İyi Yazarlar
İyi Okurlar

Kürşat Koyuncu

1 / Puan: 33827

Ankara

Abdullah Fakiroğlu

2 / Puan: 8189

İstanbul

Ömer Poyraz

3 / Puan: 6962

İstanbul

Sezer Emlik

4 / Puan: 6742

Bartın

Mümin Yolcu

5 / Puan: 5521

İstanbul

Bulut Sever

6 / Puan: 4990

İstanbul

Mustafa Karayel

7 / Puan: 4629

İstanbul

Payitaht İstanbul

8 / Puan: 4289

İstanbul

Mustafa Kılıç

9 / Puan: 2714

İstanbul

Ozan Bilican

10 / Puan: 2411

İstanbul

Aa

11 / Puan: 2033

İstanbul

Detroitli Kızıl

12 / Puan: 1781

İstanbul

Salieri Alt Tire

13 / Puan: 1627

İstanbul

Sıla Münir

14 / Puan: 1450

İstanbul

Osman Batur Akbulut

15 / Puan: 1376

Kırıkkale

Lagari Alıntılar

16 / Puan: 1174

İstanbul

Ali Turan

17 / Puan: 1125

İstanbul

Reşit Akpınar

18 / Puan: 1089

Erzurum
İstanbul

Ferit Çaydangeldi

20 / Puan: 1031

Ankara

Yamanduruş

21 / Puan: 1002

Sakarya

Ahmet Lalbek

22 / Puan: 968

Erzincan

Ali Osman Rothschild

23 / Puan: 966

Ankara

Mücahid Cesur

24 / Puan: 946

İstanbul

Ahmet Demir

25 / Puan: 910

İstanbul

Emre Keleş

26 / Puan: 906

Ankara

Müsemma Şahin

27 / Puan: 881

İstanbul

Aykut Giray

28 / Puan: 866

Yozgat

Muharrem Morkoç

29 / Puan: 864

İstanbul

Mesut Toprak

30 / Puan: 855

Ankara

Bir sonraki paylaşıma yaklaşık 02 saat 31 dakika kaldı.

Dio Pane Libertà yazdı, 439 kez açıldı, 3 misafir beğendi, 1 yorum yapıldı.
19 Eki 16 14:00
Kim Kaldı Eski İslamcılardan?

İslamcılık bir tepkidir.

Herkesin ağzında bir islamcılıktır gidiyor ama sahi nedir bu islamcılık? Kimlerdir ilk islamcılar diyebilirsiniz. Bir süre düşününce daha önce bu konuda hakkında bilgi sahibi olmadığımı, yüzeysel olarak duyduklarımla yetindiğimi fark ettim. Ha bu arada sanmayın ki şu anda çok şey biliyorum. Aksine henüz araştırmaya başlayalı birkaç hafta oldu ancak dayanamadım ve bir meseleye dikkat çekmek istedim.

Öncelikle sizi belki sıkacak olan birkaç bilgi vermeyi ve sonrasında asıl söylemek istediğimi söylemeyi düşünüyorum. Bu soru formatında olsa da esasen cevabını kendi adıma verdiğim için bu yazıyı kaleme alıyorum. Bu düşünce zihnimi öylesine meşgul ediyor ki bunları yazmak artık benim için bir zorunluluk oldu. Samimi bir havada geçecek olan yazıda ilmi bir şeyler aramamakta fayda var.

İslamcılık dediğimizde akla hangi isimler gelir? Şahsen benim aklıma ilk olarak klasik bir kaç isim geliyor. Cemaleddin Afgani, Reşid Rıza ve Muhammed Abduh. Onları islamcılığın fikir babaları yapan yalnızca yaşadıkları dönem miydi? Bunun etkisi gözardı edilemez elbette. Zira Fransız devrimi olmuş etkileri tüm dünyayı kasıp kavuruyor, sanayi devrimi desen İngiltere sınırlarını çoktan aşmış ve işçiler patronlarına karşı örgütlenme yarışına girmiş. Bilginin çoğalması, kitapların, mecmuaların basımı ve iletişimin gelişimiyle beraber dünyanın bir ucundan öbür ucuna ulaşım bir hayli kısalmış. Küreselleşme yahut globalleşme hangisini kullanıyorsanız iliklerimize kadar hissedilir olmuş. Bu dönemde Asya ve Afrika toprakları başta olmak üzere ümmet coğrafyası Fransızların, İngilizlerin ve türevlerinin postalları altında ezilirken, Müslümanlar kimliklerini kaybetmemek için çıkıp bütün bunlara itiraz ediyor ya. İşte o itirazın adıdır İslamcılık.

Cemalettin Afgani Muhammed Abduh Reşid Rıza.

Bu yönüyle islamcılık ve islam, aralarındaki yüzyıllara rağmen benzer süreçlerden geçmiştir. İslam da tıpkı islamcılık gibi bir tepkidir, bir itirazdır. Yakıp yıkmaya, kız çocuklarını gömmeye, cehalete, faize, mal mülk biriktirme yarışına, koltuk sevdasına, fitneye ve fesada. Bütün bunlara bir itiraz İslam. Haliyle İslamcıların da sürmekte olan düzene sessiz kalmaları beklenemezdi.

