Türkiye Aktivitesi
1329 ziyaret
1 online
Mücahid Cesur
1997 İstanbul doğumluyum. Televizyon-Sinema bölümünü okumaktayım. Politik ve tarihi konularda araştırma yapmaktayım.

Türkiye Puanı

951 puan Yeşil Kalem

Derecesi

24 [Toplam 1635 kişi]

Türkiye
Siyaset(6)
Pinledikleri(0)
Mücahid Cesur yazdı, 35 misafir olmak üzere 36 kişi beğendi, 8 yorum yapıldı.
13 Oca 17 18:00
Başkanlık Nedir Ne Değildir ?
95ffeb32e23f9acf499272e3fd9c25a31484309313

95ffeb32e23f9acf499272e3fd9c25a31484309313

Hepimizin gündemini şu sıralar başkanlık meşgul ediyor. Nedir, ne değildir hiç kimsenin bir fikri yok. Cephe alanlar sadece benim partim burada onun için bende buradayım kafasında. Kısaca başkanlık yarı padişahlıktır. Şimdi bu yazıyı okurken kimimiz eleştiriyor, kimimizde destekliyor. Padişah kelimesinden ne mana çıkardığımız önemli. Etrafına refah dağıtan adaletli yönetici mi? Yoksa sarayda sefa süren onların anlattığı gibi harem aşığı tek adam yönetimi mi? İşte önce bu kelimeye ne anlam yükleyebildiğimiz önemli. Bugün itibariyle devletin bir numaralı koltuğunda ki zat başkan olacaksa bende bu anayasa değişikliğini destekliyorum. Ancak herkes fanidir, reisten sonra başa kim gelir o muamma…

Aldığı yetkiyi vatan,millet yolunda mı kullanır, yoksa milletin değerlerini yeniden itibarsızlaştırmak için mi? Buna da elbette ki biz değil tarih karar verecek. Tabii bu değişikliğin içinde doğru olmayan maddeler de mevcut. Mesela 18 yaş meselesi. Şimdi Genç Osman, Sultan Mehmet’te küçük yaşta padişah oldu, kimisi daha konuşamazken padişahın varisi gösterildi. Ancak Osmanlı’da ki medrese gibi eğitim kurumları günümüzde ki gibi değil. 20 yaşına gelmiş üniversite öğrencilerine halen zorunlu olarak İngilizce, Atatürk İlkeleri, Türk Dili gibi dersler veriliyor. Gençlikten ancak 25-26 yaşlarından çıkıyor, kişiliği ancak 30 yaşında oturuyor. 18 yaşında ki bir şahsa vekillik görevi yüklemek akla mantığa uygun olmamakla beraber çok güzel torpil yolunuda açacak gibi gözüküyor!

Bu maddelerin meclise sunulmasında ki en büyük rol sahiblerinden biri de küşkusuz bilge devlet adamı Devlet Bahçeli’dir. Kendi partilileri tarafında acımasızca eleştirilmesine rağmen geri adım atmadı, sonuna kadar destek çıktı. Kesinlikle onun payı gözardı edilemez. Gündem trafiğinde kaynayıp giden bir meselede Kıbrıs meselesi. Şuan İsviçre’de görüşmeler yapılıyor umarız Kıbrıs papazlara bırakılmaz. Başkanlık, anayasa derken devlet yetkililerinin bu mesele ile yakından ilgilenmesi lazım. Çünkü Kıbrıs jeopolitik konum olarak hayati bir öneme sahiptir. Türk’ün namusudur. Topraklarından Türk egemenliğinden çıkması Akdeniz’de ki varlığımızı tehlikeye sokar ve yeni facialara yol açabilir. Vel hasıl-ı kelam… Allah milletimizi birlik içinde daim eylesin.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
15 Oca 07:58

Nötrinov

Puan: 124

Objektik yazı beklerken "Reis" zamirini okuyunca yanlı bir yanlı bit yazı olduğunu gördüm :)

14 Oca 23:59

çok vakit ayrılmamış, belirli bir çerçevede yazılmış ve eleştirel düşünceden uzak bir yazı. üzgünüm ama sana katılamıyorum. başkanlık padişahlıkla yakından uzaktan alakası olmayan bir hükümet sistemidir. tartışılan başkanlık mı değil mi, orası ayrı.

Mücahid Cesur yazdı, 46 misafir olmak üzere 47 kişi beğendi, 6 yorum yapıldı.
6 Oca 17 06:00
Hepimiz Anadolu Çomarıyız !
2e821fbba9f39f566186c2e34fbdcade1483653319

2e821fbba9f39f566186c2e34fbdcade1483653319

Bıkmadan, usanmadan hakaret ediyorlar ya hani. Çok bilen, medeni, çağdaş gezinen tiplerin gariban Anadolu halkına taktığı isimdir çomar. Nerede bir köylü, zavallı birini görse veya belirli bir topluluk gibi düşünüyorsa direk çomar damgası yer. Peki kimdir bu çomarlar? Hangisi daha vatansever? Bunu soruyormuyuz kendimize?

Önünde kahvesi ve dizüstü bilgisayarı ile tweet atıp, önüne gelene çomar diyen kas kafalı mı? Yoksa dün İzmir saldırısında canını ortaya koyan gakkoş diyarı şehidi Fethi Sekin mi? Çok değil 6 ay önce aynı şekilde şehit olan Ömer Halisdemirde çobandı, onlara göre o da çomardı. Orta Anadolu’dan gelme gariban bir annenin evladıydı. Anadolu halkının tek işinin askere çağrıldığı zaman gitmek ve mahsul yetiştirmek olduğunu düşünen beyinsiz kafalar maalesef günümüzde de devam etmektedir. Hep halk çocukları kendini feda etmekte. Ama seçim zamanında çok güzel kampanyalar yürütülüyor. Milletvekillerinin çocuklarını da artık askerde görmek istiyoruz. Şehit cenazelerine gelip üzgün pozlar vermeleri artık inandırıcı gelmiyor. TBMM Sosyal Tesisinde tıkabasa zıkkımlanan takım elbiseliler sadece 17-18 TL verirken aynı yemeği bir işçi yiyemiyor. Köylü zaten çalışmaktan kafasını kaldıramıyor. Ama işlerine gelince ‘’Köylü milletin efendisidir’’ veya ‘’Biz hizmetkar olmaya geldik’’ laflarını dillerinden düşürmüyorlar. Sadece şehit cenazelerinde el üstünde tutulan gariban Anadolu halkı olmak istemiyoruz. Birilerinin hatrına susuyor bu millet, anlayan anladı. Takım elbiselilerin artık silkinmesi, hak edene hakkını vermesi, yaşı geldiğinde çok sakındıkları evlatlarını askere göndermesini istiyoruz !

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Mücahid Cesur yazdı, 44 misafir olmak üzere 47 kişi beğendi, 6 yorum yapıldı.
23 Ara 16 18:00
Saddam Hüseyin
ccec4c521fd1d5b964297ab30eac90381482500982

ccec4c521fd1d5b964297ab30eac90381482500982

Öncelikle bu yazıdan Saddam hayranı veya Saddam’ı övme anlamı çıkartılmamalıdır.

Saddam Hüseyin Irak-Tikrit’te dünyaya gözlerini açtı. Çocukluğu ve gençliği ileride nerelere gelip, neler yapacağının bir göstergesiydi. Askeri akademiye girişi başarısız olunca Baas Partisine girdi ve partide liderliğe kadar yükseldi. Gerçekten iyi bir liderdi. Muhalefetten yükselen sesleri başarıyla bastırdı. Devlet içinde polis ağı kurdu. Propagandayıda başarıyla kullanarak halk arasında ‘’ efsane’’ olmaya hazırdı, hatta olmuştu bile. Saddam ortadoğu coğrafyasında ülkesini lider yapmak istiyordu. Arap milliyetçisiydi. Elbette ki hataları yok demiyoruz ancak genel olarak ülkesinin menfaatlerini düşünüyordu ve Amerika’ya sert bir şekilde kafa tutuyordu. Silahlanma aşkı belki de onun en zayıf noktasıydı. İran’la 8 yıl süren savaş sonunda Irak’ta ekonomik anlamda istikrarsızlık olmasına rağmen silahlanmaya son sürat devam ediyordu.

Ülkesinin refahı için Şiiler ve Peşmergeye karşı amansız bir mücadele verdi. Günümüz şiilerine Saddam’ı sormaya kalksak ne cevap alacağımızı iyi biliriz. Bu olaylar da ‘’Halepçe Katliamı’’nın sorumlusu tutuldu. Yargılanmasında ise ‘’Öyle bir şey duymuştum’’ dedi. Bu olayın muhasebesi çok ayrı bir dava, biz konumuza dönelim. Milleti için uğraşması emperyalislerin uykusunu kaçırmıştı. Amerika Irağa girmenin hesaplarını yapıyor ve bahaneler üretiyordu. Irağın elinde kimyasal silahlar ve kitle imha silahları olduğunu iddia ediyordu. ABD, Saddam’ı görevi bırakmaya çağırıp tehdit ediyordu. Saddam bir adım bile geri atmadı. Zaten onun sonunu getirende buydu. Sanki lugatında geri vites diye bir şey yoktu. Afganistan’a katillerin girmesinin ardından ABD Mart 2003’te Irağa girdi. Demokrasi getirme vaadiyle girdiği ülkede katliamlar,terör günümüze kadar hiç durmaksızın devam etti. Saddam’ın 2 oğlu ABD Özel Kuvvetler tarafından öldürüldü. Saddam ise doğduğu Tikrit’te yakalandı. Sözde bağımsız Irak mahkemeleri tarafından yargılandı. 148 Şii’nin öldürüldüğü Duceyil davasından idamına karar verildi. Saddam idam edilmek yerine, kurşuna dizilmek istiyordu. Bu talep Saddam’ın dünya kamuoyuna küçük düşürülmesi için kabul edilmedi.

30 Aralık 2006 Kurban Bayramında idam edildi. Tek suçu milletini, Irağı düşünmekti. İdamın ardından İsrail, ABD, Kuveyt sevinirken diğer yandan Malezya,Libya ve Pakistan’da şiddetle kınandı.

Buna bakılarak bile Saddam’ın nasıl bir lider olduğunu anlamak zor değil. Tek hatası ise ileriyi düşünememekti. Aşırı silahlanma, gereksiz efelenmesi onu ölüme sürükledi. Onu yargılayan hakim ve CIA itirafçısı yıllar sonra pişmanlıklarını dile getirecek ve Saddam’ı haksız yere devirdiklerini kabul edeceklerdi. 2003’e kadar terörün kökünü kazıyan Irak’ta 2003-2015 arasında toplamda 175 bin kişi hayatını kaybedecek ve türlü türlü terör örgütleri doğacak, ülkede otorite sağlanamayacaktı. Saddam’ı diktatörlükle suçlayanlar, onun heykelini devirenler şimdi onu mumla arayacaktı…

İdamından önce yazdığı şu satırlar ise okunmaya değer ;

‘’ Ruhumu bir kurban olarak Allah’a sunuyorum. İsterse ruhumu şehitlerle birlikte cennete gönderecek, belki de erteleyecek. Bu yüzden sabırlı olalım ve ona güvenelim.’’

İdamdan önceki mektubunda son sözleri şunlar oldu ;

Allah büyüktür!

Allah büyüktür!

Allah büyüktür!

Yaşasın Milletimiz!

Yaşasın Irak!

Yaşasın Filistin!

Yaşasın cihad ve mücahidler!

Saddam Hüseyin

Irak Devlet Başkanı ve Irak Mücahid Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
31 Ara 15:33

Güzel bir yazı olmuş. Saddam Hüseyin konusundaki düşüncelerimle örtüşüyor. Kaleminize sağlık.

27 Ara 08:21

İyi bir yazı olmuş.

Mücahid Cesur yazdı, 62 misafir olmak üzere 64 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
16 Ara 16 14:00
İran Bizim Neyimiz Olur
3399ceb050090adecdda4c875c25d5b01481882148

3399ceb050090adecdda4c875c25d5b01481882148

Bu soruyu İslam alemi yıllardır birbirine soruyor. Vahdet vahdet diye bağıranlar, İran’da Müslüman ayrılık olmasın diye yıllardır haykırıyorlar. Şimdi onları ekranda görüyormusunuz ? Yok, çünkü onlar ruhlarını Ayetullah gibi sahte mollara satmışlar. İran’ın tarihine kısa bir göz atalım.

Geçmişten bu yana müslümanlara engel oldu.Küffarla savaştığı, müslümanın yanında devede kulak kalıyor. Hepimizin bildiği gibi Halep’te İslam’a karşı Ruslarla ittifak kurdu. Ermenistan’ı destekleyip, Müslüman Azerbaycan Türklerine ihanet etti. Irak ve Afganistan’da emperyalizmin babası ABD’nin yanında saf tuttu. Ama İran çok yiğittir, nedenini sorarsanız hemen söyleriz. Günde ortalama 12 kere İsrail’i vurmakla tehdit eder, ancak yıllardır bir kurşun attığı görülmemiştir. Mevcut yönetimimiz Batı’ya çıkışacağına keşke İran’a yüklenseydi çok daha iyi olurdu. Doğu hudutlarımız tehlike altında. Bugün Halep’in müslümanlarını katleden İran, yarın Van’a çıkarma yapmayacağı ne malum?

Şimdi Yavuz Sultan’ı daha iyi anlıyoruz. O Batı’ya fetihler yerine Şah İsmail’i devirdi. Onlardan bir şah peydahlandıysa, bizden Yavuzlar doğmalıdır, doğacaktır. 5 yılda öldürdüğü Müslüman sayısı Rusların katlettiklerinden daha fazladır. İran, Rusya’dan daha aşşağılıktır. Firavun bebekleri öldürüp, kadınlara dokunmamıştı. İran Müslüman bacılarımızın ırzına geçiyor. İran Firavun’dan daha aşşağılıktır. İran, Ortadoğunun gayrimeşru çocuğudur. Tüm bunlar yaşanırken yıllardır İran olmayız diyen kemalist amca ve teyzeler şimdi de İran destekli Esed’in sözde zaferini kutluyorlar. Dünya tersine dönüyor, kahpe mollalar bebek öldürmüş çok mu ?

Sonlara gelmeden yine yüksek bir sesle soruyoruz. İRAN SİZCE BİZİM NEYİMİZ OLUR ?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
22 Ara 07:32
Mücahid Cesur yazdı, 46 misafir olmak üzere 47 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
9 Ara 16 18:00
Propaganda Niçin Önemli ?
b998183bb98f4e11e0f76dce3b2a84781481288664

Mamak’ta sıradan bir gün. Akşam saatleri, toplu taşımanın en yoğun olduğu saatler ve otobüse binen iki eşkıya… İhbar aldık, burada gericiler faaliyet yapıyormuş diyorlar. Cama yapıştırılan bir etkinlik afişi, afişte şanlı Peygamberimizin(ona selam olsun) ismi ve Medine-i Münevvere kubbesi. Adi köpekler leş elleriyle o afişi yırtıyorlar. Bahsinde bulunduğum domuzların bunu yapması normal, her fırsatta leş ağızlarıyla İslam’a sövme cesaretini buluyorlar. Otobüstekilerin, yapılan bu hareketi var gücüyle alkışlaması çok ilgin. Ankara’yı komünistler işgal etti de bizim mi haberimiz yok? Böyle merkezi bir konumda, başkentte, bunlar nasıl olur da böyle bir eyleme yeltenirler?

Belki de biraz gevşedik. Hayır hayır biraz değil, çok gevşedik. Biz olmadan da bazı şeyler yürür dedik.Herkes elini ayağını çekmeye başladı. Meydanlarda, üniversitelerde, muhafazakar-milliyetçi gençler maalesef birkaç fakülte dışında aktif değiller.Onlarda olup bizde olmayan tek şey PROPAGANDA...

