Nur Ceren
Okumayı, bilimi ve araştırmayı seven aynı zamanda edebiyata ilgili

Türkiye Puanı

124 puan Mavi Kalem

Derecesi

89 [Toplam 1642 kişi]

Türkiye
Tümü(3)
Pinledikleri(0)
Nur Ceren yazdı, 17 kez açıldı, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 Mar '16 20:00

Nur Ceren

Puan: 124

2 Mi̇lyon Gi̇şeli̇ Stres

ÖSYS Adım-1

Adı: YGS (Yükseköğretime Geçiş Sınavı)

Tür: Dram-Gerilim-Aksiyon

IMDB: 9.2

13 Mart Pazar günü yine bir çok "genç" adımı yeni attıkları yolda çıkmaz sokakla karşılaşacak. Bütün hayaller ve umutlar çoktan seçmeli sorularla azdan çoğa doğru sıralanacak. Kim daha az hayalle daha çok idealle başlamışsa bu çok parkurlu yarışın ilk parkurunu dereceyle tamamlayacak. Sıralamada aşağıya doğru inildikçe artan hayallerin verdiği ağırlıkla yıpranmış psikolojiler karşılayacak bizi. İte kakalaya bitirilen bu parkurun ardından, dinlenmeden yeni bir parkurla baş başa kalacağız.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Gelecek adlı büyük ödülü kazanmak için özel alanlarında çalışan robotlar, pardon katılımcılar ilk parkurun son virajına girdiler. Hakemlikte yine gelecek kaygısını görüyoruz. Kurallara ne kadar uyduğu ve ne kadar adil davrandığı hala muallak. Birçok kez itiraz aldı fakat başkanlığını stresin yaptığı yönetim kurulu her şeyin ahlaka ve kurala uygun olduğunu, zaten sıkı bir denetimde bulunduklarını belirtti. Bunu sorgulamaya vakit ayırmak ya da yarışa devam etmek sizlere kalmış.

Kadroya dahil olan katılımcılara baktığımızda bir çok yeni yüzün yanında eski yüzler de çıkıyor karşımıza. Bir önceki sene çeşitli sebeplerden parkurları tamamlayamamış ya da tamamlamamış katılımcılar bu yıl tekrar bizimleler. Tecrübenin verdiği rahatlık ve 2. kez yarışmanın verdiği yorgunlukla acaba bu sene parkuru kaçıncı tamamlayacaklar? Şimdiye kadarki yarışmacıların istatistiğine baktığımızda 2. ya da 3. kez katılanlar yarışa tekrar başlarken kendilerine sürtünme kuvveti etkisi yapan gençliklerini, hayallerini bir süreliğine kenara bırakıp daha hızlı yol alabilmek için ideallere sarılıyorlar. Eskiye göre daha çok hayalle yola çıkanları da görüyoruz, tek amaçlarının bu yarıştan kurtulmak olduğunu söylüyorlar. Kimin taktiği daha çok işe yarayacak buna hep birlikte şahit olacağız.

Bu yola ilk kez çıkanlara baktığımızda ise yüzlerinde büyük bir şaşkınlık görüyoruz. Nasıl bir şeyin içinde olduğunu anlamaya çalışanlar çoğunlukta. Bunu aksine önce yarışı tamamlayıp ne olup bittiğine daha sonra kafa yoracak olanlar da var. Her sene olduğu gibi bu sene de çok çeşitli sağlam bir kadro ile beraberiz.

Yaşları ortalama 17-20 arasında olan katılımcıların kanlarının kaynadığı bir dönemde, beyinlerini kaynatacak olan bu yarışı herkes merakla ve heyecanla bekliyor. Yarışa dair en çok düşündüren ve dikkat çeken ise bu yarışı düzenleyen ÖSYM'nin sloganı oldu: "EMEĞİNİZ EMANETİMİZDİR"

IMDB si 9.2 olan bu 2 Milyon gişeli streste herkese başarılar!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Nur Ceren yazdı, 21 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
5 Ara '15 08:00

Nur Ceren

Puan: 124

Mavi̇ Yürekler

Kara çalınmış onların kaderlerine

Günleri ancak bir el feneri kadar aydınlık

Mavinin en siyahıyla boyanmış gökyüzüleri

Umudun en karası bürümüş kömür tozlu bakışlar

Türküler söylenir, ıslıklarla eşlik ederler belki de

Dinleyicileri bir tek topraktır oysa ki

Alkış tutanları bir tek topraktır

Emeğin bir bir nasır olduğu tozlu ellerle

Tutunmaya çalışırlar yeryüzüne, yüzlerce katın altında

Ve inerken siyah cehenneme

Tek güvenceleri dillerdeki sessiz dua

Yüreklerindeki cesaret yerin dibi kadar derin

Yüzlerindeki korku Kömür kadar kara

Elleriyle işledikleri toprak yutarken madenciyi

Artlarında kalan ancak başsağlığı

Ancak faydasız bir teselli

Bir evde yanması için soba

Bir yürek yanar kömür uğruna

Semaya açılan ellerin arasından süzülen gözyaşları

Umutsuzca beslerken umudu

Boyar toprağın karasını bir kömür göz daha

Gökyüzüne hasret geçen bir ömür

Gökyüzüne hasret son bulur

En karasıdır madencinin ömrü hayatın

En siyahıdır adaletin

Simsiyah kalemle yazılmış bir kaderdir

Sessizce toprak olup giden.

Not: Bu şiiri Soma faciasından sonra gözyaşlarımla birlikte yazmıştım. Bir Zonguldaklı olarak sessiz kalamadım ve yaşanan bütün maden kazaları(!) hala içimi acıtmaktadır. Umarım bütün bunları son bulacağı günler gelir. 4 Aralık Dünya Madenciler Günü kutlu olsun!

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Nur Ceren yazdı, 51 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
9 Eki '15 17:00

Nur Ceren

Puan: 124

Sosyalleşen Asosyalli̇k

Teknolojinin toplumu ilgilendiren kısmından bahsederken en büyük faydasının iletişimi kolaylaştırması olduğunu duyarız, söyleriz hep. Evet, yerinde ve doğru şekilde kullandığımızda bu böyle. Artık "akıllı" telefonlarımız sayesinde istediğimiz şeye istediğimiz zamanda ulaşabiliyor, istediğimiz kişiyle haberleşebiliyoruz. İnternet ortamını çok iyi kullanıp, dünyanın bir ucundaki insanlara ulaşıp sosyalleşiyoruz. Durum bu açıdan çok güzel ve gayet faydalı. Fakat dünyanın bir ucundaki insanlara ulaşmaya çalışırken, dünyanın ucu bir yana dursun, iki sokak ötedeki arkadaşlarımızla haberleşirken iki adım ötemizdeki insanlara ulaşmayı unutuyoruz. Odamızın priz yanından tüm dünya ile iletişim kurarken, kapımızın dışındakilerle iletişim kurmakta zorlanıyoruz. Bunun gerçekten bir fayda olduğunu savunmak tartışılabilir bir durum alıyor hal böyleyken.

Kilometrelerce ötedeki mekanların fotoğraflarına "keşke gidebilsem" özlemiyle bakarken kapımızın dışındaki hayattan soyutlanıyoruz farkında olmadan. Özellikle çocuklar ellerindeki dünyaya o kadar çok dalmışlar ki... Sokakta oyun oynayan bir nesil kalmadı ne yazık ki. Hepsinin tek derdi "cool(!)" olmak ve bunu teknolojinin insanlar için velinimeti olan telefonlar, bilgisayarlar, tabletlerle yapmaya çalışıyorlar.

"Oğlum baksana son çıkan telefondan almış, inanmıyorum!" "Ben de elimdekini bozayım ya da kırayım da ailem yenisini almak zorunda kalsın"

Durum gerçekten bu hale gelmiş durumda ve biz yenisinde gözümüz olsa da elindeki oyuncağını kırmaya kıyamadan yetişmiş bir nesil olarak bunları gördükçe içimiz burkuluyor. Yeni neslin girmiş olduğu bu teknoloji yarışı eski günleri özletiyor.

Bizim tek derdimiz sokakta maç yapmak, saklambaç, ebelemece oynamak, taso kartlarımızı yarıştırmaktı. Evet tasolarımızı yarıştırırdık. Kiminkiler daha çoksa, kim oyunu sürekli kazanıyorsa o en havalıydı. Kimin daha renkli misketleri varsa, kim en çok misket kazanabiliyorsa havasından geçilmezdi. Zamanımızda "cool" olma kriterleri şartları zorlamazdı ve kıskançlık duyguları yatmazdı içimizde. Paylaşırdık çünkü oynadığımız eşyalarımızı. Oynayacak hiçbir şey bulamazsak sopaların ucuna kavanoz kapağı takar yarıştırırdık. Yarıştırdığımız tek şey bunlar olurdu.

Bütün çocuklar birlikte oynarlardı sabahtan akşama kadar. akşam aileler toplanır muhabbet edilirdi. Bütün mahalle birbirini tanır, birbirlerine misafir olurlardı. Şimdi üst kat komşumuzu tanımadan, mahalledeki çocukların birbirinden ve sokak yaşantısından haberi olmadan ellerindeki son teknoloji aletlerle dünyanın öbür ucundaki insanlara ulaşması ne derece sosyalliktir?

Elektrikler kesildiğinde sevinip herkesin mum ışığında toplanıp sohbet ettiği günlerden, elektrikler kesildiğinde, tabir yerindeyse, bitkisel hayata girdiğimiz günlere geldik. Klavyede ustalaştıkça, insanlarla yüz yüze iletişimde çıraklaştık, yabancılaştık. Çevremizdeki insanlara katlanamaz hale gelip internette bu boşluğu doldurmaya çalıştık. İnsanlarla iletişimimizi kopararak yine insanlarla iletişime geçmeye çalışıyoruz. Sosyalleşmek için asosyelleşiyoruz. İletişim için önümüze serilen teknolojinin rüzgarına o kadar kapıldık ki iletişimi unutur hale geldik. Şimdi bütün bunlar da gelişen teknolojinin insanlara sağladığı yarar içerisinde sayılabilir mi? Yoksa asosyalleşerek sosyal oluşumuz gibi bu faydalı olma kriteri yine faydalı olan şeylerden uzaklaşarak mı sağlanıyor?

Evet, teknolojinin hayatımıza çok şey kattığı su götürmez bir gerçek. Ama gün geçtikçe gelişen teknoloji içinde sade, muhabbet içindeki geçen günlere özlemimiz artıyor.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir