İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34836

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8217

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7140

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7023

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5959

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5029

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4847

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4479

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2945

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2452

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2160

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1795

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1635

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1457

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1234

İstanbul

Ali Turan

18 / Puan: 1148

İstanbul

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1148

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1001

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 950

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 930

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 886

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 878

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 40 dakika kaldı.

Mücahit Kılıç yazdı, 525 kez açıldı, 5 misafir olmak üzere 8 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
26 Ağu 16 06:00
Mâziden Âtiye

Dün yaşanmışlıklarıyla silinip gitmez. Yarın ise yeni temeller üzerine kurulmaz. Yarınlar dünlerin evlatlarıdır. Oğullar babaların eserleri, öğrenciler öğretmenlerin... Dün ile yarın arasında köprü olmak, geçmişi geleceğe kaynaştırmak ve bugünü bu esaslar ile yaşayıp bugünü düne uğurlamak ve yarını karşılamak milletçe en büyük vazifemiz olsa gerek. Bizim geçmiş dediğimiz, dünde kaldı dediğimiz bir hazine vardır. Adına tarih dediğimiz bir hazine. Medeniyetleri doğuran, büyüten ve kimisini de silen bir güç olan tarih. Dün dünde kalmıştır diyerek aldananlara her zaman tokadını indiren tarih. Bugünün meyvelerinin dün nasıl yetiştiğini ve ne zahmetlerle oralara geldiğini bilmeyenlerin o meyveyi yeri gelince kursaklarında bırakan tarih. Eski tabirle mâzi, bugünün deyimiyle geçmiş. Bugün yattığımız sıcak yatakların altındaki toprakta da yatanların olduğunu bize her daim hatırlatan tarih. Önemini bilenlerden ödülünü hiç esirgemeyen cömert tarih. Bizi biz yapan, bizim biz olmamızı sağlayan tarih.

Kötümser olmak için kurulacak cümleler değildir bunlar öncelikle bunu söylemek isterim. Tarih ile olan münasebetimizi daha da güçlendirmemiz gerekmektedir. Tarihi başucumuzdan ayırmamak, onu her zaman bir yoldaş olarak görmemiz gerekmektedir.

Küçük örnekler verecek olursak dün girdiği sınava nasıl çalıştığını hatırlayan ve iyi not aldığı o sınavın çalışma metodunu, gücünü ve o çalışma esnasındaki inancını unutmayan ve diğer sınavlara da bu şekilde hazırlanan bir öğrenci başarısız olabilir mi? Ya da dün sizi mutlu eden bir kimseyi yarın gördüğünüzde aklınıza dün gelir mi?

Dün, bir uyarı levhasıdır. Dün, dünya otobanında kilometrelerce hızla giden milletler arabasına bir trafik ihtarıdır. Dün aynadır. Dün öğretmendir. Dün alimdir. Yani dün dün değildir ahali. Dün dünde de kalmamıştır. Kalamamıştır da. Bize dün dündür dedirtenlerin dünleri önlerinde bir rehber gibi durmaktadır.

Bir milletin içinden geçtiği her olay, düne bakmasını ve tarih denilen ders kitabından dersler çıkarmasını sağlamıyorsa eğer, o millet ya köle olmaya, ya da yok olmaya mahkumdur. Bize düşen dün denilen aynaya her sabah bakmaktır. Millet olarak bakmaktır. Çok da şanslı bir milletiz bu hususta. Bizde ayna da çoktur, bakılacak kitap da. Yani sözün özü ibret alacağımız bir mâzimiz, o mâziden besleyip büyüteceğimiz bir âtimiz vardır.

Aslında eskiye ve tarihin kucağında olanlara karşı hep bir muhabbetimiz mevcuttur. Bize düşman olanların en büyük emelleri de bu muhabbeti kırmaktır. Bizi biz yapanla aramızı bozup bizi yok etmeyi, sindirmeyi ve üzerimizde hakim olmayı amaçlayanların en büyük hedeflerinden birisidir bu. Bu bilinci milletçe kendimize yüklemeli ve bu şuurla yaşamımızı sürdürmeliyiz. Diz çöktürdüğümüz Papa'yı, kılıcımızda kanımızla girdiğimiz Anadolu'yu, yıktığımız Bizans'ı, yaptığımız gönülleri, geldikleri gibi gönderdiğimiz İngilizler'i ve daha nicelerini hafızamızdan silmeyi, olmadı bir kısmımıza bir dönemini, diğer kısmımıza da bir diğer dönemini düşmanlaştırıp bizi aslında işin özünde yok etmeyi hedefleyenlere karşı uyanık ve teyakkuzda olmamız elzemdir.

Oğuz Kaan'ı, Kür Şad'ı, Attila'yı, Sultan Alparslan'ı, Osmangazi'yi, Fatih'i, Yavuz'u, Abdülhamit'i, Mustafa Kemal'i bize unutturmak yahut bir yerinden düşman etmek kurnazlığına ve alçaklığına tutuşanlara karşı tarih aynamızın bütününe gururlu ve ibret alan gözlerle bakmamız gerekmez mi?

1071'i, 1453'ü, 1915'i ve 1923'ü bizden söküp atacaklarını sananlara karşı birbirimize ve tarihimize sımsıkı sarılmamız gerekmez mi?

Dünümüzü birilerinin ihtiraslarıyla ve kurnazlıklarıyla baştanbaşa yahut parça parça ayırıp çöpe atma gafletinden korunmamız gerekmez mi?

Biz Türk miletiyiz!

Tarih bizim, mâzi bizim ve o mâzinin meyvesi olacak olan âti bizimdir.

O halde dünümüze sımsıkı sarılalım ve yarına bu güçle bakalım. Toprağın altında kefensiz yatanları unutmayalım. Onları incitmeyelim.

Dün bizim, yarın bizim, toprak bizim, vatan bizimdir.

Göktürk bizim, Selçuklu bizim, Osmanlı bizim, Cumhuriyet bizimdir.

Bu hazine bizimdir ve ilelebet varolacaktır.

Bu hassasiyetleriyle:

Türk milleti, en büyük hocası olan tarihinin dizinin dibinde terbiye alıp yarınlara koşmalıdır. Koşacaktır.

Türk milleti, dününü dünden ibaret görmeyip, bir ibret aynası olarak o aynanın karşısında dimdik duracak ve yarınlara koşacaktır.

Ve herkes bilmelidir ki:

Mâzi bizim

Âti bizimdir...

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..