İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 31704

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8138

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6809

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 5595

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4883

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4830

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4313

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4004

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2507

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2305

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1895

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1739

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1621

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1426

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1361

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1093

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1085

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1026

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 980

Erzurum

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 945

Ankara

Mücahid Cesur

21 / Puan: 942

İstanbul

Yamanduruş

22 / Puan: 941

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 900

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 895

İstanbul

Müsemma Şahin

25 / Puan: 876

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 870

Ankara
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 792

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 757

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 24 dakika kaldı.

Ahmet İnal yazdı, 429 kez açıldı, 2 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
10 Mar 15 09:00

Ahmet İnal

Puan: 79

Baklava

Herkesçe malum olan, fiyatı -kalitelisi yendiği takdirde- aşırı pahalı olan tatlımızdır baklava. Baklavanın memleketi Gaziantepli bir vatandaş olarak az bilinenleri aktarmaya çalışayım. İnşallah bir hata yapmış olmam.

Başta yazdığım gibi, ucuz bir tatlı değil baklava, özellikle giderek pahalanan hammaddesi Antepfıstığı nedeniyle (Bu)Bu arada, Gaziantep'te özel sipariş olmadığı sürece cevizli baklavayı bulmak pek mümkün değildir. İstanbul'da baklavanın orijinali cevizliymişçesine bir algıya rastladığımdan yazmak istedim.) Maliyeti bu kadar yüksek olunca insanlar daha çok satılsın diye maliyeti düşürme yolları aramaya başladılar. Tabiidir ki, bu da hileye başvurmak olarak ortaya çıktı. Şöyle ki, toz fıstığın içine toz halinde bezelye vb. karıştırmaya başladılar. Bu sayede ciddi bir fiyat indirimi oldu haliyle ama Antep insanı ağzının tadını bildiğinden, kalitedeki bozulmayı fark etmişti ve bundan gayet rahatsız olmuştu tabii ki. Sonunda bu mesleğin duayenlerinden İmam Çağdaş yeni bir gelenek başlattı: bundan sonra fıstık toz olarak değil, iri iri kırılarak baklavaya konacak, bu sayede hileli baklava belli olacaktı.

Malına güvenen baklava esnafının büyük çoğunluğu bu uygulamaya geçti artık. İnsanlar baklavada yedikleri şeyin fıstık olduğundan emin olabiliyorlar bu sayede.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
10 Mar 10:31

Ömer Poyraz

Puan: 6809

Antepliler her halukârda anlıyor, galiba bu işten. Ama bir ara yer fıstığını boyadıklarını duymuştum. Çinliler devreye girmez inşaallah.Sahte yumurtayı duymuştum, geçen seyrettim adamlar sahte göbek salata ürettiler. Tadını bilmem lakin görüntü tam.

Ferit Çaydangeldi yazdı, 428 kez açıldı, 2 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
1 Mar 15 03:00
Bağışıklık Sistemimiz

Vücudumuzu hastalıklardan koruyan, ilerlemesine engel olmaya çalışan ve hastalandığımızda bizi iyileştiren bir bağışıklık sistemine sahibiz. Bu sistemin grip olduğumuz zaman işleyişi şu şekildedir;

1- Vücut ısımızı Akyuvarların en hızlı çalıştığı ve virüslerin çok yavaşladığı 38,5C 'ye çıkartır.

2- Bademciğimizde yoğun olan virüsleri öldürmek için oraya giden damarları genişletir. Boğazımız kızarır ve ısınır.

3- Soluk borumuzda virüs tespit edildiği anda akciğerleri korumak için öksürük refleksini çalıştırır.

4- Virüslerle savaşmakta çok etkili olan yapışkan burun salgısını artırarak milyonlarca virüsün dışarı atılmasını sağlar. Genzimizin üzerini ve bademciğimizi yüzeyini süpürerek yakaladığı virüsleri mide asidinde yakarak öldürür.

5- Akyuvarlar ciddi bir savaştadır ve vücudun enerjiye ihtiyacı vardır. Bunun için halsizlik ve uyma isteği vererek vücudu dinlendirtir.

6- Yemeklerin parçalanması ve işlenmesi süreci çok zorlu ve bol miktarda kan gerektirdiği için iştahsızlık başlatarak tüm gücün savaşa verilmesini sağlar.

Bunların dışında bildiğimiz ve bilmediğimiz pek çok yöntemle antibiyotiklerin hiç etki etmediği virüsleri öldürmek için yoğun bir şekilde çalışır.

Modern hayatta her şeyin mükemmelini isteyen bizler doktora gider ve şikayetlerimizi sıralarız; Ateşim çıktı, boğazım ağrıyor, öksürüyorum, burnum akıyor, halsizim ve iştahım kesildi. Doktor boğazımıza bakar ve "Hımm, boğazınız kızarmış ve geniz akıntınız var. Size grip ilacı ve antibiyotik başlayalım." der.

Grip ilaçlarının etkileri şunlardır; ateş düşürür, öksürüğü keser, burun akıntısını durdurur, halsizliği giderir, iştahı açar. Antibiyotiğin virüslere hiçbir etkisi olmadığı için vücutta boşu boşuna dolaşır ve sonra atılır gider.

Biz kendimizi grip ilacının etkisi altında iyileşmiş hissederek mutlu oluruz.

Bizi hasta eden virüsler yerine bağışıklık sistemimizden şikayet eder ve onunla savaşırız. Amma o yine de her seferinde bizi iyileştirmek için var gücü ile çalışır.

Bize rağmen...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
01 Mar 23:38

Yazı yükleme problemi test ederken yeniden yükledik.

01 Mar 09:33

Evet bu yazi yazilmisti ama arkadasimiz resimli olarak paylasmak istemis galiba.

Yamanduruş yazdı, 333 kez açıldı, 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
26 Şub 15 21:00

Yamanduruş

Puan: 941

Form Çılgınlığı -180'de

Kibrit kutusu kadar peynir.. Bu tabir, bilindiği gibi hemen hemen tüm diyet listelerinde yer alan bir tabir.. Daha önceleri garip gelen bu şekil tabirlere, diyet listelerine, ürünlerine yaklaşık son 10 yılda o kadar alıştık ki, artık diyet sektörünün dünyada büyük sektörler arasında vazgeçilmez olduğuna hepimiz hemfikirizdir herhalde. Birçok diyetisyen ünlü yıldızlarla yarışacak ölçüde popülerliğe sahip durumda.

İnsanları bir form çılgınlığı almış sarmalamış adeta. Normal görünümden az farklı olanlar bile hasta olmuşcasına diyete başlıyor, kilo sorunları aşılmaya çalışılıyor, sektör büyüdükçe büyüyor. Ülkemizde zayıflamak uğruna spordan sağlıklı ürünlere kadar 2011 verilerine göre yılda 5 milyar dolar harcanmış..

İşin başına gelirsek, sokağa çıktığımızda her üç insandan birinin kilolu olduğunu seziyoruz. Aslında obezite ile savaşta büyük öneme sahip sektörün hedefinde olan insanlar öncelikle bunlardı. Ancak; zayıflıkla güzellik eş değer olduğundan beri, normal kilodan az fazla olanlar da sektörün hedefi haline geldi ve gelmeye devam ediyor.

Sağlığı olumsuz etkileyen, obezite gelişimine yardımcı olan GDO, katkı maddeleri, fast food’larla savaşta ise dünyada ve ülkemizde gerekli önlemler alınmıyor. Gıda terörü halen hem dünyada hem ülkemizde mevcut birçok üründe varlığını sürdürüyor. Hatta sözde sağlıklı ürün olan diyet ürünlerinde bile..

Form tutma çılgınlığı almış başını gitmişken, şimdi de zayıflamada son bir çılgınlık daha çıktı. Sıfır beden sevdasına ölümcül diyetler, ölümcül sporlar yerini Cyro Cabin’e bıraktı. Son trend, ünlü futbolcu Ronaldo’nun maçlar öncesi dayanıklılığını artırmak için ve fit kalmak için kullandığı Cyro Cabinde, eksi 180 derecede kabinin içerisinden tüm vücuda soğuk şok etkisi sunuluyor. Bir anda soğuk şok etkisi ile metabolizma çok hızlı şekilde çalışmaya başlıyor ve Cyro Cabin sonrası yattığınız yerde tam tamına 1000 kalori harcıyorsunuz..

Bu form çılgınlığı daha nerelere varacak derken, geçen duyduğum bir haberle irkildim. “Bilim adamları spor yapmadan spor yapmış kadar efor sarf ettiren ilacı buldular.” Müjde! Hepimize hayırlı olsun!?.. Yattığımız yerden kilolar ve paralar da su misali akarak giderken, kim bilir bu uğurda daha ne kolaycılığın, çılgınlığın bedelleri ödenecek?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ahmet Burak Olcen yazdı, 715 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
26 Oca 15 09:00
Eski İnsanlar Daha Sağlıklıydı (Mi?) - 1. Bolum

Günümüzün popüler bir trendi "sağlıklı yaşam". Etrafımda çok duyduğum bir iddia ise eskiden insanların daha sağlıklı olduğu. Fakat bir şeyin sık sık ve herkes tarafından söyleniyor olması onun gerçek olduğunu göstermiyor, inanç da olabilir. Nasıl ki zamanında dünyanın düz olduğuna inanılıyordu ama işin gerçeğinin bu olmadığı artık herkes tarafından biliniyorsa...

Eski insanların daha sağlıklı olduğunu söyleyenlerin, aynı konuşmada bahsettikleri diğer iddialar ise şunlar oluyor; eskiden şimdiki hastalıklar yoktu, kanser bu kadar yaygın değildi, herşey doğal idi, hormonlu gıda yoktu, hava temizdi, cep telefonu gibi radyasyon kaynakları yoktu...

Şimdi gerçeklere bakacak olursak, ortalama insan ömrü gittikçe uzuyor. Ortaçağ Avrupa'sında ortalama ömür 30 yıl. 1500'lu yıllardan sanayi devrimine kadar bu gelişerek 35'e yükselmiş. 1900'lu yılların başında 40. Ülkemiz için konuşursak bundan çok değil daha 60 yıl önce ortalama ömür 50 sene ımış. Mesela 65 yaş üstünde olan kimselerle konuştuğumda şunu öğreniyorum, çoğunun bir yada birkaç kardeşi ya bebekken ya çocukken ya da 20'sine varmadan olmuş. Bebek-çocuk ölümü olmayan aile yok gibi. Şimdi ise 40 yaş civarı ailelere bakıyorum, bebek ölümü neredeyse kalmamış. 2015 Türkiye'sinde ortalama ömür erkekler için 74, kadınlar için 78 ölmüş. Tüm hormonlu gıdalara, yapay beslenmeye, elektronik cihazlara rağmen.

Kanser bu kadar yaygın değildi deniyor. Şu anda gelişmiş toplumlarda insanların en büyük ölüm nedenleri kalp hastalıkları ve kanser. Etrafınızda kızamıktan, çocuk felcinden, vebadan, tifodan, veremden ölen var mı? Eskilere soruyorum, insanlar hep bu hastalıklardan oluyormuş. Eee, şimdi bu hastalıklara çare bulundu, artık bunlardan ölen olmuyor, dolayısıyla insanlar 5 yasında, 10 yasında ölmeyince 60'ında 70'inde neden ölecek? Ya trafik kazasından olur, ya da şu anda çaresi bulunmamış bir hastalıktan. Elbette şu anda herkesin kalpten, kanserden ölmesi makul, veremden, vebadan ölse tuhaf olurdu.

-Karakter sinirindan yaziyi kesiyorum-

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
27 Oca 10:37

ortalama yaşam süresinin uzmasının nedeni acaba daha sağlıklı olmamızdan mı yoksa hastalıkların tanı ve tedavisinde daha başarılı olmamızdan mı?

26 Oca 10:35

Güzel bir yazı. 110 yaşında bir teyzeyi ziyaret edip sanki onun döneminde yaşayanların hepsi o yaşa ulaşmış gibi konuşurlar. Oysa ki, günümüzün insanı arasından 110 yaşına varabilecek olanlar henüz genç olduğu için bilinmiyor.