İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 39599

Ankara

Sezer Emli̇k

3 / Puan: 9264

Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

4 / Puan: 7460

İstanbul

Mümi̇n Yolcu

5 / Puan: 7048

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 5828

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 5538

İstanbul

Payi̇taht İstanbul

8 / Puan: 5345

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 3497

İstanbul

Ozan Bi̇li̇can

10 / Puan: 2646

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2526

İstanbul

Detroi̇tli̇ Kızıl

12 / Puan: 2072

İstanbul

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re

14 / Puan: 1824

İstanbul
Ankara

Sıla Müni̇r

15 / Puan: 1667

İstanbul

Osman Batur Akbulut

16 / Puan: 1579

Kırıkkale

Reşi̇t Akpınar

18 / Puan: 1522

Erzurum

Lagari̇ Alıntılar

17 / Puan: 1430

İstanbul

Ali̇ Turan

19 / Puan: 1383

İstanbul

Ahmet Lalbek

23 / Puan: 1303

Erzincan

Yamanduruş

22 / Puan: 1289

Sakarya

Feri̇t Çaydangeldi̇

21 / Puan: 1201

Ankara

Emre Keleş

25 / Puan: 1110

Ankara

Aykut Gi̇ray

27 / Puan: 1088

Yozgat

Müsemma Şahi̇n

28 / Puan: 1087

İstanbul

Ahmet Demi̇r

26 / Puan: 1046

İstanbul

Mücahi̇d Cesur

24 / Puan: 1022

İstanbul

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 991

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 982

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 05 saat 30 dakika kaldı.

Sali̇eri̇ Alt Ti̇re yazdı, 59 kez açıldı, 3 kişi beğendi, 1 yorum yapıldı.
28 Eyl '16 02:00
Uluslararası İli̇şki̇ler Di̇li̇ ve Edebi̇yatı

Türkiye'nin son yıllardaki uluslararası ilişkilerini yönetme biçimi, yoksa ses tonu mu demeliyim tam bilemedim şimdi, bana hep meşhur "burada baya bir insan belli ki hiç dayak yememiş, yazılarında o temkinlilik hiç yok" tweetini hatırlatıyor.

Cumhurbaşkanı bir yerlerde uluslararası bir meseleyi anlatırken sürekli bir 'fırça atma' ruh haliyle konuşuyor sanki. Arada böyle çıkışlar olur, saygı, puan da getirir, anlarım da artık sürekli bu şekilde oluyor. Sadece ülke içinde, mitinglerde filan da değil her yerde aynı hal var. New York'ta bir toplantıda konuşurken de böyle, BM genel kurulunda da, hatta anlaşılan, dışarıya yansıyan ayrıntılara göre ikili görüşmelerde aynı fırça atma hali sürüyor.

Tabii "yapılan haksızlıklara, dünyanın doğruları, gerçekleri görmemesine duyulan öfke bu, isyan" filan diyebilirsiniz. Baya bir hak veren de var aramızda ama akıllıca mı? Uluslararası ilişkiler kimin haklı kimin haksız olduğuna göre mi şekilleniyor, yoksa kimin güçlü olduğuna göre mi?

Belki de biz komple dünyada kurulu olan sistemi, nizamı anlayamıyoruz ya da yanlış anlıyoruzdur.

"Dünya 5'ten büyüktür" demeden önce büyüklükte dünyada ilk beşe giren Almanya ve Japonya'nın neden BM Güvenlik Konseyinde daimi bu beş devletten biri olmadıklarını, veto haklarının bulunmadığının sorgulamıyoruz. İşin ilginç tarafı arada cılız şekilde dile getirseler de adamlar bu duruma pek itiraz da etmiyorlar.

Aslında bu sessizliklerinde bir ilginçlik yok; BM ve dolayısıyla bütün bu müesses nizam II. Dünya Savaşının galibi ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa'nın kurduğu, KENDİ KONTROLLERİNDE, herkese belli değerler çerçevesinde var olma hakkı tanıyan, iki kutuplu bir düzen. Kendi güvenliklerini tehdit edecek yeni bir dünya savaşına, kaosa engel olma amacıyla kurmuşlar.

Konseyde, kimin haklı haksız olduğuna bakmadan kendi çıkarlarına göre kararları veto ediyor, dünyayı da böyle yönetiyorlar, patron olan onlar. Galip gelenlerin düzeni bu. Buna Almanya, Japonya dahi bütün gelişmişliklerine rağmen itiraz edemiyor, güçleri yetmiyor.

Ama biz ediyoruz.

Ekonomik güçleri, teknolojileri, gelişmişlikleri bizim 4-5 katımız olan bu devletlerin gücü yetmiyorsa bizimki hiç yetmez. Bunu bilmek, buna göre hareket etmek lazım.

Direkt ezilen, haksızlığa uğrayan halkların liderleri dahi uluslararası arenada bizim üslubumuzda konuşmuyor, hep iyi ilişkiler kurarak, ortak çıkarlar bularak ikna etmeye, anlatmaya çalışıyorlar.

Az önce patron olarak tanımladığım ülkeler dahi diğer ülkelere karşı çok diplomatik davranıyorlar. Hep bir "üzerinde çalışıyoruz, endişeleri anlıyoruz" halleri var. Kimse bizim yaptığımız gibi yapmıyor.

Bu düzeni değiştirecek gücümüz yoksa ki yok, mahallenin huzursuzluk çıkaran delikanlısı pozisyonuna düşmeye de gerek yok. Sonra kavgada hırpalanınca "kimse yardıma, geçmiş olsuna gelmedi" diye üzülüyoruz.

Yanlış anlaşılmak istemem; Cumhurbaşkanı söylediği çoğu şeyde haklı, itiraz ettiğim nokta o değil. Söylemeye çalıştığım şey haklı olmak yetmiyor. Dost edinmemiz ve daha çok güçlenmemiz lazım.

Bir de temkin tabii, sistem dışında kalan, çıkarların çatıştığı ülkelerin hali ortada. Allah korusun.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

Bunlar da ilginizi çekebilir..