İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 31704

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8138

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6809

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 5595

Bartın

Bulut Sever

5 / Puan: 4883

İstanbul

Mümin Yolcu

6 / Puan: 4830

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4313

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4004

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2507

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2305

İstanbul

Aa

11 / Puan: 1895

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1739

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1621

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1426

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1361

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1093

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1085

İstanbul

Ferit Çaydangeldi

18 / Puan: 1026

Ankara

Reşit Akpınar

19 / Puan: 980

Erzurum

Ali Osman Rothschild

20 / Puan: 945

Ankara

Mücahid Cesur

21 / Puan: 942

İstanbul

Yamanduruş

22 / Puan: 941

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 900

Erzincan

Ahmet Demir

24 / Puan: 895

İstanbul

Müsemma Şahin

25 / Puan: 876

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 870

Ankara
İstanbul

Mesut Toprak

28 / Puan: 850

Ankara

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 792

İstanbul

Aykut Giray

30 / Puan: 757

Yozgat

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 03 saat 30 dakika kaldı.

Minel Alya Bayrak yazdı, 475 kez açıldı, 12 misafir olmak üzere 13 kişi beğendi, henüz yorum yapılmadı.
6 Eyl 16 02:00
Müzik Susturulamaz! 
ea0a2b0019121accea1b32d9619cf0b81473113040

Sene 1997, Van Bahçesaray'da elimde flüt nefesimle ısıtıyorum sanki havayı. O zamanlar tabi şimdi ki modern müzik aletlerini ne gören ne duyan var. Severdim flütümü ki ne nasıl üflediğim ne de notalar umrumda bile değildi. Mutlu oluyordum, hem kuşlar da mutlu oluyorlardı ki bana eşlik ediyorlardı. Keşke köy öğretmenimiz aksi Arif öğretmen de bundan mutlu olsaydı... Bağrı delik bu aletten ne isterdi ki insan? Bu kadar acı ve mayhoş bir sesi varken üstelik. Okulumuzun çatısını görür görmez daha geçen hafta ceza aldığım aklıma geldi ve hemen flütümü ceketimin içine sakladım biraz daha belli olmasın diye de karnımı içeri çektim. Oysa seviyordu köyün çocukları ben çalardım onlar türkü ezgileri ile eşlik ederlerdi. Bir gün ünlü olacağımı şehre gideceğimi ve orada flütlerin çok daha kocaman ve renkli olanlarını bulacağımı söylerlerdi. Sınıfta evi en uzak olan ben olduğum için en geç gelen de ben oluyordum okula. Arif öğretmen her zaman ki durduğu yerinde masanın tam başında elinde tahta cetveli ile yer almış dikiliyordu. Ders Matematikti ve ben geç kalmıştım. Niye sopa yutmuş gibi duruyorsun evladım geç sırana! Sesi ile bile bizi ürkütebilirdi Arif öğretmenin. Bir er komutanı edası ile her söylediği emirdir hissine kapılırdık Tam zamanı olacak ki yürürken flütümü düşürmüştüm ve düşüş sesi Arif öğretmenin sesinden bile daha ürkütücüydü çünkü yakalanmıştım.

 -Sana ne dedim ben!

 -Bu sınıftan içeri girmeyecek bu alet demedim mi!

 -Müziğin burada yeri yok demedim mi!

 -Ver şunu bana! 

Tüm nefeslerim o gün tükenmişti sanki. Flütüm çöp kutusunda boynu bükük duruyordu... O zamanlar köyümüze böyle şeyler pek gelmezdi.Bir daha ne zaman görebilirdim ki flütümü hem o benim ilk göz ağrımdı... Ve onu kırmıştı...Müzik kırılmıştı...

Bütün sınıf kasvetle matematik dersinde kümeler konusu işlemiştik sadece ben değil tüm arkadaşlarımda benimle birlikte üzülmüş beni telkin ediyorlardı. Ertesi sabah yine okul yolunu tutmuştum ve bu sefer daha temkinli idim. Yapacaktım işte! O sınafa müziği getirecektim! İçimden eğer arif öğretmen beni yakalar ise kuş olup ordan uçabilmek için dua ediyordum.Sınıf kapısından içeri girdim.O sırada Arif öğretmen de kapı yakınındaydı ki bana daha da yakınlaştı.

 Arif öğretmen yine ceketimin içini yoklamak istedi

 -Kuş olayım lütfen kuş olayım!

 -Bu ne evladım?

 Arif öğretmen ceketimin içinde ki kağıdı bulmuştu. - 

-Hiiiç.Resim öğretmenim.

 -Tamam geç sırana! 

Kuş olma duam kabul olmamıştı ama sınıfa müziği getirebilmiş resmim ile sırama oturabilmiştim. Resimde bir köy vardı ve hemen bizim evimize benzeyen bir evin köşesinde duran bir flüt çizmiştim gizli bir şekilde çizmiştim üstelik bacamızdan da duman şeklinde notalar tütüyordu. Fakat Arif öğretmen ne bacadan tüten notalarımı ne de flütü görebilmişti. Mutluydum... Müziğim susmamıştı.

Evet çocuklar işte böyle okudum ben. Şimdi ise konservatuar sıralarında sizlerin karşınızda bir öğretmenim. Ne sanat ne de müzik yasaklanabilir çocuklar. Asla susturmayın müziği. Müzik susarsa herkes susar... Bacasından notalar tüten evleri görür isek, yakındır ruhumuzun da tütmesi... 

ea0a2b0019121accea1b32d9619cf0b81473113040

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..