İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Abdulhamid Osmanoğlu

13 / Puan: 4.69

İstanbul

Alpay Gökçe

23 / Puan: 3.57

İstanbul

Muharrem Morkoç

44 / Puan: 2.54

İstanbul

Fevzi Altınok

348 / Puan: 1

Aksaray

Atç

365 / Puan: 0.88

Eskişehir

Sevdaşrn

398 / Puan: 0.71

İstanbul

Kumru

499 / Puan: 0.2

Adana

Afşar Kaplan

504 / Puan: 0.17

Kahramanmaraş

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 04 dakika kaldı.

Kaanbkdk yazdı, 180 kez okundu, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
26 Oca 13:00

Kaanbkdk

Puan: 0.9

Perrera ve Çok İstediği Penaltılar

Perreira, 2-3 hafta önce “Bize penaltı verilmiyor, verilirse pasta keseceğim” diye bas bas bağırıyordu. Haydi rahatla Perreira, Eskişehirspor ve Rizespor maçlarında tam 3 penaltı.

Nasıl iyi mi, yeterli mi? Mutlusundur herhalde. Eh daha ne olacak? Kes pastayı afiyetle mideye indir. Verilen penaltıların kaçı doğru, kaçı yanlış kafana takma. Sen, “Hepsi doğru” diyorsun. Olabilir, senin görüşündür.

Ancak dikkat et penaltılar sende hazımsızlık yapmasın. Görüldüğü gibi bir gerçek daha ortaya çıktı. Neymiş, penaltı almak için önce istemek gerekirmiş.

Bravo! İstemeyene mama yok. İsteyeceğin müessese, MHK. İsteme şeklin sözlü veya yazılı olabilir. Bir şekilde mesajını atacaksın. Gerisi kolay. Mesaj, merkezden hakemlere otomatik geçiş yapar.

Hakemlerimiz mesajlara karşı son derece duyarlıdır! Hemen gerekeni yaparlar! İşte ben bundan dolayı hakemlerimize toz kondurmam!

Bakmayın siz durmadan, “Yabancı hakem, yabancı hakem” diye saçma sapan laflar etmeme! Hakemlerimiz bir tanedir, bir tane!

TFF sağır sultan gibi davrandı!

Kötü hava koşuları dönüyor, dolaşıyor Beşiktaş’ın yakasına yapışıyor. İki hafta üst üste erteleme.

Beşiktaş-Mersin maçının tam oynanacağı saatte, Trabzon- Beşiktaş maçının da oynanacağı günde yoğun kar yağışının olacağını meteoroloji günler öncesinden anons etti. TFF sağır sultan. Mersin maçı 2 saat, Trabzon maçı 1 gün öne alınsaydı problem kalmayacaktı.

Maç programları gün ve saat olarak çok önceden belirleniyormuş, o nedenle de değiştirilemezmiş. Bebelere ninni, biberon, masal. Dalga mı geçiyorsunuz bizimle. Anayasa değişikliği mi yapılacak?

Değiştirilecek olan alt tarafı saat ve gün. Yeter ki istensin. 3 gün önce oturulur, ufak rötuşlarla iş halledilir. Ertelemeler, hedefi şampiyonluk olan Beşiktaş için dezavantaj.

Şimdi bu maçları 2 kez hafta arasında oynamak zorunda kalacak. Erteleme dezavantaj ancak kaleci ve stoper transferi avantaj. Bu 2 bölgede öncelikle alternatif sıkıntısı yaşanıyordu. Yetersizlik de söz konusuydu. Sezon başında da bu görüntü netti.

Sonunda gerçeği gördüler. Gerçi erteleme maçlarında yeniler yok ama ilerisi için büyük avantaj.

Yalandan ağıt yakan başkanlar!

Tencere dibin kara, seninki benden kara. Galatasaray’da durum aynen böyle. Karalama kampanyasında son başkanlar muhteşem(!) performanslar sergiliyorlar. Durmadan birbirlerini suçluyorlar.

Yükü sırtlarından diğerine atmak için inanılmaz bir yarış içindeler.

UEFA’nın Finansal Fair–Play kurallarından bu başkanların haberi yok muydu? Vardı. Hepsi, Galatasaray’ın bütçesini, borcunu ve hesaplı gitmezlerse başlarına nelerin geleceğini biliyordu.