İşte bizi buradan vuruyorlar. İnsanlara yüklendiğimiz misyonu yeterince anlatamıyoruz.Nasıl ki Eylül darbesinden önce ülkücülerin basın-yayın faaliyeti yok denecek kadar az idi. Sırf bu sorun yüzünden onlarca şehit olan vatan evladı, aşırı sağcı, faşist veya gerici olarak toplumun zihnine kazındı. Kültürde,sanatta,medyada kesinlikle varlık göstermek lazım. Belirli kalıplaşmış uğraşlar yerine, bunların hakim olduğu ve toplumu harekete geçirecek kademelere egemen olmamız lazım. Müslüman aktif olacak ve fikrini tüm yeryüzüne yaymak istiyorsa, bu gibi şeylere ağırlık verecek. Yoksa biri gelir senin en kutsalına, en mahremine, müslüman bir ülkenin en merkezi yerinde öyle bir dokunur ki, oturup ben nerede hata yaptım diye düşünürsün. Propagandayı olabildiğince iyi kullanmalıyız. Düşmanın bize doğrulttuğu silahı, ani bir hamleyle alıp ona sıkmalıyız. Onları kendi silahlarıyla vurmak ne kadar da mantıklı değil mi? Geçmişte yaşanan olayların tekrarlanmasını istemiyorsak, acılardan tecrübe kazanmalıyız. Yaşasın propagandamız, yaşasın davamız !

b998183bb98f4e11e0f76dce3b2a84781481288664

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
13 Ara 00:51

Misafir

Kesinlikle katılıyorum bizi herşeyden uzak tutup durdular yıllarca hem ibadet et hem dünyayı kurtar cok mantıklı bunu geliştirmemiz için bir birimizden destek almalıyız hadi bismillah

11 Ara 18:16

Misafir

Yazık.

Mücahid Cesur yazdı, 44 misafir olmak üzere 46 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
2 Ara 16 14:00
Yalnız Kurt
64650a1bc19157aaf00247e3778be6af1480676248

64650a1bc19157aaf00247e3778be6af1480676248

Issız bir çölde yalnız adam olmak ne kadar zor değil mi? İşte şeytanlarla dolu bir masada melek olmak da bir o kadar zor. Masa altından o kadar dolaplar dönüyor ki artık gündeme yetişemiyoruz bile. Sağda kaza, solda ateş, ortada dikenli bir yol. Yukarıda uçaklar, aşşağıda ise zehirli yılanlar. Tam ortasında ise gül yüzlü bir adam. Bu çetin yolculuğun sonunda bir gül bahçesi ve feda edilmesi gereken birisi var. Yaklaşık 12-13 yıldır o kadar meşakkatli yollardan geçti ki artık yoruldu. Millet ateşe düşmesin diye risk alıp, sonunu düşünmeden kararlar alan bir lider, bir komutan. Onun nefesinin tıkandığı yolda, yanındakilerin onu sırtına alması lazımken her tıkandığında çakallar tarafından bir darbe yiyiyor. Bu kadar yaraya rağmen nasıl ayakta kalıyor diyeceksiniz, onu da hemen söyleyeyim. Parolası Hakka tapar, halkı tutar. İşte bu parolayı teoriye koyup, pratikte başarınca, yaratan ilahi güçte ona yardım ediyor. Onun bu hali iki kelimeyle tarif edilebilir. Öz be öz Yalnız Kurt…

Şer odaklarına karşı, tereddüt etmeden hakkı haykıran bir yiğit. Gücünü imanından alan, küfre karşı cihad eden, gözünü bile kırpmadan ölüme giden, kaderine teslim olmuş bir başkomutan. Her dakika gücü daha da artıyor ve bunu gören küfür savaşçıları yeni oyunlarını devreye sokuyor. Nihayetinde o da bir fani ve onunda zayıf noktaları var. Onun en zayıf noktası sırtını dayadığı adamlar. Hepsi o kadar iğrenç ki, bizim gözümüzde hiçbir değeri yok. Yüce dinimizde de münafıklar, kafirden her zaman daha tehlikelidir.

Tarih tekerrürden ibaret. Nasıl ki zamanın padişahları ilim irfan öğrensin diye Paris’e talebe yolladı. Hepsi topraklarına döndüğünde milletin koynundan yılan gibi soktu. Yalnız kurdun yanında gördüklerimizin hepsi çakal. Maskeleri düşmek üzere, ancak kendilerine yüklenen misyonu gerçekleştirmeye hepsi çok yakın. Bakalım kim galip gelecek. Bunun içinde vakti beklememiz lazım. Millete düşen görev, bu yalnız kurdu sağı, solu, önü, arkası çakallarla dolu bir yolda son nefesine kadar desteklemek. Zafere giden yolda çekilen çile kutsaldır. Bizler çileye talip olmanın talibiyiz. Unutmayın ‘’ Nasıl yaşarsak öyle yönetiliriz’’…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.