İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara
Sali̇eri̇ Alt Ti̇re yazdı, 17 kez açıldı, 11 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
10 Tem '16 05:00
Suri̇yeli̇lere Vatandaşlık Meselesi̇ 

Komşumuz Suriye’de çıkan iç savaştan beri ülkemizde çok sayıda sığınmacıyı ağırlıyoruz. Sırtlarında bir çuval, bazen de yaşlıları sınırımıza doğru koşan insanların görüntüsü hala aklımızda. Çoluk çocuk perişan halde, can havliyle…

Sığınmacıları ülkemizde oldukça iyi ağırladığımızı düşünüyorum. Hem kamplarda hem de direkt mahallemizde, şehirlerimizde yaşayanlara insanımız çok iyi sahip çıktı. Suriyeli ailelerin ihtiyaçları için çok kere para toplandığına şahit oldum. İş yerlerinde insanlar maaş günü 50 -100 TL vererek soba, buzdolabı aldılar. Çocukların bayramlığına kadar ihtiyaçlarını karşıladılar.

Sigortasını ödeyemediği için o kısmını da Suriyeli’ye maaş olarak ödeyen işverenden tutun, ihtiyacı olmadığı halde istihdam sağlayanına kadar bir sürü, öğrenildiğinde duygulandıran gerçek hayat hikayeleri var. Gururlanıyor insan, iyi ki varlar.

Kötü örnekler de var tabii ama konumuz onlar değil.

Şimdi yeni bir aşamaya gelindi ve bu sayıları üç milyonu bulan Suriyelilere vatandaşlık verilmesi düşünülüyormuş. Ortada barınma ve çalışma gibi resmiyeti olmayan durumlar var ve bu hem devletin hem de burada 5 yıldan fazladır yaşamak durumunda olan insanları zor durumda bırakıyor. Haliyle bunun çözülmesi gerekiyor ve bu çözüm bayadır gecikmiş durumda.

Ancak bu sorunların çözümü vatandaşlık mı o kısmı tartışmalı. Ben olmadığını düşünüyorum. Çocukların okula gitmesi, iş yeri açma, çalışma gibi durumlar oturma, çalışma izni gibi yollarla kolayca çözümlenebilir ki esasında sorunlar da bunlar zaten. Bu kadar basit ve gerektiğinde geri dönülebilecek bir opsiyon varken neden vatandaşlık gibi bir verildi mi sonradan geri almanın pek mümkün olmayacağı bir yolun seçilmesini anlamak zor. Açıkça dile getirilemeyen başka bir neden olmalı.

Ancak bu neden ne kadar önemli ki hem gizlenmesi gerekiyor hem de bu kadar büyük bir riske girilme göze alınabiliyor. Benim aklıma herhalde şu nedenle diyebileceğim hiçbir şey gelmiyor. Devletimiz böyle büyük bir risk almasının sebebini vatandaşlarına açıklamak durumunda. Bu oldu bitti denebilecek bir şey değil.

Neden değil? Çünkü bu üç milyon insan ilk seçimde oy kullanacak. Hangi partiye, kime oy vereceklerinden ziyade partilerin, adayların bu oyları alabilmek için uğrayacakları değişim bile hepimizi direkt etkileyecek. Nasıl ki şimdiki partiler zayıf oldukları çevrelerden tanınmış isimleri partilerine katıyorlarsa onları da katacaklar.

Konu bu kadar basit değil, açalım; Kilis’te Kilisliden çok sığınmacı var. Sabır ve büyük bir fedakarlıkla sığınmacılarla beraber yaşayan bu insanlar doğru düzgün Türkçe dahi bilmeyen bir sığınmacı tarafından yönetilmeye razı olacaklar mı? Bu 'fedakarlığın' neticesi biraz şey değil mi?

Ben karşı olduğumdan söylemiyorum bunu, bunun toplumsal etkisini soruyorum. Kilis’i geçelim. Vatandaşlık verdiğimiz bu insanlar, 5-10 yıl sonra Suriye’ye döndüklerinde ne yapacağız? Seçimden seçime gelip oy kullansalar mesela? Nesilden nesile artan nüfuslarıyla Kilis’in, Antep’in MV’lerinde, belediye başkanlıklarında hep belirleyici olacaklar.

Belki İstanbul’da dahi MV çıkaracaklar. Hiçbir parti bu kadar büyük bir oy kitlesini yok sayamaz, hepsi buralardan Suriyeli aday koyacaklar.

Şu detayın altını özellikle çizmek istiyorum; İnsanların yaşadıkları yerlerde din, dil, ırk farkı gözetmeden seçmeleri, seçilmeleri tabii ki hakları ama burada toplumla entegre olmuş, artık kesin olarak burada yaşacaklar diyebileceğimiz bir toplum yok. “Suriye diye bir devlet kalmadı, yıkıldı, dönebilecekleri bir yer yok” açıklamaları hikaye; insanlar şu anda bile o bombardıman altında oralarda yaşamaya devam ediyor. Oralar için canlarını veriyorlar. Bunlar makul gözüken ama temelsiz iddialar. Biz bu ülkenin %30’una gel bizim seçimlerimizde sen de oy kullan diyoruz.

Başka toprakların insanlarının neden böyle bir hakları olsun ki? Bu kadar basit bu; onlar, biz değiller, komşuyuz onlarla.

Bence ülke olarak yapmamız gereken bu insanların resmi olarak çalışabilecekleri, yaşabilecekleri düzenlemeleri yapıp (Oturma ve çalışma izni), zamanla da burada kalmış, topluma entegre olmuş 2. ve 3. nesile vatandaşlık vermek olmalı. Bu da 20-30 yıllık bir süreç demek.

Cumhurbaşkanı’nın çıkan tartışmalar üzerine “hepsine vatandaşlık vermeyeceğiz tabii” açıklamasını da anlamadım; "o kadar da değil"mi? Peki ne kadar? Kariyerli, zengin Suriyelilere vatandaşlık verilecekse bunun adını başta doğru koymak gerekirdi; buna “Suriyelilere vatandaşlık vereceğiz” diye açıklanması çok garip. Belli ki niyet bu değil. Sadece onlara değilse nasıl bir ayrım yapılacak?

Herhalde mezhebine veya siyasi tercihine göre bir ayrım ayıbı değildir belirleyici olacak olan. Kesin değildir çünkü sığınanlarda bile böyle bir ayrım yapmamış olan ülkeye bu çok büyük bir haksızlık olur.

Vatandaşlık tartışmasına “bu insanlar ölsün mü” sığlığında yaklaşan büyük bir romantik kitle de var. Vatandaşlık verilmesin dediğinizde direkt “vicdansız” yaftasını yiyorsunuz. Halbuki konu ölüm kalım meselesi değil. Teknik ve çok etraflıca düşünülüp topluma sorulması, tartışılması gerekilen bir konu. Böyle bir tartışmada duygusal hareket etmek aptallık olur. Bu karar bizi yıllarca etkileyecek.

Aslında bu konuda örnek alabileceğimiz, direkt etkilendiğimiz bir örnek, Almanya var. Entegrasyon, oturma, çalışma izni, ‘yutmaya’ çalıştığı büyük topluluğu kendi içinde küçük küçük guruplara bölme politikaları v.s. adamlarda hepsi var.

Mesela niye 40 yıldır birlikte yaşadıkları, orada doğmuş, büyümüş 3.- 4. nesile bile vatandaşlık vermek istememelerini sorgulayabiliriz.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..