İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 33827

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8189

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6962

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6742

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5521

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 4990

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4629

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4289

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2714

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2411

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2033

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1781

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1627

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1450

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1376

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1174

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1125

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1089

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

20 / Puan: 1031

Ankara

Yamanduruş

21 / Puan: 1002

Sakarya

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 968

Erzincan

Ali Osman Rothschild

23 / Puan: 966

Ankara

Mücahid Cesur

24 / Puan: 946

İstanbul

Ahmet Demir

25 / Puan: 910

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 906

Ankara

Müsemma Şahin

27 / Puan: 881

İstanbul

Aykut Giray

28 / Puan: 866

Yozgat

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 864

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 855

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 33 dakika kaldı.

Aykut Giray yazdı, 1177 kez açıldı, 23 misafir olmak üzere 32 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
8 Mar 16 13:00

Aykut Giray

Puan: 866

Çerokilerin Çilekeş Kadınları

Malum 8 Mart. Her türlü konu kadınlara bağlanacak. Kadınların ne sıkıntılar çektiği yazılıp çizilecek, hepsinin değil tabi, kendisine yakın hissettiklerinin sadece -evlere temizliğe giden kadınlar çok konu edilmeyecek mesela-. Ben öyle yapmayacağım. Sömürenler arasına katılmayacağım. Farklı bir anekdot anlatacağım, ta Amerika’dan…

İşgalciler Amerika’yı icat etmeden önce orada pek çok halk yaşıyordu. Tabi ki bunların pek çoğunu perişan ettiler ve hatta yok etme derecesine getirdiler. En çok perişan ettikleri halkların başında Çerokiler gelir. (Hz. Google’a isimlerini yazınca bir 4x4 otomobil çıkıyor olması da ayrıca düşünmeye değer sanki! Bilemedim şimdi…) ABD’deki o meşhur Kızılderili tehciri sırasında binlerce Çeroki hayatını kaybetmiş. Bu tehcire de onlar ‘Gözyaşı Yolu’ adını vermişler.

İşgalciler Amerika’ya geldiklerinde yerlilerin vahşi bir hayat yaşadıklarını iddia etseler de, gerçek hiç de öyle değildir. Onlar Amerika’ya istila etmeye başladıklarında Çerokiler çiftçilikle uğraşıyorlardı. Çerokiler daha çok mısır tarımı yaparlarmış. Ve bunu da kadınlar yaparmış. Erkekler bu işle meşgul olmazlarmış.

Çerokilerde kadınlar çok önemli bir konuma sahiplermiş. Onlar isterlerse savaşçı olabilirlermiş, ama alışılmış sorumlulukları çiftçilik ve tutsaklarla ilgilenmekmiş. Hatta işkence yapmak ve kazıkta infaz bile görevleri arasındaymış. Çeroki toplumunda soy analar üzerinden ilerlermiş. Bir Çeroki ile evlenen başka halklardan herhangi biri -hatta beyazlar- hemen kendi yurttaşlarından sayılırmış. Bunların çocukları, Amerika kıtasının öteki kısımlarında olduğu gibi Mestizo, Metis ya da yarım kan olarak değil, Çeroki halkının tam üyesi kabul edilirmiş. Kadınlar ayrıca meclise de üye olarak katılırlarmış, ta ki işgalciler gelene dek.

İşgalciler bu insanları görünce derhal aydınlatma işine girmişler, tabi öldüremediklerini. Bu ‘Vahşilerin’ kendileri gibi olmazlarsa hiç hakları olmayacağını söylemişler. İşgalciler çok çabalamışlar ama onların toprakla, evrenle ve birbirleriyle olan kutsal ilişkilerini koparmaya çalışmışlar. Bunun bir yolunu çiftçilikte denemişler. Çiftçilikte yeni tarz uygulanmaya çalışılmış.

Çerokiler binlerce yıldır yapıyorlarmış. Ama bu işgalciler onları zorladığı yeni çiftçilik tarzı cinsiyetler arasında ve toprakla ilişkilerde derin değişimler gerektiriyormuş. Kadınlarla erkeklerin rolleri, eşit derecede değer verilse de, değiş tokuş edilemezmiş. Kadınların mısıra ve toprağa özel bir bağlılıkları varmış, bunlar dişil varlıklarmış; erkekler tarla temizleme ve kazma gibi ağır işlere yardım ediyorlarmış, ama ekim işine karışmıyorlarmış. İşte ‘Medeni’ işgalciler ‘Vahşilerin’ bu durumunu çözmek için hemen harekete geçmişler.

Thomas Jefferson’a göre tarla işi kadınlar için ‘adil olmayan angarya’, ‘vahşiliğin’ sonucuymuş. Yerli kadınları ev kadınlarına dönüştürerek onları kurtardığını sanıyormuş…

Muhtemelen memleketimin kendisini sosyal bilimci olduğunu iddia edenlerin ezici bir çoğunluğu Thomas Jefferson’u alkışlayacaktır. Bunu nereden biliyorum. Ben bunun için bu grubun %49,5 ile ilgili yorumlarına baktım ve bu kanaate sahip oldum. Belki de yanlış anlamışımdır. İnanmayan kendisi de baksın. Kendi adıma ben bakınca bunu görüyorum. Kimse kusura bakmasın. Güya ‘Kadınlar Günü’ adı altında afiş asıp üzerine de ‘Lezbiyeniz, Transız, Biseksüeliz, İnterseksiz (ne demekse, bunu da ilk kez duyuyorum!), her yerdeyiz…’ kadınların en büyük sorunları bunlarmış gibi gösterirsen veyahut da ‘Yoga Matı, Namaz Seccadesi’ gibi tamamen oryantalist -hatta self oryantalist- bakış açılı yazılar yazarsan, ama kişisel sohbetlerde yukarıdaki konularla ilgili evlerden ırak tavrına girersen kimse sizin samimiyetinize ve daha önemlisi çalışmalarınıza inanmaz. Sonra böyle apışıp kalırsın ve kendine ‘Neden?’ diye sormak yerine ‘memleketin %75’i yobaz, gerici vs. vs.’ diyerek ancak kendini kandırabilirsin. Kadınların gerçek sorunlarını öğrenmek istiyorsan, bu çok basit aslında. Mesela, evine temizliğe gelen kadına sorabilirsin…

Özetle, bozkırın orta yerinden bakınca böyle görünüyor.

NOT: Burada bir de kitap önerisi yapayım. Çerokileri anlatan “Küçük Ağaç’ın Eğitimi” kitabını tavsiye ederim.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..