İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara
Bulut Sever yazdı, 24 kez açıldı, 14 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
9 May '16 21:00

Bulut Sever

Puan: 5538

Zorunlu Eği̇ti̇m Öğreti̇m Dedi̇kleri̇ Eğlenceli̇ Eği̇ti̇msi̇zli̇k

Eğitim ve öğretim, bunun sonucunda hassaten “bizim millet okumuyor abi yaaa” diye dedikleri bu memleketin birinci meselesi öyle değil mi?

Ne siyasetin dolambaçlı, çetrefilli ve de entrikalı yolları ne de ülkemizin iç ve dış düşmanları ilk sırada yer almakta aslında. Vatan dediğimizde de atacağımız adımların ya da vatana tasallut edildiğinde neyi nasıl yapmamız gerektiği en başta yazılan meselede saklıdır.

Okul hayatları başladıkları andan itibaren çocukların aklına hem ailede hem de okulda sürekli şu dikte ediliyor: “Eğlenmelisin. Hiç durmadan sürekli eğlenmeli fakat bu eğlence için önce bunu hak etmelisin. Hep eğleneceksin, hep böyle kalacak.”

Çocukların, görev ve sorumluluklarını “illa ki” bir karşılık almasa da yapması gerekliliği bu “motivasyon” aracı ile öldürülüyor.

Geçtiğimiz sene başlayan eğitim-öğretim yılı ile beraber bizde zorunlu eğitim ve öğretim çarkına bir yerden başlamış olduk. Ders yılının başından bu yana bir gezme-tozma-eğlenti furyası alıp başını gitmişken birkaç hafta önce çocuğumuzun sınıf öğretmeni sınıf annesi (senenin başından beri çözebilmiş değilim bu şımarıkça sınıf annesi uygulamasını!) üzerinden velilere bir öneride bulunuyor. Öğrenci başına 85 TL. bedel ile bir restoranda çocukların “okuma-yazma”yı öğrenmesini (okuma bayramı imiş) oynamalı-zıplamalı bir eğlence ile kutlayalım diye duyuruyor. Bütün veliler hoooop “aman hocam bir teklif anca bu kadar güzel ve isabetli olabilirdi” diyerek herhâlde, olumlu geri dönüşlerde bulunuyorlar ve bu mesele öğrenmenin teklifince olumlu bir neticeye vardırılıyor.

Meselem şudur: okul aile birlikleri ya da sanırım bir kısmı başka bir meslek isteyip de tutturamayıp sonunda “öğretmen”lik gibi kutsiyet(!) atfedilen bir mesleği tercih etmiş (bizim bayan hoca avukatlık istermiş de olmayınca öğretmen olmuş mesela) “eğitimcilerimiz” sene içerisinde şu eğlence senin bu etkinlik bizim diye sağa sola gideceklerine, memleketin en büyük sorunu olan okuma alışkanlığı ile ilgili ne yapmışlardır, ne yapmayı düşünmektedirler?

Mesela, yukarıdaki etkinlik ile ilgili 85 TL. talep eden öğretmen madem eğitimcidir kısa bir araştırmayla misal; Allah-ü Teala rahmet eylesin Cahit Zarifoğlu’nun çocuklar için yazdığı 9 kitaptan müteşekkil kitap setini aldırabilirdi. İkinci sene için her bir aya bir kitap okutturur, okudukları kitaplar üzerinden özet çıkartarak çocukların okuma alışkanlığı kazanmalarına katkıda bulunduğu gibi muhakemelerinin de gelişmesine yardımcı olabilirdi. Ayrıca bedeli itibariyle iki saat sürecek eğlence için istenen miktarın yarısından az olan fiyatı ile bu kitap seti, hem bir-iki saatlik uçup gidecek bir şey olmayacak, aksine ömürlük bir eğlence ve etkinlik, aynı zamanda insana yapılabilecek en büyük yatırım olacaktı.

Bir eleştiri de çocuklarının bir saatçik hoplayıp zıplaması için bu bedeli veren velilere… Yılların ne kadar çabuk geçtiğini unutan anne-babalar gün gelip, şimdi her yerde görülen devlete meydan okuyup, savaş açmış gençleri gördükçe hiç ibret almazlar mı? Hiç düşünmezler mi, anne-babasından ayrılan bu gençleri ve gençlik heyecanlarını istismar eden, zaten okumaktan bihaber, kendine bir “yer” arayan bu gençleri kandıran örgütlerin kirli ve kanlı ellerine düşer mi düşmez mi benim evladım diye?

Abarttığım düşünülebilir belki fakat kendi yakınlarımdan da gördüğüm üzere “zamanında” verilmeyen sağlıklı eğitim ve öğretim, gün geliyor o okuma halini meleke haline getirmemiş gencecik insanları sonu karanlık yolların müdavimi yapıp çıkıyor. Oyuncak oluyorlar iplerinin nerelere bağlı olduğunu bilmeden hem de.

Elbetteki çocuklar çocukluklarını yaşamasın, hiç oynamasın, hiç eğlenmesin demek istemiyoruz. Asker gibi sabah gözünü açıp akşam uykuya dalana kadar, askeri disiplinle yetişmeli de demiyoruz.

Dememiz o ki, çocuklar illa bir menfaat icabı görev ve sorumluluklarını yerine getirmemeli; en büyük karşılığın eğitim ve öğretimin onu vatanına, milletine ve herkese faydalı bir insan yapacağını bilmesi olmalıdır.

Ayrıca eğitim sistemi çocukları her bir eğitim-öğretim yılı içinde ve sonunda eğlentiler düzenlemeyi değil; memleketin bekasını düşünerek, vatan evlatlarının “sahiden” eğitimli ve mesleki donanımlılara sahip olması için uzun vadeli planlamalar yapması gerekmektedir.

Artık devleti yönettiklerini iddia edenlerden inşaat sektörünü canlandırdıkları gibi çocuklarımızın da zihinlerini gerçekten canlandırmaları hususunda eğitim ve öğretim sisteminde milliliğin ve yerliliğin yer aldığı radikal değişiklikler beklemekteyiz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..