İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Ahmet Lalbek yazdı, 27 kez açıldı, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
17 Ağu '16 09:00
Suudilerin Korkuları Giderilmezse Krallık Yıkılacak!

Türkiye bir yandan Rusya-İran-Azerbaycan ve dolayısıyla da Çin merkezli yeni ittifaklar oluşturma çalışırken diğer taraftan da "İslâm Birliği" başlığı altında oluşturulan yeni yapılanmanın gereklerini yerine getirmeye çalışıyor. Ancak bu noktada, aylar öncesinden de dile getirmiş olduğum kritik bir eşik var ki o da, Suudi Arabistan Yönetimi'nin uzun yıllara dayanan "İslâmcılık" korkusu.

Suudilerin ve onların uydusu/paraleli konumundaki körfez ülkelerinin bu korkusu, onları sürekli olarak İhvân-ı Müslimin ve Hamas gibi yapılanmalardan endişe duymaya sevk etti. Bu nedenle Suudiler, Mısır'da yaşanan Ordu-İhvan savaşında Sisi'den yana tavır alırken, öte yandan da Filistin/Gazze adına savaşan Hamas'a, İsrail'in en kanlı ve kritik saldırılarının yaşandığı dönemde dahi destek vermedi.

İşte bugünkü, İslâm Birliğinin ve dâhi İslâm Ordusu'nun konuşulduğu/ oluşturulduğu yeni şartlara göre, Türkiye'nin güvencesi ve arabuluculuğu ile Suudilerin bu korkularının giderilmesi gerekmektedir. Aksi halde iki şey olur!

1- Ya İslâm Birliği süreci çok ciddi iç sıkıntılar yaşar ve akâbinde akâmete uğrar,

2- Yada eninde sonunda Suud Krallığı ve Suud paralelindeki körfez ülkelerinin rejimleri yıkılır.

İkinci seçenek oldukça uzun ve kanlı süreçlere yok açar ki, bu süreç karşısında başta İran olmak üzere doğu ve batı hattında hiç kimse, yanlızca bir "gözlemci" olarak kalmak istemez.

Bakın 02.03.2016 tarihindeki yazımda, Suudilerin korkuları hakkında neler yazmıştım:

FACEBOOK / AKLEDENLER GRUBU / Ahmet LALBEK / 17.08.2016

***

SUUDİ KRALLIĞI'NIN ASIL KORKUSU NE?

Şöyle göz ucuyla bile baksanız, hemen farkedersiniz. Suudi'lerin korktuğu bir şeyler var; çok tedirginler. Hemen girelim konuya...

Halkı müslüman olan diğer bir çok İslam ülkesi yönetimi gibi, Suud yönetimi de aslında bir çok kişinin zannettiği gibi İslami hassasiyetleri tavan yapmış, müslümanların vahdeti/bugünü ve yarını için inisiyatif/sorumluluk almış bir yapıya sahip değil, ayrıca bu yönde bir çabası da yok. Bu söylediklerim yalnızca bugün için mi geçerli, hayır; dün de öyle idi.

Suud yönetimi, bugüne kadar Amerika ve İsrail müttefikliği ile ayakta kaldı. İsrail'i ürkütecek her türlü, gelişmeden, İsrail'den önce kendisi ürktü. Arap/İsrail savaşlarından, İsrail güçlenerek çıkınca, Suudi'ler ve diğer Arap ülkelerinin yönetimleri İsrail'le her zaman iyi geçinmenin, iktidarları için mutlak gerekli olduğuna olan inançlarını pekiştirdiler. Bu nedenle Filistin davasından hep uzak kaçtılar. İntifada hareketlerinden İsrail'den çok Arap liderleri rahatsız oldu.

Mesela Filistin'deki İran destekli Hamas hareketine hiçbir zaman sempati ile bakmadılar. O'nu yaramaz çocuk gibi gördüler. Neden? Çünkü bu tür oluşumlar sayesinde ortaya çıkacak gelişmeler, yeniden İsrail ve Amerika ile sorun yaşamalarına neden olabilecekti. Yaşanması muhtemel olan olaylar, yeni gelişmeleri tetikleyebilirdi yada iç muhalefet/halkın muhalefeti orta ve uzun vadede iktidarlarına son verebilirdi. Arap Baharı kalkışmasının çok çabuk yayılmasının altında yatan temel gerçekler toplumların bu kukla yònetimlere karşı daha fazla bilinçlenmiş olmasıydı aslında. Mısır'da Muhammed Mursi'ye yapılan darbenin nedeni de işte bu bilinçlenmeyle gelen değişime son verme niyeti idi.

Diğerleri gibi Suudiler de, ülkelerinde İslam Şeriatı hükümlerini belli ölçüler de uygularlar ancak, bu uygulamaların asıl nedeni İslami duyarlılık değil, iktidar/koltuk duyarlılığıdır. Böylece hem koltuk güvenliği sağlanacak, hem de halka "bakın bizler İslam ahkamını uyguluyoruz" denilerek, İslam'a uyumun yerindeliği konusunda halkın gözü boyanmış ve gelecek tepkilerin de elimine edilmesi sağlanmış olacaktı.

Böyle olduğunu nereden anlıyoruz? Dış politikadan. Yani dışarıya pısırık/ilkesiz/ezik, içeriye aslan/müslüman.

İşte bu yüzden Suud yönetimi Mısır'ın darbecisi General Abdulfettah el-Sisi'ye hem siyasi, hem de ekonomik desteklerde bulundu. Çünkü Suudi'ler İhvan benzeri İslami hareketlerin yayılmasından korkuyor. Bilinçli müslümanlığın yayılması, Suud ve benzeri yönetimlerin sonu demektir. Krallık bunu çok iyi biliyor. Bir taraftan bu tür müslümanlığın önünü kesmeye çalışırken, diğer taraftanda içeride sözde İslam hukukunu uyguluyor.

Tevhidi duyarlılığa sahip müslümanlar, Suudi rejimine bir kalkışmada bulunsunlar bakalım, Krallık ne yapacak? Tabi ki; Beşar ESAD'ın yaptığı neyse tam da onu, belki de daha fazlasını yapacaktır. Suudi yönetiminin bir korkusu da şüphesiz bölgede gitgide etkin hale gelen Şiiler ve İran. Suud yönetimi "Şii Hilali'nden" çok endişeli. Bu nedenle bölgede İran'ın yayılımına kolaylık sağlayacak her türlü girişimden son derece rahatsız. Yemen'de İran yanlısı Husiler'e karşı başlattığı operasyonun nedeni de bu. Bahreyn'i Irak örneğinde olduğu gibi İran'a kaptırmak istemiyor. İran'la ittifak halinde olan Esad'ın bir an evvel devrilmesini istemesi de yine aynı endişenin bir sonucudur. Son zamanlardaki İran-Amerika yakınlaşması da, Suudi'ler için ayrı bir sıkıntı kaynağı.

Suud Yönetimi için "ay bacayı aşmış" gibi. Mevcut telâşın, İslam Ordusu projesinin ve Türkiye ile yakınlaşmasının asıl nedeni bu korkudur. Yoksa; Suriye'de katliam var, Filistin'de insanlar ölüyor, Türkiye abluka altına alınmış, onların umurunda bile olmaz. Suudi'ler için orta vadede kelle koltukta, koltukta tehlikede gibi gözüküyor, ne dersiniz?

FACEBOOK / AKLEDENLER GRUBU /Ahmet LALBEK / 02.03.2016

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol