Mustafa Buğuçam
Arayanları düşünü-yorum ve düşünenleri arı-yorum. ARAYANLAR’a daha kısa ve kolay anlam sürücü ve anlatım aygıtı sunma gerekçesiyle DÜŞÜNENLER’i arama ve düşünmenin bir YENİ biçimine çağırı-yorum

Türkiye Puanı

48 puan Koyu Mavi Kalem

Derecesi

132 [Toplam 1641 kişi]

Türkiye
Tümü(3)
Pinledikleri(0)
Mustafa Buğuçam yazdı, 13 kez açıldı, henüz beğenen yok, henüz yorum yapılmadı.
2 Haz '15 04:00
Ulusal Kalkınma

15 yıl önce bir ulusal kalkınma sevdasına tutulmuşum.. Bunu da bilgi toplumu koşuluna ve hukuk devleti kuralına bağlamışım.. Sonra 2003'den sonra başlayan AK PARTİ'yi bilim ve hukuku silah yapan parti demişim.. Sonra bu güne gelerek görmüşüm ki dil, din, emek-ekmek, özgürlük-bağımsızlık, barış, insanlık gibi ORTAK DEĞERLER üzerine ulusal parti kurulmamalı ve uluslararası ideoloji konulmamalı.. Yasaklanmalı mı ? Hayır.. KOŞULLAR (şerait-i kavanin) ve yasa bilimde ve KURALLAR (şeriat-ı kavaid) ve yasak hukukta söz konusu olur.. SAĞLIKLI kuralların buyruk ve SAĞLAM koşuların bu buyruğun yaptırımı olduğu TOPLUM ütopyadır, idealdir, hedeftir, amaçtır. Peki bu dördünü birbirinden nasıl ayıracağız ? İşte bu yazı bunu yanıtlamaya ve realiteye ve hakikata ayağını basmaya çalışıyor.

link

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Mustafa Buğuçam yazdı, 12 kez açıldı, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
30 May '15 04:00
Si̇yaset ve Ti̇caret..

Sorunlu ticaret ve sorumlu siyaset için gereken geçim ve seçim.. dünyanın gerekli ve gereksinimli yüzünün iki ayağıdır. İnsan denen var oluş.. birey ve toplum olarak.. iştah ve ticaretle ÜRETİR.. iştiyak ve siyasetle tüketir. Üretim işini bilimle ve tüketim işini de hukukla yapar. Bilimin esası olan İKTİSAT ve hukukun esası olan ADALET.. yaratılıştan ve doğuştan kafaya ve kalbe konulmuştur.. ta ki sulh.. salah ve barış ve İslamiyet gerçekleşsin.. Lakin bir sınav ve yarış olarak bu tohumların SAĞLAM açılması ve SAĞLIKLI saçılması için ilim ve ibadet denilen toprak ve havada beslenmesi gerekir ki oluşan meyveler de ticaret ve siyasetin istikametini desteklensin.. bu yüzden ticaret ve siyaset ile ilim ve ibadet arasındaki ilişkiler.. üretim araçları.. tüketim amaçları.. eğitim ikeleri.. yönetim ülkülerine.. ilişkin kuramlar ve kurumlar uygarlığın tarih boyunca ilerlemesinde deneyim ve yanılma.. araştırma ve geliştirme.. değişim ve düzeltim.. yoluşla oluşan birikim.. kazanım.. ilerleme.. yükselme.. iyileştirme ile yürür gider ki bu husustaki koşullar ve yasalar.. (ŞERAİT) kurallar ve yasaklar (ŞERİAT) kurulur ve kılınır.

Bu noktada yer yüzü coğrafyasında uygarlığın yürüyüşünde doğu ve batının durumuna gelişmelerin düğümleri.. insanlığın yücelişinde yer yüzü tarihinde medeniyetin ilerleyişinde geçmişin ve geleceğin çizgileri.. ANADOLU köprüsünde yedi bin yıldır şarktan garba yada garbdan şarka akan milletler.. medeniyetler.. devletler ve imparatorluklar öyle geniş bir birikim ve kazanım koymuş ki bunun sonuçlarını ve meyvelerinin BEŞERİYET’in yapısından çıkan MEDENİYTLE derlenip toparlandığını ve insaniyet-i Kübra olan İslamiyeti medeniyetin hasenatını seyyiatını galip getirmek olacağını.. 1000 yıldır bu bölgede yerleşen bizlerin buraya göz dikenlerden daha iyi anlamadıkça burada daha fazla kalamayacağımız anlaşılıyor

