İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34976

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8219

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7200

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7026

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 6010

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5032

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4922

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4487

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2953

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2455

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2174

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1797

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1465

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1238

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1152

Erzurum

Ali Turan

19 / Puan: 1151

İstanbul
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1002

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 933

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 888

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 880

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 20 dakika kaldı.

Ahmet Lalbek yazdı, 305 kez açıldı, 1 misafir beğendi, henüz yorum yapılmadı.
7 Ağu 16 02:00

Ahmet Lalbek

Puan: 1002

Bunlar Pekâla Mümkündür Kehanet Değil!

15 Temmuz'da bir darbe girişimi oldu ve ben o günden itibaren söylüyorum: "Bu girişim, Türkiye ve Rusya arasında 'doğal bir yakınlaşma' sürecini başlatacak" diye...

Fakat siyasi bir akıl yürütme ile, bahsettiğim bu yakınlaşmanın kısa ve orta vadede, başka hangi beklenmedik gelişmelere yol açabileceği konusunda, elle tutulur sonuçlara ve güçlü olduğunu düşündüğüm tahminlere vardığımı da ifâde etmek isterim.

Şimdi, sizlere bahsettiğim "kuvvetle muhtemel" Türkiye-Rusya yakınlaşmasının gerçekleri/gerekçeleri ve bu yakınlaşmanın küresel anlamda başka "nelere, nasıl" neden olabileceği hakkındaki fikirlerimi "tarihi biraz geriye çekerek" ifâde etmek istiyorum.

1- Malûm olduğu üzere Türkiye, Cumhuriyet'le birlikte daha da artan ve somutlaşan bir şekilde, uzun yıllardır kendisini "Batılı" saydı ve hep buna inanmak istedi. Amerika ve diğer Batılı güçler de, zaten böyle bir Türkiye'den yana olmuşlardı hep. Yani teknolojik gelişmişlik bir kenara; toplumsal, kültürel, siyasi ve içtimâi anlamda, yüzü Batı'ya dönük bir Türkiye.

2- Üst maddede izâh ettiğim Türkiye'nin, elbette belli bazı kodları vardı batılılar için. Bu kodların en belirgin ve en temel olanı ise şüphesiz "Lâiklik" idi. Diğerleri, bu temel esasa bağlı olarak geliştirilmesi istenen/beklenen yardımcı/tamamlayıcı kodlardı. Yani çağdaş diye anılan, diğer ilke ve inkılaplar.

3- Tüm bu süreçler içerisinde, Cumhuriyet Türkiyesi'nin adeta bir geleneği haline gelen darbeler. Batılı güçlerin görmek istedikleri "kıvam ve şekilde" Türkiye'yi "akort etme" yani Türkiye'ye ayar çekme darbeleri. Zaman zaman Osmanlı'ya ve İslâmi tarza özlem duyan, bunun için de toplumsal ve siyasal örgütlenmelere girişen halka, bir anlamda "Höst" deme, yani "Had Bildirme" girişimleri.

4- Darbelerle, parti kapatmalarla, idam ve suikastlerle kendini gösteren bu süreç, Recep Tayyip Erdoğan dönemine kadar ulaşınca, Amerika ve diğer batılı güçler önce bir müddet seyretti, sonra acaba dedi ve ardından Türkiye'ye, yakın tarihte hiç olmadığı kadar güçlü, yeni bir "ayar çekme" zamanının gelmiş olduğunu gördü/düşündü.

5- Yeni Türkiye, "Klasik Türkiye" kalıbını zorlamış, uyanmış, kendine gelmiş ve artık "rest çekmeye" başlamıştı. Hızla gelişiyor, bölgesinde söz sahibi olmaya çalışıyor ve egemenlerin foyalarını bir bir ortaya çıkarıp, onlara hadlerini bildirmeye kalkışıyordu. "One Minute" diyordu, beş parmağını birden gösterip, dünyanın bundan daha büyük olduğunu haykırıyordu, kaleleri muhkem(!) olanlara.

