İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Sıla Münir

1 / Puan: 939

İstanbul

Bulut Sever

2 / Puan: 651

İstanbul

Mümtaz Fuat

3 / Puan: 535

Bursa

Ali Şahan Avsuz

4 / Puan: 527

Adana

Bülent Kesler

5 / Puan: 468

İstanbul
Ankara

Gülşen Aslan

7 / Puan: 388

İstanbul

Minel Alya Bayrak

8 / Puan: 360

Erzurum

Burhan Çekici

9 / Puan: 316

Ordu

Nida Tandoğan

10 / Puan: 313

Adana

Salman Döner

11 / Puan: 285

İstanbul

Atç

12 / Puan: 260

Eskişehir

Meyzen Ruha

13 / Puan: 258

İstanbul

Tuğba Bozkurt

14 / Puan: 235

Ankara

Kürşat Koyuncu

15 / Puan: 221

Ankara

Ahmet

16 / Puan: 219

Kayseri

Benay Özbent

17 / Puan: 211

İstanbul

Aykırı Genç

18 / Puan: 202

Ankara

Sevdaşrn

19 / Puan: 197

İstanbul

Rümeysa Yağcı

20 / Puan: 194

İstanbul

Esra Aydar

22 / Puan: 185

Ordu
İstanbul

Ayşegül Koçar

23 / Puan: 182

Ankara

Berat İlhan

24 / Puan: 155

Bursa

Papatya

25 / Puan: 148

İstanbul

Burcu Mıhcı

26 / Puan: 147

Ankara

Yusuf B. Ketenci

27 / Puan: 146

Bursa
Eskişehir

Furkan Akkaya

29 / Puan: 133

Tekirdağ

Mücahid Cesur

30 / Puan: 132

İstanbul

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 27 dakika kaldı.

Bilal Özdemir yazdı, 30 kez açıldı, 1 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
12 Ara 17 01:00
<B><İ>La Havle</i></b>

HEP BİR AGIZDAN “ES” VERİN

HEP BİR OMUZDAN “RA “ DİYE VURUN.

ASLI İSRADIR CÜNKİ.

GÜZELLİĞİ MİRAÇTA .

KUDRETİ SIĞMAZ ARŞ-I ÂLÂ YA

VURUN AHALİ VURUN

                                                                                                                                               

VURUN AHALİ VURUN

YUMRUKLAR GÜRZ OLA

ALNININ CATINDAN VURULAN ÇOCUKLAR ADINA

VE AŞKINA

GÜN OLA DEVRAN DÖNE

DOST MASASI ŞEN OLSUN DİYE

VURUN AHALİ VURUN

                                                                                                                                               

SEVGİLİNİN GÜLÜŞÜNDE YİTİRİLEN UMUTLAR ADINA

NAR TANESİ SOĞUKLUĞUNDA

SEVGİNİZ SU BERAKLIĞINDA

VE TAŞ SAĞLAMLIĞINDA

VE CIKMADAN ZALİMİN ZÜLMÜ KININDAN

DOĞRULUP VURUN AHALİ

                                                                                                                                               

HEP BİR AGIZDAN “ES” VERİN

HEP BİR OMUZDAN “RA “ DİYE VURUN.

ASLI İSRADIR CÜNKİ.

GÜZELLİĞİ MİRAÇTA .

KUDRETİ SIĞMAZ ARŞ-I ÂLÂ YA

VURUN AHALİ VURUN

Sizce bu yazı dergimizin Ocak sayısında yayınlansın mı?
Mutlaka yayınlansın.
Yayınlansın.
Fark etmez.
Yayınlanmasın.
Gülşen Aslan yazdı, 31 kez açıldı, 2 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
14 Eki 17 17:00
Sensiz Kapanmaz Yaram

Kapanması zor,derin yaraları vardır insanın bir türlü geçmeyen..

Mutsuzluk uyuşturuyor,umudun kıyısız tarafındayım.

Hissettiklerim derine,kalbime sığmıyorlar

Dokunsan gözlerimden taşacaklar

Duvar manzaralı pencerede hayaller kuruyorum

Hiçbir hayal tatmin etmiyor

Zira gemisi batan kaptan gibiyim.

Beraber gülmeyi özlediğim ama affedemediklerim var

Tebessüm etmeye kalktıkça sahteleşiyorum

Düşünüyorum koca evren su ile kaplıyken,benim nasıl olur da içim yanar?

Kursağımda kaldı umudum,sırtıma vura vura çıkardı hayat.

Yeni bir şey öğrenmiş oldum

Ruh yorulunca gözlerden akarmış ter

Yine de ben kaybetmedim

Bilmiyorlardı en büyük uçurum gözdür

Gözden düşenin tek bir parçası bile bulunmaz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ali Şahan Avsuz yazdı, 48 kez açıldı, 2 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
12 Eki 17 01:00
Hoşgeldin

Kırık mı kalbim,

Sorma,

Ağlarım bağzı,

Utanırım.

Pişman olmaksa bu,

Pişmanım,

Sevmek duygusunu bilseydim,

Hiç omzumda taşımazdım.

Kalbe zarar, akla zarar,

Bir türlü zarar...

Senin gelişin, kalışın ve de gidişin,

Yok çare ve ne mümkün,

Girdin gönlüme, girdim gönlüne.

İzin yok gayrısı ya da gerisine,

Şikayetçi değilim asla,

Hastayım biraz akıldan, ruhtan, aşktan,

Geldin bir bahar vakti,

Sevdim bir kasımpatı saksısının kıyısında,

Hapşurdun, çok yaşa diledim,

Yaşadın da,

Sonra yaşadın başka bir hayatta çokça.

Ben seni bekledim,

Sahil kenarlarında, kasımpatı kavşaklarda,

Sonra bir pazar kahvehane camından gördüm seni,

Tam takozu devirecekken masaya,

Yanında bir kız çocuğu,

Elinde türlü zerzavat dolu bir poşet,

Koştum ardından, yakaladım cılız kollarından.

Tanıdın mı beni, dedim,

Tanıdım dedin ya,

Aktı kalbimden aşağı sımsıcak bir şey,

Unutmamış demek ki,

O da hala beni düşünüyor belli ki.

Sarıldım sıkıca umutlarıma.

Bir çay bahçesinde oturup konuştuk uzun uzun,

Çocuk okula başlamış bu sene, Başarılıymış da, görsen ne tatlı cimcime,

Sonra o hayırsızdan bahis oldu,

Kalbime köz döküldü,

Deniz ikiye yarıldı sanki,

Gökyüzü ağlamaklı oldu.

İçermiş her gece,

Dövmekse o da varmış elbette,

Siroz demiş doktorlar,

Ağlamaya başladı ansızın,

Sus dedim tamam daha fazla devam etme,

El sıkışıp ayrıldık sonra,

Ben sarıldım yine umutlarıma,

Pek değil,

Birkaç ay sonra karşılaştık,

Yüzü solmuş, ayağında eski bir çarık,

Yanaştım yanına,

Sarıldım umursamadan hiçbir şeyi,

Ben burdayım sıkma artık canını der gibi,

Sarıldı o da, düşerken uçurumdan tutunacak son dalmışım gibi.

Ağladı, anlattı sonra yine ağladı,

Kaybetmiş hayırsız kocasını,

Sonra bu zamanda kız evlatla bir kadın ne yapar?

Ağladım sonra ben de,

Yaşa benimle dedim düşünmeden,

Babalıksa babalık, kocalıksa koca,

Kabul etmez dedim içimden, etti.

Başladı saadet dolu günler,

Bekarlık hayatından kalan zirzopluklara veda etti bu kaptan,

Aldı dümeni eline sonra çekti gemisini en sığ limanlara.

Yaşamak bu be dedim bi an,

Nefes aldım sanki ilk defa gerçekten,

Toz pembe bulutlar dağıldı sonra çok geçmeden,

Bir sabah göremedim evden çıkarken,

Ve sonra karşılamadı kapıda,

Yine gitti anlaşılan.

Alıştı bu beden, alıştım ben kabul,

Git nereye gidersen,

Hayalin de gidecek değil ya,

Biraz beyaz peynir, kavun falan,

Sonra anasona boğulur mevsim,

Ve sonra anasına sayılır bu feleğin,

Geleceği aldırmadan.

Sen bilirsin ya beni,

Gelsen yine aynı severim seni,

Severim hem de sanki hiç gitmemişsin gibi,

Girsen mesela şu kapıdan,

Selam versen yeniden,

Diyeceği bellidir gönlümün,

Selam verdin,

Safa verdin,

Hoşgeldin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ali Şahan Avsuz yazdı, 78 kez açıldı, 3 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
4 Tem 17 01:00
Unutmak Sanrısı

Gülmeyi unuttuk be,

Sevmeyi unuttuk,

Soldurduk gencecik yaşta,

Bu kalbi kuruttuk.

Eski olan hiçbir şey yok yenide,

Oysa ne güzel günler bırakmıştık geride,

İki çocuk hayalimiz vardı hani bir de,

Oğlan Ferit olacaktı, kızın adı Feride.

Ah be geçmişim,

Aylak takımı sevgilerim,

Sokak başında başıboş kalmış kalbim,

Aşk bir kıvılcım samana atılmış bilirim.

Şimdi sahipsiz kaldı herşey,

Duvarda resmin yok,

Dudaklarımda ismin,

Ne geceler sayıklamıştım oysa,

Unutmak ne kolaymış meğer sevgilim.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Sevdaşrn yazdı, 73 kez açıldı, 5 misafir beğendi, 1 yorum yapıldı.
14 Haz 17 17:00

Sevdaşrn

Puan: 197

Günah Keçisi Yüklem

Meşhur bir fimde öğretmenin biri cümlenin ögelerini anlatıyordu.Verdiği cümleyi tam olarak hatırlamıyorum.Ali akşam eve geç geldi diyelim cümleye.Öğretmen her sorunun yükleme sorulacagını söylediğinde ögrencilerden biri hocam her haltı yiyen Ali ama her şeyi yükleme soruyoruz diyerek arkadaşlarını da güldürmüştüBu sahne aklımdan hiç çıkmaz.Çünkü öğrencinin olaya bakış açısı çok  hoşuma gitmişti

      Fiili işleyen iradeli bir insan.Lakin insanın işlediği her fiil onu evirir çevirir yeri gelir bahtiyar eder yeri gelir zıllete düşürür.Bundandır ki kişiyi kendinden değil işlediği fiilden sorar az buçuk dilbilgisi bilenler. Ve atalar da der ki ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Ve şunu unutmamalıyız ki insana işlediği fiil bulaşır.Demirle meşgul olana pasıŞ şekerle meşgul olana şiresi bulaşır.Umud edelim ki Allah c.c bizi güzel fiillere fail eylesin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Faruk Aslan yazdı, 66 kez açıldı, 1 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
12 Haz 17 21:00

Faruk Aslan

Puan: 44

Vakit Akşam
ad2639d452098d2be2d3cd64205481c71496697910

Ne vakit akşam çökse aklıma

Gönlüm olur birdenbire  ama^

Yoktur açacak bana bir lamba

Artık benden yok kimseye fayda

Bilmem başka dimağlara çöker mi

Hemhal eder mi bu karanlık bizi

Etse dahi yoksa samimiyet fiili

Ondanda gelmez bize fayda ki!

Olsun sen sakın pes etme, ara

Güneşi bulamazsın belki  ama

Küçük bir kor parçası bulsan da

Elbet kavuşacaksın aydınlığa

Belki bir gün,belki bir gün olacak

Her yer,herkes ışık saçacak

Samimiyet soluyacak insanlık

İçindeki kini söküp atacak

İnsanlık insan olduğunu

Elbet bir gün anlayacak

ad2639d452098d2be2d3cd64205481c71496697910

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Abdullah Uzun yazdı, 65 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 Haz 17 05:00
<B>Sağ Yanım</b>

Sizin hiç sağ yanınız ağırdı mı ? Sızladı mı sağınız ?

Bazen solunuzdan vazgeçmeniz gerekir.

Bazen solunuzu unutmalısınız. Sanki O, sizi hiç kırmamış gibi.

Gururdan ya da dik durmaktan değil bu.

Aksine, yenilgiden. Aşk'a yenilmek, kalbinize ve O'na kazandırmak değil midir ?

Hep O'nun kazanmasını istemez misin zaten ?

Bu yüzden solunuz ağırmamalı.

Tüm kızgınlıklarla, pişmanlıklarla, vazgeçmişliklerle O'na kaybetmelisiniz.

Solunuza olacak her şeyden mutlu olmalısınız.

Çoktan teslim olmamış mıydı solunuz ?

Hep bir şeylerin yarısı olmaktan bahsederler. Solunuz O'na ait..

Tüm kötü şeylere rağmen bu iyi bir şey.

