İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 35074

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8221

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7227

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7032

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 6035

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5036

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4934

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4497

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2958

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2457

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2176

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1797

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1467

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1385

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1245

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1153

Erzurum

Ali Turan

19 / Puan: 1151

İstanbul
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1027

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1003

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 934

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 902

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 888

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 880

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 34 dakika kaldı.

Talha Erhan Özcan yazdı, 513 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 6 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
16 Mar 15 09:00
Eğitim Ama Nasıl?

Eğitimin kelime anlamı ile başlarsak, aslında ne demek istediğim en başından itibaren anlaşılacak belkide. Eğitim TDK’ya göre; “Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine okul içinde veya dışında, doğrudan veya dolaylı yardım etme, terbiye” demektir. Ki bu çok net bugün ülkemizde ve hatta bir çok ülkede olan eğitim sisteminin eksik ve hatalı olduğunun açıklamasıdır.

Eğitimde, ülke yönetiminde ve toplum olma bilincinde ve hatta kurumsal yönetimde ortaya konan bir kavram olan, “farklılıkların yönetimi” kavramı çok önemli olmasına rağmen, eğitim sistemi kurucuları tarafından pek de önemsenen bir konu değildir. Halbuki, farklılıklar (diversity) üzerine kurlu bir eğitim sistemi ile karşılaşmamız gerekirken, benzerlikler (conformity) üzerine kurulu bir eğitim sistem ile eğitiliyoruz.

Neden farklılıklar üzerine kurulu olsun? En basit örneği ile; eğer çocuk sahibi iseniz çok iyi bilirsiniz, kardeşiniz vardır, hiç biri yok ise toplumda gözlemlemişsinizdir, evde çocuklarınız aranızda, iki kardeş arasında dahi uçurum farklar vardır ve o çocuklara farklı yaklaşımlar ile eğitim verirsiniz evde. Bu kadar açık bir örnek varken önümüzde, milyonlarca öğrencinin farklılıkları yokmuş gibi “nasıl olsa hepsi çocuk” dercesine kurulu bir sistem ile eğitim vermek sağlıklı değil. Farklılıkları yönetebilen ve tüm bu farklılıkları göz önüne alarak oluşturulan yeni bir sistem, yeni bir müfredat gerekir.

Ayrıca dikkat bozukluğu konusu… %10000000000 eminim, ki hepimize ama hepimize “Bu çocukta dikkat eksikliği var” dediler küçükken ailelerimize. Biraz büyüyünce o gazla test çözerken soruları doğru okumamamızı da bizler “dikkat bozukluğu var bende”ye kadar ilerlettik. Yahu yok öyle bir şey. Yani evet muhakkkak dikkat bozukluğu diye bir durum var. Hastalık da var elbet ama bütün Türkiye mi bu hastalığa yakalandı? Hayır. Kolayımıza gelen o bahaneyi üretmek. Çocuğa sadece Fen ve Matematik derslerinin ne kadar önemli olduğunu söyler, Beden, Resim ve benzeri sanat ve beşeri özellikleri geliştiricek diğer dersleri ve aktivitileri ikinci plana atar ve saatlerce çocukları masanın başında oturtursan okulda ve evde dikkat dağınıklığı, dikkat bozukluğu olmasının önüne geçemezsin.

Burada öğretenlerden, yani öğretmenlerden de bahsetmek isterim. Özellikle benim ortaokul yıllarımda ortaya çıkan ancak babamların döneminde olmayan bir öğretmen tipi var. İdealist olmayan, birebir kitapta yazılanı öğrenciye okuyan veya ezberleyip anlatan. Araştırma ve geliştirmeye kapı açmayan, anlatayım da gideyim öğretmenleri.

Öğretmenler sistemin kalbidir. Öğretmenleri başarısı başta okulun, sonra o mahallenin/köyün/beldenin, sonra o ilçenin sonra o ilinin sonra o ülkenin başarısnı tetikler. Gerçekten öğretmenlerin bu eğitim denizine atacakları bir başarı taşı silsile halinde büyüyerek ülkenin başarısına dönebilecek güçtedir. Bu yüzden öğretmenlerimize büyük görev düşüyor. Eğitim sisteminin ve kültürel yapının bastırıyor olduğu ve eğtimin mutlak suretle olmazsa olmaz tetikleyici unsuru olan “merak” kavramını asla söndürmemeli, sürekli merak etmelerini sağlamalı, zaten doğal olarak çocukların/gençlerin içinde, fıtralarında olan merak duygusunu ateşlemeliler.

Sistem, öğretmenlerin de uzmanlıklarını yok edecek şekilde katı ve sert. Hatta öğretmenlere gerekli değeri vermeyecek kadar… Buna katılıyorum. Ancak kaçacak bir yerin, hareketi başlatacak bir yerin mutlaka bulanacağına inanıyorum, ki ne öğretmenler biliyoruz öğrencileri derse ve eğitime bağlı tutmak için süper çaba sarfeden. Sistemin de öğretmenlerden daha iyi olmasını kimse beklemesin. Sistemin her zaman katı ve kesin yanları olacaktır. Bunu aşma görevi, zor evet ama mecburen öğretmenlerin.

Özet olarak sistemin mekanik olmaması şart, eğittikleriniz insanlar. İnsanı mekanik bir sisteme oturtamaz ve mekanik bir düşünce ile sistemi oluşturamazsınız.

Türkiye gelişiyor, değişiyor ve bu eğitim sistemine de acilen yansımalı.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..