İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Açık Mavi̇

1 / Puan: 12180

Ankara

Bülent Kesler

2 / Puan: 3338

İstanbul

Mücahi̇t Kılıç

3 / Puan: 1688

İstanbul

Gülşen Aslan

4 / Puan: 1365

İstanbul

Sıla Müni̇r

5 / Puan: 1162

İstanbul

Mümtaz Fuat

6 / Puan: 1046

Bursa

Ahmet Lalbek

11 / Puan: 930

Erzincan

Burhan Çeki̇ci̇

8 / Puan: 886

Ordu

Bulut Sever

7 / Puan: 842

İstanbul

Ali̇ Şahan Avsuz

9 / Puan: 783

Adana
Ankara

Onur Gündüz

13 / Puan: 534

İstanbul

Salman Döner

12 / Puan: 528

İstanbul

Sevdaşrn

14 / Puan: 489

İstanbul

Mi̇nel Alya Bayrak

16 / Puan: 458

Erzurum

Ahmet

15 / Puan: 451

Kayseri

Ni̇da Tandoğan

18 / Puan: 399

Adana

Kürşat Koyuncu

17 / Puan: 380

Ankara

Atç

21 / Puan: 372

Eskişehir

Meyzen Ruha

20 / Puan: 371

İstanbul

Aykırı Genç

19 / Puan: 369

Ankara

Benay Özbent

24 / Puan: 336

İstanbul

Rümeysa Yağcı

23 / Puan: 336

İstanbul

Burcu Mıhcı

22 / Puan: 329

Ankara

Berkant Babandır

38 / Puan: 308

Eskişehir

Ayşegül Koçar

25 / Puan: 290

Ankara

Nesi̇be Çakıcı

28 / Puan: 286

Balıkesir

Erkan Keçi̇li̇

35 / Puan: 284

Konya
İstanbul

Kader...

30 / Puan: 265

İzmir

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 29 dakika kaldı.

Sıla Müni̇r yazdı, 48 kez açıldı, 2 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
5 Mar '17 13:00

Sıla Müni̇r

Puan: 1162

Bahar Geli̇yor!

Penceremden ay süzülmüş...

Şehrin ışıkları hikâye!

Oldum olası cızırtı gibi gelmiştir o ışıklar bana.

Bir aya bakıyorum, bir de farklı renklerde titreyen şehrin ışıklarına...

Ne diyordu *Murat abi; "Âsude bir bahar ülkesi.."

Cuk oturdu!

Şu an başka türlü ifadeden âcizim.

Ne güzel bir cümle; Âsude bir bahar ülkesi...

İyi ki hakiki yazarlar var...

Yoksa bilmem kaç binlik kelime dağarcığımla neyi, nasıl ifade ederdim.

İnsan, başıboş değil. Her an kılavuza muhtaç.

Sadece beden ve beyin mi?

Ruhumuz da öyle.

Aslında ruhumuzun rotası belli de biz saptırıyoruz onu.

Temiz, tertemiz yaratılmış.

Müzik ruhun gıdasıymış!

Palavra!

On sene oldu müzik dinlemeyeli.

O vakte kadar elime kalem almadan kendi zevkime göre doldurduğum kasetleri dinlerdim.

Sonu hüsran!

Bütün birikmiş hislerimi buhar edip uçururdu o müzikler.

Sözleri ne kadar mana yüklü olursa olsun ruhuma gıda değil ezâ oldu, cefâ oldu müzik dinlemek. Şimdi rahatım, dinlemiyorum. Şiir kitapları okuyorum.

Bugün kendimi çok delikanlı hissediyorum.

Her mazluma yeterim, her kavgaya karışan cinsten. Bütün börtü böceği, hayvanatı ellerimle besleyecek yüreğe sahip olurum.

Baharı hep böyle karşıladım.

Uzak, çok uzaklardan gelen, hasreti çekilen bir misafiri karşılar gibi...

Elim kolum dolaşık, bakışlarım yeşilin tonlarına mıhlı...

Cazibesine yaz kış kapıldığım güneş, baharda ne hale getiriyor tahmin edin.

Abartıyor muyum?

Az bile söyledim.

Bahar geliyor bahar!!!

Balkon demirinde muhabbeti tavan yapmış iki kumru...

Peşi sıra, dünyaca ünlü, bilmem nerenin bilmem kimin orkestrasını sollayacak ses, nağme ve derinlikte şakıyan tek başına bir sığırcık.

(Kuşların isimlerini delibozuk ama esaslı bir zanaat erbabından öğrendim. Çiçeklerin de... Ben ona cancağızım derim, o da bana zibidi der. Aramızdan su sızmaz. )

Bahar geliyor...

Kimbilir kimin kabirleri yeşillenecek...

Kimbilir kuş cıvıltılarını kaç yetim mahzun bir  gülümseyişle seyre dalacak...

Allahü teâlâ cennetinde kavuştursun.

Bahar böyle işte!

Her sene aynını yapıyor.

İlk nazarda aşık ediyor, içimi umutla, hayalle dolduruyor. Her işvesi yüreğimi yerle yeksan ediyor.

Bir de bakmışım dönüp gitmiş.

Bu kadar sevinme der gibi...

Muhabbetin en heyecanlı yerinde, ölümü hatırlatıyor.

Kollarımı iki yana açmış koşarken, ayaklarıma çelme takıyor.

İyi yapıyor.

Hakiki dostlar ölümü unutturmaz!

Dünya fâni, ahıret bâki...

Fotoğraf: @siirdukkan, çiçek, sıklamen.

*Murat Başaran

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Muqavemet yazdı, 55 kez açıldı, 4 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
17 Şub '17 05:00

Muqavemet

Puan: 59

Kırık Beşi̇k

Asude bir çığlık düştü kulaklarıma,
Mavi deryaların gök ile karıştığı yerden.
Dingin çileler değdi gözlerime,
Aşılmaz dağların cüce olduğu memleketten.
İniltilerin ninni nağmelerini bastırdığı,
Beşiklerin ölü bebeleri uyuttuğu,
Babaların öfkelerini örse koyduğu,
Kahrın demiri ikiye bölebilmede mahir olduğu,
Firakın kol gezdiği şehirlerden...
Asude bir çığlık düştü kulaklarıma,
Dingin çileler değdi gözlerime.

Yalın ayaklarında asfalt ve toprağın rengi,
Vuslatı ararken gözü yaşlı bir kadın,
Elinde son tutamağından kalma bir sevgi.
Gözleri iz peşinde yol tutmuş bir gelin.
Tutsaklığına hürriyetin ezgiler dizen çocuğu,
Kucağında büyüten çilenin ninesi.
Yüzünü ince ince çizerken talih,
Güneş her yarığına renginden sürdü.
Dünya kadar küçümsediği yük bindi,
Nazenin bedeni ile çileyi doğuranın...
Yalın ayaklarında asfalt ve toprağın rengi,
Elinde son tutamağından kalma bir sevgi.

Karanlık ruhları esarette tutuk etmişken,
Hangi şehrin ışıkları bu öyle arsız parıldayan.
Ay parçası yüzünde toz tortu tutmuşken,
Beşiği moloz yığınlarına direnen çocuğun...
Ne gözyaşları temizler dimağına düşen tozu,
Ne de uykular unutturur kâbus gördüğü gündüzü.
Ekranda gördüğü “amcalar” karabasan oluverdi...
Oyuncağı sandığı uçakların kin kustu gökte.
Büyüyebilme hayali bile çok görüldü ona,
Beşiğine tonlarca demirden yük konulalı.
Kundağına barut kokusu düştü düşeli,
Yarınlardan da umudunu yitirdi bebek.
Karanlık ruhları esarette tutuk etmişken,
Ay parçası yüzünde toz tortu tutmuşken.

Yara nedir öğrenmemiştim ben anne,
Elime kına diye kan sürülen günden önce.
Okşa toprağımın üstünü acım dinsin anne.
Bir ninni söyle mezarımın yanı başında...
Aman sesin kısılmasın, gözün de yaş görmesin!
Ninnin taa başkentlerin duvarlarına değsin.
Belki boğazına düğümlenir tatlı sözlerin,
Beşiğimi mezar eyleyen “amcalar” duymasın!
Başucumda yalnız sen Yasinler oku,
Beşiğimi kıranlar bana yaklaşmasın!
Yara nedir öğrenmemiştim ben anne!
Okşa toprağımın üstünü acım dinsin anne!

Sahi anne neden kırdılar benim beşiğimi?
Yer tutmazken koca dünyalarında...
Neden çamura düşürdüler emziğimi?
Onların sofrasında gözüm yoktu benim!
Bana beşiğim, emziğim ve sen yeterdin!
Zaten artık oyuncakları da sevmiyorum...
Üstümüze bıraktığı soğuk demirlerden sonra.
Sahi anne neden kırdılar benim beşiğimi?
Neden çamura düşürdüler emziğimi?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

17 Şub '17 14:51

Payi̇taht İstanbul

Güzel...

CEVAPLA
Fevzi̇ Altınok yazdı, 47 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
7 Şub '17 05:00
Sokakta Hayat Var

Bazılarına hayat daha doğarken sırtını döner.

Buz gibi havalarda büyürler, sıcak ortamları sadece yazın bilirler. Normalde insan anne ve babasının himayesinde büyür ama bazıları bu durumdan muaf tutulmuştur. Şans, kapılarını bu taşra insanlarının üzerine kilitleyip anahtarı okyanus fırlatmıştır.

Burada herkes kendi şansını yaratmak zorundadır bu bir ihtimaldir ikinci ihtimal ise intihardır. Hayat kimseye üçüncü bir imkan tanımaz.

Gelişmiş ülkelerde insanlar hayatın doyum noktasına ulaştıkları için intihar ederlermiş. Burada ise aç oldukları için intihar ediyorlar. Hayat bu kadar uç noktalarda tamamlıyor kendini. Ortası olmaz çoğu zaman ya hep ya hiçtir çalışma prensibi.

Gazeteler de tinerci olarak geçerler bu insanlar bazen, bazen ise cepçi ama kimse sormaz ” neden bu halde bu çocuklar ? “ diye. Umursamazlar çünkü gazetecilere haber kodamanlara ise ego tatmin edebilecekleri bir ortam sağlanmıştır.

Bu hayatta kimse sıcak evinde oturup geleceğini planlamayı bırakıp sokakta tiner koklamaz ya da insanları gasp etmez yapıyor ise mecbur kalmıştır. Ama bu dünya da herkes gariban olanın peşindedir. Şirketler milyonlarca lira vergi kaçırıp kahraman ilan edilirken bu insanlar serseri, tinerci olarak adlandırılır ve toplumdan dışlanır.

“Burası dünya yahu, burası bu kadar işte.” Diyen , Muhsin Ünlü’nün ne demek istediğini çok net anlamaya başladım.

Bu rezil düzenin kaypak ve iki yüzlü insanlarının tüm dışlamalarına rağmen ben sokak çocuklarından hala umutluyum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Ayhan Kurtuluş Gök yazdı, 37 kez açıldı, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
6 Şub '17 05:00
Abartırım Ben

Sarıl bana uzaktan, at kollarını üstüme.

Mesafeler engel değil ki seni sevmeme.

Ben hissederim sen yeter ki sarıl bana.

Göz bebeklerimin içine bak!

Ağlamaktan kızarmış birer cehennem azabı gibi.

Ruhuma bir dokunsan, yerin yedi kat altından tırnaklarıyla kazıya kazıya çıkarak, bedenimin yerini bulmuş gibi.

Sen bakma bana abartırım ben.

Avuçlarımın arasında bıraktığın gözyaşıyla avunurum.

Oturur, ölesiye kadar hayal kurarım belki,

sağ elimde biram, sol elimde ucuz sigaram.

Camdan izlerim yaşayan insanları,

ölü bir insan geçtiğini görürsem,

Koşar sarılırım… 

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Fevzi̇ Altınok yazdı, 33 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
5 Şub '17 13:00
Tavsi̇ye ve Uyarı

Geçmişten gelen acılar ve gelecek kaygısı şimdiyi mahveden iki zıt olgu. Sürekli gelecek için çalışıp bir gün mutlu olmak için mücadele verip hiçbir anı yaşayamadan ölmenin nasıl bir duygu olduğunu düşününce bu hayatta tek gerçeğin ölüm olduğu düşüncesi daha da netleşiyor bulanık beynimde.

Çok fazla kasıyoruz aslında her şeyi fazla büyütüyoruz kafamız da, belki aranız da yapanlarınız vardır ben arada yaparım çok bunaldığım zaman ölümü getiririm aklıma ölüm gibi korkutucu bir kavramın rahatlatıcı bir etkisi olduğunu da o zaman anladım. Zaten ölümün kelime anlamını bana sorsalardı kurtuluş derdim. Hem nasıl demeyim önceden karaya vuran hayvanlar için üzüldüğümüz bu dünya da karaya vuran çocuk cesetleriyle karşılaşınca insan ölümü kurtuluş olarak görüyor.

Diyorum ya o yüzden basit olayları gözünüz de büyütmeyin. En büyüğünün etkisi bir hafta yani bir hafta kendinizi hırpalamak yerin ... et demeyi öğrenin akıl sağlığınız için söylüyorum bunu. Yarısı anti depresan kullanan bir ülke için saçma bir tavsiye oldu ama olsun belki henüz kafayı yakmayan birileri okur bu yazıyı.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Esra Aydar yazdı, 38 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
5 Şub '17 09:00

Esra Aydar

Puan: 252

Bi̇zbi̇lmedi̇k Çabalayak Bi̇lmedi̇k Ki̇me Koşak!!

Çaba üzerine herşey yazılabilir

Var olan diger herşey üzerine yazılanlardan eksik yahut fazla yazılabilir !!

Tekrarsız aynı şeyler için farklı yollarla

ya da ki farklı şeyler için aynı yollarla ..

Alemde var olanları bağlayan, mücadeleler; bizibir kılan.

Neler uğruna savaştık ne içindi bunca çaba?!?

Herşeyden önce çabasız var mı hayatta!

Baktık hep etrafımıza yarını eksik dünü muzdarip bu günü tasa bildik.

Çabasızlardan kalma çabalarla kaderimiz yazıldı da.

Ne çabaladık ama bizce kendimizce ne çok emek.

Kimseler görmedi lakin bilmedi kimsecikler

Ne için cabaladık kim içindi bunca emek!

Hepsi ziyan oldu hepsi de töhmet..

Kaderi keder

Umudu yara

Sevdayı acı bilip,

Aşk'ı da hiç bilmedikse

Ne ola ki çabalayak??

Gören bilen kim ola ki çabalayak?

Gören bilen kim ola ki derdi alak ?

Sordukta aldıksa da cevap,

Bilmedik çabalayak, bilmedik kime koşak.

#ÇabaAllahİçinOlmalı.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Burhan Çeki̇ci̇ yazdı, 128 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
4 Şub '17 21:00
Kırılmadan Yaşayın Hayatı

Yalnızlık en güzel şeydir. Seni kıracak,üzecek kimsen olmaz. Önceleri yalnız kaldığımda üzülürdüm şimdi ise yalnızlığı bir lütuf gibi değerlendiriyorum.

Birini seversin veya hoşlanırsın onca sözler sarf edersin onun için sonra bir bakarsın kanadı kırık kuş gibi orta kaldığını görürsün.

Çırpınır çırpınır durursun,çırpınışların boştur bilmezsin. Harap olursun. Acılarımızı artık kimseye anlatamaz olduk. Çünkü ne kadar anlattıysak bir o kadar

acılarımız arttı. Siz siz olun kimsenizle acınızı paylaşmayın buna ihtiyaç bile duymayın. Sizi anlamış gibi yaparlar ama anlamazlar. Anlamayacaklar da.

Sevmek,bir olmak güzel şey aslında. Bazen bende istiyorum birisi hayatıma girsin,birlikte gülelim,ağlayalım istiyorum ama olmuyor işte.

