İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38811

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8839

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6931

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5713

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5256

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3476

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2609

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1658

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1488

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 10 saat 44 dakika kaldı.

Aykut Gi̇ray yazdı, 1413 kez açıldı, 30 misafir olmak üzere 39 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
8 Mar 16 13:00

Aykut Gi̇ray

Puan: 1073

Çeroki̇leri̇n Çi̇lekeş Kadınları

Malum 8 Mart. Her türlü konu kadınlara bağlanacak. Kadınların ne sıkıntılar çektiği yazılıp çizilecek, hepsinin değil tabi, kendisine yakın hissettiklerinin sadece -evlere temizliğe giden kadınlar çok konu edilmeyecek mesela-. Ben öyle yapmayacağım. Sömürenler arasına katılmayacağım. Farklı bir anekdot anlatacağım, ta Amerika’dan…

İşgalciler Amerika’yı icat etmeden önce orada pek çok halk yaşıyordu. Tabi ki bunların pek çoğunu perişan ettiler ve hatta yok etme derecesine getirdiler. En çok perişan ettikleri halkların başında Çerokiler gelir. (Hz. Google’a isimlerini yazınca bir 4x4 otomobil çıkıyor olması da ayrıca düşünmeye değer sanki! Bilemedim şimdi…) ABD’deki o meşhur Kızılderili tehciri sırasında binlerce Çeroki hayatını kaybetmiş. Bu tehcire de onlar ‘Gözyaşı Yolu’ adını vermişler.

İşgalciler Amerika’ya geldiklerinde yerlilerin vahşi bir hayat yaşadıklarını iddia etseler de, gerçek hiç de öyle değildir. Onlar Amerika’ya istila etmeye başladıklarında Çerokiler çiftçilikle uğraşıyorlardı. Çerokiler daha çok mısır tarımı yaparlarmış. Ve bunu da kadınlar yaparmış. Erkekler bu işle meşgul olmazlarmış.

Çerokilerde kadınlar çok önemli bir konuma sahiplermiş. Onlar isterlerse savaşçı olabilirlermiş, ama alışılmış sorumlulukları çiftçilik ve tutsaklarla ilgilenmekmiş. Hatta işkence yapmak ve kazıkta infaz bile görevleri arasındaymış. Çeroki toplumunda soy analar üzerinden ilerlermiş. Bir Çeroki ile evlenen başka halklardan herhangi biri -hatta beyazlar- hemen kendi yurttaşlarından sayılırmış. Bunların çocukları, Amerika kıtasının öteki kısımlarında olduğu gibi Mestizo, Metis ya da yarım kan olarak değil, Çeroki halkının tam üyesi kabul edilirmiş. Kadınlar ayrıca meclise de üye olarak katılırlarmış, ta ki işgalciler gelene dek.

İşgalciler bu insanları görünce derhal aydınlatma işine girmişler, tabi öldüremediklerini. Bu ‘Vahşilerin’ kendileri gibi olmazlarsa hiç hakları olmayacağını söylemişler. İşgalciler çok çabalamışlar ama onların toprakla, evrenle ve birbirleriyle olan kutsal ilişkilerini koparmaya çalışmışlar. Bunun bir yolunu çiftçilikte denemişler. Çiftçilikte yeni tarz uygulanmaya çalışılmış.

Çerokiler binlerce yıldır yapıyorlarmış. Ama bu işgalciler onları zorladığı yeni çiftçilik tarzı cinsiyetler arasında ve toprakla ilişkilerde derin değişimler gerektiriyormuş. Kadınlarla erkeklerin rolleri, eşit derecede değer verilse de, değiş tokuş edilemezmiş. Kadınların mısıra ve toprağa özel bir bağlılıkları varmış, bunlar dişil varlıklarmış; erkekler tarla temizleme ve kazma gibi ağır işlere yardım ediyorlarmış, ama ekim işine karışmıyorlarmış. İşte ‘Medeni’ işgalciler ‘Vahşilerin’ bu durumunu çözmek için hemen harekete geçmişler.

Thomas Jefferson’a göre tarla işi kadınlar için ‘adil olmayan angarya’, ‘vahşiliğin’ sonucuymuş. Yerli kadınları ev kadınlarına dönüştürerek onları kurtardığını sanıyormuş…

Muhtemelen memleketimin kendisini sosyal bilimci olduğunu iddia edenlerin ezici bir çoğunluğu Thomas Jefferson’u alkışlayacaktır. Bunu nereden biliyorum. Ben bunun için bu grubun %49,5 ile ilgili yorumlarına baktım ve bu kanaate sahip oldum. Belki de yanlış anlamışımdır. İnanmayan kendisi de baksın. Kendi adıma ben bakınca bunu görüyorum. Kimse kusura bakmasın. Güya ‘Kadınlar Günü’ adı altında afiş asıp üzerine de ‘Lezbiyeniz, Transız, Biseksüeliz, İnterseksiz (ne demekse, bunu da ilk kez duyuyorum!), her yerdeyiz…’ kadınların en büyük sorunları bunlarmış gibi gösterirsen veyahut da ‘Yoga Matı, Namaz Seccadesi’ gibi tamamen oryantalist -hatta self oryantalist- bakış açılı yazılar yazarsan, ama kişisel sohbetlerde yukarıdaki konularla ilgili evlerden ırak tavrına girersen kimse sizin samimiyetinize ve daha önemlisi çalışmalarınıza inanmaz. Sonra böyle apışıp kalırsın ve kendine ‘Neden?’ diye sormak yerine ‘memleketin %75’i yobaz, gerici vs. vs.’ diyerek ancak kendini kandırabilirsin. Kadınların gerçek sorunlarını öğrenmek istiyorsan, bu çok basit aslında. Mesela, evine temizliğe gelen kadına sorabilirsin…

Özetle, bozkırın orta yerinden bakınca böyle görünüyor.

NOT: Burada bir de kitap önerisi yapayım. Çerokileri anlatan “Küçük Ağaç’ın Eğitimi” kitabını tavsiye ederim.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..