Edebiyat

Yıl 3 Sayı 1
Aylık ücretsiz blog dergisi
www.geornalist.com
OCAK 2017

Esra Aydar

Kar Taneleriyle..

İÇİNDEKİLER

Kar Taneleriyle..
Esra Aydar / ORDU
Üşümek / Ben Bunları Ünlü Olmak İçin Anlatmıyorum
Sıla Münir / İSTANBUL
Mandıra Adamı
Ahmet Demir / İSTANBUL
İstanbul Belki Bulur İstanbul'u
Lavinya / İSTANBUL
Öldürülmüş Sokaklar
Emirhan Çınar / ESKIŞEHIR
Yok Ettik Sandığın, Misliyle Dönecektir!
Sıla Münir / İSTANBUL
Yine Bugün Hüzün Kalbim
Esra Aydar / ORDU
Yedi Aralık
Atç / ESKIŞEHIR
Zamanın Aşk Hâli
Amantes Amentes / ADANA
Altıncı His(?)
Heri Potır Sakallı / ANKARA
Alışkan Değil Yapışkan
Sevdaşrn / İSTANBUL
<B>Piraye İlk Defa Konuştu !</b>
Minel Alya Bayrak / ERZURUM
Nabız Yok
İsa / İSTANBUL
Ruhani Kan
Can Sultan / ADANA
Hayat Kısa Kuşlar Uçuyor
Nesibe Çakıcı / BALIKESIR
Nikbinlik
Minel Alya Bayrak / ERZURUM
Divan Şiirinde Bir Aşk Yolculuğu
Mücahit Kılıç / İSTANBUL
Rüzgâr
Ali Şahan Avsuz / ADANA
Özgürlüğe Dair
Can Sultan / ADANA
Bitmeyen İşlerin Biten İnsanı
Sevdaşrn / İSTANBUL
Bu Gece
Feyza Aykut / ADANA

Esra Aydar

Puan: 6.67

Kar Taneleriyle

Esra Aydar yazdı, 697 kez okundu, 12 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
Merhaba dünya !!! birikiyor her gün biraz daha hüzünlerimiz .. Daha dün anlamadıklarımı, anlamaya çalıştıklarımı bugün anlamakta zorlanmıyorum. Ben mi büyüdüm dünya mı değişiyor yoksa !! Ahh hayat bügün kar yağıyor bu güzel günde kötü anısı olmayan her insan sever herhalde kar ile hasret gidermeyi ö
1
okuma modu
devamı...

Merhaba dünya !!! birikiyor her gün biraz daha hüzünlerimiz .. Daha dün anlamadıklarımı, anlamaya çalıştıklarımı bugün anlamakta zorlanmıyorum. Ben mi büyüdüm dünya mı değişiyor yoksa !! Ahh hayat bügün kar yağıyor bu güzel günde kötü anısı olmayan her insan sever herhalde kar ile hasret gidermeyi özellikle o ilk düşen kar tanelerini avucunda toplamak ister tane tane usul usul yağan karı seyre dalmak hatta içinde kaybolup bi kardan adama dönüşmek için çabalar belki..

Kar yağıyor sonra hayal ediyorum karlar eriyor ve tekrar aynı döngü başlıyor ne garip!

Bütün insanlar gibi farklı boyutlarda farklı özelliklere sahip kar taneleri asagiya kadar iniyor sonra birbirlerine karışıp suya dönüsuyor peki sonra sonrası aynı buharlaşma ve tekrarı ... insanlar gibi tıpkı.

insanlarda ölmüyor mu sonra bi katliyam bi savaş sonrası ölüm ve yine ölüm hep aynı çıkarlar, zulümler, 5 kuruşluk toprak için henüz yüreği çarpan anaları, babaları evlatları vatanından, yurdundan etmeyi kendine ilke edinmiş 3 kuruşluk beyni ile insanları kendine kul edebilecegini zanneden anasını satıp babasına boyayan insan müsvetteleri... Allah sorsun hesbını kalmasın mahşere dahi ki !! görsün insanlar bilsin insanoglu anlasın daha şimdiden! ...

Cigerim yanıyor analar ağlıyor ciğerim yanıyor mazlumlar çırpınıyor belki de son kez mahzun gözlerle,, halep ağlıyor filistin ağlıyor insanlar ağlıyor insanlık kanıyor.

Allah'ım yardım et...

İnsanlıklarını unutursa insanlar, karlara baksın onlar anlatır geldikleri yerden gidecekleri yeri.

Yardım et Allah'ım.

