Türkiye

Yıl 3 Sayı 3
Aylık ücretsiz blog dergisi
www.geornalist.com
MART 2017

Abdullah Fakiroğlu

Adil Olmak İçin Hatırlamak

İÇİNDEKİLER

Adil Olmak İçin Hatırlamak
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Referandum Süreci Nasil İşlemeli ?
Ozan Bilican / İSTANBUL
Korkuyorum
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Kürtlerin Küsmesi 
Abdullah Fakiroğlu / İSTANBUL
Evet, Nerede Kalmıştık?<Br />
Osman Batur Akbulut / KIRIKKALE
<B>Bir Köşeye Atılan Kur’An Ahlakı</b>
Sezer Emlik / BARTIN
Bir Hayvan Başörtülü Bir Bayana Saldırdı!
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
Arap Güzel Demektir.
Can-I Canan / İZMIR
Hayır, Hayır, Kitap Tanıtımı Değil!
Sıla Münir / İSTANBUL
Ölü Köpeğin Dişleri Ve Kişisel Gelişim Zırvası!
Payitaht İstanbul / İSTANBUL
İletişim İmkanlarının Artıp İletişimin Azalışı
Nabi Çoban / BARTIN
Savrulmasını Beklemekteyim ...
Edibe Toğaç / ADANA
"yavrum, Öfke Beyni Çürütür!"
Sıla Münir / İSTANBUL
Hastanın Biri Bi Gün..
Sıla Münir / İSTANBUL
<B> Bir Köşeye Atılan Kur'an Ahlakı (2)</b>
Sezer Emlik / BARTIN
İşte Benim: Zeki Müren
Mehmet Sezer / DENIZLI
Şikayetçiyim
Anonim / KIRKLARELI
Bu Sistem Neden Bizi Bu Kadar İlgilendiriyor ?
Fatih Kaymakçı / İSTANBUL

Sezer Emlik

Puan: 2.62

Bir Köşeye Atılan Kur'an Ahlakı

Sezer Emlik yazdı, 402 kez okundu, 3 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 8 yorum yapıldı.
Değerli okur yazıma sizlere bir soru yönelterek başlamak istiyorum. Sorum şu: “ Bir kitabı okumak mı önemlidir yoksa o kitabı okuyup, iç manasını anlayıp hayatımızda tatbik etmek mi önemlidir? “ Evet, hepimizin cevabı muhtemelen aynı olacaktır. Bir kitabı okuyup içinde anlatılanları özümseyip, anlay
21
okuma modu
devamı...

856fa40f16875b3f88f9e0cc3e1cccc61487015414


Değerli okur yazıma sizlere bir soru yönelterek başlamak istiyorum. Sorum şu: “ Bir kitabı okumak mı önemlidir yoksa o kitabı okuyup, iç manasını anlayıp hayatımızda tatbik etmek mi önemlidir? “ Evet, hepimizin cevabı muhtemelen aynı olacaktır. Bir kitabı okuyup içinde anlatılanları özümseyip, anlayıp hayatımızda uygulamak daha önemlidir. Bu şüphe götürmeyen bir gerçektir.

Peki, dinimizin temel kaynağı olan, dinin temel inanç esaslarını bize söyleyen yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim’de bunu yapabiliyor muyuz? Yani yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim’i okuyup iç manasını anlayıp hayatımıza tatbik edebiliyor muyuz? Veya bu yönde herhangi bir çaba sarf ediyor muyuz? Bence bunun cevabı hayır. Çünkü biz Kur'an-ı Kerim’in sadece harflerine bağlı kalıyoruz; Kur'an-ı Kerim’i Arapça olarak okuyoruz, hatmediyoruz, hıfzediyoruz; cenazelerde, mevlütlerde, dini günlerde okuyoruz ancak Yüce Yaratıcımız Allah (c.c.) bizlere o ayetlerde ne buyurmuş, neyi emretmiş hiç bakmıyoruz. Yani demek istediğim Kur'an-ı Kerim’in harflerine son derece bağlıyız ama içinde Yüce Yaratıcımız bize ne söylemiş bakmıyoruz.

