Türkiye Aktivitesi
609 ziyaret
1 online
Mümin Yolcu
İbnu Ömer (ra) anlatıyor: Rasulullah (sav) omuzumdan tuttu ve: “Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol.” buyurdu. (Tirmizi)

Türkiye Puanı

17 puan Yeşil Kalem

Derecesi

17 [Toplam 1568 kişi]

Türkiye
Tümü(4)
Pinledikleri(0)
Mümin Yolcu yazdı, 799 kez açıldı , 4 misafir olmak üzere 10 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
13 Ara 15 01:00
Nasıl Zayıfladım?

Selamun aleykum kardeşlerim,

Bugün size tecrübelerimi anlatacağım bir yazı yazmak istedim. Ben 2012 yılında dışarıda yürüme mesafemi artırdığımda birden kilo verdiğimi fark eden biriyim. O zaman kilom ortalama 73 kg. Boyum 160 bu arada. O kilo kaybını fark edince sağlıklı beslenmeye karar verdim. Her gün minimum 3 saatim yollarda geçiyordu (Okulum uzaktaydı). Altunizade Metrobüs merdivenleri gibi güzel parkurumda (!) vardı. Ve artık sağlık beslenmeye gayret ediyordum. Hiçbir doktor, diyetisyeni takip etmedim. Sadece besinleri araştırdım, vücuda etkilerini öğrendim. Herkesten kaptığımı aklıma yazıyordum. Ekmeği sadece sabah kahvaltısında yedim. Makarna ve pilavı (zeytinyağlı sarma, biber dolması da dahil) hayatımdan çıkardım.

“İnsanoğlu mideden daha kötü bir kap doldurmamıştır. İnsanoğluna, belini doğrultan bir kaç lokma yeter. Eğer yemek istiyorsa, midenin üçte biri yiyecek, üçte biri içecek ve üçte biri de hava içindir.” Hadis-i Şerif

Sene 1-2 kere özel günlerde yerdim. Haftalık 250 gr ile ayda 1 kilo vermeye başladım. Yazın 63 kg’ya inmiştim. Diyet yapmayıp sağlıklı beslenmeyi esas aldığım için Allah’ın izniyle kalıcı kilo verdim. Aynı şekilde vücuduma yararlı olanı aldım, Ramazan ayında 4 kg vermiştim. Ardından şehir dışı seyahetine gittim. Yani yaklaşık 2 ay sonra bu 58 kg dım. 58 kg da 1 sene kadar durdum, altına inmeyi başaramıyordum. İdeal kilom 52-53 olduğu için biraz üzütünde vardı. Artık spor yapmanın zamanı geldi dedim. İnternet öğrendiğim basit egzersizleri her akşam 15 dk yaptım. Yazın yürüyüşlerime devam ettim ve 1 sene için 54 kg ama indim. Ardından şehir dışı seyahati ve 52 kg. Başarmıştım, hep Allah’a hamd ettim. Çünkü 75 kg olduğum bir dönem “Ben artık hep şişmanlayacak mıyım?” diye üzüldüğümü hatırlıyorum. Rabbim yardım etti, nefsime sahip çıktım, bol bol hareket ettim ve kilolarımı verdim. Yaklaşık 1 senedir 52-54 arasında değişiyorum. Bir ara 50.5 kg ımı görmüştüm. Bu sefer her şeyi gömmüştüm :) ideal kiloma çıkmak için. Şu an 53 kiloyum ve 43 kilogramı kas.

İnşaAllah bir sonraki yazım da beslenme düzenimi anlatacağım.

Mümin Yolcu yazdı, 358 kez açıldı , 1 misafir olmak üzere 5 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
14 Kas 15 05:00
Düşünceler Kaça Ayrılır?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Önce düşünüyoruz, sonra bilgisayarı açıyoruz. Önce düşünüyoruz, sonra evden çıkıyoruz. Önce düşünüyoruz, sonra işimizi yapıyoruz. İnsanı insan yapan, tüm canlılardan ayıran özelliği düşünmesidir. Düşündüğümüz için hayatımızı şekillendiriyor, Allah’ın çizdiği yolda doğru ve yanlış sapmalar yaparak bu ömür sermayesini tüketiyoruz.

Bazı insanların düşünemediği kanaatindeyim. Ama bu düşünememe hali cehaletten kaynaklanmıyor. İnsan bence Yaratanı anmaktan yoksun bir hayat yaşıyorsa o kişi -Allah muhafaza- düşünememe hastalığına kapılmış demektir. Peki bu düşünceler kaça ayrılır?

İç muhasebesini yaptığımız düşünceler iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayrılır. İyi olanlar melekler tarafından kötü olanlar ise şeytan tarafından aklımıza ansızın düşer. İşte kulluk tavrı burada ortaya çıkıyor. Hayatta karşılaştığımız sabrımızı sınayan olaylara karşı şeytan püskürmeyi, melekler ise sakin olup Allah’a havele etmemiz gerektiğini ruhumuza gönderiyorlar. Eğer gaflette olursak şeytanın vesveselerine kapılıp dünyamızı zelil ediyoruz.

Sabrımızı ve imanımızı ölçen olaylar karşısında yapmamız gereken ilk şey düşünmek olmalı. Bunu belki ilk seferde yapamayacağız. Olaylar bittikten sonra bile olsa farkında olup “Şeytan ne diyordu? Ben ne yaptım?” sorusunu kendimize sormamız lazım. Sürekli bu muhasebeyle yaşayan bir insan artık olay anında düşünmeye başlayacak ve refleks olarak, ileriyi düşünerek yanlış bir harekete karşı inşaAllah temkinli yaklaşacaktır.

Şeytanın mücadelesi bizi gaflette bırakıp kendiyle beraber cehenneme sürüklemektir kardeşlerim. Yüce Allah kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz? | Yasin, 62” diyerek bu konuyu bizzat biz kullarına hatırlatmaktadır. Düşüncelerimizi Allah yolunda doğrultmamızın tek yolu ise şeytanı da yaratan Allah’a sığınmaktır. Rabbimiz bu konuda da bize Kitabından yol gösteriyor: “Eğer şeytandan bir vesvese, bir gıcık gelirse hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki, Allah hakkıyla işiten, kemaliyle bilendir. | Araf, 200”. Yine Rabbimiz “Kör ile gören bir olmaz, iman edip salih ameller işleyen kimseler ile kötülük yapan da bir değildir. Ne kadar da az düşünüyorsunuz! | Mu’min, 58” ayeti ile düşünmenin bizim asli görevlerimizden birini olduğunu hatırlatıyor. Allah Kur’an’la yaşayan ümmet eylesin bizleri.

Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm,

kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım

Selamün aleyküm

Görselin alındığı video:

Mu'min (Mümin) Suresi (51-58) ᴴᴰ - Salman Al Utaybi

link

14 Kas 18:24

Osman

Puan: 85

"Düşünmek Farzdır" Metin Önal Mengüşoğlu

Mümin Yolcu yazdı, 1182 kez açıldı , 13 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi , 1 yorum yapıldı.
31 Eki 15 10:00
"Et Tekraru Ahsen Velev Kâne Yüz Seksen"

Ne güzel bir söz değil mi? Bilmeyen birine güzel kafiyeli bir beyit gibi gelir. Halbuki bilene ise hayatı ve hakikatını anlatır. Tekrar nedir? Tekrar bir şeyi sürekli okumaktır. Hatırlamak amacıyla okumaktır. Çünkü okunan bilgi ilk seferde beyne arşivlenir ve sürekli olarak tozunun alınması şarttır.

Allah’ın kullarına verdiği en büyük lütuflardan biri unutmaktır. Unutmak kimi zaman başımıza dert açıp sevimsiz bir şey gibi görünse de aslında bir nimettir. Düşünsenize bir şeyi asla “unutamıyorsunuz.” Sanırım dünya yaşanmaz bir yer olurdu. Günahlar tövbe edildikten sonra Rabbimizin temizlediğini düşünülürek unutulur fakat bu unutuş gaflette olan bir şekilde değildir. Hatırlanıldığı zaman mahcubiyet içeren bir hadise olarak son nefese kadar devam etmelidir. İnsan ateşe yaklaşmaktan korktuğu gibi aynı hatayı yapmaktan korkmalıdır.

