İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 28447

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8033

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6532

İstanbul

Bulut Sever

4 / Puan: 4784

İstanbul

Sezer Emlik

5 / Puan: 4501

Bartın

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4250

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 3849

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 3631

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2370

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2114

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1830

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1687

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1604

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1394

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1352

Kırıkkale

Ali Turan

16 / Puan: 1019

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

17 / Puan: 1016

Ankara

Lagari Alıntılar

18 / Puan: 975

İstanbul

Mücahid Cesur

19 / Puan: 940

İstanbul

Yamanduruş

20 / Puan: 886

Sakarya

Ahmet Demir

21 / Puan: 870

İstanbul

Müsemma Şahin

22 / Puan: 855

İstanbul

Mesut Toprak

23 / Puan: 843

Ankara

Ahmet Lalbek

24 / Puan: 838

Erzincan

Reşit Akpınar

25 / Puan: 834

Erzurum
İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 791

Ankara

Muharrem Morkoç

28 / Puan: 753

İstanbul

Alpay Gökçe

29 / Puan: 728

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 694

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 18 dakika kaldı.

Mücahit Kılıç yazdı, 309 kez açıldı, 2 misafir olmak üzere 3 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
20 Tem 16 06:00
Abdullah ve Kardeşleri

Dün zihnimde ve kalbimde ne kadar güzel ve doğru fikirler yaşattığıma olan inancım bir kez daha arttı. Konu Suriye'den göçle ülkemize gelen insanlarla ilgili ve başrolünde bir kaç çocuk var. Kursumda sınıfta bulunan 3 Suriyeli kardeş dün de yine diğer çocuklar gibi kendi çaplarında haytalık yapmaya devam ettiler. Çocuklar bebekken geldikleri için Türkçeyi de en az diğer çocuklar kadar biliyorlar ve anlıyorlar. 3 kardeşten en büyükleri derste birkaç kez daha konuştu ve en sonunda kendi dillerinde susmaları ve sadece beni dinlemelerini söyledim. Abdullah birden gülmeye başladı ve utandı. Sevindi birden sonra hemen sustu. Kendi dilinde ona bir şeyler söylenmesini özlemiş olsa gerek. Sonra bana birkaç soru sordu ve bir kaç cümle Arapça sohbet etti. Konuştukça kardeşleri de sevinmeye başladı tabi. En sonunda Türkçe olarak tabi ki derse devam ettik. Çıkışta üçü de yanıma geldi koşarak üstad üstad diyerek. Tek tek sarılmaya başladılar Türkçe seni çok seviyoruz diyerek. Üçü de aynı anda gelip sarıldılar sımsıkı böyle. Sonra onlara daha çok Türkçe öğrenmelerini ve konuşmaları gerektiğini söyledim. Söz dediler Türkçe daha çok öğreneceğiz. Yine gülüyorlardı. Ben de yine jest amaçlı onlarla Arapça vedalaştım ve selamlaşıp sarılıp ayrıldık. Çocuklar gülerek gittiler. Başkalarıyla anadillerinde konuşmanın nasıl bir şey olduğunu tadıp mutlu oldular. Tabi daha çok ve daha güzel Türkçe öğrenme sözünü de aldım. Birkaç atasözü öğrendiler gülerek. Bir çocuğun kendi dilinde konuşmakla ne kadar mutlu olduğunu gördüm ve çocukların milleti olmadığını, hepsinin masum olduğunu yine anladım. Ayrıca yine yaşayarak gördüm ki mazlum ve masum bir çocuğun hiç bir bağı olmamasına rağmen sevgiyle size sarılması harika bir duygu. Umarım Abdullah ve kardeşleri bir gün kendi ülkelerinde de huzurla oyun oynarlar ve beni hep öyle hatırlayıp gülümserler.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..