İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Mücahi̇t Kılıç yazdı, 10 kez açıldı, 2 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
19 Ağu '16 13:00
Şirk Üzerine Bir Tefekkür

Şirki ve insanlık tarihinde görülen belli başlı örneklerini, insanı bu denli bir düşünceye iten sebepleri açıklamak ve bu konuya farklı bir pencereden bakmak istiyorum. Öncelikle "şirk" nedir diye sormamız gerekir. Şirk olgusu birçok insan tarafından eksik yahut yanlış bir biçimle tarif edilmektedir. Şirk kelimesi Arapça kökenli olup lugat anlamı "ortak olmak, ortaklık iddia etmek" anlamlarına gelmektedir. İştirak, müşterek gibi kelimeler de yine şirk kelimesiyle ortak kökten gelmektedir. Bahsedeceğimiz konuda bize en iyi yol gösterecek kaynak şüphesiz ki Kur'an-ı Kerim'dir. İçerisinde bulunan kıssalar ile bize bu konuda da yol gösteren ve ibret almamız için adeta dersler veren Allah, kendisine bir şeyi ortak olarak görmeyi veya bizzat kendisini Allah'a ortak görmeyi asla affetmeyeceğini açık bir şekilde beyan etmektedir. Peki bir insanı bu denli uç bir noktaya iten şey nedir? Bu soruya cevap olacak konulardan birisi de Allah'ın sıfatlarıdır. Allah'ın birçok sıfatı vardır ve bu sıfatlar zâti (yalnızca kendisinde görülen) ve subuti (yarattıklarında da "sınırlı derecede" görülen) olarak ayrılmaktadır. Örneğin başlangıcı olmamak Allah'a mahsus bir özelliktir. Sonu olmamak ise Allah'ın insanı kendi ruhundan can vererek yaratmasıyla insana da ait bir özelliktir. Buradan kasıt ruhun sonsuzluğudur. Sonsuz cennet ve cehennem hayatı olduğu için insan da bu sebeple sonsuzdur. Tarihte görülen bir çok müşrik (şirki yapan kişi) bu konu üzerinden kibrine yenik düşmüş ve kâfir olmuştur. Örneğin Nemrut. Hz. İbrahim ile Nemrut kıssasına baktığımız zaman Nemrut'un kendisinde de yalnızca Allah'ta görülen özelliklerden olduğunu iddia etmiştir. Kendisinin de dilediğini öldürmeye, dilediğini de yaşatmaya kudreti olduğunu söyleyip iki kişiden birisini öldürtüp diğerini serbest bırakmıştır. Bu tavır Allah'ın bir özelliğini kendisine yüklemektir. Bu açık bir şirktir. Bir diğer örnek ise Hristiyan ve Yahudiler üzerinden verelim. Burada da tam tersi bir durum söz konusu. İnsanda bulunan ve Allah'ın münezzeh olduğu bir olguyu Allah'a atfetmek şeklinde bir ortak koşma. İlk örnekte kendisini yüceltip Allah'a ortak koşma, burada ise tam tersi bir durumu görüyoruz. “Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve âcizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur” de ve O’nu tekbir ile yücelt. (İsra:111) Bu inançlar sebebiyle de yani çocuk edinmek, üremek gibi yalnızca fani varlıklara has olan bir durumu Allah'a yüklemek de açık bir şirktir. Bir diğer şirk sebebi ise Allah'a ibadet ve yalnızca kendisinin yardım edebileceği hususunu bırakıp başka varlıklara da tapınma veya onlardan yardım istemedir. Bu konu da kutsal kitabımızda yer almaktadır. "Ve Allah ile beraber başka bir İlâh’a dua etme (ibadet etme). O’ndan başka İlâh yoktur. O’nun zâtı hariç herşey helâk olucudur. Hüküm O’nundur. Ve O’na döndürüleceksiniz." (Kasas:88) Buradan anlaşıldığı üzere Allah'tan başka hiçbir gücün ibadet edilecek, dua edilecek ve istediği her şeyi yapabilecek şekilde olmadığıdır. Bu özellikleri başka bir kişi veya maddeye yüklemek de açık bir şirktir. Sonuca gelecek olursak:

Yaratılmışların içinde hiçbir kişi veya madde Allah'ın hiçbir zâti özelliğiyle tanımlanamaz.

Allah'tan başka hiçbir güç her şeyi bilemez, isteyemez, yapamaz, göremez, duyamaz. Bu özellikler sadece kısmen olacak derecede insanda vardır. Bu özellikleri tam olarak kendisinde gören yani ben de her şeyi görebilirim diyen kişi açık bir şirk halindedir.

X şahıs olmasa aç kalırız, şu kimse olmasa nasıl yaşarız gibi cümleler tehlikeli ve kasten söylendiği takdirde şirk barındıran cümlelerdir. Rızkı ve ömrü veren yalnızca Allah'tır.

Tapınılacak olan, sonsuz güç sahibi olan sadece Allah'tır. Yenilmez olan ordu, devlet, kişi veya kurum yoktur. Mutlak güç sahibi Allah'tır.

Çıkarılacak dersler;

Bu maddelere bakacak olursak bir Müslüman gerçek anlamda yalnızca Allah'tan korkar ve bu bilinçle yaşar. Efendim bu ülke yenilmez, bu kişiden korkulur, bu yıkılmaz şeklinde cümleler kurmak biz Müslümanlardan uzak olmalıdır. Can veren ve öldüren yalnızca Allah'tır. Hiçbir güç sizi Allah izin vermedikçe öldüremez yahut diriltemez. Bu sebeple bu inanca sahip bir kişiye zalimden korkmak uzak bir kavramdır.

Sonuç;

Bahsedilen açıklamaları ve dersleri alan, hayatında tatbik eden hiçbir kimse yoktur ki zelil olsun, yenilmiş olsun ve hüsrana düşmüş olsun. Allah hesabı adil görendir. Bu özelliklere sahip kişiler, milletler ve devletler kıyamete kadar Allah'ın kudretini temsil edeceklerdir. Allah hepimize bu bilinci ve imanı nasip etsin. Amin...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol