İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 38821

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 8843

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7401

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 6934

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5717

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5508

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5257

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3477

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2611

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2504

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2037

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1823

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1659

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1568

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1489

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1397

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1363

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1275

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1265

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1191

Ankara

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1082

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 1080

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1074

Yozgat

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1042

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1013

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 984

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 972

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 20 dakika kaldı.

Ahmet Lalbek yazdı, 352 kez açıldı, henüz yorum yapılmadı.
30 Kas 99 00:00

Ahmet Lalbek

Puan: 1275

Lai̇kçi̇ler Yağmurdan Kaçarken Doluya Tutulacak!

Bazı gelişmelerin sonuçlarına ilişkin olarak ortaya koyacağınız çok somut deliller yada gerekçeler olmasa da, hissiyatlarınız ve tahminleriniz o kadar kuvvetli olur ki, zamanı geldiğinde bu güçlü tahminlerinizi neredeyse birebir yaşarsınız. Sözünü ettiğim konu, işte tam da bu türden bir şey.

Cumhuriyet ve öncesi dönemlere ilişkin yaşanan savaş-siyaset süreçleri nasıl ki ülkeyi bir şekilde, sekülerleşmeyle (ki sekülerizmin kendisi de 'seküler' değildir; çünkü o da bir inanç şeklidir) sonuçlanan bir noktaya getirdiyse, bunun tersi olarak, bu günlerde içte ve dışta yaşadığımız ulusal ve uluslararası siyasi karmaşalar ve çatışma/savaş pozisyonları da, özelde Türkiye'nin ve genelde ise, dünyanın daha fazla İslâmlaşmasına neden olacaktır.

Gözüken tablo şu ki;

Türkiye'nin bugünkü görünümünü, sözde 'daha fazla özgürlük talepleri' adı altında içine sindiremeyenler, uzunca sürebilecek iç ve dış kaynaklı bir bunalım/buhran sürecinin ardından, kendilerini asla memnun etmeyecek ve bugünkü Türkiye'ye (kendilerince) rahmet okutacakları 'Daha Özgür ve Daha Dindar Bir Türkiye' ile karşı karşıya kalabilirler.

Laikçiler, marjinal yaklaşımları ve aşırılıkları ile bu süreci hızlandırıyorlar. Bu 'Türkiye kompozisyonu' dünya için de geçerli. Türkiye bir anlamda, dünyanın bir minyatürü gibi. Artık 'beşer icâdı' tüm 'izm' ler, inandırıcılığını yitirdi. Bu, sadece müslümanlar arasında değil, diğer dinlerin mensupları için de böyle. Meselâ yıllar boyunca ateizmden medet uman Batı insanı dahi, şimdilerde büyük bir iştahla 'Yaratanını' arıyor. Vakt-i zamanında bozulmuş/dünyevileşmiş kilisenin yanlışlarının faturasını (hâşa) Allah'a kesmeye çalıştılar; ama kısa sürede, yanıldıklarını 'çok acı' toplumsal ve siyasal tecrübelerle anlamış oldular.

Küreselleşen ve mobilleşen dünyada, şimdi herkes herşeyin farkında. Uyduruk kişiler ve onların uyduruk fikirlerine tapınmacılık, yani 'sahte ilahçılık' her geçen gün, güç ve heyecanını daha da fazla kaybediyor. Bilim ilerledikçe insanlar evreni ve onu 'Yaratanı' daha iyi tanıyor ve anlıyor.

'Modernizm İllizyonu' da artık para etmiyor. 'Medeniyet' bile son derece göreceli bir anlam yada anlamsızlık taşımaya başladı. Batı, orta vade de "takip edilirlik" niteliğini büyük ölçüde kaybedecek. Batı'yı aratmayacak zulüm bu defa Doğu'dan gelecek. İslâm bunlarla da savaşacak; ancak onlara da galebe çalacak.

İşte tüm bu nedenlerle diyorum ki;

21. yy. insanlık için çokça savaşların olacağı bir yüzyıl. Ancak Allah nasip ederse, öyle tahmin ediyorum ki; sonu hayır. Bugünkü debdebe bu hayırlı sonun ayak sesleri gibi. Bu süreç, hem müslümanlar ve hem de gayrimüslim toplumlar için çok ciddi bir 'yenilenme ve yeniden aydınlanma' ile nihayet bulacaktır.

Allah'ın sevdikleri ve memnun oldukları ile mücâdele ederek, hâşa Allah'ı teslim alacaklarını düşünen 'akılsızlar', boş yere 'zafer' rüyaları görmesinler; unutmasınlar ki, yok saydıkları Allah (c.c) intikam sahibidir ve bunu kendilerinden öncekilerin anlaması gibi, kendileri de anlayacaklardır. Allah'ın, hükmünde acele etmemesi, kimseyi cesaretlendirmesin. Musa (a.s) ve Firavun örneğinde olduğu gibi.

Şunları herkes çok iyi bilmelidir :

Allah (c.c) hüküm ve hikmet sahibidir.

O'nun dilediği ne ise, o olur.

O, mukakkak ki, Nur'unu tamamlayacaktır.

Hâkimiyet yalnızca O'na aittir.

İşte bu nedenlerden dolayı, tüm dünyadaki "Laikçilere, sekülercilere, materyalistlere, bilimum ateistlere; kutlu, mutlu ve putlu azınlıklara; altı kuru ve keyfi yerindelere" diyorum ki; Yağmur'dan kaçarken doluya tutulmayın! Size yağacak dolu, bize Sulh'tür, Selâmet'tir. Gelin sizler de selâmete erin.

FACEBOOK / AKLEDENLER / Ahmet LALBEK / 04.04.2016

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..