Peki ama bu İslamcıların derdi tam olarak ne? Kısaca bahsedelim.

Cemaleddin Afgani

Dileyenler hayatı hakkında detaylı bilgiyi çeşitli yayınlardan elde edebilir. Biz onun hayatıyla ilgili anektodlara ve görüşlerine yer vererek üzerinde kısaca durmayı düşünüyoruz. İlk olarak ilgimi çeken hayatının bir kesiminde İstanbul’a da gelmiş olan Afgani, önce Türkçe öğrenmiş ardından burada çeşitli dersler, konferanslar vermiştir.

Fakat birçokları gibi o da tepkilerden nasibini alarak İstanbul’u terk etmek zorunda kalmıştır. Onun din adamları tarafından tepkiyle karşılanan konuşmasından kısa bir kesit paylaşmak istiyorum.

Nübüvvet ilahi bir hediyedir ki, bu nimete çalışmakla ulaşılamaz. Cenâb-ı Hak kulları arasından kimi isterse ona verir bu nimeti (En’am Suresi, 124). Hikmet işi düşünmeyle, fikir ve düşünce gelişmesiyle, malumat zenginliğiyle elde edilir. Bir de nübüvvet hükümleri iğrenç batılın hücumundan uzak olan ilâhî ilim üzerine oturmuştur ki, insanoğlu ona inanmakla mükelleftir. Hikmet sahiplerinin ileri sürdüğü fikirlere gelince, bunlar ilâhî hükümlere uydukça kabule şayandır, hepsini kabul etmek mecburiyeti yoktur. Akla uygun olmayanlar reddedilir.

Tepkilerin ardından 1871’de Kahire’ye gitmek zorunda kalan Afgani, Muhammed Abduh ile ortak çalışmalarda bulundu. Bununla birlikte Mısır’da mason localarıyla ilişki içerisinde olan Afgani zaman zaman siyasi ve sosyal çıkarları uğruna bu localara -işbirliği yapmak için- kaydolsa da daha sonra Mısır Locasını ziyaret için gelen İngiltere Veliahtı Mısır’dayken bir hutbe okuyarak masonluğu kınadı ve istifa etti.

Hayatı boyunca Afganistan, İstanbul, Mısır, Hindistan, Fransa, İran, Rusya ve Londra gibi önemli bölgelerde bulunan Afgani İstanbul’da vefat eder. Ne yalan söyleyeyim bir insan yaşayacaksa böyle yaşamalı. Hayaller/hayatlar hakikaten.

Sıradaki isim: Muhammed Abduh

Muhammed Abduh, Afgani ile tanışarak birlikte hareket etmiş ve görüşlerinden etkilenmiştir. El-Ezher’de ciddi başarılar da elde eden Abduh Türkiye toprakları dışında çıkan ilk Türkçe gazete olan Vaka-i Mısriyye’de editörlük yapmış ve Afgani ile birlikte Urvat’ül Vüska’yı çıkarmıştır. Daha ziyade mutezile’ye yakın görüşleri olan Abduh’un tüm görüşlerini, fikirlerini kabul etmediğimi de buradan belirtmek isterim. Asıl Reşid Rıza’yı görün siz, bu üçlüden en çok onu severim zira.

Reşid Rıza, Suriye’de doğup Mısır da vefat etmiş ve Abduh’un sıkı takipçilerinden olmuştur. Kendisi hakkında yapılan en güzel yorumun “yer yer reformist, yer yer radikal” olduğunu düşünüyorum. Batılı sömürgeye karşı mücadelesinin yanında eleştirel düşüncenin ilerlemesi için de uğraş vermiştir.

Dinin bidatlardan ve Batı etkilerinden arındırılması gerektiğini belirtse de içtihadlar yolu ile çağdaş gerçekliklere uygun olduğunu savundu. Sufîleri ve tarikatları eleştirdi. Ulemanın düşünmekten ve sorgulamaktan uzak olduğunu belirttiği kör taklitçiliğinin bilim ve teknolojide geri kalınmasının nedeni olduğunu öne sürdü.

Tabii ben buraya bütün görüşlerini almıyorum, alamam da. Bunun ilmi bir makale olmadığını da başta söylemiştim, esasen amacım bir noktaya dikkat çekmekti. İslamcılığın fikir babası sayılacak üç isim saydık ve açıkça gördük ki üçü de dönemin din adamları tarafından eleştirilmiş, tekfir edilmiş. Şimdi soruyorum size, o İslamcılardan günümüzde kim kaldı?

İktidar hırsı için darbe teşebbüsünde bulunarak sivilleri öldüren caniler mi?

Din tüccarlığı yapıp terlik ve kefen satmaya çalışanlar mı?

Hocalarının kitaplarını, Allah’ın kitabından fazla okuyanlar mı?

Yoksa yalnızca Allah’ın kitabını yüceltmek adına ömrünü feda etmiş, devrimci peygamberin devrimci ilkeleri uğrunda mücadele veren; mal mülk, makam, koltuk peşinde değil, Allah rızası peşinde olanlar mı?

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.
Bunlar da ilginizi çekebilir..