İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Sevdaşrn

25 / Puan: 5.67

İstanbul

Faruk Aslan

108 / Puan: 0.67

İstanbul

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 48 dakika kaldı.

Sevdaşrn yazdı, 15 kez okundu, 1 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
14 Haz 17:00

Sevdaşrn

Puan: 5.67

Günah Keçisi Yüklem

Meşhur bir fimde öğretmenin biri cümlenin ögelerini anlatıyordu.Verdiği cümleyi tam olarak hatırlamıyorum.Ali akşam eve geç geldi diyelim cümleye.Öğretmen her sorunun yükleme sorulacagını söylediğinde ögrencilerden biri hocam her haltı yiyen Ali ama her şeyi yükleme soruyoruz diyerek arkadaşlarını da güldürmüştüBu sahne aklımdan hiç çıkmaz.Çünkü öğrencinin olaya bakış açısı çok  hoşuma gitmişti

      Fiili işleyen iradeli bir insan.Lakin insanın işlediği her fiil onu evirir çevirir yeri gelir bahtiyar eder yeri gelir zıllete düşürür.Bundandır ki kişiyi kendinden değil işlediği fiilden sorar az buçuk dilbilgisi bilenler. Ve atalar da der ki ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Ve şunu unutmamalıyız ki insana işlediği fiil bulaşır.Demirle meşgul olana pasıŞ şekerle meşgul olana şiresi bulaşır.Umud edelim ki Allah c.c bizi güzel fiillere fail eylesin.

Faruk Aslan yazdı, 14 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
12 Haz 21:00

Faruk Aslan

Puan: 0.67

Vakit Akşam
ad2639d452098d2be2d3cd64205481c71496697910

Ne vakit akşam çökse aklıma

Gönlüm olur birdenbire  ama^

Yoktur açacak bana bir lamba

Artık benden yok kimseye fayda

Bilmem başka dimağlara çöker mi

Hemhal eder mi bu karanlık bizi

Etse dahi yoksa samimiyet fiili

Ondanda gelmez bize fayda ki!

Olsun sen sakın pes etme, ara

Güneşi bulamazsın belki  ama

Küçük bir kor parçası bulsan da

Elbet kavuşacaksın aydınlığa

Belki bir gün,belki bir gün olacak

Her yer,herkes ışık saçacak

Samimiyet soluyacak insanlık

İçindeki kini söküp atacak

İnsanlık insan olduğunu

Elbet bir gün anlayacak

ad2639d452098d2be2d3cd64205481c71496697910

Abdullah Uzun yazdı, 15 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
11 Haz 05:00
Sağ Yanım

Sizin hiç sağ yanınız ağırdı mı ? Sızladı mı sağınız ?

Bazen solunuzdan vazgeçmeniz gerekir.

Bazen solunuzu unutmalısınız. Sanki O, sizi hiç kırmamış gibi.

Gururdan ya da dik durmaktan değil bu.

Aksine, yenilgiden. Aşk'a yenilmek, kalbinize ve O'na kazandırmak değil midir ?

Hep O'nun kazanmasını istemez misin zaten ?

Bu yüzden solunuz ağırmamalı.

Tüm kızgınlıklarla, pişmanlıklarla, vazgeçmişliklerle O'na kaybetmelisiniz.

Solunuza olacak her şeyden mutlu olmalısınız.

Çoktan teslim olmamış mıydı solunuz ?

Hep bir şeylerin yarısı olmaktan bahsederler. Solunuz O'na ait..

Tüm kötü şeylere rağmen bu iyi bir şey.

Gerçekten de yarını verebilmişsin O'na. Sağın senin artık.

Senin varlığın sadece sağ tarafında.

Bu yüzden saçının kokusu, güzel sesi, adını söyleyişi, gözlerine bakışı, anılar, fotoğraflar, umutlar artık sadece sağınızı acıtabilir.

Hamken solunuz acır, piştiğinizde solunuz unutulur, yandığınızda sağınız acımalı..

Benay Özbent yazdı, 38 kez okundu, 1 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
01 May 01:00

Benay Özbent

Puan: 9.33

Erken

İnce ince yağmur yağardı gözlerinden,

Benim şu ıslanmaktan bıkmış üstüme..

Gökyüzü cennetle buluşurken,

"Elveda" diyorsun bana

Oysaki vakit henüz çok erken.

Gözlerin gözlerime karışırken,

En güzel rüyalarım seninle renklenirken,

Ölüyorum ben,

Oysaki vakit henüz çok erken.

Yarım kalan şiir dizeleri gibi,

Geceleri doğan güneş gibi,

Şarap şişelerinde arıyorum seni.

Tüketemediğim umutlarım karanlığa karışırken,

Gidiyorsun sen,

Oysaki vakit henüz çok erken.

Gözyaşlarım buharlaşırken,

Şu mevsim benliğini şaşırmış sonbahar gecesinde,

"Elveda" diyorsun bana,

Oysaki vakit henüz çok erken.

Ve kalkıp giderken yanımdan öylece,

"Elveda" diyorsun bana,

Sanki yabancıymışım gibi,

"Veda" ediyorsun bana..

Oysaki sevgilim,

Vakit henüz çok erken.

Beraber içeceğimiz kadeh kadeh

Yalnızlıklarımız varken,

Gitmek için vakit

Henüz çok erken.

M Asaf Ağar yazdı, 93 kez okundu, 3 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Nis 13:00

M Asaf Ağar

Puan: 0.33

Karga Martı Hüzün

Nerde saklanıyorsun

Şehrin öbür ucuna ihtiyacım var

Bir caddede karşılaşmaya

Merdivenlerde çarpışmaya

Uzun bir yola ihtiyacım var

Kargalar ağlıyor

Zamansa oldukça hızlı dövüyor dizlerimi

Rüzgar sıcaklıgını yağmurla karla paylaşıyor

Bu şehirde bilmediğim bir koku arayaşındayım

Bu şehir de bir arayışta

Belli ediyor tutkusuzluğunu

Martılar çığlık çığlığa

Hüzüne boğulmuş bir dünyadan çıkmaya çalışıyorum

Dudaklarımda kuru bir ayrılık var

Hiç bir dokunuşta bulunmayan

Hiç temasta bulunmamışken

Bir korku var ruhumda

Derinden hissediyorum

Bu hüzün fazla derin geldi

Boğuluyorum

Mahmud Asaf AĞAR

Ali Şahan Avsuz yazdı, 72 kez okundu, 4 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
07 Nis 01:00

Ali Şahan Avsuz

Puan: 21.33

Baharda

Hani çıksak dışarı,

Eski günlerden yüz bulup tutuşsak el ele,

Güneşin kızarttığı toprağa basarak,

Çimenlere uzansak.

Ortak olsak ağustos böceğinin neşesine,

Şahit olsak kumruların eşsiz sevgisine,

Ve martıların gülüşüne eşlik etse gülüşümüz,

Üzdüğü bulutlardan özür dilerken güneş,

El sallasak gökyüzündeki uçağa,

İçinde tanımadığımız yüzlerce insana,

Baharda her şey yakışır insana,

Gülmek, gülüşmek, sevmek, sevişmek,

Biz sadece gezelim kol kola,

Bir çay bahçesi durağımız,

Bir de pastahane kurabiye sıcaklığında,

Sebep çok sevdiğim baharda,

Sen bile daha güzelsin,

Ben daha aşığım mesela,

Kuşlar bile ayrı ötüyor,

Doğa haykırıyor sanki,

Sevin diye birbirinizi dünyaya.

Atç yazdı, 70 kez okundu, 4 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
05 Nis 01:00

Atç

Puan: 10.67

Beklemek ve Kaybetmek

Yaşamak zorunda olduğum bu karanlık dünya, acı sonlarıyla ağır ağır yaklaşıyor bana.

Ve bende acı sonları bekliyorum.

Üstelik bekliyor olmak güzel bir şiir yazmaya yarıyor sadece.

Uykusuzluğa, belki ağlamaya.

-

Bu simsiyah yer de, siyaha sarınarak,

Bembeyaz kalmaya çalıştım bunca sene.

İnsanlar sarındığım şeye aldanıp yanımdan bile geçmediler,

Bunun bedelini yalnız kalarak verdim belki de.

-

Bunca şeyi anlatmak için sakallarımın çıkmasını bekledim.

İnsanlar sakalım yok diye beni dinlemezler gibi geldi belki de.

Ve kitabımın kapağında sakallarımı okşadığım bir fotoğrafım olsun istedim.

Sakallarım hala çıkmadı ve böylelikle farkında olmadan beklemeyi anlatmayı da bekledim.

-

Küçükken sinekler peşimi bırakmayıp, her yanımı sardığında,

Kanım tatlı benim der,gülerdim.

Şimdilerde çürüdüğümü düşünüp,ağlıyorum.

Hayat insanı ne hale getiriyor.

-

Hayat insanla sınırlı da kalmıyor,dünyaya da dokunuyor.

Örneğin dışarıda oluk oluk kan akıyor ben beklerken,

Çocuk cesetleri üst üste duruyor,

Ve hiç biri altta kalanın canı çıksın diye bağırmıyor.

-

Öyle mahalle maçları da olmuyor artık,

Çocuklar genelde topa değil,birbirlerine vuruyor.

İnsanlık birbirini yiyor bir hiç uğruna,

Bakıyorum herkes barış istiyor,ama kimse barışmıyor.

-

Her şey bu kadar kötü giderken, bende kendime yakışanı yapıyorum.

İstikrarlı bir şekilde devam ediyorum kaybetmeye,

Bütün insanlar görmezden gelse de,

Bu kadar çocuk ölüyorken mutlu olmak yakışmaz benim gibilere.

-

Önceden uyanıkken gördüklerim uyurken gördüklerimden kötü değildi.

Artık uyurken gördüğüm kabuslar,uyanıkken gördüğüm gerçekliklerden daha cazip geliyor.

Ve sonunda tek dileği,bütün bunları düşünmekten kurtulup uyuyakalmak oluyor insanın.

Kabuslarla başı dertte değilse eğer, hemen kapatıyor gözlerini dünyaya.

-

Uyku,vicdanlı insanların tek dayanağı,

Beklemek ve kaybetmenin yürekli annesi.

Çekip alıyor çocuk cesetlerinin üzerinden beni,

Diretmiyorum ben de,sabaha karşı sarılıyor bana.

-

Beklemek ve kaybetmek,hiç durmadan büyüyen iki küçük kardeş.

Beklemek abisinden korkar hep, hiç gelsin istemez yanına.

Araları da pek iyi sayılmaz ancak,

Bayılırlar sonu hüsran olan oyunları oynamaya.

-

Bir rivayete göre,bu iki kardeş ne zaman kavga ederse,

Anneleri o zaman çocukları terk eder.

Bir gerçeğe göre,insan beklediğini ne zaman kaybederse,

Uyku insanı o zaman terk eder.

-

Ve gecenin en kör saatinde,insan böyle çocukça bir denklemin içinde kaybedebilir kendini.

Ölümle haşır neşir,oldukça çaresiz,her yer karanlık ve sessiz.

Sabah gözlerimi açacağımı bildiğim hayat ise,

Uykusuz ve annesiz!

Ali Şahan Avsuz yazdı, 93 kez okundu, 5 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
08 Mar 02:00

Ali Şahan Avsuz

Puan: 21.33

Yitik

Alo,

Sesin gelmiyor mu?

Gelmiyor.

Sonuna kadar gidiyor parmağım,

Çevirirken numaranı,

Ahizede soğuk metal kokuları.

Alo, alo, alo!

Kumbaram çoktan kırılmış,

Tüm birikimim üzüntü yığınları,

Velespit gidonuna bile yön vermez,

İrademin yitik duyguları.

Lastik peşinde koşmaktan yorulmuş,

Saklandığı yerde unutulmuş,

Anı defteri arasında kurumuş gül yaprakları,

Ah! Gençliğim, çocukluğum, huzur eşiğim ,

Yitmiş bir benim,

Bir tabloda unutulmuş ağlayan çocuk yüzü kederim,

Kara tren karası bahtım,

Huş türküsü beklentisizliği,

Acep nedendir giden herşeyin gelmezliği,

Alo, alo, alo...

Kimse yok mu geçmişimden,

Ses ver bana,

Kendini kaybetmek duygusu bu muydu yoksa?

Söyle bana,

İçimdeki çocuğun cılız sesi.

Sıla Münir yazdı, 92 kez okundu, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
05 Mar 10:00
Bahar Geliyor!

Penceremden ay süzülmüş...

Şehrin ışıkları hikâye!

Oldum olası cızırtı gibi gelmiştir o ışıklar bana.

Bir aya bakıyorum, bir de farklı renklerde titreyen şehrin ışıklarına...

Ne diyordu *Murat abi; "Âsude bir bahar ülkesi.."

Cuk oturdu!

Şu an başka türlü ifadeden âcizim.

Ne güzel bir cümle; Âsude bir bahar ülkesi...

İyi ki hakiki yazarlar var...

Yoksa bilmem kaç binlik kelime dağarcığımla neyi, nasıl ifade ederdim.

İnsan, başıboş değil. Her an kılavuza muhtaç.

Sadece beden ve beyin mi?

Ruhumuz da öyle.

Aslında ruhumuzun rotası belli de biz saptırıyoruz onu.

Temiz, tertemiz yaratılmış.

Müzik ruhun gıdasıymış!

Palavra!

On sene oldu müzik dinlemeyeli.

O vakte kadar elime kalem almadan kendi zevkime göre doldurduğum kasetleri dinlerdim.

Sonu hüsran!

Bütün birikmiş hislerimi buhar edip uçururdu o müzikler.

Sözleri ne kadar mana yüklü olursa olsun ruhuma gıda değil ezâ oldu, cefâ oldu müzik dinlemek. Şimdi rahatım, dinlemiyorum. Şiir kitapları okuyorum.

Bugün kendimi çok delikanlı hissediyorum.

Her mazluma yeterim, her kavgaya karışan cinsten. Bütün börtü böceği, hayvanatı ellerimle besleyecek yüreğe sahip olurum.

Baharı hep böyle karşıladım.

Uzak, çok uzaklardan gelen, hasreti çekilen bir misafiri karşılar gibi...

Elim kolum dolaşık, bakışlarım yeşilin tonlarına mıhlı...

Cazibesine yaz kış kapıldığım güneş, baharda ne hale getiriyor tahmin edin.

Abartıyor muyum?

Az bile söyledim.

Bahar geliyor bahar!!!

Balkon demirinde muhabbeti tavan yapmış iki kumru...

Peşi sıra, dünyaca ünlü, bilmem nerenin bilmem kimin orkestrasını sollayacak ses, nağme ve derinlikte şakıyan tek başına bir sığırcık.

(Kuşların isimlerini delibozuk ama esaslı bir zanaat erbabından öğrendim. Çiçeklerin de... Ben ona cancağızım derim, o da bana zibidi der. Aramızdan su sızmaz. )

Bahar geliyor...

Kimbilir kimin kabirleri yeşillenecek...

Kimbilir kuş cıvıltılarını kaç yetim mahzun bir  gülümseyişle seyre dalacak...

Allahü teâlâ cennetinde kavuştursun.

Bahar böyle işte!

Her sene aynını yapıyor.

İlk nazarda aşık ediyor, içimi umutla, hayalle dolduruyor. Her işvesi yüreğimi yerle yeksan ediyor.

Bir de bakmışım dönüp gitmiş.

Bu kadar sevinme der gibi...

Muhabbetin en heyecanlı yerinde, ölümü hatırlatıyor.

Kollarımı iki yana açmış koşarken, ayaklarıma çelme takıyor.

İyi yapıyor.

Hakiki dostlar ölümü unutturmaz!

Dünya fâni, ahıret bâki...

Fotoğraf: @siirdukkan, çiçek, sıklamen.

*Murat Başaran

Mücahid Cesur yazdı, 198 kez okundu, 12 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Şub 18:00

Mücahid Cesur

Puan: 2.67

Kalp Yarası
01c83f17d7f63a19251d3e22ed10f1121487330806

01c83f17d7f63a19251d3e22ed10f1121487330806

    Dikeniyle beraber sevmek lazım gülü
    Hem sevgi hem de acı için
    Seven unutur mu hiç dünü
    Fani dünyada bu telaş niçin

    Malayani işlerle vaktin oldu harap
    Yaradan’a sığınırız her zaman düşünce dara
    Kâr ile ayrılacak idealine varan
    Kol mühim değil yeter ki açılmasın kalpte yara

    Kalpte açıldığında yara onarmak zordur
    Tabip bul kendine o yaranı onarsın
    Sen kıvılcım sanarsın ölümü oysa ki kordur
    Din ile geçmeyen her dakika solarsın

    Onun için yolumuz sadece olsun helal
    Kul hakkı yeme yoksa ahirette batarsın
    Bir gün sevdiklerine edeceksin veda
    Sonra cehennemde kendi haline yanarsın

                                                              M.Mücahid Cesur

Muqavemet yazdı, 174 kez okundu, 8 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
17 Şub 02:00

Muqavemet

Puan: 0

Kırık Beşik

Asude bir çığlık düştü kulaklarıma,
Mavi deryaların gök ile karıştığı yerden.
Dingin çileler değdi gözlerime,
Aşılmaz dağların cüce olduğu memleketten.
İniltilerin ninni nağmelerini bastırdığı,
Beşiklerin ölü bebeleri uyuttuğu,
Babaların öfkelerini örse koyduğu,
Kahrın demiri ikiye bölebilmede mahir olduğu,
Firakın kol gezdiği şehirlerden...
Asude bir çığlık düştü kulaklarıma,
Dingin çileler değdi gözlerime.

Yalın ayaklarında asfalt ve toprağın rengi,
Vuslatı ararken gözü yaşlı bir kadın,
Elinde son tutamağından kalma bir sevgi.
Gözleri iz peşinde yol tutmuş bir gelin.
Tutsaklığına hürriyetin ezgiler dizen çocuğu,
Kucağında büyüten çilenin ninesi.
Yüzünü ince ince çizerken talih,
Güneş her yarığına renginden sürdü.
Dünya kadar küçümsediği yük bindi,
Nazenin bedeni ile çileyi doğuranın...
Yalın ayaklarında asfalt ve toprağın rengi,
Elinde son tutamağından kalma bir sevgi.

Karanlık ruhları esarette tutuk etmişken,
Hangi şehrin ışıkları bu öyle arsız parıldayan.
Ay parçası yüzünde toz tortu tutmuşken,
Beşiği moloz yığınlarına direnen çocuğun...
Ne gözyaşları temizler dimağına düşen tozu,
Ne de uykular unutturur kâbus gördüğü gündüzü.
Ekranda gördüğü “amcalar” karabasan oluverdi...
Oyuncağı sandığı uçakların kin kustu gökte.
Büyüyebilme hayali bile çok görüldü ona,
Beşiğine tonlarca demirden yük konulalı.
Kundağına barut kokusu düştü düşeli,
Yarınlardan da umudunu yitirdi bebek.
Karanlık ruhları esarette tutuk etmişken,
Ay parçası yüzünde toz tortu tutmuşken.

Yara nedir öğrenmemiştim ben anne,
Elime kına diye kan sürülen günden önce.
Okşa toprağımın üstünü acım dinsin anne.
Bir ninni söyle mezarımın yanı başında...
Aman sesin kısılmasın, gözün de yaş görmesin!
Ninnin taa başkentlerin duvarlarına değsin.
Belki boğazına düğümlenir tatlı sözlerin,
Beşiğimi mezar eyleyen “amcalar” duymasın!
Başucumda yalnız sen Yasinler oku,
Beşiğimi kıranlar bana yaklaşmasın!
Yara nedir öğrenmemiştim ben anne!
Okşa toprağımın üstünü acım dinsin anne!

Sahi anne neden kırdılar benim beşiğimi?
Yer tutmazken koca dünyalarında...
Neden çamura düşürdüler emziğimi?
Onların sofrasında gözüm yoktu benim!
Bana beşiğim, emziğim ve sen yeterdin!
Zaten artık oyuncakları da sevmiyorum...
Üstümüze bıraktığı soğuk demirlerden sonra.
Sahi anne neden kırdılar benim beşiğimi?
Neden çamura düşürdüler emziğimi?

17 Şub 11:51

Abdulhamid Osmanoğlu

Güzel...