Gerçekten de yarını verebilmişsin O'na. Sağın senin artık.

Senin varlığın sadece sağ tarafında.

Bu yüzden saçının kokusu, güzel sesi, adını söyleyişi, gözlerine bakışı, anılar, fotoğraflar, umutlar artık sadece sağınızı acıtabilir.

Hamken solunuz acır, piştiğinizde solunuz unutulur, yandığınızda sağınız acımalı..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Benay Özbent yazdı, 93 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
1 May 17 01:00

Benay Özbent

Puan: 211

Erken

İnce ince yağmur yağardı gözlerinden,

Benim şu ıslanmaktan bıkmış üstüme..

Gökyüzü cennetle buluşurken,

"Elveda" diyorsun bana

Oysaki vakit henüz çok erken.

Gözlerin gözlerime karışırken,

En güzel rüyalarım seninle renklenirken,

Ölüyorum ben,

Oysaki vakit henüz çok erken.

Yarım kalan şiir dizeleri gibi,

Geceleri doğan güneş gibi,

Şarap şişelerinde arıyorum seni.

Tüketemediğim umutlarım karanlığa karışırken,

Gidiyorsun sen,

Oysaki vakit henüz çok erken.

Gözyaşlarım buharlaşırken,

Şu mevsim benliğini şaşırmış sonbahar gecesinde,

"Elveda" diyorsun bana,

Oysaki vakit henüz çok erken.

Ve kalkıp giderken yanımdan öylece,

"Elveda" diyorsun bana,

Sanki yabancıymışım gibi,

"Veda" ediyorsun bana..

Oysaki sevgilim,

Vakit henüz çok erken.

Beraber içeceğimiz kadeh kadeh

Yalnızlıklarımız varken,

Gitmek için vakit

Henüz çok erken.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
M Asaf Ağar yazdı, 148 kez açıldı, 3 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Nis 17 13:00
<B>Karga Martı Hüzün</b>

Nerde saklanıyorsun

Şehrin öbür ucuna ihtiyacım var

Bir caddede karşılaşmaya

Merdivenlerde çarpışmaya

Uzun bir yola ihtiyacım var

Kargalar ağlıyor

Zamansa oldukça hızlı dövüyor dizlerimi

Rüzgar sıcaklıgını yağmurla karla paylaşıyor

Bu şehirde bilmediğim bir koku arayaşındayım

Bu şehir de bir arayışta

Belli ediyor tutkusuzluğunu

Martılar çığlık çığlığa

Hüzüne boğulmuş bir dünyadan çıkmaya çalışıyorum

Dudaklarımda kuru bir ayrılık var

Hiç bir dokunuşta bulunmayan

Hiç temasta bulunmamışken

Bir korku var ruhumda

Derinden hissediyorum

Bu hüzün fazla derin geldi

Boğuluyorum

Mahmud Asaf AĞAR

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ali Şahan Avsuz yazdı, 124 kez açıldı, 5 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
7 Nis 17 01:00
Baharda

Hani çıksak dışarı,

Eski günlerden yüz bulup tutuşsak el ele,

Güneşin kızarttığı toprağa basarak,

Çimenlere uzansak.

Ortak olsak ağustos böceğinin neşesine,

Şahit olsak kumruların eşsiz sevgisine,

Ve martıların gülüşüne eşlik etse gülüşümüz,

Üzdüğü bulutlardan özür dilerken güneş,

El sallasak gökyüzündeki uçağa,

İçinde tanımadığımız yüzlerce insana,

Baharda her şey yakışır insana,

Gülmek, gülüşmek, sevmek, sevişmek,

Biz sadece gezelim kol kola,

Bir çay bahçesi durağımız,

Bir de pastahane kurabiye sıcaklığında,

Sebep çok sevdiğim baharda,

Sen bile daha güzelsin,

Ben daha aşığım mesela,

Kuşlar bile ayrı ötüyor,

Doğa haykırıyor sanki,

Sevin diye birbirinizi dünyaya.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Atç yazdı, 130 kez açıldı, 7 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
5 Nis 17 01:00

Atç

Puan: 260

Beklemek ve Kaybetmek

Yaşamak zorunda olduğum bu karanlık dünya, acı sonlarıyla ağır ağır yaklaşıyor bana.

Ve bende acı sonları bekliyorum.

Üstelik bekliyor olmak güzel bir şiir yazmaya yarıyor sadece.

Uykusuzluğa, belki ağlamaya.

-

Bu simsiyah yer de, siyaha sarınarak,

Bembeyaz kalmaya çalıştım bunca sene.

İnsanlar sarındığım şeye aldanıp yanımdan bile geçmediler,

Bunun bedelini yalnız kalarak verdim belki de.

-

Bunca şeyi anlatmak için sakallarımın çıkmasını bekledim.

İnsanlar sakalım yok diye beni dinlemezler gibi geldi belki de.

Ve kitabımın kapağında sakallarımı okşadığım bir fotoğrafım olsun istedim.

Sakallarım hala çıkmadı ve böylelikle farkında olmadan beklemeyi anlatmayı da bekledim.

-

Küçükken sinekler peşimi bırakmayıp, her yanımı sardığında,

Kanım tatlı benim der,gülerdim.

Şimdilerde çürüdüğümü düşünüp,ağlıyorum.

Hayat insanı ne hale getiriyor.

-

Hayat insanla sınırlı da kalmıyor,dünyaya da dokunuyor.

Örneğin dışarıda oluk oluk kan akıyor ben beklerken,

Çocuk cesetleri üst üste duruyor,

Ve hiç biri altta kalanın canı çıksın diye bağırmıyor.

-

Öyle mahalle maçları da olmuyor artık,

Çocuklar genelde topa değil,birbirlerine vuruyor.

İnsanlık birbirini yiyor bir hiç uğruna,

Bakıyorum herkes barış istiyor,ama kimse barışmıyor.

-

Her şey bu kadar kötü giderken, bende kendime yakışanı yapıyorum.

İstikrarlı bir şekilde devam ediyorum kaybetmeye,

Bütün insanlar görmezden gelse de,

Bu kadar çocuk ölüyorken mutlu olmak yakışmaz benim gibilere.

-

Önceden uyanıkken gördüklerim uyurken gördüklerimden kötü değildi.

Artık uyurken gördüğüm kabuslar,uyanıkken gördüğüm gerçekliklerden daha cazip geliyor.

Ve sonunda tek dileği,bütün bunları düşünmekten kurtulup uyuyakalmak oluyor insanın.

Kabuslarla başı dertte değilse eğer, hemen kapatıyor gözlerini dünyaya.

-

Uyku,vicdanlı insanların tek dayanağı,

Beklemek ve kaybetmenin yürekli annesi.

Çekip alıyor çocuk cesetlerinin üzerinden beni,

Diretmiyorum ben de,sabaha karşı sarılıyor bana.

-

Beklemek ve kaybetmek,hiç durmadan büyüyen iki küçük kardeş.

Beklemek abisinden korkar hep, hiç gelsin istemez yanına.

Araları da pek iyi sayılmaz ancak,

Bayılırlar sonu hüsran olan oyunları oynamaya.

-

Bir rivayete göre,bu iki kardeş ne zaman kavga ederse,

Anneleri o zaman çocukları terk eder.

Bir gerçeğe göre,insan beklediğini ne zaman kaybederse,

Uyku insanı o zaman terk eder.

-

Ve gecenin en kör saatinde,insan böyle çocukça bir denklemin içinde kaybedebilir kendini.

Ölümle haşır neşir,oldukça çaresiz,her yer karanlık ve sessiz.

Sabah gözlerimi açacağımı bildiğim hayat ise,

Uykusuz ve annesiz!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ali Şahan Avsuz yazdı, 142 kez açıldı, 6 misafir olmak üzere 7 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
8 Mar 17 02:00
Yitik

Alo,

Sesin gelmiyor mu?

Gelmiyor.

Sonuna kadar gidiyor parmağım,

Çevirirken numaranı,

Ahizede soğuk metal kokuları.

Alo, alo, alo!

Kumbaram çoktan kırılmış,

Tüm birikimim üzüntü yığınları,

Velespit gidonuna bile yön vermez,

İrademin yitik duyguları.

Lastik peşinde koşmaktan yorulmuş,

Saklandığı yerde unutulmuş,

Anı defteri arasında kurumuş gül yaprakları,

Ah! Gençliğim, çocukluğum, huzur eşiğim ,

Yitmiş bir benim,

Bir tabloda unutulmuş ağlayan çocuk yüzü kederim,

Kara tren karası bahtım,

Huş türküsü beklentisizliği,

Acep nedendir giden herşeyin gelmezliği,

Alo, alo, alo...

Kimse yok mu geçmişimden,

Ses ver bana,

Kendini kaybetmek duygusu bu muydu yoksa?

Söyle bana,

İçimdeki çocuğun cılız sesi.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Sıla Münir yazdı, 155 kez açıldı, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
5 Mar 17 10:00

Sıla Münir

Puan: 939

Bahar Geliyor!

Penceremden ay süzülmüş...

Şehrin ışıkları hikâye!

Oldum olası cızırtı gibi gelmiştir o ışıklar bana.

Bir aya bakıyorum, bir de farklı renklerde titreyen şehrin ışıklarına...

Ne diyordu *Murat abi; "Âsude bir bahar ülkesi.."

Cuk oturdu!

Şu an başka türlü ifadeden âcizim.

Ne güzel bir cümle; Âsude bir bahar ülkesi...

İyi ki hakiki yazarlar var...

Yoksa bilmem kaç binlik kelime dağarcığımla neyi, nasıl ifade ederdim.

İnsan, başıboş değil. Her an kılavuza muhtaç.

Sadece beden ve beyin mi?

Ruhumuz da öyle.

Aslında ruhumuzun rotası belli de biz saptırıyoruz onu.

Temiz, tertemiz yaratılmış.

Müzik ruhun gıdasıymış!

Palavra!

On sene oldu müzik dinlemeyeli.

O vakte kadar elime kalem almadan kendi zevkime göre doldurduğum kasetleri dinlerdim.

Sonu hüsran!

Bütün birikmiş hislerimi buhar edip uçururdu o müzikler.

Sözleri ne kadar mana yüklü olursa olsun ruhuma gıda değil ezâ oldu, cefâ oldu müzik dinlemek. Şimdi rahatım, dinlemiyorum. Şiir kitapları okuyorum.

Bugün kendimi çok delikanlı hissediyorum.

Her mazluma yeterim, her kavgaya karışan cinsten. Bütün börtü böceği, hayvanatı ellerimle besleyecek yüreğe sahip olurum.

Baharı hep böyle karşıladım.

Uzak, çok uzaklardan gelen, hasreti çekilen bir misafiri karşılar gibi...

Elim kolum dolaşık, bakışlarım yeşilin tonlarına mıhlı...

Cazibesine yaz kış kapıldığım güneş, baharda ne hale getiriyor tahmin edin.

Abartıyor muyum?

Az bile söyledim.

Bahar geliyor bahar!!!

Balkon demirinde muhabbeti tavan yapmış iki kumru...

Peşi sıra, dünyaca ünlü, bilmem nerenin bilmem kimin orkestrasını sollayacak ses, nağme ve derinlikte şakıyan tek başına bir sığırcık.

(Kuşların isimlerini delibozuk ama esaslı bir zanaat erbabından öğrendim. Çiçeklerin de... Ben ona cancağızım derim, o da bana zibidi der. Aramızdan su sızmaz. )

Bahar geliyor...

Kimbilir kimin kabirleri yeşillenecek...

Kimbilir kuş cıvıltılarını kaç yetim mahzun bir  gülümseyişle seyre dalacak...

Allahü teâlâ cennetinde kavuştursun.

Bahar böyle işte!

Her sene aynını yapıyor.

İlk nazarda aşık ediyor, içimi umutla, hayalle dolduruyor. Her işvesi yüreğimi yerle yeksan ediyor.

Bir de bakmışım dönüp gitmiş.

Bu kadar sevinme der gibi...

Muhabbetin en heyecanlı yerinde, ölümü hatırlatıyor.

Kollarımı iki yana açmış koşarken, ayaklarıma çelme takıyor.

İyi yapıyor.

Hakiki dostlar ölümü unutturmaz!

Dünya fâni, ahıret bâki...

Fotoğraf: @siirdukkan, çiçek, sıklamen.

