İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38780

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8828

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6911

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5707

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5507

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5249

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3475

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2606

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2036

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1657

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1487

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1079

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1073

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 47 dakika kaldı.

Bulut Sever yazdı, 422 kez açıldı, 12 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
18 Mar 15 15:00

Bulut Sever

Puan: 5507

Batı Kavramı Üzeri̇ne

Müminin, Müslüman olmayan sol cenahının hepsine Batı denir, demiştik. Coğrafî bir konum değil ilkesel bir durumu ifade etmek istemiştik. Bu konuda akla gelenleri, birkaç cümle ve misalle ifade etmeye çalışalım.

***

Batı’nın düşünce yapısında ahlaki bir tutarlılık görülmez. Batı’da eylem, düşünceden önce gelir. Yani önce çıkara uygun eylem gerçekleştirilir, ardından bu eyleme uygun “düşünce” üretilir. Çıkarın yönü değiştikçe, düşüncenin de yönü rahatlıkla değiştirilebilir.

Batı’nın ahlâkî ikiyüzlülüğüne ve tutarsızlığına dair bir-iki misal verelim:

Hep bilindiği üzere İkinci Dünya Savaşı’nda Japonların Amerikalılara Pearl Harbour’da acımasızca ve haber vermeksizin saldırdığı yazılmaktadır. Bu aslında gerçeği ifade etmemektedir. Japonlar, saldırıdan önce, tamamen yasal çerçeve içinde kalıp bu şekilde savaş ilan etmek istemiş fakat ani bir baskın yapmak niyetiyle saldırıdan tam 25 dakika önce, 5000 kelimeden müteşekkil bir notayı Amerikan elçileri vasıtasıyla karşı hükümete iletmiştir. Fakat nota 5000 kelimeden oluştuğu için bunun şifresini çözmek Amerikalılarca en az bir saat alacağından, bunu bilmeyen Japonlar için bu yasal çerçeve içerisinde kalma istekleri bozulmuştur. Bu sebeple Japonların, sanki haber vermeksizin saldırı düzenlemiş olduğu zannedilmiştir ve Amerikalılar ile İngilizler bu saldırıyı “alçakça ve barbarca” olarak nitelemişlerdir.

Biraz daha geriye dönelim ve başka bir Japon saldırısının nasıl nitelendirildiğine bakalım: Sene 1904. Japonlar, Ruslara saldırdıktan tam “bir hafta” sonra savaş ilan ettiklerini beyan ederler düşmanlarına. Bu bir hafta sonra savaş ilan ettiklerini söylemelerinin, İngiltere tarafından nasıl değerlendirildiğini de hemen yazalım: “erkekçe”. Öncesinde müttefiki oldukları Japonların yaptığını takdir eden İngilizler daha sonra düşman safta olan Japonları “aynısını yapmamalarına” rağmen, yermişlerdir.

***

Sol yanımız dediğimiz, Batı dediğimiz kavram sadece coğrafi bir belirteç olarak değerlendirilmemelidir asla. Coğrafi olarak nerede konumlandıklarının ve hangi yönetim tarzı ile yönetildiklerinin de bir anlamı yoktur. Mesela, dünya petrol devi Suudi Arabistan ve Körfez emirlikleri, İran’da zamanında iktidarda bulunan, Batılılarca “doğuda demokrasinin teminatı” denilen Şah ve şimdi iktidarda bulunan hali hazırdakiler, Mısır’da Mübarek (şimdi Sisi), Suriye’de baba-oğul Esedler ve bizim devletimizde de hayat bulmuş, kendi iktidarları ve zenginlikleri için halkına eziyet etmiş, burada yaz(a)madığımız, bütün yönetimler Batı tarafından desteklenmiştir ve de desteklenmeye devam edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus yönetim şekillerinin “çağdaş” olup olmaması değil, Batı çıkarları doğrultusunda hareket edip etmediğidir.

Batı kendi çıkarlarına muhalif her gurubu “demokrasi” istese dahi hiçbir zaman desteklememiş ve çıkarlarının yanında olmuştur. Onlar için “çağdaş” olunacaksa devletlerin bu çağdaş yönetim şekliyle ve kendi iradeleri ile ülkeleri yönetmesi değil, yine Batı çıkarları doğrultusunda hareket ediyor olmaları geçer akçedir. Misal, Türkiye için hep daha fazla demokrasi “tavsiye” edilir. Zira onların anladığı manada bizlere tavsiye edilen demokrasi, ülkeyi bölmek isteyenlerin rahatça hareket edebilmesi için zeminin kuvvetlendirilmesidir. İfade özgürlüğü, insan hakları ve halkların kardeşliği, bu demokrasi pastasının süsleridir. Çok yakın zamanda Fransız karikatüristlerin öldürülmesi bütün “Batı”da şiddetle kınanmış, İslam’i değerlere yönelik karikatürler “ifade özgürlüğü” olarak nitelendirilmiş fakat aynı Batı, geçen hafta yine bir Fransız karikatüristin “Yahudi karşıtı” karikatürleri sebebiyle tutuklanması hadisesini bir haber değeri olarak dahi görmemiştir.

Dedik ya, onlar eylemlerinde ve düşüncelerinde ahlaki bir kaygı ve tutarlılık taşımazlar, tek meseleleri çıkarlarına uygun olmasıdır.

Yazıyı başladığımız cümleyle bitirelim: müminin, müslüman olmayan sol cenahının hepsine Batı denir.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
20 Mar 17:51

Ancak bu kadar açık izah edilebilirdi.

Bunlar da ilginizi çekebilir..