İyi Yazarlar
İyi Okurlar
Ankara
Bartın
İstanbul

Ömer Poyraz

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul

Bulut Sever

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul

Aa

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
İstanbul
Kırıkkale
Erzurum
İstanbul

Ali̇ Turan

İstanbul

İstanbul
Erzincan
Sakarya
Ankara
Yozgat
İstanbul

Ahmet Demi̇r

İstanbul

İstanbul
İstanbul
İstanbul
Ankara
Bulut Sever yazdı, 24 kez açıldı, 8 kişi beğendi, 3 yorum yapıldı.
30 Eki '16 01:00

Bulut Sever

İstanbul

1908'Den 1922'Ye Cumhuriyet

1d888845a30ef62a2488408a26fe167d1477753410

Osmanlı Devleti, resmi tarihin bize verdiği tarih ile 1 Kasım 1922 tarihinde son bulduğu yazar.

Resmi tarih böyle yazar fakat aslında Osmanlı Devleti II. Meşrutiyetin ilan edildiği 1908 yılında ve tam manasıyla II. Abdülhamid Han’ın tahttan indirilişiyle sonlanmıştır.

1908’den 1922’ye kadar sürede bir fetret devri yaşanmış ve bu yıllar arasında gelen iki padişah ne yazık ki bir hüküm sürmemiş, Meşrutiyetin ilanıyla yönetimi ele geçiren kadro bu ara dönemde asıl hüküm süren olmuştur.

Devlet bu zamana kadar o kadar yıpranmış olmasına rağmen o kadar büyüktür ki ‘resmiyette’ bitmesi bu kadar uzun sürmüş ve bu süre zarfında devletin toprakları hani neredeyse tamamına yakını kaybedilmiştir.

1910’lara doğru zannedildiği üzere, evet devlet çok yıpranmıştır fakat artık ‘hasta adam’ lafzından ayağa kalkmış, doğrulmuş bir insan olmuştur.

II. Abdülhamit Han döneminin sonlarına gelindiğinde, sürdürmüş olduğu istibdat(!) döneminde devletin borçlarının büyük bir kısmı ödenmiş, Hicaz demiryolu gibi dönemin çok büyük projesi olarak adlandırılabilecek bir proje hayata geçirilmiş, hassaten Anadolu'nun hemen her yer ve köşesinde çeşitli niteliklerde irili ufaklı eğitim kurumları açılarak eğitim reforme edilmiştir.

1908’den sonra yönetimin İttihat ve Terakki'nin eline geçmesiyle birlikte Balkanlarda başlayan isyanlar kısa sürede Balkan Savaşlarına dönüşmüş ve ‘vatan’ bellediğimiz, yurt edindiğimiz ve bunları gerçekleştirmek için uzun yıllar ve çabalar sarf ettiğimiz o topraklar pek kısa süre içerisinde İttihat ve Terakki yönetiminin ordu ve bürokraside yaptığı tasfiyeler ve değişiklikler nedeniyle kaybedilmiştir.

1914 yılına gelindiğinde Osmanlı Devleti, tabiri caizse, saraylarının çinilerine kadar yağmalanmış bir halde, tek sermayesi kalan yetişmiş olsun/olmasın Müslüman tebaasının dini ve devleti için can verme iştiyakı ile I. Dünya Savaşına girmek zorunda kalmıştır.

Müttefik devletlerin dahi arkasından iş çevirdiği bu koca devlet, dört bir yanında cepheden cepheye şehit vermiş fakat neticeyi değiştirememiştir.

Balkan Savaşlarıyla başlayan ve dünya savaşıyla devam eden bu süreç sadece Osmanlı Devletinin yıkılması için yapılmamıştır elbet. Bu süreç aynı zamanda II. Abdülhamid Han’ın bir inci dizer gibi 30 senede her alanda ve manada yetiştirdiği bir neslin katledilmesi, hem de Müslüman Türk kesimin Balkanlar’dan, Kafkasya’dan, Ortadoğu’dan atılması ve bu esnada bu halkın Anadolu’ya taze güç olarak gelmemesi için de çok miktarda kayıp verdirilebilmesi içindi.

Resmi olmayan rakamlara bakarak ifade edecek olursak hayatını kaybeden Müslüman Türk sayısının 5 milyon civarı olduğunu yazabiliriz.

Kısacık süre zarfında bu zarara sebep olan İttihat ve Terakki ve yöneticileri ‘Üç Paşalar’ olarak adlandırılan Enver, Talat ve Cemal Paşalar belki de kullanıldıklarını anlayamadan, onları kullanan güçler tarafından her şeyi bırakıp kaçtıkları yerlerde öldürülmüşlerdir.

Ve ne yazık ki, ilerleyen yıllarda bu üç isim sanki bu yıkımdan hiç sorumlu değilmişcesine kahramanlaştırılmıştır.

İttihat ve Terakki ortadan silinmiş, yöneticileri ortadan kaldırılmış ve bu süreç devam ederken yeni bir operasyon için yeni insanlar palazlandırılarak gereken yapılmıştır.

Ve o tarihten bu yana o ecdadın nesilden nesile evlatları olanları bir hikâye olarak dinlemiştir.

Her sene olan kutlamalar işte bu gerçeklerin bilinmemesinin bir tezahürü olarak devam etmektedir.

Paylaşımı nasıl buldunuz?
Çok beğendim.
Beğendim.
İdare eder.
Beğenmedim.

Misafir

06 Ara '16 13:53

güzel bir tarih okuması...

CEVAPLA
30 Eki '16 10:37

Misafir

Bir millet için bağımsızlık ekonomik ve sosyal yaşantı inanç bağlamında hür olması cumhuriyet kelimesiyle kandırılmış adeta manda ülke de gibi yaşamış sebebi ise fakru zaruret olmuştur bundan sonra dayatmanın işi zor

CEVAPLA
Bunlar da ilginizi çekebilir..
Siz de Türkiye yazarı olmak ister misiniz?
Kaydol