Bir topluluk düşünün ki nüfusunun yarısından fazlası Kur'an-ı Kerim’i okuyabiliyor ve bu toplumda hafızlar, şeyhler, müridler, hocalar var ancak şehirde her gece bir cinayet işleniyor, her gece bir hırsızlık vakası yaşanıyor, her gece bir ahlak dışı olay yaşanıyor… Köprü altlarında gençler uyuşturucu kullanıyor…

Ne garip değil mi? Bu toplulukta o kadar dindar, hafız, hoca var olmasına rağmen toplum içinde bu kadar İslam dışı olayların yaşanması kabul edilebilir bir durum değil bence.

İşte benim anlatmak istediğim tam olarak bu. Kur'an-ı Kerim’i okuyoruz, ezberliyoruz ancak bunu hayatımıza tatbik etmiyoruz, toplulumuza anlatmıyoruz. Eğer Kur'an-ı Kerim’i okuyup anlayıp, içeriğini özümseyip hayatımıza tatbik etsek, topluluma bunları aksettirebilsek bu İslam dışı olaylar asla ve asla yaşanmayacaktır. Benim nezdimde Kur'an-ı Kerim’in ahlakını temel almalıyız. İstiklal Şairi Akif ne de güzel demiş:

“İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin

Ne teze mezara okunmak, ne fal bakmak için

İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin

Ne duvarlara asılmak, ne el sürülmemek için

Yüce kitabımızı sadece mezarlarda okunun bir kitapmış gibi algıladığımız için, el sürülmesi yasak duvardaki bir süs gibi algıladığımız için . Kur'an-ı Kerim’in ahlakını da duvara astık bir süs gibi.

Ne zamanki Kur'an-ı Kerim’in bu dünyada ve ahirette mutluluğun formülünün yazılı olduğu kitap olduğunu anladık işte o zaman kurtuluşa ermişiz demektir. Ne zamanki . Kur'an-ı Kerim’in iç manasını, ne anlatmak istediğini anladık ve hayatımıza uyguladık işte o zaman kurtuluşa ermişiz demektir.. 

21 Şub 10:10

Mehmet okuyan gibi ahmaklardanda uzak durun. Kendi kafasına göre tefsir yapıyor. Mezhebleri inkar ediyor. Abdest alıyorsa acaba hangi mezhebe uyuyor ?

21 Şub 10:08

Yazıdan çıkan şöyle bir sonuç var . Yazılan Tıp kitablarını Avam çok rahat anlayabilir ! mi ? Kur'anı Kerim Sevgili Peygamber efendimize gelmiştir ve oda Eshab-ına aktarmış ve tefsir etmiştir. Kendinizi İctihad makamında görmeyin.

22

Payitaht İstanbul

Puan: 6.23

Bir Hayvan Başörtülü Bir Bayana Saldırdı!

Payitaht İstanbul yazdı, 342 kez okundu, 12 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
Başörtülü bir kız kardeşimiz, bir hayvan tarafından hem darp ediliyor hem de başörtüsü başından çekiliyor! Hakarete uğruyor, aşağılanıyor ve tehdit ediliyor! “Siz teröristsiniz, sizin yüzünüzden herkes ölüyor. Sen başın kapalı okuyamazsın. Siz ölmelisiniz” diye bar bar bağırıyor, 2 ayaklı bu hayvan
23
okuma modu
devamı...

6575ba97cf0b2d7aac1b572cca37c9871487341831

Başörtülü bir kız kardeşimiz, bir hayvan tarafından hem darp ediliyor hem de başörtüsü başından çekiliyor! Hakarete uğruyor, aşağılanıyor ve tehdit ediliyor!


“Siz teröristsiniz, sizin yüzünüzden herkes ölüyor. Sen başın kapalı okuyamazsın. Siz ölmelisiniz” diye bar bar bağırıyor, 2 ayaklı bu hayvan!