Şimdi yalandan ağıt yakıyorlar. Yok birbirinizden farkınız. Kulüp parasıyla hovardalıkta maşallah(!) elinize kimse su dökemez. Hep beraber koskoca Galatasaray’ı dibe oturttunuz. Peki, şu aşamada

bir araya gelip kulübünüzü düzlüğe çıkarmak için biraz kafa yormaya acaba ne dersiniz?

Kaanbkdk yazdı, 271 kez okundu, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
26 Eki 22:00

Kaanbkdk

Puan: 0.9

Altyapı Faaliyetleri Yetersizliği ve Nedenleri

Ilk olarak sunu soylemeliyim ki Turkiye'de altyapi diye birsey yok. Sadece altyapi konusunda belirli asama kaydetmis bazi kuluplerimiz var hepsi o kadar.

Altyapiya maddi kaynak ayirilmiyor ve altyapi hocalarimiz buna bende dahil olmakla beraber bazi ekipmanlari ve arac gerecleri kendi cebimizden karsilayabiliyoruz.

Altyapi konusunda su anda en etkili kuluplerimiz ise;

Futbolda Altinordu

Basketbolda Banvit ve Efes Pilsen

Voleybolda Ziraat Bankasi ve Eczacibasi

Gureste Ankara kulupleri

Atletizm de ise Besiktas.

Evet dikkatli okuduysaniz veya dikkatinizi cektiyse diyeyim bu kuluplerin hepsi Ankara-Istanbul ve Izmir ekipleri. Yani anadolu da boyle bir kulup yok. Daha dogrusu Anadolu'da boyle kuluplerin diger buyuk sehir kulupleri ile yarisabilecek ne bir salon ve saha imkani var ne de Genclik ve Spor Il Mudurlerinin spor ile alakasi. Cunku genclik ve spor il mudurleri kendi koltuklarini dusunmek yerine sporculari veya spor kuluplerini dusunseler onlara hem belediyeler ile isbirligi icinde spor salonu ayarlar ve de onlara malzeme destegi yapilir. Fakat spor il mudurleri kendilerinin gelecegi ile ilgilendiklerinden asil islerini unutmus durumdalar.

Neyse dostlarim ben bu konulara cok fazla girmek istemiyorum cunku bu konuda dilim cok yandigi icin artik ben susmayi deneyecegim tabi ki basarabilirsem eger.

Burdan hepinize iyi aksamlar dilemek ile beraber sporda basarili gunlerde bulusmak dilegi ile iyi teminniler ile yazimi bitirmek istiyorum.

Melih Türkan yazdı, 295 kez okundu, 1 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
18 Eki 02:00

Melih Türkan

Puan: 0.5

Lobi Faaliyeti

Bir kaç gün önce Uefa etik kurulu Michel Platini'nin başkanlığını askıya aldı. Beklenen bir gelişmemiydi bilmiyorum ama bu kadar yapılan kuralların tüm takımlar için geçerli olduğu bir aşikardır.

Gerek finansal fair play gerekse diğer kurallar Türk takımları için ayrı uygulanıyor. Beşiktaş ın men edilmesi ufak bir örnek.. Arap sermayesi altında gövde gösterisi yapan takımlar sanki katar liginde boy gösteriyor. Tezatlıklar tezatı. Hal böyle olunca adaletsizlik de günden güne artıyor. Aklıma Lyon-d.Zagrep maçı geldi maç skoru bile buram buram gariplik kokuyor.

Ee yolun sonu yakın gibi görünüyor...

Şaban Petek yazdı, 309 kez okundu, 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
17 Eki 18:00

Şaban Petek

Puan: 0.67

Senin Devletin Şike Yapmış

Türk devleti veya derin Türk devleti veya Türkiye (tırnak içinde yazıyla), "Kürt Sorunu"nu çözmek için -sadece ve sadece bir unsur olma bağlamında- bir ara futbolu kullanmayı denedi ancak daha sonraları bundan tamamen vazgeçti.

