İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 34863

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8218

İstanbul

Sezer Emlik

3 / Puan: 7153

Bartın

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7023

İstanbul

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5986

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5031

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4895

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4481

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2947

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2452

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2164

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1795

İstanbul

Ali Osman Rothschild

13 / Puan: 1690

Ankara

Salieri Alt Tire

14 / Puan: 1636

İstanbul

Sıla Münir

15 / Puan: 1464

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1384

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

17 / Puan: 1234

İstanbul

Ali Turan

18 / Puan: 1149

İstanbul

Reşit Akpınar

19 / Puan: 1149

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

21 / Puan: 1038

Ankara

Yamanduruş

22 / Puan: 1026

Sakarya

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1001

Erzincan

Mücahid Cesur

24 / Puan: 951

İstanbul

Emre Keleş

25 / Puan: 933

Ankara

Ahmet Demir

26 / Puan: 914

İstanbul

Aykut Giray

27 / Puan: 901

Yozgat

Müsemma Şahin

28 / Puan: 886

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 879

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 859

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 01 saat 59 dakika kaldı.

Abdullah Fakiroğlu yazdı, 1244 kez açıldı, 50 misafir olmak üzere 53 kişi beğendi, 5 yorum yapıldı.
15 Eyl 16 06:00
15 Temmuz Sonrası Tarikat Cemaat Tartışmalarına Giriş 

Cumhuriyet dönemi tarikat ve cemaatlerin siyaset ile kurdukları ilişkileri anlatılırken Şeyh Rahmi Baba’nın meşhur Kahhariyye hadisesi örnek olarak gösterilir. İsmail Kara’nın Hem Cumhuriyet Türkiye’sinde Bir Mesele Olarak İslam kitabında anlattığı hem de Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye kitabına ad olarak koyduğu olayın özeti, Mustafa Kemal’e Kahhariye çekmek için toplaşacak şeyh efendilerin, davetin sahibi Şeyh Rahmi Baba’nın gördüğü rüya üzerine vazgeçmesi hikâyesidir.

Modern İnsanın önemli özelliklerinden biri de herhangi bir şeyle kurduğu aşırı kuvvetli bağın zayıflamaya başladığında -özellikle ihanete uğradığını düşündüğü zamanlarda- kurduğu yakınlıktan çok daha şiddetli bir düşmanlığı donanmış olmasıdır. Bunun son örneğini 15 Temmuz Darbe Girişiminden sonra yaşanan cemaat ve tarikat düşmanlığı söylemlerinde görmekteyiz.

Yazının konusu olarak İslam’da tarikat /cemaat var mıdır seçilmediğinden bu tartışmalara hiç girmeksizin(ki ben bu tartışmalar için ehil değilim, ayrıca kendimi bir Nakşi şeyhine intisaplı olarak kabul ediyorum ) 15 Temmuz Sonrası Tarikat ve Cemaatlerin konumu, gelen eleştirilerin sebepleri ve belki olası çözümleri üzerine olacaktır.

Öncelikle 15 Temmuz Darbe Girişimi bize cemaatlerin siyasetle uğraşmasının ne kadar kötü sonuçlar doğuracağını göstermiştir yargısı başından itibaren yanlış ve meseleyi anlamaktan uzak yaklaşımdır. Çünkü bu

1- Fethullahçıların Ehli Sünnet içinde yer alan bir İslami cemaat olduğunu,

2- İslamın/Müslümanların/Müslümanların oluşturdukları yapıların bu dünyaya ait bir söylemi olamayacağı Ön kabulünü getiriyor.

Oysa Fethullahçıların ana sorunu kendi heva ve heveslerini tevil yetenekleriyle birleştirerek Ehli Sünnet akaidi ve fıkhından uzaklaşmalarıdır. Kendi liderlerinin sözünü Şeriattan üstün tutma sorunudur bu yaşadıklarımız.

Ayrıca biz biliyoruz ki İslam dini hem kişilerin hem de fertlerin gündelik hayatını, birbirleriyle /eşyayla/dünyayla kurdukları ilişkileri düzenler. Hayata dair her konu İslam’ın alanı içine girer ve siyasette bundan azade değildir. Müslümanlar ve onların oluşturdukları yapılar siyaset yapmasın demek bir anlamda söyleyecek sözünüz olmasın, demek değil midir?

Eğer Fetullahçılar’ın yaptığı hainlik üzerinden bir genelleme yapacaksak, Mahmud Esad Coşan Hocaefendi ve Necmeddin Erbakan arasında yaşanan gerilimi, Süleymancıların Milli Görüş partilerine olan mesafesini ve Nurcuların yıllarca Merkez Sağ’a verdiği desteği nasıl değerlendireceğiz? Bu olayların hepsi aynı bakış açısıyla değerlendirilir mi? Ya da Sezai Karakoç’un Necip Fazıl Kısakürek’le ziyarete gittiği CHP mebusu Şeyh Selim efendi örnekliğini nereye koyacağız? Örnekleri çoğaltabiliriz.

Fethullahçılık bir lider ve etrafında şekillenen kitle temel alındığında geleneksel bir cemaat gibi dursa da, İslam’ın tekrar hakim olması için İslam’ın temel kavramlarının tekrar düşünülmesi yorumlanması gerekliliği, tarihselciliği, devlet merkezli “ihya” hareketi, kendini Asrı Saadetle bir tutması,  Batının mutlak üstünlüğü kabul edip ona benzeyerek onu alt etmek gibi özellikleriyle modernist ve hatta İslamcı olarak tanımlayabiliriz. İslamcıların ve Fethullahçıların birbirinden nefret etmesi dayanak noktalarının benzediği gerçeğini örtmez.

Tarikat ve Cemaatlere yapılan eleştirilerin haklı olduğu birçok nokta var. Bunları inşallah bir sonraki yazımda anlatmaya çalışacağım.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..