İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Rümeysa

1 / Puan: 56

Konya

Yusuf Esad Öz

2 / Puan: 51

Konya

Mehmet Totan

3 / Puan: 20

Konya

Mustafa Akkaş

4 / Puan: 14

Konya

Sdf

32 / Puan: 0

Konya

Fatma Akçadağ

31 / Puan: 0

Konya

Kaanbkdk

30 / Puan: 0

Konya

Satuqkhan

29 / Puan: 0

Konya

Ruk

28 / Puan: 0

Konya

Firdevs Elif

27 / Puan: 0

Konya
Konya

Kübra Keleş

33 / Puan: 0

Konya

Sakine Akça

24 / Puan: 0

Konya

Mustafa Karadurak

23 / Puan: 0

Konya

Niyazi Çavuş

22 / Puan: 0

Konya

Mu*gi*wa*ra*

21 / Puan: 0

Konya

Muhammed Ulvan

19 / Puan: 0

Konya
Konya
Konya

Saliha Bilgin

17 / Puan: 0

Konya

Ahmet Esen

16 / Puan: 0

Konya

Neslihan Türkkan

15 / Puan: 0

Konya

Mihael Winston

14 / Puan: 0

Konya

Furkan Gözen

54 / Puan: 0

Konya

Sefa Arı

12 / Puan: 0

Konya

Dongur Ak

11 / Puan: 0

Konya
Konya

Fahrettin Tutucu

9 / Puan: 0

Konya

Erkan Keçili

8 / Puan: 0

Konya

Muhammet Korkmaz

7 / Puan: 0

Konya

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 07 saat 16 dakika kaldı.

Yusuf Esad Öz yazdı, 216 kez açıldı, 11 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
27 Kas 16 01:30
Konya da Lise Yıllarım -2

İlk bölümün devamı…

İkinci sınıfa geçtiğim zaman insanların fikirlerine takılmıştım birazda, bak şu adam ne diyor, şu hoca bu tartışmaya ne demiş, biraz olgunluğun geldiği zamanlardı sanırım. Ergenliğimi artislik ile değilde fikirle taslıyor gibiydim. Hayatta her şeyin not olmadığını da o sene öğrenmiştim. Sene sonuna doğru kendimi biraz toparladım sanırım ama hala tam olmamıştım. O senenin sonuna doğru TYB’nin İl halk kütüphanesine getirdiği konuşmacıların konferanslarına katılmaya başladım. (Benden başka liseli yoktu sanırım) Birkaç farklı dernekte de haftalık sohbetlere gidiyordum aynı zamanda. Devlet yurdunda kaldığımı söylemiştim, bunu biraz açmalıyım sanırım. Devlet yurduydu ama standartları güzel bir yerdi. Yemekleri porselen tabaklarda yiyorduk, yerler de laminant kaplı ve halı seriliydi. Çamaşır makinesi bireyseldi, yurt müdürümüz ilgi gösteriyordu bizlere. Hafta da bir de okulumuzdaki değerli hocalar dini sohbet yapmaya geliyordu. Anlayacağınız güzel bir yurttu. Samimi bir ortam vardı. O seneyi de devirdim, ve üçüncü sınıfa geçmiştim artık. Yazın okulu bile özlemiştim aslında, öyle bi durum. (Yazları memlekete gidiyorum tabii) ne diyorduk, üçüncü sınıf heh! Evet üçüncü sınıfa geçmiştim ve ilgi alanım artık ders olmuştu! Felsefe ve Sosyoloji. Çocuk yaşta Montaigne’in Denemeler’ini okumaktan zevk alıyordum, ilk okul 6-7 filandı. Bende Deneme fikri müthiş bir bireysellik yaratmıştı. Bir şeyler söyleyeceğim ama kanıt sunmama gerek kalmayacak. Bu harika bir durumdu ben çocuk için. Aslında tam da çocukça. (neyse), Sonra evde bulduğum Schopenhauer’ler, Gazali’ler, ibn-i Haldun’lar… işte bunlar beni hep teşvik etmişti düşünmeye. Doğru-yanlış düşünüyordum, ama düşünüyordum… 3. Sınıf olmuştum artık ve felsefe dersine aşıktım. Dersin hocası da son derece mükemmel anlatıyordu. Ve ben ilk defa bir derse aşıktım. Hiç unutmam herkesin afalladığı son felsefe sınavından 92 almıştım. (2.sınıfta psikoloji görmenin de verdiği terimsel bilgi birikimi de vardı aslında) 3. Sınıftayım, 2.sınıfta gittiğim derneklere devam ediyorum, üzerine birde kitap okuma grubumu eklemiştim. Allah razı olsun konya’dan çok değerli bir abim ile haftalık kitap okuyor 5-10 arkadaşla beraber tartışıyor kitabı kritiğe çekiyorduk. Rasyonelleşmem deki etkisi büyüktü. Rasim özdenöreni, mevdudi’yi, Sezai karakoçu, Muhammed Kutub’u feysbuk dan sözler ile değilde ‘’Kitapları ile tanıdığım’’ senelerdi. Benim Bilmeyi bildiğim senelerdi. O sene çok öğrenmiştim. Çok mutlu ediyordu öğrenmek. Sohbetlerdeki profesörler, okuduğum kitaplar, dinlediğim vasıfsız (devlette vasfı olmayan vasıfsız) deryalar. O zamanlar abimin yanına gittiğim zaman abimin solcu üniversite ile tartışmaya girer çoğu zaman haklı çıkardım. Ama hiçbir şekilde üzmemeye, hakaret etmemeye, özen gösterirdim. Zaten çoğu zaman toplu mekanlarda tartıştığımız için seyircilerin (yani yanımızdakilerin) tasdiği bir doping oluyordu fikirleri benimsetmede. Bana hep sen siyasal bilimleri git derlerdi bu yüzden. Herkesle tartışmaya girmezdim, önce tanır, tartışabilme kapasitesi mi var yoksa diretme olgusu mu var diye iyice süzerdim. 2.sınıfta nerede sanıl davranacağımı öğrenmiştim en nihayetinde. Heh işte 3. Sınıftaydım. Bilmeyi ve öğretmeyi öğrenmiştim, öğretmeyi emin değilim aslında.. Şahsi dostluklarımın en mükemmel olduğu zamandı. O sene sonu ayrılırken en sevdiğim arkadaşımla hüzünlü&sevinçli bir ayrılık oldu, hem sizin gibi düşünüp hem sizin gibi hissedebilen az insan vardır nede olsa… O benden bir sınıf yukarıdaydı, dördüncü sınıftı. Ama en sevdiğim arkadaşımdı. Dostluk Sınıf farkı gözetmezdi ya :) :) o sene hiç bitmedi benim için. Hep yaşıyordum. Dünya da bilmediğim bir şey yoktu. Okuldan sevdiğimiz muhabbetimiz olan hocamız Türkiye-Konya çapında bir edebiyat dergisinde editör, Siyasi partilere yakınlığı olan insanların verdiği güncel örtü altı bilgiler, Konferanslardaki dinlediğimiz Tarihte pek bilinmeyen tarihi vakalar. Hatta bizzat Teşkilatı mahsusanın 2. Devreden görevlisi olan 80 yaşlarındaki bir dede ile bile tanışma fırsatım oldu. (aynı zamanda abdulaziz bekkine hazretlerinin talebesi.) Kendisi kitap yazıyor, bir başkasının isimine yayınlanıyor, NFK’ile beraber çalışmalar vesayir. Siyasi hayatı da bir okadar doluymuş. Gerçekten çok dulu bir dede idi. Daha henüz bir iki ay önce vafat etti, Allah rahmet eylesin. Türkiye kimi kaybettiğini bile bilmiyor. Sanırım değerli insanların değeri yaşarken bilinmiyor. MSRAİHL’nin gelmediğine neden sevinmiyorum onu söylemeyi unuttum. Okuduğum okul Konyanın merkez imam hatip lisesiydi. Konya da okullar arasında etik bir değerlendirme yapılacağı zaman ilk bakılan okuldu. Manevi bir ağırlığı da vardı zaten. Merhum Hacıveyiszade hoca efendinin yaptığı okuldu nihayetinde. Üzerimizde bir sorumluluk duygusu hep vardı. Hocalarımızda her fırsatta bunu dile getirirlerdi… MSRAİHL bir manevi yoksulluk çekiyordu, benzetmede hata olmasın değerler eğitiminden çok ders öğretimine öncelik veriliyordu (genel olarak). Bizzat orda okuyan arkadaşlarımızdan biliyorum. Hoca varken sigara pakedi göstermeler, sınav sorularını hocaların dağıtması (12.sınıf öğrencilerine) devamsızlık ta son derece rahatlık. Vsvs. İşte bu sebepten iyi ki gelmemiş diyorum. Siz olsanın ne derdiniz? Manevi bir eksiklikle Derserinizin iyi olması mı? Yoksa, Değerler eğitimi almış olmak mı? Ben tercihimi başta belirtmiştim. (MSRAİHL’nin gelmemesi de sanırım Allahın bir lütfu.) ve lise son sınıf, aslında son senemi hayatımdan bir sene olarak saymıyorum. Sistemin zorladığı sınav çalışmaları, dünyadan gereksiz asosyalleşmeler, bilgi birikimimin erimesi… o senemi yaşamış saymıyorum onca yaşanmışlığa rağmen. Ha çok mu ders çalıştım hayır, çok da ders çalışmadım gereği kadar sadece. Ama kurulu olan bir düzeni bozup yeni bir düzene adapte olmak hayattan soğutuyor. Ve gerçekten yoruyor. Son senem biraz ‘’okul-dersane-yurt’’ üçgeni içinde şekillendiği için ben den çok bu sistem hayatının bir bölümü… Burada anlatamayacağım, ama yaşayanların çok iyi bildiği birşeyi eklemek istiyorum bu yazıma, devlet yurdunda beraber kaldığınız arkadaşlarınızla olan muhabbet, dostluk, samimiyet, anlatılamaz yaşanır lafını sevmem ama gerçekten öyle. :) İşte Konya Bana Antalya’da elde edemeyeceğim bunca şey kattı. Hayat tecrübesini saymıyorum bile. Sadece bildiklerim için bile ‘eğer yenidene tercih etme şansım olsaydı’ tekrar Konya’yı tercih ederdim…

