Türkiye Aktivitesi
1116 ziyaret
1 online
Kerem Yüksel
Bence artık ben de herkes gibiyim.

Türkiye Puanı

401 puan Turkuaz Kalem

Derecesi

30 [Toplam 1578 kişi]

Türkiye
Tümü(11)
Pinledikleri(0)
Kerem Yüksel yazdı, 8 misafir olmak üzere 12 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
13 Ara 16 14:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Şen Olmadı Halep Şehri

Uzun cümlelerin anlamı yok artık.

Şehadete erenler, şehirlerini terk etmeyi reddedenler, ailelerini çocuklarını  canlarını verenler, kısacık hayatları ansızın bitiveren küçükler kazandı. Dünyalarını verip Allah'ın rızasını aldılar.

Biz kaybettik. Uzaktan izlemeyi hatta izlememeyi seçenler olarak.

'Tweet favladık'. Çocuklarımıza anlatırız.
Camide yardım topladılar. Oldukça cömert davrandık. Ara sıra dua bile ettik. Aklımıza geldiği zamanlar. Sonuna kadar izleyemediğimiz bir videodan sonra belki. Sonra hayat devam etti. Doğalgazımız hiç kesilmedi.

Bu utanç bize bir ömür yeter. Namaza duracak yüzümüz kalmadı. Bize yeter.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
16 Ara 20:46

şen oldu diyenler helak...

Kerem Yüksel yazdı, 25 misafir olmak üzere 29 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
1 Ara 16 18:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Tarihe Geçmişiz Haberimiz Yok
2e2a2cc0f38d7e8deaf5aa7da32379561480596662

2e2a2cc0f38d7e8deaf5aa7da32379561480596662

Yıllar sonra Kemal Kara Lise 2 Tarih kitabında fotoğraflarımız çıkacak.

2056-2057 Öğretim yılı olabilir mesela.

Yakın tarih genelde kitabın sonunda kalır.

Oralara gelemeden öğretim yılı biter. 19 Mayıs çalışmaları filan.

Bizim tarih kitaplarında orta sayfalara kaymamız 2150-2180 yıllarını bulur.

Kağıt kitapların yeniden popüler olduğu yıllar.

Soldaki sayfada Trump ve altın sarısı saçları.

Kendisi hakkında yılın kişisi adayı olduğu dönemde fevri söylemlerimiz olmuş.

Bunları bir arkadaşımın benden habersiz yazdığını da satır arasında belirtmiş olayım.

Onun da şifresini internet haydutları çalmışsa demek.

Bilgi çağı.

Herkesin her şeyi bilmesi. Bir kinaye olarak değil de gerçek anlamda.

Herkesin her şeyden haberinin olması. Mahremiyet yok.

Çok ileri iletişim olanakları önce iletişimi öldürdü.

Sonra vicdan yetmezliğine sebebiyet verdi.

Hangi faniye ağır gelmez bu yük. Bihaber olma lüksü insanların ellerinden alındı.

Dönemin şairlerinin ; 'Yaşamak ne zor kalbi olana.' ,

veya 'İntihar haramdı biz de yüzümüzü astık' şeklindeki dizeleri de delil.

İntihar haramdı. İdam geri doğru işletilemezdi. Depresyon modern çağın hastalığıydı.

Kayıp bir medeniyet. Her yere yayılmış. -Afrika Hariç

Kendi dünyasında yaşamaktan men edilmiş insanlar çılgınca bir gündemi

gözlemlemeye mahkum edildiler. Bu bir ayrıcalıktı. Uygun fiyata satın aldılar.

Taksitle.

Her şeyden hemen haberleri oldu. Çok yüksek çözünürlükle katliamlar izlediler.

İnkar ettiler.

Öfkelendiler.

İsyan ettiler.

Hüzünlendiler.

Kabullendiler.

Hiç bir şey değişmedi.

Bir çağ yangını.

Kaybedecek çok şeyi olanlar daha çok korktular.  Kaygı bozuklukları oldu.

Ne teknoloji ne zenginlik ne bilgi söylendiği gibi mutluluk getirmedi.

İmanlar kırılgan. İlk feda edilenlerden oldu.

Bize lazım olan soylu öfke ise çok uzaklarda.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Kerem Yüksel yazdı, 57 misafir olmak üzere 63 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
4 Ağu 16 18:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Biz Kazandık Cnn'de Görmedin mi?

Ya arkadaşım yok diyorum yanlış anlatıyorsun, biz yapmadık darbe girişimini onlar yaptı. Mısır televizyonu bir şeyler zırvalamış ona inanmadın herhalde.

Biz kahraman olduk görmedin mi tankların üzerinde afili fotoğraflarımızı?

Vatanımıza sahip çıktık. Demokrasiyi filan kurtardık. Çocuklarımızın geleceğini çalmak istediler fakat nasıl da izin vermedik gördün değil mi? Ben de beklemezdim bu kadarını ama oldu işte böyle. Gururlandık doğrusu.

Biz evlerimizde çay içiyorduk.Tank, tüfek görmemişiz yıllar olmuş. Zaten bizde öyle şeyler bulunmaz. Sivil halkız adımız üstümüzde.

Bir altyazı, bir son dakika derken can havliyle kendimizi mermilerin karşısında, tankların altında buluverdik. Bir bayrağımız var elimizde. Kimisi kazma küreğini kapmış gelmiş de ona da silah dersen.

Çay içiyorduk yahu biz. Uçaklar uçtu. Çocuklarımızı korkuttular. Kardeşlerimizi vurdular. Yahu yalan mı söylüyoruz hepsinin görüntüsü var heralde vermiştir CNN, vermedi mi? Gazetelerinizde görmedin mi biz kahraman olduk. Olmadık mı? Duymadın mı gerçekten?

Vallahi böyle onursuz düşmanla baş etmek de zormuş. Dost diye yüzümüze güle güle meğer ne çok hain yetiştirmişler. Zaten liderleri de sizin oralarda yaşıyor. Sahte mehdi fetullah derler adına.

Bunca ihanetin üzerine zaten teslim edeceksinizdir yakında. Başka ne olacak?

Erdoğan'ı pek sevmediğinizi biliyoruz. Vallahi biz pek seviyoruz. Ama önemli olan bu da değil.

Siz gelişmiş Batı medeniyeti demokrasiyi filan çok iyi uyguladığınızdan, seçilmiş hükümetin seçilmiş cumhurbaşkanının yanındasınızdır muhakkak. Seçilmiş. Halk seçmiş.

Zaten kınadınız darbe girişimini. Başka türlüsünü düşünmek saçma olur. Bir yanda halkın seçtiği, bir cümlesiyle kendini uçakların, tankların önüne atacak kadar benimsediği; sizin pek sevmediğiniz cumhurbaşkanı; diğer yanda da sivil halkı, şehirleri, meclisi yahu meclisi bombalayan ihanetin kitabını yazmış namussuzlar takımı.

Yani sen iyiler kaybetti diyorsun da, bizi diyorsan biz kaybetmedik. Öbür tarafa iyiler diyecek halin yok zaten. Var mı? Dedim ya biz çay içiyorduk. Sonra bizi öldürdüler.

Siz çay çok bilmezsiniz. Kahve gibi düşünün aynı şey. Kahve içiyorduk. Uçaklar uçunca tabii kahveler de yarım kaldı.

Sen Ömer'i duydun mu? Nasıl sıktı ama Ömerim hain generalin kafasına. Ne yiğit adammış be. Halil'i gördün mü? 3 çocuğu babasız kaldı Halil'in şehit oldu. Merak etme biz sahip çıkarız onun emanetine. Sen rahat ol.

Reklamcı ağabey var. Mekanı cennettir muhakkak, İnşallah öyle. 16 yaşında oğlu ile gitmişti vatan savunmasına. İlhan Hoca mesela. Evde oturup tivit atmakla yetinmedi. Heralde sizin kanallarınız da bunları anlatıyordur.

Yani normal zamanda çok eleştirdiğimiz vekillerimiz bile mecliste bombalara direndi. Vallahi bravo. Demokrasiye, vatana, millete sahip çıktılar.Hiç geri adım atmadılar.

Görmüşünüzdür sizin gazeteler de vermiştir. Uçak uçmasın diye tarlasını yakan köylüyü filan.

Medyamız da güzel sınav verdi. Hepsi demokrasiden yana, milletten yana tavır koydu. Sizin gibi gelişmiş, demokratik ülkelerde olduğu gibi kendi üssüne bomba atıp 50 polisi tek seferde şehit edenden değil de milletten yana oldular. Dedim ya sizin gibi gelişmiş ülkelerde olduğu gibi medya demokrasiden yana tavır koydu.

Hani yazmışsınız ya, az eğitimli eski futbolcu Erdoğan diye, evvela onu ters yazmışınız.

Ha o haini kastettiyseniz evet onun bir eğitimi yok. İlim de bir sınavdır bize göre, duydun mu hiç bilmem. Peygamber efendimiz faydasız ilimden sana sığınırım diye dua edermiş Rabbine.

Bu feto işi daha da geliştirmiş faydasız değil zehirli ilim sahibi olmuş. Önce kendini sonra binlercesini zehirlemiş.

Biz bunlara haşhaşi diyoruz. Bir Google yap bakalım belki anlarsın o şekilde.

Ama sen hala iyiler kaybetti diyorsun? Sen, arkadaşım sen ne kötü adamsın, görmemiş olamazsın.

Gerçekten görmediniz mi be, çok şey kaçırdınız. Size yazık size.

Vallahi bir millet göğsünü siper etti. Ne cihatçı, ne işidçi, ne erdoğancıydı bunlar. Bir milletti, bunu anlamanızı beklemiyorum.

Madem sen bizden değilsin. Sana kötü bir haberim var. Bir musibet bin nasihattan evladır derler ya, biz o kara geceden sonra bir beraber olmayı  biraz daha öğrendik. İktidar, muhalefet filan ayırmadan topluca giriştik bu ülkeyi tekrar güçlendirme çabasına.  Ne oldu Kerim Balcı gibi baktın bir an?

Daha kötüsü ne biliyor musun? Sizin haberlerde iç savaş diyor ya. Burada iç savaş değil de iç barış oldu.

Bir tek vatandaş dahi çıkıp darbecilerle beraber savaşmadı. Beklemiyordunuz ama böyle oldu. Kudurmanız da bundan olsa gerek.

Bazısı cumhurreisimizi öldürmeye yeltenmişti. Onlar da sonra dağa kaçmışlar. Yakaladık hamdolsun. Ama asmayacağız gibi görünüyor.

Vallahi çok istiyoruz ama sanki olmayacak gibi. Olsun gün yüzü görmesin hainler. İdare ederiz. Daha bunun ilahi adaleti var.

Biz çok kayıp verdik. Ama onlar kaybetti. İstersen gidince bir anlat durumu. Bildiğiniz gibi değil Türkiye'de olaylar falan filan diye.

Yok biz hainden, zalimden, caniden, katilden, haysiyetsizden, sahtekardan tarafız dersen de senin tercihindir.

Yolunuz çok uzun değil. Cehenneme kadar sana eşlik ederler.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
07 Ağu 20:41

Misafir

Eline ve yüreğine sağlık...

04 Ağu 21:01

Tesekkur ederim

Kerem Yüksel yazdı, 4 misafir olmak üzere 14 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
18 Mar 16 21:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Kediye Kedi Demek

Bir büyüğümüzün de dediği gibi:

'İnsan gerçekten hayret ediyor?'

Yok artık Lebron James diyesi geliyor. Bu büyüğümüz on sene kadar evvel rejimi yıkmakla suçlanıyordu. Ne iş be.

Sabih öldü mü bu arada? Kötü adamdı.

Merak etmeyin buraya gelmezden evvel tüm sosyal medya hesaplarıma #AnKARA heştekli paylaşım yaptım. Vazifemi yerine getirmenin huzuru ile buralardayım.

Çok güzel geyiğim var bugün.

Savruk bir dilin kavruk bir delikanlısıyım. Bilen bilir.

Barış ve demokrasi kelimeleri hiç bu kadar kirlenmiş miydi?

Pis kalpli adamlar kullana kullana leş etti en güzel kelimelerimizi.

Madem öyle TDK değiştirsin tanımları da günlük hayattaki kullanıma uygun hale getirsin. Mesela şöyle;

.

BARIŞ= Terör sevicilik

Devlet düşmanlığı (yan anlam)

Çukur kazım işlemi. Özpatlatım.

Halkı kin ve nefrete sürüklemek.

Tüm bunlarla birlikte televizyonda saz çalmak da barış konseptinin bir parçasıdır.

.

DEMOKRASİ: Devlete millete silah sıkıp katil devlet sloganı atma özgürlüğü. Terörist eylemleri kınarken terör örgütüne toz kondurmadan devleti suçlu ilan etme serbestiyeti. Seçileni beğenmeyince teröriste el açma özgürlüğü.

.

Zaten dile katkıları üst düzey bu arkadaşların. Bir kınama yapıyorlar cümlede asla özne yok. Uzaylılar yapmış bu saldırıyı. Tamam ben de biliyorum bu örgütün 856 tane adı var ve hepsi b.ka benziyor ama aman terör örgütünü eleştirmeyeyim diye cümlelere öyle takla attırıyorlar ki dilimiz bir bilim dili oluyor bazen.

Şiddet çok kötü bir şey. Kimden gelirse gelsinmiş. Allah kimseyi aydın bir gazeteci konumuna düşürmesin. Yazık iki cihanda maymuna dönene.

.

Evet millet olarak üzgünüz. Bunu yolda yürürken bile anlamak mümkün. Milletimizin kalbi kırık. Hiç tanımadığımız bir insanın bile yüzüne baktığımızda 'ah ulan' deyip sarılmak ister gibiyiz. Ama öyle yapmıyoruz.

Acun izliyoruz ama yapmak istediğimiz esasında yukarıda bahsettiğim sarılma fiili. İç dünyamızın karmaşasında kaybolup gittik yine dostlar.

Geceleri radyo programı yaptığımı söylemiş miydim?

Çoğunluk iyilerde.

Kötü insanlar nicelik olarak az fakat dünyamızı b.ka çevirmeye yeterli düzeyde pislikleri var. Neyse, geçecek Allah'ın izni ile.

Lakin üzgün olmayan birileri de var.

Kaçıyor mu sanıyorsunuz gözümden?

Barışseverler: Bunlar esasında teröristtir veya terör sevicidir. Barış için bomba patlatırlar. Barış için halkı ayaklanmaya çağırırlar.

Barış için vatan satıp aydın olduklarını iddia ederler. Gazeteci olanları çok kutsaldır.

Bunlar bizi üzüyorlar. Üzebiliyorlar ama bu muratlarına ereceklerini gösteriyor mu, hayır öyle bir dünya yok. Duygusal iniş çıkışlarımı mazur görün aziz cemaat.

Biz ne zaman bu kadar mazlum olduk?

Kemalistler: Bunu anlamakta çok zorlandım ama kemalist kesim nedense terör sevgisine büründü. Esas hedef polismiş. Yanlışlıkla sivilleri patlatmışlar. Bunu söyleyen yılların cumhuriyet gazetesi. Tamam siyah beyazdın bir şey de anlamazdık yazdıklarından, bulmacaların çok zordu ama eskiden böyle değildin.

Daha namuslu bir imajın vardı. Satranç köşen mesela...

Bir tanesi de kendinin patlatan insanla empati kurmaya çalışıyor. Bu da bu ülkeyi biz kurduk diyen partide vekil olmuş. Yok artık Lebron. Genel başkan da çıkıp çıkıp ülke iyi yönetilmiyor diyerek hayatını kaybeden insanların acısından oy devşirme çabasında. Çok üzücü. Böyle olmamalıydın Kemal.

Şapkan vardı. Seni sevmişlerdi.

Sevmediğin kişiler yönetiyor da olsa burası senin vatanın arkadaşım, namussuzun tarafına geçmeye değer mi diye haykırasım geliyor gibi, sonra gelmiyor gibi oluyor, faydası olmaz gibi oluyorum. Susuyorum. Vay anasını sayın seyirciler. Karmaşık ilintiler.

Milletin böyle parça parça olmasını sevmiyorum. Yek vücut olmasını çok arzulamaktayım. Fakat bu şekil olmaz gençler. Terörle olmaz. Namussuzla işbirliği olmaz. Tivit atıp kaçmak gerisine karışmamak olmaz.

Hayat devam edecek ancak ayık olunacak, çevik olunacak.

Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan günler kalıbını cümle içinde kullanmanın, bu cümlede biz ve onlar zamirlerinin vatanını seven vatandaşlar ile terör sevicilerden başka ayrım yapmamasının, kediye kedi, katile katil, teröriste terörist demenin, vicdan sahibi bir insan olmanın zamanı geldi ve geçmekte.

Bu şekil davranırsanız sevinirim.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
19 Mar 21:20

Lanet olsun içlerindeki terör sevgisine.

19 Mar 02:09

'Amok koşucularının en makbul insan, dillerinin de en makbul dil olduğu çağın canı cehenneme' demenin tam da zamanı sanırım. Elinize sağlık, çok beğendim yazıyı...

Kerem Yüksel yazdı, 18 misafir olmak üzere 28 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
14 Oca 16 13:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Akademi Türkiye Kuşum Aydın

Ben Türk aydınıyım. - Ben Türk aydınıyım.

Her yerde ben varım. - Her yerde ben varım.

Karada - Karada

Denizde - Denizde

Çölde - Plaj mı yani?

Batakta - Batak çok iyi oynarım.

Çatakta - Çatak neydi?

Hazır - Hazırsa yiyelim. Bilim filan çok zooorrr.

Meşhur arama motoruna 11 yazdığınızda ilk öneri '1128 akademisyen'.

'11 kişi bir topun peşinden koşuyor sporu' yazarak futbol haberlerini arayacaktım esasında ben. (Rus arama motorlarını kullanmıyoruz. Trafikte kalanlar hariç.)

Bu sözde bilim kişilerinin bana bu zamana öğrettikleri tek kelime intihal oldu. (güneş gözlüklü gülümseme şimileysi)

Önümüze gelen diğer seçenekler arasında 1100 akademisyen 'listesi' gibi bir şeyler var. Liste merak ediliyor. Sedat Peker'in adamları yapmış olabilir bu aramaların bir kısmını tabii ama tek başına yeterli değil. Başkaları da merak etmiş.

Sıralı tam liste yarın gazetelerde olsa iş yapardı yani. İnternet habercilerine çok vuruyoruz ama yine yeri geldi. İşte o akademisyenler diye 1128 fotoluk bir galeri yapılıp sıfatları yerleştirmek de çok sayıda tık getirir. Oldu mu yapan?

Bu önerilerin daha önce yapılan aramalar doğrultusunda çıktığını biliyoruz.

Buradan hareketle aydın veya akademisyen veya mandacı (en güzeli de bu) gibi sıfatlarla anılan bu güruhun toplumda aslında beklenenden fazla dikkate alındığını görüyoruz.

Bizim millette hocaya saygı var. Okuldaki hocaya, camideki hocaya filan.

Futbol müsabakası yöneten hakemler bundan faydalanamıyorsa da diğerleri genelde saygı

görüyorlar. Yılmaz Vural'a da ayıp ettiğimiz doğru.

Bunlar da o kontenjandan adam sınıfına girmişler demek ki. Hocayız biz gibi dolanıyorlar ortalarda.

Hoca şey yaparsa öğrenci ne yapar?

Bu dikkate alınma bölücü severlerde ve küçük bir kaç kesimde daha destek şeklinde.

(Chp'nin bir kısmı gibi)

Kalan aklı başında kısım ise tepki gösteriyor.

(Chp'nin başka bir kısmı gibi)

Arama motoruna 'kim bu kişiler' diye sorulmasının sebebi çeşitli. Öfke var biraz. Merak var. Bir de bu Koray Çalışkan ile dalga geçmek çok zevkli olduğundan buna benzer daha kimler var diye araştırılıyor olabilir.

Orta okul veya lise yıllarını düşünün. Herkes aynı anda konuşur. Öğretmen gelir susun, kapatın çenenizi tavrı geliştirir ve konuşmalar daha da artar.Başka bir öğretmen gelir ve sınıfın karşısına geçip sessizce bekler. Kısa bir süre

sonra hepimiz susmuşuzdur. Yani bu çakma aydınların ergen tavırlarından da belli olduğu üzere orta okul çocuklarından farkı yok. İlgi çekmek için,

farklı olmak, toplumdan üstün olduğunu kanıtlamak için abuk fikirlerin peşine gidip arsızca konuşup durabilirler. Bunun vatana ihanet anlamına gelmesi de onları frenlemeyebilir. Kaale alınıyor olmak bunları arsızlaştırdıkça süreç devam eder.

Dikkate alınmamak, yalnızlığa ve marjinalliğe itilmek bunlara yeter.

Ha bu arada ben bunu işten de kovarım diyen üniversiteler varsa onlara da saygı duyarız.

Terör destekçiliği sonuçta bu da boru değil.

Ben bir kuşum aydın bilirim. Gerisini at çöpe.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
14 Oca 23:42

Çatak nedir?

14 Oca 22:43

Çoğu ya bütünlemeye kalmıştır, ya da yaz okuluna :D

Kerem Yüksel yazdı, 10 misafir olmak üzere 17 kişi beğendi, 10 yorum yapıldı.
7 Oca 16 21:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Enflasyon Böcek ve Bizim Çocuklar

YERLİ VE MİLLİ PİYANGO

Milli piyangodan büyük ikramiye kazanmanın rehavetiyle başlıyorum yıla.

Yerli ve milli bir piyango olduğundan gönlümce harcamakta beis görmedim.

Para ile beş top sahası büyüklüğünde yumurta aldım.

Alabileceğimi iddia ettikleri şeyler arasında en makulü bu gibiydi.

Beş bin beş yüz adet yerli otomobil de alabilirdim ama kamuflajsız görmediğim için cesaret edemedim.

Koç müzesinden Anadol sipariş ettim, böcek modeli olandan.

Yerli otoya desteğim bu şekilde. Sanırım babayiğit olarak nitelendirilmem için yeterli olur.

Bir babayiğit çıkmıştır halkımız müsterih olmalıdır. Sonraki hedefim de devlet büyüklerimizi küskünlüğe götüren, şu meşhur siluet bozan projenin fazla katlarını satın alıp yıkmak ya da şeffaf camla kaplamak olacak. İkinci seçenek ağır basıyor.

TÜKETİCİ ÖZ-GÜVEN ENDEKSİ

Kanaat önderi olarak ekonomiye güvenimi tarafsız firmalara ölçtürüyorum. Bitaraf olduklarından ara sıra bertaraf oluyorlar ve yenileri ile anlaşıyorum. Bu şirketler tüketici güven endeksimi yayınlıyorlar. Parayı ben verdiğim için isteğim doğrultusunda sadece benim endeksimi ölçüyorlar. Bu aralar güven endeksim düşük. Çünkü kimsenin iktisattan anladığı yok. Tutturmuşlar bir enflasyon. Bunun canavarını çizen var hala. (1)

EKONOMİDE ENFLASYONİST ORTAMLARDA MIYIZ?

2015 yılı enflasyonu öngördüğüm gibi yüzde 8,8 düzeyinde gerçekleşti. Yeni yılda tahminim orta noktası 24,7 olmak üzere 1,7 ile 47,7 arasında bir enflasyon oranı. Ankara koridorlarındaki İrancı klik bu oranı daha yukarı çekmek isteyecektir, o ayrı mesele.(2)

Anlaşılan 2016 yılında enflasyonla ilgili bazı kavramlar önem kazanacak.

Bunlardan ilki 'zam şampiyonluğu' müessesesi. Genelde biber veya limon gibi ürünlerin ipi göğüslediği ülkemize has yarışmacı bir kavram. Bir sebze olarak biberin sürekli yarışın içinde yer alması ve sivri biber ile çarliston arasındaki tatlı rekabet, acınası.

Pazarcıya biberler acı mı diye sorarsan karışık der, biberler tatlı mı diye sorarsan tatlı der. John Nash ile çok konuştuk bu mevzuları. Işıklar içinde uyusun. Tam kafa dengimdi. Maslow, Pavlov, Lavrov, Nash ve ben. Beş deli fişektik. Aristo'yu hiç sevmedik. (3)

Bir de bu biber pahalı olsa ne olur zaten bir kilo alıyorsun yüz gram geliyor. Birini anca yersin geriye doksan dokuz gram daha kalıyor.(4)

MEMURLARIN GÖZÜ KULAĞI BU HABERDE

Bir diğer enteresan husus enflasyon farkı uygulaması.

Memurların gözü kulağı bu haberde oluyormuş diyorlar. Yani memur diyor ki, enflasyon yüksek çıksın da aradaki fark kadar zam alalım.

Enflasyon düşük olsun da benim aldığım zam reel olarak pozitifte kalsın demiyor. Nominalin büyüsüne kapılıp sıfıra sevdalanıyor. Tehlikeli yakınlaşmalar yaşıyor.

Bunun gelişmişine ise bürokrasi diyoruz.

Diğer değişkenler sabit kalmak üzere paraya erişimde artış oluyor. Mantalite aynı.

Bunu da iki sayfa çalışma notu olarak hazırlayıp fotokopiciye bıraktım. Oradan temin edebilirsiniz. (5) Hükümetler için bu kafa yapısının kullanışlı hali ise memurumu enflasyona ezdirmedim gibi söylemler oluyor. Erbakan çok iyi zam vermişti memura bunu da tarihe not düşmek gerek. Allah rahmet eylesin. Haydar Baş modeli ise bir çok ülkede uygulanmakla birlikte ülkemizde engellenmektedir.

KİRACILARA MÜJDE

Enflasyonun bir diğer işlevi kira sözleşmelerinde zam oranına bir referans veya bir tavan oluşturabilmesi oluyor. Bu da ne kadar kullanışlı bir araç olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. (Enflasyon sepetinde tenis topu var evet. Bunu eleştiren kişiyle diyaloga girmem. Gitsin bir gazetenin Ankara temsilcisi olsun.)

Konuyla ilgi düzeyi sıfır olan iki vatandaş üfe ile tüfe'yi toplayıp ikiye bölmek üzerine yazılı bir mutabakata varıyorsa bu enflasyon kavramının halk nezdindeki işlevselliği ve başarısıdır. Samimi olmanın sonucudur ve bu sonuç hayata geçmektedir.

Meyve veren her ağaç taşlanmaktadır ve enflasyon dedikleri kutlu meyve bahçesi recmin kralını yaşamaktadır.

Görüldüğü gibi enflasyonun bizlere olumsuz bir yansıması bulunmuyor. Bu yüzden 2016 yılından daha yüksek enflasyon diliyorum. Zira enflasyon canavarı bir dedikodudan ibarettir. Enflasyon candır, gerisi heyecandır. En zor gününde yanında olduğumuz bu müstesna kavrama desteğimiz sürecek, sürecek, sürecek.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Şimdi herkes sattığı mala yüzde on beş zam yapsın ve aşk gerçekleşsin. Aksi halde hayatın hiç bir heyecanı kalmaz. Bir de şu deflasyon ve resesyon sevdalıları var. Efendim çok mu hoştur fiyatlar genel seviyesinde düşüş? Japon muyuz kardeşim? Herkesin bir hayat tarzı var. Ve ben hayat tarzıma dokundurmam.

KAYNAKÇA

(1).Gerçekler; Ekonomistleri niçin öldürmeliyiz?

(2).Şia Nedir, Sıkıntıdır (K.K.)

(3).Maslow Pavlov'a karşı (Roman; K.Yüksel)

(4).Kabzımal Matematiği (Joseph V.)

(5).KPSS A Grubu Konu Anlatımlı (Komisyon)

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
12 Oca 17:55

Kadir Kol

Puan: 12

Fotoğrafın hakkını vermek lazım Süpermenler 1979, bacakları Cem Karaca inceliğinde olan kırmızı taytlı birey Fahrettin Cüreklibatur. Vücut geliştirme eyleminin yanlış hali, keşke Sayın Gencebay'a danışılsaymış.

09 Oca 00:25

Teşekkür ederim

Kerem Yüksel yazdı, 17 misafir olmak üzere 22 kişi beğendi, 9 yorum yapıldı.
24 Ara 15 21:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Eski Yıl Yaşlı Adam Yeni Yıl Küçük Bebek

Ülkemizde öyle ya da böyle yılbaşı kutlamaları yapılıyor.

Bunu bir batılı gibi çam ağaçlı kutlamak isteyen var , Türk usulü kuru yemişli kutlamak isteyen var, bu noeldir hristiyan adetidir kutlamam diyen var ve son olarak hiç kimse kutlamamalı diyenler de tabii mevcut. Bunların alt kırılımında şişme noel baba bıçaklayanlar da müstesna bir grup. Selam olsun.

Bu ülkemizin mozaik ya da en azında betebe olduğunun güzel bir kanıtı. Ne geldiyse başımıza mozaiklikten geldi. Herkes aynı olsa ne güzel huzur içinde girerdik yeni yıla.

Toplumda yerleşik bu hassasiyetleri göz önüne alarak yılbaşından değil yıl sonundan bahsetmek daha samimi ve risksiz bir yaklaşım olur diye düşündük.

ÜLKEMİZDE YIL SONU ETKİNLİKLERİ

Yılsonu geldiğinden şüphelenmeye başladıysanız hemen bir internet haber sitesini açın.

'Tıkla, nolur tıkla, foto haber, acaba hangi ünlü, o ülkeye vizeler kalktı' gibi tuzakların arasından sıyrılıp manşetlere ulaşabildiğinizde bu sene neler oldu, yılın en iyi fotoğrafları, işte yılın özeti gibi post galeritik eserler haddinden fazla bir hal almışsa evet işte oldu, aralık ayının ikinci yarısındasınız.

Bu sene ülkemizde tıpkı geçen sene bu vakitler temenni ettiğimiz gibi her şey harika gitti. İrlandalı turistin dayağını saymazsak esnafın yüzü güldü diyebiliriz. Yılın kişisi aramızdan çıkmamış olsa da bir adet nobel, şampiyonlar liginde bir galibiyet, bir çok seçimlerden oluşan demokrasi bayramları derken muhteşem bir yıl geride kaldı. İşte tüm bunlar internet haberciliğinin yıl sonu etkinliklerinde galeriler halinde anlatılmakta, bilgi üzerine bilgi beyinlerimize nakşedilmektedir. Unutma hakkının bariz ihlalidir tabii bu.

Bunların altına 'Şu hadise neden listede yer almıyor, ne biçim editörsün?' şeklinde yorum yazabilirsiniz.

BORDRO MAHKUMLARININ SESSİZ ÇIĞLIKLARI

Kurumsal şirketlerimizin beyaz yakalı; zeka, kabiliyet, çalışkanlık ve profesyonellik abidesi çalışanları yılın ilk aylarında iyi giyimli,al yanaklı, neşeli ve kilolu olurlar. Yılın sonlarına doğru bu kişilerin gelirlerindeki dramatik azalma ile pespaye, mutsuz, hastalıklı ve güçsüz bir görüntüsü olduğunu görürsünüz. Vergilendirilmiş kazancın kutsiyetinin de çocukluktan beri algımızda fevkalade yer edindiğini düşünürsek, bu kişiler kutsallıkta tavan yapmış ruhani liderlerdir. Gelir vergisinde reform başlıklı haberlere tıklarlar ancak huzura ermeleri için bu yalansı haberler de çare olmaz. Ocak ayında plazalarda güneş yeniden belirir ve doğa canlanmaya başlar.

Bakalım çalışanımız yılın bu bereketli dönemini iyi değerlendirebilecek mi?

OTOMOTİVDE KAMPANYA

Otomobil satan şirketler genelde tok satıcı hüvviyetindedir. Bunlar parayı peşin alır, kur artarsa farkı yansıtır. Gemideki, fabrikadaki, rüyadaki aracı satar,bekletir.

Pis ve sinsi bir kibarlıkları vardır. Yeni araç kokusunun anlamsız çekiciliğinden aldıkları güçle milleti kaba tabirle dürtükler, argo tabirle üter, kibar tabirle satın almaya ikna ederler. Fakat bazı dönemlerde bunlara bir hal gelir. Devlet bize bakmıyor gibisinden laflarla devlet büyüklerimizle görüşüp kıyak beklerler. Bir de yıl sonlarında ellerinde araç kaldıysa bunlardan kurtulmak için ufak tefek indirimler yani dev kampanyalar yaparak neticede muvaffak olurlar. Ülkemizde araç satışı çoktur. Yolda eski araç yoktur. Bu tip konuşmaların detayları için en yakın kıraathaneye başvurunuz. Yerli otomuz ise bu yılın sürprizi olmuştur. Üstelik tek yumurta ikizinin olması yeni doğup büyüyeceği yıllarda her daim bir desteğin, bir arkadaşın yanı başında yer alması demektir.

ALIŞVERİŞ VE HEDİYELER

Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yılbaşında yani yıl sonunda gidip bir yakınına hediye almasına ihtimal vermiyorum. Yani yıl dediğin 2015 ise afedersin ne mal olduğu ortada. 2016 da az çok belli. Fed de arttırdı.

Ortada hediyeleşecek bir durum görebiliyorsa insan sevgi insanıdır. Zengindir. Bohemdir. Özentidir. Adam gibi adamdır.

Şu millete masraf çıkartıp durmayın çoluğunuz çocuğunuz yok mu yazıktır günahtır şeklinde konuyu özetlemek mümkündür.

AJANDA, TAKVİM, KALEM, KAĞIT KÜPLERİ

İşte yıl sonunun alamet-i farikası. Küp küp kağıtlar. Bir anda masanızda 8-10 küp kağıt belirdiyse bilin ki yıl sonundasınız. Eşten dosttan 'yok mu yahu eşantiyon takvim makvim bir şey filan' gibisinden laflar çoğalır. Ofis çalışanları burada köprü vazifesi görürler. Ofis çiftçinin kara gün dostudur. oçkd fiao ifrs stat çgu iüd nnu ir n.

Bu değersiz ama bedava hediyecikler, matbaa kokusu yayar; insana gereksiz bir mutluluk zerk ederler.

Eşantiyon kelimesi bir araştırmaya göre kasım-aralık ve ocak ayları dışında bir kez dahi kullanılmamaktadır.

EVET, 31 ARALIK YARIM GÜN DİYE BİR ŞEY YOK.

Yılın son yanılgısı yılın son gününün yılın son yarım gün tatili olması şeklinde hüsn-ü zan'da bulunmaktır.

Öyle bir şey yok canım. Ancak 1 Ocak tatil. Bu sene cuma gününe geliyor üstelik. Üç günlük bu devasa tatilin bir de handikapı var. Perşembe gecesi yeni yıla promiller dolusu alkol ile giren bir takım vatandaş aynı zamanda ertesi gün cuma namazı kılmak istemektedir. Peki hocam bu kişiler bu şekilde namaz kılabilirler mi? Eko ve müzik verirseniz kısaca açıklarım. Bu konuya ilerleyen günlerde değineceğiz. Hristiyanlar ne zaman kurban bayramını kutlarsa ben de o zaman yılbaşını kutlarım. Bu cümleyi sosyal medyada kullanan kazanır.

BİR ŞEYLERİN SON GÜNÜ, BİR TAKIM YENİLİKLER

Yılın son günü bir takım vatandaşlık görevlerinin de son günüdür. İşini yılın ilk 364 günü görmeyen bir grup vatandaşımız çeşitli kurumlarda sıralara girerler. Biraz vergiler artar, bir kaç yeni uygulama hayatımıza girer.

Ve dünyadaki en saçma şey gözümüze sokulur. Yıl biter ve yeni yılın ilk bebeği o gece doğar.

Bunu teknik olarak belirlemenin imkansız olması bir yana, son derece önemsiz olması yüreklerde bir sızıdır.

Parlamento bunu yasaklayacak güçtedir ancak en az üç çocuk politikası gereği bu girişimi dondurmuştur.

MİLLİ PİYANGO

Büyük ikramiye çok milyon. Bu ikramiyeyle 8 top sahası büyüklüğünde yumurta alabilirsiniz. İstanbul'dan Erzincan'a kadar tuvalet kağıdı, Tuz gölü kadar tuz alınabileceği bilgisi zaten size çeşitli yollarla iletildi. Bu tip bilgilerle girilen çekilişten milyonlarca hüsran ve bir kaç sevinç çıkacaktır. Sevinenler ismini gizli tutar ancak bir kaç sene sonra paranın yaramadığı; hanımı, evi, arabayı değiştirip parayı bir hışımla yiyen bu arkadaşın şu an sokaklarda yattığı bizlere anlatılacaktır.

SENEYE Mİ GÖRÜŞÜRÜZ?

Kötü şakadır bu. İnsanın içinden söylemek gelir ama olduğu gibi söyleyemez. 'Pelinsu seneye görüşürüz şakası yapmayacaksın di mi?' gibi dolaylı yollardan amaca ulaşılır ve bir ritüel daha yerine getirilmiş olur.

Böylelikle bir sene daha elimizden kayıp gitmektedir. Kullanılan takvim şekline göre günü değişkenlik gösteriyor olsa da insanlar yeni yıla girmeyi seviyor, kutlamak istiyorlar. Kendi meşreplerince takılıyorlar.

Eski yıl yaşlı adam yeni yıl küçük bebek şeklinde zekice bir planım var. Eskisi gidiyor, yenisi geliyor filan. Hadi bakalım. Güzelce bir yıl olsun.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
31 Ara 14:15

Sağolun hayırlı yıllar.

29 Ara 14:44

Misafir

Noel ruhunu gerçekten de üst düzeyde hissedebildiğimiz zencefilli kurabiye ve baston şeker tadında bir yazı olmuş, Atatürk milliyetçiliğinin ne demek olduğunu bizlere bir kez daha gösterdiniz, Türkiye Ermeniler'i adına teşekkürler.

Kerem Yüksel yazdı, 14 misafir olmak üzere 21 kişi beğendi, 7 yorum yapıldı.
10 Ara 15 21:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Yılın Kişisi - Kazananlar ve Kaybedenler

Yılın kişisi kim olacak diye merakla bekliyorduk dünya halkları olarak. Sayın Merkel bu şerefe nail oldu. Tebrikler. Öyle çok sevindik ki.

Evvela Time dergisini tebrik etmek lazım pazarlama başarısından dolayı.

Ebubekir el Bağdadi, Donald Trump, Vladimir Putin gibi isimlerin arasından sıyrılıp harika zaferi elde eden Şansölye'yi de sevinçle tebrik ve takdir edelim.

Hatta Antalya eski belediye başkanımızdan rica edelim bir festival düzenlesin bu gelişme onuruna. Alaman festivali.

Time yayın yönetmeni durumu şu şekilde açıklıyor;

"...şahsi menfaatin yanı sıra zorbalığa karşı taviz vermediği için ve dünyada az bulunan kararlı bir ahlaki liderlik gösterdiği için..." (sesli gülüşmeler)

Mülteci meselesini biraz para bir kaç fasıl karşılığı kaynağında çözme zekasını gösterip steril Avrupa topraklarını müslüman mültecilerden koruduğu için açık ara favoriydi.

Tabii kendine lazım olan kadarını alıp fazlasını engelleyerek başarısını da perçinlemişti.

Nasıl da 3 milyar euro gibi uygun fiyata bağlamıştı Türkiye'yi. O lokasyonda o fiyat gerçekten kelepir.

Bu yüzden de ödülü hak etti. Bu şekilde açıklasa daha samimi bir hava oluşmaz mıydı?

Gerçi çok dişli rakipleri vardı Merkel'in. Adeta bir 'ölüm' grubundan çıktı diyebiliriz.

+Müslümanları dünyanın hedefi haline getirip (hazır bekliyor olmaları ayrı bir konu) türlü acılara gark eden IŞİD lideri Bağdadi. (daeş mi daiş mi bilemediğimden ışid diyeyim.)

Bu yılın kişisi tam olarak ne demek bilemedim ama bu ismin adaylığı çok ironik değil mi? İroniklik çok ya da az olur mu bunu ilerleyen yazılarda tartışalım. Fakat açıkça ilgi çekme amaçlı bir girişim.

+Burada adının geçmesi bile harf israfı ama yazacağız artık mecbur, müslümanlar ABD'ye giremesin diye propaganda yapan başkan adayı Trump.

Şişli Trump tower önünde öfkeli kalabalık toplandı mı onu takip edemedim. Onu bile yapamadıysa etki gücü düşük bir karakterdir ve elenmesi doğaldır. Yok toplandıysa, kırılan camları ziyarete kimler gitti bunu analiz etmek gerekir.

+Esed'i ayakta tutan gücü sağlayan Putin. Benim adayım Putin'di aslında çünkü Türkiye'den domates alımını durdurarak ve Türk dizilerini yasaklayarak ne kadar önemli bir lider olduğunu kanıtlamıştı.

Ayı ile boğuştuğu görüntüler bile bu etkiyi yapmamıştı.

İnsan seçmekte zorlanıyor, hepsi birbirinden değerli. Hasan Ruhani de var gerçi ona değinmedik.

Onla ilgili yorumu da Yemenli, Iraklı, Suriyeli kardeşlerimiz yapsın artık.

Bir de mülteci botunu patlatan Yunan askere de onur ödülü vermek fena olmazdı. Unutulmuşsa demek...

Ne yapsınlar Aylan Kürdi'ye verecek değiller ya yılın kişisi unvanını. Kaldı ki Aylan bebek kişi bile olamadan göçüp gitmişti. Bizimki de Laf-ı güzaf.

Elbette fazla ciddiye almanın manası yok. Kazanan ve kaybedenlere bakınca dünyanın nasıl çılgın bir dönemden geçtiğini görerek bu değersiz yarışı kendi gelişimimiz için bir fırsata çevirmiş olalım. İdrak yollarımız açılsın. Şansölye de icraatlere devam etsin.

Esasında kafaya takmaya gerek yok da bu Almanlar yenildiklerinde biz de yenik sayılıyoruz. O sebeple gündem oluyor yani. Yoksa sorun değil.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
15 Ara 15:05

Misafir

site hacklenmiş neler oluyor buraya yazdıklarım başka yazıların altında beliriyor şizofren site

15 Ara 15:04

Misafir

yüz yıllar içinde içimizdeki alman seviciliğinin kayıtsız şartsız alman düşmanlıkına dönüşmüş olması çok açı. enver, cemal ve talat paşaların ruhları şimdi kim bilir ne hallerdedirler...

Kerem Yüksel yazdı, 25 misafir olmak üzere 30 kişi beğendi, 6 yorum yapıldı.
4 Ara 15 21:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Enerjide B Planı A Planından Daha mı İyi?

ENERJİ KISKACI

Kış kapıda. Yakında ana haber bültenlerinin ilk haberi 'Beyaz Çile' olacak. Hava tahminleri, trafik keşmekeşi, üst geçitte yuvarlanan ve kameraya denk gelen talihsiz vatandaşlarımız ve sonunda; 'bu duruma en çok sevinen yine çocuklar oldu' cümlesine eşlik eden karda gülüp oynayan minikler. Bunlar kışın alamet-i farikaları ancak son yıllarda bir de doğalgaz eklendi. Bir de bunların üstüne; Rusya gazı keserdi kesemezdi sorunsalı derken harika bir kış mevsimi bizi bekliyor.

Bu arada o karda oynayan çocuklar ertesi gün hasta oluyor. Kar yağsın da mikropları kırsın olayı belki de gerçek değil. Bu konuyu araştırıp ifşa edelim yakında.

KAFAYA GÖRE GAZ KESMEK DE NE DEMEK?

Ortada kapı gibi uluslar arası anlaşma var ama muhatabımızın ergen tavırlarından anladığımız kadarıyla aman sistem bozuldu, canım arıza var, kanka makine soğuk gibi bahanelerle zorluk çıkarması da olası.

Peki olur da Rus gazından mahrum kalırsak biçare bedbaht mı olmalıyız? İrdeleyelim.

BACA DELİĞİ SORUNU BÜYÜYOR

Reis-i Cumhur'umuzun da beyan ettiği üzere doğalgaz ile doğmadık. Yani doğan da var da onlar ufak şimdi.

Kömür filan tamam da evlerde baca deliği yok artık. Kulislerden gelen bilgilere göre bu eksik giderilirse Rusya'ya rahatlıkla meydan okuyabiliriz. Ülke olarak tek dezavantajımız bu görünüyor. İçimizdeki Sibiryalılar ile birlikte.

Instagram yıkılıyor, soba nostaljisi yapıyor doksanların çocukları. Sıcağı başkaydı, kestanesi çok iyiydi, mandalina kabuğu çok muhteşem kokardı filan derken bayağı hasretler zaten gördüğümüz kadarıyla soba kavramına.

Onlar da özlem gidermeye sıcak bakacaktır ama işte teknik sorun var. Çözülemez demiyorum ama sorun var.

Hiç bir seçeneği dışlamıyoruz şimdilik.

YENEBİNİR VE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAVRAMLARI

Esas alternatifi yenilenebilir enerji olacak ama insanımız bunu yenebilir enerji olarak algılıyor.

Dil dönmemesinden sebep.

Fındık, ceviz, pekmez, bal derken yine reis-i cumhurun istediği oluyor. İnsan gücü de önemli. Yıllar neler getirir bilinmez. Genç nüfusu kaybeden ülkeler darda. Yalpalamaları bundan.

NÜKLEER ZORA GİRDİ

Nükleeri istemeyen çok. Kaldı ki onu da Rus yapacak. Bu ortamda bunlar yarım yamalak yapıp çatısı filan tam sağlam oturmadan, camı pencereyi sağlam takmadan bırakır kaçarsa patlar gideriz. Bu riski almayı büyüklerimiz de istemeyecektir. Bu seçeneğin üstünü çizin.

Uranyum severiz de şu an durumlarımız yok.

SEN, BEN, YEL DEĞİRMENLERİNE KARŞI BİLE BİLE

Rüzgar enerjisi iyi fakat kurulumu zor. Çünkü çok esiyor oralar. Pervaneyi takmak sıkıntı. Rüzgarsız yere kurayım desen de randıman vermiyor meret. Tam bir çelişkili paradosklar karnavalı. Çanakkale dolaylarında bir takım uygulamalar mevcut. Olaya milli manevi şuur ekleyip maliyeti Anzaklara itelemek de mümkün. Konu hakkında çalışmalar sürüyor duyumlarımıza göre ancak ütopya seviyesinde kalıyor. Tüm Anadolu'yu pervanelerle donatma seferberliği başlasa ne iyi aslında.

HES DOĞRUSU

Hidroelektrik girişimler de HES istemeyiz şeklinde protesto eylemlerine sebep olmaktadır. İlkokulda bize mevsimleri yanlış öğreten zihniyet, (aralık ocak şubat kış aylarıdır dediler ve martta bahar geldi sanıp incecik giyinerek az zatürre olmadık), yine Türkiye'nin muhteşem jeopolitik konumu olduğunu bize aşılayan sistem, hep hidroelektrik en temizi; su var, türbin var, döner gider şeklinde olaya yaklaşıyordu. Gerçekten de öyle değil mi ey dostlar?

Buna rağmen HES istemeyenlerin de aktivist olmak, ortam yapmak veya gündeme gelmekten başka bir amaçları olmadığını varsaysak bile bunlarla uğraşılmaz diyerek hidroelektrik seçeneğini de çiziyoruz.