Yaşadığımız Ülke de bu 2 ayaklı hayvanlardan çok olduğunu iyi biliyoruz ve herkesin bunu bilmesi lazım!


Sözü çok uzatmayacağım.

Müslüman bir bayanın tesettürüne el uzatıldı diye “Beni Kaynuka Yahudilerini” Medine’den süren ve kovan Son Peygamber…


Kahraman Maraş’ta Müslüman bir bayanın peçesine el uzattığı için, fransız ve ermeni 3 askeri geberten Sütçü İmam’ın kıyamı ve direnişi…


Hiçbir din düşmanı, gizli Yahudi ve sabetay bizim sinir uçlarımızla oynamasın!


Ensemizde boza pişirme dönemleriniz artık bitti beyler!


Ne demişti merhum Akif:

"Kızımın örtüsü batmakta rezilin gözüne Acırım tükrüğe billahi tükürsem yüzüne!”  

24

Can-I Canan

Puan: 0.2

Arap Güzel Demektir

Can-I Canan yazdı, 300 kez okundu, 3 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
*(Anladıysam Arap olayım ) sözünü din düşmanları çıkarmıştır. Arap, güzel demektir; siyah, zenci demek değildir. Bugün Arap denilen kimseler Arap değil, çoğu fellah, kimileri de zencidir. Zengibar’dan, Habeşistan’dan gelenlere de, kasıtlı olarak Arap demişlerdir.Peygamber efendimiz “aleyhi ekmelüt-t
25
okuma modu
devamı...

*(Anladıysam Arap olayım ) sözünü din düşmanları çıkarmıştır. Arap, güzel demektir; siyah, zenci demek değildir. Bugün Arap denilen kimseler Arap değil, çoğu fellah, kimileri de zencidir. Zengibar’dan, Habeşistan’dan gelenlere de, kasıtlı olarak Arap demişlerdir.Peygamber efendimiz “aleyhi ekmelüt-tehıyyât” Arap idi. Araplar beyaz, buğday benizli olur. Bilhassa Peygamberimizin sülalesi beyaz ve çok güzel idi. Günümüzde de bu mübarek soydan gelen seyyidler var, hiçbiri zenci değildir. Peygamberimizin vefatında, Eshab-ı kiramın hepsi, sonra da evlatları, İslamiyet’i dünyaya yaymak için, Arabistan’dan çıktı. Asya’nın ötelerine, Afrika’ya, Kıbrıs’a, İstanbul’a, her yere dağıldı. Allahü tealanın dinini, Onun kullarına tanıtmak için canlarını feda ettiler. Bu geniş topraklar, o mübarek şehitlerle doludur. Sultan II. Abdülhamit Han’ın "rahmetullahi aleyh" amirallerinden Eyüp Sabri Paşa "rahmetullahi aleyh", Mirat-ül-haremeyn kitabında, Mekke şehrinde, iki Arap evinin kalmış olduğunu yazmaktadır. Bugün ise hiç yoktur.Bugün kendilerine Arap denilen kimselerin yanlışlıkları ve sapıklıkları yüzünden Arap kelimesine hakaret etmek yanlış olur.Seyyidler Arap’tır.Genelde, İslamiyet’i kötülemek için Arap kötülenmektedir. İslamiyet’i kötülemek için, dinin emirlerine irtica denmesi gibidir. Bu oyuna gelmemelidir. Dinimizde ırk üstünlüğü yoktur. Ama bazı milletler diğerlerinden daha faziletli olabilir.

 Bunun için Peygamber efendimiz buyuruyor ki:(Müslüman Arabı sevmek imandandır.) [İ.Neccar]

Ebu cehil gibi dinsiz Arabı sevmemek de, imandandır.

Kaynak Dinimiz İslam

  

26

Sıla Münir

Puan: 3.7

Hayır Hayır Kitap Tanıtımı Değil!