Nida Tandoğan yazdı, 165 kez okundu, henüz yorum yapılmadı.
17 Şub 02:00

Nida Tandoğan

Puan: 12.33

Yaşama Sanatı

direnir durur mürekkebi solan bu kalbin sessiz cızırtısında

bilmez hangi dağın yamacında hangi ceylan gözyaşı döker

bir nefes alırsın vermenin bini bin para

şiir öyle kolay değildir kelimeler dizilmez yan yana

ruhtur çağıran onu anlaşılmaz gölgesi

Mücahid Cesur yazdı, 162 kez okundu, 14 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 Şub 02:00

Mücahid Cesur

Puan: 2.67

Son Durak
a80e17d103edeec32f205ff136972d9f1486678186

a80e17d103edeec32f205ff136972d9f1486678186

Kimi ondan dem vurur, kimi şundan
Medet umarlar meydanda ki puttan
Bilmezler ki gelmez onlardan hayır
Yenilecekler çünkü görünüyor ufukta

Ezan okunur, vurur kadehe utanmazlar
Yaradandan korkmaz, kuldan utanmazlar
Hepsi olmuş şeytanın evladı
Bizi yenecekler imanımızı kuşanmazsak

Ahlak, hoşgörü yok aforoz olmuşlar
Mideden gırtlağa haramla dolmuşlar
Türk toprağına musallattırlar
Çünkü şeytanı cehennemden kovmuşlar

Bunların en çok korktuğu yol sırattır
Hepsi de birbirinden domuz suratlı
İstediğin kadar dua et
Ama bil ki toprak hepimiz için son duraktır

                                                                                                M.Mücahid Cesur

Fevzi Altınok yazdı, 122 kez okundu, 11 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
07 Şub 02:00

Fevzi Altınok

Puan: 1.33

Sokakta Hayat Var

Bazılarına hayat daha doğarken sırtını döner.

Buz gibi havalarda büyürler, sıcak ortamları sadece yazın bilirler. Normalde insan anne ve babasının himayesinde büyür ama bazıları bu durumdan muaf tutulmuştur. Şans, kapılarını bu taşra insanlarının üzerine kilitleyip anahtarı okyanus fırlatmıştır.

Burada herkes kendi şansını yaratmak zorundadır bu bir ihtimaldir ikinci ihtimal ise intihardır. Hayat kimseye üçüncü bir imkan tanımaz.

Gelişmiş ülkelerde insanlar hayatın doyum noktasına ulaştıkları için intihar ederlermiş. Burada ise aç oldukları için intihar ediyorlar. Hayat bu kadar uç noktalarda tamamlıyor kendini. Ortası olmaz çoğu zaman ya hep ya hiçtir çalışma prensibi.

Gazeteler de tinerci olarak geçerler bu insanlar bazen, bazen ise cepçi ama kimse sormaz ” neden bu halde bu çocuklar ? “ diye. Umursamazlar çünkü gazetecilere haber kodamanlara ise ego tatmin edebilecekleri bir ortam sağlanmıştır.

Bu hayatta kimse sıcak evinde oturup geleceğini planlamayı bırakıp sokakta tiner koklamaz ya da insanları gasp etmez yapıyor ise mecbur kalmıştır. Ama bu dünya da herkes gariban olanın peşindedir. Şirketler milyonlarca lira vergi kaçırıp kahraman ilan edilirken bu insanlar serseri, tinerci olarak adlandırılır ve toplumdan dışlanır.

“Burası dünya yahu, burası bu kadar işte.” Diyen , Muhsin Ünlü’nün ne demek istediğini çok net anlamaya başladım.

Bu rezil düzenin kaypak ve iki yüzlü insanlarının tüm dışlamalarına rağmen ben sokak çocuklarından hala umutluyum.

Ayhan Kurtuluş Gök yazdı, 87 kez okundu, 1 misafir olmak üzere 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
06 Şub 02:00
Abartırım Ben

Sarıl bana uzaktan, at kollarını üstüme.

Mesafeler engel değil ki seni sevmeme.

Ben hissederim sen yeter ki sarıl bana.

Göz bebeklerimin içine bak!

Ağlamaktan kızarmış birer cehennem azabı gibi.

Ruhuma bir dokunsan, yerin yedi kat altından tırnaklarıyla kazıya kazıya çıkarak, bedenimin yerini bulmuş gibi.

Sen bakma bana abartırım ben.

Avuçlarımın arasında bıraktığın gözyaşıyla avunurum.

Oturur, ölesiye kadar hayal kurarım belki,

sağ elimde biram, sol elimde ucuz sigaram.