*Murat Başaran

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Mücahid Cesur yazdı, 280 kez açıldı, 13 misafir olmak üzere 15 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Şub 17 18:00
Kalp Yarası
01c83f17d7f63a19251d3e22ed10f1121487330806

01c83f17d7f63a19251d3e22ed10f1121487330806

    Dikeniyle beraber sevmek lazım gülü
    Hem sevgi hem de acı için
    Seven unutur mu hiç dünü
    Fani dünyada bu telaş niçin

    Malayani işlerle vaktin oldu harap
    Yaradan’a sığınırız her zaman düşünce dara
    Kâr ile ayrılacak idealine varan
    Kol mühim değil yeter ki açılmasın kalpte yara

    Kalpte açıldığında yara onarmak zordur
    Tabip bul kendine o yaranı onarsın
    Sen kıvılcım sanarsın ölümü oysa ki kordur
    Din ile geçmeyen her dakika solarsın

    Onun için yolumuz sadece olsun helal
    Kul hakkı yeme yoksa ahirette batarsın
    Bir gün sevdiklerine edeceksin veda
    Sonra cehennemde kendi haline yanarsın

                                                              M.Mücahid Cesur

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Muqavemet yazdı, 242 kez açıldı, 8 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
17 Şub 17 02:00

Muqavemet

Puan: 48

Kırık Beşik

Asude bir çığlık düştü kulaklarıma,
Mavi deryaların gök ile karıştığı yerden.
Dingin çileler değdi gözlerime,
Aşılmaz dağların cüce olduğu memleketten.
İniltilerin ninni nağmelerini bastırdığı,
Beşiklerin ölü bebeleri uyuttuğu,
Babaların öfkelerini örse koyduğu,
Kahrın demiri ikiye bölebilmede mahir olduğu,
Firakın kol gezdiği şehirlerden...
Asude bir çığlık düştü kulaklarıma,
Dingin çileler değdi gözlerime.

Yalın ayaklarında asfalt ve toprağın rengi,
Vuslatı ararken gözü yaşlı bir kadın,
Elinde son tutamağından kalma bir sevgi.
Gözleri iz peşinde yol tutmuş bir gelin.
Tutsaklığına hürriyetin ezgiler dizen çocuğu,
Kucağında büyüten çilenin ninesi.
Yüzünü ince ince çizerken talih,
Güneş her yarığına renginden sürdü.
Dünya kadar küçümsediği yük bindi,
Nazenin bedeni ile çileyi doğuranın...
Yalın ayaklarında asfalt ve toprağın rengi,
Elinde son tutamağından kalma bir sevgi.

Karanlık ruhları esarette tutuk etmişken,
Hangi şehrin ışıkları bu öyle arsız parıldayan.
Ay parçası yüzünde toz tortu tutmuşken,
Beşiği moloz yığınlarına direnen çocuğun...
Ne gözyaşları temizler dimağına düşen tozu,
Ne de uykular unutturur kâbus gördüğü gündüzü.
Ekranda gördüğü “amcalar” karabasan oluverdi...
Oyuncağı sandığı uçakların kin kustu gökte.
Büyüyebilme hayali bile çok görüldü ona,
Beşiğine tonlarca demirden yük konulalı.
Kundağına barut kokusu düştü düşeli,
Yarınlardan da umudunu yitirdi bebek.
Karanlık ruhları esarette tutuk etmişken,
Ay parçası yüzünde toz tortu tutmuşken.

Yara nedir öğrenmemiştim ben anne,
Elime kına diye kan sürülen günden önce.
Okşa toprağımın üstünü acım dinsin anne.
Bir ninni söyle mezarımın yanı başında...
Aman sesin kısılmasın, gözün de yaş görmesin!
Ninnin taa başkentlerin duvarlarına değsin.
Belki boğazına düğümlenir tatlı sözlerin,
Beşiğimi mezar eyleyen “amcalar” duymasın!
Başucumda yalnız sen Yasinler oku,
Beşiğimi kıranlar bana yaklaşmasın!
Yara nedir öğrenmemiştim ben anne!
Okşa toprağımın üstünü acım dinsin anne!

Sahi anne neden kırdılar benim beşiğimi?
Yer tutmazken koca dünyalarında...
Neden çamura düşürdüler emziğimi?
Onların sofrasında gözüm yoktu benim!
Bana beşiğim, emziğim ve sen yeterdin!
Zaten artık oyuncakları da sevmiyorum...
Üstümüze bıraktığı soğuk demirlerden sonra.
Sahi anne neden kırdılar benim beşiğimi?
Neden çamura düşürdüler emziğimi?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
17 Şub 11:51

Abdulhamid Osmanoğlu

Güzel...

