İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 31755

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8139

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6818

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 5622

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4889

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4847

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4324

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4018

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2512

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2308

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1895

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1739

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1621

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1428

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1361

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1095

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1085

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1026

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 987

Erzurum

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 947

Ankara

Yamanduruş

21 / Puan: 943

Sakarya

Mücahid Cesur

22 / Puan: 942

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 900

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 896

İstanbul

Müsemma Şahin

25 / Puan: 876

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 871

Ankara
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 793

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 757

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 39 dakika kaldı.

Kürşat Koyuncu yazdı, 815 kez açıldı, 5 misafir olmak üzere 18 kişi beğendi, 4 yorum yapıldı.
15 Nis 16 18:00

Kürşat Koyuncu

Puan: 31755

Gurme Yarasa

Bu yazı bitkilerin tozlaşması/döllenmesi ile ilgili son yazım olacak. O zaman klasik girişimizi yaparak bu yazıya başlayalım. Ne demiştik, bitkiler döllenmek için hareket edemez; yeni alanlara kendi başlarına gidip yayılamaz. Bunun, başka yoldan yerine getirilmesi gerekir. Kimi bitkiler tozlaşmada rüzgâr veya sudan yararlanır. Bitkiler ayrıca, hayvanları kullanacak şekilde başka stratejiler de geliştirmiştir. Çiçekli bitkiler, tozlaştırıcı hayvanları gösterişli ve kokulu çiçekleriyle kendilerine çeker.

Antropologların bulgularına göre, acı, ekşi ve tuzlu tatları sevip sevmeme konusunda değişik kültürlerde muazzam farklılık sergilenirken, tatlı sevmek evrensel görünüyor. Bu hayvanlar içinde geçerlidir. Bu durum şaşırtıcı olmamalı aslında; çünkü doğa besin enerjisini şeker biçiminde depolar.

Elma gibi meyve veren bitkiler, çekirdeklerini şekerli ve besleyici etli kısmın içine gömerek, memelilerin tatlıyla arasının iyi olmasından yararlanmanın mahirane yolunu bulmuştur: hayvanlar früktoza karşılık çekirdeklere nakliye sağlar, böylece de bitkinin alanını genişletmesine fırsat verir. Bu büyük alışverişin tarafları olarak, tatlıyı en fazla seven hayvanlar ile en büyük, en tatlı meyveleri sunan bitkiler bir arada gelişip çoğalmıştır.

Bazı hayvanlar sadece bitkilerin tatlı meyveleriyle ilgilenmezler, çiçekleriyle de ilgilenirler. Bunu yaparken hem çiçeğin tozlaşmasını sağlarlar, hem de kendileri besin elde ederler. Çiçekli bitkilerin çoğunluğunda tozlaşma, hayvanlar tarafından yapılır. Tozlaşmada aracı olarak işlev gören 300.000 kadar hayvan türü vardır. Çiçekli bitkiler tozlaştırıcı hayvanlar için bazı ödüller üretir. Tozlaştırıcı hayvanların bitkiden aldıkları ödüller arasında polen, nektar ve yağ vardır.

Birçok memeli tozlaşmada etkilidir. Bu memeliler arasında, primatlar, kemirgenler ve keseliler vardır. Bunların arasında memelilerle tozlaşma da en ilginç hayvanlardan birisi de küçük çalı faresidir. Güney Afrika’da bulunan Protea bitkisi normal olarak kuşlarla tozlaşır. Ancak bu bitkinin bazı türlerinin çiçekleri gece açar ve gece açan bu çiçekleri küçük çalı faresi tozlaştırır. Aslında bu fare tohumla beslenmesine rağmen, fare bu bitkiyi çiçekleri açtığında da ziyaret eder. Fare bu çiçeklerin üzerinde beslenirken bir diğer çiçeğe geçtiğinde poleni de taşır ve Protea’nın tozlaşmasını böylelikle sağlamış olur.

Yarasalar da tropikal bölgelerde çok önemli tozlaştırıcılardır. Yarasalar, gece beslenen canlılardır. Renk körü olmalarına rağmen koku duyuları gelişmiştir. Görüş, koku ve ekolokasyon özellikleri, çiçekleri bulmak için kullanılır ve alana ait mükemmel hafızaları ile daha sonra bu çiçekleri ziyaret ederler. Yarasalar nektar üreten çiçekleri ekolokasyon kullanarak tanırlar ve bu yetenekleri yakın zamanda keşfedilmiştir.

Bu sistem basitçe şöyle çalışır: Körler bazen yollarının üstündeki engelleri esrarengiz bir biçimde sezer. Bu sezgiye “yüzsel görme” adı verilmiş, çünkü körler, bunun yüze dokunulmasına benzer bir duygu olduğunu söylüyor. Bu konudaki raporlardan biri, evinin bulunduğu sokakta “yüzsel görme” yoluyla bisiklet süren, hem de oldukça hızlı süren bir çocuktan söz eder. Aslında, bu duyudan “yüzsel görme” olarak söz edilmesine karşın, deneyler bu sezginin yüzle ya da dokunmayla bir ilgisi olmadığını göstermektedir; tıpkı kolsuz bir adamın ağrı hissetmesi gibi. “Yüzsel görme” sezgisi aslında kulaklarla ilgilidir. Körler, bilinçsizce de olsa, engelleri duyumsamak için kendi ayak seslerinin ve başka seslerin yankılarını kullanır.

Bir yarasa, yakın nesnelerden, uzak nesnelerden ve bunların arasındaki tüm diğer nesnelerden gelen bir yankılar dünyasında yaşar. Bütün yankıların bir düzene sokulması gerekmektedir. Uzak bir nesneden gelen yankı yarasaya eriştiğinde, yakın bir nesneden aynı anda gelen bir başka yankıya kıyasla daha “eski” ve dolayısıyla daha tiz olacaktır. Çevresindeki nesnelerden gelen bir sürü yankının içinde kalan yarasanın uygulayacağı pratik kural budur: Tiz olan, uzakta demektir.

Burada ayrıca yarasaların kendi çıkardıkları seslerin yankılarından kulaklarının zarar görmemesi için de bir sistem vardır. Bu bir nevi açma-kapama teknolojisine benzer. Yarasaların kulaklarında, tıpkı bizimkilerde olduğu gibi, şekillerinden dolayı örs, çekiç, üzengi diye adlandırılan üç ufak kemik, sesi kulak zarından mikrofonik, sese duyarlı hücrelere taşır. Bu kemiklerde şöyle ayrıcalıklı bir durum vardır: Bazı yarasalarda üzengiye ve çekice bağlı gelişkin kaslar bulunmaktadır. Bu kaslar büzüldüğünde, kemikler sesi iyi iletemez; bu tıpkı titreşmekte olan diyaframa parmağınızı dayayıp sesini kısmaya benzer. İşte yarasa da kulaklarını geçici olarak devreden çıkarmak için bu kasları kullanır. Yarasa her çıkış atımından hemen önce bu kasları kasarak kulaklarını kapatır ve böylece yüksek atımın vereceği zararı önler. Bundan sonra kaslar gevşer ve kulak geri dönen yankıyı yakalamak üzere yüksek duyarlılığını tekrar kazanır. Bu açma-kapama sisteminin çalışması, zamanlamanın saniyenin kesirlerinde bile kesin bir doğrulukla ayarlanabilmesine bağlıdır. Tadarida adı verilen yarasa, açma-kapama kaslarını saniyede elli kere, makineli tüfek benzeri sesüstü atımlarıyla mükemmel bir uyum içerisinde, sırayla büzüp gevşetebilir.

Bir de şu var; yarasaların yüzleri, çoğu kez, gerçekte ne olduklarını görene dek bizi korkutacak çirkin şekiller almıştır; aslında yüzleri, yalnızca, istenilen yönlerde sesüstü dalgalar yaymak için düzenlenmiş aletlerdir.

Yarasalarla tozlaşma ise şöyle gerçekleşmektedir: Tozlaşmak için yarasaları kullanan bitkilerin çiçekleri gece açar ve renkleri de diğer tozlaştırıcıları çekmeyecek ölçüde açık ve soluktur. Tozlaşması yarasalar tarafından sağlanan çiçekler, aynı zamanda bu hayvanların kokusuna benzeyen güçlü kokular yayar ve kolay giriş sağlayan geniş çan şeklinde bir giriş kısmına sahiptir. Bu bitkilerin en bilinenlerinin başında, “Küçük Prens”i okuyanların çok iyi bildiği Baobab ağacı gelir. Ayrıca, Yenidünya’da yarasalarla tozlaşan çiçekler sülfür kokulu bileşiklere sahiptirler, fakat dünyanın diğer bölgelerinde yetişen bu çiçeklerin akraba türleri bu maddeyi taşımaz.

Yarasa, özel kanat hareketleriyle çiçeklerin hemen önünde asılı durur. Nektar almak için başını içeri sokar ve polen içinde dilini kullanır. Yarasalarla tozlaşan bitkilerin polenleri diğer akrabalarına göre daha büyüktür.

Yazıyı yarasalarla ilgili ekstra bir bilgi vererek bitirelim. Yarasalar Chiroptera takımına ait canlılardır. Chiroptera, Yunanca “Cheir: El” ve “Pteron: Kanat” kelimelerinden oluşur, yani elkanatlı demektir. Kanat olarak görülen kısmı aslında elidir. Bir de baş aşağı durmalarının sebebi de işte bu kanat yapısından dolayıdır. Yarasalar kuşlar gibi havaya atılarak ya da zıplayarak uçamazlar. Ayaklarını tutundukları yerden bırakırken aynı zamanda uçmak için ilk hareketi sağlamış olurlar.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
01 May 11:17

Farklı özellikleri ile yarasalar, her zaman ilgimi çekmişlerdir. Sanki onu Yaratan Allah, bir çok canlıda olduğu gibi "sıradışı özelliklerle" yaratmasıyla, bizlere "nelere kâdir" olduğunu anlatıyor gibi. Değil mi?

Bunlar da ilginizi çekebilir..