Türkiye Aktivitesi
1507 ziyaret
1 online
Hatice Kara
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

272 puan Turkuaz Kalem

Derecesi

48 [Toplam 1626 kişi]

Türkiye
Tümü(10)
Pinledikleri(0)
Hatice Kara yazdı, 4 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
16 Kas 16 22:00

Hatice Kara

Puan: 272

Bir Dost Olarak Tinnitus

Tinnitus; kulakta tiz ses, uğultu çıtırtı ve diger var olan tüm seslere verilen genel tıbbi isim. Halk arasında çınlama olarak bilinir. Kişide bunlardan biri veya birkaçı sürekli veya aralıklı olabilir. Ses veya uğultu sanki objektif gibi gelir ama çoğu tinnitus subjektiftir. Çoğu zaman yapılan kulak muayenelerinde de kesin neden ve tedavi mümkün olmuyor maalesef. Azınlıkta olan şanslı kısım tedaviye cevap veriyor.

Aslında fiziksel bir belirti gibi gelen çınlama ilk başladığı zamanlarda kisiyi psikolojik olarak zor bir döneme sokuyor. Bu psikoloji uyku düzenini bozuyor, uykuya dalmakta zorluklar başlıyor. Bazı kişilerde sesin şiddeti yüksek oluyor ve bu insanlar ilk zamanlar sağır olacağından bile endişe duyuyor.

Tedaviye başlayıp uzun zaman ugras verdikten sonra yanıt alinamazsa yavaş yavaş kabullenmeye başlıyor insan bu sesi. Önce uykuya dalarken sese odaklanmamaya çalışıyor gerekirse tv, radyo ile uyumaya çalışıyor. Sonra zihninde geri plana atmaya varlığıyla barışmaya başlıyor. Öyle hastalar var ki çınlamasi trafikte dahi duyabileceği şiddette fakat onunla barışık. Hatta çocuklugundan beri çınlaması olan hastalardan bazıları bu sesin herkeste olduğunu sanıyor.

Bende hem çınlama hem uğultu var, neredeyse bir yıl oldu ve artık varlığıyla barıştım.

'Ugultusu kafasında olana sessiz oda yok' ama uğultu/çınlama zaten bir parçanız ise sessizmiş gibi kabul ediyorsunuz. Allah af ve afiyet versin cümlemize. Amin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
20 Kas 13:26

Klasik müzik dinlemek iyi geliyor aslında. Azaltıyor biraz. Birde kulağın arka kısmına masaj yapmak falan... Geçici tedavi bunlar tabi. Bende 1.5 senedir var. Arkadaşız artık. :)

19 Kas 20:59

Ben bazen uğultumu yağmur sesiyle karıştırıyorum.

Hatice Kara yazdı, 5 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
12 Oca 16 05:00

Hatice Kara

Puan: 272

Defne Efsanesi

Defne, yanından geçerken güzel kokusuyla sizi geriye dönüp baktıran her mevsim yeşil kalabilen bir bitkidir.

Adını Yunan mitolojisinde Antakya'da geçen bir olaydan alır. Efsaneye göre güneş Tanrısı Apollon Afrodit'in oğlu Eros'un okçuluğu ile dalga geçer. Eros da intikam almak için iki ok hazırlar ve Apollon Nehir Tanrısı Peneus'un kızı Daphne'ye aşık olur. Fakat Daphne Apollon u istemez ve reddeder. Apollon onu elde etmek istediğinde Daphne toprak anadan yardım ister ve toprak ana da Daphne’yi defne ağacına dönüştürür. Apollon da umutsuz aşkına karşılık ağacın bir dalını taç şekline getirerek başına takar.

Bilindiği gibi Antik Yunan ve Roma’da önemli kişilerin başlarına taltif için taç şeklinde defne ağacı takilmaktadır.