Bizleri buradan çıkarma ve Anadolu’yu Endülüs’e benzetme projesine karşı koymak artık eskisi gibi savaşmayı göze almakla olası değil.. kainatı okumak.. kur’anı okumak.. insanı okumak.. Son dinde İKRA emriyle başlatın bir işti.. ancak gerileme dönemimizle birlikte biz onu KİTAP okumaya indirdik ki bu YANLIŞ sadece din ilimleri KİTAPLARI okuyanlara ezber ve taklidin yolunu açtı.. yarı aydının inad ve taassubu artırdı.. sadece fen ilimleri KİTAPLARI okuyanlara da hile ve kuşkunun yolunu açtı.. artık ANLADIK ki insanı dinini öğretmekle insan düzelmiyor.. insanın dünyasını düzeltmekle insan öğrenmiyor.. okumak.. öğrenmek.. bilmek.. bellemek.. düşünmek.. anlamak.. ve sonunda başta TANIMA ile başlayan İNANC’ını yükselterek taklidi halden tahkiki hale getirmek.. sonra bunu amelle tahkim etmek ve son bunu ihlasla pekiştirmek ve sürdürmek; bir lidere yamanmak yada imam ve mehdi beklemekle.. mümkün değil.. tek çare BEKLENEN Müslüman olmak..

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Mustafa Buğuçam yazdı, 11 kez açıldı, 4 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
28 May '15 10:00
İli̇m ve İrfan

Dilimizde bilge.LİK ve bilgin.LİK iki tür aydınlığı ifade etmekte kullanılıyor.

Bunun İRFAN ve İLİM sözcüklerini karşıladığını düşünüyorum.

Tanıma.. bilme.. belleme.. belgeleme.. buyurma.. ögütleme.. öğrenme.. örnekleme.. anlama.. inanma.. eğitim ve ögretim gibi bir dizi kavram ve bağlamlarla kafamızı karıştırmadan sadece ilim ve irfan derken ne demek istenildiğini anlama yolundaki merak ve teessüsü bir yardımda bulunmak üzere şunları dile getirmek istiyorum.

İlim ve bilginliği nesneye bilme..

irfan ve bilgeliği kimseyi bilmek olarak düşünebiliriz.

Malumat ve marifet sahibi olmak insanın iki tür bakma ve görme yeteneği olduğunun bir işareti.. bunu da sağ duyu ve sol görü olarak tanımlayabiliriz.. ARİSTO’nun dört sebeb kuramından yararlanarak sol görü özdeşlik ve nedensellik ilkesine göre BİLİM'i kurar.. sağ duyu ise özgürlük ve amaçsallık ülküsüne göre HUKUK'u kılar. Diyebiliriz. Bu demektir ki bilimin ve hukukun temelleri sol görü ve sağ duyu olarak insanda bulunuyor.

Ancak kişiler bunlardan biri fazla çalıştırılarak, bilim buna beynin lineer düşünen sol lobu ve global dile getiren sağ lobu olarak kuramlıyor, sağ duyu'yu duyuş.. sol görü'yü görüş haline getiriyorlar zamanla.. sonrada bunun cılkı çıkarılarak sağcılık ve solculuk yapılıyor. Aslında bu YARI AYDIN tipi geçmişte kalsa da günümüzde yine zihniyetleri yaygın ve baskın halde sürüyor.. çünkü insanın çok temel gereksinimlerini karşılamak ve bunları dengelemek üzere konulmuştur.. EŞİTLİK ve özdeşlik ve ÇEŞİTLİK ve özgürlük.. ancak eşitlik ve çeşitlik yoldaşlığı ve kardeşliğinin ötesinde ve berisinde ve hatta ötesinde.. yeni yollar ve yeni diller bulmak zorundayız. Geçen yüzyıl evren bilimlerinde ilerlemişti.. ondan evvelki yüzyıllar ise insan bilimlerinde gelişmişti.. bunda sonra evren ve insan bilimlerinin kardeşce yaşayacağı bir iklime girebiliriz. Belki bu gün bunun geçiş sıkıntısını yaşıyoruz.

Aslında sol görüyü ve sağ duyuyu birlikte kullanırız.. ancak birimi labaratuvarda birini camide.. kilisede.. ancak birini diğerinde ÜSTÜN ve YÜKSEK tutarak değil.. birlikte ve kardeşçe ve yoldaşca.. birbirlerini gerici diye suçlamadan ileriye beraber gidilemez mi ? Bu yapılamaz mı ? Eklektik olunamaz mı ? Yargısal kararlar bazen bilimsel raporlara dayanıyor. Telif edilemez mi ? Ahreti düşünenin dünyaya ihtiyacı bu dostluk ve ülfetin olacağını gösterir. Uzlaşma sağlanamaz mı ? Us ve akıl, kafasının ve kalbin sesini dinleyerek dilinin ve gönlünün uzlaşmasını nazara alarak aşırılıktan kurtulur. Uyuşma kurulamaz mı ? Erkek düşüncesini ve kadın duygusunu birleştirirse yuva mutluluklarını kurmaları bu yüzdendir. Elbette yapılır.. yeter ki başkasını bilmede bilgiyi ve marifeti öğrenirken ya da kendini tanımada bilimi ve ilimden yararlanır iken onları kötü ve kötüye kullanmayalım. Böylece alimlerimiz daha arif ve ariflerimiz daha alim olurlar.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir