İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34073

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8194

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6983

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6832

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5615

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5002

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4682

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4329

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2767

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2415

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2040

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1785

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1628

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1451

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1378

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1186

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1131

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1103

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

20 / Puan: 1031

Ankara

Yamanduruş

21 / Puan: 1011

Sakarya

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 977

Erzincan

Ali Osman Rothschild

23 / Puan: 968

Ankara

Mücahid Cesur

24 / Puan: 947

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 914

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 911

İstanbul

Müsemma Şahin

27 / Puan: 882

İstanbul

Aykut Giray

28 / Puan: 879

Yozgat

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 872

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 856

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 44 dakika kaldı.

Aykut Giray yazdı, 531 kez açıldı, 3 misafir olmak üzere 11 kişi beğendi, 2 yorum yapıldı.
2 Nis 16 18:00

Aykut Giray

Puan: 879

İstatistik Trafiğinde Kazaya Kurban Gitmek

Hepimizin yapmaktan zevk aldığı milli bir sporumuz var: Kendimizi aşağılamak. Olimpiyatlarda böyle bir alan olsa kesinlikle bütün madalyalara alırız. Hatta bunu dekatlon şeklinde yapsalar, dışarıdan sporcu ithal etmemize gerek kalmaz. Ben neredeyse bunun artık psikolojik eşiği aştığını ve bu durumdan zevk almaya başladığımızı düşünüyorum. Maalesef eğitim sistemimizin bunda katkısı çok fazla. Adeta “Bizden bir b.k olmaz” fikriyle eğitiliyoruz. Bunu da genellikle geçmişe bağlayarak yapıyoruz. Hatta bazıları o kadar ileri gidiyor ki, sanki yerleşik hayata doksan yıl önce geçmiş avcı toplayıcı vahşilermişiz ama o eski hayatımızın etkilerinden kurtulamamışız gibi bahsediyor. Oysa her toplumda sıkıntı yaratan bir grup vardır. Konumuz o değil ama kısaca şuna da değinmek isterim. Dünyada her toplum münavebeli bir şekilde yaşar. Bir süre bir toplum diğerlerinden önde gider. Ama bir eşik gelir ve ondan sonra toplum baş aşağı gider. Bunu birçok sosyal bilimci ve araştırmacı bilir (Muhtemelen yurdum insanı arasında da bunlardan vardır, umarım!). Bir örnek verilir; Avrupa’da 11. yüzyılda yaşamış bir insan 15. yüzyıla gitmiş olsaydı muhtemelen hiç yabancılık çekmezdi. Çünkü kayda değer bir ilerleme olmamıştı Avrupa’da. Oysa Doğu’da özellikle Çin çok gelişmiş bir durumdaydı. Sonra işler tersine döndü. Ki o dönüş bugünde tekrar Çin lehine dönmeye başladı. Bununla ilgili birçok yayın yapılmaya başlandı. İçlerinde tarih verenler bile var. Her neyse asıl konuyu dağıtmayayım. O zaman örneklerle başlayalım.

Bunun için uzaklara gitmeye gerek yok. Haberlere bakmanın yeterli olacağı kanaatindeyim. İlk olarak geçenlerde öldürülen o çocuktan başlayabiliriz. İki kişi arasındaki yasak bir ilişki sonucunda bir çocuk ölüyor, yani tamamen adli bir vaka. Bir diğeri de küçük çocuklara cinsel taciz haberleri. Ama buradaki tartışma hemen başka yöne kaydırılıyor. “Neden böyle olduk?”, “Toplum olarak çok bozulduk!” gibi çıkarımlar yapılıyor. Hop hop bir dakika! Ben hiçbir çocuğa cinsel istismarda bulunmadım, ya da hiçbir çocuğa öldürmek arzusuyla zarar vermedim veyahut da evli olan birisiyle yasak ilişki yaşamadım. Yaşadığım toplumun ezici bir çoğunluğu da bunların hiçbirini yapmadı. Sen hem bireyciliği ön plana çıkar hem de toplum adına konuş. Günümüz dünyasında her birey kendi yediği haltlardan sorumludur. Anayasada yukarıdaki gibi bir suçun karşılığında bütün toplum cezalandırılır diye bir yasa yok.