Sıla Münir yazdı, 411 kez okundu, 8 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
"Hey gidi lodos.. Gözün yaşlı imiş, heyhat! Yüreğinin merhametinden midir?.. Zira gözü yaşlı olmak, çatık kaşlı olmaktan yeğmiş... İnsanlığın icabı, erdem nişanı imiş. Hani üstad Necip Fazıl Kısakürek'in dediği gibi; '.....civatası gevşemiş musluk misali her daim salıverilen. ' bir gözü yaşlılık değ
27
okuma modu
devamı...

"Hey gidi lodos..

Gözün yaşlı imiş, heyhat!

Yüreğinin merhametinden midir?.. Zira gözü yaşlı olmak, çatık kaşlı olmaktan yeğmiş... İnsanlığın icabı, erdem nişanı imiş. Hani üstad Necip Fazıl Kısakürek'in dediği gibi; '.....civatası gevşemiş musluk misali her daim salıverilen. ' bir gözü yaşlılık değil elbet"...

Gördün mü bak, yine rüzgarı lafa tuttum aklıma sen düşünce.

Hep böyle oluyor.

Oysa memleketin ahvalinden bahsedecektim sana... Nasıl olsun işte... Mantar gibi binalar bitti. Evin karşısında atılan temel, koca bir taş yığınına dönüştü. Yuvamızı, içimizi ısıtan, sabah yüzümüzü gıdıklayıp, akşam üzeri tefekküre dalmamızı sağlayan güneşimizi, kıymadan, acımadan, vicdansızca kesti geçti.

Sokaklar yine sokak... Çocuklar yine çocuk.. Onlar için mühim olan şeylerle bizimkiler hep farklı oldu. Pencereden giren güneşe sevincin  uzağında bir nesil yetişiyor...

Ama her sabah geçen zerzavatçı direniyor biliyor musun? Ağır ağır yürürken, bir eli tezgahının demirine yön verirken, diğer elini de ağızına dayamış yukarılara baka baka, 'domaaaatieeees, pataaaatieeeezzz!' diye haykırıyor. Eskiden olsa pencerelere bakmayı ayıp sayarlardı (hoş bizim için öyle hâlâ), ne yapsın garip, ekmek parası...

Memleket hep karışık!

Kanı bozuklar, sütü bozuklar bitmeyen mesaide...

Sonlarını getirecek memuriyete hâiz yüreklerin varlığından bihaber, boşa kürek çekmeye devam ediyorlar...

Darbeleri ellerinde patladı.

Bundan sonra darbeli matkap kullanmaya bile cesaret edemezler.

Çok uzun mesele...

Söyletme beni şimdi!

Bilirsin, memleket deyince ciğerim bulgur kazanı gibi kaynar, kelimelerim mitralyöz gibi dur durak bilmez... Hem açarsın, halimi görünce de  nereden girdik bu mevzua dersin...

Senin ufaklık bu sene okula başladı. Heyecanını görmüşsündür. Ama o, senin gördüğünü görmeyi ne çok isterdi...

Büyük üniversiteye attı kapağı. Kafalıydı, zehir gibiydi. Bana çekmiş...

Anacığın sevdiğin her yemeği yaparken, suyuna bir damla da gözyaşı ekliyor.

Boğazlıydın zaar..

Bakma öyle, şehid oldun ya, filinta gibisin şu an. Ben senin dünyadaki halini de bilirim. Göbeğin bacaklarından üç adım önde giderdi.

Babacığın balığa giderken, her seferinde senin oltanı da götürüyor. Kendi tuttuğu balıkları senin kovana atıyor. Her seferinde de bir tanesini suya geri bırakıyor. Sen öyle isterdin diye. Çok eğlenirdin ama bir taraftan da, ihtiyacımız yokken niye balıkları öldürüyoruz diye sesli muhasebe yapardın...

Kardeşlerin çoluk çocuğa karıştı. Birinin oğlu oldu, senin adını verdi; Serhad dediler ona da!

Bizim şer diye bildiklerimizde hayr varmış meğer.

Sevdiğin ve seni seven herkesin kalbinde ince bir sızı bıraktın.

Hayata karşı duruşları değişti.

Yüreklerinde hüzün ve rikkat çoğaldı.

Sen hayatta iken bu kadar anmazlar ve bu denli hasretini çekip dua etmezlerdi emin ol.

Her ölüm ibretten ibaretmiş; alana!

Ölüm kalpleri yumuşatır derlerdi, deli saçması gelirdi.

Ölüm sebebiyle ayrılık acısı çekilmese idi, merhamet var olur muydu?

Merhametsizliğin olduğu her yer, değil bâki kalmak, yerle yeksan olmamış mıydı tarih boyunca?

Bak yine derinlere daldık.

Lafa tutma beni.

Babamızın dediği gibi; herkes işine baksın.

Ben sana şimdi okuyacağım...

Sen de hangi cennet ırmağında yüzeceksen yüz.

Git işte.

Adamı hasta etme!

Fotoğraflar: @siirdukkan

28

Payitaht İstanbul

Puan: 6.23

Ölü Köpeğin Dişleri ve Kişisel Gelişim Zırvası!

Payitaht İstanbul yazdı, 1033 kez okundu, 25 misafir olmak üzere 27 kişi beğendi, 8 yorum yapıldı.
Hz. Peygamber ashabıyla beraber yürürken yol kenarında bir köpek ölüsüne denk gelirler. Sahabe’lerden bazıları manzara karşısında "Bu leş ne kadar da pis kokuyor" demekten kendilerini alamazlar. Bu durum karşısında Allah Rasûlü’nün tepkisi ise hayli farklı olmuştur: "Köpeğin ne güzel dişleri var!”
29
okuma modu
devamı...

Hz. Peygamber ashabıyla beraber yürürken yol kenarında bir köpek ölüsüne denk gelirler. Sahabe’lerden bazıları manzara karşısında "Bu leş ne kadar da pis kokuyor" demekten kendilerini alamazlar.

Bu durum karşısında Allah Rasûlü’nün tepkisi ise hayli farklı olmuştur: "Köpeğin ne güzel dişleri var!”

Bu anlatılan olay Taşkın Tuna isimli bir yazarın “ölü köpeğin dişleri” adlı kitabında anlatılıyor.

Peygamberimize atfedilen bu hâdise ve olayın kaynağını bulmaya çalıştım ancak bulamadım (bulamadığım yok anlamına gelmiyor).

Gerçekten böyle bir olay yaşandı mı bilemiyoruz.

Bir haberin, ilmi bir hüviyete bürünebilmesi, amel edilebilecek seviyeye gelmesi, ancak rivayet edilen haberin veya bilginin doğru / sahih bir senedinin olmasıyla mümkündür. Tüm İslami ilimler için bu kural geçerlidir…

Bahse konu bu olayı (en azından şimdilik) ihtiyat ile karşılayıp, bir hadisi şerif haberi olarak değil de, bir kıssa olarak ele alıp, nasıl bir hisse alabiliriz diye kafa yoracağız…

Bir döneme damgasını vuran, çok popüler bir gündem ve söylem vardı: “Kişisel Gelişim”…

Bu programın amacı neydi? Kendi gelişimini tamamlayamayan bireyleri (nedense zihnime Darwin geldi), motive ederek mutlu ve başarılı olmalarını sağlamak…

Bu amaca matuf, kişisel gelişimimizi! Tamamlamak için, tüketim çarkı döndürüldü ve karşımıza:

“Kişisel Gelişim Kitapları”

“Kişisel Gelişim Seminerleri”

“Kişisel Gelişim CD’leri”

“Kişisel Gelişim Programları”

“Kişisel Gelişim Kursları” diye devâsa bir sektör çıktı…

Kişisel Gelişim meselesi bize ait bir şey değildi aslında. Batı dünyası, sömürdüğü ve aç bıraktığı coğrafyalara tepeden baktıktan sonra (ki sömürdüğü coğrafyalar üzerinde yükselmişti), kendisini çok gelişmiş ve ilerlemiş bir şekilde görür, daha sonra biz Müslümanlara bakıp “az gelişmişliğimize” acır.

Bizim de gelişebileceğimize inanır ve bize birçok program çizer. Bu sihirli programlardan sadece bir tanesidir “Kişisel Gelişim” hikâyesi!

Batı’nın bizi adam! etmek için daha birçok metodu vardır. Mesela “İlerleme” ve “Demokratikleşme” bunların en “eskisi ve etkili” olanıdır!

İlerleme ve demokratikleşme zırvası ile adam edemediklerini “Kişisel Gelişim” programları ile tekrar programlamaya çalıştılar!

İlk başta piyasaya kitaplar sürüldü. İçimizde bir dev varmışta, uyandırılacakmış! (kitap: İçindeki devi uyandır Anthony Robbins).

Evet, içimizde bir dev vardı, ama O’da nefsimizdi! Bu amaca matuf ne kadar şey varsa hepsi bu Devi / Nefsi uyandırmak içindi!

“En iyi işe sen sahip ol"

"En iyi kadın veya erkekle sen evlen"

"En güzel Ev ve arabalara sadece sen bin"

"Mutlu ol, karamsar olma" Gibi zırvalar!

İnsan, sanki sadece dünya için yaratılmış bir varlıkmış gibi yapılan bu boş motivasyonlar, aslında psikiyatrik hap işlevi görmekten başka bir işe yaramadı, yaramıyor!

Batı modernizmi, ilk başta insanların yaşadıkları hayatı çekilmez ve anlamsız kıldı, daha sonra ise hastalarını veya müşterilerini “Kişisel Gelişim” programları ile rehabilite etmeye çalıştı!

Özellikle bir Müslümanın, “kişisel gelişim” diye ne bir derdi, nede ihtiyacı olabilir. Ahiret merkezli yaşayan bir mümine “kişisel gelişim” programları mâlâyâniden başka bir şey değildir!

Bir Müslümanın “kişisel gelişim zırvasına” olan ilgisizliği, dünya hayatına olan kayıtsızlığından ötürü değil, dünya hayatını olması gereken yere oturtulması ile ilgili bir husustur.

Peygamberimiz a.s) şöyle buyurmuştur: “Benim dünya ile ilgim, bir ağaç altında dinlendikten sonra, yoluna devam eden yolcu gibidir.”

Dünya ile ilişkisini, Son Peygamberin çizdiği sınırlar içerisinde muhafaza eden bir Müslümanın “Kişisel Gelişim” tarzı boş motivasyonlara ihtiyacı olmasa gerek…

Aslında tüm mesele “Köpeğin ölü dişlerinde” gizliydi!

Anlatılan kıssadaki yetim Peygamberin, iyi ve güzel olanı arayan gözlerine sahip olabilmekteydi tüm mesele!

Ölü köpeğin dişlerine bakarak güzelliği seyredebilen Yetim bir Peygamberin ümmetine sunulacak her bir "Kişisel Gelişim" zırvası, bu ümmet için vakit israfıdır!

Dünya merkezli yaşamayan, Nefsine ram olmayan ve yarın ölecekmiş gibi yaşayan bir kişi “mutmain” bir kişidir.

Mütevekkildir başına gelen her türlü musibet ve belalara karşı sabredebilen birisidir.

Dünyaya olan ilgimiz Ölü bir köpeğe olan ilgimiz kadarsa eğer, hangi olumsuzluk bizim psikolojimizi bozabilir ki?

Ölü köpeğin dişlerini Seyr eden O güzel Gözlere sahip olma duasıyla...

06 Şub 14:04

Her hangi bir hafifleme yok. zaten ağırlığı olmayan bir konudur "Gelişim" meselesi..."kişisel gelişim" zırvasının hedefi ve iddaası sadece zihin değil. Ruha, benliğe ve akla hitap ettiği iddasındadır.

05 Şub 22:56

Misafir

Kişisel gelişimi biraz hafife almışsınız. Nefs gibi zihinle de mücadele etmek gerekebilir.

30
Kapat