Türkiye Aktivitesi
918 ziyaret
1 online
Kaanbkdk
Hakkında henüz bir şey yazmadı.

Türkiye Puanı

60 puan Koyu Mavi Kalem

Derecesi

117 [Toplam 1635 kişi]

Türkiye
Tümü(4)
Pinledikleri(0)
Kaanbkdk yazdı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
26 Oca 16 13:00

Kaanbkdk

Puan: 60

Perrera ve Çok İstediği Penaltılar

Perreira, 2-3 hafta önce “Bize penaltı verilmiyor, verilirse pasta keseceğim” diye bas bas bağırıyordu. Haydi rahatla Perreira, Eskişehirspor ve Rizespor maçlarında tam 3 penaltı.

Nasıl iyi mi, yeterli mi? Mutlusundur herhalde. Eh daha ne olacak? Kes pastayı afiyetle mideye indir. Verilen penaltıların kaçı doğru, kaçı yanlış kafana takma. Sen, “Hepsi doğru” diyorsun. Olabilir, senin görüşündür.

Ancak dikkat et penaltılar sende hazımsızlık yapmasın. Görüldüğü gibi bir gerçek daha ortaya çıktı. Neymiş, penaltı almak için önce istemek gerekirmiş.

Bravo! İstemeyene mama yok. İsteyeceğin müessese, MHK. İsteme şeklin sözlü veya yazılı olabilir. Bir şekilde mesajını atacaksın. Gerisi kolay. Mesaj, merkezden hakemlere otomatik geçiş yapar.

Hakemlerimiz mesajlara karşı son derece duyarlıdır! Hemen gerekeni yaparlar! İşte ben bundan dolayı hakemlerimize toz kondurmam!

Bakmayın siz durmadan, “Yabancı hakem, yabancı hakem” diye saçma sapan laflar etmeme! Hakemlerimiz bir tanedir, bir tane!

TFF sağır sultan gibi davrandı!

Kötü hava koşuları dönüyor, dolaşıyor Beşiktaş’ın yakasına yapışıyor. İki hafta üst üste erteleme.

Beşiktaş-Mersin maçının tam oynanacağı saatte, Trabzon- Beşiktaş maçının da oynanacağı günde yoğun kar yağışının olacağını meteoroloji günler öncesinden anons etti. TFF sağır sultan. Mersin maçı 2 saat, Trabzon maçı 1 gün öne alınsaydı problem kalmayacaktı.

Maç programları gün ve saat olarak çok önceden belirleniyormuş, o nedenle de değiştirilemezmiş. Bebelere ninni, biberon, masal. Dalga mı geçiyorsunuz bizimle. Anayasa değişikliği mi yapılacak?

Değiştirilecek olan alt tarafı saat ve gün. Yeter ki istensin. 3 gün önce oturulur, ufak rötuşlarla iş halledilir. Ertelemeler, hedefi şampiyonluk olan Beşiktaş için dezavantaj.

Şimdi bu maçları 2 kez hafta arasında oynamak zorunda kalacak. Erteleme dezavantaj ancak kaleci ve stoper transferi avantaj. Bu 2 bölgede öncelikle alternatif sıkıntısı yaşanıyordu. Yetersizlik de söz konusuydu. Sezon başında da bu görüntü netti.

Sonunda gerçeği gördüler. Gerçi erteleme maçlarında yeniler yok ama ilerisi için büyük avantaj.

Yalandan ağıt yakan başkanlar!

Tencere dibin kara, seninki benden kara. Galatasaray’da durum aynen böyle. Karalama kampanyasında son başkanlar muhteşem(!) performanslar sergiliyorlar. Durmadan birbirlerini suçluyorlar.

Yükü sırtlarından diğerine atmak için inanılmaz bir yarış içindeler.

UEFA’nın Finansal Fair–Play kurallarından bu başkanların haberi yok muydu? Vardı. Hepsi, Galatasaray’ın bütçesini, borcunu ve hesaplı gitmezlerse başlarına nelerin geleceğini biliyordu.

Şimdi yalandan ağıt yakıyorlar. Yok birbirinizden farkınız. Kulüp parasıyla hovardalıkta maşallah(!) elinize kimse su dökemez. Hep beraber koskoca Galatasaray’ı dibe oturttunuz. Peki, şu aşamada

bir araya gelip kulübünüzü düzlüğe çıkarmak için biraz kafa yormaya acaba ne dersiniz?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Kaanbkdk yazdı, 2 misafir olmak üzere 4 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
24 Oca 16 21:00

Kaanbkdk

Puan: 60

2. Kılıçarslan

Alâeddin Tepesi’nde tarihi pencereden surların ötesine doğru baktım. Haçlı kuşatması altındaki Konya’yı hayal ettim bir an. Sonra, Melih Cevdet’in muhteşem şiiri Troya Önünde Atlar eşliğinde, Çanakkale sahillerinde İngilizler, Viyana önünde yeniçeriler, Alabama kalesi önünde kovboylar ve daha neler neler geçti gözümün önünden. İçlerinde en görkemli görsel şöleni yapabilen Alabama Kalesinin Fethi hiç şüphesiz… Çünkü çocukluğumda kırka yakın sinema filmi izledim Alabama Kalesi Kuşatması ile ilgili.

***

Olağan üstü heyecan vericiydi hepsi. Çünkü tahta sırıkları, küçük bir kasabanın etrafına çakarak oluşturulmuş muhkem muhteşem(!) kale amansız kızıl derili savaşçılar tarafından savunuluyordu. Hepi topu kırk elli kişi içeride, bir o kadarı dışarıda. İçerideki Kızılderililertüfeği henüz görmüş ama olsun çok korkunçtular. Tabii içlerinde iyiler de var ama bunlarçoğunluk olarak bildiğiniz vahşi, uygarlıktan insanlıktan bihaber yerliler. Öldürdükleri rakiplerinin kafa derisini yüzüp saç koleksiyonu filan yapıyorlar ki görmeyin gitsin.Yani o kaleyi iyi kalpli kovboyların mutlaka düşürmesi lazım. Onca senaryo nasıl çıkmış derseniz: İçeriden birinin gözüyle, dışarıdan birinin gözü ile kızıl derilinin atı, kovboyun köpeğinin gözüyle farklı bakış açıları ile çekilmiş filimlerdi emeği geçenlerin hakkını yemeyelim. O kadar farklı ki ben epeyce sonra anladım hepsinin aynı kaleden aynı kuşatmadan ilhamla yapıldığını. Böyle bir hayal kırıklığından sonra kendi gerçeklerimize döndüm.

***

Ve ne gördüm: İngilizler, Çanakkale’de ne arıyordu sorusunun karşısında, bizimkiler Viyana’da ne arıyordu suçluluk duygusu ile başlayıp İstanbul’un Fethi’ne hatta Malazgirt’e kadar uzanan hümanistbir pişmanlık anlayışında olanlar vardı.Sanki tüm dünyada herkes geldiği yere geri dönse barış ve adalet sağlanabilirmiş gibi bir yanılsama. Ya da tüm tarihi, olayları savaşları ekonomiye bağlayanlar.Bir de insanlığın başından bu güne dökülen kanlardan dinleri sorumlu tutanlar. Daha uzatabilirim bu farklı ekolleri ama o çocuk yaşta ilk içimden geçen hep şu oluyordu: Bizim o koskoca zaferler, kaleler, fetihler, ordular, kahramanlıklar keşke Amerikalıların elinde olsaydı. Hem bunları onlara vermek istemiyor, hem de tahta Alabama kalesine kırk film çekenlerin bizim yerimizde olsa ne yapacağını merak ediyordum. Merakım güncelliğini korusa da bunu hiçbir zaman öğrenme şansımız yok. Çünkü miras bizim. Mühim olan bizim neler yapabileceğimiz.

***

Biz ki, yıllardır Anadolu’yu bize yurt yapan Selçuklu Sultanlarının Alaeddin Tepesinde yattığını bile unutmuşuz. Dünyanın ilk on stratejik savaşı arasında ilk sıralarda olan ve donanım ile sayı bakımından en orantısız zafer sayılan Düzbel (Mirayakefelon) Zaferini nasıl hatırlayıp hatırlatacağız. Onun eşsiz komutanı II. Kılıçaslan’ın dâhiyane başarısını nasıl yaşatacağız. Elbette bir yerden başlamak lazımdı. Ve dün 17 Eylül 1176 Düzbel Zaferi’nin 839. Yıl dönümüydü. Yönetiminde bulunduğum Konya Fikir, Sanat, Kültür Adamları Derneği olarak Selçuklu Mirası konusundaki hassasiyetimiz gereği her yıl bu zaferi gündeme taşıma amacı ile çeşitli projeleri programımıza aldık.