Nida Tandoğan yazdı, 240 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Şub 17 02:00
Yaşama Sanatı

direnir durur mürekkebi solan bu kalbin sessiz cızırtısında

bilmez hangi dağın yamacında hangi ceylan gözyaşı döker

bir nefes alırsın vermenin bini bin para

şiir öyle kolay değildir kelimeler dizilmez yan yana

ruhtur çağıran onu anlaşılmaz gölgesi

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Mücahid Cesur yazdı, 236 kez açıldı, 15 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 Şub 17 02:00
Son Durak
a80e17d103edeec32f205ff136972d9f1486678186

a80e17d103edeec32f205ff136972d9f1486678186

Kimi ondan dem vurur, kimi şundan
Medet umarlar meydanda ki puttan
Bilmezler ki gelmez onlardan hayır
Yenilecekler çünkü görünüyor ufukta

Ezan okunur, vurur kadehe utanmazlar
Yaradandan korkmaz, kuldan utanmazlar
Hepsi olmuş şeytanın evladı
Bizi yenecekler imanımızı kuşanmazsak

Ahlak, hoşgörü yok aforoz olmuşlar
Mideden gırtlağa haramla dolmuşlar
Türk toprağına musallattırlar
Çünkü şeytanı cehennemden kovmuşlar

Bunların en çok korktuğu yol sırattır
Hepsi de birbirinden domuz suratlı
İstediğin kadar dua et
Ama bil ki toprak hepimiz için son duraktır

                                                                                                M.Mücahid Cesur

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Fevzi Altınok yazdı, 162 kez açıldı, 12 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
7 Şub 17 02:00
Sokakta Hayat Var

Bazılarına hayat daha doğarken sırtını döner.

Buz gibi havalarda büyürler, sıcak ortamları sadece yazın bilirler. Normalde insan anne ve babasının himayesinde büyür ama bazıları bu durumdan muaf tutulmuştur. Şans, kapılarını bu taşra insanlarının üzerine kilitleyip anahtarı okyanus fırlatmıştır.

Burada herkes kendi şansını yaratmak zorundadır bu bir ihtimaldir ikinci ihtimal ise intihardır. Hayat kimseye üçüncü bir imkan tanımaz.

Gelişmiş ülkelerde insanlar hayatın doyum noktasına ulaştıkları için intihar ederlermiş. Burada ise aç oldukları için intihar ediyorlar. Hayat bu kadar uç noktalarda tamamlıyor kendini. Ortası olmaz çoğu zaman ya hep ya hiçtir çalışma prensibi.

Gazeteler de tinerci olarak geçerler bu insanlar bazen, bazen ise cepçi ama kimse sormaz ” neden bu halde bu çocuklar ? “ diye. Umursamazlar çünkü gazetecilere haber kodamanlara ise ego tatmin edebilecekleri bir ortam sağlanmıştır.

Bu hayatta kimse sıcak evinde oturup geleceğini planlamayı bırakıp sokakta tiner koklamaz ya da insanları gasp etmez yapıyor ise mecbur kalmıştır. Ama bu dünya da herkes gariban olanın peşindedir. Şirketler milyonlarca lira vergi kaçırıp kahraman ilan edilirken bu insanlar serseri, tinerci olarak adlandırılır ve toplumdan dışlanır.

“Burası dünya yahu, burası bu kadar işte.” Diyen , Muhsin Ünlü’nün ne demek istediğini çok net anlamaya başladım.

Bu rezil düzenin kaypak ve iki yüzlü insanlarının tüm dışlamalarına rağmen ben sokak çocuklarından hala umutluyum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Ayhan Kurtuluş Gök yazdı, 133 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
6 Şub 17 02:00
Abartırım Ben

Sarıl bana uzaktan, at kollarını üstüme.

Mesafeler engel değil ki seni sevmeme.

Ben hissederim sen yeter ki sarıl bana.

Göz bebeklerimin içine bak!

Ağlamaktan kızarmış birer cehennem azabı gibi.

Ruhuma bir dokunsan, yerin yedi kat altından tırnaklarıyla kazıya kazıya çıkarak, bedenimin yerini bulmuş gibi.

Sen bakma bana abartırım ben.

Avuçlarımın arasında bıraktığın gözyaşıyla avunurum.

Oturur, ölesiye kadar hayal kurarım belki,

sağ elimde biram, sol elimde ucuz sigaram.

Camdan izlerim yaşayan insanları,

ölü bir insan geçtiğini görürsem,

Koşar sarılırım… 

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.