İkinci örnek ise TRT 1 ana haberden. Spiker Zafer Kiraz, hayvanlara şiddetle ilgili bir haber sunuyordu. Haber şöyleydi; bir adam motosikletinin arkasına eşeği bağlamış ve yolda götürmeye çalışıyordu. Ancak bir süre sonra -doğal olarak- yolu kullanan diğer insanların tepkisi artınca adam hayvanı orada bırakıp yoluna devam etmişti. Ama spiker durur mu? Kafasına gelen ortayı illa ki gol yapacak! “Aman efendim, biz neden böyleymişiz de?”, “Bizden adam olmaz” falan filan. Devamında da Avustralya’dan bir hayvanseverlik haberi gösteriyordu. Yoldaki koalayı ezmemek için şoförlerin yavaşladığından, polisin trafiği durdurduğundan falan bahsedip insanlık dersi vermeye çalışıyordu. Burada kendimden bir örnek vermek istiyorum. Bir keresinde yolda karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir kaplumbağa görmüştüm. İçerisinde olduğum aracı zorla durdurdum. Kendimi de tehlikeye atarak yoldaki kaplumbağayı alıp geçmeye çalıştığı tarafa bırakıp geri dönmüştüm. Pardon, birisi insanlık dersi mi dedi?

Son örnek ise atv haberden; spiker Cem Öğretir şöyle dedi: “Sıradaki haber Avrupa’daki bir kazadan, evet kazalar sadece bizde değil orada da oluyor!” tarzında bir sunum yaptı. Ben bunu izlediğimde en kibar haliyle “pes doğrusu” dedim. Yukarıdaki tabloda o haberden sonra yaptığım kısa bir araştırma sonucu bulduğum bir rapordan aldım (Bulduğum derken herkese açık bir rapor, isteyen herkes bulabilir. Kaynak da şurası: link ). Tabloda AB ülkelerindeki ülkelerin “ölümlü ve yaralanmalı kaza” sayılarını gösteriyor. Buradaki amacım bu durumu olağanlaştırmak değil, yani kaza her yerde oluyor. Almanya’da neredeyse 300.000 kaza olmuş ve bizdekinden daha fazla sayıda kişi hayatını kaybetmiş, keza Fransa, İtalya ve Polonya’da buna dâhil. Tamam, bizdeki istatistiklerde oranlar yüksek ona itirazım yok, keşke daha az ölümlü kaza olsa ya da hiç olmasa. Asıl itirazım bu tarz haberlerin verilme şeklinedir.

Mesela Doğan grubu kanalları patlama haberlerini ve özellikle şehit haberlerini veriş şekilleri benim sinirlerimi bozuyor. İnsanların perişan olmuş, üzülmüş hallerini, abartarak ve rencide ederek veriyorlar. Yani algı yönetimi işinde çok profesyoneller. Algı yönetimi deyince bazı aklı evveller sadece reklamlarda gizli mesaj -her şeyin içinde “sex” yazısını arama gibi- arama çılgınlığına kapılıyorlar. Oysa adamlar algının kralını yapıyorlar, onu kaçırıyorlar. Ve bunlar o kadar ikiyüzlü ki, sabah akşam “kadın” duyarlılığı kasarlar, ama iş realiteye döndü mü hemen onlarda döner. Örnek için, geçenlerde bir oyuncunun eteğiyle ilgili haberlere ve kullandıkları iğrenç dile bakabilirsiniz, ya da bakmayın. Boş verin gitsin…

Kısacası demek istediğim, toplum olarak kendimiz bu kadar rencide etmeyi hak etmiyoruz. Tarihin her döneminde, hatta en anlı şanlı dönemlerinde bile böyle ahlaksızca suçlar oldu ve maalesef olmaya da devam edecek. Şu ana kadar bunu engelleyecek bir sistem kurulamadı. Attila İlhan bir seferinde nüfusun içinde %10 hain barındırdığını söylemişti. Gerçi istatistiksel çalışmalarda %5’lik hata payı oranı vardır ve bu görmezden gelinir. Oran bundan daha düşük olsa da her toplumun içinde bir miktar sapıklar, caniler, ruh hastaları ve embesiller maalesef var ve var olacak.

Ayrıca bu gibi şiddet vakaları sadece bizde olmuyor. ABD’de son on yılda 300.000’in üzerinde insan silahlı saldırıda ölmüş. İstatistikler öyle söylüyor. Bu nedenle artık kendimize küfretmemize, “bizden bir b.k olmaz” gibi laflar söylememize artık bir son verelim, lütfen. Çünkü bu durumdan zevk almaya başlarsak (mazoşizm) bu daha büyük bir rahatsızlıktır, benden söylemesi…

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
06 Nis 16:57

Gerçi yazıda da belirttim ama benim buradaki derdim, yukarıdaki olayların sanki diğer memleketlerde hiç olmuyormuş gibi anlatılması. Eğitimsizlik konusunda size katılırım ama eğitim sistemimizin kendisinin de eğitilmeye ihtiyacı var bence...

05 Nis 23:57

Yalnız tabloda şöyle bir detay var: 1000 kişiye düşen araba sayısı bizde 127 Almanya'da 539. Bir sonraki sütun onu gösteriyor zaten. Evet, maalesef bizde bir sorun var (diğer İslam ülkelerİndeki kadar vahim olmasa da): EĞİTİMSİZLİK

Bunlar da ilginizi çekebilir..