Yusuf Esad Öz yazdı, 195 kez açıldı, 4 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
25 Kas 16 17:30
Konya'da Lise Yıllarım - 1

Merhaba, ben Yusuf. Sizlere lise yıllarım hakkındaki düşüncelerimi ve izlenimlerimi anlatmaya çalışacağım. Aslen Antalyalıyım, ailem de orada yaşıyor, ama ben Konya da okudum liseyi. Kısaca neden Konya özetliyeyim. Antalya'da İmam Hatip okumak ne kadar mantıklı bilmiyorum. Öğretmenlerin ders anlatış düzeyi -elbetteki islami dersler için-, ve manevi etkenler düşünüldüğünde. Puan bakımından da önde olduğu için Konya. Aynı zamanda Antalya'ya çok da uzak değil. İstanbul'daki İHL’ler göz önüne alınınca.

Konya benim için neden bu kadar değerli sizlere onu anlatmaya çalışacağım. Önce Konya ile tanışma hikayemi anlatayım. Gerisi zaten kendiliğinden gelecektir. İlk okulu (şuan orta okul deniliyor sanırım) bitirmiştim, lise tercihlerinin yapıldığı vakitti, Antalyalıyım, İmam Hatip okumak istiyorum, büyüdüğüm çevrenin etkisi büyük -olumlu açıdan- İmam Hatip istememde. Tercih vakti geldi, Konya’da okumaya karar kıldım bir müddet sonra, tercihleri yaptım tercih yaparken puana göre tercih yapmıştım, üç tercihim vardı 1-Selçuklu Mahmut Sami Ramazanoğlu AİHL, 2-Konya Merkez AİHL, 3-Antalya'nın bir imam hatip lisesi… Puanım çok da yüksek değildi, derslere çok çalışmazdım çoğu öğrenci gibi. Konya Merkez İmam Hatip Lisesi geldi. (aslında MSRA İHL geliyor gibiydi ama ani bir puan yükselmesi oldu o sene ve gelmedi iyi ki de gelmemiş. İleride anlatacağım sebebini). Konya’ya gittik kalacak yer baktık ve devlet yurdunda karar kıldık babamla, (her açıdan diğer yurtlardan iyiydi. Ama en önemlisi yurt okulun bahçesinde idi), yerleştik vesaire. Teferruatları geçmek istiyorum artık. İlk sene pürüzlü bir yıldı, yeni insanlar, yeni bir şehir, yeni bir kültür. Benim için Konya'yı tanıma senesi oldu diyebilirim. O seneyi bitirdim iyi kötü. Ertesi yıl başladığı zaman daha tecrübeliydim, insanlar ile nasıl konuşulması gerektiğini, nerede nasıl davranılması gerektiğini çok daha iyi biliyordum. Bu sene Konya bana tanışmayı öğretmişti. Ve ani bir olgunlaşma katmıştı bana. Devamı diğer paylaşımda...

Mustafa Akkaş yazdı, 141 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Kas 16 02:00
Konya'daki Suriyeliler

Çağlar öncesine dayanan görkemli tarihi ve çok önemli jeopolitik konumu birleştirildiğinde Konya'nın aslında İstanbul, İzmir, Ankara gibi ülkemizin büyük şehirlerine bilim, teknoloji, ulaşım, sanayi, kültürel etkinlik, sosyal aktivite, ulaşım ve turizm gibi alanlarda meydan okuması gerektiğini düşünenlerdenim.

Belediyemizin reklam panolarında, şehir giriş yollarında ve kalabalık insan noktalarında yaptığı makyaj, dışarıdan gelen ziyaretçilerimizin ilk başta gözlerini boyamaya ve zihinlerinde güzel bir şehir olgusunu yaratmasında mutlak başarı sağladığı su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Oysa perdenin arkasında giderek artan trafik sorunu, genç arkadaşlarımız için Suriyeliler'den kaynaklan iş sorunu, şehir merkezindeki mahallelerin alt yapı sorunu, sabah ve akşamları yaşanan ulaşım sorunu yatıyor. Tabi bunlar ilk aklımıza gelen sorunlar.

Bugün ailenizle şehrin herhangi bir parkına gitseniz veya sokaklarda dolaşmak isteseniz, ilk karşılaşacağınız sorun Suriyeliler sorunu. Halk artık bu insanlardan fazlasıyla tedirgin olmakta ve istememekte.

Suriyelilerin burada misafir gibi değil de, bu ülkenin asıl sahibi biziz, mecbur bizi kabul edeceksiniz gibi tavırları, kendi ülkelerinin bırakıp vatanlarından kaçmaları, ülkelerinde yaşanan olayları görmezden gelip burada turist gibi eğlenmeleri, hırsızlık ve her türlü kötü olaylara karışmaları ve halkımızın namusuna göz dikecek kadar cesaret bulup cinayet işlemeleri halkı bıktırmaya yetmiştir.

Şehrimizde başka sığınmacılar da vardır. Somali ve Afganistan'dan gelen mültecilerden halkımız hiçbir şikayette bulunmamıştır yıllarca.

Bir vatandaş olarak, daha büyük olaylara gebe olan bu toplumsal sorunu daha fazla büyümeden çözecek çare üretilmesi gerektiğini dile getirmek isterim.

Rümeysa yazdı, 4094 kez açıldı, 29 misafir olmak üzere 33 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
20 Kas 16 02:00

Rümeysa

Puan: 1

15 Temmuz'da Konya

15 Temmuz gecesi hepimiz için tarihi bir geceydi.Olayların merkezi İstanbul ve Ankara idi belki ama o gece tüm şehirlerimizde destan yazıldı.Ben de biraz o süreçte Konya'nın yazdığı destandan bahsetmek istiyorum.

O gece Şehitler Köprüsü'nün tanklarla kapatıldığı haberleri yayılırken Konya sokağa dökülmeye başlamıştı bile.Cumhurbaşkanımızın meydanlara çağrısıyla çoluk çocuk,büyük küçük demeden herkes kendini sokağa atmıştı.Ama kimse net bir şey bilmiyordu.İstanbul ve Ankara'da bazı yerlerde şehitlerimizin ve yaralılarımızın olduğu haberleri geliyordu,oradaki belirli meydanlarda toplanılması söyleniyordu ama Konya'da böyle bir durum var mıydı varsa nerede toplanılmalıydı bilinmiyordu.En nihayetinde birlik beraberliğe en çok ihtiyacımız olduğu o anda Konya'nın en güzel yerinde, "gel ne olursan ol yine gel" diyen Mevlana Hz.'nin türbesinin bulunduğu Mevlana Meydanında bulmuştu halk kendini.Evet belki o gece o hainler Konya'da kurşun yağdırıp tanklarıyla oradakileri ezmediler ama meydana giden hiç kimse durumdan haberdar değildi.Hatta giderken annem elimizi tutup "korkmayın ölürsek şehit oluruz" demişti hiç unutmam.

Mevlana meydanı tıklım tıklımdı,ilk gün ne ses sistemi ne mikrofon hiçbiri yok tabi.Yüzbinlerce insan tek ses olmuş orada yapılan duaya amin diyordu.O geceden sonra Konya tek bir an bile meydanı boş bırakmadı.Hiç gocunmadan çoluğunu çocuğunu alıp orada uyutan annelerden bastonuyla ayakta durmaya çalışan amcalara kadar herkes meydandaydı.Ta ki Cumhurbaşkanımız nöbetlere son verme çağrısı yapana kadar.Allah birdaha yaşatmasın ama en ufak bir terslikte Konya yine hiç düşünmeden meydanlara akın edip nöbet tutmaya hazır durumda.30 Ağustos gecesi elektrik kesintisi olduğu anda hiçbir çağrı beklemeden kışlaların önünün kapatılması,sokakta korna seslerinin yankılanması da bunun en güzel kanıtıdır.

21 Kas 23:21

Misafir

O günleri yeni baştan yaşamak insanı üzüyor. Onlarca insan öldü. Allah birdaha yaşatmasın. Vatanımızdan başka gidecek yerimiz yok. Önce vatan. Gerisi teferruat.

21 Kas 00:50

Misafir

Benim dedem :)

Mehmet Totan yazdı, 9784 kez açıldı, 92 misafir olmak üzere 93 kişi beğendi, 10 yorum yapıldı.
15 Kas 16 01:30
Konya Ankara'yı Geçtiğinde 2023 Hedeflerine Ulaşacağız
052ba724c01ee50bc28ea5366855f2671479157224

052ba724c01ee50bc28ea5366855f2671479157224

1927 nüfus sayımına göre Ankara Merkez 107 bin, Konya Merkez ise 101 bin nüfusa sahip. Başkent olmanın nimetleriyle geçen 4 yıl sonundaki sayılar bunlar. Çok büyük bir ihtimalle Konya Merkez, Cumhuriyet öncesinde Ankara Merkezden daha büyük bir şehir.

Günümüzde Ankara, Türkiye'nin ikinci, Konya ise yedinci büyük şehri. Ankara büyümeye doymuş, Konya ise büyümeye devam ediyor. (Aşağıdaki resim, illerin büyüme oranlarını gösteriyor, Mavi renkli Konya'nın performansı Ankara'dan daha yüksek görünüyor). Coğrafi avantajları daha iyi olan Konya gün gelecek Ankara'dan daha ileri bir şehir olacak. Eşyanın tabiatı bu.

18409d2c96647825ae072eebe066b20b1479157262

İstikrarlı bir şekilde büyümeye devam eden Konya'nın yeni problemleri var. Konya'nın en büyük 3 problemi trafik, Karatay’daki hava kirliliği ve minibüsçüler olarak gösteriliyor. (Kaynak: Konyalı vatandaş neden dertli? - Hâlid Şen). 

Trafik problemini çözmek için yeni çevre yollarına ihtiyaç olduğu konusunda herkes hemfikir. Mevcut çevre yolları şehrin içinde kalmış ve şehir içi trafiğinin bir parçası olmuş. Bu yollara bir de Ankara'dan, Antalya'dan, Afyon'dan, Karaman'dan gelen transit araçlar eklenince trafik problemi artıyor. Neyseki Konya'da otoyol düzeyinde (3 gidiş, 3 geliş) yeni bir çevre yolu inşaatı devam ediyor. Bu projenin 2018 yılında biteceği ilan edilmiş. Bazılara göre ise 2018'de bitmesi imkansız. Vatandaş, projelerin yavaş ilerlemesinden şikayetçi.

Konya'ya yeraltından ulaşımı sağlayacak metroların yapılması da gündemde. Kimilerine göre metro, çevre yollarını yapmak kadar önemli olmasa da bir ihtiyaç. Metro çalışmalarının 2017'nin ilk aylarında başlaması planlanıyor. Metroya sahip bir Konya diğer Anadolu şehirleri için de öncü olacak.

c0d8c0f46857c8fcd43a10ced424a1321479157285

Toplam ihracatı 1 milyar doları aşan 16 şehirden biri. Son 15 yılda ihracatı 13 kat artmış ve ihracat sıralamasında 13. şehir olmuş. Tabi bu nüfusuna göre hak ettiği yer değil. Fakat Konya, Kocaeli gibi limanlara ve Avrupa'ya yakın bir şehir de değil. En iyi performansı Savunma Sanayii ihracatında (5. sıra) ve makina ihracatında (6. sırada) gösteriyor. Katma değeri daha yüksek ürünler üretilebilirse, hakettiği seviyeye çok daha az bir zamanda ulaşabilir.

Konya, ulaşım ve altyapı problemlerini halledebilirse büyük ovası ve uygun coğrafi yapısı ile kısa zamanda Ankara'dan daha büyük bir şehğir olacak. Konya, Ankara'yı geçtiğinde işte o zaman Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisine girmiş olacağız.

[Giriş/Kaydol butonuna basarak siz de Geornalist Konya'da paylaşım yapabilirsiniz.]

18 Kas 15:57

Misafir

malesef konya çantada keklık konya ovası alarm verıyor mavı tunel bıle nefes veremeyecek durumu hızla gıdıyor göller kurudu bılınçsiz tarım ve konya da sözu gecen cemaatlar yanı tahır buyukkörukçulerın sözu gecdıgı kadar konya ilçe ve köylerının sözu

18 Kas 15:06

Misafir

Çember şeklinde bir metro saçmalık. bari bir ucunu organizeye sanayilerine götürseydiniz.