Ben bu HES olayını tam anlamadım zaten, büyük hayal ediyordum meğer her mahalleye yapılan bir şeymiş bu.

GÜNEŞİ GÖRDÜM

Güneş enerjisi hal-i hazırda güneydeki vatandaşlarımızın duş alma ihtiyaçlarını giderme boyutunda. Güneşe de güven olmuyor. Hava bulut olur, çocuk leğende kalakalır güneş çıksın diye beklerken. Güneşle çalışan arabaları genelde odtü'lü öğrenciler çirkin dizayn ediyorlar. Bu sıfatla başarı çok zor be kardeşim.

Güneşi gördüm diye film yapmış adam. Belli ki çok görülmüyor. İpucudur bunlar. Sanat toplum içindir.

KÖMÜRLÜKLERE DÖNÜŞ

Termik santral konusunu hiç açmıyorum. Baca deliği mevzuu yukarıda açıklanmıştı ancak kömürlük sorunu da var.

Bu arada kömür dediğin de Sibirya'dan yani Rusya'dan geliyor. Kaş yapayım diye göz çıkarmak olmaz. Bu konular dikkat ister.

YENİ DÖNEMDE NELER OLUR?

Rusya'nın almadığı domateslerden elektrik üretmeyi başarırsak bir taşla iki kuş vurulacaktır. Fakat o biraz zaman alacağından mum, battaniye, tasarruf gibi kavramlarla bu da böyle geçer gider be dostlar. Sayın bakan halkımız müsterih olsun dedi. Müsterih olunacak. O kadar. Sayın bakan deyince damat filan diye şey yapmayın aşalım bunları. Bakan özelinde söyleyeceklerim enerji özelinde şimdilik halkımız özelinde bunlardır.

Halkımız mecburi ya da gönüllü enerji tasarrufuna yönelecek faturaları azalacak. Tavuk ve sebze meyve ucuzlayacak. Yani bu kriz halkımızın refah seviyesini arttıracak, parasının cebinde kalmasını sağlayacak. Bir bakmışsın herkes deri ceketle geziyor. Bu fiyakaya hayır mı deseydik? Çok da iyi olmadı mı?

Canlı yayın bağlantılarında radyonuzun sesini biraz kısabilir misiniz diyen sunucular, kombinizi de bir kademe kısabilir misiniz desin, ne olacak yani?

Şu esnada içimizdeki putinciler, medvedevciler, sert kayaya çattın diyenler, şunların cezasını kes diye moskof'a yalvaranlar, durumdan muhalefet malzemesi çıkaranlar. Kendinizi düzeltin.

O tankerleri paint'te yapmışlar. Çok bel bağlamayın.

Son olarak Allah sonumuzu Kadirov gibilere benzetmesin. Amin.

Son.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
05 Ara 00:56

Misafir

Bence herşeyin ötesinde çok eril bir değerlendirmeler bütünü, içimizdeki putinciler medyedevcilere geçiriyorsunuz da, kornikava sevdalılarına yine lgbt özelinde tatu sevdalılarına hiç laf yok. Özetle çağ dışı bir yaklaşım...

05 Ara 00:38

Evet rahmetli büyüğümüzün efsane lafıdır. Nur içinde yatsın.

Kerem Yüksel yazdı, 29 misafir olmak üzere 37 kişi beğendi, 7 yorum yapıldı.
25 Kas 15 21:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Uçak Uç Hava Sahama Düş

Ofislerdeki beyaz yakalardan, Ege köy kahvelerindeki

sempatik dayılara herkes son yaşanan uçak düşürme vakasını yorumlamakta zorlanıyor.

Çünkü uluslararası ilişkiler konusunda insanımız bilgisiz bırakıldı. Sayın başvekil bu işin hocasıdır öğretir dedik ancak yoğunluktan dolayı bu görevi bizlere bıraktı.

Bu yüzden konuyla ilgili kısaca bilgi verelim, gündem yeniden futbola ve muhalefet partilerinin kurultaylarına evrilene kadar insanımız devrilmesin. Konuşsun. Hakkıdır. Her gün olmuyor ki böylesi.

PARA,PETROL,PİJAMA

Ulusların zenginliği adlı kitapta adam simit satarak zengin oluyordu.

Zaten ulusların temel hedefi genelde zenginliktir.

(Bizim ülkemiz müstesna.)

Uluslararası ilişkiler de bu çerçevede şekillenmektedir. Bir de petrol takıntısı vardır, uluslarımız petrolü çok severler ve

her şeyden öncelikli kutsal bir varlık gibi konumlandırırlar. Petrol bir yarı tanrı olmuş günümüz dünyasında. İsyanım var böyle işe.

Son olarak uluslarımız güvenli bir şekilde

evlerinde oturmak isterler. Bu da pijama giymek ile simgelenir.

Buna beynelminel münasebetlerde 3P kuralı denir. Para, Petrol, Pijama.

KİMSE SABRIMIZI TEST ETMEYE KALKMASIN

Türk tipi diplomasi ise daha duygu yüklü ve söylem bazlıdır ve bu özellikleriyle dünyada geçerli konvansiyonel diplomatik sistemden ayrılmaktadır.

Burada kardeşlik hukuku, geçmişten gelen bağlarımız, ecdadın bize emanet ettiği coğrafyalar gibi literatürde sadece Türkçe karşılığı bulunan kavramlar ön plana çıkmaktadır. İçimizdeki insan sevgisi inanılmazdır.

Fakat bizim de bir zaafımız bulunuyor.

Biz diğer diplomatik unsurlarca sabrımızın test edilmesini sevmeyen bir milletiz. Hoşlanmadığımız gerçek.

Tamam nota verilir, büyükelçiden izahat istenir hepsi bizde mevcut ama reis-i cumhurumuz çıkıp 'Biz kırıldık bu işe.' veya 'Sen kimsin ya!' demeden aksiyonumuz kemale ermiş sayılmaz. Sabrımızı test eden herkesin uçağını düşürmüyoruz. O konuda rastgele seçilim yapılıyor. Arada bağ kurmak isteyen müfteridir. Ve bu müfterilik genelde muhalefet liderlerine uygun görülen bir yakıştırma olsa da şu sıralar muhalefetin silik tavırları bu sıfatı bile kaybetmesine sebep olmaktadır. Dış politikada muhalefetin rolü önemli olsa dahi şu an görmezden gelinecektir. Devam edelim.

YUMUŞAK GÜÇ

Soft power olarak bilinen bu kavram da uyduruk bir şeydir. Önemli olan gazetelerde çıkan onların kaç uçağı var bizim kaç tankımız gibi sayısal veriye dayalı bilimsel haberlerdir. Gerisi hep hikaye. Yumuşak güç var bende diye dolanırsan adama tıklarlar. Bunlar hep diplomasidir. Diplomasi boru değildir. Ama her şey de konuşarak, koklaşarak olmaz.

NATO'NUN BİR TAKIM MADDELERİ

Nato'nun Türk toplumuna birincil katkısı PAKT kelimesini insanımıza öğretmesidir. Bunun dışındaki faydalar TALİ FAYDALAR olarak ele alınır.

Kuzey Atlantik Paktı bir şekilde ülkemizi de içinde bulundurmakta ve bundan dolayı bazen ufak tefek angaryalara katlanmak durumundadır.

Köprüye üç dakika, otobüs duraklarına bir dakika, markete pazara berbere on adım mesafedeki lokasyon şaheseri daireler gibi mükemmel bir jeopolitik konum bizlere, insanımıza sunulmaktadır. Bu konum gereği Nato'nun unutulmaya yüz tutan 4 ve 5 nolu maddelerini ara sıra işletir. Türkiye çok iyidir dokunmayın sıkıntı çıkarmayın şeklinde sonuç bildirgeleri yayımlatır ve dağılırız.

24 KASIM'DA NE OLDU?

Rusya ile yaşanan elim hadiseyi yukarıdaki bilgiler ışığında değerlendirmek gerekir. Uçak düşmesinde birinci sebep elbette yer çekimi ancak diğer sebepleri de gözardı etmek olmaz.