Antakya'nın Harbiye bölgesinde geçtiği düşünülen bu olayı orada bulunan Apollon ve Daphne mozaiği de desteklemektedir. Ayrica Harbiye'de Daphne'nin Gözyaşları adında bir de şelale bulunmaktadır.

Bilinen etkilerine gelirsek; defnenin yapraklarinin da tohumunu da yağı çıkarılmakta ve bir çok kas eklem rahatsizliklarinda masaj yapılarak kullanılmaktadır. Tohumunun yağı şampuana 10-15 damla eklenirse saçtaki kepeklenmeyi azaltır, yaprakları kaynatılarak ağız ve boğaz enfeksiyonlarinda gargara olarak kullanılabilir. Çayı rahatlatıcı ve hafif uyku vericidir.

Balık pişirirken içine bir adet defne yaprağı konulursa mükemmel bir tat verir.

Bir-iki adet taze defne yaprağı, fasulye, mercimek, nohut, pirinç gibi kuru yiyeceklerin içine konulursa onların kurtlanmalarını önler.

Tabi bunlar bilinen etkiler bir de yan etkileri var; yağı alerjiye neden olabilir dikkatli olmakta fayda var.

Son olarak ta, bir bitkinin faydali etkilerinin olmasi onun tamamen zararsız ve sınırsız kullanılabilir olduğu anlamına gelmez. Bir Akdenizli olarak bu güzel bitkiyi hakkıyla tanitabilmişimdir umarım.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
12 Oca 16:40

Dafne bir su perisiydi. Apollon bile ulaşamadı ona.

Hatice Kara yazdı, 4 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, 21 yorum yapıldı.
9 Oca 16 01:00

Hatice Kara

Puan: 272

Domuz Gribi=Grip

Domuz gribinin ilk ortaya çıktığı yıl mikrobiyoloji hocamız gayet normal bir sekilde sınıfta çocuklar kusura bakmayın geçen hafta gelemedim domuz gribi oldum demişti. Ilk bakışta ürküten domuz gribinin diğer grip lerden bir farkının olmadığını o yıldan bu yana kabul edemedik ülke olarak nedense.

Domuz gribi etkeni olan H1N1 (influenza) virüsü de diğer virüsler gibi (H1N2, H2N3 vs) yayılan, benzer yollarla bulaşan ve uygun ortam bulamadığında daha kolay çoğalabileceği bir suşa mutant olan bir virüs.

Öldürme meselesine gelince; tabi ki domuz gribi ölüme sebep olabilir. Tıpkı diğer griplerin de ölüme sebep olduğu gibi. Her yıl suş değişimi olduğu için bu yıl da baskın olan bir suş ölüme sebep oluyor. Yani bunun geçtiğimiz yıllarda meydana gelen grip ölümlerinden bir farkı yok. Korkmak gerekmez demiyoruz tabi fakat diğer griplere karşı nasıl davraniyorsak öyle davranmalıyız. Aynı tedbirler ve aynı derecede önemseyerek.

Tabi medyada önemli bir yer bulması ilaç şirketlerini sevindiriyor epey. Her gün anlatmaya çalışıyoruz normal bir grip olduğunu korunma yollarının da tedavinin de önceki griplerden bir farkı olmadığını ama medya tabi ki bizden daha çok dinleniyor.

Aslında bu konuda Sağlık Bakanlığı nın yaptığı ve yapacağı açıklamalar çok önemli ama bakanlık yeterince yatıştırıcı ve normalleştirici açıklamalar yapmıyor.

Yani bu grip başka grip falan değil bildiğimiz grip. Domuz gribi = Grip. Allah sağlık ve afiyet versin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
11 Oca 23:06

Garip ne demek, fikrin de mi garibi oluyor anlayamasam da yorumları silmeniz hoş olmamış. Altında birşeyler konuşulmayacaksa neden paylaşmak?

11 Oca 23:02

Burada yüreğine sağlık ve kalemine sağlık dışında yorumlar pek sevilmez. Şaka bir yana yorumları sildiyseniz güzel olmamış. Sitede hayat belirtisi görmüştük. Bir ikisi garip olsa da hepsini silmek ?

Hatice Kara yazdı, 1 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
21 Kas 15 21:00

Hatice Kara

Puan: 272

Emanet ve Ehli

Efendimiz Mekke fethedildiği zaman Kâbe'nin anahtarını Osman bin Talha'ya emanet etmiş ve 'Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder' ayetini okumuştu. Geçen ayki nihayet sayısında devlet Devlet Opera ve Balesi’nde yıllarca memurluk/kostüm terziliği yapan bir terziyle yapılan röportaj vardı. Terzinin işinde çok iyi olması onun şalvarla, cübbeyle ve sakalla çalışabilmesinin önünü açmış.

Bu konu esasen bizdeki bir çok meselede kilit noktayı oluşturuyor. Çünkü liyakat maalesef bizi sınıfta bırakıyor. Dindarlar olarak geçmekte çok zorlandığımız bi husus. Ben bunun toplumun çoğunda bulunan bi maraz olduğunu düşünürken başıma gelen bir olay beni çokça şaşırttı ve gururlandirdi. Resmen kafamda bi ışık yaktı bu olay.

Mesleğe başladığım ilk aylarda talihsizlik olarak addettigim dini&siyasi bi tartışmada azarlanmam yoluyla susturulduğumdan dolayı bu konularda ağzım yanmıştı. Beni azarlamak suretiyle afedersiniz ötekileştiren bu abimiz, eczaneye uğradıkça sorularını çözdüğüm ve daha önce de ders verdiğimi bildiği için çocuğuna özel ders vermemi istedi. Önce eczanedeki herkes yapamazsınız iki güne kıyamet kopar dediler. Endiselenmedim değil hani, hatta iki hafta kadar para mevzusu bile konuşmadık korkumdan. Ama derslerden ve çalıştırma şeklimden o kadar memnun kaldılar ki istediğim paraya itiraz bile etmediler.

Normal şartlarda kamuda bulunmamıza dahi tahammül edemeyen bunu da her fırsatta yüzüme söyleyen biri olarak bilginin ve eğitimin her şeyi unutturup tercihte öncelik olması ve buna saygı duyulması beni çok mutlu etti. İlimle ve kültürle ne giydiğim ne yaptığım ve ne okuduğum saygı duyulur konulara dönüşüvermişti birden. Ne yobazlik kalmıştı ne de at gözlüğü! Bir matematik ve fen bilgisiyle her seyi halletmiştim. Inşallah bu ilimin bana ve insanlığa faydalı olanıdır. Vesselâm.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Hatice Kara yazdı, 1 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
4 Eyl 15 18:00

Hatice Kara

Puan: 272

Eleştirilebilme

Eleştiri 21. yüzyılda daha farklı anlamlar ifade ediyor belki de. İnsanın kendini düzeltmesini sağlamaktan öte kibir duygumuzu kamçılıyor. Sanıyoruz ki herkes bize kafayı takmış, tek derdi biziz, kimse çekemiyor bizi. Biz yanlış düşünemeyiz gibi geliyor bize. Önce bi bozuluyoruz nasıl böyle düşünürler hakkımızda diye, sonra kendimizi haklı çıkarmanın yollarını aramaya başlıyoruz. Hemen enaniyet devreye giriyor. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı diyoruz, benim karakterim bu diyoruz. Sonra kibir oku giriyor bedene, karşımızdakini cahil ilan ediyoruz. Cahillik evet, bizim çabucak karar verdiğimiz, aslında bizi ele veren şaşırtıcı ve tehlikeli bir kelime.

Bazen uğruna uykusuz kaldığımız mesleğimiz eleştirilir. ‘sen bu mesleği yapamazsın, yol yakınken çaresini bul’ demek kolaydır. Birden her şey saman yığını olur insanın kafasında. İğneyi aramaya başlarız sonra kafamızdaki sanmalıkta. Kolay değil kabullenmek, hayatının bir kısmını çöpe atmanı beklerken herkes, o iğneyi bulup kibirden çoktan ölmüş kalbine adrenalin misali saplamak.

Dağlardan dinginlik gelmez, denizler serinlik vermez eğer kabullenmez ve çaresine bakmazsanız. Çare bellidir, ya yok sayarız bize söyleneni o hatayla düşene kadar koşarız. Ya da o iğneyi saplarız ve o anlık acı bizi ömür boyu acaba stresinden kurtarır.

İşte o iğne kimi zaman sadece rızkın Allah’tan geldiğini hatırlamak ve her şeye yetemeyeceğini öğrenmek. Nerede eksiklik var görmek zor, gurur ve kibir yakasını bırakmıyor insanın. ‘Hata yapmak fırsatını ademe veren sendin, bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana?’ diyebilmek çok kapı aralıyor insana. Düğüm çözülüyor ve adrenalin yayılmaya başlıyor vücuda.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
04 Eyl 21:01

Yaklaşık 4.5 saat önce sunucularımızdan birinin diskinde arıza meydana geldi. Arkadaşlarımız az önce sistemi yeniden ayağa kaldırmayı başardılar. Bu aksaklıktan dolayı özür diliyoruz.

Hatice Kara yazdı, 8 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
23 Tem 15 16:00

Hatice Kara

Puan: 272

Cahil mi Kim?

Cahil kelime anlamı olarak okumamış, öğrenim görmemiş ya da bi konuda yeterli bilgisi olmayan demek. Fakat bu bilgisiz olmak ne konuda ve ne düzeyde olur buna yorum yapmak zor.

Mesela islamiyet öncesi devre cahiliye diyoruz fakat hepimiz biliyoruz ki, o dönem arap edebiyatı açısından oldukça zengin ve meşhurdur. Kabe duvarına asılan muallakat-ı seb'a şiirlerinden de biliyoruz ki cahiliye özellikle şiir ve hitabet gibi alanlar başta olmak üzere kültürel olarak da çok zengin bir dönem. Hal böyleyken neden o döneme cahiliye dediğimizi düşünmek gerekiyor sanırım.

Zaman zaman 'biz cahiliz kızım, siz gibi mektep görmedik' diyen teyzeler amcalar oluyor. Ama öyle güzel iman etmiş, öyle güzel siyer biliyor ki insan tüm cahiller keşke sizin gibi olsa diye düşünüyor. Ne komşusu açken tok yatmış, ne yetimi itip kakmış, ne haksızlık etmiş hak yemiş.

Cahilse üç günlük dünya hayatında can alan, kan akıtan, hak yiyen cahildir. Fitne çıkaran, emanete hıyanet eden cahildir, kalbini mi açıp baktın diyen peygamberin aynadaki görüntüsüne kurşun sıkan ümmeti cahildir.

Oturup saatlerce edebiyat konuşmak, Tolstoy'dan Platon'dan bahsetmek ya da siyaset konuşmak/konuşabilmek bizi cehaletten kurtarmaz. Bizi cehaletten inanmak ve islamı öğrenmek kurtarır. Herhalde kastımın bilip caka satmak olmadığını söylemeye gerek yoktur?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Hatice Kara yazdı, 5 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
19 May 15 04:00

Hatice Kara

Puan: 272

Elitlik Bu Değil

Bundan birkaç yıl önce bi arkadaşıma sınıf arkadaşı 'ya siz eğleniyor musunuz hiç'demişti. Bunu anlatınca biz dindarlar gerçekten eğleniyor muyuz yoksa ot gibi yaşamak dedikleri bizim hayatımız mı diye uzun zaman düşünmüştüm.

Geçen süre zarfında mesleki olarak ve yaşadığım şehir olarak bulunduğum, bulunmamı gerektiren bazı durumlar gerçekten kimin eğlendiğini ya da eğlenmenin ne demek olduğunu az çok gösterdi.

Eğlenmekten kasıt kendinden geçmek ya da unutmak olarak anlaşıldı hep. Ille de dışarda olmak, sınır tanımamak, şartları zorlamak, bencil olmak, pohpohlanmak olarak gösterildi.

Bizlerse sadece çalışan, yemek yiyen ve uyuyan insanlar sanıldık. Oysa evlerimizde neler yapardık bilen yoktu. Mesela biz kışları 9 taş oynardık. Ne kadar zevkli olduğunu bilen bilir. Bizi eğlenmez sananların kaçı poşetten uçurtma yaptı, kaçı bahçeden patates söktü merak ediyorum.

Inançlarımızı bize vurulan prangalar sananlar, bu hayatı kendimize zehir ettiğimizden emin olanlar eğlenmenin anlamına dair yanılıyorlar. Yoksa bir kahvenin kırk yıl hatrının eğlenmek olduğunu kim inkar edebilir?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Hatice Kara yazdı, 14 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
11 May 15 04:00

Hatice Kara

Puan: 272

Kol Kırıldı Yen İçinde Kaldı

Herkesin tesettür meselesine dair niye bu kadar çok yazı yazdığını anlamam için birikmiş eleştirilerin bardağımı taşırması gerekiyormuş.

Bu eleştiriler ilginç olarak çok çirkin oluyorsunuzla başladı moda sektörüyle birlikte nasıl bu kadar dikkat çekersiniz, nasıl tesettürlüsünüze doğru gelişti. Nasıl oldu ben de anlamadım ne yaptıysak suç oldu diyebiliriz. Çirkin mi olalım elde olana göre mi davranalım bilemedik. Bu kulaklar 'kızım sen memleketinde antalyada da mı örtülüsün' sorusunu da duydu. Hala bize üniversite mezunu olmayı yakıştıramayanlar bile var. Bu sebeple tanışmayı reddedeni dahi gördük.

Bol giydik, koyu renk giydik yaşlı gibi oldun dediler; renkli giydik 'bu gidişle başını açarsın' dediler. Az konuştuk düşünmez sandılar, sinik olduk, örümcek kafalı olduk. Çok konuştuk edep nerede kaldı siz de böyle yaparsanız dediler. Gülmedik soğuk, suratsız, itici olduk Müslümanlığa yakışmadık; güldük yine edep dediler. Aktif olduk göze battık, pasif olduk zaten müslümanlar böyle tembel pısırık dediler.

Ne tarafa dönsek bi eleştiri geldi. Herkese göre bi kusurumuz vardı. Lafını söyleyen kenara çekildi. Kol kırıldı yine yen içinde kaldı.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Hatice Kara yazdı, 6 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
8 Nis 15 22:00

Hatice Kara

Puan: 272

Dönüşüm

Başlığı görünce bir çok kişinin ilk aklına gelecek olan muhtemelen Kafka olacaktır. Ancak konu dershaneler ve temel liselere dönüşme sancıları. Kapandı kapanacak özel okul oldu olamadı derken vakit maalesef geldi çattı bile.

Konu özellikle de benim gibi seneye ailesinden biri lise son sınıf olanlar için farklı bir öneme sahip. Çünkü kimse ne olacağını kestiremediği için öğrenciler genelin tabiriyle daha yarış atı olamadan yorulmuş ve bunalmış durumdalar. Kafaları çok karışık, her kafadan ses çıkıyor, okul ayrı telden çalıyor dershane ayrı telden.

Şu günlerde artık dershaneler yavaş yavaş okul olmak için yeterlilik şartlarını (maddi koşullar olarak) bildirmiş, kayıtlara bile başlamış durumdalar.

Tahmin edildiği gibi her çeşit söylenti havada uçuşuyor.

Öncelikle dershaneler cezbedici olarak bu yıl sürecin ilk yılı olduğu için ne olacak bekleyelim görelim denilebilecek bir yıl değil bu büyük bi risk olur, okuldaki hocalar ek ders ücretini az bulup kabul etmek istemiyorlar çocuklar çok zorlanır gibi dezavantajlardan bahsedip akabinde bir çok vaadde bulunuyorlar. Ders saatinin çokluğu, derslerin bi kısmının 12. sınıf bi kısmının YGS ve LYS dersleri olacağı, soru çözme saatleri, kaynak çeşitliliği ve öğretmen kadroları vs. Bunları dinleyince her şey çok mantıklı geliyo.

Fakat buna karşılık olarak okulla olan görüşmelerim sonucunda özellikle iyi anadolu veya fen liselerine giden öğrencileri farklı bi sıkıntının beklediğini öğrendik. Temel liseye kayıt yaptırıldığı zaman pişman olduk kaydımızı tekrar okula alalım gibi bi şey mümkün değil. Zira başarı olarak daha üst seviyede bi okula geçilemiyor. Bir de dershane öğretmenlerinin atanma ihtimali var ki her öğretmen elbette atanmayı ister ve böyle bir durum söz konusuyken kalmayı düşünmez. Dershanelerin nam-ı diğer temel liselerin istediği ücretler de öyle az değil bir çok ailenin devlet desteğiyle bile karşılayabileceğinin çok çok üstünde. Bizim gibi az bekleyeyim bi şeyler kesinleşsin dediğinizde de cevaben kontenjanımız dolar sonra mağdur olursunuz deyip aileyi ve öğrencileri bilmem kaçıncı kez strese gark ediyorlar.

Hal böyleyken bi şeyleri kestirip karar vermek hayli zor. Önümüzdeki yılın sorunları şimdiden dağ olmuş vaziyette. Allah ailelerin ve özellikle üniversite sınavına girecek öğrencilerin yardımcısı olsun, işleri zor görünüyor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Hatice Kara yazdı, 2 misafir olmak üzere 9 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
4 Nis 15 10:00

Hatice Kara

Puan: 272

Antibiyotiksiz Olur mu?

Yakın zamanda antibiyotik ve bazı diğer ilaçların reçetesiz satışına yasak getirildi. Bu yasağa ilk önce epey sevindim ve başkalarının aksine toplum sağlığı açısından savundum. Fakat yasağın öncesinde ve sonrasında yaşadığım bazı olaylar bu işin öyle kolay olmayacağını ögretti.

Öncelikle bir doktor örgütlenmesi olmadan eczacılara yasak getirmek en azından biz toplumun sağlığını düşünüyoruz diyerek getirilen bir yasağı anlamsız kılıyor. Zira hem antibiyotik reçete edilme oranı özellikle acillerde çok yüksek hem de gelen hastalar o kadar benimsemiş ki "doktor bana niye antibiyotik yazmamış, ben sonra iyileşemiyorum" diye bi de bize doktordan yakınıyor.

Bir başka mesele de daha önce herhangi bir antibiyotikle iyileşme gören hastalar doktora gitmeden hatta çocukları bile bazen götürmeden eczaneye gelip 'ben x antibiyitikten alabilir miyim' veya 'bana çocuk şurubu ver' diyerek antibiyotik talep edebiliyorlar. Hatta sizin bi doktora mı görürseniz tavsiyenizi 'akıl verme ilaç ver' gibi cümlelerle ağzınıza tıkıp belki de basit bi viral enfeksiyonu antibiyotikle iyileştirmeye yoluna gidiyorlar. Antibiyotiği ağrı kesici sanan hastalar bile var.

Tabi ki bunlar antibiyotik gereksiz demek değil fakat toplum ve doktor örgütlenmesi olmaksızın bu uygulamanın da sağlıklı yürümesi zor görünüyor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.