İlk proje Diyarbakırspor'u Süper Lig'e çıkarmaktı... Mesut Yılmaz hükumeti zamanında hakemler bağlandı, Diyarbakır lehine düdükler çalındı ve fakat bir türlü Yeşil-Kırmızılılar lige çıkamadı. Ardından hükumet, genelkurmay dahil olmak üzere örtülü ve de açık bir çok bütçe ortaklaşa kotarılarak bir takım kuruldu, MGK kararıyla lige çıkan Diyarbakır sonraları burada tutunamayarak yok oldu gitti. <a rel="nofollow" style="color: blue;" href="https://www.youtube.com/watch?v=xfe407QVY90" target="_blank">link</a>

Bir dönem sporda şike soruşturması yapıldı TBMM'de ve bir çok kahraman meclisin yolunu tuttu ifade vermek, diğer bir deyişle de "görüşlerini aktarmak" için.

Bu kahramanlardan birine sorduğumda vakti zamanında "Bu işten ne çıkar?" diye şöyle demişti:

"Hiçbir şey çıkmaz. Cebimde, MGK'nın sarı zarf içinde gönderdiği 'Diyarbakırspor lige çıksın' yazısı var. Onu gösterdiğim zaman kim ne diyecek? Senin devletin bile şike yapmış diyeceğim..."

Aslında bugün yaşanan gelişmelerin uzağında düşünüldüğünde futbol kesinlikle kardeşlik-birlik projesi için enstrüman olarak kullanılabilirdi.

Rusya'da Rubin Kazan'ın şampiyonluğu aslında Müslümanların sisteme entegrasyonu çerçevesinde bir projeydi ve de başarılı oldu.

Elinde tespihiyle kulübede takılan Hacı Berdiyev'in takımı Rusya Şampiyonu olduysa bu fotoğrafta Kremlin'in dahli olmadığını düşünmek imkansızdı.

Mesele şu; aynı fotoğrafı Türkiye'de neden veremedik?

Diyarbakırspor başta olmak üzere tüm Anadolu kulüplerinin kuruluş tarihlerine bakın (Muhtaç olduğunuz data google'da mevcuttur) az biraz bir ideolocya göreceksiniz.

Kulüpleri kurduran, Fenerbahçeli futbolcunun imzası için gereken evrağı savaş uçağıyla getirten devlet, bu işi neden başaramadı ya da başarmadı; bu da başka bir yazı konusu.

Şimdilik bu kadar yeterli diye düşünüyorum, aziz kaarilerim...

Suleyman Samet Polat yazdı, 355 kez okundu, 8 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
12 Ağu 22:00
What Can I Do Sometimes

Öyle bir sektör düşünün ki her geçen gün ülkeye verdiği zarar büyürken ekonomik hacmi ve popularitesi artsın. ”Futbol asla sadece futbol değildir” kesinlikle doğru bir söz.

Mesela Fransa'da şu anda yıllık 500,000 Euro’dan daha fazla kazanan futbolcular yüzde 49 vergi ödemek zorunda. Ayrıca yıllık 1 milyon Euro’nun üzerinde kazancı olan futbolcuların ödediği oran yüzde 75, Avrupa’nın diğer ülkelerinde de durum bundan pek farklı değil. Almanya'da yüzde 45, İspanya ve İtalya'da yüzde 43 vergi alınıyor.

Türkiye’de ise milyonlarca dolar geliri olan futbolcuların ödediği vergi oranı sadece yüzde 15. Bitmedi, esas fecaat kulüplerin ödediği vergiler; futbol kulüpler muaf olduğu için digitürk geliri, saha reklamı, forma reklamı, maç bileti satışları, kombine biletleri, futbolcu satışı gelirleri gibi birçok kazanç için yüzde 20 oranındaki kurumlar vergisini ödemiyorlar. Bunlara rağmen birçok kulübün muazzam miktarda vergi borçları bulunmakta. Sporcu yetiştirme ve tesisleşme konusunda sınıfta kalan kulüplerimize, belediyeler yahut devlet ayrıca bir de stat yapımı konusunda destek olmaktadırlar.