Ülkelerin sınırları olması bayağı iyidir. Böylece herkes yerini yurdunu bilir. Ancak şöyle de bir talihsiz durum var. Son yaptığım uzunca uçak yolculuğunda cam kenarı denk geldi ve gözlemleme imkanı buldum ; bu sınırlar gerçekte pek belli olmuyor. Yerde bile olmayan bir sınırı yüksek irtifalara çizmeye çalışmak şüphesiz safdillik olur. Bu yüzden farklı ülkelerden unsurlar birbirlerinin sınırlarını zaman zaman ihlal edebilir. Bu da dış politikada monotonluğu yok edeceğinden faydalı görülmektedir.

24 Kasım'da yaşanan olayın ise zaman ve mekan boyutunda ele alınması gerekir.

ZAMANLAMA MANİDAR

Yapılan bir takım araştırmalara göre ülkemiz siyasetinde yaşanan hadiselerin yüzde yetmiş altılık kısmının zamanlaması manidardır. Bunun dış politikadaki karşılığı ise yüzde altmış sekiz gibi bir orana denk gelir.

Öyleyse uçağın düşürüldüğü gün olarak 24 Kasım tarihinin seçilmesi tesadüf olabilir mi?

Yoksa öğretmenler gününde bu iş hayata geçirilerek ben ders almam ders veririm mesajı mı verilmek istenmektedir. Takdir milletimizindir.

UÇAK SINIR İHLALİ YAPTI MI?

Meselenin en önemsiz sorusu ise şüphesiz budur.

DOĞALGAZ KESİLİR Mİ?

Bir şey olmaz. Ürkecek bir durum yoktur. Bir delikanlılık yapıldıysa halk olarak arkasında durulmalıdır. Gerekirse kömür yakılır. Havalar da iyi gitmektedir. Demirden korkan trene binmemelidir. Üsküp'e, Gazze'ye, Saraybosna'ya Bakü'ye Türkmendağı'na selam olsundur. Bu adam Bağdatlı gibi konuşmaktadır.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Konu güzelce yumuşatılır kapanır gider fakat Türkmendağı konusu ciddidr. O değerlendirmeyi büyüklerimize bırakalım.

İlişkiler ikinci katip seviyesine inse bile ikinci katip de insandır. Hor görmemek gerekir. Olağanüstü dönüştürücü gelişmeler bu seviylerde de yaşanabilir.

SONUÇ

Pek anladığım bir konu değil ama sanırım bir şey olmaz. Yani bu işin metodolojisini öğretiyorum elbette realite biraz farklı oluyor, sıkıntı olmaz diyorum olmaz büyük ihtimal.

Havacılık duayeni bir dostumla da konuyu görüştüm. "66 yılda bir denk gelen bir hadiseydi. Bu fırsat kaçmamalıydı" şeklinde yorum yaptı. Harika dedim. İstediğim cevabı da almıştım. Trenin ışıkları söndü. Şimdi tüm yolcular uyuklasın.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
01 Ara 10:53

Misafir

Üstad Atanamayan Öğretmenler ve Yeni Dünya Düzeni adlı makalenizde ortadoğudaki paradigmanın nasıl şekilleneceğini belirtmiştiniz vaktiyle; anlamak bugüne nasipmiş. Artık Türk'ün Rus'a kaldırdığı ikinci bir şeyin olduğu bir dünyadayız...

26 Kas 16:14

Misafir

hiç fena değil..bravo

Kerem Yüksel yazdı, 25 misafir olmak üzere 27 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
20 Kas 15 09:00

Kerem Yüksel

Puan: 401

Demokrasi Sözlüğü - Bölüm 1

demokrasi: sandıktan ibaret olmayan bir olgular bütünüdür. fotoğrafı kaldırmazsan çirkefe yatılması da demokrasidir.

demokrasinin kılıncı gibi namaz kılıcı kişiler son yıllarda ülkemiz üzerinde oyunlar oynuyorlardır.

ileri demokrasi ise bu oyunun sonraki bölümüdür. cumhurbaşkanımız 'ver geçeyim' demektedir. versek geçecektir.

ülkemizde kol bozuktur ama zamanla düzelmesi umulmaya başlanacaktır.

.

laiklik: din ile devlet bahçelinin yanyana çok gelmemesidir.

ülkemiz laiktir ve laik kalma yönünde bir eğilimi vardır.

bu eğilim ile chp teyzesi adedi arasında korelasyon vardır. korelasyon en iyi şeydir.

laik,demokratik, sosyal devletler üniterlik barındırmakta haklıdırlar.

.

özgürlük: ağaç kesimlerini protesto ederken kız kesimini de yapabilme serbestisidir.

özgür kişiler istedikleri kişiye eleştiri sınırları içinde küfürlü konuşma ve özgürce özgürlüklerinin kısıtlandığını iddia etme özgürlüğüne sahiptirler.

ab standardında özgürüzdür.

fakat özgürlük başkasının özgürlüğünün başladığı yerde bitmelidir ve bu başkası da kolormatik gözlüklü, bıyıklı ve takım elbiseli kişiler olmalıdır. başkentimiz ankaradır. öyle kalmalıdır.

.

sivil toplum: en iyisidir ancak toplumda bir üniforma sevgisi de yok değildir. denizci askerler ne temiz giyinirler.

sivillik insanın kendine yakışanı giymesidir ancak esas güzeli insana giydiği üniformanın kendiliğinden yakışıp kalmasıdır.

bu da toplumun normal yaklaşımı ile birlikte bir takım fetişik taleplerine de işaret eder. taleplere işaret etmekse ön izne tabidir.

.

insan hakları: iki tanedir. biri yaşamaktır ve biri yemek yemektir. doğrusu hak vermemek mümkün değil. ama öldürmek ve açlığa sürüklemek şu sıralar daha havalı görünmektedir.

cezası bazen kınanmaktır. bazen yoktur. bazen dünya beşten de küçüktür.

.

adalet: bir kişinin başka kişilerin ve diğer kişilerin hep eşit gibi olmalarıdır.

insanın kendine yakışan ödülü ve yakışan cezayı almasıdır.bazı kişiler adalet yok derler. bazı kişiler var gibi düşünür. teorik olarak adaletin olmadığını düşünen toplam 1 kişi haklı ise adalet yoktur.

bu tip şeyler bulut gibidir, gençler çok düşünürse kafayı yiyebilirler.

takılmamalılardır. sosyal medyadan linç yeterli görülmelidir.

.

kadın hakları: arasında bir çok haklar vardır. erkek hakları biraz daha fazla olmakla birlikte kadına yönelik olumsuz davranış hakkı bulunmaz.

kadınlar bayağı iyidir. sevgi hep içimizdedir. ülkemizde kabinelerde bir adet kadın bakan bulunmaktadır.

.

darbe: dış mihrakça planlanır, iç mihrakça uygulanır, evlerimize kadar servis edilir.

darbe ayağımıza gelir. ayağa alınan darbeden sonra sahalardan uzak kalınır.

halı, kilim, yolluk, paspas kenarlarına da dikkat etmek gerekir.

.

anayasa: burhan kuzudur. daha büyük ve daha kalın olmalıdır çünkü cep boy anayasayı fırlatmak kolay ve saygıdeğer kılmak zor olabilmektedir. yeni anayasa en güzel hülyadır. anayasal sınırlar içinde kalmak ne iyi şeydir.

.

başkanlık: ülkemizde çok sayıda başkan vardır. her şirkette, her kulüpte ve hatta her sınıfta bir başkan vardır. oysa cumhurbaşkanı bir tanedir.

bir cumhurbaşkanının ısrarla başkan olma isteği bu çerçevede üst düzey bir tevazu örneğidir.

.

özyönetim: insanın kendi kendini yönetmesidir.

saç şekli bunların başında gelir.

bir diğer kriter kravat genişliğidir.

genelde bıyıklı kişilerin tercih ettiği bir yönetim şeklidir.

ilan eden kişiler hakkında yasal işlem uygulanır.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.