Kime değer verirsek,kimi seversek hep onlar yapıyorlar kalbimize ilk darbeyi. Bizi bizden başkası sevemez ve anlayamaz.

insanların kendilerine göre bir bahanesi var. Benim bahanem yok sadece bir gerçeğim var o da şu; ''asla kimse, kendinizi sevdiğiniz kadar sizi sevemez,sevmeyecekte''.

İnsanlar beni sevsin diye çaba göstermeyin. Başkaları için kendinizi değiştirmekten vazgeçin artık. Sizi olduğunuz gibi kabul edemiyorlarsa hayatınıza almayın onları.

Almayın ki üzülmeyin. Gülüşlerinizi kaybetmeyin.

Her şeye inat sadece gülümseyin..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Sıla Müni̇r yazdı, 106 kez açıldı, 5 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
4 Şub '17 05:00

Sıla Müni̇r

Puan: 1162

Hi̇sse

Bize ne sizin hikayenizden!

Demeyin; her hikayede bir hisse elbet vardır.

Benim payıma düşen, yapı itibariyle ne kadar hayat dolu, şen olursam olayım, içimde barınan hüznümün artık vatan-ı aslîsine kavuşmuş olmasıydı. Belki istisnasız her gece, başım yastıkla buluşunca, şöyle ohh diyeceğim sırada hatırıma gelir kaybettiğim yakınlarım. Ah ne olaydı da her vakit bu rikkat ve olgunlukla çarpsaydı yüreğim?! Ama ekserisi gece hortluyor böyle derin hislerin öyle değil mi...

On yedili yaşlarımda tanıdım seni. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Bilmediğimiz bir şey birbirimize hızla itti bizi.

Bağlandık...

Çok yürüdük...

Kol kola her yürüyüşte, duasını okumam için, ezan diner dinmez dirsek atışın geliyor hatırıma. Başını eğerdin, fısıltıyla okuduğum ezan duasına usul usul amin derdin.

Gözlerine uzun baktığımda kendini tutamaz gülerdin. Bayılırdım seni böyle güldürmeye. Aslında utanırdın da biraz. Sen kayıyor derdin , ben oynaşıyorlar derdim gözlerin için.

Benden altı yaş ihtiyar olduğunu fırsatını bulduğum an yüzüne yüzüne söylerdim. Sen de her seferinde kızmak yerine döve döve severdin beni.

Yaşımdan öte değer verirdin bana. İlk yazılarını bana okurdun, ben de sana...

Bazen ayakkabının içine, defter ya da kitabının arasına, ceplerine, her eşyanın içine mutluluk dolu notlar yazıp bırakırdım.

Sen de yapardın ama, benim kadar abartmazdın.

Sanki mutlu etmek için çıkmıştın karşıma. Sadece beni değil, herkesi.

Senin gibi dinleyen insan tanımadım.

Bana hep sabrı tavsiye ederdin. Dediklerin hep çıkardı ihtiyar bacı...

Omuzunda hıçkırarak ağladım. Hep seve seve teselli ettin.

Gençliğimin en deli çağlarında, akranlarım  (çevrem itibariyle) ucuz sevda acıları çekerken, senin vesilenle dâvâ namzeti oldum.

Tavuk Suyuna Çorbalar kitabını elinde görünce, aklın fikrin yemek demiştim de köteği vermiştin sırtıma sırtıma...

Bir keresinde aşık olmak nasıl birşeydir diye sormuştun. Hem merak ediyordun hem de yaşamak istiyordun aşkı.

Heyhat!..

Genç yaşta ruhunu teslim ettin.

İnşallah şehidlerle kıyılmıştır nikahın.

Durgun halinde bile tebessüm yayan dudakların, vefat ettiğin anda da öyleydi.

Hüsn-ü zannım daima taze ve bakidir şehid olarak vefat ettiğine.

Dualarım da.

Mekanın cennet olsun canım ablam...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Esra Aydar yazdı, 98 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
29 Oca '17 05:00

Esra Aydar

Puan: 252

Hi̇çli̇k Üzeri̇ne Varız !

Demlenme vaktidir

Vakit insani içinde bogan hatta yucelten bi sir gibi geciyor..

Zaman elimizde zehir hatta ilaç.

Ruha önem veriyoruz da ruhumuzu arıyoruz her insan gibi.

Ne kadar derin olsan o kadar hiçsin şu hayatta.

Hiç olduğumuz kadar varız hiç oldugumuz kadar kendimiz hiç olduğumuz kadar biziz.

İnsanlığımız bizi yanıltan yanımız karanlık bizi boğan hiçlik bizi yok eden.

Ne kadar yoksak o kadar varız işte.

Ne kadar yoksak o kadar biziz (kendimiz).

Gectiğimiz yollar hüzündü geçtigimiz yollar ağırdı genelde..

Hüzün olmazsa olmaz hüzünlü olmayan kalpte insanlık aranmaz o yüzdendir her yolda azda olsa acı az da olsa ağırlık vardır.

Aldığımız yol kadarız aldığımız nefes kadar, kısacık şu hayatta.

Ve biz baktığımız kadarız..

Vaktin içinde vakit arayan insanlarız biz.

Zamani heba eder hevesler için yaşarız yaşamak diye buna deriz.

Yaşamak sevmenin diğer adı aşkın özü yaşamak.

Biz ne kadar hiçsek o kadar varız.

Ne kadar aşksak o kadar gerçegiz

Biz.

Hep biz diyorumda ayıramıyorum kendimi tek olamıyorum.

Yalnız yazarken bile biziz.

Insan düşündügu kadar'ın somut örneğiyim ben.

Bizsiz olamayan ben.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

30 Oca '17 14:13

Esra Aydar

Puan: 252

Hüzünlü olmak nimettir Sıla hanım ne güzel nasihat.Teşekkürler.

CEVAPLA
30 Oca '17 01:30

Hikmet ehli bir zâtın buyurduğu nasihati hatırıma getirdi yazınız: "Bir kimsede bunlardan biri bulunmamışsa ondan hayır bekleme; illet(hastalık), kıllet(fakirlik), zillet(zelil olmak, hakarete uğramak) Hüzünlü olmak nimettir. Tebrik ederim.

CEVAPLA
Arslan Aygun Tüfekçi̇ yazdı, 27 kez açıldı, henüz beğenen yok, henüz yorum yapılmadı.
23 Oca '17 01:00
Aşıkların Kavuşması

Aşıkların Kavuşması
Doğmadık mı seninle sımsıcak bir karından
Üflemediler mi aşk ruhunu ikimize
Öpmüştü aşk meleği tutkuyla alnımızdan
Lahuti ruhlarını ekerek kalbimize

Bir heveslik değildi şuur dolu layiha
Birleşmişti tutkumuz nefessiz alevlerle
Ve bize seslenirdi ufuklardan bir sayha
Aşın okyanusları en metin gemilerle

Ölümcül hastaları dirilten kudsi dua
Titreyen ışıkların nefesiydi aşkımız
Güneş bizle uyanır canlanırdı şu doğa
Şeytanların günaha özlemiydi aşkımız

Kan varya ab-ı hayat nasıl ruhu severde
Kutubun buz dağları sevdamızdan erirdi
Aşklar dünyada mahpus bizimki yücelerde
Cehennem bizle ağlar cennetler sevişirdi

His yüklü mahyaların sükutunda ölümsüz
Ruhumuz birleşecek uhrevi anılarla
Tutacak elimizden saf bir melek buyrunuz
Gideceğiz dünyadan sonu olmayan aşkla.

16.01.2017
Kılıçarslan Gazioğlu

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Arslan Aygun Tüfekçi̇ yazdı, 40 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Oca '17 01:00
Aşk Serenatı

(Gizemli Aşk)
Sen kalbine sığınan kalbi kırık kuşların
Duymadın mı hüzünlü, acı haykırışını?
İstirhama çok ırak cürümlü avuçların
Bir ulvi yakarışla göklere kalkışını
Ürperirse yüreğin geçecek bu nedamet
Seyret hakiki aşkın suda uyanışını
Sen kalbine sığınan kalbi kırık kuşların

Uyansa üzerine sabah mahmurluğu su
O sular da gemiler sevdalarını taşır
Ne güzeldir tutkulu limanlarda uykusu
Aşk sarhoşu gemiler sevdasına ulaşır
Pupalarında suyun yakamoz hüzünleri
Dile gelir dalgalar bu firakla ağlaşır
Uyansa üzerine sabah mahmurluğu su

Bırakın duygularım umutsuzluğa dönsün
Kalksın bütün ölüler sevipte sevilmeye
Sevmiyorsa evreni dünya burda sürünsün
Aşk yoksa dudağın da ne gerek var gülmeye
Kırıladursun eller gam yüklüyse cümleler
Var mısın kalem kadar mürekkebi sevmeye?
Ben sevmesemde ruhum gene sevecek sanki
Bırakın duygularım umutsuzluğa dönsün

Sevda mı onu sorun yarada ki sancıya
Masallar bir biçare aşksız ruh kuyuları
O sevda ki aşkını haykırır vuslatlıya
Hakikatte aşk görmez sihircinin burçları
En büyülü aşk odur bedbaht kullarda cürüm
Kan bile akar gider sevdaya susayarak
Sevda mı onu sorun yarada ki sancıya

Duyarsa bu feryadı şu ketum kaldırımlar
Uyanacak gözlerde ölü ruhların feri
Uhrevi aşkla meftun toprağa yıldırımlar

Toprak bu aşkla yanar bulutlarda neferi
Şaha kalkan kızıl at, kuduz olmuş bir köpek
Bütün ahretliklerin aşka doğru seferi
Duyarsa bu feryadı şu ketum kaldırımlar.

18.01.2017
Kılıçarslan Gazioğlu

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Sıla Müni̇r yazdı, 35 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
19 Oca '17 05:00

Sıla Müni̇r

Puan: 1162

Aslan Yürekli̇ Bi̇r Yi̇ği̇t

975803cc92aaba25c0fc7edb32c5e2261484776032

Ö lümü sevdirdi cesaretin,

M ayası temiz her yiğide!

E min olduk, kalb-i selîm

R ahat haram hainlere!

H er ana ister senin gibi,

A slan yürekli, şecaatli,

L emyezel bir evlâd nesli.

İ smiyle müsemma yiğit!

S ıdkın etti müstefid!

D olaşacak şarktan garba,

E fsaneleşen şehadetin,

M ıhlansın diye arzda,

İ smin artık her ocakda,

R ahmet etsin Rabbim sana!

Lügât

Şecaat: Yüreklilik, yiğitlik.

Lem-yezel: Bâkî, kalıcı.

Müsemma: İsmiyle isimlendirilen.

Müstefid: İstifade eden.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Di̇o Pane Li̇bertà yazdı, 16 kez açıldı, henüz beğenen yok, 2 yorum yapıldı.
15 Oca '17 05:00
Kan ve Barut

Patlar bir aralık gecesinde gözlerinin önünde
Sen durmak bilmezsin koşarsın sürekli
Kavgaya, ölüme ve devlete
Üzerine doğru yürürsün görevin, üzerine doğru vazifenin
Devletin, yasaların ve bürokrasinin
Şuracıkta patlayan pimi çekilmiş batılı ajansların
Sonra edebiyattan ve sanattan bahsetmeye başlarlar
Böyledirler çünkü sen silmedin mi yüzündeki kan lekesini
Devren ölmüş, ikinci devrenin sonunda bir aralık gecesinde
Nerede mızrağın nerede kalkanın senin maaşını ben veriyorum
Arka kapısındasın daima, üniformandır bedenin çıkarma
Ha bir de reel politiğe gündelik kaygılara kurban gidebilirsin kusurumuza bakma
Ailen vardır ama sen yoksundur bazen
Olmayacaksın da bundan sonra zaten
Bir mezarın olacak, bir bayrağın olacak
Baban diyecek vatan sağ olsun. Olacak mı? Sen öleceksin ama
Belki
Bir devletin olacak, bir vatanın olacak, bir de mezarın olacak
Olsun
Bu vatan sen varsan sağ olacak

-

10 Aralık şehitlerine.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Sıla Müni̇r yazdı, 28 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
14 Oca '17 05:00

Sıla Müni̇r

Puan: 1162

Sahte Kahramanlar!

BİZE KALAN AZİZ BORÇ ASIRLIK ZAMANLARDAN;

TARİHİ TEMİZLEMEK SAHTE KAHRAMANLARDAN...

(Necip Fazıl Kısakürek - Çile)

"Hem vardır bu diyarın bir âdeti

Kâfire daim erişir âfeti

Yani her donanma kim bunda gele

Vaki olmadı gide güle güle

Cümlesi buldu hezimet âşikâr

Ağlayarak gitti cümle ne ki var

Bu da inşallah öyle oluser

Toplarınız cümle bunda kalıser

Biz dahi çıkıp kılarız gâreti

Siz bilirsiz nola Türkün âdeti

İmdi sizde de ganimet çok tamâm

Geldiniz kim saldı ol Rabbü'l-enâm

Durman imdi cenge başlan bu zamân

Neye kim kadirseniz eylen hemân."

Yukarıdaki satırlar, Barbaros Hayreddin Paşa'nın Cezayir'e vekil bıraktığı evlatlığı Hadım Hasan Ağa'nın, İspanya kralının tehdit mektubuna cevaben yazdığı nâmenin bir kısmıdır.

Bu denli tevekkülü, cesareti, şecaati methetmeye, benim edebiyatım yetmez.

Okuyunca aklıma diğer kahramanlarımız geldi...

Sultan Alparslan, Selahaddin Eyyûbî, Ertuğrul Gazi Hazretleri.....

Ömer Halisdemir, Fethi Sekin...

Hepsinin evvelinde ve ahirinde binlerce kahraman... İsmini bildiğimiz ve bilmediğimiz,

hepsi de nev'i şahsına münhasır kahramanlar.

Belki yaşadıkları devir farklı. Ve fakat hep aynı ruh! Hayatları, kahramanlıkları ciltler dolusu kitap olur. Gişe rekoru kıran filmler olur.. Tiyatroda sahneler yıkılır geçer...

Fakat...

Nerede o ruhu vererek işleyecek babayiğit yapımcılar?

Yapılanlar ise ortada:

Kahramanlar leyla/mecnunculuk oynuyor. Hocaları şarapçıdan bozma meczubu andıran ihtiyar.

Analar bacılar fettan!

Yok yok, ben bu mevzulara girince kendimi kaybediyorum.

Hele yabancı filmlerde şişirilmiş hayal kahramanlarını görünce hepten şirazem kayıyor. Evet, onların şişirilmiş hayal kahramanları var. Filmlerinde, kitaplarında vatan tutkusu hakikatli bir biçimde işlenmiş, işleniyor. Üstelik bazılarına vatan bile denmez.

Bu güne kadar ne adam gibi Fetih filmi yapıldı ne de Çanakkale...

Çoğu kez de diyorum ki; aamaaaan, üzülmeye değmez. Tarihimizi, dinimizi doğru anlatan kitaplar var hamdolsun. Bize, bizim evlatlarımıza onlar kâfi.

Yine de gönül istiyor ki, Türk İslam kültürünün kahramanlıklarından bir tanesi hakkıyla sinemaya uyarlanabilseydi muhteşem olurdu. En azından bir tanesi... Yeter de artar bile.

Yukarıdaki şiir fotoğrafdaki eserden alıntıdır. Kitabı günümüz Türkçesine aktaran, doğru tarih üstadı, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil'dir.

Kitaplığınızda yegane bir köşeye layık, çok kıymetli bir eserdir.

Keyifle okumanızı tavsiye etmek haddim değil, sadece dilerim.

Gâret: Düşman topraklarını yağmalamak.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Faruk Aslan yazdı, 17 kez açıldı, henüz beğenen yok, 1 yorum yapıldı.
7 Oca '17 01:00

Faruk Aslan

Puan: 68

İlk

İlk defa sesin titredi
Kelimeler düğümlendi boğazında
Ümidinle büyüttüğün bu aşkta
''O seni hiç sevmedi.''

İlk defa kramplar girdi karnına
Ellerin dolandı saçlarında
Her aynaya baktığında
''O seni hiç sevmedi.''

İlk defa gözlerine uyku girmedi
Kaç tur döndün sağına soluna
Her başını yastığa koyduğunda
''O seni hiç sevmedi.''

İlk defa o vardı rüyalarında
Üç beş saniye dahi olsa da
Her  gördüğün anda 
''O seni hiç sevmedi.''

Vel hasıl-ı kelam
İlk defa aşık oldum galiba
Her anımda istesen de seni yanımda
''Sen beni hiç...''
Olsun ben severim seni daima

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Reşi̇t Akpınar yazdı, 38 kez açıldı, 1 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
4 Oca '17 17:00
Uyan

Hey, fakir Uygur, uyan, uykun yeter,
Sende mal yok, şimdi giderse can gider.
Bu ölümden kendini kurtarmazsan eğer,
Ah, senin halin tehlike, halin nice beter

Kalk! dedim, başın kaldır, uykun aç!
Rakibin başını kes, kanını sıçrat!
Bak etrafa iyice, gözlerin aç,
Öleceksin pişmanla, bir gün yok ilaç.

Hele cansıza benzer nazik tenin,
Ondan mı o kadar merakın yok ölümden?
Çağırsam kıpırdamadan öylece yatıyorsun,
Uyanmadan ölmek mi istiyorsun sen öylece?

Gözlerini aç iyice etrafına bir bak,
Öz istikbalin hakkında düşün bir uzak.
Giderse elden bu ganimet, bu fırsat,
Gelecek bin bir problem, bin bir dert.

Acır gönlüm sana, hey Uygur’um,
Yoldaşım, kardeşim, dostum, akrabam,
Merak edip halinden uyandırsam seni,
Duymuyorsun hiç de, ne oldu sana?

Gün gelirde bir gün pişman olursun,
İşte o zaman sözü görürsün.
Keşke desen o zaman yetişmeden,
O gün Uygur sözünü anlarsın.

Abdülhalık Uygur

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Sevdaşrn yazdı, 87 kez açıldı, 2 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
3 Oca '17 17:00

Sevdaşrn

Puan: 489

Tarancı'nın Yi̇rmi̇ Üç Yaşındayım

Yaşım yirmi üçe yaklaştı. Evet yirmi üç. Bir zamanlar -çocukken- yirmi yaşındaymış derdik o yirmi yaş bize otuz yaşında gibi gelirdi. Şimdi ise yirmi üç sularında gezinirken kaç yaşında hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Hani bazı yaşların sendromu vardır ya acaba öyle bir yaşta mıyım?

Hani ufak tefek şeyleri kafaya takan,ben gibilere,biraz akışına bırak derler ya. Peki akışa kendimizi kaptırdıysak ve geri dönemiyorsak bu sefer bize hangi reçeteyi vereceksiniz?

Siz reçetenizi hazırlayadurun ben susmalıyım uzun bir süre. Söz üstadda.

"Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın!
Her uzvundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla!
Yaşımdan yorgun, yaşımdan telaşlıyım bugünlerde!
Kaç yaşındayım sahi saymadım, bilmiyorum!
Belki kırklarımdayım belki otuzlarımda!
Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında!
Hiç bilmiyorum!
...

Adil Erdem Beyazıt

bfb94352760a6f4a2e1e1df3b6b29b461483440015

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

14 Oca '17 04:27

Misafir

Big help, big help. And supetlarive news of course.

CEVAPLA
Sıla Müni̇r yazdı, 32 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
30 Ara '16 05:00

Sıla Müni̇r

Puan: 1162

Üşümek / Ben Bunları Ünlü Olmak İçi̇n Anlatmıyorum

Bunu yazarken utanıyorum, fakat hayli süredir üşümediğim geldi aklıma. Sobalı evde yaşarken, mutfağa, lavaboya ya da evin sobasız olan herhangi bir köşesine geçeceğiniz vakit, hayat boyu yapmadığınız muhasebeyi yaparsınız. En deli çağlarınızda bu tavan yapar. Hani şimdilerde ergenlik denen zırva var ya... Kanı kaynamakmış, hikaye! Kanı kaynıyorsa bu muhasebe niye?

Sobalı evde yaşarken mutfağı odaya taşırdım neredeyse. Sofradakiler birşey isteyecek diye ödüm kopardı. Ah o buz gibi suda bahçeden gelen marulu yıkamak yok mu.   Markettekiler nisbeten yıkanıyor, bahçe marulu kışın bildiğiniz çamur çamur. Yapraklarından mütevellit karşınıza çıkıp, tanışmakla müşerref olduğunuz sülükler de cabası.

Artık bir zaman sonra moraran parmaklarınızı hissetmezsiniz. Üşüme yerini yanmaya bırakır. Ben o hissi üşümekten yeğ tutarım. O elleri sobaya tuttuğunuzda bir zonklama başlar. Of en can alıcı noktayı atladım. Ağnatmazsam olmaz! O el var ya o el, o parmaklar... Buz kesen hani, kapının koluna bile değdiremediğiniz... Kazara bir yere, ne bileyim, kirişe falan çarpsa bittiğinizin resmidir. O acı nasıl birşeydir! Bunu bir de saatlerce kartopu oynayıp gelenden sormak ve dinlemek lazım...

Şimdi bunları niye mi anlattım. Elbette paylaşmak için. Asla şikayet değil. Üşümenin güzel olduğu zamanlar yaşadım. Hem de en güzel yaşlarımda... Öyle kardan adam falan da hiç yapmadım. Komşunun ikinci kata uzanan merdivenlerini imece usulü karla kaplardık. İki katlı kocaman bir kaydırağımız olurdu. Belki bir günü bulurdu. Ama değerdi. Eve zor girerdik. Kaydırağa tırmanma mevzuu akıllara zarar. Saniye sürecek keyif için dakikalarca gayret sarfetmek hiç zorumuza gitmezdi. Muşambayla kayan mı dersin, leğenle yuvarlanan mı ararsın.. Ne zayi edecekmişiz vaktimizi kardan mardan herifle... Dibine kadar yaşardık karda oynamanın keyfini. Ertesi gün okula da giderdik. Hem de servisle değil, yayan... Hem de bazılarımız çizmeyle, botla değil, lastikle, ayakkapla... Benim hiç çizmem olmadı mesela. (Ben bunları ünlü olmak için anlatmıyorum:) )

Poşet içliksiz ayakkabı giydiğimi hatırlamıyorum kışın. Yedek çorap olmazsa olmaz. Akşam eve gelince kuzine sobanın arkası kunduracıyı andırırdı. Kuruyunca da taş gibi olurdu ayakkabılar. Hey gidi günler... Bu hamur çok su kaldırır. Allahü teâlâ küfrân-ı nimet eylemekten muhafaza buyursun. Her nimetin şükrünü îfâ edenlerden eylesin bizleri.

Soğukda dışarıda kalan, içeride ama ısınamayanlara yardım ihsan eylesin. Amin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Can Sultan yazdı, 14 kez açıldı, 2 kişi beğendi, 9 yorum yapıldı.
23 Ara '16 01:00

Can Sultan

Puan: 49

Özgürlüğe Dai̇r

Suskunluk derin,  bir kader misali. Ses, haykırırcasına hayata karşı direniş öyküsü gibi; kolay değil umudunu kaybetmeyecek sanki. Beden soğuyor, ruh alev alev..  

Nedendir insan bağlanır bir gülüşe belli ki bir umuda kapılır, ihtimallere ömür tutuklar. Kelepçeler çözülünceye dek kaybetmez inancını, ama akılda kalır hep bir soru; ya o kelepçeler hiç vurulmadıysa ya da vurulduğu sanıldıysa.      

Bir sorum daha var hayat :

"Tutsaklıkta karanlık , aydınlık kadar bağımsız mı?"

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

23 Ara '16 05:03

Esra Aydar

Puan: 252

Galiba .. ☺ her şeye ragmen yazmak yazabilmek.. güzel.

CEVAPLA
23 Ara '16 04:58

Elbette siz de farklısınız, farklı bakabilirsiniz. Hayat çok garip, biraz özentilik yapıyoruz galiba ona :)

CEVAPLA
23 Ara '16 04:53

Esra Aydar

Puan: 252

Kisi zihninin icindeki kadar ozgurdur ve kalbiyle yasar demek istedim. Farkli bakabilirsin elbet tutsaklik için yaşarken bağımsızlığı aramak garip geldi sadece..

CEVAPLA
Can Sultan yazdı, 25 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
19 Ara '16 17:00

Can Sultan

Puan: 49

Ruhani̇ Kan

İçim kanıyor artık. Kötü, bu seferki fırlamak istiyor,  dışarı çıkmak toprağı ıslatmak istiyor. Gecenin siyahı kaplar olmuş ruhumu, beyazı görmeye gücü kalmamış artık , bırakıvermiş kendini , kabullenmiş griyi. Gözlerim de içime özenir olmuş, yaş yerine kan dolmuş. Göz kapaklarımı açamaz olmuşum , salamaz olmuşum kendimi gün yüzüne, güze, güneşe ; bir o kadar da tutsak olmuşum özgürlüğe.

Teslim etmesi değil de alması zorlaşmış artık nefesi.   Ne sabahı düşünür olmuşum ne de gecenin zifirini , birkaç dal arıyorum tutunacak , kazanılmasa da o savaş için  çaba harcanacak. Korkuyorum artık , verilen sözlerin tutulamamasından , zamanın o kadar akmamasından. Her baktığımda geçmişe ürperiyor içim bedenim soğuk , ruhum yangın yeri , bu anı yazarken geleceği düşünen mi kaldı ?   Sorarım öyleyse bu kez hayat :

"Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlük yaşadın mı?"                                      

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

30 Ara '16 14:05

Burada ne mi yazıyor? Ne şiir ne nesir, tedavi sürecinde son uygulamaya girmeden önce içimden ne geliyorsa onlar yazıyor.Sabah nefes alabiliyor olma ümidiyle hayal kurarsın ya hani o anda içten gelen her şey yazıyor burda.Umarım açıklayıcı olmuştur.

CEVAPLA
27 Ara '16 10:38

Abdullah Deni̇z

Ne yazıyor burada anlamadım ki; şiir desen şiir değil, nesir desen nesir değil... Yazıda ne anlatılmak istendiği de belirsiz... Dostum fazla zorlama istersen, doğal, dümdüz yaz gitsin, daha samimi olur bence...

CEVAPLA