Camdan izlerim yaşayan insanları,

ölü bir insan geçtiğini görürsem,

Koşar sarılırım… 

Fevzi Altınok yazdı, 95 kez okundu, 6 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
05 Şub 10:00

Fevzi Altınok

Puan: 1.33

Tavsiye ve Uyarı

Geçmişten gelen acılar ve gelecek kaygısı şimdiyi mahveden iki zıt olgu. Sürekli gelecek için çalışıp bir gün mutlu olmak için mücadele verip hiçbir anı yaşayamadan ölmenin nasıl bir duygu olduğunu düşününce bu hayatta tek gerçeğin ölüm olduğu düşüncesi daha da netleşiyor bulanık beynimde.

Çok fazla kasıyoruz aslında her şeyi fazla büyütüyoruz kafamız da, belki aranız da yapanlarınız vardır ben arada yaparım çok bunaldığım zaman ölümü getiririm aklıma ölüm gibi korkutucu bir kavramın rahatlatıcı bir etkisi olduğunu da o zaman anladım. Zaten ölümün kelime anlamını bana sorsalardı kurtuluş derdim. Hem nasıl demeyim önceden karaya vuran hayvanlar için üzüldüğümüz bu dünya da karaya vuran çocuk cesetleriyle karşılaşınca insan ölümü kurtuluş olarak görüyor.

Diyorum ya o yüzden basit olayları gözünüz de büyütmeyin. En büyüğünün etkisi bir hafta yani bir hafta kendinizi hırpalamak yerin ... et demeyi öğrenin akıl sağlığınız için söylüyorum bunu. Yarısı anti depresan kullanan bir ülke için saçma bir tavsiye oldu ama olsun belki henüz kafayı yakmayan birileri okur bu yazıyı.

Esra Aydar yazdı, 71 kez okundu, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
05 Şub 06:00

Esra Aydar

Puan: 6.67

Bizbilmedik Çabalayak Bilmedik Kime Koşak!!

Çaba üzerine herşey yazılabilir

Var olan diger herşey üzerine yazılanlardan eksik yahut fazla yazılabilir !!

Tekrarsız aynı şeyler için farklı yollarla

ya da ki farklı şeyler için aynı yollarla ..

Alemde var olanları bağlayan, mücadeleler; bizibir kılan.

Neler uğruna savaştık ne içindi bunca çaba?!?

Herşeyden önce çabasız var mı hayatta!

Baktık hep etrafımıza yarını eksik dünü muzdarip bu günü tasa bildik.

Çabasızlardan kalma çabalarla kaderimiz yazıldı da.

Ne çabaladık ama bizce kendimizce ne çok emek.

Kimseler görmedi lakin bilmedi kimsecikler

Ne için cabaladık kim içindi bunca emek!

Hepsi ziyan oldu hepsi de töhmet..

Kaderi keder

Umudu yara

Sevdayı acı bilip,

Aşk'ı da hiç bilmedikse

Ne ola ki çabalayak??

Gören bilen kim ola ki çabalayak?

Gören bilen kim ola ki derdi alak ?

Sordukta aldıksa da cevap,

Bilmedik çabalayak, bilmedik kime koşak.

#ÇabaAllahİçinOlmalı.

Burhan Çekici yazdı, 126 kez okundu, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
04 Şub 18:00
Kırılmadan Yaşayın Hayatı

Yalnızlık en güzel şeydir. Seni kıracak,üzecek kimsen olmaz. Önceleri yalnız kaldığımda üzülürdüm şimdi ise yalnızlığı bir lütuf gibi değerlendiriyorum.

Birini seversin veya hoşlanırsın onca sözler sarf edersin onun için sonra bir bakarsın kanadı kırık kuş gibi orta kaldığını görürsün.

Çırpınır çırpınır durursun,çırpınışların boştur bilmezsin. Harap olursun. Acılarımızı artık kimseye anlatamaz olduk. Çünkü ne kadar anlattıysak bir o kadar

acılarımız arttı. Siz siz olun kimsenizle acınızı paylaşmayın buna ihtiyaç bile duymayın. Sizi anlamış gibi yaparlar ama anlamazlar. Anlamayacaklar da.

Sevmek,bir olmak güzel şey aslında. Bazen bende istiyorum birisi hayatıma girsin,birlikte gülelim,ağlayalım istiyorum ama olmuyor işte.

Kime değer verirsek,kimi seversek hep onlar yapıyorlar kalbimize ilk darbeyi. Bizi bizden başkası sevemez ve anlayamaz.

insanların kendilerine göre bir bahanesi var. Benim bahanem yok sadece bir gerçeğim var o da şu; ''asla kimse, kendinizi sevdiğiniz kadar sizi sevemez,sevmeyecekte''.

İnsanlar beni sevsin diye çaba göstermeyin. Başkaları için kendinizi değiştirmekten vazgeçin artık. Sizi olduğunuz gibi kabul edemiyorlarsa hayatınıza almayın onları.

Almayın ki üzülmeyin. Gülüşlerinizi kaybetmeyin.

Her şeye inat sadece gülümseyin..

Sıla Münir yazdı, 224 kez okundu, 7 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
04 Şub 02:00
Hisse

Bize ne sizin hikayenizden!

Demeyin; her hikayede bir hisse elbet vardır.

Benim payıma düşen, yapı itibariyle ne kadar hayat dolu, şen olursam olayım, içimde barınan hüznümün artık vatan-ı aslîsine kavuşmuş olmasıydı. Belki istisnasız her gece, başım yastıkla buluşunca, şöyle ohh diyeceğim sırada hatırıma gelir kaybettiğim yakınlarım. Ah ne olaydı da her vakit bu rikkat ve olgunlukla çarpsaydı yüreğim?! Ama ekserisi gece hortluyor böyle derin hislerin öyle değil mi...

On yedili yaşlarımda tanıdım seni. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Bilmediğimiz bir şey birbirimize hızla itti bizi.

Bağlandık...

Çok yürüdük...

Kol kola her yürüyüşte, duasını okumam için, ezan diner dinmez dirsek atışın geliyor hatırıma. Başını eğerdin, fısıltıyla okuduğum ezan duasına usul usul amin derdin.

Gözlerine uzun baktığımda kendini tutamaz gülerdin. Bayılırdım seni böyle güldürmeye. Aslında utanırdın da biraz. Sen kayıyor derdin , ben oynaşıyorlar derdim gözlerin için.

Benden altı yaş ihtiyar olduğunu fırsatını bulduğum an yüzüne yüzüne söylerdim. Sen de her seferinde kızmak yerine döve döve severdin beni.

Yaşımdan öte değer verirdin bana. İlk yazılarını bana okurdun, ben de sana...

Bazen ayakkabının içine, defter ya da kitabının arasına, ceplerine, her eşyanın içine mutluluk dolu notlar yazıp bırakırdım.

Sen de yapardın ama, benim kadar abartmazdın.

Sanki mutlu etmek için çıkmıştın karşıma. Sadece beni değil, herkesi.

Senin gibi dinleyen insan tanımadım.

Bana hep sabrı tavsiye ederdin. Dediklerin hep çıkardı ihtiyar bacı...

Omuzunda hıçkırarak ağladım. Hep seve seve teselli ettin.

Gençliğimin en deli çağlarında, akranlarım  (çevrem itibariyle) ucuz sevda acıları çekerken, senin vesilenle dâvâ namzeti oldum.

Tavuk Suyuna Çorbalar kitabını elinde görünce, aklın fikrin yemek demiştim de köteği vermiştin sırtıma sırtıma...

Bir keresinde aşık olmak nasıl birşeydir diye sormuştun. Hem merak ediyordun hem de yaşamak istiyordun aşkı.

Heyhat!..

Genç yaşta ruhunu teslim ettin.

İnşallah şehidlerle kıyılmıştır nikahın.

Durgun halinde bile tebessüm yayan dudakların, vefat ettiğin anda da öyleydi.

Hüsn-ü zannım daima taze ve bakidir şehid olarak vefat ettiğine.

Dualarım da.

Mekanın cennet olsun canım ablam...

Ayhan Kurtuluş Gök yazdı, 74 kez okundu, 1 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
02 Şub 06:00
Sabah Kahvaltısı

Ben tabağıma biraz huzur, biraz da sevinç alabilir miyim? Bir bardakta mutluluk doldurur musunuz? Birde arkada çok kısık seste Müslüm Gürses çalabilir mi? Ancak her zaman istediklerimiz olmuyor. Benim masamda hüzün, tabağımda mutsuzluk, bardağımda ise gözyaşı dolu...