İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 35074

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8221

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7227

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7032

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 6035

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5036

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4934

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4497

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2958

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2457

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2176

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1797

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1467

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1385

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1245

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1153

Erzurum

Ali Turan

19 / Puan: 1151

İstanbul
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1027

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1003

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 934

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 902

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 888

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 880

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 30 dakika kaldı.

Ahmet Lalbek yazdı, 426 kez açıldı, 1 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 Haz 16 22:00

Ahmet Lalbek

Puan: 1003

Bilim Maddeyi Aştı; Şimdi Ötesini Keşfediyor (1)

Darwinciler, bilimsel kılıflı siyâsi inatlarını/inkârlarını sürdüredursun, bilim dünyasında öylesine büyük gelişmeler oluyor ki, bu gelişmeleri tâkip edip yorumladıkça, bambaşka kapılar çıkıyor karşımıza. Fakat bu bilimsel gelişmeler ve yeni yaklaşımlar inkârcıların hiç umurunda değil. Dede Darwin'e takılmışlar, kafayı da gömmüşler kuma; körebe mi yoksa saklanbaç mı oynuyorlar belli değil! Şimdi ki Darwinciler, Darwin'e güvendikleri için "imân" edemiyorlar. Ben öyle sanıyorum ki, Charles Darwin yaşasaydı ve son dönemin bilimsel gelişmelerine şahit olsaydı, belki "inkârcılık inadına" yine söz geçiremeyecekti ancak hiç değilse başını ellerinin arasına alıp, şöyle bir düşünürdü ha! Ne dersiniz? Zirâ onun yaşadığı dönemde hücre, "içi su dolu bir kesecik" olarak tarif ediliyordu.

Kuantum fiziğinden, astronomideki yeni bulgulara, esir maddesinden DMT molekülüne kadar tüm bu konularda çok çarpıcı ve yepyeni keşifler var. Bu keşifler birbirini doğrular/destekler şekilde; özellikle de 20. yy'da ve 21. yy'ın henüz şuracıktaki ilk onaltı yılında ortaya çıkmış, AKLEDENLERİN/DÜŞÜNENLERİN/TEFEKKÜR EDENLERİN derin alâkalarını cezbetmiş ve 18-19. yy.'a ait "fikir/inanç/izm" dogmalarını yerle bir etmiştir.

Materyalistler önceleri bilimi, yaratılışa inananlara karşı bir "Saldırı Aracı" olarak kullanmaya kalkışmıştı. Çünkü ortaya attıkları "sözde" bilimsel tezlerin tamamının uydurma, yani "bilimsel olmayan, DOGMATİK nitelikte" olması nedeniyle, oldukça da rahatlardı ve iddialarını ıspatlama gibi bir dertleri/uğraşları da yoktu. Mizansenlerle ve hilelerle işi götürmeye çalıştılar. Metot tam olarak şu idi: "Tahmin et, olmazsa uydur ve salla gitsin". Evet ne abartıyorum ve ne de küçümsüyorum. Onların bilim yada bilimsel metot dedikleri amiyâne tabirle tam olarak bu.

Onlar canlılara uzaktan bakar ve hemen hükmü yapıştırıverirler. Meselâ zürafaya uzaktan bakar "Bunların boyu ağaçlara yetişeyim derken uzamış" veya "kara canlılarının bazıları havada sinek yakalayayım derken kanatlanmış ve uçuvermiş" derler. Ama nasıl olmuş? "İşte orayı uzun atla! Bir şekilde olmuş işte...".

Daha sonraları ne oldu? Bu materyalistler, bilim ilerledikçe derin bir yanılgı ve inatlaşma içinde olduklarını daha fazla gizleyemeyeceklerini anlamaya başladılar. Evrimden söz ediyorlardı ancak yaptıkları tek şey, bilimi kendi inkârcı görüşlerine "EVİRMEYE" çalışmaktan başka bir şey değildi. Bunun için de, yalan-yanlış bir çok "ÜTOPİK" fikri, "bilim" diye sahneye sürdüler. Peki bu uyduruk senaryolar neden ve nasıl taraftar buldu? Bunun nedenlerini en temel olarak, şu iki maddede sıralayabiliriz.

1- Darwin'in yaşadığı dönemin "fikri eğilimlerinin" ayrıca "siyasal, ekonomik ve psikososyal" açıdan, konjonktürel yapısının Darwin'in işini kolaylaştırıcı niteliğe sahip olması,

2- Darwin'in (ortaya) attıklarının inkârcılık hevesi, inadı ve hattâ "cehâleti" içerisinde bulunanlar için "inânca karşı bir can simidi/kurtarıcı" olarak algılanmış olması.

Dikkat ederseniz burada, Darwin'in fikirlerinin zemin bulmasının "Bilime Yönelim" olarak tanımlanabilecek hiçbir altyapısı mevcut değildir.

Materyalizm/Darwinizm/Evrimcilik son dönemlerde kendini inkâra yönelmeye başladı. Zamanında söyledikleri/iddia ettikleri ve yaptıkları ne varsa onlar, şimdilerde "biz söylemedik, biz yapmadık" ifâdeleriyle reddetmeye başladılar. Neden? Çünkü tezleri teker teker de değil, toptan çürüdü. Zaten başlangıcı çürüktü ancak şimdi daha da net gözükmeye başladı.

Materyalistlerin şimdiki hali daha perişan. Çünkü önceleri iddialarını görünen evren ve klasik fizik üzerinden yürütmeye çalışıyorlardı. Ancak şimdi başlarına bir de "Kuantum Fiziği" çıktı. Hele "YARATICI" yı avaz avaz zikreden DNA, eletronların gizemli dünyaları, Cern deneyleriyle varlığı iyice belirginleşen "Higgs Bozonu" (Tanrı Parçacığı da deniyor) ve Materyalistlerin/Darwincilerin ne işe yaradığını anlayamadıkları için başlangıçta "evrim sürecinden arta kalmış bir beyin parçacığı" diyerek yine "sallama" yoluyla anlamını ve amacını inkâr ettikleri ve daha sonra "bizi manevi varlıklar ve öte alemle irtibatlandıran, ruh-beden temasını gerçekleştiren, beyindeki mucizevi bir organ/parça olduğu anlaşılan "Pineal" bezinin ne işe yaradığının keşfedilmiş olması ve bunun gibi nice keşif, bunları iyice sarstı. Bu nedenle Evrimciler, artık bilimsel sahalarda boy göstermek istemiyorlar. Çünkü inatlarının kırılmasından yada bilimsel hakikâtlar karşısında, bilimsel çevrelere karşı "mahcûp duruma düşmekten" korkuyorlar.

Bilimin, bildiğimiz klasik madde ve fizik tasavvurlarını aşarak, bunun ötesine yani manevi ve uhrevi olarak tanımladığımız (kimileri buna "metafizik" diyecektir) dünyaya/dünyalara ait, son dönemlerde ortaya çıkan tespit ve kavrayışlarına ilişkin olarak ele alacağımız ve birbirinden ilginç değerlendirmeler yapacağımız başlıklar, yazı dizimizin diğer bölümlerinde ayrıntılarıyla yer alacaktır. Bu bölümlerde tekrar görüşmek üzere...

Bir sonraki yazımızın alt başlığı :

ELEKTRONLARIN GİZEMLİ DÜNYASI

Ahmet LALBEK / 10.06.2016

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..