Allah, Rasulüne (s.a.v) Taha 114. ayette “Rabbim ilmimi artır!” diye dua etmesini emretmiştir. Bu doğrultuda namazlarımızın sonuna bu duayı iliştiriveriyor ve Rabbimiz nasip ettikçe ilimle meşgul olmaya çalışıyoruz. Ama bir sorun var. Bir kitabı okurken; “Burası çok önemli!”, “Bunu her gün yapmalıyım, sayfayı direk işaretliyeyim.”, “Aman Allah’ım bunu yaparsam Rabbim beni muhakkak affedecek, Rasul’ü (s.a.v) öyle diyor.” diye birçok ünlemle heyecanlanıyoruz. Ama kitap bitiyor, kütüphaneye kaldırılıyor ve hazin son. Yaklaşık 1 hafta sonra o kitapta yapmak isteyip de yapamadığın bir sürü şey kalıyor. Bence bir metot belirleyip, örneği haftada 1 gün kitap okumak yerine okuduklarımızı kurcalayalım sayfalarını karıştıralım. Eminim ki ibadet ve uygulama heyecanımız kat kat artacak ve şeytanın oyunlarına kanmayacağız.

Bugün işyerine Bediüzzaman Said Nursi’nin Yirmiüçüncü Söz adlı küçük kitabını (Bu kitabı kardeşimin kursunda hoca cebine sıkıştırmış. 14 yaşında olan bir çocuk bu kitabın dilini anlamayacağından, kardeşim de benim masama öylesine bırakmış. Ben de kitap görünce tabi atlayıverdim.) okuyordum.

Vahdehü kelimesini açıklarken Bediüzzaman hazretleri şöyle demiş: “…Yani Vahdehü manen der: Allah birdir. Başka şeylere müracaat edip yorulma. Onlara tezellül edip minnet çekme. Onlara temellûk edip boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir. Herşeyin anahtarı Onun yanında, herşeyin dizgini Onun elindedir. Herşey Onun emriyle hâlledilir. Onu bulsan, her matlubunu buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun.”

Bunu okuduğum an Rabbim benim seni tekrar etme sayımı sonsuz kıl demek geçti içimden. Rabbim her şeyi yaratan, her şeyin sahibine müracaat etmek varken bu kullara müracaat niye dedim. Niye hakkıyla tevekkül edemiyoruz biliyor musunuz? Çünkü Rabbimizle 24 saat yaşamayı hala beceremedik. Onu tekrar etmedikçe, zikretmedikçe kalpler huzur bulmayacak. İşlerimiz gidişatı bizi üzecek. Halbuki Allah demiyor muydu: “Savaş size farz kılındı, gerçi o size hoş gelmez. Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa ki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara, 216)”

Kulluğun en önemli görevlerinden biri Allah’ı sürekli hatırlamaktır. Sürekli ilmi tekrarlardır. Sürekli az da olsa devamlı zikirlerdir. Rabbim bizleri sürekli tekrar edip, O’nun yolundan ayrılmayanlardan eylesin.

Selamun Aleykum.

Mümin Yolcu yazdı, 284 kez açıldı , 6 kişi beğendi , henüz yorum yapılmadı.
24 Eki 15 02:00
Filmlerin Farklı Dünyası

Geçenlerde 21 Ekim 2015'ti. Yani meşhur film Geleceğe Dönüş filminin geleceği. 1985'te çekilmiş bir filmin geleceğinden geçtik yani. 1985 ile 2015 arasını biri zaman makinesindeymiş gibi geçirdik. Her neyse... Filmi izledikten sonra yine o heyecansız, isteklerimizi sabırla beklediğimiz dünyaya döndüm.

O kadar büyük hayal edilmiş dünyalar varken kendi dünyam o kadar sade ve basit geldi ki. Tutkuyla sarıldığım hayaller başkaları için ne kadar da basit.

İnsan hayalleri olmadan bir hiç midir acaba? Ya da film, şarkı gibi şeylerden uzaklaşıp kendi hayatımızın güya büyük macerasında kendimizi mi kandırmalıyız?

Yani bir şeyleri niye gözümüzde büyütüyoruz ki? Halbuki bu dünyada her şey o kadar küçük ve basit ki. Film bittikten sonra yutkundum ve kendi küçük dünyamda kendimi yormaktan başka bir şey yapmadığımı fark ettim.

Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın. Büyük dünyayı kazanmayı nasip etsin.