2

Sıla Münir

Puan: 40

Üşümek / Ben Bunları Ünlü Olmak İçin Anlatmıyorum

Sıla Münir yazdı, 433 kez okundu, 10 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
Bunu yazarken utanıyorum, fakat hayli süredir üşümediğim geldi aklıma. Sobalı evde yaşarken, mutfağa, lavaboya ya da evin sobasız olan herhangi bir köşesine geçeceğiniz vakit, hayat boyu yapmadığınız muhasebeyi yaparsınız. En deli çağlarınızda bu tavan yapar. Hani şimdilerde ergenlik denen zırva var
3
okuma modu
devamı...

Bunu yazarken utanıyorum, fakat hayli süredir üşümediğim geldi aklıma. Sobalı evde yaşarken, mutfağa, lavaboya ya da evin sobasız olan herhangi bir köşesine geçeceğiniz vakit, hayat boyu yapmadığınız muhasebeyi yaparsınız. En deli çağlarınızda bu tavan yapar. Hani şimdilerde ergenlik denen zırva var ya... Kanı kaynamakmış, hikaye! Kanı kaynıyorsa bu muhasebe niye?

Sobalı evde yaşarken mutfağı odaya taşırdım neredeyse. Sofradakiler birşey isteyecek diye ödüm kopardı. Ah o buz gibi suda bahçeden gelen marulu yıkamak yok mu.   Markettekiler nisbeten yıkanıyor, bahçe marulu kışın bildiğiniz çamur çamur. Yapraklarından mütevellit karşınıza çıkıp, tanışmakla müşerref olduğunuz sülükler de cabası.

Artık bir zaman sonra moraran parmaklarınızı hissetmezsiniz. Üşüme yerini yanmaya bırakır. Ben o hissi üşümekten yeğ tutarım. O elleri sobaya tuttuğunuzda bir zonklama başlar. Of en can alıcı noktayı atladım. Ağnatmazsam olmaz! O el var ya o el, o parmaklar... Buz kesen hani, kapının koluna bile değdiremediğiniz... Kazara bir yere, ne bileyim, kirişe falan çarpsa bittiğinizin resmidir. O acı nasıl birşeydir! Bunu bir de saatlerce kartopu oynayıp gelenden sormak ve dinlemek lazım...

Şimdi bunları niye mi anlattım. Elbette paylaşmak için. Asla şikayet değil. Üşümenin güzel olduğu zamanlar yaşadım. Hem de en güzel yaşlarımda... Öyle kardan adam falan da hiç yapmadım. Komşunun ikinci kata uzanan merdivenlerini imece usulü karla kaplardık. İki katlı kocaman bir kaydırağımız olurdu. Belki bir günü bulurdu. Ama değerdi. Eve zor girerdik. Kaydırağa tırmanma mevzuu akıllara zarar. Saniye sürecek keyif için dakikalarca gayret sarfetmek hiç zorumuza gitmezdi. Muşambayla kayan mı dersin, leğenle yuvarlanan mı ararsın.. Ne zayi edecekmişiz vaktimizi kardan mardan herifle... Dibine kadar yaşardık karda oynamanın keyfini. Ertesi gün okula da giderdik. Hem de servisle değil, yayan... Hem de bazılarımız çizmeyle, botla değil, lastikle, ayakkapla... Benim hiç çizmem olmadı mesela. (Ben bunları ünlü olmak için anlatmıyorum:) )

Poşet içliksiz ayakkabı giydiğimi hatırlamıyorum kışın. Yedek çorap olmazsa olmaz. Akşam eve gelince kuzine sobanın arkası kunduracıyı andırırdı. Kuruyunca da taş gibi olurdu ayakkabılar. Hey gidi günler... Bu hamur çok su kaldırır. Allahü teâlâ küfrân-ı nimet eylemekten muhafaza buyursun. Her nimetin şükrünü îfâ edenlerden eylesin bizleri.

Soğukda dışarıda kalan, içeride ama ısınamayanlara yardım ihsan eylesin. Amin.

4

Ahmet Demir

Puan: 4.33

Mandıra Adamı

Ahmet Demir yazdı, 432 kez okundu, 10 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
İstanbul'da nadiren arabama yolcu alırım. Otostop çeken kişi in midir, cin midir, terörist midir, hırsız mıdır, bilemezsiniz. Bu durum Anadolu için geçerli değildir. Yolda biri el edince -otostop değil- arabayı durdurup yolcuyu alırsınız.Bugün köye doğru arabayı sürerken ileride birinin el ettiğini
5
okuma modu
devamı...

5763da0970c3d7d62aabc164b69c365c1480271034

İstanbul'da nadiren arabama yolcu alırım. Otostop çeken kişi in midir, cin midir, terörist midir, hırsız mıdır, bilemezsiniz. Bu durum Anadolu için geçerli değildir. Yolda biri el edince -otostop değil- arabayı durdurup yolcuyu alırsınız.

Bugün köye doğru arabayı sürerken ileride birinin el ettiğini görüyorum. Tereddüt etmeden duruyorum. Camı açtığımda adam nereye gittiğimi soruyor.

- Filanca köye gidiyorum.

- Tamam o zaman, köyün girişinde inerim.

Orta yaşlı adam arabaya biniyor.

- Allah razı olsun dayı. Ne zamandır bekliyorum. Bu yoldan da ilk defa gidiyorum. İyiki beni aldın.

- Önemli değil abi, diyorum.

Adamın hayvancılıkla uğraştığı belli, gariban da bir görünümü var.

- Nereye gidiyorsun abi.

- Ben falanca köyün mandırasına gidiyorum.

Mandıra mı kaldı diye düşünüyorum. Üstelik Kasım ayı. Hayvan otlama zamanı da değil. Meğer dört mevsim mandırada kalan ve hayvancılıkla uğraşan bir abiymiş. Hasta babası için kasabaya ilaç almaya inmiş, geri dönüyormuş. Aklıma başka şehirlerden çobanlık yapmaya gelen işçiler geliyor.

- Ne zaman geldiniz buralara, nerelisiniz?

- Buralıyım ben. Oldum olası mandırada yaşıyorum, hiç dışarı çıkmadım.

- Sizden başka kim var mandırada?

- Kimse yok, sadece biz varız.

- Ee köyde eviniz yok mu?

- Bizim amcalar gaddar insanlardır dayı, babama köyden ev vermemişler. Köyde evimiz yok.

Adam konuyu dağıtmak için bana birkaç soru soruyor. Bazı soruları iki defa soruyor, biraz saf olabilir diye düşünüyorum. Ama samimiyetinden şüphe yok. Beni mandıraya davet ediyor.

- Yolun düşerse mutlaka beklerim, bir çayımı içersin diyor.

Mandıranın ismini ben de birkaç defa soruyorum. Hayat bu, belli olmaz. Belki yolumuz düşer.

- Ee diyorum, siz kaymakamlığa falan başvurun, sosyal yardım ile belki köye küçük bir ev bile yapabilirler.

Daha sorular bitmeden ineceği yere geliyoruz. Çay içmeye beklediğini tekrar hatırlatıyor. Cebinden bir Muratti sigara çıkarıp uzatıyor. İçmediğimi söylüyorum. Ateş soruyor. Hemen arabanın çakmağına basıyorum.

- Bu arabanın çakmağı daha hiç kullanılmadı, siftah olsun.

Arabanın çakmağı atıyor. Ağzındaki sigaraya çakmağı değdiriyorum. Bir iki nefes çekip sigarayı yakmaya çalışıyor. Sigara pek yanacak gibi değil sanki, belliki tütünü kalitesiz. Bir iki nefes daha çekiyor. Arabadan iniyor, vedalaşıyoruz.

Arabanın gazına dokunduğumda içimde garip bir his var. Sanki elli yıl önceki bir sahneyi bugünün dekorunda yaşamış gibiyim. Acaba yokluk ama sükunet içinde yaşayan bu adamın hayatı mı gerçek, yoksa biz nimetler içinde ama kargaşa içinde yaşayanlarınki mi?

Kim bilir..

6

Lavinya

Puan: 2

İstanbul Belki Bulur İstanbul'u

Lavinya yazdı, 340 kez okundu, 16 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
Yorgun bir gülün bükülen boynuydun, Hüznü,güneşi bir arada tutabilen. Durup baktığım,geçen hayatların düşlerini gördüğüm, Hiçbir kuş işitmesin isterim; Yüreğinde patlayan silahların sesini. *** Yaşamak denen o serseri, Yerleşiyor gönlüme şah gibi. Her zevki bin haram olan cennetin, Koynunda
7
okuma modu
devamı...

Yorgun bir gülün bükülen boynuydun,

Hüznü,güneşi bir arada tutabilen.

Durup baktığım,geçen hayatların düşlerini gördüğüm,

Hiçbir kuş işitmesin isterim;

Yüreğinde patlayan silahların sesini.

***

Yaşamak denen o serseri,

Yerleşiyor gönlüme şah gibi.

Her zevki bin haram olan cennetin,

Koynunda vardı,bin türlü nimetin lezzeti.

Güzelliğinin cehennemi yakıyor beni.

***

Her çizgisiyle sanatı canlandıran büyün,

Artık dehâya eski güzellikte sinmiyor.

Bir gün veda edip o diyarın hayatına,

Döndüm bütün vatanın kâinatına.

Gönlümle,ben kaldım o yerde.

***

Sevdiklerim birer birer göçüp gidiyorlar,

Ay geçmiyor ki almayayım gamlı bir haber...

Gözlerim dolu,zihnim düşüncelerden dağınık;

Kaybetti asrımızda ölüm eski hüznünü.

İlgisiz olan önemsemiyor gamlı bir günü...

***

Kaptırdım kendimi coşup giden suların mûsıkîsine.

Zihnim bulunduğum yerden daldı geçmişe;

Kimse bilmez bu bir muammadır!

Kaybolur,başka bir bahara kadar.

Lâkin derin görenler usanmış bu aynı hikâyeden...

8

Emirhan Çınar

Puan: 2.33

Öldürülmüş Sokaklar

Emirhan Çınar yazdı, 355 kez okundu, 7 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
İç sesimi, kalemimin sesine aktarmaya çalıştığım bir gecenin daha ortasındayız. Perdeyi yarıya kadar aralayıp saatlerdir aralıksız yağan karı izliyordum. Kalemimin sesine sığınmak zorunda hissediyorum kendimi. Küçüklüğümde böyleydi benim. Aileme anlatmaz iç sesime bağıra bağıra anlatırdım başıma gel
9
okuma modu
devamı...

İç sesimi, kalemimin sesine aktarmaya çalıştığım bir gecenin daha ortasındayız. Perdeyi yarıya kadar aralayıp saatlerdir aralıksız yağan karı izliyordum. Kalemimin sesine sığınmak zorunda hissediyorum kendimi. Küçüklüğümde böyleydi benim. Aileme anlatmaz iç sesime bağıra bağıra anlatırdım başıma gelenleri. Şimdi büyüdüm hala aynıyım. Kimsenin hakkımda bilmediği durumları iç sesimle paylaşırım. İç sesinizi hafife almayın dinleyin, anlatın. Unutmazlar mesela anlatılanları. Silinmesini istemediğiniz anlarınızdan başlayarak konuşun. Hayatınızda ki en utanç duyduğunuz anınıza kadar anlatmaya devam edin.

Yaşadığım kötü günleri bir silaha doldurup kafama sıkıyorum. Düşüncelerimi parçalayarak. İç sesime ulaşıyor. Sonra başlıyorum konuşmaya: Geçirdiğim bu günde hayatın ortasın da kapana kısılmış birçok insanla aynı caddeleri paylaştım. Yürüdüğü sokakların ismini bilmeden sokaklarla kendi kendine konuşan birçok insan gördüm ben bugün. Her adım da birkaç dert bırakarak ayrılıyorsak sokaklardan herkesin farklı duygulara sahip olması mı sokakları öldüren ? Dertli insanların sigara içişlerinden, adımların yeni bir dert bıraktığından. Çöpün içinden aniden fırlayan kedilerden, köpeklerin koşturmalarına tanıklık ederek, bir sokağı daha öldürdük bugün. Sonra duvarlara yazılar yazan insanlar gördüm. Duvarlar ölümsüz cümleler taşıyor. Ölümlü hayatlarımızın ölümsüzlüğü oluveriyor bu duvarlar. Bende iç çekerek bomboş duvarın karşısında durup sigaramı yakıyorum. Bu duvarda sana yazdığım bir sözü düşünüyorum. -Sana şiirler yazamam şiire nasıl şiir yazayım- Ben gitmemen için belki otobüs biletini iptal ettiririm. Gitmek istersen engel olacak sözler bilmiyorum. Uyandığımda gözümü gözlerine açtığım sabahın akşamı bindin otobüse. Seni geçirdikten sonra dönerken eve o sokağı öldürmüş oldum. Gün içerisinde kaçıncı ölüşüydü sokağın bilmiyorum.

Apartmana girerken o gece, kapının önünde bekleyen kediyi içeri aldım. Biraz lafladık her miyavını farklı tonlamayla aktardı bana. Sonra kapımın önüne kadar eşlik etti. İçeri girmedi bende davet etmedim. Süt bozuk olmasa ikram ederdim. Çay demlesem içer miydi acaba? Sorsam ona anlatsa bende anlayabilsem. Öldürülmeyen sokakları söylese gidip öldürsem.

10
Kapat