şey yok. Her şey bir kişiye bağlı." Bu sözler CHP Genel Başkanı sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na ait.


Bu yazının bundan sonraki kısmını CHP’nin kurulduğu tarihten bu yana İslamla ve Müslümanlarla kurduğu güçlü bağı anlatmaya ayırabilirim. Tarih bize CHP’nin İslam ve Müslümanlarla her zaman güçlü bağları olduğunu gösteriyor. Fakat bu kolaycılık olur. Ayrıca CHP çok değişti. Vitrinde bir sürü değişiklik oldu.


Normal şartlarda CHP’ye üye bile kabul edilmeyecek kişilerin CHP’den vekil, belediye başkanı olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Tek gayenin Ak parti hatta Ak Parti’den de öte Recep Tayyip Erdoğan’ı zayıflatmak olduğu bir siyasi atmosferde ne Kemal Kılıçdaroğlu’nun meşvere ile başkanlığa karşı çıkmasını normal karşılamalıyız.


CHP’nin İslamcı kanadının (lütfen gülmeyin) önemli isimlerinden Mehmet Bekaroğlu sosyal medya hesabından yaptığı “Muhafazakar Kardeşim; Bu yetkileri yeni Çevik Bir'ler ele geçirebilir. Olmaz deme, HAYIR de!” açıklaması Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklaması kadar önemli. Bekaroğlu bu açıklamasıyla Referandum sonrasında Recep Tayyip Erdoğan seçilirse bir sıkıntı olmayacağını ama Çevik Bir gibi ulusalcı, Kemalist, halkın tercihlerini önemsemeyen, meşruiyetini seçimlerden değil emri altında silahlı askerlerden alan birisi başa geçerse sıkıntı olacağını söylüyor.


Bekaroğlu böylece Recep Tayyip Erdoğan Partili Cumhurbaşkanı olursa diktatör olacak diyen CHP’lileri yalanlıyor. Ak Parti kendisine ne kadar teşekkür etse azdır.


Ayetullah Hamaney’in CHP temsilcisi, Türkiye İŞİD’e silah veriyor yalanının sahibi Eren Erdem’de Medine Sözleşmesi’nden Başkanlık Sistemi çıkmayacağını söylemişti. 

İnsan bir an kendini TGRT’nin evliya filmlerinin setindeymiş gibi hissediyor. Referandum yaklaştıkça CHP’nin “muhafazakâr” kanadından benzer açıklamalar duyabiliriz.


CHP’nin ulusalcı, kürtçü, devrimci kanatları da var gücüyle çalışmaya devam ediyor. CHP’nin bilimsel yüzünü temsil eden, memleketin önemli bilim adamlarından Sayın Binnaz Toprak bugün ne yazdı;” Başkanlık sisteminde borçlarınızı mı ödeyebileceksiniz? Evinize her gün et mi alabileceksiniz? Kira ödemekten mi kurtulacaksınız?” Ne kadar bilimsel bir açıklama değil mi?


Bütün bu saçmalamaların nedenini Twitter’ın akil adamlarından @eskitufekk abi çok güzel özetledi aslında.


“Bir Kemalist başkanlığa değil, Başkanın Kemalist olmamasına karşıdır”


Bütün mesele bu aslında.  

5aca89db613b1aa0eb07cc6491351ffe1485527995


24

Mücahid Cesur

Puan: 6.37

Başkanlik Nedir Ne Değildir ?

Mücahid Cesur yazdı, 1826 kez okundu, 35 misafir olmak üzere 36 kişi beğendi, 8 yorum yapıldı.
Hepimizin gündemini şu sıralar başkanlık meşgul ediyor. Nedir, ne değildir hiç kimsenin bir fikri yok. Cephe alanlar sadece benim partim burada onun için bende buradayım kafasında. Kısaca başkanlık yarı padişahlıktır. Şimdi bu yazıyı okurken kimimiz eleştiriyor, kimimizde destekliyor. Padişah kelime
25
okuma modu
devamı...

95ffeb32e23f9acf499272e3fd9c25a31484309313

Hepimizin gündemini şu sıralar başkanlık meşgul ediyor. Nedir, ne değildir hiç kimsenin bir fikri yok. Cephe alanlar sadece benim partim burada onun için bende buradayım kafasında. Kısaca başkanlık yarı padişahlıktır. Şimdi bu yazıyı okurken kimimiz eleştiriyor, kimimizde destekliyor. Padişah kelimesinden ne mana çıkardığımız önemli. Etrafına refah dağıtan adaletli yönetici mi? Yoksa sarayda sefa süren onların anlattığı gibi harem aşığı tek adam yönetimi mi? İşte önce bu kelimeye ne anlam yükleyebildiğimiz önemli. Bugün itibariyle devletin bir numaralı koltuğunda ki zat başkan olacaksa bende bu anayasa değişikliğini destekliyorum. Ancak herkes fanidir, reisten sonra başa kim gelir o muamma…

Aldığı yetkiyi vatan,millet yolunda mı kullanır, yoksa milletin değerlerini yeniden itibarsızlaştırmak için mi? Buna da elbette ki biz değil tarih karar verecek. Tabii bu değişikliğin içinde doğru olmayan maddeler de mevcut. Mesela 18 yaş meselesi. Şimdi Genç Osman, Sultan Mehmet’te küçük yaşta padişah oldu, kimisi daha konuşamazken padişahın varisi gösterildi. Ancak Osmanlı’da ki medrese gibi eğitim kurumları günümüzde ki gibi değil. 20 yaşına gelmiş üniversite öğrencilerine halen zorunlu olarak İngilizce, Atatürk İlkeleri, Türk Dili gibi dersler veriliyor. Gençlikten ancak 25-26 yaşlarından çıkıyor, kişiliği ancak 30 yaşında oturuyor. 18 yaşında ki bir şahsa vekillik görevi yüklemek akla mantığa uygun olmamakla beraber çok güzel torpil yolunuda açacak gibi gözüküyor!

Bu maddelerin meclise sunulmasında ki en büyük rol sahiblerinden biri de küşkusuz bilge devlet adamı Devlet Bahçeli’dir. Kendi partilileri tarafında acımasızca eleştirilmesine rağmen geri adım atmadı, sonuna kadar destek çıktı. Kesinlikle onun payı gözardı edilemez. Gündem trafiğinde kaynayıp giden bir meselede Kıbrıs meselesi. Şuan İsviçre’de görüşmeler yapılıyor umarız Kıbrıs papazlara bırakılmaz. Başkanlık, anayasa derken devlet yetkililerinin bu mesele ile yakından ilgilenmesi lazım. Çünkü Kıbrıs jeopolitik konum olarak hayati bir öneme sahiptir. Türk’ün namusudur. Topraklarından Türk egemenliğinden çıkması Akdeniz’de ki varlığımızı tehlikeye sokar ve yeni facialara yol açabilir. Vel hasıl-ı kelam… Allah milletimizi birlik içinde daim eylesin. 

15 Oca 07:58

Nötrinov

Puan: 0.13

Objektik yazı beklerken "Reis" zamirini okuyunca yanlı bir yanlı bit yazı olduğunu gördüm :)

14 Oca 23:59

çok vakit ayrılmamış, belirli bir çerçevede yazılmış ve eleştirel düşünceden uzak bir yazı. üzgünüm ama sana katılamıyorum. başkanlık padişahlıkla yakından uzaktan alakası olmayan bir hükümet sistemidir. tartışılan başkanlık mı değil mi, orası ayrı.

26

Alpay Gökçe

Puan: 3.57

Türkiye'nin Dönüşümü Anayasa Değişikliği Teklifi

Alpay Gökçe yazdı, 1465 kez okundu, 22 misafir olmak üzere 23 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
AK Parti iktidara 2002'de "Aydınlık yarınların Türkiye'sini inşa etmek için geliyoruz" dediğinde insanlar bu günlere ulaşmanın zorluğunu elbet biliyordu, bildiği için de ne yapıp edip, çalıştı, inovatif düşünceler ile yeni yerli ve milli üretim yollarını üretti ve Türkiye'yi geliştirdi, geliştirmeye
27
okuma modu
devamı...

AK Parti iktidara 2002'de "Aydınlık yarınların Türkiye'sini inşa etmek için geliyoruz" dediğinde insanlar bu günlere ulaşmanın zorluğunu elbet biliyordu, bildiği için de ne yapıp edip, çalıştı, inovatif düşünceler ile yeni yerli ve milli üretim yollarını üretti ve Türkiye'yi geliştirdi, geliştirmeye devam ediyor. Türkiye geliştikçe, dostunun arttığı kadar, düşmanı da artıyor. Tuzaklar arttıkça artıyor, düzenlenen oyunlar artıyor, Avrupa'nın refleksleri bize karşı artıyor. Ekonomik sıkıntılar her geçen gün arttırılmaya(!) çalışılıyor. Fakat bu düzenlenen, tüm oyunlara rağmen, girdiğimiz tüm zorlu yollara rağmen, Türkiye senenin çeyreklerinde ortalama %3-%3.5 oranında büyüyor, büyümeye devam ediyor. Ve son olarak da her dönem sıkışan bu siyasi mekanizma ve meclis sistemiyle alakalı köklü değişimler ile, bazı ayrılıklar, farklılıklar ve kuvvetler ayrılığının halka tam olarak yansıması adına Yeni Anayasa Değişiklik çalışmaları paketi getirildi. Malumunuz gün içinde bu teklif 339 kabul oyuyla TBMM Genel Kurulu'ndan geçti ve yasalaştı. Cumhurbaşkanımızın onayından sonra 60 gün içerisinde Yeni Anayasa Referandumu ile karşı karşıya geleceğiz. Geçtiğimiz yıllarda olan Yerel ve Genel Seçimleri'nden ziyade daha farklı bir seçim olacak Türkiye için. AK Parti'nin millet adına hedefleri ve elbette MHP'nin desteği parlamentoda "tam kabul" mekanizmasını oluşturdu ve bu teklifin milletin iradesine bırakılması adına canla başla çalışıldı. Görselde gördüğünüz üzere ortalama 339-342 kabul oyuyla meclis gereken özveriyi gösterip cevabı aslında verdi, iş milletimize kaldı.

bce2ed10b3c343fdd32352a0ec28a5481485006866

Fakat TBMM'nin içinde olanları izledik, sokağa bu durumun nasıl yansıdığını izledik. AK Parti ve MHP'nin birlikte hareket etmesini kaldıramayanlar, zamanında AK Parti "Başkanlık için" HDP ile anlaştı naraları atanlar, mecliste birbirlerinin gruplarına bile oturdu. Evet, bunu insanlar gördü, "canlı yayın yok" naraları atıp, insanlar üzerinde yapmaya çalıştığınız algı dahi elinizde patladı, çünkü bizler TBMM TV'den de diğer kanallardan da sizi seyrediyorduk. Kürsü işgal etmeler, slogan atmalar, terörist kollamalar, suç sebebiyle hapis cezası alan insanlara arka çıkmalar, darplar, arkadan vurmalar, biz bunların hepsine şahit olduk. Kim düşünür, zaten teklifi "EVET" oyuyla her maddede rahat bir şekilde geçirenlerin olay yaratacağını? Elbette kimse. Zaten CHP ve HDP'ye güveni son derece azalan halk, artık iyice güvenmez oldu. Daha bugün şehit cenazesinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun göndermiş olduğu çelenk, vatandaş tarafından atıldı. CHP Anadolu'da gezemez oldu. HDP kendini kaybetti, zaten hiç olmamıştı fakat insanlara şirin göstermeyi başardılar onları. Ama oyunların içinde, tuzakların içinde, kendi kurdukları düzenin içinde boğuldular. Kürdü Türke, Türkü Kürde, etnik kökenleri birbirine kırdıranlar yine onlar oldu, bunca çabaya rağmen. Fakat bu olaylar gerçekleşirken bu ayrılmış etnik kökenler ve farklı yaşam tarzlarında olan insanlar dahi birleşti, tek yürek, tek yumruk oldu. 15 Temmuz'dan sonra ne olduysa, milleti hep birleştirecek şekilde oldu. Şer gördüklerimiz hayır oldu, millet kenetlendi, Dünya da bunu açıkça gördü, Dünya'da eşi benzeri olmayan sahneleri Dünya izledi. Şimdi de eskimiş ve sancılar yaratan "Darbe Anayasası" milletin, gençlerin, kadınların, yaşlıların, her kesimin anayasası olacak şekilde değişime gidiyor. Gazi M.Kemal Atatürk'ün çizdiği yollar doğrultusunda, muasır medeniyetlerin üzerine çıkma hususlarında Türkiye ilerliyor, gelişiyor. Bunların devamı için gerekli olan, çift başlı yönetime karşı olan, kararların ve düşüncelerin hızlı tesiri ve millete yansıması için sistem değişikliklerine gidiliyor. Bu durum ne bazı kitlelerin usanmadan haykırdığı "rejim değiştirme, krallık, diktatörlük rejimi,faşizm" gibi benzetmelerine, ne de "laikliğin elden gitmesi, padişahlık, tek adamlık" sözleriyle bağdaşan bir durum değil. Millet de bunun elbette ki farkında. Dolayısıyla Anayasa Değişikliği Teklifi "Millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik" diyenlerin, ve bu "milletin bağımsızlığı ve gelişimi için her şeyi yapmaya hazırız" diyenlerin isteğiyle "Efendi olan milletin" önüne "hizmetkarlar" tarafından koyulacak. 1400 yıl bu sancağı taşıyan Atalarımızdan devraldığımız ve 1000 yıldır sancağını taşıdığımız bu medeniyetin önünü açmak, prangalarını kırmak da bize düşecek. 


"Yeter, söz milletindir!"

28

Mücahid Cesur

Puan: 6.37

Evet Hayir ve MHP

Mücahid Cesur yazdı, 1311 kez okundu, 40 misafir olmak üzere 41 kişi beğendi, 6 yorum yapıldı.
Son birkaç gündür Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye linç politikası uygulanıyor. Fitneçağcılar bir yandan sahte halkçılar bir yandan, tüm gücüyle saldırıyorlar. Şu sıralar Erdoğan'dan daha fazla hakarete uğruyor ve medya tarafından baskıya alınıyor. Neden olduğu ise apaçık b
29
okuma modu
devamı...

6fae49afbb203d6744c0ba70d3da78dc1485517918

Son birkaç gündür Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye linç politikası uygulanıyor. Fitneçağcılar bir yandan sahte halkçılar bir yandan, tüm gücüyle saldırıyorlar. Şu sıralar Erdoğan'dan daha fazla hakarete uğruyor ve medya tarafından baskıya alınıyor. Neden olduğu ise apaçık bir şekilde ortada. MHP referandumda ki belirleyici parti. Çatlaklar olmasına rağmen Bahçeli kararını değiştirmiyor. Meselenin milli olduğunun bilincinde ve Cumhuriyetçi Partiye de her seferinde çağrıda bulunuyor. Yıllardır siyasi krizlerin artık ülkeye kaostan başka bir şey getirmediğini çok iyi biliyor. Yaşının da verdiği tecrübeyle milletinin kararına saygı duyuyor. Kimileri ise halen kapısına dayanıp kendi safına çekme çabasında, ama nafile…

Ağıza alınmayacak küfürler, hakaretler ancak onlara yakışırdı. Bu küfürleri Bahçeli'ye edenlere en büyük destek sol partiler ve Halkların Terör Partisinden geliyor. Aslında tüm bunlara baktığımız zaman Turgut Özal'ın sözü aklıma geliyor. ''Ben bir icraat yapacağım zaman sol cenaha bakarım, onlar ne derse aksini yaparım.'' Ne kadar anlamlı ve günümüze cuk oturan bir söz. Bazı beyinsizlerde tek adamlıktan dem vuruyorlar. Bre ahmak! Tek adam İslam ve Türk'ün ruh köküne bağlı ve halis niyetli ise neden tek adamlıktan korkuyorsun?

Korkuyorlar çünkü bu saatten sonra darbe haricinde iktidarı ele geçiremeyeceğinin bilincindeler. Ondan olsa gerek sokakları harekete geçirmeye çalışıyorlar. Yine beyinleri bulanmış gençleri sokağa çıkıp bildiri dağıttırarak, metroda halkı tahrik ederek toplumsal kriz oluşturma peşindeler. Sanat dünyasında ki sevimli yüzleri de ''hayır'' propagandası yaptırarak pay kapma peşindeler. Öte yandan kendisiyle aynı fikriyatı paylaşmayan ''evetçi'' camiaya yalaka damgası vuracak kadar yobazlaşmakta. Durum böyle olunca insan üzülüyor. Düşman bile mert değil. Türlü hilelere başvurmaktan çekinmiyorlar. Ama bilmiyorlar ki ''ALLAH tuzak kuranların en hayırlısıdır''. 

10 Şub 01:08

En son yazdığım yazının kaldırılması kesinlikle benimle alakalı birşey değildir. Demek ki iğneleyici laflar birilerini yaraladı. Durmak yok Hakkı haykırmaya devam.

03 Şub 18:32

Misafir

Reis, neden yazın kaldırıldı! Problem mi var acaba?

30
Kapat