İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38799

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8834

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6912

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5711

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5251

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3476

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2609

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1658

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 06 saat 24 dakika kaldı.

Faruk Tak yazdı, 1195 kez açıldı, 27 misafir olmak üzere 28 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
15 May 16 02:00

Faruk Tak

Puan: 586

Çarşamba'nın Ki̇li̇seleri̇ (Bi̇r Kültür Yok Oldu)

Bu fotoğrafı belki daha önce de gördünüz fakat Çarşamba'nın, kültürel tarihini anlatan önemli bir fotoğraf olduğundan yeniden yayınlamakta fayda var. Geçmişte bölgede yaşayan Ermeni, Rum vatandaşların Çarşamba'nın ticaretini şekillendirdiğini biliyoruz. 300 yıl önce Çarşamba'ya yerleşen bu insanlar, Okullar, kiliseler, iş merkezleri ve kendine özgün mimarisiyle evler yaptılar. Fotoğrafta (Şimdiki Atatürk İlköğretim Okulu ve Askerlik Şubesinin Olduğu Bölge) Sağ arka planda görülen kuleli yapılar kiliselerin olduğu alan. 70-80 yıl öncesine kadar hala ayaktaydılar. Çarşamba'yı o kadar hoyrat kullandık ki, 20 yıl öncesine kadar neredeyse Çarşamba'nın her caddesinde gördüğümüz Rum-Ermeni evleri artık yok denecek kadar az. Şimdilerde ise fotoğraflara bakıp Ah eski Çarşamba diyoruz. (Fotoğraf;Kenan Hazneci Arşivi)

Anatolian Ermenians kaynağından alıntıladığımız aşağıdaki kısa yazı Çarşamba'nın aslında ne kadar da önemli bir yerleşim merkezi olduğunu bizlere anlatıyor.

"Samsun (Canik) Sancağı'nda 35907 Ermeni yaşıyordu. 1915'ten önce 19. yüzyılın ortalarından itibaren Samsun şehir merkezi olmasına rağmen eski yönetim merkezi Çarşamba ekonomik açıdan hâlâ önemli bir rol oynuyordu. Şehir merkezindeki yerleşim yerleri dışında Samsun, Bafra, Çarşamba, Ünye ve Fatsa'da Ermeniler kırsal kesimde yerleşmişlerdi. Ünye'de bulunan 10 köy, Terme yakınlarında 4 ve Çarşamba'da bulunan 20 yerleşim yeri 18. yüzyıl başında Hemşin ve Sev Ked'den gelip Samsun Sancağı'na sığınanlar tarafından kurulmuştu. 1914'te sancakta 49 kilise ve toplam 3.254 öğrenciye okuma imkanı veren 74 eğitim kurumu bulunuyordu.

Samsun (Canik) sancağının eski yönetim merkezi olan Çarşamba Kazası, 1710 yılından itibaren bölgeye yerleşen Hemşinli Ermeniler tarafından Yeşilırmak kıyısında kurulmuştu. 1914 yılında şehir merkezi Çarşamba'daki Ermeni nüfusu 1800'dü. Piskoposluk merkezi olma özelliğini kaybetmiş olmasına rağmen kazada halen bir rahip bulunmaktaydı. Cemaatin dini ayinlerde toplandığı S. Astvadzadzin Kilisesi 1790'da kurulmuş ve en son 1855'te restore edilmişti. En önemli eğitim kurumu 1871'de kurulan Mamigonyan-Şuşanyan Karma Koleji'nde 190 öğrenci öğrenim görmekteydi. Kazada 20 köye dağılmış 21 kilise ve 33 okulu bulunan 13316 Ermeni yaşamaktaydı.

Bülent Başokur'un Facebook ta paylaştığı Kısa Öyküsü Okumaya Değer.

Olay Çarşambada geçiyor Babaannemin yaşadığı köyde yaşayan müslüman olmayan aileler de yaşıyor köyün ismi Tekfurmeydanı şimdiki ismi Beylerce bir rivayete göre eski ismi Halispaşanın aslı Aruz başı Çarşambaya 5 Km, Türkler ve Gayrımüslümler birlikte yaşıyorlar hiç bir problem yok birbirlerinin düğünlerine Cenazelerine gidiyorlar Doğan bebeklere hediye alıp gidiyorlar kutlamalarını beraber yapıyorlar bir gece köpeklerin havlamasıyla uyanıyorlar Babaannemin annesi dışarı çıkıyor köpekler bir beyaz kumaşı kuşatmış havlıyorlar bir bebek ağlaması duyuluyor hemen köpekleri kovalıyorlar Beyaz kumaşı açtıklarında içinde bir bebek olduğunu görüyorlar,bebeği alıp eve geliyorlar sonra bu bebeğin komşularından bir gayrımüslim aileye ait olduğunu anlıyorlar fakat o zamanlar köyler 30-40 haneli ve evler birbirine uzak (Hala karadenizde içiçe yerleşim şeklinde köy bulunmamakta) sabah hava ışıyınca bebeği götürmek üzere bebeği doyurup uyutuyorlar Sabah kalkıp bebeği götürüyorlar fakat köyün Gayrımüslim mahallesinde kimse yok evler boşalmış ortalıkta kimseler yok Aile bebeği alıp tekrar geri dönüyor Bebeğin ailesini daha önce bildikleri için aile bir gün geri döner çocuklarını alır düşüncesi ile ne ismini değiştiryorlar ismi Harut olarak kalıyor, Ailenin erkekleri savaşa götürülmek üzere Askere alınınca evin reisi Harut oluyor Evdeki tüm çocuklar Harutu Dayı olarak biliyor,Babaannemde Harut Dayı diye anlatırdı,sonra Ülke yine yunanlılar İngilizler Ruslar tarafından işgal edilince evde artık Erkek Kalmadığından bu kez Harut Dayı Askere gidiyor ve birdaha gelmiyor Evde şu anda yaşadığım vatanı savunmak üzere savaşa gidenlerden iki kişinin ismini biliyorum. Biri Harut Dayı diğeri Mülazım Ekrem Mülazım Ekremin resmi var fakat Harut dayının yok. Babaannem o zaman küçük olduğu için ve araştırma imkanımızda olmadığı için hangi milletten olduğunu bilemedi Bende İnternet yaygınlaşınca araştırma yapıp Harut un Ermeni ismi olduğunu öğrendim.Babaannem öldüğünde 100 yaş civarındaydı,öleli 20 yıl oldu. bunu hiçbir siyasi çıkarım yapmadan hiçbir önyargı olmadan hiçbir beklenti olmadan belki birilerinin hikayesi ile çakışır düşüncesi ile buraya yazıyorum.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..