Bu benim için bir mutluluk vesilesi. Kim ne derse desin saygı duyulacak, kutsanacak bir savaş varsa o da savunma savaşıdır. Miryakefalon ise savunma savaşları içinde en şanlı olanlardandır. II. Kılıçarslan’ın iki büyük barış girişimi ile elçilerini, ihanet ve hakaretle karşılayan, Doğu Roma İmparatoru I. Manuel, Papa ve Avrupa hükümdarlarını, Türklere karşı son fırsatımız ipek yolunu tamamen ve sonsuza kadar ele geçirebiliriz diye ikna etti.Hayali Batı ve Doğu Roma’yı tekrar birleştirmekti. Haçlı Ordusu kendi kaynaklarına göre 1milyon, bizim tarihçilere göre 600 bin. Kılıçaslan’ın toplayabildiği ordu iki tarafa göre de en fazla 50 bin. Bizimkiler bunu da artırıp denge sağlamak için uğraşsınlar diye yazıyorum.

***

Kendilerinden fazlası ile istifade ettiğimiz kıymetli tarih hocalarımızın yeri ayrı elbette. Fakat bir süredir. “Resmi tarih yalan söyler” tezini geliştirdim. Gayri resmi tarih de yalan söyler; hatta yazılan tarihin çoğu yalandır. Çünkü herkes önceki dönemin resmi kayıtlarına atıf yaparak yeniden tarih yazmaktadır. O dönemdeki resmi kayıtlarda kendi döneminin güç odaklarına göre tutulur. Bu yüzden sözlü edebiyatımız, halk söylenceleri ve kendi sezgilerimiz ya da bir duvar taşındaki nakış bize verdiği ilham ile çokdaha önemlidir.

İşte bu gün Selçuklu Sultanlarınınsandukalarınadokunup, türbenin penceresinden dışarı bakarken bunları düşündüm. II. Kılıçaslan yanımda belirdi sanki...Ona içinde Papa, Roma-Germen İmparatoru ünlü F.Barbarossa, İngiliz Kralı, Fransız Kralı ve Doğu Roma İmparatoru Manuel’in bizzat bulunduğu tarihin en büyük Haçlı Ordusuna bakarken ne hissettiğini sormak isterdim. Nasıl karar verdiğini, nasıl cesaret ettiğini… Elbettebirçok cevap,birçok ilham,birçok his doğdu içime…

***

Ama sizinle ilk paylaşmak istediğim: Selçuklu Sultan’ı II. Kılıçaslan, bulunduğu tepeden Düzbel Ovası’ndaki, atlarına kadar zırhla kaplı, o yer gök almaz Haçlı Ordusuna bakarken etrafındaki Oğuz beylerine : “Onlar ne kadar giyinikse, biz o kadar soyunacağız !” diyordu.

İşte bu! Dünyanın en tılsımlı mücadele cümlesi, ister vahşi kapitalizme, ister tüketim çılgınlığına uygulayın; her kilide uyar bir anahtar. Bence Kılıçaslan’ın dehası bu cümlede gizli… 50 bin kişi, 1 milyon kişiyi yener mi yener! Sonra o kökten, yüz yıllar sonra, en umutsuz dönemde, yemyeşil bir filiz çıkar, İstanbul önlerine demir atan işgal zırhlılarına Düzbel Ovası’ndaki Haçlılara bakar gibi mavi keskin bir bakış atar ve : “Geldikleri gibi gidecekler !” der .

Düzbel Zaferi kutlu, 2. Kılıçaslan’ın ruhu şad olsun…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Kaanbkdk yazdı, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
23 Oca 16 13:00

Kaanbkdk

Puan: 60

Tarih ve Sanat

Tarih bir kulturun gecmis donemdeki yansimasinin gunumuze isik tutmasi olarak da bilinir. Bizdeki tarih soylemi son zamanlarda osmanli torunuyuz veya Ataturk bizim atamiz kavgalariyla gecmektedir. Bana gore osmanlinin da Ataturk'un de yeri bizler icin cok farkli olmasi gerekir. Birisi 7 duveli dize getirmis onlarca millete o kadar topraklari nasil korunmasi gerektiginin digeri ise cagdaslasma medeniyetlesme acisindan bizlere cok guzel ornek teskil etmis 2 farkli gibi olanin aslinda bir butun oldugunu sizlere kucuk bir ornekle aciklamaya calisiyim.

Osmanli zamaninda da ronesansin da etkisiyle gelismeye calisan edebiyat ve mimari alanda cok guzel ornekler verilmis. Bir cok padisah kendi lahzalariyla bir cok siir yazmis evliya celebi donemin en etkili gezi rehberi seyahatnameyi yazmis mimar sinan hala sirri cozulemeyen mimari eserler birakmis ki hala japon muhendisler bile sirrini cozebilmis degildir. Ataturk ise turk dil kurumu gibi turk tarih kurumu gibi ilk konservatuvar gibi birimleri kurdurmustur. Aslinda burada alinacak cevap basittir. Asla ve asla ne dilinizin ne de tarihinizin saptirilmasina izin vermeyin ve bu birimlerde arastirma yapabilin ki tarihinizin ve dilinizin yozlasmasina izin vermeyin mesajini cok guzel bir sekilde iletmistir. Ayrica Ataturkun yaptigi degisikliklerin tek bir ortak noktasi vardi ki yukardakilerin hepsini tek seferde bir kenara biraktirabilir. Dilimizin ayni oldugu son zamanlarda da bizi kurt-turk ayrimina iteleyen meselelerin otesinde bir birlestirici unsur varsa o da sanattir. Cunku bir etkinlik icin bir araya gelen insanlarin o anda sanatin sadece rahatlatici etkisiyle bir araya gelirler ve akillarinda sadece o etkinlikten zevk almak vardir. Bunu unutmamaniz dilegiyle bol sanatli haftasonlari herkese...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Kaanbkdk yazdı, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
26 Eki 15 22:00

Kaanbkdk

Puan: 60

Altyapı Faaliyetleri Yetersizliği ve Nedenleri

Ilk olarak sunu soylemeliyim ki Turkiye'de altyapi diye birsey yok. Sadece altyapi konusunda belirli asama kaydetmis bazi kuluplerimiz var hepsi o kadar.

Altyapiya maddi kaynak ayirilmiyor ve altyapi hocalarimiz buna bende dahil olmakla beraber bazi ekipmanlari ve arac gerecleri kendi cebimizden karsilayabiliyoruz.

Altyapi konusunda su anda en etkili kuluplerimiz ise;

Futbolda Altinordu

Basketbolda Banvit ve Efes Pilsen

Voleybolda Ziraat Bankasi ve Eczacibasi

Gureste Ankara kulupleri

Atletizm de ise Besiktas.

Evet dikkatli okuduysaniz veya dikkatinizi cektiyse diyeyim bu kuluplerin hepsi Ankara-Istanbul ve Izmir ekipleri. Yani anadolu da boyle bir kulup yok. Daha dogrusu Anadolu'da boyle kuluplerin diger buyuk sehir kulupleri ile yarisabilecek ne bir salon ve saha imkani var ne de Genclik ve Spor Il Mudurlerinin spor ile alakasi. Cunku genclik ve spor il mudurleri kendi koltuklarini dusunmek yerine sporculari veya spor kuluplerini dusunseler onlara hem belediyeler ile isbirligi icinde spor salonu ayarlar ve de onlara malzeme destegi yapilir. Fakat spor il mudurleri kendilerinin gelecegi ile ilgilendiklerinden asil islerini unutmus durumdalar.

Neyse dostlarim ben bu konulara cok fazla girmek istemiyorum cunku bu konuda dilim cok yandigi icin artik ben susmayi deneyecegim tabi ki basarabilirsem eger.

Burdan hepinize iyi aksamlar dilemek ile beraber sporda basarili gunlerde bulusmak dilegi ile iyi teminniler ile yazimi bitirmek istiyorum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.