Ülke ekonomisinde har vurup harman savuran, zengin ailenin şımarık çocuğu rolündeki kulüplere verilen bu gibi imtiyazlar artık ciddi anlamda sorgulanmaya başlanması gerekiyor. Ülkemizde spordan ziyade insanların hayatlarını anlamlandırma girişimi, fanatizm ve holiganlık aracı konumuna gelen futbol, çoktandır asıl amacından sapmış durumda. Dolayısı ile ülkemiz ekonomisi ve insanına hiçbir faydası olmayan, aksine sürekli zarar veren Türk futboluna acilen büyük reformlar yapılıp sporun ruhuna uygun biçimde yeniden inşa edilmeye ihtiyaç duymaktadır.

12 Ağu 22:35

mustafa abi çok sağol ilk yazımı senin beğenmen ayrıca sevindirdi beni. Bakalım abi bu işin sonu nereye varacak

12 Ağu 22:25

Meyzen Ruha

Puan: 3.08

Futbol kapitalizmin forvetidir. %80 vergi alınsın. Eline sağlık Türkiye futbolu eğlenceden çok rant para devşirme, ihale fesatciligina dönmüş hatta son günlerde tetikçilige kaydığını bile görüyoruz. İlerde bunlardan bahsederken seviniriz

Fatih Karagöz yazdı, 1 kişi sahiplendi, 302 kez okundu, 1 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
09 Tem 22:00

Gökhan Mestan

Puan: 2.29

C. Ronaldo

C.Ronaldo : "Başarılarım için arkadaşım Albert Fantrau'ya teşekkür etmeliyim. Beraber 18 yaş altı şampiyonasında oynadık. Bizi izlemeye gelen Sporting Lisbon menajeri kim daha fazla gol atarsa takıma onu alacağını söylemişti.''

C.Ronaldo : ''Maçı 3-0 kazandık ben ilk golü attım Albert ise ikinci golü attı üçüncü golde ise ben dahil herkesi etkileyen bir olay yaşandı. Albert kaleciyi geçmişti ben de yanında koşuyordum Albert'in tek yapması gereken topu boş kaleye göndermekti ama o topu bana pas attı. Maçtan sonra neden yaptığını sorduğumda ise'' Sen benden daha iyisin'' demişti.''

Gazeteciler Albert Fantrau'ya hikayenin gerçek olup olmadığını sorduğunda Albert'' Evet hikaye gerçek Ronaldo o maçtan sonra Sporting altyapısına girdi ben ise futbolu bıraktım ve şu an işsizim'' cevabını verdi. Gazetecilerin ''İşsiz biri olarak bu kadar büyük bir eve, böyle güzel bir arabaya ve ailenin ihtiyaçlarını karşılayacak parayı nereden buldun?'' sorusuna Albert Fantrau'nun verdiği cevap ise her şeyi açıklıyordu. ''Bunların hepsi Cristiano Ronaldo 'dan.''

Persecutor Ee yazdı, 307 kez okundu, 5 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
27 Mar 03:00
Oyun ve Şike

Şike yaptıysa kulübü için yapmış olanlar, yıllardır küfür kıyamet sahayı kirleten, tek değeri topa vurabilmesi olanlar, memur anlayışıyla belli bir seviyede oynayıp hayatını sürdürenler, şuursuzca takım destekleyip kalabalıklaştıkça yapabilecekleri öngörülemez hale gelen taraftar grupları...

Son yıllarda Türk futbolu eşsiz karakterleriyle benzerine az rastlanır bir sirk halini aldı. İzleyenlerin problemlerine ya da aktörlerine bir tepki göstermediği, parçası olanların ortada bir sorun olduğunu örtbas etmeye çalıştığı bir sirk.

Belki şu an direkt olarak gündemde olmasa da hala travmasını gözlemleyebildiğimiz bir konu 3 Temmuz ile başlayan şike olayı. Öyle çok detaya girmeden bütün süreçte beni en çok düşündüren ve Türkiye'de futbol izleyen herkesin üstüne kafa yorması gerektiğini düşündüğüm bir sahneden bahsedeceğim. Aziz Yıldırım bir kalabalığa konuşma yapıyordu, tam olarak yerini ve detayını hatırlamıyorum ancak şöyle bir cümle kurdu konuşurken:"Şike yaptıysam Fenerbahçe için yaptım!" Dinleyen taraftarlar ve salon bu sözü alkışladı coşkulu bir şekilde. Hiç birinin alkışladıkları bu sözün ne anlama geldiğiyle ilgili en ufak bir fikrinin olduğunu sanmıyorum. Biri de durup ben ne yapıyorum demiyordu.

O insanların bu soruyu sorabilmesi için öncelikle "spor neden izlenir?", "taraftarlık nedir?", "şike nedir?" gibi soruların cevapları hakkında lakayıt bir kaç kalıptan öteye geçebilen cevaplar verebilecek kadar fikir sahibi olmaları gerekiyor. Bu noktada belki biraz işin felsefe girmek gerekiyor, ancak felsefe eğitiminin neden önemli olduğunun kanıtıyla da karşılıyoruz bu vesileyle. Çünkü dışarıdan bakınca hobisini ciddiye alıp, ortalamanın oldukça üstünde bir seviyede icra ederek muazzam miktarlarda para kazanan insanların oyunlarını izleyip sonucundan gururlanmak, üzülmek, öfkelenmek, ertesi gün işe gitmemek ya da telefonu duvara atıp kırmak çok saçma durabiliyor. (Beşiktaşlıları ayrı tutuyoruz burada :))

Futbol diye bir oyun öğreniyorsunuz. Bu oyunu seviyorsunuz, oynuyorsunuz kendinizi geliştirmeye çalışıyorsunuz belki. Her sporda olduğu gibi işin içinde rekabet var, sizden iyi oynayanları görüyor, onları izliyorsunuz. Oyundan zevk aldığınız için haliyle bu oyunu en iyi oynayanları da izlemek istiyorsunuz. Hayatlarını bu oyundan kazanan insanları görüyorsunuz. Bir takımın oyunu size diğerlerinden daha güzel geliyor, o takımı destekliyorsunuz. Sonra o takımdaki oyuncuları yetiştiren kulübü keşfediyorsunuz, o kulübün geleneğini, renklerini, efsanelerini. O geleneğin bir parçası olmak istiyor, o renkleri giyip o kulübü kişiliğinizin bir parçası haline getiriyorsunuz belki. Evet, buraya kadarı işin oldukça ideal haliydi. Babanız ya da abiniz tutuyor diye de seçmiş olabilirsiniz bir kulübü, bu bir şeyi değiştirmez. Değişmeyen şey oyunun kendisine ve desteklediğiniz kulübün o oyunu oynama geleneğine olan sevginizdir.

Şimdi biri çıkıp bana yukarıda yazanların neresinde şike yapmak, hile yapmak var, neresinde oyundan çok sonuç önemli, açıklasın lütfen. Ne zaman aldığınız sahte bir galibiyet oynanan futboldan daha önemli hale geldi? Nasıl bir insan gönül verdiği kulübün önüne sahte bir başarı koyup varlığının sebebini ve o kulübün renklerini giymiş herkesin emeklerini, sevgisini hiçe saymasına göz yumabilir?

Şikeyi Fenerbahçe için yapan, Fenerbahçe'ye karşı ve asırlık bir geleneğe rağmen yapmıştır. Bu durum ortaya çıktığında gerçeği öğrenmekten çok inkar etmeyi ve durumu örtbas etmeyi seçen, bütün bunlara rağmen hala aynı yöneticiyi kulübün başında tutan taraftarlar, belki de en büyük suçludur. Oyunu sevmedikleri için, geleneği umursamadıkları için...

Diyeceğim o ki; işin temeline indiğinizde bir topun peşinde koşan 22 kişiyi izlemek ve onlarla gönül bağı kurmak öyle çok saçma değil. Ancak işin temelini bilmek gerekiyor işte. Felsefe yapabilmek, sorgulayabilmek ve bunu yaparken ulaşacağın sonuçtan korkmamak önemli. Ulaştığınız sonucun sizi değiştirip değiştirmemesi, her zaman sizin elinizde.

27 Mar 15:55

4 yıl amatör kümede top oynadım ve hiç bir takımın fanatiği olmadım ve futbolun felsefesini de hic yapmadım. Zamanında hocamın dediği gibi futbolda para kazananlar ve parayı kazandıranlar vardır.Parayı kazanan olmadığınız sürece futbolla ilgilenmeyin