6- Yani "Yeni Türkiye" ray değiştiriyordu artık. Bu Batı'nın hiç mi hiç hoşuna gitmedi. Böyle bir Türkiye; bağımsız, özgür, güçlü, hinterlandı geniş bir Türkiye idi ve sürâtle müdâhale edilmeliydi.

7- İşte gelinen son nokta : 15 TEMMUZ 2016

8- Amerika ve diğer Batılı güçler, Erdoğan'ı bir süre izlediler ve uzunca bir süredir de onu, fikir ve yaklaşımlarıyla birlikte devirmek ve "İbret-i Âlem olsun diye de" tarih kitaplarına kaydetmek istiyorlar. Onlara göre, Yeni Türkiye'nin ve İslâm dünyasnın lokomotifi BU ADAM!.. Yani RECEP TAYYİP ERDOĞAN... Tez elden, devrilmelidir!

9- Bu ortamda kendini, "kendince sorumlu ve görevli hisseden" yerli ve yabancı tüm güçler harekete geçti; gizliden değil, artık alenî olarak dilleriyle, elleriyle ve olası tüm imkânlarıyla operasyona başladılar; "özünü özleyen, özünde kalmak isteyen" Türkiye'ye savaş açtılar ve ardından da açtıkları bu savaşı, ilân ettiler.

10- Gelelim sadede : Bu savaş şiddetlenerek devam edecek ancak; Bu noktada Rusya faktörü çok önemli. Çünkü bizim Batı ile aramızda başgösteren sıkıntılar git gide daha da fazla, Rusya'nın Batı ile arasındaki çıkmazlara benzemeye başladı. Bu iki güçlü ülke birlikte hareket eder, mevcut ve müstakbel müttefiklerini de yanlarına alırlarsa inanın durumu zaten çokta parlak olmayan Batı, kısa zamanda çöker; Nato mu? Nato'da çöker; AB'mi? O da; ABD'mi? Neden olmasın!

11- Avrupa zaten, içten içe çökmüş durumda. Hem sosyal, kültürel ve hem de ekonomik yönden Avrupa bitik. Bunun aksine, doğu daha dinamik ve daha taze.

12- Muhtemel bir Türkiye-Rusya ittifâkında, tarafların kazancı/avantajı ne olur? Önce Türkiye tarafından bakacak olursak; Ne şekilde değerlendirirseniz değerlendirin, öncelikle Rusya süper bir nükleer güç; öte yandan İran ve Çin gibi köklü gelenek ve geçmişleri olan ülkeler ve diğer bir çokları ile ittifak halinde.

13- Rusya açısından bakacak olusak Türkiye; kendinden emin, güvenilir, her türlü engellemelere rağmen gelişimini sürdüren, iyi değerlendirildiğinde jeopolitik avantajları yüksek olan, geniş bir hinterlanda ve genç-dinamik bir nüfusa sahip, güçlü bir ülke ayrıca gelecek vaadeden güçlü bir ekonomi.

14- Hiç tereddüdünüz olmasın, böyle bir ittifak Ortadoğu ve Orta Asya için de, bir cazibe merkezi olacaktır. Müslüman Sünni Arap ülkeleri dahi, İran faktörüne rağmen böyle bir yakınlaşmanın yanında olmak isteyecektir. Çünkü bu ülkeler Türkiye'nin samimiyetinin farkında ve onun ittifak ettiklerine de mutlaka yakın duracaklardır. Bu durum hiç şüphesiz Orta ve Güney Afrika için de geçerlidir.

15- Dünya'da hâli hazırda Amerika ve Avrupa'ya karşı birikmiş ve oldukça da sıkışmış bir "gaz" var. Bunun bir şekilde patlaması veya patlatılması, Amerika ve Avrupa'yı bitirir. Bunun en pratik yolu ise hiç şüphesiz, yine dediğimiz gibi, TÜRKİYE-RUSYA ittifâkıdır. Bu ittifak, iki ülke arasında Suriye ve diğer bazı konularda yaşanan ayrılıkları da mümkün mertebe silikleştirecek ve yeni zeminlerin oluşmasını sağlayacaktır.

16- Böyle bir ittifak kısa yoldan, batı yanlısı FETÖ'nün de sonu demektir.

Ahmet LALBEK / 05.08.2016

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..