İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Mücahi̇t Kılıç yazdı, 147 kez açıldı, 2 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
30 May '16 09:00
Türklük ve Müslümanlık

Günümüzde terimlerin bir çoğu anlam karmaşasına uğramış vaziyettedir. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden birisi de "Türk" ve "Müslüman" tanımları arasındadır. Bu karmaşanın doğurduğu en belirgin mesele; "Türklük mü yoksa Müslümanlık mı?" sorusudur. Karıştırdığımız bir çok kavram gibi bu iki kavramın da birbirinden tamamen farklı şeyler olduğunu şöyle açıklayalım: Allah, insanları kavimler halinde yaratmıştır. Bunun en büyük delili de dildir. Eğer insanlık kavimler halinde yaratılmasaydı o vakit bütün insanlar aynı dili konuşmak durumunda olurdu. Nasıl bir Arap, Arapça konuşuyor, bir Japon, Japonca konuşuyorsa, biz de Türkçe konuşmaktayız. Yani Türkçe demek Türk demektir. O zaman Türk de tıpkı diğer kavimler gibi bir kavim, yani millettir. Gelelim Müslüman olma safhasına. İşte burada yanılgıya uğramaktayız. Toplumda din ile milliyet kavramları sanki birisi diğeri olunca olmayacakmış gibi, olamazmış gibi yansıtılmaktadır. Bunun iyi niyetli bir düşünce olduğunu söylemek zor olsa gerek. Bugün baktığımızda dünyadaki bütün milletleri örneğin İngilizleri hem İngiliz hem de Hristiyan olarak aynı anda tanımlıyorsak, bunu kendimiz için yapmamamız aklı zorlayan bir vakadır. Kaldı ki Türk milleti varolduğu her dönemde varoluş amacını "Nizâm-ı Âlem" mefkûresine dayandırmıştır. Tarihin bütün dönemlerinde Türkler'in amacı, Tanrı'nın emirlerini cihana yaymaktır. O sebepledir ki hükümdarlık her zaman Tanrı tarafından belirlenen bir makam olarak görülmüştür. Bunun en açık örneklerini Türk tarihinin bilinen ilk yazılı olan "Orhun Abideleri" bize vermektedir. Hülâsâ bu yanlış tanımlama asıl bizim için geçerliliği olmayan bir tanımlamadır. Allah, insanları kavimler halinde yaratmış ve yeryüzüne yaymıştır. Ayrıca bir milletin diğer milletlere takvaca ve diğer özelliklerce üstün olması meselesi de ilginç bir şekilde inkar edilmektedir. Oysa ki nasıl bir birey Allah tarafından yeryüzüne ne denli iyi bir insan, ne kadar iyi bir kul olacağının belirlenmesi gayesiyle gönderilmişse, bu olgu milletler için de neden geçerli olmasın? Kaldı ki tarihin akışı içerisinde baktığımız zaman her milletin neredeyse hiç değişmeyen karakteristik özellikleri vardır. Bu reddedilemez bir gerçektir. Yani millet (ulus, kavim, bodun) ile din ayrı birer kavramdır ve ikisi bir arada gayet tabii var olabilir. Ayrıca Türk milleti için özellikle bu iki olgu birbirini tamamlar niteliktedir. Tarih boyunca varoluş gayesi Tanrı'nın buyruğunu yeryüzüne yaymak ve cihan hakimiyetini ele geçirmek olan, dünyaya adaleti ve Tanrı'nın arzuladığı düzeni getirmek olan Türkler, aynı şekilde aynı gayeyle ortaya çıkan İslam diniyle nasıl olur da çatışır? Nasıl olur da birisi varsa diğeri olamaz? Bu fikir kanımca fesatlık barındıran ve Türk düşmanlığı besleyen ithal bir fikirdir. Biz kültürümüzle, yaşayışımızla, hayatın her alanında Türk ve Müslüman olabiliriz. Ki zaten bu iki vasıf birbirini adeta tamamlar niteliktedir. Bu yüzdendir ki İslam tarihinin doğuşundan bugüne neredeyse bütün zaferleri biz Türkler tarafından kazanılmıştır. Sözün özü; Türk, Allah tarafından tıpkı diğer milletler gibi ayrı olarak yaratılmış bir kavimdir, İslam ise Tanrı'nın bütün insanlık için indirdiği bir dindir. Bu dini benimsemek kişilerin ve kavimlerin öz tercihidir. Ancak milletler kendi yapılarında kıyamete kadar varolacaktır. Türk milleti de tarihinin her döneminde tek Tanrı'ya inanmış ve ahiret inancını benimsemiş "putperest" olmayan yegane kavim olarak İslamı seçmiş ve İslam dinini dünyaya adaletle ve kalpleri fethederek yaymıştır. O halde Türk olduğumuz kadar Müslüman, Müslüman olduğumuz kadar da Türk olmalıyız, olmak zorundayız.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

01 Haz '16 04:52

Özellikle Türk milleti ve milliyetçiliği üzerinden milliyetçilik haram, ya din ya ırk şeklinden gayri aklî ayrımların karşısında, bu ayrımın yersiz ve kötü niyetli olduğunu açıklamaya çalıştım.

CEVAPLA
01 Haz '16 04:48

Irkı savunmanın temeli (en azından Türk milleti için) dini esasları reddetmek yahut geri plana atmak değildir. Kaldı ki benim de açıklamaya çalıştığım kavram karmaşası buydu tam olarak. Din ve millet/ırk farklı şeylerdir. Biri diğerini yok etmez.

CEVAPLA
01 Haz '16 04:44

Müslüman olan zaten ırkını inkâr etmez/etmemelidir. Ancak "ırkımı savunacağım diye" dininin temel esaslarını inkâr edenler de az değil maalesef.

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol